T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/770 Esas
KARAR NO: 2024/884
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 29/07/2022
KARAR TARİHİ: 12/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin bir tanıdığı vasıtasıyla tanıştığı ...'na kayıtlı Av. ...'a icraya koyulmak üzere senet verdiğini bununla birlikte 1.000,00 TL elden ücret ödemesi yaptığını, ... 10. Noterliğinden vekaletname çıkarttığını ve kendisine verdiğini, ancak davalı vekaletnameyi aldıktan sonra hemen işlemleri başlatılacağını beyan etmesine rağmen senedi işleme koymadığını, senet davalıda kaldığından dolayı kendisinin de icra işlemlerini başlatamadığını, bu suretle senedin zamanaşımına uğradığını, bu arada senet borçlusunun vefat ettiğini, müvekkilinin e-devlet üzerinden senedin icraya konulmadığını görmesi üzerine bu kez savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, ... 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 02/07/2021 tarih ve ... Esas, ...Karar sayılı kararı ile görevi kötüye kullanmak suçundan mahkumiyetine karar verildiğini, verilen kararın 08/09/2021 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin icraya konulmamış senet nedeniyle maddi zarara uğradığını, bu nedenle davacının uğradığı zararı davalıdan tazmin etmesi gerektiğini beyan ederek davanın kabülünü, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartı ile şimdilik 20.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu suretle iddiaların inkarı cihetine gidildiği anlaşılmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, davalıya teslim edilen senedin işleme konulmamasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
... 11.Tüketici Mahkemesi'nin 01/10/2024 tarihli... Esas ... Karar sayılı kararı ile, davalının 15/12/2017 tarihli vekaletname ile davacıyı vekil tayin ettiği anlaşılmakla birlikte, davaya konu 02/12/2014 tanzim, 10/11/2015 ödeme günlü, 72.000,00-TL bedelli bononun icraya konulması amacıyla davalıya verildiğini ispata yarar taraflar arasında düzenlenmiş yazılı sözleşme bulunmadığı gibi, davalının da bu yönde bir kabulünün olmadığı, davaya konu senet incelendiğinde de senedin tüketici senedi olduğunu gösteren herhangi bir ibareye rastlanmadığı, kambiyo senetlerinin borçtan mücerret olduğu, dolayısıyla davaya konu bononun tüketici hukuku ve taraflar arasında var olduğu iddia edilen sözleşme yönünden incelenmesi olanağı bulunmadığı anlaşılmakla ve uyuşmazlığın temelde kambiyo senedinden kaynaklandığı sonuç ve kanaatine varılmakla, 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak davaya bakma görevi asliye ticaret mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın Mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır.
Davanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gereken ve kamu düzeninden olan görev hususunun dava şartı niteliği ile öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi, başka bir anlatımla somut olay bakımından Mahkememizin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi zorunludur.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir.Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778/1-h maddesi atfıyla aynı Kanun'un 749.maddesinde yer alan "(1) Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(2) Hamilin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği istemler, süresinde çekilen protesto tarihinden veya senette “gidersiz iade olunacaktır” kaydı varsa vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(3) Bir cirantanın başka cirantalarla düzenleyen aleyhine ileri süreceği istemler, cirantanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar." hükmü uyarınca dava konusu uyuşmazlıkta bono 02/12/2014 tanzim ve 10/11/2015 ödeme tarihli olup zamanaşımını kesen sebebin varlığından bahsedilmediğinden bononun zamanaşımına uğradığı konusunda tereddüt bulunmadığı, zamanaşımına uğramış bono ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmediği, kaldı ki davanın, Türk Ticaret Kanununun 778. maddesi atfıyla bonolar için de uygulanan ve poliçelerde sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 732. maddesine dayalı bir istemi de içermediği açıktır.
Dava veya takibin konusunun bono ya da çek gibi bir kambiyo senedine dayalı olmasının tek başına davanın ticari dava olduğunu göstermeyeceği, kaldı ki somut olayda davalı taraf avukat olup bononun iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiğinden bahsedilemeyeceği, bu itibarla nisbi ticari davanın varlığından da söz edilemeyeceği, görev, kamu düzenine ilişkin olduğu için yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği, bu sebeple 6102 sayılı Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bononun bono vasfını kaybedip yazılı delil başlangıcına dönüştüğü (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/02/2008 tarih ... Esas ... Karar) hususları göz önüne alınarak görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
1-Davanın Mahkememizin görevsizliği sebebiyle dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,
2-Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında kararın taraflarca süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine,
Bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-Belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce ...m.20 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraf vekillerine bildirilmesine,
4-Yargılama, harç ve giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/12/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır