T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/99
KARAR NO : 2025/19
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/02/2024
KARAR TARİHİ : 08/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ile imzalanan sözleşmeye istinaden tüm edimlerini yerine getirdiğini, davalı şirketten bakiye 122.800 USD alacağını talep ettiğini, müvekkili şirket tarafından defalarca talep edilmesine karşın davalı yanın söz konusu bedeli ödememiş olduğunu, bunun üzerine davalı aleyhine müvekkil şirket tarafından ... 32. İcra Dairesi'nde ...E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu icra takibine davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, borçlu davalı süresi içinde yetkiye, borcun tamamına, tüm ferilerine ve faize itiraz etmek suretiyle takibi durdurduğunu, yapılan itirazlar haksız ve mesnetsiz olup alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu, iptal edilen takibin ... 11. İcra Dairesi ...E.sayılı dosyaya ilişkin olduğunu, takibe ilişkin itirazın iptali davasının ... 6. ATM'de ...E.sayılı dosyasına istinaden açıldığını, istinaf sonrası dosyanın İstanbul BAM 13. HD ...E.sayısını aldığını, nihai durumda Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nde ...E.sayılı dosyasının arşivde olduğunu, ilgili dosyaların celbini talep ettiğini, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve ayrıca kötü niyetli olarak takibi geciktiren borçlu davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aynı alacak için başlattığı ... 16.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibe dayanarak açtığı dava ... 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esasıyla görülmüş, verilen karar henüz kesinleşmemiş olduğunu, davacı, takibin iptalinin ardından bu davadan vazgeçmesi gerekirken bu davayı derdest halde bıraktığını, yeni başlattığı takibe dayanarak bu davayı açtığını, davacı önceki açtığı ve takibin iptali ile konusuz kalan davasından vazgeçmeden bu davayı açamayacağını, bu sebeple derdestlik itirazında bulunduklarını, davacı müvekkille aralarında imzaladıkları sözleşme ile 2006 model cihaz satmayı kabul ve taahhüt etmiş olmasına rağmen müvekkiline 2003 model cihaz teslim ettiğini, itirazın iptali davalarında alacaklı davacı takipte dayanmadığı belgelere dayanamayacağını, davacının takip dayanağı yaptığı faturanın 28/08/2015 tarihli 897.298,56TL bedelli fatura olduğunu, davacı bu faturaya istinaden müvekkilden ancak TL talep edebileceğini, müvekkilinin kayıtlarında davacının alacağının sadece 366.284,56TL olduğunu, müvekkilden bahsi geçen faturadan dolayı ancak bunu talep edebileceğini, teslim edilen makinanın 2006 model olmadığını, gümrükten ilk girişteki ithalat faturasının ilgili firmadan celp edilmesi ile sabit olacağını, genelgeden de açıkça anlaşıldığı üzere cihazın yaşı esas alınmakta olup güncellendiği yıla bakılmamakta olduğunu, davacı 2006 model cihaz yerine 2003 model cihazı teslim ettiğini, sözleşmenin esaslı unsurlarında müvekkilini yanılttığını, iradesini fesada uğrattığını, buna bağlı olarak müvekkilinin satılan cihazın yaşının söylenenden büyük olması sebebiyle ihaleye katılamamış olup kazanç kaybına uğradığını, esas alınması gereken sözleşme ve faturada yazanlar olduğunu, sonradan yapılan güncelleme ile cihazın yaş ve modeli değişmeyeceğini, sözleşme uyarınca davacı müvekkiline 2006 model cihaz satmak yerine 2003 model cihaz satmış olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Açılan davanın derdest olup olmadığı, derdest değil ise esas yönden davacının sözleşmeden kaynaklanan ediminin sözleşme içeriğine uygun şekilde ifa edilip edilmediği, ürünün teslimi gereken ürün olup olmadığı, ayıp veya noksan içerip içermediği, içermekte ise davalının süresi içinde gerekli ihbarı yapıp yapmadığı, buna göre itirazın iptali ile takibin devamının gerekip gerekmediği, taraflar lehine İİK 67 hükmü uyarınca icra tazminatına hükmolunmasının gerekip gerekmediği uyuşmazlık konusudur.
Son duruşmadan sonra davalı vekilinin 11/10/2024 tarihli beyan dilekçesini, davacı vekilinin harçların depo edildiğine dair beyan dilekçesini ve ayrıca 14/11/2024 tarihli beyan dilekçesini sunduğu, ayrıca ara karar çerçevesinde 04/11/2024 tarihli tutanak ile gerekli teminat eksikliğinin depo olunduğu açıktır. Bu çerçevede ve bu aşamadan sonra davanın tam ıslah edilmiş hali ile kabul edilerek yargılamaya devam olunması sağlanmıştır. Böylelikle davacının dinlenilme hakkı kısıtlanmamıştır.
Davalı vekilinin derdestlik itirazı ise mevcut olmakla dava şartı olan bu hususun öncelikle ve ilk itirazdan önce ve resen ele alınması gerekmiştir.
"Bilindiği gibi, derdestlik (Mülga) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMUK)’nda ilk itiraz olarak düzenlendiği hâlde, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-(ı) maddesi ile dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir.
Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir.
Dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli); bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlardır.
Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmasının hukukî olmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı HMK’nın 114’üncü maddesi ile derdestlik dava şartı kabul edilerek maddenin (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme ile derdestlik iddiası bir olumsuz dava şartı hâline getirilerek ilk itiraz olmaktan çıkarılmıştır.
Derdest bir davanın ilk koşulu, aynı davanın; tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın hâlen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması hâlinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir. Bir davanın açılması ile şekli anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir (Tanrıver, S.: Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, 2.b., Ankara 2007, s.8 vd.). Davanın derdest olması, taraflar arasında o konuda ortaya çıkan uyuşmazlığın henüz tam olarak çözümlenemediği anlamına gelir.
Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarihli, ... E., ... K. sayılı kararında da benimsenmiştir."(Yargıtay HGK ...E. ...K.sayılı kararı)
Derdestliğe ilişkin husus yukarıda açıklandığı üzere 6100 sayılı HMK m.114 hükmünde düzenlenmiştir.
Derdestliğe esas oluşturduğu belirtilen ve yargılama aşamasında celbedilen, ... 6.ATM'nin ...E. ...K.sayılı dosya içeriğinin incelenmesi sonucunda davanın 25/10/2016 tarihinde açıldığı, 04/02/2020 tarihinde karara bağlandığı, karar ile ilgili istinaf başvurusunun yapıldığı, başvuru sonucunda İstanbul BAM 13.HD tarafından İDM kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm oluşturulduğu, bunun üzerine temyiz talebinde bulunulduğu, temyiz talebi sonrası ise Yargıtay 11.HD ...E. ...K.sayılı ilamı ile bozma kararı oluşturulduğu, bunun üzerine dava dosyasının BAM kararının niteliği uyarınca İstanbul BAM 13.HD'ye gönderildiği, dairenin ...E.numarasını aldığı, 19/09/2024 tarihinin duruşma günü olarak belirlendiği, aynı duruşmada ise bu defa "davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" dair hüküm oluşturulduğu, verilen bu karara yönelik ise bu defa istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, 26/11/2024 tarihli İstanbul BAM 13.HD'nin yazısından dahi anlaşılacağı üzere bu tarihte dahi henüz ilk dosyadaki kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Mahkememizde ise aynı davacının aynı davalı şirket aleyhine, yine aynı sözleşmeye dayalı olarak ve farklı icra dosyasına dayalı olsa dahi aynı faturaya dayalı ve yine aynı fatura konusu miktar ile ilgili takibe itiraz olunması üzerine yine itirazın iptali davasının açıldığı açıktır.
Yine duruşma sırasında gerek davacı vekilinin açıklayıcı yöndeki 04/11/2024 tarihli dilekçesi ve gerekse dosya kapsamı dikkate alındığında mahkememizde açılan davadaki davaya esas takip talebindeki işlemiş faiz toplamının ise yukarıda anılan ve ilk açılan davaya esas icra takibindeki takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek faizi kapsadığı, bu çerçevede ilk davadaki takip talebinde belirtilen işlemiş faiz alacağı ile birlikte asıl alacağa dahi işlemiş faiz talep olunduğu gerçeği karşısında mahkememizde açılan ikinci davadaki takip talebinde yer alan işlemiş faiz kaleminin aslında ve zaten birinci davayı esas takip talebine konu olunduğu anlaşılmaktadır.
Yargılama aşamasında davacı vekili 24/09/2024 tarihli dilekçesi ile mahkememizde açılan itirazın iptali davasını alacak davasına dönüştürmüştür. Ancak bu durum ... 6.ATM'de açılmış olan ...E.sayılı dava dosyasındaki tarafların, dava sebebinin ve talebinin, Mahkememizde 12/02/2024 tarihi itibari ile açılan dava ile aynı olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.
12/02/2024 tarihi itibariyle mahkememizde açılan itirazın iptali davasında esas takip talebindeki işlemiş faiz miktarının fazla olmasının sebebi ise mahkememizdeki davaya esas olan ikinci takip tarihi ile ... 6.ATM'den açılan birinci davaya esas olan takip talep tarihi arasında işleyen faiz miktarından kaynaklanmaktadır. Ancak yukarıda belirtildiği üzere davacı, zaten ... 6.ATM'de açmış olduğu ilk davaya esas olan takip talebinde belirtmiş olduğu işlemiş faiz yanında ayrıca işleyecek faizleri de zaten talep etmiştir. Buna göre "birinci dava ile ikinci dava arasında bu noktada farklı ve yeni bir miktar aslında yoktur. Bir başka deyişle mahkememizde ikinci dava açılmamış olması söz konusu olsa dahi, ikinci davaya esas takip talebindeki işlemiş faiz miktarı zaten birinci davaya esas takip talebi ve davadaki hükme usulen konu durumdadır.
Kaldı ki "birinci dava ile ikinci dava arasında derdestliğin oluşması için parasal miktarların aynı olması da gerekmez. (Süha TANRIVER, Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara, Sayfa 82-83)
Yargılama aşamasında mahkememizde davanın açıldığı 12/02/2024 tarihi itibariyle taraf, dava sebebi ve talep açısından derdestlik durumu oluşmuştur. Yargılama aşamasında derdestliğe esas olan İstanbul 6. ATM'de ilk açılan davada Yargıtay bozma ilâmına uyularak ... BAM 13.HD tarafından usulden red kararı verilmiş, karar ise mahkememizdeki yargılama aşamasında kesinleşmiştir.
Bu noktada belirtmek gerekir ki dava açılmasının usul hukuku bakımından sonuçları üzerinde genel olarak durulmasında fayda bulunmaktadır.
Bilindiği üzere dava açılmasının maddi hukuk bakımından farklı sonuçları olduğu gibi usul hukuku bakımından dahi sonuçlarının var olduğu usulen dikkate alınmalıdır. Buna göre HMK m.114 hükmü dahi gözetildiğinde dava açılmasının usuli sonuçlarından biri ise derdestlik halidir. Zira derdestlik için öncelikle açılmış ikinci davanın varlığı asıldır. Mahkememizde davanın açılmış olduğu tarih itibariyle tarafları, dava sebebi ve konusu aynı olan bir dava açıldığı ise yukarıda irdelenmiştir. Mahkememizdeki davanın açıldığı tarih itibariyle derdestlik nedeninden dolayı davanın reddi usulen mümkün hale gelmiştir. Bir başka deyişle mahkememizde davanın açıldığı tarihte tarafların lehine ve aleyhine bir usuli kazanılmış hakkın doğduğu bu noktada kabul olunmalıdır. Zaten davanın esasına girilmeden önce bu durum davalı tarafından dahi ileri sürülmüş olmakla bu noksanlık giderilmiş olsa bile HMK m.115/f.3 hükmünün uygulanması mümkün değildir.
Nitekim konuyla ilgili özel daire durumundaki Yargıtay 11.HD güncel kararında "6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinde dava şartları belirtilmiştir. 114 üncü maddesinin (i) bendinde aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlamamış olması dava şartlarından sayılmıştır. Önceki davanın sonra açılan dava için kesin hüküm oluşturması ancak önceki davanın sonra açılan davadan önce kesinleşmiş olması şartına bağlıdır. Kesin hüküm oluşturduğu belirtilen ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dava dosyasının incelemesinde davanın 26.09.2012 tarihinde açıldığı, söz konusu dava dosyasına ilişkin kararın ise 29.05.2015 tarihinde kesinleştiği, uyuşmazlığa konu davanın ise 24.09.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere uyuşmazlık konusu davanın açıldığı tarihte kesin hüküm oluşturduğu belirtilen ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava henüz kesinleşmemiş olduğundan kesin hükme ilişkin yasal şartlar oluşmadığından davanın kesin hüküm nedeniyle reddi doğru değildir.
Yine 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (ı) bendi uyarınca aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartı olarak belirtilmiş olup her iki dava dosyasının incelenmesinde uyuşmazlık konusu alacağın aynı hukuki ilişkiden ve aynı belgeden kaynaklandığı dolayısıyla dava konusunun aynı olduğu, hukuki sebebinin ve davanın taraflarının aynı olduğu bu nedenle davanın derdestlik nedeniyle reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin ve hüküm fıkrasının düzeltilerek onanması gerekir. (Yargıtay 11.HD ...E. ...K.sayılı kararı)
şeklinde görüşü benimsemiştir.
Yine Yargıtay'ın bu kararını benimseyen İstanbul BAM 13.HD ...E. ...K.sayılı kararına göre;
"Davacı tarafından dava konusu araçların bedelinin ve mahrum kalınan karın ödenmesi için ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas ve ... karar sayılı ilamı ile kısmi dava açılmış, yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın esastan reddine karar verilmiş ve karar Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17/01/2019 tarih, ...esas ve ...karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesinde; aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte (derdest) olmaması dava şartları arasında düzenlenmiştir. Somut dava ile ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas ve ... karar sayılı dosyasında araç satış vaadi sözleşmesi kapsamında teslim edilmeyen dava konusu araçların bedelinin ve mahrum kalınan karın tahsilinin talep edildiği ve her iki davanın dava konusunun, hukuki sebebinin ve taraflarının aynı olduğu, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında davanın 02/04/2013 tarihinde açıldığı, 21/03/2017 tarihinde karara bağlandığı ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17/01/2019 tarih,... esas ve... karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür. Somut davada dava tarihinin 18/07/2016 tarihi olduğu ve dava tarihinde ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasındaki yargılamanın derdest olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece derdestlik dava şartı eksikliği sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusu usulen yerinde görülmüştür."
şeklinde olup bu karar dahi yine Yargıtay 11.HD'nin ...E. ...K.sayılı kararı ile onanmıştır.
Bu benimsemeye göre, birinci açılan dava ile ikinci açılan davanın tarafları, sebebi ve konusu aynı ise birinci açılan dava, ikinci davanın açıldığı tarihte kesinleşmeyip ikinci davanın açıldığı davanın görülmesi aşamasında kesinleşmiş olsa dahi bu durum davanın derdestlik nedeniyle reddini engellemeyecektir.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının davasının derdestlik durumu karşısında HMK m.114/f.1 bent (ı) nedeniyle ve HMKm.115 hükmü karşısında dava şartı yokluğundan ve usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının derdestlik durumu karşısında HMK m.114/f.1 bent (ı) nedeniyle ve HMKm.115 hükmü karşısında dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın, peşin alınan 58.537,31TL peşin harç, 2.483,80 TL tamamlama harcı, 24.300,00 TL tamamlama harcı toplamı olan 85.321,11TL'den mahsubu ile 84.705,71 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 30.000,00TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin ileride Bakanlıkça ödenmesi durumunda 6183 sayılı AATUHK hükümleri gereği ücretin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip