T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/312 Esas
KARAR NO : 2026/380
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/05/2025
KARAR TARİHİ : 05/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından aynı ticari ilişkiden kaynaklanan alacağa ilişkin olarak birden fazla icra takibi başlatıldığını, ilk olarak başlatılan ... 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına süresi içerisinde borca itiraz edildiğini, buna rağmen davalı tarafça yasal süresi içerisinde itirazın iptali davası açılmadığını, bu nedenle söz konusu icra takibinin hukuki sonuç doğuramaz hale geldiğini, davacının buna rağmen davalı tarafın aynı alacağa ilişkin olarak ikinci kez icra takibi başlattığını, bu kapsamda ... 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden yürütülen takipten usulüne uygun şekilde haberdar olamadığını, tebligatın fiilen kendisine ulaşmadığını, buna karşın banka hesaplarına konulan haciz ve blokeler nedeniyle ticari faaliyetlerinin olumsuz etkilendiğini ve bu baskı altında kalınarak 193.644,85-TL tutarında ödeme yapmak zorunda kalındığını, davacının ayrıca yapılan ödemenin gerçekte mevcut olmayan bir borca ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve cari hesap hareketlerinin dikkate alınması halinde davalıya borçlu bulunmadığının ortaya çıkacağını, özellikle dövizli işlemler, iade faturaları ve mahsuplaşmalar dikkate alındığında icra takibine konu edilen tutarın gerçeği yansıtmadığını, bu kapsamda davacının icra dosyasına yapılan ödemenin haksız tahsilat niteliğinde olduğunu, bu nedenle ödenen 193.644,85 TL'nin istirdadına (geri alınmasına) karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalının aynı alacak için birden fazla takip başlatmak suretiyle kötü niyetli hareket ettiğini ileri sürerek kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile aralarında mevcut bulunan ticari ilişki kapsamında gerçekleştirilen mal teslimleri ve hizmet ifaları karşılığında davacının borçlu olduğunu, icra takibine konu edilen alacağın gerçek ve mevcut bir ticari borca dayandığını, bu kapsamda taraflar arasında düzenlenen faturalar, sevk irsaliyeleri ve ticari kayıtların alacağın varlığını açıkça ortaya koyduğunu, davacının bu borcu bilmesine rağmen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı tarafın ayrıca davacı tarafından ilk icra takibine yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu itirazın alacağın varlığını ortadan kaldırmadığını, sadece takibi durdurucu nitelikte olduğunu, alacağın esasen devam ettiğini, bu doğrultuda, ikinci icra takibinin yeni bir alacağa değil, mevcut ve ödenmemiş borcun tahsiline yönelik olduğunu, dolayısıyla hukuka aykırı bir durum bulunmadığını, davalı tarafın davacının ileri sürdüğü “aynı alacak için mükerrer takip yapıldığı” iddiasını kabul etmemekte; ikinci takibin ya önceki takibin devamı niteliğinde olduğu ya da ticari ilişki kapsamında oluşan bakiye alacağa dayandığını, bu çerçevede, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin dikkate alınması gerektiğini, borç-alacak ilişkisinin tekil bir faturadan değil, süreklilik arz eden ticari ilişkiden kaynaklandığını, öte yandan davalı tarafın davacının icra dosyasına yaptığı ödemenin cebir ve baskı altında değil, mevcut borcun ifası niteliğinde olduğunu, icra takibinin hukuka uygun şekilde yürütüldüğünü, tebligatların usulüne uygun yapıldığını ve davacının ödeme yapmak zorunda kalmasının kendi borcundan kaynaklandığını, davacı tarafından düzenlenen iade faturalarının ve ileri sürülen mahsuplaşma iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu belgelerin alacağı ortadan kaldıracak nitelikte olmadığını, özellikle döviz bazlı işlemler ve ticari kayıtlar dikkate alındığında davacının borçlu durumunun devam ettiğini. davacının istirdat talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ortada haksız bir tahsilat bulunmadığını, aksine mevcut ve muaccel bir alacağın tahsil edildiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
... 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları,
... 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları,
... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının UYAP kayıtları,
... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının UYAP kayıtları,
Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 31.03.2026 tarihli bilirkişi raporu ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, ... 8.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine ilişkin borçlu olmadığından bahisle icra tehdidi altında ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesinde “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. fıkrasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur.
İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması gerekir (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı, s. 228).
Somut olayda, davalı alacaklı tarafından, davacı borçlu aleyhine ... 8.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile 3.837,12-Euro alacağın tahsili amacıyla 25/02/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, icra takibine borçlunun süresi içerisinde itiraz edilmemesi üzerine davacı tarafından 18/03/2025 tarihinde borcun ve icra takip masraflarının 193.644,85-TL olarak ödendiği ve dosyanın infazen kapatıldığı, davacı tarafından ... 8.İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı icra takip dosyasının mükerrer olduğu ve davalı tarafından hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davası açılmadığından bahisle istirdat talebinde bulunulduğu, işbu davanın 02/05/2025 tarihinde ve ödeme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/1 maddesi uyarınca takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Aynı Yasanın 67/4 maddesi uyarınca ise birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Diğer yandan İİK'nın 68/1 maddesi "alacaklı itirazın kendisine tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz" hükmünü içermektedir. İİK'nın 68/1 maddesi gereğince mükerrer ilamsız takip yapılamaz. İtirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlıdır. İtirazın iptali davasının dava şartlarından birisi geçerli bir icra takibinin mevcut olmasıdır. Bu durumda ilk takibe karşı dava açılmadığı durumda mükerrer takip bulunması dava şartı olmaktadır (Yargıtay 11.HD. ... Esas ... Karar, Yargıtay 19.HD ... Esas ... Karar, Yargıtay 19.HD ...Esas ... Karar, Yargıtay 19.HD... Esas ... Karar). Davacı tarafından mükerrer takip yapılması sebebiyle yapılan ödemenin istirdatı talep edilmişse de, davalı tarafından her iki icra takibine dayanak olarak gösterilen alacak kalemlerinin farklı kalemler olduğu, kaldı ki önce başlatılan icra takibinde borca itiraz dilekçesinin alacaklı tarafa tebliğ edildiği ve bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, bu itibarla itirazın iptali davasına konu edilemeyeceği, bu durumda ödeme yapılan icra takibinin mükerrer olduğundan bahsedilemeyeceği, bu itibarla dava şartının bulunduğu değerlendirilmiştir.
Bu itibarla davacının borcu olmadığı halde ödeme yapıp yapmadığı hususlarında inceleme yapılması amacıyla dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi ile, davacı ve davalı şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen her iki icra takibi yönünden davalı tarafın alacaklı olup olmadığı, bu takiplere konu hizmetin gerçekleştirildiğine ya da malın teslim edildiğine ve davalının ücrete hak kazandığına dair kaydın bulunup bulunmadığı, her iki takip tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirketten faturaya ya da cari hesaba dayalı alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarın ayrı ayrı ne olduğu, takiplerin mükerrer alacağa ilişkin olup olmadığı, alacak tutarının davacı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği, bakiye alacak bulunup bulunmadığı, ödenen bedelin istirdatının gerekip gerekmediği gibi hususlarda bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, tanzim edilen bilirkişi raporu ile, davacı defter kayıtlarının davalı kayıtları ile tam olarak örtüşmediği, iade faturalarının fiili iade ile desteklenmediği ve kayıtların dış delillerle yeterince teyit edilmediği anlaşılmakla, davacı defterlerinin tek başına davacı lehine kesin delil niteliği taşımadığı, davacının icra dosyasına ödeme yaptığı, ancak bu ödemenin mevcut ticari ilişkiye dayalı bir borcun ifası niteliğinde olduğu, davacının ayıp iddiasının süresinde ileri sürülmemiş olması ve iade faturalarına konu malların fiilen iade edildiğinin ispat edilememesi hususları birlikte dikkate alındığında, davacının istirdat talebinin mali veriler ve ticari kayıtlar itibarıyla yeterli şekilde ispat edilemediği, davacının istirdat talebinin kabulünü gerektirir nitelikte açık, kesin ve güçlü bir mali veri ve ticari kayıt bütünlüğü bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bu durumda, dosya kapsamındaki delillere göre, mükerrer takip yapıldığından bahsedilemeyeceği, davacının iade faturasına konu ettiği ayıp iddiasını elverişli delillerle ispat edemediğinden ve malları iade ettiğini ticari defter ve kayıtlarla ispat edemediğinden davalıya olan alacağını ödediğinden bahsedilmesi gerektiği, ticari alacağın ödenmesi sebebiyle davacının istirdat ve bedelin iadesine yönelik talebinin yerinde olmadığı değerlendirilmekle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı tarafından ödenen bedelin istirdatına yönelik davalı aleyhine açılan davanın sübut bulmadığından REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL harcın peşin alınan 3.306,97-TL harçtan mahsubu ile, fazla alınan 2.574,97-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 147,50-TL posta ve tebligat gideri ile 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.147,50-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine
Dair, davacı vekilinin ve e-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/05/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır