T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/188
KARAR NO: 2021/203
DAVA: (Fsek) Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i, Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i
DAVA TARİHİ: 24/06/2019
KARAR TARİHİ: 18/05/2021
Mahkememizde görülmekte bulunan (Fsek) Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i, Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin psikologluk mesleğini icra ettiğini ve pedagoji alanında da faaliyetlerini sürdürdüğünü, çocuk gelişimine katkıda bulunmak amacıyla “...” başlıklı kitap yazdığını kitabı içeriği ile beraber 23/02/2018 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde kayıt ettirerek eser belgesi aldığını, bu eseri ortaya çıkarırken kitabın yayımı ile ilgili olarak şifahen anlaştığı davalı ...Ltd.Şti.'nin yetkilisi ...vc şirket çalışanı .... ile her safhada görüştüğünü, davalı şirketin bu görüşmeler neticesinde müvekkilinin iyi niyetinden istifade ederek eserin bir nüshasını temin ettiğini, ancak müvekkili ile davalı şirket yetkilileri arasında maddi hususlarda mutakabata varılmadığını ve eserin yayımı konusunda anlaşma yapılmadığını, sonrasında davalı şirketin davalı ...'nin eser sahipliği sıfatı altında "..." isminde bir kitap yayınladığını, bu kitabın içeriğinin birçok kısmında müvekkilinin tescilli kitabından bazı bölümlerde hiçbir değişiklik yapılmaksızın bazı bölümlerde ise tali unsurlarda değişiklik yapılarak intihal niteliğinde alıntılar yapıldığını, bu yolla davalıların müvekkilinin FSEK’ten kaynaklı olan maddi ve manevî haklarına tecavüz ettiklerini, müvekkilinin hazırladığı kitaplar ile ayniyet derecesinde benzer olan davalı taraf kitaplarının piyasada yer alması nedeni ile müvekkilinin başka bir yayıncı ile anlaşmasının imkansız hale geldiğini, bu nedenle müvekkilinin eserinden elde edeceği gelirden mahrum bırakıldığını, müvekkilinin görüşme aşamasında güvenerek bir kopyasını teslim ettiği davalının, eserinden intihal gerçekleştirmesi nedeni ile müvekkilinin güven duygusunun zedelendiğini, kitap hazırlama motivasyonunun azaldığını ve profesyonel hayatının sekteye uğradığını belirterek, müvekkilinin Fsek hükümleri uyarınca maddi ve manevi haklarına yapılan tecavüzün tespitine, men'ine ve ref'ine, TTK hükümleri uyarınca haksız rekabetin tespitine, men'ine, dava konusu eserin ihtiyati tedbiren durdurulmasına, eserin çoğaltılmasının, yaymasının ve yeni basım yapılmasının önlenmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Müvekkili ...'ın çocuklara yönelik hazırladığı eğitim setlerinin beğeni kazanarak geniş kitlelere ulaştığını, diğer müvekkili ...'nin alanında uzman bir psikolog olduğunu, davacının eserinin varsa bile alenileşmediğini, bu yüzden eserden müvekkilinin alıntı yapmasının mümkün olmadığını, müvekkillerinin davacı ile herhangi bir yazılı veya sözlü anlaşması olmadığını, müvekkillerinin davacıya ait hiçbir soruyu kullanmadığını, asıl davacının müvekkillerine ait materyallerden faydalandığını, alıntı yapıldığı iddia olunan unsurların hususiyet taşımadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava (Fsek) Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i, Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i talebine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmış özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememize sunulan 02/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davaya konu olan “...” isimli kitabın içeriği incelendiğinde konulara ayrılmadan herhnagi bri sistematiğe dayalı olmayarak çocuklara her bir sayfada bir cümlelik basit sorular sorulup cevaplar için görsel şekillerin kullanılmasının istendiği, kitabın içeriğinin özellikle soruların hususiyet içermediği, belli bir uslup ve sistematik dahilinde hazırlanmadıkları bu nedenle de eser vasfını haiz olmadığı, başka türlü soru hazırlamak mümkün iken davacının kitabındaki soruların hemen hemen aynısının davalının kitabında kullanılmasının TTK 55/1- a-4 bendi anlamında haksız rekabet sayılabileceği, davacının haksız rekabetin tespiti ve men’i talebinin bu çerçevede değerlendirilmesi hususundaki takdirin mahkememize ait olacağı görüş ve kanaati bildirilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık, davalılardan ...'ye ait "..." isimli kitap seti içeriğinin birçok kısmında davacıya ait "..." isimli kitaptan intihal niteliğinde alıntılar yapılmak sureti le FSEK'ten kaynaklanan maddi ve manevi haklara tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i ile birlikte TTK hükümleri uyarınca haksız rekabet'in tespiti ve men'i istemine ilişkindir.
Öncelikle davaya konu olayda davacıya ait kitabın eser vasfına dair inceleme yapılması gerekecektir.
Eser Vasfının Değerlendirilmesi
FSEK’in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün “ sahibinin hususiyetini taşıması”, İkincisi ise “ kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması”dır. Doktrinde, bu unsurlardan ilkine “sübjektif unsur” veya “esasa ilişkin şart”, İkincisine ise “objektif unsur” veya “şekle ilişkin şart” denilmektedir. Sübjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin “ hususiyetini” taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. ( Ayiter Nuşin, Hukukta Fikir ve Sanat Ürünleri, Ankara 1981, sf. 40 ) Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu bağlamında bir eserden bahsedebilmek için, eserin, onu yaratının fikri emeğinin ürünü olması, yaratıcı, orijinal ve üslup olarak farklılıklar göstermesi gerekir.
Eser sayılabilmede ikinci şart olan objektif unsur gereğince ise, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için, sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer2 . Yani Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku çerçevesinde korunan husus, düşünceler ve fikirler değil bunların ifade şeklidir. Nitekim Yargıtay’ın bu konu ile ilgili çeşitli kararları da vardır. Örneğin Yargıtay bir kararında, “...bir eserin, yasa karşısında eser niteliğini kazanabilmesi için iki unsur gereklidir. Birincisi objektif unsur ki yasa bunu mahsul(ürün) olarak belirtmiştir. Buna göre eser, evvela temellüke, tasarrufa elverişli maddi bir varlık olarak var olmalıdır. İkincisi de, sübjektif unsur olup eserin sahibinin özelliğini taşıyan bir fikir ve sanat eseri olmasıdır. Olaydan anlaşıldığı üzere davacı, yukarıda unsurları açıklanan bir eserin henüz sahibi değildir. Ancak, yaptığı kazılardan elde ettiği bilimsel buluşlara dayanarak bir eser yaratmayı düşünmüştür. Yani, bu yönde bir düşüncesi, bir fikri vardır. Fakat bir fikir veya sanat eseri, fikir halinde kaldığı sürece eser niteliğini kazanamaz...ve dolayısiyle Fikir ve Sanat Eserleri Yasasının koruyucu hükümlerinden yararlanamaz. O halde davacının korunmaya değer bir hakkı olup olmadığının dayanağını başka yerlerde aramak gerekmektedir..” Demek suretiyle bu hususu vurgulamıştır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinden de görüleceği üzere, fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer. ( E. Hircsh, Fikri Sınai Haklar, Ankara 1948, sf. 130 ) Yani Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku çerçevesinde korunan husus, düşünceler ve fikirler değil bunların ifade şeklidir. Fikri çalışmanın eser olarak korunabilmesi için fikir düzeyini aşmaları gerekir. Herkes tarafından ileri sürülebilecek, yeterince detaylandırılmamış, insanlığın ortak malı niteliğinde kalmış ve özgünleşmemiş fikirler eser olarak korunmazlar. ( Hirsch, sf. 16 vd. ) Eğer bu fikir ve düşünceler, teknik bir probleme çözüm getiren fikir ve düşünceler ise bunlar buluş olarak patent mevzuatı hükümleri gereğince korunabilirlerse de FSEK çerçevesinde korunmazlar.
Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK’te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK’te eser formatları olarak; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
“Dil ve yazı ile ifade olunan eser” deyimi, ifade vasıtası olarak yazı ve sözlerin kullanılması suretiyle meydana getirilen tüm fikri ürünleri kapsar. Dil ve yazı ile ifade olunan eserler geniş bir fikir alanını kapsarlar. Bu eserler, hikaye, roman, şiir, bir şarkının güftesi, skeç1 tiyatro oyunlarını kapsadığı gibi, bilimsel konferansları, monografileri, siyasi nutukları, eğlendirici sohbet tarzında konuşmaları, çocuk hikayelerini ve benzerlerini kapsar. Bu tür fikir ve sanat ürünlerinin ilim ve edebiyat eseri sayılabilmesi için, onların mutlaka yazı ile tespit edilmiş olmaları gerekmez, başka bir ifade ile duygu ve düşünceleri ifade için kullanılan araç veya olanağın hiçbir önemi yoktur. Bu araç veya olanak yazı, çizgi, rakam, formül veya söz olabilir. Örneğin şifahen söylenmiş bir şiir, hikaye, masal da hususiyet taşıyorsa, kamuya sunulduğu andan itibaren eser olarak korunur6. Dil ve yazı ile ifade olunan eserlerin korunabilmesi için, hususiyet taşımaları gerekir.
Somut olay bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu olan “...” isimli kitabın içeriğinin teknik bilirkişilerce incelenmesi neticesinde, kitapta konulara ayrılmadan herhnagi bri sistematiğe dayalı olmayarak çocuklara her bir sayfada bir cümlelik basit sorular sorulup cevaplar için görsel şekillerin kullanılmasının istendiği, kitabın içeriğinin özellikle soruların hususiyet içermediği, belli bir üslup ve sistematik dahilinde hazırlanmadıkları bu nedenle de eser vasfını haiz olmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı aynı zamanda haksız rekabet iddiasında bulunmuş olmakla birlikte her ne kadar bilirkişi raporunda haksız rekabet koşullarının oluştuğuna ilişkin görüş bildirilmiş ise de mahkememizce yapılan hukuki değerlendirmede, bilirkişi raporunun 6 ila 13. Sayfaları arasında karşılaştırılmalı olarak sunulan tablodan da anlaşıldığı üzere, eser vasfının değerlendirilmesine ilişkin kısımda yer alan görüşler doğrultusunda dava konusu kitabın hususiyet taşımadığı ve eser vasfına haiz olmadığı, dava konusu kitabın aynı ya da bilinen fikirler temel alınarak üretilen bir kitap olduğu, fikri emek sonucu meydana getirilmiş ürünlerin haksız rekabet hükümlerince koruma göreceği ve bunun için de sıradan unsurların değil, orijinal nitelikteki unsurların nazara alınacağı, davaya konu kitabın eğitim seti olması, buna benzer kitapların birçoğunun da aynı formatta olduğunun bilinen bir gerçek olduğu, Yargıtay İçtihatlarında da belirtildiği üzere haksız rekabet incelemesinde benzerliğin yanı sıra iltibas koşulunun da arandığı bir bütün olarak değerlendirildiğinde bilirkişi raporu hilafına özel kanun niteliğindeki Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser olarak korunmayan dava konusu kitap bakımından TTK m.54 vd. Maddeleri uyarınca da haksız rekabet koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Tüm bu açıklamalar muvacehesinde tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, kısmen hükme esas alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacıya ait “...” isimli kitabın hususiyet taşımadığı bu nedenle eser vasfına haiz olmadığı, dava konusu kitabın aynı ya da bilinen fikirler temel alınarak üretilen bir kitap olduğu, fikri emek sonucu meydana getirilmiş ürünlerin haksız rekabet hükümlerince koruma göreceği ve bunun için de sıradan unsurların değil, orijinal nitelikteki unsurların nazara alınacağı gözetilerek sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 59,30 TL karar harcından peşin yatırılan toplam 44,40 TL'nin mahsubu ile kalan 14,90 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar vekili yararına hesap olunan 5.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.18/05/2021
Katip ...Hakim ...
E-İMZA E-İMZA