T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/450 Esas
KARAR NO: 2025/464
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 06/03/2025
KARAR TARİHİ: 30/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile davalı borçlular aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlular tarafından borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği ve takibin durduğunu, 28.04.2022 tarihinde müvekkili şirkete ait... plakalı araç ile ... plakalı aracın çarpıştığını ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, .. plakalı aracın sürücüsünün davalı ... olduğunu, ... plakalı aracın kaza tarihindeki sigortacısı ise ... Sigorta A.Ş. olduğunu, söz konusu araç kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğunu, kaza neticesinde... plakalı aracın 20.000-TL tutarında değer kaybı ve aracın onarımda kaldığı süre boyunca ticari işlevini yerine getiremediğinden 7.000-TL tutarında kazanç kaybına uğradığını, hasara uğrayan aracın onarımda kaldığı süre boyunca ticari gelir elde edemediğini ve kazanç kaybına uğradığını, icra takibinin 03.04.2024 tarihinde açıldığını, davalı ... Sigorta A.Ş'nin ise 19.03.2024 tarihinde 10.000-TL tutarında değer kaybı ödemesi yaptığını, takip açılmadan önce yapılan ödemeyi müvekkilinin takip açıldıktan sonra fark ettiğinden ... 5. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında 10.000-TL tutarındaki değer kaybı asıl alacak tutarından feragat edildiğini, 10.000-TL değer kaybı ve 890-TL ekspertiz ücretinin tüm borçlulardan, 7.000-TL KAZANÇ KAYBI talebi ise davalı ... ve borçlu ...'dan talep edildiğini, takip talebinde de davalılardan taleplerinin bu şekilde olduğunu, müvekkilinin trafik kazasından doğan zararın miktarının belirlenebilmesi için uzman görüşü raporu almak durumunda kaldığını ve bunun karşılığında KDV dahil 890-TL ödeme yaptığını, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşmaya varılamadığını, işbu davayı açmak zarureti hâsıl olduğunu, açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu 28.04.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile kazada araçta meydana gelen değer kaybı, kazanç kaybı ve ekspertiz bedeli tutarının tahsil edilmesi talebi olduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 10.000 TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, ödemenin sigorta kapsamında olduğunu ve müvekkiline yöneltilen taleplerin bu nedenle geçersiz olduğunu, dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan kaza tespit tutanağına açıkça itiraz ettiklerini, her ne kadar müvekkilinin Karayolları Trafik Kanunu’ndan doğan yükümlülüklerin ihlali nedeniyle tam kusuru bulunduğunun iddia edilmiş olsa da davacıların bu iddiası yalnızca olay yerinde düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağına dayandığını, kaza tespit tutanağı ise mahkeme tarafından karar verilmesi için yeterli delil niteliğini arz etmediğini, bu nedenle davacı tarafından kaza tespit tutanağına dayanarak sürücüye kusur izafe edilmesinin ve bu kusur oranları doğrultusunda talep edilen bedellerin kabulünün mümkün olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğundan davanın zaman aşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, dava Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olsa da, trafik kazaları ticari bir olay niteliği taşımadığını, bu nedenle görevli mahkeme sıfatına haiz olunmadığından HMK md. 114/1-c gereğince davanın reddi gerektiğini, trafik kazasının ...’da meydana geldiğini, haksız fiilin gerçekleştiği yerin mahkemesinin yetkili olduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin de ... olduğunu, bu nedenle İstanbul Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, HMK m. 61 uyarınca araç sahibi ...'ın da davaya katılımı için davanın ihbarını talep ettiklerini, izah edilen nedenlerle birlikte değerlendirilerek, davanın reddine ve ... 5.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibinin iptaline karar verilmesini, kötü niyeti aşikar olan davacının %20’den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine, ayrıca yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin dahi davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 5. İcra Müdürlüğü ... Dosya Numaralı İcra Dosyası, SBM eksper raporu, uzman mütalaası, hasar fotoğrafları, davalı gerçek kişinin tacir sıfatının araştırılması kapsamında ilgili kurum ve kuruluşlara yazılan müzekkere cevapları celp edilmiş incelenmiştir.
Eldeki dava, Mahkememizin 2025/163 Esas sayılı dava dosyasından tefrik edilmiştir.
Bahsi geçen dosyada 25/06/2025 tarihli ön inceleme duruşmasının 5. numaralı Ara Karar ile davacının dava dilekçesinde kazanç kaybı tazminatını davalılardan yalnızca ...yönünden talep ettiği, başka bir anlatımla davacının kazanç kaybı zararı için davalı sigorta şirketinden herhangi bir talepte bulunmadığı, kazanç kaybı ve değer kaybı talepleri için objektif dava yığılmasının söz konusu olduğu, zira her bir zarar kaleminin diğerinden bağımsız olduğu, öte yandan davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu, yani mecburi dava arkadaşlığının da söz konusu olmadığı, bu suretle mahkememizce davalı ... için tensip ara kararları uyarınca görevli mahkemenin tespit edilmesi noktasında gerçek kişi tacir araştırması yapıldığı belirtildikten sonra "5-Değer kaybı ve kazanç kaybı istemlerinin birbirinden bağımsız talepler olduğu, anılan talepler yönünden objektif dava birleşmesi, davalılar yönünden ise ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu, davacının işbu itirazın iptali davasında icra takibine konu ettiği kazanç kaybı istemini dava dilekçesinde belirtildiği üzere yalnızca gerçek kişi / sürücü ...'den talep ettiği, davalı ... için gerçek kişi tacir araştırmasının mahkememizce yapıldığı, Bu suretle, kazanç kaybı talebinin işbu davadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine, davacının, davalı sürücü ... için kazanç kaybı talebi hakkında tefrik edilecek dosya üzerinden öncelikle görevli mahkemenin değerlendirilmesi hususunda inceleme yapılmasına ve gereken kararların verilmesine" şeklinde tefrik kararı verilmiş, tefrik sonucu oluşturulan dosya mahkememizin işbu 2025/450 Esas sırasına kaydedilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, 2025/163 Esas sayılı dosyada; davalı ... / sürücü dışında değer kaybı tazminatı ZMMS sigortacısı ... Sigorta A.Ş.den birlikte talep edildiğinden davacının değer kaybı tazminatı yönünden yargılamaya devam olunmaktadır.
Eldeki dava, trafik kazasından kaynaklanan kazanç kaybı tazminatı istemine ilişkindir.
Davanın esasına geçilmeden evvel, davaya konu talep bakımından öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi, Hâkim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur.
5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddelerinde hukuk mahkemeleri düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 Sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir. Ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemeleri görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı da ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasında trafik kazasından kaynaklanan kazanç kaybı tazminatına yönelik davanın, trafik kazalarının TTK'da bentler halinde sayılan (TTK m.4/1) ya da bu Kanunda (6102 s. TTK) düzenlenen yahut diğer Kanunlarda özel olarak belirtilen ticari davalardan olmadığından işbu davanın, mutlak ticari dava olmadığı açıktır. Öte yandan, davacının dava dilekçesinde ... Sigorta A.Ş. dışında yalnızca davalı sürücü...'den kazanç kaybı tazminatı talebinde bulunduğu, yani davacı tarafça kazanç kaybı zararı için sigorta şirketine herhangi bir husumet ve talep yöneltilmediğinden zorunlu trafik sigortasının - sigorta hukukunun- uygulanmayacağı, bu yönden de mutlak ticari davanın koşullarının bulunmadığı açıktır. Zira, eldeki davada davalı, sigorta şirketi dışında, sürücüdür. Nitekim, dava dilekçesi içinde bu istek vurgulanmış, kazanç kaybı zararının sigorta şirketi dışında yalnızca davalı sürücü talep edildiği belirtilmiştir.
Nispi ticari dava bakımından; ... ve ... Ticaret Sicil Müdürlükleri davalı gerçek kişinin tacir olarak sicilde kayıtlı olmadığını ve ticari işletmesinin bulunmadığını, ... Defterdarlığı davalının mükellefiyet kaydının bulunmadığını bildirmiş, bu suretle davalı gerçek kişi ...'in tacir sıfatının bulunmadığı görülmüştür.
Bakanlar Kurulunca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp,... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir.
19/02/1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden BİRİNCİ SINIF TACİR SAYILAN VE BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLAR ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin DIŞINDA kalanların (iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların) esnaf ve küçük sanatkar, tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Davalı ...'in gerçek kişi olarak birinci sınıf tacir olup olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, 21/07/2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ...sayılı BKK. uyarınca esnaf sınırını aşıp aşmadığının tespiti bakımından ise bu yıllarda verdiği Gelir Vergisi Beyannamesi, eki gelir tablosu ve performans bilgilerinin gönderilmesi ve bu bilgilere göre VUK 171/1 ve 3 no.lu bentlerde ilgili yıl için belirlenen nakdi limitin yarısını, 171/2 no.lu bentte belirlenen nakdi limitin tamamını, ilgili yıl yıllık gayrisafi iş hasılatı tutarı yönünden aşıp aşmadığının araştırılmış, nihayetinde dava tarihi itibariyle davalı ...'in 1. sınıf tacir olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutan kimselerden de olmadığı, bu itibarla davalının VUK 177. maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Hatta, davalının mükellefiyet kaydının dahi bulunmadığı belirlenmiştir. Bu halde, yapılan araştırma sonucunda davalının tacir sıfatı bulunmadığı için (mutlak ve nispi) ticari dava söz konusu olmadığından Mahkememizin görevli olmadığı aşikardır.
Diğer taraftan, trafik kazasında hasara uğrayan davacının aracının dosya kapsamında bulunan ruhsat sureti, araç resimleri ve trafik tescil kayıtları incelendiğinde aracın hususi araç - özel otomobil olduğu, bu suretle ticari bir araç olmadığı görülmüştür.
O halde, trafik kazasından kaynaklanan kazanç kaybı tazminine yönelik davanın, trafik kazasının hukuki niteliği itibariyle haksız fiil olması, bu çerçevede haksız fiilden doğan uyuşmazlığın çözümünde genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Yargı uygulamasındaki misallere bakıldığında:
İSTANBUL BAM 9. HD.... Esas. ... Karar sayılı ilamında;
"...Somut uyuşmazlıkta davacının tacir yada esnaf kaydı olup olmadığının araştırılması ve varsa kayıtların getirtilmesi ayrıca davacının işletmesinin bağlı olduğu Vergi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına defter tutanlardan veyahut vergiden muaf kişilerden olup olmadığı sorularak gelen yazı cevaplarına göre davacının tacir olur olmadığı değerlendirilerek eğer davacı tacir ise davalı ... A.Ş. tüzel kişi tacir olması nedeniyle mahkemenin görevli olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır..."
İSTANBUL BAM 8. HD. ...Esas... Karar sayılı ilamında:
"...Somut olayda; davacı tarafın gerçek kişi tacir olduğuna ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bununla birlikte davacıya ait kazaya karışan ... plaka sayılı araç; tescil kayıtlarında "yük nakli-hususi" araç olarak kayıtlıdır. Dolayısıyla, görülmekte olan dava nispi yada mutlak ticari dava olmadığından, davaya bakma hususunda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir..."
İSTANBUL BAM 37. HD. ...Esas ... karar sayılı ilamında:
"...Dava, davalı araç sürücüsünün, kendi şeridinde ilerleyen davacı aracını dikkate almaksızın hatalı U dönüşü yaparak maddi hasarlı kazanın oluşmasına sebebiyet vermiş olmasından kaynaklı ticari kazanç kaybının tahsili istemine ilişkin olup, dava, sigorta şirketine değil, karşı araç sürücüsü ve işletenine yöneltilerek açılmış olduğuna ve davacı ve davalının tacir olduğuna, bir başka ifadeyle kazaya karışan her iki aracın bir ticari işletme unsuru olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge bulunmadığına ve davanın mutlak ticari dava olmasını gerektiren bir yanı bulunmadığına göre haksız fiilden kaynaklı davaya bakmak görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmaktadır...." şeklindedir.
Yapılan açıklamalar ve emsal içtihatlar doğrultusunda, davalının dosyadaki belgelere göre tacir sıfatının bulunmadığı, davacının aracının ticari araç olmadığı, olayın haksız fiilden kaynaklandığı, trafik kazasından kaynaklanan kazanç kaybı bedeline ilişkin maddi tazminat istemli davada uyuşmazlığın mutlak ve nispi ticari dava kapsamında bulunmadığı, bu bağlamda eldeki davanın ticari dava olmadığı için Mahkememizin (Asliye Ticaret Mahkemesinin) görevli olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla, HMK.'nın 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: ( Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı üzere;)
1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
Görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,
3-HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 30/06/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır