T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/804 Esas
KARAR NO: 2025/247
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/12/2024
KARAR TARİHİ: 26/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı ... aleyhine ... 22.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibi neticesinde, davalıya ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak ödeme emrine itiraz ettiğini, icra takibinin durduğunu, müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, Davacı ile davalının 2021 yılında, tarafların ortak arkadaşı olan ... aracılığı ile tanıştıklarını, davalının arkadaşı olan ... beyin firmasına ait personel kıyafetleri ihalesinin, kendisine verileceğini müvekkiline bildirdiğini, ticaret ve personel kıyafetleri konularında tecrübesiz olduğu için, müvekkilinin ... ve ... isimli kişilerin yanında, %50 kar ortaklığı teklif ettiğini, müvekkilininde bu teklifi kabul ettiğini, 2 ihalenin toplam adedinin çok yüksek olması nedeniyle güvenlik ihalesini...'de bulunan ...'ya vererek, üretime geçilmesini sağladığını, borçlu ... adına şirket kurumunun sağlandığını, kurulumuna yardımcı olunduğunu, müvekkilinin davalı borçlunun hem işi öğrenmesine, hemde müvekkilinin tanıdığı, çalıştığı 20 fason atolyesi ile, davalıyı tanıştırarak müvekkilinden sonrada çalışmasını sağladığını, %50 kar ortaklığı için anlaşılan servis ihalesinin personel kıyafetleri dikilirken, davalının atölyeler ile tartışma yaşadığı, atölyelerin işi bırakmak istediklerini, müvekkilinin araya girmesiyle yeniden üretime geçildiğini, müvekkilinin üretim süreci içerisinde, ... uçak, özel araç, otobüs gibi ulaşımlarını bir çok kez kullanarak, ayrıca şehir içi ulaşımı da kullanarak, otelin pahalı olması nedeniyle, Buca ilçesinde 6 aylığına, aylık 2.000,00 TL'dan eşyalı ev tutarak, tüm bu masrafları cebinden karşıladığını, davalının ...'e geldiğinde, bu evde kaldığını, müvekkilinin hesap mutabakatında, bu konuyu hiç gündeme getirmediğini, müvekkilinin alıcı firma ile %50peşin, %50 iş tesliminde olmak üzere anlaşma sağladığını, müvekkilinin ...'de atölyelerle uğraşırken, davalının hesabına yatan %50 peşin parayı, har vurup vurup harman savurmaya başladığını, davacı müvekkili ile davalı borçlunun, birlikte piyasa araştırması yaptıktan sonra, alınan işin takibini yapmak üzere, ... isimli şahsın ofisine giderek görüşme yaptıklarını, davalı borçlu ... 'a ''... hanım ile %50 kar ortağıyız'' şeklinde müvekkilini tanıştırdığını, ... Beyin ise,%40'ar size, %20'de bana ait olursa çalışırız, cevabını verdiğini, bu konuda ...'ın tanıklık yapmaya hazır olduğunu, Davalının güvenlik ihalesine konu olan malların, atölyeden alımı hususunda parayı harcadığı için, paraya ihtiyaç olduğunu müvekkilinin araya girerek, para sonra ödenmek koşuluyla, atölyeden malların alımını sağladığını, hesap mutabakatına rağmen, müvekkilinin parasının ödenmemesi üzerine müvekkilinin, davalının erkek arkadaşı olan ...'i aradığını, ...'in ''Biz ayrıldık, en son ... ile 1 ay önce konuştuğumda, zaten ...'nin 80-90 bin TL alacağı kaldı, Çarşamba gününe kadar da ,öderim'' dediğini, davalının defalarca ödeme sözü verip yerine getirmediğini, whatsapp kayıtlarıyla da bu durumun sabit olduğunu, servis personel kıyafetleri, fason üreticilerinin tamamı, davalı borçlunun, davacı müvekkili ile %50 kar ortaklığı yaptığı yönünde beyanda bulunacaklarını, bu kişilerin dinlenmesinin, olayı daha da açıklığa kavuşturacağını, Aynı konu ile alakalı olmak üzere, ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, mahkeme davanın TTK m 5/A 6325 sayılı kanunun m 18/A ve HMK m 114/2 115/2 uyarınca, dava şartı yokluğu nedeniyle, 15.05.2024 tarihinde davanın usulden reddine karar verildiğini, davalı borçlu hakkında, ... 22 İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında açılan takipten dolayı, davalı borçludan 21.07.2022 tarihi itibari ile davacı müvekkilinin alacağının bulunduğunun tespitine, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, kötü niyetli davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin, karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı arasında bahsi geçen ortaklığın sadece atölyeler bazında taşeronluk ve iş takibi konusunda olduğunu, aralarında resmi bir iş ortaklığı, sermaye ortaklığı şeklinde bir anlaşma veya sözleşme olmadığını, davacı tarafça müvekkilinin ... ve ... isimli kişiler yanında kendisine %50 kar ortaklığı teklif ettiğini davacının da bu teklifi kabul ettiğini iddia ettiğini, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin ...isimli şahısı sadece davacının söylemlerinden dolayı tanıdığını ve bu şahıs ile hiç bir zaman bir araya gelmediğini, müvekkilinin ... ve davacının birlikte bulunduğu bir ortamda da yer almadığını, müvekkilinin şahsi firmasının marka başvuru tarihi (25 no’lu emtia da dahil) 18.01.2021 olduğunu, bu tarihlerde davacı ile bir tanışıklığı dahi söz konusu olmadığını, halen birlikte çalışmakta olduğu muhasebecisi ile ilk temasının 21.02.2020, şirket başvuru tarihinin 02.06.2021 ve şirket açılış tarihinin 03.06.2021 olduğunu, bu tarihlerde de herhangi bir ihale süreci veya davacı ile ortak yapılmış bir işin söz konusu olmadığını, davacının bu iddialarının da tamamen asılsız ve gerçek dışı olduğunu, müvekkilin atölyeler ile tartışma yaşadığı ve atölyelerin işi bırakmak istemesi üzerine davacının araya girerek üretime devam edilmesini sağladığı beyanlarının da asılsız ve müvekkilinin itibarsızlaştırmaya yönelik iddialar olduğunu, müvekkilinin söz konusu atölyeler dahili ve dışında da birçok atölyeyle çalışmaya devam ettiğini ve davacı ile yürütülen süreçte yaşanan sorunlar yaşanmaksızın teslimatların sorunsuz yapıldığını, davacının dilekçesindeki söz konusu evi tanık olarak göstermiş olduğu ... isimli şahıstan gayri resmi olarak bir nakış makinası satın aldığı ve bu süreçte yine gayri resmi olarak ...isimli şahısı yanında çalıştırdığını, evi de kendisi ve ... için tuttuğunu, davacının servis işine ait nakış işlerini de yapmak istediğini, ancak hatalı üretimler nedeniyle tamamlayamadığını, davacının söz konusu evi yalnızca müvekkili ile yapmış oldukları ortak işler için tutmuş olduğu iddialarının kötü niyetli ve gerçeği yansıtmayan iddialardan olduğunu, alıcı firmalar ile davacının değil müvekkilinin anlaşmalarının mevcut olduğunu, fason takibi için davacıya ait ödemeler ve davacının takibini yaptığı fason üreticilerinin ödemeleri ihale kapanmadan, ihaleye konu firmadan alınacak ödemeler tamamlanmadan önce yapıldığını, müvekkilinin güvenlik atölyesi için davacının aracılığı ile çalışmış olduğu ... üretimindeki t-shirtlerin servis ihale alımından hemen sonra hatalı üretildiğinin ortaya çıkması sonucu aynı kumaşla üretimi yapılacak olan 3.624 adet t-shirt üretimi davacının hiç bir bağının olmadığını, müvekkilinin daha önce bünyesinde çalıştığı ... kaydırıldığını, dolayısı ile bu hususta davacı ile bütünüyle bir ortaklığın söz konusu olmadığını, davacının müvekkiline kendi atölyesi olduğu hususunda gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu, kendi atölyesinin ... Üniversitesi işinden dolayı yoğun olduğunu iddia ettiğini, güvenlik ihalesinde ... ile müvekkilini bir araya getirdiğini,... ile davacı aracılığında çalışıldığını, bu süreçte hemen her üründe üretim hatası olmakla beraber müvekkilinin itibar, zaman ve para kaybına uğradığını, baştan sona davacının bu işler için ufak tefek harcamaları dışında bir ödeme yapmadığını, üretim süreci için bir sermaye ortaya koymadığını, %50 karın söz konusu dahi olmadığı bir sektörde, %50 ön ödemeyle başlanılan işte üretim sürecinde ... olan borçların ötelenerek, öncelikle kendilerinin ödemeleri yapılarak işin tamamlandığını, davacının ...'i aradığını ve ...'in "... ile 1 ay önce konuştuğumuzda ...'nin 80-90 bin alacağı kaldı.Çarşamba gününe kadar öderim dedi" şeklinde ki beyanları da gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ile ... arasında böyle bir konuşma gerçekleşmediğini, tanığımız ...'in bu konuda da tanıklık yapacağını, davacı tarafın dilekçe ekinde sunmuş olduğu ödemelerin de kötü niyetli olduğunu, yapılan hesaplamaların gerçeği yansıtmadığını, açıklanan nedenler ile müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, ortaklık süreci boyunca davacının yapmış olduğu tüm ödemelerin müvekkili tarafından kendisine ödendiğini, davacının gerçek dışı iddia ve beyanlar ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatması ve huzurdaki itirazın iptali davasını açmış olması kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, açıklanan ve yargılama sırasında re’sen görülecek nedenlerden dolayı davacının ileri süreceği iddialara ve sunacağı delillere karşı delil sunma ve beyanda bulunma hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle davanın arabuluculuk dava şartı noksanlığından usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise asılsız ve gerçeğe aykırı iddialar ile açılmış iş bu davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 22.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası, arabuluculuk anlaşamama tutanağı celp edilmiş, incelenmiştir.
Dava, adi ortaklık ilişkisinden doğan kar payı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Derdestlik, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMUK)’nda ilk itiraz olarak düzenlendiği hâlde, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-(ı) maddesi ile dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir.
Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalkması durumunda, mahkemenin davayı mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir.
Dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli); bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlardır.
Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmasının hukukî olmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı HMK’nın 114’üncü maddesi ile derdestlik dava şartı kabul edilerek maddenin (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme ile derdestlik iddiası bir olumsuz dava şartı hâline getirilerek ilk itiraz olmaktan çıkarılmıştır.
Derdest bir davanın ilk koşulu, aynı davanın; tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın hâlen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması hâlinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir. Bir davanın açılması ile şekli anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir (Tanrıver, S.: Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, 2.b., Ankara 2007, s.8 vd.). Davanın derdest olması, taraflar arasında o konuda ortaya çıkan uyuşmazlığın henüz tam olarak çözümlenemediği anlamına gelir.
Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarihli, ...E., .... K. sayılı kararında da benimsenmiştir. (aynı yönde bkz. Yargıtay HGK... E. ...K.)
Önemle vurgulamak gerekir ki, derdestlik (görülmekte olan dava), yargılamanın başlaması anından hüküm verilmesine ve bu hükmün de kesinleşmesine kadar geçen süreç, görülmekte olan yargılamayı ifade eder. Başka bir ifadeyle, bir davanın görülmekte olması için, verilen kararın şeklî anlamda da kesinleşmemiş olması gerekir (Mazlum, İsmet: Medenî Usûl Hukukunda Aslî Müdahale, Ankara 2019, s. 126; Tanrıver, s. 49) (İstanbul BAM 3. HD. ...Esas ... Karar)
Davacı dava dilekçesinde aynı davanın ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile açıldığını belirtmiştir.
Bu açıklamaya dayalı olarak, Mahkememizce davanın esasına geçilmeden ve henüz tensip evrakı dahi oluşturulmadan ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi...Esas sayılı dava dosyası incelenmek üzere celp edilmiş, şeklen kesinleşip kesinleşmediği araştırılmıştır.
... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dava dosyasında, eldeki işbu dava dosyasında olduğu üzere davacının ..., davalının ... olduğu, dava dilekçesinde dayanılan vakıaların / dava sebeplerinin eldeki dava ile birebir aynı olduğu, her iki dava dosyasında da davacının ... 22. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı icra takibine yönelik itirazın iptali ve takibin devamını talep ettiği, bu suretle Mahkememiz işbu dava dosyası ile ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas sayılı dava dosyasının taraflarının, dava sebeplerinin, dava konularının, talep sonucunun ve hatta alacak miktarı ile dava değerinin dahi aynı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı davasının 13/03/2023 tarihinde yani mahkememizdeki işbu davadan daha önce açıldığı, Mahkemece davanın usulden reddine karar verildiği, celp edilen kesinleşme şerhi uyarınca kararın 23/12/2024 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Mahkememizdeki işbu dava ise 19/12/2024 tarihinde açılmıştır.
Bir davanın açılması ile şekli anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edildiğinden aynı davanın halen görülmekte olması koşulu da gerçekleşmiştir.
Bu suretle, Mahkememizde davanın açıldığı tarihi itibariyle derdestlik durumu oluşmuştur.
Dava açılmasının maddi hukuk ve usul hukuku bakımından sonuçları bulunmaktadır.
6100 s. HMK 114.maddesi hükmü uyarınca dava açılmasının en önemli usuli sonuçlarından biri derdestlik halidir. Mahkememizdeki davanın açılmış olduğu tarih itibariyle tarafları, dava sebebi ve konusu aynı olan davanın daha önce açıldığı tartışmasızdır. Mahkememizdeki davanın açıldığı tarih itibariyle, derdestlik nedeniyle davanın reddi usulen mümkün hale gelmiş, başka bir anlatımla, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların lehine ve aleyhine usuli kazanılmış hakkın doğduğu kabul olunmalıdır. Zaten davanın esasına girilmeden önce bu durum mahkememiz tarafından tespit edilmiş olmakla bu noksanlık giderilmiş olsa bile HMK m.115/f.3. hükmünün uygulanması mümkün değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar sayılı ilamında:
"6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinde dava şartları belirtilmiştir. 114 üncü maddesinin (i) bendinde aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlamamış olması dava şartlarından sayılmıştır. Önceki davanın sonra açılan dava için kesin hüküm oluşturması ancak önceki davanın sonra açılan davadan önce kesinleşmiş olması şartına bağlıdır. Kesin hüküm oluşturduğu belirtilen ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin...E. sayılı dava dosyasının incelemesinde davanın 26.09.2012 tarihinde açıldığı, söz konusu dava dosyasına ilişkin kararın ise 29.05.2015 tarihinde kesinleştiği, uyuşmazlığa konu davanın ise 24.09.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere uyuşmazlık konusu davanın açıldığı tarihte kesin hüküm oluşturduğu belirtilen ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava henüz kesinleşmemiş olduğundan kesin hükme ilişkin yasal şartlar oluşmadığından davanın kesin hüküm nedeniyle reddi doğru değildir.
6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (ı) bendi uyarınca aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartı olarak belirtilmiş olup her iki dava dosyasının incelenmesinde uyuşmazlık konusu alacağın aynı hukuki ilişkiden ve aynı belgeden kaynaklandığı dolayısıyla dava konusunun aynı olduğu, hukuki sebebinin ve davanın taraflarının aynı olduğu bu nedenle davanın derdestlik nedeniyle reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir. "
İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar sayılı ilamında;
"6100 Sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesinde; aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartları arasında düzenlenmiştir. Somut dava ile ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas ve... karar sayılı dosyasında araç satış vaadi sözleşmesi kapsamında teslim edilmeyen dava konusu araçların bedelinin ve mahrum kalınan karın tahsilinin talep edildiği ve her iki davanın dava konusunun, hukuki sebebinin ve taraflarının aynı olduğu, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyasında davanın 02/04/2013 tarihinde açıldığı, 21/03/2017 tarihinde karara bağlandığı ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17/01/2019 tarih, ... esas ve ...karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür. Somut davada dava tarihinin 18/07/2016 tarihi olduğu ve dava tarihinde ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyasındaki yargılamanın derdest olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece derdestlik dava şartı eksikliği sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır." şeklinde aynı yönde karar verilmiş olup bu karar dahi Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ...Esas ...Karar sayılı kararı ile onanmıştır.
İstanbul BAM 3.Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar sayılı ilamında;
"Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır.
Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendili-ğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların talep ve beyanları ile bağlı değildir.
Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartla-rının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı dinlenebilir olmadığından reddetmesi gerekir.
Derdestlik; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) ilk itiraz olarak düzenlendiği hâlde, 6100 sayılı HMK’da dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Derdest bir davanın ilk koşulu, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu ise, daha önce açılmış bulunan davanın hâlen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması hâlinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir. Bir davanın açılması ile şeklî anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara 2007, s. 8 vd.).
Derdestlik (görülmekte olan dava), yargılamanın başlaması anından hüküm verilme- sine ve bu hükmün de kesinleşmesine kadar geçen süreç, görülmekte olan yargılamayı ifade eder. Başka bir ifadeyle, bir davanın görülmekte olması için, verilen kararın şeklî anlamda da kesinleş-memiş olması gerekir (Mazlum, İsmet: Medenî Usûl Hukukunda Aslî Müdahale, Ankara 2019, s. 126; Tanrıver, s. 49)"
İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar sayılı ilamında;
"..6100 sayılı HMK derdestlik konusunu dava şartı olarak düzenlemiştir.
HMK 114/1-ı maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması gerektiği dava şartı olarak belirtilmiştir.
Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemenin HMK 115. maddesi gereği dava şartı noksanlığı nedeniyle davayı usulden reddetmesi gerekir.
Bir davada derdestliğin kabul edilebilmesi için varlığı gerekli üç koşul birlikte aranır. Bunlar: 1- Bu davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış olması; 2-Davanın görülmekte (derdest) olması; 3- Daha önce açılmış ve görülmekte olan o dava ile ikinci davanın yani bu davanın aynı olması koşullarıdır.
Her dava; açıldığı tarihte gerçekleşmiş koşullara göre incelenip, dava tarihi itibariyle sonuç doğuracak biçimde hükme bağlanacağından somut olayda iki davada, davacı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup her iki davanın tarafları ve konusunun aynı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu halde, aynı konuda daha önce taraflara arasında görülen dosya bulunması nedeniyle davanın derdestlik dava şartı nedeniyle usulde reddine karar verilmesi gerekirken.."
O halde, birinci açılan dava ile ikinci açılan davanın tarafları, dava sebebi ve dava konusu aynı ise ve birinci açılan dava, ikinci davanın açıldığı tarihte kesinleşmeyip; ikinci davanın açıldığı davanın görülmesi aşamasında kesinleşmiş olsa dahi, bu durum davanın derdestlik nedeniyle reddini engellemeyecektir.
Esasen, davanın açılmasının usuli sonuçları dava tarihi itibariyle gerçekleşecektir.
Nitekim, usul hukukunda usule yönelik sonuçlar hakkında derhal uygulanma ilkesine tabidir.
Kaldı ki, derdestlik dava şartı olup, bütün dava şartlarında olduğu üzere dava tarihi itibariyle inceleme yapılması zorunludur.
Yapılan açıklamalar karşısında, aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olması, yani mahkememizde açılan ikinci davanın açıldığı tarih itibariyle ilk davanın şeklen kesinleşmemiş olması sebebiyle davanın açıldığı tarih itibariyle derdestlik şartları oluştuğundan davacının davasının derdestlik durumu karşısında HMK m.114/f.1 bent (ı) nedeniyle ve HMKm.115 hükmü karşısında dava şartı yokluğundan ve usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-Davacının davasının derdestlik durumu karşısında HMK m.114/f.1 bent (ı) nedeniyle ve HMKm.115 hükmü karşısında dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,
2-Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi ve yasal koşulların bulunmaması nedenleri ile tarafların icra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine,
3-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 1.081,52 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 466,12 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya İADESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (89.548,00 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. ve 13/1. maddeleri uyarınca belirlenen 14.327,68 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-HMK' nın 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı asil, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
26/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır