T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/77 Esas
KARAR NO : 2025/169
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/02/2024
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili şirket arasında akdedilen iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki rekabet yasağına ilişkin olarak düzenlenmiş olan Rekabet Yasağı Sözleşmesine aykırı davranması nedeni ile davalının ödemesi gereken cezai şartın tahsili ile ilgili olduğunu, dava konusu uyuşmazlık bakımından ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, TBK 89. madde kapsamında sözleşmenin ifa edildiği yerin, işlerin merkezden görüldüğü ve davalının yaptığı işle ilgili tüm verilen tutulduğu, eş deyişle işlerin esasında yürütüldüğü yer olan ... bölgesi olduğundan, HMK 10. maddesi gereği mahkemenin huzurdaki davaya bakmaya yetkili olduğunu, davanın kısmi alacak davası şeklinde açılmış olduğu ile ilgili olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. Maddesi hükmünün açık olduğunu, müvekkili şirketin davalıdan olan alacağının şimdilik belirli bir kısmının tahsili amacıyla işbu kısmi alacak davasının açıldığını, arabuluculuk son tutanağının anlaşamama ile sonuçlandığını, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi akdedildiğini, akdedilen rekabet yasağı sözleşmesinin 3. maddesinin açık olduğunu, davalı ile müvekkili şirket arasında akdedilen işbu rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranılması halinde yaptırımın ne olacağı hususu sözleşmenin 5. maddesinde düzenlendiğini, müvekkili şirket ile davalı arasındaki iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından davalının, müvekkili şirket ile aynı faaliyet konusunda hizmet veren bir şirket olan ... isimli firmada kurucu ortak sıfatıyla yer aldığını, şirketin alarm ve güvenlik alanında faaliyet gösterdiğini, davalının aynı sektörde çalıştığını ispatlayacak olan ... isimli firmaya ait belgelerin SGK ve sicilden istenmesini, davalı ile müvekkili şirket arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi yazılı olarak düzenlendiğini ve davalı tarafından imzalandığını, davalının müvekkili şirket bünyesinde satış müdür yardımcısı olarak çalıştığını, görevi gereği müvekkili şirketin tüm müşteri portföyüne, ticari sırlarına, işverenin yapmış olduğu işe, müşterinin iletişim adresleri başta olmak üzere diğer kişisel bilgilerine ulaşabilecek pozisyonda yer aldığını, davalının aynı sektörde iştigal eden... şirketinde kurucu ortak olarak çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin müşteri portföyünü, ticari sırlarını ve diğer bilgilerini kullanarak müvekkil şirketin önemli ölçüde müşteri kaybına ve dolayısıyla zarara uğramasına neden olabileceğini, rekabet yasağı sözleşmesi, 4. maddede de görüleceği üzere, kanuna uygun olarak yer, zaman ve konu bakımından sınırlandırıldığını, bu bakımdan da geçerliliğinde şüphe bulunmadığını, davalının İstanbul ilinin coğrafi alanı ile sınırlı olmak kaydıyla, 2 yıl süre boyunca müvekkili şirket ile aynı iş kolu olan alarm ve görüntüleme sistemleri aracılığıyla bireysel ve kurumsal müşterilere elektronik güvenlik hizmeti sunan başka bir firmada çalışmamayı taahhüt ettiğini, dava dilekçesi ve cezai şart talebiyle ilgili belirtmek istedikleri bir diğer hususunda rekabet yasağı sözleşmesinde kararlaştırılan 2 yıllık rakip firmada çalışma yasağı ve belirlenen 1 yıllık brüt maaş tutarındaki cezai şartın uzun süreli ve fahiş olmadığı orantılı ve ölçülü olduğu yönünde olacağını, müvekkili şirket müşterileriyle ekseriyetle 24 ay süreli sözleşmeler akdettiğini, davalının rekabet yasağında belirtilen süre de bu süreye göre belirlendiğini, burada dikkat edilmesi gereken en önemli hususun ölçülülük ilkesi olduğunu, müvekkili açısından önem arz eden en önemli sırın müşteri portföyü olduğunu, 24 ay süreyle sözleşmeyle bağlı olan müşterilerinin davalı veya herhangi bir personelinin rekabet yasağına aykırılığı sebebiyle müvekkili şirketle olan hukuki bağını sonlandırmak istemesinin müvekkili şirket açısından büyük bir risk teşkil ettiğini, belirtilen rekabet yasağı sözleşmesinin ilgili hükümleri göz önünde bulundurulduğunda davalı ile müvekkili şirket arasında geçerlilik şartlarına haiz rekabet yasağı sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, işbu sözleşmeye açıkça aykırı davranarak aynı sektörde faaliyet gösteren şirkette işe başlayan davalının son brüt ücreti üzerinden hesaplanan cezai şart bedelinin müvekkil şirkete ödenmesi gerektiği hususunun açık olduğunu, dilekçe ekinde sunulan fesih bildiriminde de görüleceği üzere davalının son brüt ücreti üzerinden hesaplanan 12 aylık brüt ücret toplamından şimdilik kısmi olarak 1.000 TL cezai şartın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taraflarına ödenmesini talep ettiklerini, açıklanan ve Mahkemece resen tespit edilecek olan hukuki sebeplerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, davalının, rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranması sebebiyle işbu sözleşmenin 5. maddesinde de belirtildiği üzere davalının son brüt ücreti üzerinden hesaplanan 12 aylık brüt ücret toplamından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik kısmi olarak 1.000,00 TL tutarındaki cezai şart tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacıya ait şirket bünyesinde ilk olarak 12.05.2009 tarihinde satış danışmanı olarak çalışmaya başladığını, süreç içerisinde işindeki başarıları sebebiyle kıdemli sistem danışmanı, uzman sistem danışmanı ve son olarak da satış müdür yardımcısı unvanı ile çalışmasını iş akdinin davacı şirket tarafından haksız şekilde feshine dek sürdüğünü, İş akdi feshedilen müvekkilinin, davacı şirkete karşı kıdem ve ihbar tazminatı ile sair işçilik alacaklarının tahsili amacıyla ... 17. İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile dava ikame ettiğini, davanın 05.03.2015 tarihinde .. 17. İş Mahkemesi'nin... Esas, ... Karar sayılı kararı ile müvekkilin lehine sonuçlandığını, müvekkilinin davacı şirket bünyesinde bu kez 03.06.2020 tarihinde "satış müdür yardımcısı" olarak yeniden çalışmaya başladığını ve eski dönemde olduğu gibi büyük başarılar elde etmekte iken 10.05.2021 tarihinde davacı şirket tarafından iş akdinin yine haksız ve hukuka aykırı şekilde feshedildiğini, müvekkil tarafından ikame edilen işe iade istemli davanın ... 24. İş Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı, 01/07/2022 tarihli ilamı ile kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, evli ve bir kızı olan müvekkilinin ailesinin geçimini sağlayabilmek adına işten çıkış tarihi olan 10.05.2021'den sonraki 6 aylık işsizlik dönemi akabinde 10.11.2021 tarihinde "... Şirketi" unvanlı şirkette satış sorumlusu olarak işe başladığını, halen aynı şirkette görevine devam ettiğini, müvekkilinin, davacı şirket tarafından işten çıkarılması ile yeni işyerindeki görevine başladığı tarih arasındaki 6 aylık dönemde herhangi bir işte çalışmadığını, başkaca bir ticari faaliyette de bulunmadığını, tüm bu hususların SGK kayıtları ile sabit bulunduğunu, müvekkilin 10.11.2021 tarihinde göreve başladığı şirket olan ...A.Ş, Enerji meslek grubunda olan ve "... tüketicilere satışı ile iştigal etmek..ve anasözleşmesinde yazılı olan diğer işler" konusunda faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davacı ... Şirketi'nin iş konusunun "5188 sayılı özel güvenlik hizmetlerine dair kanun ve bu kanuna dayalı olarak hazırlanan tüzük ve yönetmenlikler çerçevesinde belirtilen koruma güvenlik ve eğitim hizmetlerinin verilmesi...ve anonim şirket anasözleşmesinde yazılı olan diğer işler" olması karşısında huzurda açılan davanın yersiz ve haksız olduğunun tartışmasız olduğunu, davacının dayanak olarak gösterdiği rekabet yasağı sözleşmesinde rekabet yasağının, yalnızca kendi faaliyetlerini sürdürdükleri iş kolu için geçerli olduğu, firmanın, alarm ve görüntüleme sistemleri aracılığıyla bireysel ve kurumsal müşterilere elektronik güvenlik hizmeti sundukları, çalışan'ın bu işkolu dışında serbestçe çalışabileceği hususunun hükme bağlanmış bulunduğunu, müvekkilinin davacı şirkete karşı rekabet yasağına aykırı bir fiilde bulunmadığını, bu durumun gerek SGK gerekse İTO kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkili ile davacı şirketin iş ilişkisi sonlandıktan sonra bambaşka bir sektörde faaliyet gösteren bir firmada çalışmaya başladığını ve halen çalıştığını, izah edilen ve resen gözetilecek nedenler ile haksız ve kötüniyetle ikame edilen davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
Taraflar arasında imzalanan 03/06/2020 tarihli Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Gizlilik Sözleşmesi, ticaret sicil kayıtları, Süresiz iş sözleşmesi ve SGK işe giriş bildirgesi, SGK işten ayrılış bildirgesi, ... 47. Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, Arabuluculuk Tutanağı, davacı ve ... Ltd. Şti. ye ait .. Ticaret Odası Şirket Tescil Kaydı ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi İlanı, İTO kaydı, davalının ücret bordroları ve iş yeri özlük dosyası, davalıya ait SGK hizmet dökümü cetveli, ... 17. İş Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı kararı, ... 24. İş Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı kararı, ...A.Ş.de davalının çalışmasına ilişkin özlük dosyası celp edilmiştir.
Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasına dayalı olarak açılan cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkindir
Davalı ... 03/06/2020-10/05/2021 tarihleri arasında davacı ...A.Ş.de satış müdür yardımcısı olarak çalışmıştır.
Davalı, davacı şirketteki çalışmasını 10/05/2021 tarihinde sonlandırdıktan sonra, 10/11/2021 tarihinde ... A.Ş.'de satış sorumlusu olarak çalışmaya başlamıştır.
Ne var ki, davacı dava dilekçesinde, kendisi ile aynı alanda faaliyet gösterdiğini iddia ettiği ... Ltd. Şti.nde davalının kurucu şirket ortağı unvanı ile çalışmaya başlamış olması nedeniyle rekabet yasağı ihlal edildiğini ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Davacı rekabet yasağına aykırılık noktasında taraflar arasında akdedilen ve varlığı tartışmasız olan 03/06/2020 tarihli Rekabet Yasağı Sözleşmesine dayanmaktadır.
Rekabet yasağına ilişkin olarak, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye bakılması zorunludur.
Rekabet Yasağı Sözleşmenin 4.maddesi "Çalışanın ekonomik geleceğini tehlikeye atmamak adına rekabet yasağı şu sınırlandırmalara tabi tutulmuştur. A.Yer: Rekabet yasağı, İstanbul ilinin coğrafi alanı ile sınırlı olarak ön görülmüştür. Diğer iller, işbu rekabet yasağı sözleşmesinin kapsamı dışındadır. B. Zaman: Rekabet yasağı, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte başlar ve iki yıl boyunca devam eder. Bu sürenin sona ermesiyle, işbu sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağı taahhüdü de ortadan kalkar. C. Kapsam: Rekabet yasağı, yalnızca işverenin faaliyetini sürdürdüğü iş kolu için geçerlidir. İşveren, alarm ve görüntüleme sistemleri aracılığıyla bireysel ve kurumsal müşterilere elektronik güvenlik hizmeti sunmaktadır. Çalışan bu iş kolu dışında serbestçe çalışabilir."
Rekabet Yasağı Sözleşmenin 3. maddesi "Çalışan 4.maddedeki sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla; işverenin iş kolunda faaliyet gösteremeyeceğini, faaliyet gösteren bayi ve acenteler de dahil olmak üzere bir başka gerçek ya da tüzel kişi nezdinde çalışamayacağını; bunlarla ortaklık ilişkisine giremeyeceğini, bunlara danışmanlık veremeyeceğini, bunlar ile herhangi bir ticari ilişki içerisinde bulunamayacağını taahhüt eder"
Rekabet Yasağı Sözleşmenin 5. maddesi "Çalışan, rekabet etmeme borcuna aykırı davranır ise işverene, son brüt ücreti üzerinden hesaplanacak 12 aylık ücretinin toplamı kadar cezai şart öder. Bu cezai şart tenkis edilemez." şeklinde düzenlenmiştir.
Rekabet Yasağı Sözleşmesinin 3, 4. ve 5. maddeleri rekabet yasağı anlaşmasına ilişkin olarak; rekabete aykırı davranışlar ile cezai şarta ilişkin hukuksal sonuçlar düzenlenmiştir.
Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir (TBK 444). Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. (TBK 445).
Anılan Yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, rekabet yasağı anlaşmasının taraflar arasında yazılı olarak düzenlendiği, davalının fiil ehliyetine sahip olduğu, rakip bir işletme açmanın rekabet yasağı hali olarak sözleşmede taraflarca kararlaştırıldığı, davalı işçinin satış müdür yardımcısı olması sebebiyle davacının müşteri çevresi ve yaptığı işler hakkında bilgi sahibi olduğu, rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünde bölgesel sınırlandırma yapıldığı, diğer taraftan sözleşmede rekabet yasağının 2 yıl süre ile sınırlandırıldığı ve Kanunda belirtilen yasal süreye uygun olduğu, hasılı rekabet yasağının 6098 s. TBK 444. ve 445. madde hükümleri uyarınca mahkememizce geçerli ve bağlayıcı olduğu sonucuna varılmıştır.
Rekabet yasağı anlaşmasının geçerliliğine yönelik gerekçe tamamlandıktan sonra, davalının esas hakkında ileri sürdüğü savunmaların tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı, kendisi ile aynı alanda faaliyet gösterdiğini iddia ettiği ... Ltd. Şti.nde davalının kurucu ortak unvanı ile çalışmaya başlaması nedeniyle rekabet yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Dayanılan vakıa çerçevesinde uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması zorunludur.
Buna karşılık davalı, 10/05/2021 tarihinde davacı şirketten ayrıldıktan sonra 6 aylık dönemde herhangi bir işte çalışmadığını, şirket ortaklığı ya da benzeri bir ticari faaliyette de bulunmadığını savunmuştur. Ayrıca, 10/11/2021 tarihinde dava dışı ... A.Ş. de çalışmaya başladığını ancak şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesi uyarınca iş kolu farklı bir şirkette çalışmasının mümkün olduğundan rekabet yasağı koşullarının oluşmadığını ifade etmiştir.
Davacı tarafından dayanılan vakıa kapsamında ... Ltd. Şti.nin tüm ticaret sicil kayıtları celp edilmiştir. Şirketin 18/02/2011 yılında kurulduğu, kurucu ortaklarının ... ve ... olduğu, 03/09/2018 tarihinde kurucu ortaklar tarafından pay devri yapılarak halihazırda şirketin tek ortaklı limited şirket olarak ve münferit yetkilisinin Mustafa Baran olduğu tespit edilmiştir.
Bu çerçevede, davalı ...'ın iddia edilenin aksine ...Ltd. Şti.nin kurucu ortağı ya da sonraki tarihlerde ortağı ya da yetkilisi olmadığı ticaret sicil kayıtları uyarınca tespit edilmiştir. Hasılı, davacı bu yöndeki iddiasını/ vakıasını ispat edememiştir.
Kaldı ki, taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinin 4/b. maddesi uyarınca rekabet yasağının iş sözleşmesinin sona erdiği 10/05/2021 tarihinden itibaren 2 yıl süre ile geçerli olduğunun taraflarca kabul edildiği, ticaret sicil kayıtları uyarınca ...Ltd. Şti.nin ise bu tarihten çok öncesinde 2011 yılında kurulduğu açıktır. Yine, davalının ...Ltd. Şti.nde herhangi bir ortaklık ilişkisinin ve çalışması bulunmamaktadır. .
Davacı dava dilekçesinde vakıa olarak yalnızca davalının ...Ltd. Şti.nde davalının kurucu ortak unvanı ile çalışmaya başlamış olması nedeniyle rekabet yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş, davalının başka bir şirkette çalışmaya başlaması ise dava dilekçesinde rekabet yasağına aykırılık kapsamında vakıa olarak dahi dayanılmamıştır.
Bu itibarla, vakıa olarak dayanılmayan bu durum esas itibariyle uyuşmazlık konusu da değildir.
Ancak, mahkememizce eksik tahkikat olmaması, gerekçenin bütünlük arz etmesi, rekabet yasağı sözleşmesinin 3. maddesi gözetilerek bu konuda ayrıca gerekçe oluşturulması yoluna gidilmiştir.
Davalı, davacı şirketteki çalışmasını 10/05/2021 tarihinde sonlandırdıktan sonra, 10/11/2021 tarihinde ...A.Ş.'de satış sorumlusu olarak çalışmaya başlamıştır.
Davacı ...A.Ş. ile dava dışı ...A.Ş.nin ticaret sicil kayıtları celp edilmiştir. Bahsi geçen şirketlerin özellikle iştigal konularına ilişkin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, davacı ... A.Ş.nin nace kodu: 80.20.01 olup güvenlik sistemleri hizmeti verilmesi alanında faaliyet gösterdiği, dava dışı...A.Ş.nin ise nace kodu: 35.14.04 olup elektrik enerjisi ticareti ve toptan satışı faaliyetinde bulunduğu tespit edilmiştir. Bu çerçevede, davacı şirketin ve dava dışı şirketin iştigal konuları ve faaliyet alanları tümüyle farklıdır. Dolayısıyla, faaliyet alanlarının farklı olması sebebiyle rakip şirketler olmasından bahsedilemez.
Esasen, taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinin 4/c. maddesi uyarınca rekabet yasağının davacı şirketin elektronik güvenlik hizmeti alanı ile sınırlı olduğu, davalının bu iş kolu dışında serbestçe çalışabileceği de vurgulanmıştır.
Davalının görevi, iş tanımı ile ... A.Ş.nin faaliyet alanı bakımından davalının aynı veya benzer bir işte çalışmadığı, bu itibarla davalının davacıya ait müşteri çevresi ile ilgili bilgileri diğer şirkette kullanarak davacıya herhangi bir zarar verme tehlikesinin olmadığı belirlenmiştir.
Bu itibarla, rekabet yasağına yönelik koşulların oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin konuya ilişkin kararlarında da sıklıkla işaret edildiği üzere; rekabet yasağı sözleşmelerinin TTK bünyesinde düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin özel bir şekli olduğu,, somut bir zararın doğmuş olmasının gerekmediği ve haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeniyle bir zarara düçar olma tehlikesinin varlığının yeterli olduğu (Yargıtay 11. HD. ... E. ... K.) benimsemişse de;bu tehlikenin ne şekilde ortaya çıktığı varsayımlar ve ön kabullere göre değil ve fakat açık delillerle ortaya konulup kanıtlanmalıdır. Somut olayda, davalının hangi işlem ve eylemleri ile rekabet yasağına aykırı davrandığı ortaya konulup kanıtlanabilmiş de değildir. Nitekim, davacı tarafça, davalının davacı şirkette ticari sır niteliğindeki hangi bilgileri edindiği, ne şekilde kullandığı veya kullanabileceği, davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı veya uğratabileceğinin somut iddialarla dahi ortaya konulamamıştır. (Sakarya BAM 7. HD. ...E...K.)
Mahkememizce varılan sonuç, kabul, kanaat ve açıklanan gerekçelerle, davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 427,60 TL harcının mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA.
4-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE
5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa veya vekillerine İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/02/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır