T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/127 Esas
KARAR NO: 2025/161
DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ: 25/09/2023
KARAR TARİHİ: 24/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 26. maddes hükmü uyarınca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddelerine göre kurulmuş olup, ...'nin iştirak şirketi olduğunu, ... ve bazı kamu kurumlarındaki aldığı ihale işlerinin bir kısmını işbu uyuşmazlığa konu rücu davasındaki işçinin de çalıştığı hizmet alımı dahil olmak üzere, davalıya ihale ettiğini, bu ihalelere ve çalıştırılan işçiye ilişkin sözleşmeler ve özlük dosyaların dava dilekçemiz ekinde (CD) ile sunulduğunu, bu kapsamda olmak üzere davalı nezdinde çalışması bulunan işçi ...'ya şoför cenaze hizmetleri işi için 01/01/2022-21/12/2023 tarihlerinde 42.696,40 TL, 05/03/2020 tarihinde 42.372,33 TL 'nin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, müvekkili şirketin işbu ödemeleri son işveren olarak yapmak zorunda kaldığını, işçinin çalıştığı şirketlerin ise sıralı olarak belirtildiğini, davalının işbu ödemelerden, işçiyi çalıştırdıkları dönemler nedeniyle, işçiye ödenen tazminat ve alacaklardan sorumlu olduklarını, işçiye yapılan bu ödemeler nedeniyle müvekkilin şirketin sözleşmeye ve yasaya bağlı olarak, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faiziyle birlikte, davalıya karşı rücu hakkı bulunduğunu, yasa ve Yargıtay kararları gereğince, müvekkili şirketin işbu dava ile bu haklarını ileri sürdüğünü, müvekkili şirketin kayıt ve belgeleri, banka kayıtları, ödeme evrakları, SGK hizmet dökümleri gereğince, bilirkişi incelemesi yaptırılarak, işçinin geçmiş dönemde çalıştığı davalı/davalıların sorumlu oldukları ödemelerin tutarının tespiti ile tespit edilecek olan ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faizi ile birlikte müvekkili şirket ödenmesine karar verilmesi istemli işbu davanın açılması gerekli ve zorunlu hale geldiğini, belirterek , fazlaya ve sair hususlara ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; müvekkili şirket tarafından ödenen işçilik alacaklarının davalıdan, sözleşme ve yasa gereği yasal sorumluluk tutarları gereğince bilirkişi raporu ile tespit edilerek, bulunacak tutarların davalılardan ayrı ayrı, ödeme tarihinden itibaren yasal ticari faizi ile birlikte, davalılardan alınarak davacı yana ödenmesine, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalılara tespit edilecek sorumluluk oranların gereğince ayrı ayrı yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müflis şirketin ...6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından 22.06.2016 günü saat 16:57’den itibaren iflasına karar verilmiş olup iflas işlemleri ... 3. İcra ve İflas Müdürlüğü’nün ... iflas dosyası ile devam ettiğini, iş bu davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası iflas kararından sonra 25/09/2023 tarihinde açıldığını, davacı yanın öncelikle iddia ettiği alacağını iflas masasına kaydettirmesi, kaydedilmemesi halinde, ... Asliye Ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası olarak dava açması gerektiğini, davanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafından iflas masasına başvuru yapıldığına dair bir beyanın dava dilekçesinde bulunmadığını, bu nedenle davacının öncelikle iflas masasına başvuru yapması, alacağını kaydettirmesi, alacağın iflas masasına kaydedilmemesi halinde, iflas kararı veren Ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası açması gerekmekte olup davanın reddi veya dosyanın yetkili - görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi gönderilmesi gerektiğini, bununla birlikte müvekkili şirketin iflas kararından önceki son adresinin ...adresi olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunarak dava yetkisiz mahkemede açıldığını, açıklanan nedenlerle dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, hukuki mesnetten yoksun, haksız davanın tüm talepler yönünden reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı yana tahmili yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, ...3.İcra İflas Dairesi'nin ...sayılı İflas dosyası, İTO kayıtları, işçi ...'ya ait SGK kayıtları ve özlük dosyaları celp edilmiş, incelenmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Mahkememizin 2025/127 Esas sayılı işbu dava dosyası, yine Mahkememizin 2023/634 Esas sayılı dava dosyasında 21/02/2025 tarihli Ara Kararının (1) numaralı "Davacının, davalı (İFLAS NEDENİYLE) TASFİYE HALİNDE ...ŞİRKETİ yönünden açtığı davasının kayıt kabul davası niteliğinde olması ve kesin yetki durumunu bulunması sebebiyle işbu dava dosyasından tefrik edilmesine ve ayrı bir esas numarasına kaydedilmesine, tefrik edilen davalı bakımından kesin yetki durumunun ayrılan dosya üzerinden değerlendirilerek karara bağlanmasına" neticesinde tefrik edilmesi sonucunda oluşturulmuştur. Vurgulamak gerekir ki, Mahkememizin 2023/634 Esas sayılı dava dosyasında tefrik edilen davalı müflis şirket dışında, diğer davalılar yönünden yargılamaya devam olunmaktadır.
Eldeki dava, kayıt kabul istemine ilişkindir.
Davacı, dava dışı işçiye ödemiş olduğu işçilik alacaklarının aralarındaki asıl işveren- alt işverenlik sözleşmesi kapsamında davalı müflis şirketten rücuen tahsilini talep etmektedir.
Davalı, müflisin iflas tarihinden sonra açılan davanın kayıt kabul davası olduğunu ve kayıt kabul davalarında kesin yetki hali bulunduğundan müflis şirketin iflasına İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerince karar verilmekle yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir.
Somut dosyada uyuşmazlık, dava konusu alacağın iflastan önce doğan kayıt kabul istemine konu olabilecek bir alacak mı, yoksa iflastan sonra doğan genel nitelikte bir alacak mı olduğu ve bu bağlamda hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dava dışı işçi ...'nın işçilik alacakları yöninden davacı tarafından ödenen bedele ilişkin davalının sorumlu tutulmasının mümkün olup olmadığının tartışma konusu olduğu, dava dışı işçinin 01/01//2007 - 31/12/2013 tarihleri arasında ihale ile alt işverenlik sözleşmeleri kapsamında alt taşeron şirketlerde çalıştığı anlaşılmıştır.
Davalı ... Ltd. Şti.nin, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı dosyasında 22/06/2016 tarihinde iflasına karar verilmiştir.
Müflis yönünden talep edilebilecek alacaklar üç gruba ayrılır. Bunlar; iflastan önce doğan iflas alacakları, iflastan sonra iflas masasının teşekkülü neticesinde iflas masasınca yapılan masraf ve giderlerin oluşturduğu masa alacakları ve iflas tarihinden sonra doğan genel alacaklardır
İflas alacağı, iflas açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçları olup, iflas masasından istenebilirken, müflisin iflas açılmasından sonra doğan borçları iflas alacağı olmadığından iflas masasından talep edilemez. Masa alacakları ise müflisin değil, iflas masasının yaptığı borçlardır. Alacak, iflastan sonra doğmuş ve masa borcu da değilse, sırasına ve esasına itiraz edilebilecek ve İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu, iflas masasının dağıttığı iflas hissesi oranında değil tasfiyede bakiye kalırsa ödenecek olan bir alacak niteliğindedir. İflas tarihinden sonra doğan böyle bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, inceleme şikayet yolu ile icra mahkemesince değil, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda iflas masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada davalı iflas idaresidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez ancak tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır.
Masa borçları, iflasın açılmasından iflas tasfiyesinin sonuçlanmasına kadar, iflas masası tarafından yapılan borçlardır. İflas kararının ilan giderleri, iflas idaresine ödenecek ücretler, masanın taraf olduğu davalarda kendisini temsil eden avukatın ücretleri, defter tutma giderleri, masa mallarının muhafazası için yapılan giderler örnek olarak verilebilir. Masa alacakları, iflas alacaklarından da önce ve tam olarak ödenir.
İflas alacakları ise, iflas tarihinden önce doğan müflis borçlarıdır. Bu alacakların ödenmesi için açılan dava kayıt kabul davası olarak adlandırılmaktadır. İflas tarihinden önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifade ile iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK'nun 235. maddesinden alan davalardır. Kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Bu davalarda görevli mahkeme 2004 sayılı İİK'nın 235.maddesi uyarınca iflas kararı verilen yer Asliye Ticaret Mahkemesidir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2019 tarihli ... E....K. sayılı ilamında; "...Mahkemece, davalı şirketin iflasına karar verildiği, davacı tarafça ... 1. İş Mahkemesinin ... esas sayılı kararına dayalı olarak 29/05/2015 tarihinde, iflastan sonra ödeme yapıldığı, davacının dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 168. maddesine dayalı rücu hakkına dayalı alacağının, iflas tarihinden sonra doğduğu bu durumda alacak, iflastan önce doğmadığından, sırasına ve esasına itiraz edebilecek, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan bir alacak niteliğinde olduğu, İİK'nda iflastan sonra doğan alacaklar için ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir bir düzenleme bulunmadığı yine asliye hukuk mahkemesi ile arasında olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dava, rücuen tahsilat istemine ilişkindir. Rücuen tahsilat isteminin dayanağı olan dava dışı işçilere yapılan ödemelerin kaynağı ... 1. İş Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasındaki yargılama sonucu alınan ilam olup, davalı müflislerin iflas tarihinden önce doğan bir alacaktan kaynaklanmaktadır. Bu itibarla, davanın İİK'nın 235'inci maddesi gereği kayıt kabul istemi olarak görülmesi ve bu istemler yönünden de iflasa karar verilen yer Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli ve kesin yetkili olduğu anlaşıldığından, mahkemenin görevli olması sebebiyle işin esasına girilip inceleme yapılması gerekirken davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."
Yargıtay23. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2019 tarihli ...E. ...K. sayılı ilamında; "...Dava, kayıt kabul talebine ilişkindir. İflas eden şirketlerden proje kapsamında bağımsız bölüm alan tüketiciler tarafından yüklenicilere ve ...’ye karşı açılan tazminat davaları iflas masasına başvuru tarihinde henüz sonuçlanmamıştır. İflas masasına kaydedilecek alacağın iflas tarihinden önce doğmuş olması gerekir. İflas tarihinden sonra doğan borcun masa borcu olması nedeniyle masaya kaydı talebi dinlenmez. Asıl alacak olarak talep edilmesi gerekir. Somut olayda müflis şirket tarafından imal edilen taşınmazları satın alan tüketiciler tarafından davacı ...'nin müşterek müteselsil sorumluluğundan hareketle davalar açıldığı sabittir. Davanın kabulü halinde alacağın mahkemece kabul tarihinde değil eksik bırakılan bağımsız bölümün teslim tarihinde doğduğu kabul edilmelidir. Bu tarih iflas tarihinden önce olması nedeniyle eldeki davada kaydı istenen bedelin iflas tarihinden önce doğduğunun kabulü gerekir. Tüketiciler tarafından takip edilen davaların davacı aleyhine sonuçlanma ihtimali bulunduğundan dava edilen bu alacağın masaya nizalı alacak olarak kaydının yapılması gerekir. Bu durumda mahkemece davacıdan talep edilen alacağın nizalı alacak olarak masaya kaydına karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir."
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2021 tarihli ...E. ...K sayılı ilamında; "...Dava, kayıt kabul talebine ilişkindir. İflas eden şirketlerden proje kapsamında bağımsız bölüm alan tüketici tarafından yüklenicilere ve ...'ye karşı açılan dava iflas masasına başvuru tarihinde henüz sonuçlanmamıştır. İflas masasına kaydedilecek alacağın iflas tarihinden önce doğmuş olması gerekir. Somut olayda müflis şirket tarafından imal edilen taşınmazı satın alan tüketici tarafından davacı ...'nin müşterek müteselsil sorumluluğundan hareketle dava açıldığı sabittir. Davayı açan tüketicinin dayandığı harici satış sözleşmesi iflas tarihinden önce düzenlenmiştir. Bu tarih iflas tarihinden önce olması nedeniyle eldeki davada kaydı istenen bedelin iflas tarihinden önce doğduğunun kabulü gerekir. Tüketici tarafından takip edilen davanın davacı aleyhine sonuçlanma ihtimali bulunduğundan dava edilen bu alacağın masaya nizalı alacak olarak kaydının yapılması gerekir. Bu durumda mahkemece davacıdan talep edilen alacağın nizalı alacak olarak masaya kaydına karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir."
Borç, borçlu ve alacaklı olmak üzere iki taraf arasında bir edimin yerine getirilmesine dayanan, bu bağlamda borçluyu verme, yapma yada yapmama yükümlülüğü altına sokan hukuki bağdır. Borçlunun borcunun konusuna yani yerine getirmekle yükümlü olduğu davranışa edim adı verilir. Türk Borçlar Kanunu'nda borç ilişkisinin kaynakları; sözleşmeden, haksız fiilden ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkileri olarak üç kısma ayrılmıştır. TBK'nun 1. maddesine göre sözleşme; tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun açıklamaları ile oluşan hukuki işlemdir.
Somut dosyada, dava dışı işçi ile davalı müflis şirket arasında hizmet sözleşmesi, davacı ile davalı müflis şirket arasında ise ihale gereğince hizmet alım sözleşmesi bulunmaktadır. Dava dışı işçi yönünden; davacı asıl işveren, davalı müflis ise alt işveren konumundadır. Burada işçinin edimi iş sözleşmesi kapsamında işverene bağlı olarak işgörmek iken, işveren konumunda olan davalı müflis şirketin edimi işçinin çalışmasına karşılık ücret ve diğer haklarını (tatil alacağı, fazla çalışma, kıdem tazminatı vs) ödemektir. Bu kapsamda, müflis şirket işçisi olarak çalışan dava dışı işçinin, işçilik alacaklarının doğduğu tarih, müflis şirket ile aralarındaki hizmet sözleşmesi kapsamında işçinin çalışmasının, hizmetinin ifa edildiği gün iken ve bu hizmetin karşılığı için ödenecek olan ücretinin muacceliyetinin ise ücretlerin ödenmesi gereken tarihtir. Davacı tarafça müflis şirkete hizmet sözleşmesine dayalı olarak ödemeler yapılmış olmasına rağmen; bu hizmet sözleşmesinin altında bulunan, müflis ile işçi arasındaki iş ilişkisinden kaynaklı sözleşmeye dayalı işveren müflisin, işçiye karşı olan edimlerini yerine getirmemiş olması nedeniyle temerrüt hali söz konusudur. Davacı asıl işveren sıfatıyla ödemeleri yaparak, hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştırılan işçilerin ücret alacağından davalı işverenin sorumlu olduğu iddiası ile işbu davayı açmıştır. Yani eldeki dosyada, rücuen tahsilat isteminin dayanağı olan dava dışı işçiye yapılan ödemedir.
Dava dışı işçi 01/01/2012-31/12/2012 tarihleri arasında müflis işveren nezdinde çalışmış, iş akdi 31/12/2013 tarihinde son bulmuştur.Dava dışı işçinin işçilik alacaklarının iş akdinin sona erme tarihinden önce doğduğu sabittir. Davacı tarafından son işveren sıfatıyla 05/03/2020 tarihinde ödeme yapılmış olup davalı müflis yönünden borcun doğduğu tarih ise davacı tarafından ödemenin yapıldığı tarih değil, dava dışı işçiye karşı ödeme borcunun yani dava dışı işçinin ücret alacağının doğduğu tarihtir. Zira davacı idarenin buradaki ödemesi, işçinin alacağını TBK 168 maddesi kapsamında bir nevi kanuni temlik alması hükmündedir. Dava dışı işçi lehine hükmedilen tüm faiz ve masraflar ile birlikte ödeme yapan davacı, yaptığı ödeme neticesinde davalıdan talepte bulunurken değişecek tek husus ödeme tarihinden itibaren zamanaşımının işleyecek olmasıdır, borcun ise ödemenin yapıldığı tarihte doğduğu düşünülemez. Zira borç, dava dışı işçinin, davalı müflis şirkette çalışması ve ücretleri ile diğer haklarının sözleşme ve yasadan kaynaklanan zamanlarda ödenmemesi neticesinde doğmuştur. (emsal bkz. İSTANBUL BAM 45. HUKUK DAİRESİ ...E. ... K.)
Davalının iflas tarihi ise 22/06/2016 olduğundan, alacak iflas tarihinden önce doğan bir alacaktan kaynaklanmaktadır. Yukarıda yer verilen emsal ilamlarda da, alacağın iflas alacağı mı yoksa iflas tarihinden sonra doğan genel nitelikte bir alacak mı olduğunun değerlendirmesi yönünden, rücu hakkını doğuran ödemelerin yapıldığı tarihin değil, asıl borcun doğduğu tarihin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir. Bu durumda ise davanın İİK'nın 235'inci maddesi gereği kayıt kabul istemi olarak görülmesi gerekmektedir.
Yapılan açıklamalar karşısında; dava dışı işçinin 01/01/2014 tarihinden öncesine ait işçilik alacaklarından (kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti vs..) alt - üst işverenlik sözleşmesi kapsamında davacının asıl işveren olarak sorumlu olmakla birlikte, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağının rücusunda alacağın niteliğinin belirlenmesi (iflas alacağı - masa alacağı) ile görevli ve yetkili mahkemenin tayininde yerleşik içtihatlar ve BAM kararları neticesinde davacı tarafından ödemenin yapıldığı tarih değil, aksine dava dışı işçiye karşı ödeme borcunun yani dava dışı işçinin ücret alacağının doğduğu tarihin esas alınması gerektiği, bu kapsamda celp edilen SGK kayıtları uyarınca dava dışı işçinin müflis ... Ltd. Şti.nde 01/01/2012-31/12/2012 tarihleri arasında çalıştığından işçilik alacaklarının bu tarihlerdeki çalışmasından kaynaklandığı, davalı müflis ... Ltd. Şti.nin 22/06/2016 tarihinde iflasına karar verildiğinden dava konusu alacağın iflas tarihinden önce doğduğunun sabit olduğu, hülasa eldeki davanın iflas alacağından kaynaklandığı, o halde, davalı müflis ... Ltd. Şti. yönünden davanın rücuen tahsil istemiyle alacak davası olarak görülemeyeceği, 22/06/2016 iflas eden davalı şirket yönünden iflas tarihinden sonra 25/09/2023 tarihinde açılan eldeki davanın hukuki niteliğinin kayıt kabul davası olduğu, İİK 235.maddesi uyarınca kayıt kabul davalarında iflas kararı verilen yer Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu, nitekim anılan Yasa maddesinde düzenlenen yetkinin kesin yetki olduğu, dolayısıyla kesin yetki halinde Mahkemenin yetkili olmasının dava şartı olduğu, somut olayda müflis ... Ltd. Şti. hakkında iflas kararının ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından karar verilmesi sebebiyle İİK 235. maddesi uyarınca kesin yetkili mahkemenin eldeki dava bakımından (Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi'nin 03/04/2018 tarih ve 538 sayılı kararı gereğince) İstanbul Anadolu Asliye 1-2-3. Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 114/1-ç. ve 115/2. maddeleri hükmü gereğince mahkememizin yetkisizliği sebebiyle davanın kesin yetki dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: ( Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı üzere;)
1-Davanın HMK.nun 114/1-ç. ve 115/2. maddeleri gereğince kesin yetki dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-Dosyanın 6100 sayılı HMK.nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ve kesin yetkili İSTANBUL ANADOLU 1-2-3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere GÖNDERİLMESİNE,
İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-6100 sayılı HMK 331.maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin yetkili mahkemece değerlendirilmesine, ancak davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin mahkememizce dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 24/02/2025
Katip
E- İmza
Hakim
E- İmza