T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/540
KARAR NO: 2020/141
DAVA: Endüstriyel Tasarıma Tecavüzden Kaynaklı Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ: 17/07/2017
KARAR TARİHİ: 25/02/2020
Mahkememizde görülmekte bulunan endüstriyel tasarıma tecavüzden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacı şirketin yıllardır bayan giyim tekstili alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, tüm marka ve endüstriyel tasarımlarını mevzuatın öngördüğü şekilde TPE nezdinde tescil ettirdiğini, bu anlamda 02-02 locarno sınıfında 05/02/2016 tarih ve ... tescil numarası ile tescilli "..." isimli tasarımın tescilli münhasır hak sahibi olduğunu, davalı tarafından müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli tasarımı ile iltibas yaratacak derecede birebir benzeyen ürünleri müvekkil tarafından kendisine herhangi bir hak tanınmaksızın veya arada herhangi bir lisans sözleşmesi olmaksızın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde üretildiğini ve satıldığını, söz konusu ürünlerin ortalama bir tüketici nezdinde karışıklığa yol açacak derecede birebir benzediğini, davalı tarafın işbu eylemlerinin davacı müvekkilin tescilli tasarımından doğan sınaî hakkına tecavüz etmekle kalmayıp aynı zamanda da haksız rekabete de yol açtığını, bunun tespiti amacıyla ... 3. Fikri ve Sınaî Haklar Mahkemesi’nin ... D.İş, ... K. sayılı dosyasında keşif yapıldığını ve davalının "..." adresindeki "..." mağazasına ve davalının ürünlerinin perakende satışının yapıldığı dava dışı ... – ... unvanlı mağazanın "..." adresine gidildiğini ve davaya konu taklit ürünlerin satışının yapıldığı tespit edildiğini, değişik iş dosyasında alınan bilirkişi raporunda; Tespite gidilen ikinci adreste (Bakırköy) satışta olduğu görülen ürün ile; tescilli tasarımın aynı ürün grubunda oldukları, model, stil anlayışının, kalıp, detay, kumaş özelliklerinin aynıya yakın benzer şekilde uygulandığının tespit edildiğini, davalının, davaya konu ürünleri, ticari amaçlar piyasaya sunulduğu, tüketiciye arz ettiğinin sabit olduğunu, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK'nın "Tasarım hakkının kapsamı" kenar başlıklı 17. Maddesi gereği tasarım tecavüzünün oluştuğunu, tasarım hakkının ihlalinden doğan tazminat taleplerinin 554 sayılı KHK'nın 52/b hükmüne (Tasarımdan doğan hakka tecavüz edenin, tasarımı kullanmakla elde ettiği kazanca göre) dayalı olduğunu belirtmiş, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla endüstriyel tasarıma yönelik tecavüz nedeniyle 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. vekili dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacının ... tescil numaralı endüstriyel tasarımın '...' olarak bilinen, davacının tescil tarihinden (05/02/2016) önceki senelerde gerek tesettür giyim sektöründe gerekse diğer bayan giyim sektöründe yaygın olarak kullanılan harcı alem bir model olduğunu, bu model ve benzerleri defacto.com., forevernew.com, modanisa.com ve benzeri bir çok ünlü giyim sitesinde mevcut olduğunu, buna ilişkin örnek görsellerin dosyaya sunulduğunu, yapılacak inceleme ile birçok internet sayfasının arşiv fotoğraflarında davalı adına tescil edilmiş olan tasarımın birebir aynıları ve ayırt edilemeyecek kadar benzerlerinin davacının tescil tarihi olan 05/02/2016 tarihinden çok önce piyasaya sunulmuş olduğunun görüleceğini söz konusu tasarımın tescil koşullarını sağlamamasına rağmen YİDK tarafından gerekli ve yeterli incelemeye tabi tutulmaksızın tescile konu edildiğini, tasarımın korunabilmesi için gerek 554 sayılı KHK'da ve gerekse 6769 sayılı Kanun'da "yeni" ve "ayırt edici olması" gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/11-209 E. 2013/399 K. 27/03/20113 tarihli ilamında ve Yargıtay kararlarında da bu hususun yer aldığını, davaya konu tasarım ayırt edici niteliğe sahip olmadığından gerek 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de gerekse 6769 sayılı Kanunda belirtilen tescil koşullarını taşımadığından korunmadan faydalanması mümkün olmadığını, davacı adına tescilli tasarım incelendiğinde kap formatında, yakası dışında her hangi bir aksesuar ve detayı olmayan bir tasarım olduğunun açıkça görüldüğünü, tasarımın piyasada var olan şal yaka kaplardan ayıran yeni bir özelliği veya her hangi bir ayırt edici detayı olmadığından tescile ilişkin korumadan faydalanamayacağını, piyasada hiçbir tasarımcı tescil etme gereği dahi duymaksızın marka ismi veya anonim olarak moda sitelerine koyduğunu ve satışa sunduğunu, piyasada yenilik ve ayırt edicilik özelliği olmayan bir modelin tescil edilmesi iyi niyetli bir davranış olmadığını, piyasada tekel olup haksız kazanç sağlama amacıyla yapıldığını, davalı müvekkiline ait şirkette yapılan delil tespitinde, davacı taraf adına tescilli tasarıma benzer ürün bulunmadığını, bilirkişilerce hazırlanan raporda açıkça "tespite gidilen birinci adreste (...); tespit talep dilekçesinde yer alan Endüstriyel Tasarım Tescil Kaydı olan; ... numaralı, 05/02/2016 tescil tarihli, ... ibareli tescilin benzerinin bulunmadığı" şeklinde belirtildiğini, davaya konu tasarımın davalı müvekkili tarafından üretildiğine ilişkin somut her hangi bir delilin de bulunmadığını, davacı tarafça da davaya konu tasarımın müvekkil firma tarafından üretildiğine veya satıldığına ilişkin her hangi bir kanıtın da sunulamadığını, Mernez Tekstil'e ait işyerinde yapılan tespitte bulunan ürünlerin müvekkil şirketle ilgisi olduğu yönündeki iddiayı kabul etmediklerini, ...'e ait işyerinde yapılan tespitte bulunan ürünler üzerindeki etiketlerin müvekkil firmaya ait ürünlerdeki etiketlerle aynı olduğu yönündeki değerlendirmeye katılmadıklarını, söz konusu etiketlerin başkaları tarafından kullanılabileceği göz önüne alındığında etiketlerin eldeki davada delil niteliği olamayacağının açık olduğunu, öte yandan davaya konu tasarım ile müvekkilin ürettiği iddia edilen tasarımın benzediğine ilişkin değerlendirmeleri de kabul etmediklerini, tespit sırasında ele geçirilen ürün, davacı tasarımdan ayırt edici özellikler taşıdığından "yeni" bir tasarım olduğunu, delil tespiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda genel ifadelerle "..ürünlerin model, stil anlayışlarının kalıp, detay, kumaş özelliklerinin aynıya yakın benzer olduğu..." şeklinde yapılan değerlendirmeye itibar edilemeyeceğini, soyut ifadelerden oluşan iki satırlık bu değerlendirme ürünlerin somut olarak hangi noktalarda benzer veya farklı olduğunu ortaya koymaktan uzak yetersiz ve netice itibariyle somut olaya aykırı gerçek dışı bir değerlendirme olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmeyi kabul etmediklerini, davacı tarafın kötü niyetle piyasaya da yaygınlaşmış modelleri tescil ettirerek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, incelemesiz sistemden yararlanmak sureti ile kamuya mal olmuş tasarımları adına tescil ettirerek haksız olarak maddi kazanç elde amacıyla hareket ettiğini belirtmiş davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliller toplanmış, TPMK kayıtları getirtilmiş, değişik iş dosyası dosyamız arasına alınmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır.
Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarının incelenmesinde, ... tescil nolu "..." isimli, Locarno Sınıfı 02-02 olan tasarımın 05/02/2016 tarihinde tescil edildiği ve ...adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
İstanbul (Kapatılan) 3. FSHHM 'nin ... esas sayılı D.iş dosyasına sunulan bilirkişi Prof.Dr. ... tarafından hazırlanan 31.05.2017 tarihli Bilirkişi raporunda özetle; tespite gidilen işyerinde(...), tespit isteyen firmaya ait ... nolu ... tasarım benzerinin olmadığını, ancak bu üretici firmada satılan ürünler üzerinde, ikinci adreste satışta olduğu görülen aynıya benzer ürün üzerinde bulunan karton satış etiketinin ve bedene dikilen kumaş sırt etiketinin aynı olduğu, tespite gidilen ikinci adreste (Bakırköy), satışta olduğu görülen ürün ile tescilli tasarımın aynı ürün grubunda oldukları, model, stil anlayışının, kalıp, detay, kumaş özelliklerinin aynıya yakın benzer şekilde uygulanmış olduğu, Butik sahibi tarafından tespit konusu olan bu üründen 8 adet satın alındığının, tasarımın tescilli olduğunu bilmedikleri farklı firmalardan çok sayıda farklı model alıp sattıklarının beyan edildiği tespitlerinde bulunulmuştur.
Dosyaya sunulan 08/10/2018 tarihli heyet raporunda bilirkişiler; davacıya ait ... sıra nolu tasarım 02-02 Locamo sınıfında uzun ceket için tescil edildiği, bahse konu tasarım detaylarının "Ön bedeni iki simetrik kesimli parçadan, ön sağ ve sol robalarında omuzdan göğüs altına kadar inen ön körük parçalan ile arka bedeni bir adet bütün parçadan ve sırt altına kadar inen ilave körük parçasından oluşan uzun cekettir. Omuz dikişlerinde dışa doğru ters yatırılan ve sonra aşağıya doğru genişleyerek düşen ön beden parçalarının devamı olan kumaş ile sivri uçlar şal yakayı oluşturmaktadır. Kol uçları kıvrılarak bitirilmiştir."dan oluştuğu, davacıya ait tescilli tasarım ile tespite konu ürünlerin yönünden her iki ürünün; uzun ceket olduğu, 2 ön beden parçasından oluştuğu, omuz dikişlerinde dışa doğru ters yatırılan ve sonra aşağıya doğru genişleyerek düşen ön beden parçalarının devamı olan kumaşın sivri ucu yaka formuna dönerek şal yakayı oluşturtuğu, arka robalarında, omuzdan sırt altına kadar inen dikişsiz bir körük üst parçası bulunduğu, takma kollu olarak çalışıldığı, kol uçlarının dışa kıvrılarak bitirildiği, etek ucu temiz çalışıldığı, farklılık olarak; şal yaka uzunluğunun farklı olduğunu, davacının ürün şal yaka sivri uçlan ön körük parçalarına daha yakınken davalının ürün şal yakanın sivri uçlan ön körük parçalarından daha aşağıda olduğu, ... markalı I no.lu ürün tasarımı ... no. lu tescilli tasarım ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, her iki ürünün de ön roba körük parçaları arka roba dikişsiz roba parçası, yaka şekli ve kol biçimlerinin ayniyet derecesinde benzer olduğu, maddi tazminat açısından yapılana incelemede; davacının 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK'nın 52/b maddesi esas alınmak suretiyle madde tazminat miktarının tespitini talep ettiği, davalı ticari defterleri incelenemediğinden dosya mevcut ... D.iş. dosyada yapılan tespit sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda yapılan tespite göre, ... numaralı ve 05/02/2016 tescil tarihli ürünün 8 adedinin satışa hazır olduğu ve alış fiyatının 180 TL olduğunun tespit edildiği, buna göre 554 sayılı KHK m.52/b'ye göre "Tasarımdan doğan haklara tecavüz edenin, tasarımı kullanmakla elde ettiği kazanca göre" tazminat miktarı mevcut verilerden sektör ortalama kar marjı (%20) üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda davalının elde ettiği kazancın 288.00 TL olarak tespit edildiği, davacıya ait ... sıra nolu giysi tasarımının, "yenilik" ve "ayrıt edici özellikleri" taşıdığı, I no.lu ürün tasarımının ...nolu tescilli tasarım ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, davacı tarafından talep edilebilecek maddi tazminat miktarının 288.00 TL olabileceği hususlarında görüş kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
Rapor taraflara tebliğ olunmuş; davalı taraf 02/11/2018 tarihli itiraz dilekçesinde davalıya ait şirkette yapılan delil tespitin de davacı taraf adına tescili tasarıma benzer ürün bulunmadığı ve ... ait işyerinde yapılan tespitte bulunan ürünlerin müvekkil şirketle ilgisi olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerine yönelik itirazların değerlendirilmediği, bilirkişilerin tasarımın "yeni" ve "ayırt edici" olup, dava konusun ürünlerle ayniyet derecesinde benzer olduğuna ilişkin değerlendirmelerinin doğru olmadığı yönündeki itirazlarını bildirmiş, davacı taraf 22/10/2018 tarihli itiraz dilekçesinde; bilirkişi heyetinin tespit etmiş olduğu 8 adet ürün üzerinden hesaplama yaptığı, mütecavüz tarafın kaç adet satış / üretim yapıldığının tesbit edilemediği hallerde öncelikle sektörel bilirkişi emsal bir tasarım ürünün ortalama kaç adet ve seri üretildiğini, bir seride kaç adet ürün, beden, renk üretildiğini değerlendirilmesi ve zarar hesabının buna göre yapılması gerektiği yönündeki itirazlarını bildirmiş itirazların değerlendirilmesi yönünden dosya yeni bir heyet oluşturularak tevdi olunmuştur.
İtirazlar dikkate alınarak yeni oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 13/10/2019 tarihli heyet raporunda özetle; kök bilirkişi raporu davaya konu ürünlerin davacının beyan etmiş olduğu ürünler ile benzer olduğu yönünde net ve açık olarak bir tesbit söz konusu olduğu, sadece yaka boyunda var olan kısalık -uzunluk dışında bir fark görülmediği, sektörel bakıldığında bu ürünün bu tip çok küçük nüas farkı denilecek değişiklerin nihai müşteri gözünde çok önemli bir fark olmadığının kabul edildiği, önemli olanın genel form ve tarzın dava konusu ürüne benzeyip benzemediği ve tüketici algısını oluşup oluşmadığı hususları olduğu, yapılan tespit ve değerlendirmede bu konuda görüşünün sektör açısından da bu ürünün benzediği yönünde olduğu, davalının dava dosyasında itraz etmiş olduğu ürün için kaç renk ve beden ürün olabileceği yönünde bir dava dosyasında beyan ve delilin bulunmadığı, dolayısı ile kök rapor da bu yönden bir tespitte bulunulmadığı, sektörel bakıldığında ise bu tip ürünlerin genelde 2 yada 3 farklı renk den aşağı üretim sürecinin olmadığı, beden aralığı olarak ise 34-36-38-40-42-44 beden olmak üzere ürün çeşidi göz önüne alındığında 6 farklı beden üretildiği, bunların asorti dağılı ise 1-2-2- 3-2-1 olmak üzere 11'li set asortide üretileceği, bunların genel bir kural olamamakla beraber standart genel kabul görmüş üretim süreci olduğu, her renkten 250-300 adet altında Kumaş-malzeme-dikim işçiliği ise optimum maliyet açısından mümkün olduğunun kabul edildiği, 2-3 renk arası ve renk başına 250-300 adet üretilmek üzere 700 ile 900 adet arası bu üründen üretilmiş olabileceği, bunun sektörel ortalamalar şeklinde kesin olmayan bir görüş olmakla beraber Borçlar kanunu genel hükümleri kapsamında takdiri bir tazminat değerlendirmesinin mahkemenin takdirinde olduğu, tarafların kök rapordaki sektörel kar marjı ortalamasına kesin bir itirazına rastlanmadığı, bu durumda kök rapordaki %20 sektör karının kabul edilebilir bir oran olduğu, 2 Renk ve 250 adet üzerinde toplam 500 adet üretilebileceği ve X 180 TL fiyat ile 90.00 TL satış olabileceği, 20% karlılık ile 18.000 TL bir kazanç elde edileceği, Sektörel olarak genel kabul edilebilir standart olarak ise en fazla 3 Renk ve 300 adet üzerinde toplam 900 adet üretilebileceği ve X 180 TL fiyat ile 162.000 TL satış olabileceği, 20% karlılık ile 32.400 TL bir kazanç elde edileceği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili dosyaya sunmuş olduğu 12/12/2019 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; müvekkilin talebi gereği maddi tazminat yönünden herhangi bir talep arttırımında bulunmayacaklarını Maddi tazminat taleplerimize yönelik yapılacak tazminat tayininde Borçlar Kanunu madde 50 ve 51 hükümleri gereği tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde reel ve hakkaniyetli bir tazminat miktarı belirlenmesini, vefakat fazlaya ilişkin haklarımız saklı tutulduğu için talebimizle sınırlı kalınarak (10.000-TL) maddi tazminata hükmedilmesini, ayrıca, dava dilekçesinde yazılı netice ve talep kısmı ile her ne kadar tasarıma yönelik tecavüz nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunulmamış ise de T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2012/5120 K. 2013/4672 sayılı kararında da belirtildiği üzere (Islah, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnalarından olup, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesi olarak tanımlanmaktadır. Islah ile taraflar dava sebebini, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilirler. Usulüne uygun olarak açılmış bir davanın bulunması şartı ile davanın tamamen veya kısmen ıslahı mümkündür. Dava sebebinin veya dava konusunun değiştirilmesi tamamen ıslah halleridir. (Baki Kuru 4. Cilt s. 3990).Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında davacılar tarafından usulüne uygun olarak açılmış maddi tazminat istemli davada ıslahla manevi tazminat istemelerinde hukuken bir engel yoktur. Mahkemenin başlangıçta talep edilmeyen bir hakkın yargılama aşamasında ıslah ile talep edilemeyeceği değerlendirmesi doğru değildir. Mahkemece manevi tazminata yönelik istemin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.) ıslah ile manevi tazminat istenmesine usulen bir engel bulunmadığı dikkate alınarak davalının tescilli tasarıma yönelik tecavüz fiilleri nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava, 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış endüstriyel tasarım tecavüzünün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
556 sayılı MarkKHK, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun (SMK) 10/01/2017'de Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla beraber yürürlükten kalkmıştır. Bu doğrultuda derdest davalara hangi mevzuatın uygulanacağının açıklanması zarureti doğmuştur. Kanunlar kural olarak yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ileriye etkili olarak uygulanırlar; ancak kanunun geçmişe etkili olarak uygulanacağına ilişkin bir hüküm ihdas edilmiş ise kanun geçmişe etkili olarak uygulanabilir. Kanunun yürürlüğü düzenleyen 192. maddesinin "a" ve "b" bendinde yer alan ileri yürürlük hükümleri istisna olmak üzere, kanunun diğer hükümlerinin SMK'nın yayımı tarihinde yürürlüğe girecek olup; SMK'nın geçmişe etkili olarak uygulanmasına ilişkin bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla yürürlüğe girdiği 10/01/2017'den itibaren ileriye etkili olarak uygulanacağı dikkate alındığında her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde mülga KHK ya atıf yapmış ise de uyuşmazlığa uygulanması gereken mevzuat KHK değil SMK'dır.
6769 sayılı SMK'da tescilli tasarımların korunma şartları belirlenmiştir. Tasarım ve ürün; Madde 55- (1)Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür. Yenilik ve ayırt edicilik; Madde 56- (1)Tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur. (4)Bir tasarımın aynısı; a)Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, b)Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir. (5)Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim; a)Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, b)Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir. (6)Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır. Madde 57- (1)Kamuya sunma; sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım, tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetleri kapsar. Tasarımın gizlilik şartıyla üçüncü bir kişiye açıklanması kamuya sunma sayılmaz. (2)Koruma talep edilen bir tasarım, başvuru tarihinden veya rüçhan talebi varsa rüçhan tarihinden önceki on iki ay içinde tasarımcı veya halefi ya da bu kişilerin izni ile üçüncü bir kişi tarafından veya tasarımcı ya da halefleri ile olan ilişkinin kötüye kullanımı sonucu kamuya sunulması hâlinde bu açıklama tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemez. Madde 58- (1)Tasarım sahibi, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu Kanundan doğan haklarını kullanabilir. (2)Koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır... Madde 59- (1)Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz. (2)Tescilsiz tasarım, sahibine birinci fıkrada belirtilen fiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde verir. Korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilmez.
Aynı yasanın "Tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller" başlıklı 81. Maddesi; "(1)Aşağıda belirtilen fiiller tasarım hakkına tecavüz sayılır: a)Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak. b)Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. c)Tasarım hakkını gasp etmek. (2)Başvuru, 65 inci maddeye göre tescil edilerek yayımlandığı takdirde, tescil sahibi, tasarım hakkına yönelik olarak bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahiptir. Tecavüz eden, başvurudan ve kapsamından haberdar edilmişse başvurunun yayımlanmış olmasına bakılmaz. Tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunursa yayımdan önce de tecavüzün varlığı kabul edilir. (3)Koruma kapsamındaki tasarımın tescilli olduğuna ilişkin kaydın ürün, ambalaj veya fatura üzerine konulmamış olması, bu maddede sayılan fiilleri tasarım hakkına tecavüz olmaktan çıkarmaz. (4)Tescilsiz tasarımlar için, tasarım 57 nci maddeye göre kamuya sunulduğu takdirde, hak sahibi, tasarım hakkına yönelik ihlallerden dolayı dava açmaya yetkilidir." hükümlerine amirdir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Yine "Tazminat" başlıklı 150. Maddesine göre "(1)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. (2)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir. (3)Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. " yasanın "Yoksun kalınan kazanç" başlıklı MADDE 151- (1)Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2)Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3)Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. (4)Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5)Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır. (6)Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz." hükümlerine amirdir.
TASARIM TECAVÜZÜ YÖNÜNDEN;
Tasarımlar ayırt edici nitelik açısından birbirleriyle kıyaslanırken farklı bilgi ve tecrübeye sahip kişilerce değişik şekilde yorumlanabilmektedir. Söz konusu sektörde bilgi ve tecrübe sahibi olan bir kişinin yapacağı kıyaslama ile herhangi bir tüketicinin yapacağı kıyaslama farklı olacaktır. Ayırt edici niteliğin belirlenmesinde ve tasarımların karşılaştırılmasında, ne sıradan tüketici gibi basit ne de ilgili sektörde uzman kişi kadar derin bir değerlendirme gerektirmeyecek şekilde, ürün hakkında temel bilgilere sahip bir kişinin yapacağı değerlendirme anlaşılmalıdır. Söz konusu değerlendirmeyi yapabilecek kişi Kanunda bilgilenmiş kullanıcı olarak yer almıştır. Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcı ne kadar seçenek özgürlüğüne sahipse tasarımı o derece farklılaştırabilir. (Yasemin Şahinler Baykara, Levent Yavuz, Türkay Alıca)
Bilgilenmiş kullanıcı, kural olarak alanında uzman olan bir kişi değil aksine sıradan bir kullanıcının gözden kaçırabileceği ayrıntıları fark edebilecek düzeyde dikkatli ve deneyimli bir kullanıcı olup ürün hakkında önceden beri belli bir bilgi birikimi olan kimsedir. Bu sebeple bilgilenmiş kullanıcı olarak bu tür elbiselerin satıldığı mağazada çalışan satış elemanının ürünler üzerindeki bilgi seviyesinden bahsedilebilinir.
Genel olarak giysi modelleri üzerinde tasarımcının kullanacağı kumaşın renginden, desenlerine, giysi üzerindeki işleme ve baskılardan, kemer-düğme-fermuar vb eklentilere, dikiş noktalarına, kesimlerine kadar pek çok farklı hususta oldukça geniş seçenek özgürlüğüne sahiptir.
Dava konusu giysilerin işlevini yerine getirecek ebat ve formlarda olması gerekliliği (insan vücut yapısına uygun olmak) hariç herhangi bir teknik zorunluluğun bu tür tasarımlar açısından var olmadığı ve seçenek özgürlüğünün tasarımcısının hayal gücü ile sınırlı olacak düzeyde geniş olduğu görülmektedir.
Ayrıca genel piyasa şartlarında tasarımcıların birbirlerinin tasarımlarından etkilenme durumu da söz konusudur. Tasarımcılar birbirlerinin tasarımlarından esinlenerek (ilham alarak) kendi tasarımlarında farklı görselliklere ulaşabilmektedirler. Bu sebeple, birbirleri ile kıyaslanan tasarımların ayırt edici niteliklerinin değerlendirilmesinde ilke olarak farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesine ağırlık verilir ve tasarımcının tasarımı geliştirme açısından ne kadar seçenek özgürlüğüne sahip olduğu göz önüne alınır.
Somut olaya dönüldüğünde; gerek tespit raporu gerekse yargılama safahatinde alınan raporda dava dışı 3. Kişiye ait iş yerinde tespit olunan ve davalının etiketlerini taşıyan ürünler ile davacı adına tescilli ... sıra nolu "..." isimli endüstriyel tasarımın karşılaştırmasında, davacıya ait tasarımın "yenilik" ve "ayrıt edici özellikleri" taşıdığı, davalı etiketini taşıyan ürünlerin ... nolu tescilli tasarım ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, farklılıkların yeterli ayırt ediciliği sağmadığı, her ne kadar davacı ürünlerin kendilerine ait olmadığı savunmasında bulunmuş ise de 3. Kişinin davalıya ait etiketi üreterek ürünlerinde kullanmasının (tanınmış markalara ait ürünler yönünden üretilen taklit ürünler haricinde) hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı ve davalının bu savunmasına itibar edilemeyeceği anlaşılmakla dava tarihi itibarı ile uygulanması gereken mevzuat kapsamında davalı eyleminin tescilli tasarıma tecavüz teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Maddi tazminat talebi yönünden;
Davacı vekili tazminat taleplerini 6769 sayılı SMK'nın 151/2-b uyarınca "b)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç" a göre hesaplanmasını talep etmiştir.
Bilirkişi heyet raporundaki tespitlerde; Davalı taraf ticari defterlerini dosyaya sunmamıştır. Tazminat taleplerinin TBK 50 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı sunulan bilirkişi raporları ve izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; davacının TPMK nezdinde 02-02 Lokarno sınıfında ... sıra nolu "..." isimli tasarımın sahibi olduğu, davalı işyerinde ürünler tespit edilememiş ise de davacı tarafça bildirilen 3. Kişiye ait iş yerinde davalıya ait etiketleri taşıyan, davacı adına tescilli tasarım ile ayırt edilemeyecek derecede benzer ürünlerin tespit edildiği anlaşılmakla davalının eyleminin tescilli tasarıma tecavüz teşkil ettiği sonucuna ulaşılmış bu kapsamda davacının tasarım tecavüzüne dayalı tazminat taleplerinin yerinde olduğuna kanaat getirilmiş, maddi tazminat talebi yönünden yapılan mali incelemedeki hesaplama göz önünde bulundurulmak suretiyle (esasen bu tür davalarda net zarar tespitinin mümkün olmaması, farazi hesaplamalar doğrudan hükme esas alınabilecek nitelikte olmaması, tespit edilen miktarın hakkaniyete ve dosya kapsamına uygun düşmediği dikkate alındığında BK 50. Maddesi gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmakla) paranın alım gücü ve hakkaniyet gözetilerek BK 50. Maddesi gereği takdiren 5.000,00 TL üzerinden talebin kısmen kabule karar vermek gerekmiş, yine manevi tazminat yönünden davacının ıslah suretiyle ıslah talebinde bulunmasına usulen bir engel bulunmadığı, izahı yapıldığı üzere manevi tazminatın yasal şartlarının oluştuğu anlaşılmakla eylemin ağırlığı tecavüze konu tasarım sayısı, hak ve nesafet gözetilerek takdiren 3.000,00 TL manevi tazminata hükmolunmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davacının tasarım tecavüzüne dayalı açmış olduğu maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, takdiren 5.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacının tasarım tecavüzüne dayalı açmış olduğu manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, takdiren 3.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 546,48 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL ve 85,38 TL ıslah harcının mahsubu ile kalan 429,70 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat talebi üzerinden hesaplanan 4.910,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
b)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/2 uyarınca kabul edilen manevi tazminat talebi üzerinden hesaplanan 3.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
5-a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ret edilen maddi tazminat talebi üzerinden hesaplanan 4.910,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
b)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/2 uyarınca ret edilen manevi tazminat talebi üzerinden hesaplanan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan: 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 288,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.788,20 TL'nin -ret ve kabule göre hesaplanan- 2.020,37 TL'si ve 148,18 TL harç (peşin+başvuru+ıslah) olmak üzere toplam 2.168,55 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
8-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2020
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır