T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/826
KARAR NO: 2025/593
DAVA: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ: 26/12/2024
KARAR TARİHİ: 19/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Konkordato talebinde bulunan davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ... Ticaret Odası'na ... sicil numarası ile kayıtlı olup 30.03.2010 tarihinde kurulduğunu, şirketin, ... Vergi Dairesi'nin ... numaralı mükellefi olduğunu, ...adresinde, turizm, otelcilik ve sağlık turizmi başta olmak üzere muhtelif alanlarda faaliyet gösterdiğini, şirketin sermayesinin, 162.000.000 TL olup tamamının ödendiğini, şirket sermayesinin tamamının ...'a ait olduğunu, şirketin kiracısı olduğu 4 otel ve bunların işletmesini yapan şubeleri bulunduğunu, Otelcilik faaliyetlerinin yanı sıra, ... üyesi müvekkil şirket, turizm faaliyetlerinde profesyonel bir işletme olarak sağlık kuruluşlarının ve uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşlarının özel gereksinimleri (satış, pazarlama, dijital pazarlama, transfer, konaklama vb.) için faaliyetler göstermenin yanı sıra bireylere de hizmetler sunduğunu, transfer hizmetleri müvekkilinin şirkete ait ... araçlar ile yapıldığını, 2022 yılından bu yana ülkemizin ekonomisindeki olumsuz gidişat, döviz kurlarındaki gelişmeler ve son olarak enflasyonun etkileri firmayı olumsuz etkilediğini, ülke genelindeki ekonomik ve siyasi gelişmeler nedenleriyle işletmede de ciddi finansal sıkıntılar ortaya çıkmakta, nakit akışı kesilmekte, öz kaynaklar ile finansal döngü sağlanmaya çalışılmakla birlikte gerek finansal piyasalardaki kredi olanaklarının daralması, gerekse ülkemiz ticaretinde çoğunlukla genel kabul görmüş çekle yapılan ödemeler ve vadelerin uzaması nedeniyle işletmemiz likidite kaynaklarını kaybetmeye başlamış ve nakit noksanlığına düştüğünü, ülkede Türk Lirası bazında mal ve hizmet üretiminin maliyeti, gerek asgari ücretteki artışlar ve bunun genel ücretlere yansıması gerekse yüksek enflasyon nedeniyle ciddi şekilde yükseldiğini, bu yükselişe döviz kurlarının aynı şekilde eşlik etmemesi nedeniyle müvekkil şirketin işlettiği otellerin karlılığı ciddi seviyede azaldığını, müvekkili şirketin mali durumu iyileştirilmesi için her türlü önlemi almasına -ki yakın zamanda müvekkilin işlettiği ve karlılığı olmayan 3 otel işletmesi bırakıldığını, tüm alanlarda verimliliğin artırılması için çalışan sayısı azaltıldığını, - ve ortakların sermaye desteği sağlamasına karar verilmesine karşın şirketin mali durumu giderek ağırladığını, müvekkili şirket, borçlarını Sayın Mahkeme tarafından verilecek süre akabinde, konkordato süreleri dikkate alındığında konkordatonun tasdikinden itibaren itibaren toplamda 2 yılda ve 3 ayda bir eşit taksitler halinde ve %100 olarak ödeyeceğini, ayrıca alacaklıların alacağına en son geçerli olan her yıl için yıllık %30 oranında ticari faiz oranı uygulanıp, enflasyon karşısındaki kayıpları da karşılanacağını, rehinli Alacaklılara, konkordato tasdiki ile birlikte, alacaklılarla görüşerek defaten geri ödeme teklifinde bulunulacağını, bunun dışında yine konkordato mühleti içerisinde olası bir yapılandırma yasası çıkması halinde kamuya olan borçlarının da kapatılacağını, konkordato talebinin kabulü halinde tüm borçları ödeyebilecek olan müvekkil şirketin iflası halinde ise borçların yalnızca %33 seviyelerinde ödenebileceği tespit edilmiş olmakla bu duruma ilişkin tüm detaylara ekte bulunan konkordato ön projesinde yer verildiğini, müvekkili şirketin ticari faaliyetine devam edebilmesi, malvarlığının korunabilmesi ve konkordato projesinin başarıya ulaşması için tensip kararı ile birlikte İ.İ.K. 287, 288, 294 ve 295 maddeleri gereğince derhal 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine ve durumun ilanına, gerekli durumda geçici mühlet süresinin uzatılmasına ve durumun ilanına, geçici mühlet sonunda kesin mühlet verilmesine ve durumun ilanına, geçici mühlet içerisinde müvekkil şirketin malvarlığının korunması için gerekli tedbirlerin alınmasına, geçici mühlet içinde müvekkil şirket aleyhine 6183 sayılı yasaya göre yapılan takipler de dahil olmak üzere her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına ve konkordato mühleti boyunca tedbirlerin devamına, konkordato talebinin kabulüne, İ.İ.K. 305. maddesi gereğince konkordatonun tasdikine ve tasdik kararının ilanına ve yasada belirtilen sair kararların alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, İİK m.286 vd hükümlerinden kaynaklanan konkordato talebine ilişkindir.
Mahkememizce 27/12/2024 tarihi itibariyle borçlu şirket lehine üç ay süre ile geçici mühlet kararının verildiği, 18/03/2025 tarihi itibariyle ise iki aylık geçici mühlet kararının verildiği, akabinde komiserlerin görevlerine devam ettiği sabittir.
Kesin mühlete geçilmeden iki aylık geçici mühlet aşamasında konkordato komiser heyetinin sunmuş olduğu 15/05/2025 tarihli raporda" geçici mühlet içerisinde şirketin sermayesinde, ortaklık yapısında ve temsil şeklinde herhangi bir değişiklik meydana gelmediği, şirketin faaliyet konusunda da herhangi bir değişiklik olmadığı, konkordato başvurusunda ve ön projede şirkete ait ve faaliyette olduğu bildirilen 4 otelden .... olmak üzere 2 tanesinin kapatıldığı, ayrıca şirkete ait yurt dışındaki tüm temsilciliklerin de kapatıldığı, kapanan otellere bağlı olarak şirketin istihdam ettiği işçi sayısının azaldığı, halihazırda şirketin faaliyette olan 2 otelinin bulunduğu, bunların ... ilçesinde bulunan ....adlı oteller olduğu, geçici mühlet içerisinde yapılan keşfi incelemelere ve tarafımıza sunulan mali kayıtlara göre bu otellerin bazı aksaklıklar yaşansa da tam kapasiteye yakın bir şekilde faal durumda bulunduğunun ve borçlunun faaliyet isteğinde olduğunun gözlemlendiği, şirketin mali verilerine, ödeme onay taleplerine ve komiser heyetimizle paylaştığı bilgi ve belgelere göre geçici mühlet içerisinde tahakkuk eden konkordato masraflarının ve komiser ücretlerinin ödendiği, kira ve personel borçları ile mal hizmet alımlarına ilişkin borçlarının kısmi olarak ödendiği, doğalgaz, su, telefon, internet gibi abonelik borçlarının doğrudan şirket tarafından ödenmediği ancak kısmi olarak şirket ortağı tarafından ödendiği, kamu borçlarının ödenmediği, davacı borçlu şirketin geçici mühlet tarihi olan 27/12/2024 tarihli bilançosu ve tarafımıza sunmuş olduğu en güncel olan 28/02/2025 tarihli bilançosuna göre konkordato sürecinde varlık ve borçlarının bir miktar azaldığı ayrıca zarara bağlı olarak öz varlığın da azaldığı, mali durumunun iyileşmediği bilakis zarar nedeniyle azalan öz varlık kötüye gittiği, bununla birlikte bilanço tarihinden sonraki gelişmelere dair sunulan ilave kayıt ve belgelere göre borç miktarının bir miktar azaldığı ve bu şekilde mali durumda kısmi bir iyileşme gerçekleştiğinin anlaşıldığı, davacı borçlu şirketin 01/01/2025 — 28/02/2025 dönemine ait gelir tablosuna göre geçici mühlet içerisinde ilk 2 ayda şirketin 37.361.318,10 TL (aylık ortalamada 37.361.318,10 / 2- 18.680.659,05 TL) tutarında net satış geliri elde ettiği ve bu geliri elde etmek için katlandığı gider ve maliyetler düşüldükten sonra 86.979,40 TL tutarında kar ettiği, ayrıca davacı borçlu şirketin muavin defter kayıtlarına göre şirketin geçici mühletin 3. ayında 16.447.113,98 TL tutarında, 4. ayında ise 19.849.417,60 TL tutarında brüt satış geliri elde ettiğinin belirlendiği ancak bu aylar ait tüm gider ve maliyet kayıtları yapılarak gelir tabloları çıkartılmadığından satışlara ilişkin kar / zarar miktarının ise belirlenemediği, şirketin geçici mühlet içerisindeki satış hasılatının mühlet öncesi döneme kıyasla önemli ölçüde (aylık ortalamada *4 220 civarında) düşük kaldığı ancak gider ve maliyetler nedeniyle şirketin zarar eder durumdan az da olsa kar eder bir duruma geçtiği, davacı borçlu şirketin en güncel olan 28/02/2025 tarihli bilançosuna göre varlıklarının borçlarını 136.500.252,13 TL fazlasıyla karşılamakta olduğu ve kaydi yönden borca batık olmadığı, bununla birlikte komiser heyetimizce alınmış olan kıymet takdir raporlarına göre tanzim edilmiş olan 28/02/2025 tarihli rayiç değer bilançosuna göre ise borçlarının varlıklarından 35.810.860,76 TL tutarında fazla olduğu ve rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğu, diğer yandan komiser heyetimizce TTK'nun 376. maddesine dayanılarak çıkarılan tebliğ hükümlerine göre yapılan hesaplamaya göre ise “davacı borçlu şirketin otelcilik faaliyetinde bulunması sebebiyle borca batıklıkta dikkate alınmayacak kira, işçilik ve amortisman giderlerinin yüksek olmasına bağlı olarak” varlıklarının borçlarından 15.358.697,56 TL olduğu ve borca batık olmadığı, davacı borçlu tarafından 28/02/2025 tarihli bilanço sonrası döneme ilişkin bir kısım kayıt ve belgeler sunulmuş ise de sunulan belgeler ile ilgili tüm kayıt düzeltmelerinin yapılmaması ve bu kayıt düzeltmeleri sonrasında güncel borç ve alacakları gösteren bilançoların çıkartılmamış olması nedeniyle bu kayıt ve belgelerin 28/02/2025 tarihli en son bilançoya göre yapılan borca batıklık hesaplamalarında şimdilik bir değişiklik yaratmadığı, bu kayıtlar ile ilgili gerekli tüm işlem ve düzeltmelerin yapılması ve de en güncel borç ve alacak durumunu gösteren mizan ve bilançoların çıkartılması sonrasında yeniden bir hesaplama yapılabileceği, geçici mühlet içerisinde davacı borçlu şirketin konkordato başvurusu esnasında faal olan 2 otelinin kapanmış olması nedeniyle ön projesinin ve ön projesindeki tüm projeksiyonların değişen şartlara göre revize edilmesi gerekliliği doğduğu ve davacı borçlu tarafından konkordato ön projesinin revize edildiği, revize projenin ön projeye sadık kalınarak halihazırda faal olan 2 otele göre hazırlandığı, revize projede kaynakların türünde herhangi bir değişikliğe gidilmediği ve alacaklılar aleyhine olacak herhangi bir değişiklik de yapılmadığı, revize projede borçların tamamının %6 30 faizi ile birlikte konkordatonun tasdikinden itibaren 2 yılda ve 3 ayda bir eşit taksitler halinde ödenmesinin teklif edildiği, bu teklifin günün ekonomik koşullarına göre (güncel enflasyon ve faiz oranlarına göre) alacaklıların haklarını tam anlamıyla korumaya yeterli olmadığı anlaşılmakla birlikte borçlunun mali durumuna uygun gözüktüğü ve ileriyle yönelik enflasyon tahminlerine göre makul sayılabileceği ve alacaklılar tarafından da kabul edilebileceği, revize projede borçların mevcut senetsiz ve senetle alacakların tahsili ile faaliyetlerden elde edilmesi ön görülen karlar ile ödenmesinin planlandığı, borçların ödenmesi için herhangi bir varlık satışı, sermaye artışı ya da kredi kullanımının ise planlanmadığı, rapor içerisinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacı borçlu şirketin revize konkordato projesinde senetsiz ve senetli alacakların tahsili le yaratılması ön görülen kaynakların somut ve yaratılabilir olarak gözüktüğü ancak projedeki konkordato kaynaklarının 94 75 ini oluşturan ve faaliyet karları ile yaratılması planlanan kaynağın ise gerçekçi gözükmediği ve yaratılmasının mümkün olmadığı, faaliyet karları ile yaratılması planlanan karların yaratılması mümkün gözükmediğinden ötürü borçların projede ön görüldüğü şekilde tasfiyesi mümkün olamayacağından davacı borçlu şirketin revize konkordato projesinin inandırıcı ve uygulanabilir gözükmediği, revize projedeki kaynaklar yaratılamayacağından ve buna bağlı olarak tasdik şartlarından biri olan kaynak şartı sağlanamayacağından ötürü konkordatonun başarı ihtimalinin bulunmadığı" şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Mahkememizce oluşturulan 16/05/2025 tarihli ara kararda altı ay süre ile kesin mühlet verilmesi takdir olunmuştur. Ayrıca aynı duruşmada" Komiser heyetinin 15/05/2025 tarihli raporunda farklı sonuca varılıp varılmadığı, İİK m.292 şartlarının muhasebesel ve işletmesel yönden oluşup oluşmadığı noktalarında bilirkişi incelemesi yapılmasına, " dair ara karar oluşturulmuştur.
Anılan konkordato komiser heyeti raporu, kesin mühlete geçilmesi noktasında olumsuz nitelik taşımakla birlikte projenin başarısız olup olmadığının ehil bilirkişi kurulu aracılığıyla araştırılmasının takdir olunduğu, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği değerlendirilmiştir. Geçici mühletin dolması nedeniyle kesin mühlete geçilmiş ise de bu konuda ayrıca bilirkişi inceleme ara kararı dahi oluşturulmuştur.
Mahkememizce konusunda ehil üç kişilik bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan 17/09/2025 tarihli raporlarında; "Rapor içerisinden arz ve izah olunan nedenlerle; borçlu şirketin cn güncel olan 30/06/2025 tarihli kaydi değer bilançosuna göre varlıklarının borçlarını 146.267.133,59 TL fazlasıyla karşıladığı, komiser heyetince alınmış olan kıymet takdir raporlarına göre tanzim edilmiş olan 30/06/2025 tarihli rayiç değer bilançosuna göre ise şirketin varlıklarının borçlarını 33.872.800,59 TL fazlasıyla karşıladığı, gerek kaydı değerlere göre gerekse de rayiç değerlere göre şirketin BORCA BATIK DURUMDA OLMADIĞI, ...özel şartları göz önünde alındığında, Bu bölgelerde kira, vergiler, enerj ve işçilik maliyetleri çok yüksek olabildiğinden, net kâr potansiyeli normal lokasyonlara kıyasla daha dar olduğu, Yapılan mali ve sektöreler açıklamalar doğrultusunda; gerek geçmiş veriler ve gerekse sektöreler değerlendirmeler dikkate alındığında borçlu şirketin proforma gelir tablosunda elde edeceği karlılığı sağlamasının bu aşamada mümkün olmadığı,borçlu şirketin senetli, senetsiz alacakların tahsili ve sermaye yönünden oluşacak kaynaklar için komiser heyetinin görüşlerine itibar edildiği, yapılan incelemeler sonucunda; kaynak yetersizliği nedeniyle borçlu şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırabilmesinin kuvvetle muhtemel olmadığı, bu yönü ile heyetimizce Komiser Heyeti'nce oluşan görüşe aynen iştirak edildiği, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde görüşlerini bildirmişlerdir.
Böylelikle gerek konkordato komiser heyeti ve gerekse konkordatonun finansal ve muhasebesel açıdan başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair inceleme yapan bilirkişi kurulu raporlarında borçlu şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı açıklanmıştır.
Bilindiği üzere 2004 sayılı İİK'nın 292/1.b bendine göre, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılıyor olması konkordato talebinin reddine yol açan bir haldir.
"Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur.
Konkordato iflas ertelemenin aksine şirket kurtarma yolu değildir. Alacaklıların alacağına kavuşmasını amaçlayan bu kurum özünde borçlu şirketin faaliyetlerine devamını sağlamayı ve bu sayede borçların ödenmesini amaçlamaktadır. Konkordatonun tasdik şartlarından biri alacaklının eline olası bir iflasta geçecek bedelden daha fazlasının geçmesidir. Bu aslında konkordatonun amaçladığı sonuçlardan biridir.
Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılması vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerekmektedir."(Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararı)
Mahkememizce atanan bilirkişi kurulu konkordatonun başarıya ulaşıp ulaşamayacağı noktasında görevlendirilen, konkordato komiserliği dahi yapan bilirkişilerden atanmıştır.
Konkordato komiser heyetinin 04/09/2025 tarihli raporlarında ise "borçlu şirketin en son revize konkordato projesinde senetsiz ve senetli alacakların tahsili suretiyle yaratılması plalanan kaynakların somut ve yaratılabilir olarak gözüktüğü, sermaye artışının ortak alacağından karşılanacak olması sebebiyle nakdi bir kaynak niteliğinde olmadığı, konkordato kaynaklarının en büyük kısmını oluşturan faaliyet karları ile yaratılması planlanan kaynağın ise gerçekçi gözükmediği ve yaratılmasının mümkün olmadığı, hem faaliyet karları ile yaratılması planlanan karların yaratılması mümkün gözükmediğinden hem de kamuya olan ve artarak devam eden yüklü borç miktarından ötürü borçların projede ön görüldüğü şekilde tasfiyesi mümkün olamayacağından davacı borçlu şirketin revize konkordato projesinin inandırıcı ve uygulanabilir gözükmediği, revize projedeki kaynaklar yaratılamayacağından ve buna bağlı olarak tasdik şartlarından biri olan kaynak şartı sağlanamayacağından ötürü konkordatonun başarı ihtimalinin bulunmadığı, borçlu şirketin komiser heyetimize sunmuş olduğu en güncel olan 30/06/2025 tarihli kaydi değer bilançosuna göre varlıklarının borçlarını 146.267.133,59-TL fazlasıyla karşıladığı, komiser heyetimizce alınmış olan kıymet takdir raporlarına göre tanzim edilmiş olan 30/06/2025 tarihli rayiç değer bilançosuna göre ise şirketin varlıklarının borçlarını 33.872.800,59 TL fazlasıyla karşıladığı, gerek kaydi değerlere göre gerekse de rayiç değerlere göre şirketin borca batıklık halinin bulunmadığı, nihai takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere komiser heyetimizce konkordatonun başarı şansı bulunmadığı değerlendirildiğinden İİK m. 292 b bendi uyarınca borçlu hakkında verilen mühlet kararının kaldırılabileceği" şeklinde görüş bildirmişlerdir.
İİK m.286 vd.hükümleri çerçevesinde konkordato müessesesinin dürüst borçlular tarafından talep olunabileceğine dair normatif bir düzenleme mevcut olmasa dahi doktrinde de kabul olunduğu üzere konkordato esasen elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir.
Nitekim 15/03/2018 değişikliği öncesinde hukukumuzda mevcut olan konkordato kurumuna ilişkin yapılan çalışmalarda da "mehil kararından itibaren borçlu, komiserin nezareti altındadır. Bu süre içinde borçlunun davranışları mühim olduğu gibi tahkik edilen mali durumu, bilanço ve hesapları itibariyle birçok kusurların meydana çıkması da mümkündür. Bazen, alacaklıların müracaat veya itirazda bulunmaları sayesinde borçlunun (bilinmeyen taraflarının) açığa çıkması ve komiserin aydınlatılması da ihtimali dahilindedir. İşte borçlu, bu süzgeçten geçip alacaklıların zararına olarak doğruluk haricinde, pek büyük hiffetle hiçbir iş yapmadığı takdirde hüsniyet bakımından konkordatoya ehil ve layık sayılır. (Enver Buruloğlu-Yuda Reyna, Konkordato Hukuku ve Tatbikat, İstanbul, 1968, Sayfa 58)"
Komiser heyeti raporunda konkordato kaynaklarının en büyük kısmını oluşturan faaliyet karları ile yaratılması planlanan kaynağın gerçekçi ve mümkün olmadığı , kamuya olan ve artarak devam eden borçların tasfiyesinin mümkün olamayacağı , revize projenin de uygulanabilir bulunmadığı, dolayısıyla kaynak şartının yaratılmasının mümkün olmadığı şeklindeki görüşlerini ve raporlarını teyit eden bilirkişi heyeti raporu da göz önüne alındığında borçlu şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırabilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
Dosya incelendiğinde davacı borçlunun konkordato talebinde bulunduğu, borçlu şirket olan ... Şirketi yönünden yukarıda yazılı olacak şekilde konkordato projesinin uygulanma ihtimalinin oluşmadığına ilişkin komiser heyeti raporu olduğu ayrıca şirketin de borca batık olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay içtihatlarında geçtiği üzere konkordato talebinde bulunan kişilerin dürüstlük ilkesine riayet etmesi ve kötüniyetli olmaması gerekir. Müdahale talebinde bulunan alacaklıların alacaklarını uzun süredir alamadıkları gibi sırf konkordato talepleri yüzünden makul sürenin geçtiği, bu hali ile konkordato müessesinin amacına aykırı durumların oluştuğu, borçlular ve alacaklılar arasında konkordatonun amacı olan alacaklılar aleyhine dengenin bozulduğu, bu aşamadan sonra sunulabilecek yeni revize projelerin tamamen konkordato sürecini uzatmak amacıyla yapılmış işlemler olabileceği, bunun da kabulünün mümkün olmadığı, sunulan konkordato komiserleri raporuna ilişkin yukarıda yazılı özet beyanlar göz önüne alındığında davacı borçlunun talep ettiği konkordato projesinin başarısız olduğu, yine konkordato heyetinin raporunda söz konusu şirketin borca batık olmadığı, dolayısıyla davacı şirketin iflasına karar vermek gerekmediği ayrıca içinde sektörel uzmanın da olduğu komiser heyeti raporunu doğrulamak açısından alınan beş kişilik bilirkişi heyeti raporunda da benzer görüşlerin ortaya çıktığı göz önüne alınarak başarısız olan konkordato projesi ve davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ tarafından ileri sürülen konkordato talebinin REDDİNE,
Adı geçen davacı şirket hakkında mahkememizce verilen tüm mühletlerin ve tedbirlerin 19/09//2025 günü saat: 15:29 'den itibaren kaldırılmasına,
Konkordato komiserlerinin görevlerine 19/09/2025 günü saat 15:29 itibariyle son verilmesine,
Konkordato komiserlerinin görevine son verildiğinin ... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine,
... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ hakkında iflas kararı verilme şartları oluşmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına,
Davacı hakkındaki konkordato talebinin ret olunduğunun, tüm geçici ve kesin mühlet kararlarının tümünün, mühletin etkisi kapsamında olan ve olmayan İİK ve HMK çerçevesinde verilmiş olan tüm geçici hukuki koruma tedbirlerinin kaldırıldığının ve konkordato komiserinin görevine son verildiğinin daha önce ilan yapılan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirilmesine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, davacı peşin olarak yatırdığı 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından harcanan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların iadesine,
Davacı vekilinin ve şirket temsilcisinin ve bir kısım alacaklıların yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.19/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip