T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2026/226
KARAR NO : 2026/366
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Simsarlık Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16.03.2026
KARAR TARİHİ : 30.04.2026
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; kendisi tarafından ... adresindeki taşınmazın kiralanmasına aracılık edildiğini ve davalı ile (dava dışı) mülk sahibi arasında kira sözleşmesi imzalandığını, bu hizmet karşılığında davalı adına 15.09.2025 tarihli ve 60.000.00 TL bedelli (... fatura numaralı) e-Arşiv faturası düzenlendiğini, davalı borçlunun, bu hizmet bedelinin 30.000,00 TL'lik kısmını 04.09.2025 tarihinde kendisine ait Türkiye İş Bankası hesabına havale etmiş olup, dekont açıklamasmda açıkça "..." yazarak borcu ve aralarındaki ticari ilişkiyi kabul ettiğini, geriye kalan bakiye 30.000,00 TL'nin ödenmemesi üzerine ... 30. İcra Dairesinin ...E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tacir yahut esnaf sıfatını haiz olmadığı, uyuşmazlık bakımından tüketici konumunda bulunduğu, müvekkilinin dava konusu olan "..." adresindeki taşınmazı ticari bir işletme gayesiyle değil, şahsi barınma ihtiyacı için kiraladığını, bizzat davacı tarafından dosyaya sunulan 04.09.2025 tarihli kira sözleşmesinde "Kiralananın Kullanım Amacı"nın açıkça "MESKEN" olarak belirtildiğini, davaya bakmakla görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleridir olduğunu, TBK.nun 520/3. maddesi gereğince simsarlık sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerektiğini (Emsal; Yargıtay 23. HD.nin 21.02.2019 tarih ve ... E. ...K.), dosyada davacı ile müvekkili arasında imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacının dosyaya sunduğu 14.08.2025 tarihli "Kiralama Tek Yetki Sözleşmesi"ne dayandığını, sözleşmede tarafların yalnızca "Danışman: ..." ve "Müşteri/Mülk Sahibi: ..." olduğunu, müvekkilinin sözleşmede taraf olmadığını, imzası ve onayı bulunmadığını, bu nedenle müvekkilini bağlamadığını, davacının kira sözleşmesi ve ödemeden 11 gün sonra (15.09.2025 tarihinde) tek taraflı düzenlenen faturaya ve müvekkilin "Emlak Komisyon Ücreti" açıklamasıyla gönderdiği 04.09.2025 tarihli dekonta dayandığını, şekle aykırı ve batıl bir sözleşmenin, sonradan tek taraflı fatura kesilmesiyle dirilmeyeceğini, havalenin ise bir sözleşme metni değil, ödeme aracı olduğunu, geçerli yazılı sözleşme yokluğunda, havale açıklamasının borcu hukuken var etmeyeceğini, taraflar arasında bırakın yazılı sözleşmeyi, sözlü mutabakat dahi bulunmadığını, bu durumun davacının dosyaya sunduğu WhatsApp mesajlarından da anlaşıldığını, müvekkilinin hukuki prosedürleri bilmemesi ve manevi baskı altında 04.09.2025 tarihinde gönderdiği 30.000 TL'nin TBK.nun 77.maddesi uyarınca "geçerli olmayan bir sebebe dayalı ödeme" mahiyetinde olup davacının bu parayı sebepsiz zenginleşme kuralları gereği iade etmek zorunda olduğunu, haksız ödenen bu tutarın fer'ileriyle birlikte iadesi haklarını açıkça saklı tuttuklarını, davacının kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davacı aleyhine, takibe konu haksız asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; taşınmaz kiralanmasına aracılık ilişkisine dayalı (...) fatura borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur.
Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 19/02/2019 tarih ve ... E. ... K. Sayılı ilamı ile benzer içtihatlarında da işaret edildiği üzere: 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. Kanunun 5. maddesi uyarınca ticari davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup, dava tarihi itibariyle de Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir.
Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır.
Huzurdaki dava; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde yer alan mutlak ticari dava değildir.
Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır.
Davacı ile dava dışı mülk sahibi ... arasında ... adresindeki taşınmazın (MESKEN) kiralanması amacıyla tanıtım, pazarlama ve aracılık hizmetleri verilmesine ilişkin "Kiralık Taşınmaz Tek Yetki Sözleşmesi" imzalanmış, davalı ile dava dışı mülk sahibi ... arasında söz konusu taşınmazın kiralanmasına ilişkin kira sözleşmesi imzalanmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşme TBK.nun 520.vd maddelerinde tanımlanan simsarlık sözleşmesidir.
TBK MADDE 520 "Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir."
Davanın tarafları arasında yazılı bir sözleşme bulunmasa da davanın konusu olan ilişkinin dayanağı da bu sözleşmedir.
Taraflar arasındaki sözleşme komisyonculuk sözleşmesi olarak değerlendirilemez (Emsal; Yargıtay 17. HD.nin ... E.... K.- Yargıtay 20.HD.nin ... E. ... K.). Yapılan sözleşmenin Simsarlık Sözleşmesi olarak kabulü gerekir.
TBK MADDE 532 "Alım veya satım komisyonculuğu, komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği sözleşmedir.
Bu bölümdeki hükümler saklı kalmak üzere, komisyon sözleşmelerine vekâlet hükümleri uygulanır." Madde metninden de anlaşılacağı üzere komisyonculuk sözleşmesinin konusu kıymetli evrak ve taşınır mallardır
Görüldüğü üzere dava, TTK.nun 4.maddesinde belirtilen ve TBK.na atıf yapılan mutlak ticari davalardan değildir.
Gelir İdaresi Başkanlığı ... Defterdarlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 16.04.2026 tarihli cevabi yazılanda davalının gıda dağıtım faaliyeti nedeniyle 29.10.2019 - 31.12.2021 tarihleri arasında vergi mükellefi olduğu, işletme hesabına defter tutan bir esnaf olduğu belirtilmiş ise de simsarlık sözleşmesi ile kira sözleşmesinin imzalandığı tarihte vergi mükellefi değildir. Kiralamaya konu taşınmaz da zaten MESKEN olduğundan, İŞYERİ KİRALAMASI SÖZ KONUSU OLMADIĞINDAN, kiralama ilişkisinin tamamen tüketici sıfatıyla hareket edildiği anlaşılmaktadır.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesi, tüketici işleminin kapsamını esaslı biçimde değiştirmiş, aynı Kanunun 83/2. maddesi ise "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile diğer kanunlarda düzenleme yapılması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." diyerek kanunun uygulama alanını daha da genişletmiştir.
6502 sayılı Kanunun 3. maddesinde “Tüketici işlemi; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere kurulan her türlü sözleşme ve işlemi kapsar.” şeklinde yeniden tanımlanmıştır. Bu hüküm mülga 4077 sayılı Kanunun 3/h bendindeki tüketici işlemi tanımından daha kapsamlıdır. Bundan böyle 6502 sayılı Kanunun tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamaların tüketici mahkemelerinde çözümünü öngören 73. maddesi hükmü ile içeriği az yukarda yer alan 83/2. maddesinin açık hükmü nedeniyle yukarda sayılan sözleşme ve işlemler tüketici mahkemesinin görev alanına girmiştir.
Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde kanunda tanımlanan taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, taraflar arasında imzalanan "Kiralık Taşınmaz Tek Yetki Sözleşmesi"nin simsarlık sözleşmesi niteliğinde olduğu açıktır
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın dayandığı temel ilişki tüketici işlemidir. Bu nedenle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülmesi gerekmektedir. Zira tüketici olan davalı tacir (veya esnaf) olmadığından, aldığı hizmet ticari olmadığından alacağa dayanak itirazın iptali davası ticaret mahkemelerinde görülemez. Bu nedenle taraflar arasındaki temel ilişkinin (Simsarlık Hizmeti) 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir (Emsal; Yargıtay 13.HD.nin 13.11.2014 tarih ve ... E.... K.ile Yargıtay 20.HD.nin 13.10.2016 tarih ve ...E. ... K Yargıtay 17.HD.nin 28.02.2013 tarih ve... E.... K.ile Yargıtay 3.HD.nin 23.03.2015 tarih ve ... E.... K.ile İstanbul BAM 19.HD.nin 20.05.2024 tarih ve...E..... K.ile aynı dairenin 16.05.2024 tarih ve ...E. ...K.ile İstanbul BAM 18.HD.nin 07.12.2017 tarih ve ... E... K.).
Açıklanan nedenlerle, tüketici ilişkisinden kaynaklanan davalara bakma görevi tüketici mahkemelerine aittir. Bu nedenle görevsizlik kararı vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Açılan davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK.114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava dilekçesinin usulden REDDİNE,
6100 sayılı HMK.nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
6100 sayılı HMK.nun 331.maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA,
Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
KATİP - HAKİM -
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy