T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/95 Esas
KARAR NO: 2024/613
DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ: 09/02/2024
KARAR TARİHİ: 25/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şasi ve ... plaka numaralı ... marka aracın, 11/05/2020 tarihinde ... Ltd. Şti.den 920.000,00 TL bedel ile müvekkili şirket tarafından satın alındığını, trafiğe ilk çıkış tarihinin 17.02.2020 tarihi olduğunu, ...'in resmi web sayfasında yayımlandığı üzere, 01 Ocak 2019 ve sonrası trafiğe çıkışlı araçlar için 4. yılın sonuna kadar geçerli olan garanti hizmeti ücretsiz olarak sağlandığını, her ne kadar açıklamada, “İlk 2 yıl boyunca aracın tüm bakım ve onarımlarını, kaporta işlemleri dahil, düzenli olarak ... yetkili servislerinde yaptırmanız halinde” ifadesi yer alsa da, şirket içi kural ve kararların, hukuki zeminde hak arama noktasında ve yasalar temelinde bağlayıcılığı olmayacağının açık olduğunu, ... tarihinde, ... tebliğ numarası ile yürürlüğe giren Blok Muafiyeti Yasası, araç sahiplerine diledikleri yerden servis hizmeti alma hak ve yetkisi verdiğini, müvekkili şirkete ait aracın, trafiğe ilk çıkış tarihi olan 17.02.2020 ila 17.02.2024 tarihleri aralığında garanti kapsamında olduğunun ilgili yasalar temelinde kabulü gerektiğini, araca ilişkin motor arızalarının gerçekleşmesi neticesinde, davalı firma, sorumluluğu kabul etmek suretiyle 1. Motor arızasını, %75, 2.Motor arızasını ise, %50 oranında garanti kapsamına aldığını, bu ahvalde, aracın hali hazırda garanti kapsamında olduğunun davalı şirket tarafından kabul edildiğini, müvekkili şirkete ait ... Şasi ve ... plaka numaralı... marka aracın, 27 Mayıs 2022 tarihinde arızalandığın, aracın derhal çekici marifetiyle ...mevkiinde bulunan ...Şirketi firmasının servisine götürüldüğünü, aynı tarihte açılan iş emri evrakında motora soğuk su servis eden pompanın arızalandığı ve bu nedenle elektrikli motorun ısındığı, ısınma neticesinde ise motorun kendisini korumaya aldığı ve su pompasının değiştirildiğini, kullanıcı hatası olmadığı açıkça görülen belirtilen arıza nedeniyle yetkili servise toplamda 7.310,00 TL masraf ödendiğini, 5 Eylül 2022 tarihli iş emri açılış belgesinde, kumanda değiştirme valfinde tespit edilen arıza nedeniyle aracın kullanılamaz hale gediğini ve aynı tarihte yukarıda zikredilen ...’in servis bölümüne götürüldüğünü, yapılan tamirat sonrasında yaklaşık 5.700 TL masraf ödemesi yapıldığını, 20 Aralık 2022 tarihinde aracın ekranında kırmızı akü ikaz lambası sürekli olarak yanmaya başladığını, akü ikaz lambasının yanması, endişe verici olarak değerlendirildiğinden, araç, aynı gün ....’e götürülerek sorunun kaynağının tespiti istendiğini, ... bir günlük incelemenin ardından araçta herhangi bir arıza olmadığını ifade ederek aracı teslim ettiğini, aracın 30.12.2022 tarihine kadar başkaca bir akü ikazı vermediğini, ancak 30 Aralık 2022 tarihinde ... Üniversitesi Kampüsü mevkinde, aracın aynı arızayı vererek çalışmaz ve yürüyemez hale geldiğini, aracın arıza bölgesine en yakın yetkili ... Bayi ve Servisi olan ... AŞ./...Servisine götürüldüğünü, 30.12.2024 tarihli arızaya ilişkin iş emri ve Servis Yetkilisi ...tarafından 04.01.2023 tarihinde gönderilen mailde, “Aracınızın arızasına bağlı olarak yapılan kontrollerde, aracın ön elektromotor değişiminin gerektiği, yapılacak işlemin tutarının 120.000 TL olduğu, %75'lik tutarın garanti biriminden karşılanacağı, onay verilmesi durumunda, yaklaşık 30.000 TL tutarın Müvekkil Şirketçe karşılanması gerektiği, yaklaşık teslim süresinin 1-1,5 ay olacağı” ifade edildiğini, araca olan ciddi ve ertelenemez ihtiyaç nedeniyle aracın arızasının giderilmesi ve kullanıma hazır hale getirilmesi amacıyla talebin kabul edildiğini ve müvekkili şirkete düştüğü ifade edilen %25’lik ödeme kabul edilerek 31.604,29 TL, 20 Şubat 2023 tarihinde ödendiğini, ön tahrik motoru arızasının masraflarının ödenmesi, ikame araç verilmemesi, arıza giderme süresinin 30 günü aşmasının yanında, yeni motorun tescil masrafı olarak da 7.000 TL ödendiğini, ön motor değişiminin akabinde, yaklaşık beş ay sonra aracın arka motorundan uğultular gelmeye başladığını, aracın tekrar ...AŞ / Otomol ... Servisine götürüldüğü, araç üzerinde yapılan ve iki gün süren incelemelerin akabinde, Servis sorumlusu ... arıza ile ilgili olarak Müvekkil Şirkete gönderdiği 05.07.2023 tarihli mailde özetle; “Aracın arızasına bağlı olarak yapılan kontrollerde, aracın arka elektromotor değişiminin gerektiği, yapılacak işlemin tutarının 160.000 TL olduğu, %50'lik tutarın garanti biriminden karşılanacağı, onay verilmesi durumunda yaklaşık 80.000 TL tutarın Müvekkil Şirketçe karşılanması gerektiği, yaklaşık teslim süresinin 1-1,5 ay olacağı" ifade edildiğini, gönderilen cevabi mailde, bu masrafın karşılanmayacağını ve hukuki yollara müracaat edilmek suretiyle hak arama yoluna gidileceği ifade edilerek araç yetkili servisten çekilerek ...adresinde muhafaza altına alındığını, davalı Firmaya, ... 45. Noterliği'nin ... tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek, Türk Borçlar Kanunu’nun III. “Ayıptan Sorumluluk” başlıklı 219 ve devamı maddeleri kapsamında, “Alıcının Seçimlik Hakları” başlıklı 227/4. Maddesi hükmü gereği, aracın ayıptan ari yenisi ile değiştirilmesi, aksi taktirde dava yoluna gidileceği ihtar edilmişse de, Davalı Firma, mezkur ihtarnameye cevap vermekten dahi imtina ettiğini, dava ikamesinden evvel, ... Arabuluculuk Bürosunun ... Büro ve ... Arabuluculuk dosya numarası ile başvuruda bulunulmuş ise de, Davalı taraf ile telekonferans marifetiyle yapılan görüşmeler anlaşamama ile sonuçlandığını, etraflıca izah edildiği üzere araca ve üreticisine güvenin tamamen ortadan kalktığını, aracın fabrikadan ayıplı bir şekilde çıktığını, imalat hatasının vaki olduğunu, arızanın gizli ayıp mahiyetinde olduğunu, satın alınan araçta üretim hatasının bulunduğunu, bu nedenle davacının maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilinin global ölçekte hizmet veren ve küresel boyutta araçlarının sağlamlığı ve güvenirliği ile bilinen ... markasına itimat etmek suretiyle satın aldığı araç, taahhüt edildiği gibi müvekkilinin araçtan beklediği yararı, konforu ve performansı elde etmesi bir yana, araç motorundan kaynaklanan arızalardan ötürü, müvekkilinin müteaddit defalar yaralanma ve hayati tehlike korkusu yaşadığını, araca ve satıcısına duyduğu güvenin telafi edilemez bir şekilde sarsıldığını, müvekkilinin aracın muhtelif arızalarla birlikte her iki motorunun yanmasının akabinde, araçla ilgili ciddi araştırmalar yaptığını ve neticede yukarıda tarifli akibete uğrayan ilk alıcı ve kullanıcı olmadığını görmüştür. Nitekim ...Yetkili Mercedes bayiinde verilen bilgiler sadece bu serviste üç aracın motor değişikliğinin yapıldığının öğrenildiğini, tamamen elektrikli olan ... araç ... firmasının ilk SUV aracı olması nedeniyle teknik eksikliklerden muzdarip olduğunu, arz ve izah edilen sebeplerle fazlaya ilişkin talep, takip, dava ve davayı ıslah ile gerekmesi halinde, Türk Borçlar Kanunu'nun 227. Maddesinde belirtilen seçimlik hakları saklı kalmak kaydı ile; tevdi mahalli tayini talebi hakkında karar verilmesini, dava konusu ...Şasi ve ... plaka numaralı ... marka araç ile aynı özellik ve vasıflardaki "0" km" aracın tüm değişim masrafları Davalıya ait olmak üzere, Davalı ... A.Ş.'den alınarak müvekkili şirkete verilmesine, Dava konusu ... Şasi ve ... plaka numaralı ... marka ayıplı aracın tüm değişim masrafları Davalıya ait olmak üzere, Davalı Şirkete teslimine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davalıya tahmili istikametinde hüküm tesis edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf davaya konu aracı ... Ltd. Sti. ünvanlı bir firmadan satın aldığını, bu firma ile müvekkili şirket arasında herhangi bir yetkili bayilik ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin mezkur aracın ithalatçısı da olmadığını, dava konusu aracın... olarak tabir edilen ithalatı yetkili distribütor müvekkili şirket tarafından yapılmamış bir araç olduğunu, Türk Borçlar Kanunu’na tabi satışlarda alıcının değişim talebinin ileri sürebileceği tek kişi md.227/2 ve onun atfı ile uygulanacak md.112 uyarınca, satıcı olduğunu, dava konusu aracın satışı müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilmediği ve müvekkili şirketin dava konusu araç ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, dava konusu aracın üreticisi, satıcısı veya ithalatçı konumunda da olmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete husumet yöneltilmesi mümkün olmadığını, TTK'nın 23. Maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesi Kapsamında ile satılanda ayıp olması halinde alıcının ayıbın niteliğine göre bu ayıbı 2 gün ve 8 gün içinde veya ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, bu durumda derhal satıcıya bildirmesi gerektiği hüküm altına alındığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı ve 13.06.2012 tarihli kararında ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ve 25.09.2013 tarihli kararında da örnek kararlar verildiğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacı tarafın mezkur araçtaki şikayetlerinin varlığı ve müvekkili şirketin sorumluluğu kabul edilse dahi, davacı tarafın mevzuat uyarınca öngörülen ayıp ihbar sürelerine riayet etmemiş olması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, 6098 Sayılı TBK'nun 231/1 maddesinde sürelerin düzenlendiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 'nin 12.02.2020 tarih ve ... E. ... K.sayılı ilamında da buna ilişkin karar verildiği, davacı tarafın aracı 11.05.2020 tarihinde satın ve devralmış olduğunu, dava konusu aracın alıcıya devri üzerinden TBK'nın 231/1 maddesinde düzenlenmiş olan 2 yıldan fazla süre geçtiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğu göz önünde bulundurularak davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın dava konusu araca müvekkili şirket tarafından garanti verildiği iddiasına itibar edilemeyeceğini, müvekkili şirketin dava konusu aracın üreticisi, satıcısı veya ithalatçı konumunda da olmadığını, mezkur araca müvekkili şirket tarafından verilmiş bir garanti bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı firma arasında herhangi bir garanti sözleşmesi de bulunmadığını, davanın başkaca bir araştırma yapılmasızın reddi gerektiğini, davaya konu araca ilişkin onarım işlemlerinin ücretli yapılacağı hususu davacı tarafa bildirilmiş ancak davacı taraf ücretli onarımı kabul etmeyerek huzurdaki davayı ikame ettiğini, açıklanan sebeplerle husumet, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazları dikkate alınarak davanın reddine, neticede davanın reddine, yargılama giderinin ve vekâlet ücretinin davacı şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 45.Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, araç satım faturası, servis kayıtları, mail yazışmaları, tamir masraflarına ilişkin ödeme dekontları, gümrük ve ithalat belgeleri celp edilmiş incelenmiştir.
Dava, davacı tarafından dava dışı 3. şahıstan satın alınan aracın üretimden kaynaklanan ayıp sebebiyle ve ayıba karşı tekeffül hükümleri kapsamında araca garanti veren / garanti sorumluluğu olduğu ileri sürülen davalıdan ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi istemine ilişkindir.
Davacı ... Ltd. Şti. 11/05/2020 tarihinde dava dışı ... ... Ltd. Şti.den ... plakalı ... marka model aracı satın almıştır.
Davacı, dava dilekçesinde aynen, satın aldığı aracın fabrikadan ayıplı bir şekilde çıktığını, imalat hatasının bulunduğunu ve araç üreticisine olan güveninin tamamen ortadan kalktığını ifade etmiş, bu suretle üretimden kaynaklanan gizli ayıp sebebiyle aracın aynı özellik ve vasıflardaki "0 km" orijinal ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının satın aldığı aracın kendisi tarafından üretilmediğini, imalatçı olmadığını, aracı kendisinin ithal etmediğini / ithalatçı olmadığını, aracın satıcısı da olmadığını, aracın satıcısı olan ... ... Ltd. Şti. ile herhangi bir yetkili bayilik durumunun dahi bulunmadığını ileri sürerek husumet itirazında bulunmuştur.
Uyuşmazlığın temeli, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yasal düzenlemeye bakıldığında:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun Ticari Satışı düzenleyen 23/1. maddesi "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve ... Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ... ilişkin hükümleri uygulanır." Maddenin (c) bendinde "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Görüleceği üzere, anlan yasal düzenlemede, ticari satışlarda malın ayıplı olması halinde ayıp ihbar yükümlülüğüne ilişkin süreler hakkında açık hüküm bulunduğu halde, ayıplı mal sebebiyle açılacak davalarda husumetin kime / kimlere yöneltileceğine ayrık ve somut bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, aynı maddenin 1. fıkrasında bu durum çözüme kavuşturulmuş, açıkça tacirler arasındaki satış (ve mal değişimlerinde) işlemlerinde Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. O halde, ticari satış sözleşmelerinden kaynaklanan ve ayıplı mal sebebiyle açılacak davalarda, husumetin kime / kimlere yöneltilebileceği noktasında öncelikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tayin edilecektir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 219.maddesi uyarınca; SATICI, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme." (TBK 227)
Görüleceği üzere, ayıba karşı tekeffülden doğan sorumluluk kapsamında seçimlik hakların kullanılması, bu bağlamda satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi hakkı, 6098 s. TBK uyarınca öncelikle satıcıya karşı husumet yöneltilmesini gerektirmektedir.
Ne var ki, hem tarafların beyanları hem de davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen satış faturasından da görüleceği üzere, dava konusu aracın satıcısı dava dışı ... ... Ltd. Şti. olup, davalı şirket satıcı değildir. Kaldı ki, dava dışı satıcı ... ... Ltd. Şti. davalının herhangi bir yetkili bayisi de değildir. Bu bağlamda, davalının satıcı sıfatı bulunmadığından ona husumet yöneltilemez.
Diğer taraftan; davacı, aracın fabrikadan ayıplı bir şekilde çıktığını, imalat hatasının bulunduğunu ileri sürmekle, üretimden kaynaklanan ayıp iddiasından satıcının yanı sıra üretici, imalatçı ve ithalatçı da sorumlu olacaktır. Mahkememiz kabulü bu yönde olmakla birlikte güncel bir Yargıtay kararında;.
YARGITAY 11. HD. 2023/541 E. 2024/3849 K. sayılı ilamı ile:
"...davacı ile davalı arasında yazılı satım sözleşmesi veya dava dışı bayinin ayıptan doğan tekeffül borcunun davalı tarafından garanti edilmesi gibi davalı imzalı açıkça kararlaştırılmış yazılı delil tespit edilemediği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (6098 sayılı Kanun) düzenlenmiş olan ayıba karşı tekeffül sorumluluğu, akdi bir sorumluluk türü olduğundan, sadece satım sözleşmesinin tarafları arasında geçerli olduğu, bunun bir sonucu olarak, satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna bağlı olarak alıcıya tanınan seçimlik hakları da (sözleşmeden dönme, bedel indirimi, değiştirme hakları) satıcıya karşı ileri sürülebileceği, alıcının, ayıba karşı tekeffüle dayanan seçimlik haklarını, satıcı dışındaki kişilere, yani satım sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere (üreticiye, ithalatçıya, ara satıcıya vb.) yöneltmek suretiyle onları ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca sorumlu tutmasının mümkün olmadığı, alıcının, satıcı dışındaki üçüncü kişileri, akdi sorumluluğu ilişkin genel hükümler uyarınca da sorumlu tutamayacağı, her ne kadar, Tüketicinin Korunmasına İlişkin Kanun'un "ayıplı mal" başlıklı 4 üncü maddesinde, tüketici konumundaki alcının, ayıba karşı tekeffülden doğan seçimlik haklarını satıcı dışındaki üçüncü kişilere (üretici, ithalatçı, acente) karşı da yöneltebilmesi imkanı düzenlenmişse de, dava konusu "tacirler arası ticari satımlarda" uygulanmayacağı,..." şeklinde olduğu,
Mahkememizce az önce değinilen kabul doğrultusunda araştırmaya devam olunduğu,
Ancak, davalı şirket satın alınan aracın üreticisi, imalatçısı ve ithalatçısı da değildir. Zira, dosyaya celp edilen ve ibraz edilen delillerden dava konusu ... marka model aracın ...'da bulunan bir şirket (...) tarafından üretildiği ve imal edildiği sabittir. Ayrıca, Mahkememizce dava konusu aracın ithalatçısının kim olduğu araştırılmış, ... Gümrük Müdürlüğünden celp edilen ithalat ve gümrük evraklarından ithalatçının ...Ltd. Şti. olduğu tespit edilmiştir. Hasılı, davalının üretici, imalatçı ve ithalatçı sıfatı dahi bulunmadığından ona husumet yöneltilemez / yöneltilmesi mümkün değildir.
Bu aşamada vurgulamak gerekir ki, husumetin neden davalıya yöneltildiğinin açıklanması için davacıya süre verilmiş, davacı beyan dilekçesinde davalının garanti sorumluluğunun bulunduğunu, satın alınan araca davalının garanti verdiğini iddia etmiştir. Davacı bu iddiasını, davalının internet sitesinde yer alan bir takım bilgilere dayandırmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, satın alınan ve ayıplı olduğu ileri sürülen araç için davalı tarafından verilmiş herhangi bir garanti yoktur. Nitekim, bu hususta davacı vekiline verilen kesin süre ve imkana rağmen (tüm ihtarlar dahi usulünce yapılmıştır) aracın garanti belgesi dosyaya ibraz edilememiştir. Öte yandan, davalının internet sitesinde yer alan garanti sorumluluğuna ilişkin koşullar, pekala tarafların da malumu olduğu üzere davalının ithalatçısı ya da satıcısı olduğu araçlar için geçerlidir. Halbuki somut olay bakımından davalı, satın alınan ve ayıplı olduğu ileri sürülen aracın ithalatçısı ya da satıcısı değildir. Bu nedenle, internet sitesinde yer alan garanti şartlarının davacıya herhangi bir garanti sağlaması / vermesi mümkün değildir. Kaldı ki, dava konusu araç ... tabir olunan münferit ithalatçı ( ...Ltd. Şti.) tarafından ithal edilmiş olması nedeniyle davalının herhangi bir garanti taahhüdü ya da hukuki sorumluluğu dahi bulunmamaktadır. (Emsal bkz. İSTANBUL BAM 19. HUKUK DAİRESİ 2021/1445 E. 2024/585 K.) Bununla birlikte, dava konusu aracın satın alındıktan sonra yaşanan motor arızalarının davalının yetkili servislerde tamir edilmiş olması, davacı şirkete aracın üretiminden doğan yahut muhtemel doğabilecek tüm ayıp iddialarını, bu suretle aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi hakkını davacıya bahşetmez. Davalı, dava konusu aracın üreticisi, imalatçısı, ithalatçısı ya da satıcısı olmadığına göre ona karşı husumet yöneltilmez. Aracın tamir işlemlerinin yetkili serviste yapılması davalı bakımından üretimden kaynaklanan ayıpları garanti ettiği / garanti verdiği / garanti sorumluluğuna sebep olduğu şeklinde kabul edilemez. Hatta, davalı şirketin yetkili servis elemanları tarafından gönderilen mailerde dahi, "aracın garantisi bulunmamaktadır" ibaresi ve bilgisi davacıya verildikten sonra onarımla ilgili masraflar ve yapılacak işlemler hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Bu çerçevede, aracın garantisinin olmadığı dava dışı yetkili servisler ve elemaları tarafından dahi davacı şirkete bildirilmiştir.
Emsal nitelik teşkil eden bir davada:
İSTANBUL BAM 19. HUKUK DAİRESİ ... E. ...K. sayılı ilamı ile:
".... dosyada toplanan deliller kapsamında aracın ithalatçısının ... Şti. olduğu, satıcısının ...A.Ş. olduğu, aracın ... tabir olunan münferit ithalatçı tarafından ithal edilmiş olması nedeniyle herhangi bir garanti taahhüdü ya da hukuki sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki deliler ve Yargıtay ilamları kapsamında davalının sadece servis hizmeti vermesi nazara alındığında mahkemenin bu davalı yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı vermesi gerekirken esastan ret kararı vermesi yerinde görülmemiştir ..." şeklinde karar vermiştir.
Bu çerçevede, davacı tarafından her ne kadar davalıya husumet yöneltilerek eldeki dava açılmış ise de; dosyadaki mevcut deliller, ilgili kurum ve kuruluşlardan celp edilen belge ve kayıtlar, nihayetinde toplanan tüm belge ve deliller neticesinde; davalının, davacı tarafından satın alınan ve üretim kaynaklı (imalat hatası) ayıplı olduğu ileri sürülen aracın satıcısı, üreticisi, imalatçısı, ithalatçısı ve garanti veren olmadığı, öte yandan aracın grey market tabir olunan münferit ithalatçı tarafından ithal edilmiş olması nedeniyle davalının herhangi bir garanti taahhüdü ya da hukuki sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki yerleşik içtihatlar, Yargıtay ve BAM ilamları kapsamında davalının sadece servis hizmeti vermesi nazara alındığında (ki aracın garantisinin bulunmadığı yetkili servis tarafından mail yazışmalarında bildirilmiştir) davalıya husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından davacının, davalı ... A.Ş. yönünden açtığı davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-Davacının, davalı ...A.Ş. yönünden açtığı davasının husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 15.711,30 TL'nin mahsubu ile fazladan alınan 15.283,70 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (920.000,00 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. ve 13/1. maddeleri uyarınca husumet nedeniyle davanın reddine karar verildiğinden Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek koşulu ile belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa veya vekillerine İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.25/09/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır