T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/44 Esas
KARAR NO:2025/49
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/11/2024
KARAR TARİHİ:20/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının müvekkili ile davalı şirket, ... A.Ş.'nin 2012 yılında internet üzerinden vermiş olduğu reklamlar aracılığıyla iletişime geçtiklerini, davacı müvekkilinin davalı firmanın "küçük yatırımlar ile kazanç elde edilebilir ve kaldıraç etkisi ile de kısa vadede yüksek getiriler elde edilebilir" şeklindeki reklamlarına inanarak davalı firma bünyesinde Kasım 2012 tarihinde yatırım hesabı açmış ve yatırım yapmaya başladığını, davalı firmanın müşteri temsilcisi ile yapmış olduğu görüşmeler neticesinde de 10.11.2012 tarihli "Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi"ni imzalamış, akabinde hesabı 12.11.2012 tarihinde açıldığını, davacı tarafın piyasa ile ilgili bilgisinin bulunmaması sebebiyle ilk başlarda kayıplar yaşadığını, bu sebeple müşteri temsilcisi tarafından hesabına fonlama yapması gerektiği söylendiğini, davacı müvekkilinin de hesabını kaybetmemek ve zararlarını kurtarmak adına farklı tarihlerde yatırımlar yaptığını, müşteri temsilcilerinin hemen hemen her gün mesai saatleri içerisinde arama yaparak piyasa ve ekonomik takvim hakkında müvekkile bilgilendirme yapmışlar ise de esasen buna bir nevi psikolojik yönlendirme de denilebilir. Zira müvekkilin sistemde açmış olduğu işlem zararda ise aradıkları zaman hele ki zararda olmanın verdiği psikolojik etki ile müşteri temsilcisinin vermiş olduğu tavsiye ve yönlendirme ile işlemler yapmaya devam ettiğini, davacı müvekkilinin ilk başlarda uğradığı zararların kendi hatasından kaynaklandığını düşünmüş ise de daha sonra katıldığı seminerler ve aldığı eğitimlerle aslında davalı firmanın sistemdeki açığı fark ederek bilinçli olarak kendisini zarara uğrattığını ve firmanın kendi lehine kâr elde ettiğini tespit ettiğini, öncelikle davacı müvekkili ile davalı şirket arasında imzalan 10.11.2012 tarihinde "kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesi" ve 01.03.2014 tarihli "yurtdışı türev araçların alım satımına aracılık işlemleri yatırımcı risk bildirim beyannamesi" usulsüz olup yasaya aykırı olduğunu, Sermaye Piyasası Kurulu'nca sözleşmenin geçerli bir şekilde kurulduğunun kabulü için 29.06.2017 tarihli Sermaye Piyasası Araçlarının Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi'nin 50.madde hükmünde; "İşbu sözleşme ile uygunluk testleri usulüne uygun yapılmamış ve çerçeve sözleşmesi mutabakat yapılmadan sözlü olarak anlatılmayan matbu sözleşmelerle elektronik postayla yollanması bilgi amaçlı olup sermaye piyasalarında asıl olan sözleşmelerin her sahifede tüketici tarafından okudum, anladım ve suretini aldım şeklinde ıslak imzalı olması durumunda ancak sözleşmenin hukuki geçerliliği vardır." belirtildiğini, davalı ... A.Ş. ile yapılan 10.11.2012 tarihli sözleşme ile 01.03.2014 tarihli sözleşme, risk formu, mali bilgiler formunda baştan aşağı usulsüzlükler bulunduğunu, öncelikle bir sözleşmenin "okudum, anladım, suretini aldım" yazmadan imzalanması halinde ilgilinin irade beyanında eksiklik söz konusu olduğunu, davacı müvekkili gibi birikimlerini değerlendirmek isteyen kişilerin, aracı kurumlar ile imzalamış olduğu sözleşmelerde alabileceği risk faktörlerini anladığına dair şerh olmaksızın sözleşmeyi imzalamaları halinde işbu sözleşmeler yok hükmünde kabul edildiğini, 10.11.2012 tarihli ve 01.03.2014 tarihli sözleşmeler ile risk formunda, mali bilgiler formunda davacı müvekkilinin işbu sözleşmeler çerçevesinde alabileceği, karşılaşabileceği risk faktörlerini anladığına dair "okudum, anladım, suretini aldım" ibaresi bulunmamakla birlikte söz konusu sözleşmelerde herhangi bir hesap bilgisi de yer almadığını, bununla birlikte ilgili firma tarafından SPK mevzuatı gereği uygunluk testi yapılmamış ve sözleşmeler e-mail aracılığıyla gönderilmiş olup "okudum, anladım ve suretini aldım" beyanı içerir ıslak imza içermediğini, davanın ile şimdilik 500 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile tarafımıza verilmesine, davanın neticelenmesinin akabinde haksız kazanç elde eden davalı firmanın faaliyetlerinden dolayı SPK ve Rekabet Kurumu Başkanlığı'na bildirilmesini,
yargılama gideri ile vekâlet ücretinin karşı taraftan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu suretle iddiaların inkarı cihetine gidildiği anlaşılmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe:
Dava, taraflar arasında kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesi ve yurtdışı türev araçların alım satımına aracılık işlemleri risk bildirim beyannamesi akdedildiğinden bahisle davacının zarara uğradığı iddiasından kaynaklanan alacak davasıdır.
6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi gereğince görev hususu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de res'en dikkate alınmak zorundadır.
Yargıda ihtisaslaşmaya ilişkin olmak üzere Yargıda Reform Stratejisi belgesinde yer alan "ihtisas mahkemelerine ve uzmanlaşmaya yönelik uygulamalar arttırılacaktır" ve yine İnsan Hakları Eylem Planı belgesinde yer alan "İhtisas Mahkemelerinin Güçlendirilmesi" başlıklı hedefler kapsamında HSK'nın 25/11/2021 tarihli kararına istinaden finansal uyuşmazlıklarla ilgili finans davalarına bakmak üzere ticaret mahkemelerinin HSK tarafından belirlenmesi öngörülmüştür.
Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin, İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine ilişkin 25/11/2021 tarihli 1232 sayılı kararı ile;
"Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesi hususu görüşülerek;
26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir.
Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir.
Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir.
Bu itibarla;
1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden,
2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden,
3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç),
4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan,
5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan,
6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan,
7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere;
a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı,
b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı,
c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı,
d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı,
e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı,
f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına,
(Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere;
f) İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına)
Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine, 25.11.2021 tarihinde karar verildi" dair karar verilmiştir.
Kaldıraçlı alım satım işlemleri ya da kaldıraçlı işlemler, ülkemizde ilk olarak, 6111 Sayılı Kanun ile değişik Mülga 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK)’nun 30’uncu maddesine eklenen “döviz, mal, kıymetli maden veya Kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı alım satımı, alım satımına aracılık ve bu işlemlere yönelik hizmetlerin yerine getirilmesi” şeklindeki düzenleme ile sermaye piyasası faaliyeti olarak kabul edilmiştir.
Söz konusu işlemler daha sonra yürürlüğe giren 6362 sayılı SerPK’nın 3/ (1)-u maddesi ile türev araçlar kapsamına dâhil edilmiştir. Kaldıraçlı işlemlere yönelik ülkemizde SPK tarafından öncelikle “Seri: V, No:125 Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ yayımlanmış, ardından Kurulca “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (III- 37.1)” yayımlanarak bu Tebliğ ile önceki Seri: V, No:125 Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır. Adı geçen yeni Tebliğ m.3/(1)-g’de kaldıraçlı işlem, “yatırım teminatı karşılığında, döviz ve kıymetli madenler ile SPK tarafından belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda oluşturulmuş bir platformdaki alım satım işlemleri” olarak tanımlanmıştır ( Aydın, E./ Ayyıldırım, K.: Kaldıraçlı İşlemler ve Vergilendirilmesi, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 11, Sayı 1, 2015, s.27).
Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (SERI: V, NO:125) madde 1 "Bu Tebliğin amacı, 6111 sayılı Kanun’la değişik 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca, döviz, mal, kıymetli maden ve Kurulca belirlenecek diğer varlıkların ticari amaçla kaldıraçlı alım satımı, alım satımına aracılık ve bu işlemlerin gerçekleştirilmesine yönelik hizmetlere ilişkin esasları düzenlemektir" demek suretiyle bu işlemlerin ticari amaçla yapılan işlemler olduğu belirilmektedir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlığın, madde kapsamındaki 6362 sayılı SerPK işlerinden kaynaklandığı, 06/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.37 kapsamında sermaye piyasası araçlarıyla ilgili emirlerin alınması ve iletilmesi, bu kapsamda vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine yönelik sözleşme hükümleri kapsamında tartışılması ve değerlendirilmesi kapsamında kaldığı, bu haliyle uyuşmazlığın HSK kararında belirtilen davalardan olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın çözümünde Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı'nın 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine yönelik kararı uyarınca İstanbul 6, 7, 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerince bakılması gerekmektedir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığının 25/11/2021 tarih ve 1232 sayılı kararı gereğince 15.12.2021 tarihinden sonra açılan eldeki davada, finans ihtisas mahkemeleri görevli olduğundan, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği ihtisas sıfatı buluan İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için dava dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere );
1-HSK Birinci Dairesinin 25/11/2021 tarih 1232 kararı gereği 15.12.2021 tarihinden sonra açılan davanın, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için dava dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna iadesine,
2-Esasın bu şekilde kapatılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın niteliği gereği kesin olarak karar verildi20/01/2025
Katip ...
Hakim ...