T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/290 Esas
KARAR NO: 2025/303
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/01/2025
KARAR TARİHİ: 24/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 25/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ...'ye ait sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın 11.06.2024 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, kazanın müvekkilinin ... plakalı aracıyla Validesuyu ışıklarında yeşil ışıkla birlikte hareket ettiği esnada davalı ...sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile müvekkile ait ... araca çarpması neticesinde meydana geldiğini, davalının %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusurunun ve kural ihlali bulunmadığını, 11.06.2024 tarihli kaza nedeniyle değer kaybı meydana geldiğini, değer kaybı zararından davalıların sorumlu olacağını, değer kaybına ilişkin alacağın bilirkişi incelemesi gerektirmesi sebebiyle belirsiz alacak olarak açıldığını, araç mahrumiyeti bedelinden zarara kusuru ile sebep olanın davalı sürücünün sorumlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkiline ait aracın onarım işlemlerine hemen başlandığını, ancak onarım süresince müvekkilinin aracını kullanamadığını, kaza sebebiyle müvekkilinin aracında ortaya çıkan araç mahrumiyeti bedelinin tespiti bu konuda uzman bilirkişiler marifetiyle tespit edilebileceğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, arz ve izah edilen nedenlerle; davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu kazada, müvekkiline ait ... plakalı aracın 11.06.2024 tarihli trafik kazası nedeniyle uğramış olduğu zararından dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 100,00-TL değer kaybı (belirsiz alacak (davalılardan müştereken), 100,00 TL araç mahrumiyet bedeli (belirsiz alacak) (sadece davalı sürücü ...' den) olmak üzere toplam 200,00-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, tüm yargılama giderlerinin, vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
Kaza tespit tutanağı, hasar dosyası, tramer kayıtları, davalının tacir sıfatının bulunup bulunmadığı ilişkin ilgili kurum ve kuruluşlara yazılan müzekkere cevapları, ruhsat örneği celp edilmiş, incelenmiştir.
Eldeki dava, Mahkememizin ... Esas sayılı dava dosyasından tefrik edilmiştir.
Bahsi geçen dosyada 24/04/2025 tarihli Ara Karar ile davacının dava dilekçesinin talep sonucunda araç mahrumiyet zararını davalılardan yalnızca ...yönünden talep ettiği, başka bir anlatımla davacının araç mahrumiyet zararı için davalı sigorta şirketinden herhangi bir talepte bulunmadığı, araç mahrumiyet zararı ve değer kaybı talepleri için objektif dava yığılmasının söz konusu olduğu, her bir zarar kaleminin ise diğerinden bağımsız olduğu, öte yandan davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu, bu suretle mahkememizce davalı ... için tensip ara kararları uyarınca görevli mahkemenin tespit edilmesi noktasında gerçek kişi tacir araştırması yapıldığı belirtildikten ve bu araştırma yapıldıktan sonra "Davacının dava dilekçesinin talep sonucunda yer alan "... plakalı aracın 11/06/2024 tarihli trafik kazası nedeniyle uğramış olduğu zarardan dolayı fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 100,00 TL araç mahrumiyet bedeli (belirsiz alacak) sadece davalı sürücü Diana Konevaite'den olmak üzere tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte" şeklindeki araç mahrumiyet bedeli talebinin işbu davadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine, davacının, davalı sürücü ... hakkında araç mahrumiyet bedeli talebi hakkında tefrik edilecek dosya üzerinden öncelikle görevli mahkemenin değerlendirilmesi hususunda inceleme yapılmasına ve karar verilmesine" şeklinde tefrik kararı verilmiş, tefrik sonucu oluşturulan dosya mahkememizin işbu ...Esas sırasına kaydedilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, ... Esas sayılı dosyada; davacının dava dilekçesinin talep sonucunda yer alan değer kaybı tazminatı yönünden yargılamaya kaldığı yerden devam olunmaktadır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyet bedeli tazminatı istemine ilişkindir.
Davanın esasına geçilmeden evvel, davaya konu talep bakımından öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi, Hâkim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur.
5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddelerinde hukuk mahkemeleri düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 Sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir. Ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemeleri görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı da ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasında trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyet bedeli tazminatına yönelik davanın, trafik kazalarının TTK'da bentler halinde sayılan (TTK m.4/1) ya da bu Kanunda (6102 s. TTK) düzenlenen yahut diğer Kanunlarda belirtilen ticari dava olmadığından işbu davanın, mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Öte yandan, davacının istem sonucunda ...Sigorta A.Ş. dışında yalnızca davalı sürücü ...'den araç mahrumiyet tazminatı talebinde bulunduğu, yani davacı tarafça araç mahrumiyet zararı için sigorta şirketine herhangi bir husumet ve talep yöneltilmediğinden zorunlu trafik sigortasının - sigorta hukukunun- uygulanmayacağı, bu yönden de mutlak ticari davanın koşullarının bulunmadığı açıktır. Zira, eldeki davada davalı, sigorta şirketi dışında, sürücüdür. Nitekim, dava dilekçesinin talep sonucunda bu istek vurgulanmış, araç mahrumiyet zararının sigorta şirketi dışında yalnızca davalı sürücü talep edildiği belirtilmiştir.
Nispi ticari dava bakımından; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü davalı gerçek kişinin tacir olarak sicilde kayıtlı olmadığını ve ticari işletmesinin bulunmadığını, ...Vergi Dairesi Müdürlüğü davacının mükellefiyet kaydının bulunmadığını bildirmiş, davalı gerçek kişi...nin tacir sıfatının bulunmadığı görülmüştür.
Bakanlar Kurulunca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir.
19/02/1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden BİRİNCİ SINIF TACİR SAYILAN VE BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLAR ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin DIŞINDA kalanların (iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların) esnaf ve küçük sanatkar, tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Davalı ...'nin gerçek kişi olarak birinci sınıf tacir olup olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, 21/07/2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2007/12362 sayılı BKK. uyarınca esnaf sınırını aşıp aşmadığının tespiti bakımından ise bu yıllarda verdiği Gelir Vergisi Beyannamesi, eki gelir tablosu ve performans bilgilerinin gönderilmesi ve bu bilgilere göre VUK 171/1 ve 3 no.lu bentlerde ilgili yıl için belirlenen nakdi limitin yarısını, 171/2 no.lu bentte belirlenen nakdi limitin tamamını, ilgili yıl yıllık gayrisafi iş hasılatı tutarı yönünden aşıp aşmadığının araştırılmış, nihayetinde dava tarihi itibariyle davalı ...'nin I. sınıf tacir olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutan kimselerden de olmadığı, bu itibarla davalının VUK 177. maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca tacir sıfatının olmadığı anlaşılmıştır. Hatta, davalının defter tutma mecburiyetinin olmadığı, bu hususta mükellefiyet kaydının dahi bulunmadığı belirlenmiştir. Bu halde, yapılan araştırma sonucunda davalının tacir sıfatı bulunmadığı için (mutlak ve nispi) ticari dava söz konusu olmadığından Mahkememizin görevli olmadığı aşikardır.
Diğer taraftan, trafik kazasında hasara uğrayan davacının aracının dosya kapsamında bulunan ruhsat sureti, araç resimleri ve trafik tescil kayıtları incelendiğinde aracın hususi araç - özel otomobil olduğu, bu suretle ticari bir araç olmadığı görülmüştür.
O halde, trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyet tazminine yönelik davanın, trafik kazasının hukuki niteliği itibariyle haksız fiil olması, bu çerçevede haksız fiilden doğan uyuşmazlığın çözümünde genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Yargı uygulamasındaki misallere bakıldığında:
İSTANBUL BAM 9. HD. 2024/2393 Esas. 2024/2060 Karar sayılı ilamında;
"...Somut uyuşmazlıkta davacının tacir yada esnaf kaydı olup olmadığının araştırılması ve varsa kayıtların getirtilmesi ayrıca davacının işletmesinin bağlı olduğu Vergi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına defter tutanlardan veyahut vergiden muaf kişilerden olup olmadığı sorularak gelen yazı cevaplarına göre davacının tacir olur olmadığı değerlendirilerek eğer davacı tacir ise davalı ...A.Ş. tüzel kişi tacir olması nedeniyle mahkemenin görevli olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır..."
İSTANBUL BAM 8. HD. 2024/1326 Esas 2024/1190 Karar sayılı ilamında:
"...Somut olayda; davacı tarafın gerçek kişi tacir olduğuna ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bununla birlikte davacıya ait kazaya karışan ... plaka sayılı araç; tescil kayıtlarında "yük nakli-hususi" araç olarak kayıtlıdır. Dolayısıyla, görülmekte olan dava nispi yada mutlak ticari dava olmadığından, davaya bakma hususunda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir..."
İSTANBUL BAM 37. HD. 2023/2262 Esas 2024/474 Karar sayılı ilamında:
"...Dava, davalı araç sürücüsünün, kendi şeridinde ilerleyen davacı aracını dikkate almaksızın hatalı U dönüşü yaparak maddi hasarlı kazanın oluşmasına sebebiyet vermiş olmasından kaynaklı ticari kazanç kaybının tahsili istemine ilişkin olup, dava, sigorta şirketine değil, karşı araç sürücüsü ve işletenine yöneltilerek açılmış olduğuna ve davacı ve davalının tacir olduğuna, bir başka ifadeyle kazaya karışan her iki aracın bir ticari işletme unsuru olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge bulunmadığına ve davanın mutlak ticari dava olmasını gerektiren bir yanı bulunmadığına göre haksız fiilden kaynaklı davaya bakmak görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmaktadır...." şeklindedir.
Yapılan açıklamalar ve emsal içtihatlar doğrultusunda, davalının dosyadaki belgelere göre tacir sıfatının bulunmadığı, davacının aracının ticari araç olmadığı, olayın haksız fiilden kaynaklandığı, trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyet bedeline ilişkin maddi tazminat istemli davada uyuşmazlığın mutlak ve nispi ticari dava kapsamında bulunmadığı, bu bağlamda eldeki davanın ticari dava olmadığı için Mahkememizin (Asliye Ticaret Mahkemesinin) görevli olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla, HMK.'nın 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: ( Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı üzere;)
1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
Görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,
3-HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 24/04/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır