T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/393
KARAR NO: 2020/26
DAVA: Markaya Tecavüzün Tespiti, Men'i ve Ref'i , Markanın İptali
DAVA TARİHİ: 15/11/2016
KARAR TARİHİ: 15/01/2020
Mahkememizde görülmekte bulunan markaya tecavüzün tespiti, meni'i, ref'i, markanın iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı taraf vekili tarafından sunulan 02.11.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinden ...’ın ülkemizin ilk üniversiteye hazırlık dershanesi olan ve ... A.Ş tarafından kurulmuş olan “...” isimli ticari işletmeyi ... 3. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile ... A.Ş den devir aldığım, müvekkili ... A.Ş( dava dilekçesi (2) nolu davacı)’nin de aynı yıl ... Hizm. A.Ş. Unvanıyla müvekkili ... tarafından kurulmuş ve eğitim hizmetine başlamış olduğunu, ... Dershanesi ... Unvanlı şahıs şirketinin de ...’nun ... sicil kaydı ile 08.12.1997 tarihinde ... tarafından kurulduğunu, dava dilekçesinde (3) nolu müvekkili şirket ...’nin ise 2002 yılında ...- ... Dershanesi ile ... A.Ş tarafından verilen eğitim öğretim hizmetlerinin gerçekleştirilmesinde kullanılan kitap ve diğer yayınlann basılması için kurulmuş bir şirket olduğunu, gün geçtikte şube sayısını artıran ...’nin 2012 yılında ...’da 25, Türkiye genelinde ise 80 şubeye ulaştığını, bununla birlikte müvekkillerinin ... unsurlu bir çok markanın da tescilli hak sahibi konumunda olduğunu, bu markalar dışında müvekkillerinin 28.08.1998 tarihinden bu yana hizmet veren ....internet sitesinin de sahibi olduğunu, bu sitenin dahi tek başma müvekkillerinin en azından 1998 yılından bu yana kesintisiz olarak ... ismi ile 16 ve 41.sınıflarda faaliyet gösterdiğinin açık kanıtı olduğunu, “...” ve “...” ismiyle 50 yılı aşkın bir birikimin sahibi olan müvekkillerinin bu süre içerisinde milyonlarca basılı kağıdında ... ve ... ibarelerini markasal olarak kullandığını ve ülke çapında bu isimleri maruf ve meşhur hale getirdiğini, özellikle sunulan deliller incelendiğinde müvekkillerinin 2000 li yıllardan bu yana bilim adamları şekil temasını ve tik logosunu ve ... ve ... ibarelerini tüm basılı evraklarında ve tabelalarında kullandığının görüleceğini, davalı tarafın ise asıl itibariyle müvekkillerinden ... A.Ş.’nin eski bir lisansörü olduğunu, müvekkili şirket ile davalı taraf arasında yapılan 2005 yılındaki lisans sözleşmesi ile davalı tarafa münhasıran ... ili, ... ilçesinde ... isim ve logosunu 65 ay için kullanma hakkı verildiğini, Lisans Sözleşmesinde belirtilen 65 aylık sürenin bitmesine karşın davalı tarafin müvekkillerine ait tescilli ve tescilsiz markalan kullanmayı bırakmak bir yana bir çok ilde ve ilçede ... ibaresi taşıyan yeni şubeler açtığını ve bu şubelerde de müvekkiline ait iş mahsulü niteliğindeki şekil ve ibareleri kullanmaya devam ederek haksız bir kazanç elde ettiğini, taraflannca açılan tespit davalan ile davalı tarafin ..., ... ve ... gibi illerde bir çok şube açtığım, yapılan tespitlerde bu şubelerin bir çoğunun davalı tarafin verdiği lisans çerçevesinde açıldığı ifade edilmişse de davalının elinde sadece kötü niyetli olarak tescile bağladığı düz yazı şeklindeki ... ibareli ... kod no.lu marka tescil belgesi bulunduğunu, buna rağmen yapılan tespitlerde müvekkilinin iş mahsulü niteliğindeki tüm şekil ve ibarelerin bu şubelerde kullanıldığının görüldüğünü, ayrıca davalı tarafin kötü niyetli olarak tescil ettirmiş olduğu markasını kullanmak yerine müvekkiline ait markalan ve müvekkili şirkete anımsatan işaret ve ibareleri kullanmayı tercih ettiğini, davalının tescilli markasını hiçbir şekilde markasal olarak kullanmadığını, bu nedenle davalı markasının 14.madde kapsamında kullanmama nedeniyle iptalini talep ettiklerini, bu konuda ispat yükünün davalı tarafta olduğunu ve markasını tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde tescil ettirdiği tüm sınıf ve emtialarda fasılasız ve fiilen markasal olarak kullandığını ispatlaması gerektiğini belirterek, öncelikle davalı yanın iş bu davadan haberdar olması ile birlikte kullanıma konu mevcut delilleri karartmasının mümkün olması nedeni ile tebligat yapılmaksızın ... alan adlı internet sitesinde müvekkillerine ait tescilli ve tescilsiz markaların ne şekilde kullanıldığının ve sitenin tüm görüntülerinin tespit edilmesini, müvekkiline ait http/www.fenbilimleri.com/ alan adlı site ile benzer kullanımların olup olmadığının tespitini, yine davalıya ait işyerinde keşif icrası ile bilirkişi incelemesi ile işletmenin dış cephesinde, giriş kapısında ve iç alandaki tabelalarında tanıtıcı nitelikteki tüm basılı evraklarında ve eğitim öğretim materyallerinde, vergi levhasında, ...’mn sair izinlerinde, müvekkillerine ait tescilli ve tescilsiz markalan kullanmak suretiyle markaya tecavüzü ve haksız rekabet niteliğinde sayılabilecek kullanımlarının tespitinin yapılmasına, sunulan deliller ve bilirkişi raporlan dikkate alınarak, davalının müvekkiline ait tescilli ve tescilsiz markalara tecavüz niteliğinde olan eylemlerine son vermesinin ve davanın etkinliğinin sağlanması ile müvekkillerinin telafisi güç zararlara uğramasının engellenmesi için ihtiyati tedbir karan verilmesini, davalı tarafin ... ve ... ibareli markasını markasal anlamda tescil ettirdiği düz yazı şekliyle kullanmadığının tespiti ile mevcut kullanımlarının müvekkilinin tescilli ve tescilsiz markalarına tecavüz eder nitelikte olduğunun tespitine, müvekkili firmanın markalanna tecavüzün önlenmesine ve ref ine karar verilmesini, davalı tarafin mevcut kullanımlannda yer alan ... ve ... ibarelerinin müvekkillerinin tescilli ticaret ünvanı ve işletme adı olması nedeni ile TTK 52 ve 53.maddelerine göre haksız rekabet oluşturması aynı zamanda bir kısım unsurların ise tescilsiz haklarından kaynaklanan sınai mülkiyet haklarını ihlal ediyor olması nedeni ile TTK’nın 55.maddesinde belirtilen “başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma” şeklindeki eylemlerden olması nedeniyle unvana ve işletme adına tecavüzün tespiti, haksız rekabetin tespiti ile bu eylemlerin men’ i ve ünvana/ işletme adına tecavüz ve haksız rekabet sonucu oluşan mali durumun ortadan kaldırılması, ünvana ve işletme adına tecavüze konu ve haksız rekabete konu oluşturan eylemlerin önlenmesi için ünvana / işletme adına tecavüz fiiline neden olan ayrıca haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araç-gereç v.s. bilimum argümanın bulundukları yerden toplatılarak imhasına, davalının ... kod no.lu ve ... ibareli markayı tescil ettirdiği sınıflarda ve tescil ettirdiği düz yazı şekliyle son beş yıldır 556 sayılı KHK’mn 14.maddesinde belirtir şekilde kullanılmamış olması nedeniyle 14.madde gereğince iptaline, davalının ... kod no.lu ... ibareli markasını müvekkilinin Balıkesir ilindeki marka temsilcisi iken müvekkilinin markanın gerçek hak sahibi olduğunu bilmesine karşın hakkı olmamasına rağmen kötü niyetli olarak başına ... ibaresini ekleyerek kendi adına tescil ettirmiş olması nedeniyle markanın KHK’mn 17.maddesi kapsamında müvekkillerinden ... HİZ. A.Ş. adına devrine, bunun mümkün olmaması halinde davalının tescilde kötü niyetli olması ve tescil edilen markanın KHK’mn 8/1-b , 8/3 ve 35.maddeleri gereğince müvekkillerinin tescilli ve tescilsiz markalan ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olması nedeniyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı adına kayıtlı... alan adlı internet sitesinde müvekkillerinin tescilli ve tescilsiz markalanna tecavüz eder nitelikteki kullanımlar ve haksız rekabet niteliğindeki yanlış ve yanıltıcı beyanlar/iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma şeklindeki kullanımlar sebebiyle söz konusu sitenin erişiminin engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf vekili tarafından sunulan 27.01.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Her şeyden önce dosyada zamanaşımı itirazları bulunduğunu, müvekkili ...’un TPE nezdinde tescil edilmiş markalarını kullandığını, müvekkilinin ... markasını 10.05.2007 tarihinde TPE nezdinde ... marka no’su ile marka sicilinde tescil ettirdiğini, yine... ( ...) markasını 24.06.2016 tarihinde TPE nezdinde ... marka no’su ile marka sicilinde tescil ettirdiğini, her iki markanın da 41.sınıfta tescil edildiğini, müvekkilinin özel dershanecilik alanındaki faaliyetlerine 1987 yılında başladığını, önce ...’da ... ismiyle ...’da dershanesini açtığını, daha sonra 1995 senesinde ... açtığını, müvekkilinin eğitim hizmetlerine bir süre ...’ da devam ettiğini, müvekkilinin TPE’ ye yaptığı marka başvurusu 2007 yılında sonuçlandıktan sonra, ...’ da mevcut ve sahibi olduğu ... ismini yine ... Müdürlüğü’ ne başvurmak suretiyle değiştirdiğini ve halen fiilen gerekse lisans vermek suretiyle “ ..., ...” adı altında seçkin bir eğitimcilik ve yayımcılık anlayışıyla faaliyetine devam ettiğini, davacı tarafın, müvekkilinin eylemleriyle markalarına tecavüz ettiği iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, davalı müvekkilinin sahip olduğu her iki markanın da tescil tarihi itibariyle öncelikli olarak koruma hakkına sahip olduğunu, müvekkiline ait olan ... alan adı ile faaliyet gösteren web sitesi hakkında davacı iddialarını kabul etmediklerini, söz konusu sitede kullanımın hukuk ve usule uygun olduğunu, dava dosyasına sunulan materyallerden görüleceği üzere bilim adanılan görsellerinin müvekkiline ait olduğunu, bu sitede müvekkiline ait markaya uygun şekilde görseller kullanıldığını, kullanımın tümüyle yasal sınırlar içinde olduğunu, dosyaya sunulan tespit raporunun bu yönüyle de kabulünün mümkün olmadığını, nitekim raporda müvekkiline ait tescilli kullanımın değerlendirilmediğini, yalnızca davacı tarafin sunduğu delillerin göz önüne alındığını, davacı tarafın TPE’ ye “...” ibareli pek çok marka başvurusunda bulunduğunu, bu marka başvurularının bir kısmının red edildiğini, bir kısmının tescil edildiğini, bir kısmının ise inceleme aşamasında olduğunu, dolayısıyla markaların hepsinin tescilli olduğu iddiasının öncelikle olarak araştırılması gerektiğini, ancak bunun ötesinde davacı tarafin “...” ibaresinin yalnızca kendi tekelinde olduğunu iddia etmesinin yasal dayanağı bulunmadığım, “...” ibaresinin bir bilim dalı olarak fen bilimlerinde öğretim veren kurum anlamına geldiğini ve marka olarak tek başma tescilinin mümkün olmadığını, müvekkilinin ... no.lu ... markasını kötü niyetli şekilde tescil ettirdiği iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, davacı tarafin ... şubesinin sınırlı süreyle kullanım hakkının verildiğini iddia ettiğini, ekte sundukları noter satış senedinden de anlaşılacağı üzere, davacıların dershaneyi tüm fiili ve hukuki sonuçlan itibariyle müvekkiline devir ettiğini, müvekkilinin ...’nin 7.maddesi gereği isim değişikliğine gittiğini, ...’ntln davalı müvekkilinin talebini uygun gördüğünü, 29 Eylül 2006 tarihinde dershanenin isminin ... olarak değiştirildiğini, davacı tarafin iddiasının bu yönüyle iyiniyetli olmadığını, kaldı ki bu iddiayı devirden yaklaşık 11 sene sonra dile getirmiş olması ve bu konuyu şimdiye kadar dava konusu yapmamış olması aynca dikkate değer olup, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu iddia ile ilgili zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dosyada alınan mevcut tespit raporuna itiraz ettiklerini, davacının tedbir talebini kabul etmediklerini, davanın süresinde açılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul (Kapatılan) 3. FSHHM'nin 2017/80 esas sayılı dosyası ile davacılar vekilleri davalıya ait 41. sınıfta tescilli ... tescil numaralı "..." ŞEKİL markasının, müvekkillerine ait tescilli ve tescilsiz ... esas unsurlu markalara ve müvekkil şirketlerine ait ticaret ünvanlarına benzer olması ve davalı yanın kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunmuş olması iddia ve gerekçesiyle 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. Maddesi bağlamında ve aynı Kanun'un 25 - (1) Maddesi gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava edilmiş ve dava dosyası iş bu dava ile birleştirilmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan birleşen dava ile ilgili cevaplanın içeren dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’un TPE nezdinde tescilli markalarını kullandığını, müvekkilinin gerçek bir eğitimci olduğunu, davalı müvekkilinin sahip olduğu her iki markanın da tescil tarihi itibariyle öncelikli koruma hakkına sahip olduğunu, davalı müvekkiline ait olan ... alan adı ile faaliyet gösteren web sitesi hakkında kullanımın tümüyle hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin ... no’lu ... markasını kötü niyetli şekilde tescil ettirdiği iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, davacı yanın müvekkilinin eğitim sektöründe edindiği ticari itibarını zedeler nitelikte eylem ve tutum içinde olduğunu, tüm arz edilenlerle birlikte davalı müvekkilinin uzun süre sektörde faaliyet gösteren bir eğitimci olup tescil edilmiş markalan ile sektörde faaliyetlerine devam ettiğini, bu bağlamda verdiği hizmet ile başlı başına marka olup, davacılann ya da başka hiç bir kimsenin markasına ihtiyacı olmadığının sektördeki konumu ile sabit olduğunu, dosyada mevcut raporun tespit bölümlerine mutlak şekilde itiraz ettiklerini, davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı itirazlan bulunduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
YAPILAN YARGILAMA VE TOPLANAN DELİLLER
Tarafların dayandıkları deliller ve TPMK kayıtları dosyaya getirtilmiştir. Davacının ihtiyati tedbir talebiyle ilgili olarak tespit için bilirkişi raporu alınmıştır. Yapılan tespite göre davalının bilim adamları görsellerini kullandığı, tescil edilenden farklı biçimdeki '...' ibaresinin tabela ve evraklarda kullanıldığı görüşü bildirilmiştir. İstanbul (kapatılan) 4. FSHHM'ce alınan bilirkişi raporundan sonra 18.04.2017 tarihinde teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Daha sonra itiraz üzerine 07.06.2017 tarihli tedbir karannm kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi’nin 27.09.2017 tarihli 2017/4467 Esas - 2017/2835 Karar sayılı ilamınında ,davacı tarafin istinaf talebinin kısmen kabulü ile davacı tarafa ait '...' işareti biçimindeki ... no’lu şekil markasının davalı tarafça kullanılmasının 6769 sayılı SMK’nun 159.maddesi ile 6100 sayılı HMK’nun 389-390.maddeleri gereğince tedbiren önlenmesine dair karar verilmiştir.
İstanbul 4. FSHHM'nin kapatılması sonrası, dosya devrinden sonra yargılamaya mahkememizde devam edilmiştir.
Tarafların sundukları dilekçeler ve itirazlar değerlendirilmiştir.
Konunun kısmen teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırılmış 27.07.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda:
"Davacının “...” ibaresini eskiye dayalı ve yoğun kullanımının bulunduğu, “...” ibaresinin 41 Sınıf kapsamında “...” hizmetlerinde tanımlayıcı ibare olduğuna, ancak davacının bu ibareyi “...” işaretiyle ve “...” görselleriyle bir bütün olarak kullanabileceği; ancak, cins/tür belirten ibarelerin ayırt edicilik kazanmasının imkansız olmamakla beraber davaya konu markalar bakımından böyle bir ayırt ediciliğin söylenemeyeceği, davacının ve davalının tescil ettirdiği markalan, tescil ettirdiği şekilde kullanmadıkları; yani marka kullanımlarının tescil ettirdikleri şekilden farklı olduğu, Davacının “...” ibaresini; davalının da tescilli markasının ayırt edici unsuru olan “...” ibaresini arka planda bırakarak, her iki tarafın da “...” ibarelerine ayırt edicilik katma gayreti ile öne çıkardıkları, gerek davacının ve gerekse davalının markalarını ( ... logolu olanlar hariç) tescil ettirdikleri biçimde ve tescil ettirdikleri mal ve hizmet sınıflarında kullanmaları halinde herhangi markanın diğerine tecavüzünden söz edilemeyeceği, çünkü "...” nin cins isim vasfı nedeni ile bir ayırt ediciliğinin olduğu söylenemeyeceği. davacı adına tescilli ... görselli marka ile davalı adına tescilli ... görselli markaların her ne kadar farklı şekil ve ibarelerle birlikte tescil edilmişse de ve her ne kadar fotoğraflarda farklı yöne bakış vb. küçük farklılıklar var ise de logolarda öne çıkan ... görseli olduğu için aynı sektörde ve ortak mal ve hizmet sınıflarında kullanımı dikkate aldındığında İLTİBAS olmayacağın söylemek güçtür. Tescil başvuru önceliği (16.06.2016) Davacı ya aittir. Logolann görsel ve markanın bütünsel benzerliği tescilli marka sahibi firmalar bakımından da iltibasa dolayısıyla haksız rekabete yol açabilecektir. Davalının daha önce davacıdan marka lisansı almış olması, lisans süresi (65 ay) dolduktan sonra yenilenmemesi, lisans alınan bölge dışında da kullanılması ve “...” ibarelerine ayırt edicilik baskı kazandırma gayreti ile hareket edildiğine mahkeme kanaat getirilmesi halinde (İLTİBAS teşkil edebilecek ... logolu markalar bakımından) Davalı tarafın kötü niyetle hareket ettiğine mahkeme tarafından kanaat getirilmesi halinde kötü niyetli tescilden ve sonuçlarından da söz edilebilecektir." Şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Marka üzerinde hak sahipliğinin kazanılması bakımından iki sistem bulunmaktadır. Bunlar, “tescil sistemi” ve “(ilk) kullanma sistemi”dir (bkz. Ünal Tekinalp, “Yeni Marka Hukukunda Tescil İlkesi ve Tescilsiz İşaretlerin Hukuki Durumu”, Prof. Dr. Kenan Tunçomağ’a Armağan, İstanbul 1997, s.467; Sabih Arkan, Marka Hukuku, Cilt I, Ankara 1997, s.128- 129).
Türk marka hukukuna göre, bir markanın 556 sayılı Marka KHK'sı kapsamında korunabilmesi için, söz konusu işaretin kural olarak tescil edilmesi gerekmektedir. Nitekim, MarkaKHK’mn 6. maddesi uyannca marka hakkı tescil ile elde edilir. Buna göre, tescilli marka hakkı sahibi, marka tescilinden doğan haklara sahiptir ve bunlan kullanabilir.
Tescil sistemi genel olarak bütün ülkelerde kabul gören bir sistemdir. Tescil sisteminde marka üzerindeki hak, markanın seçilmesi ve marka hukukuna özgü kullanma ile kazanılır (Hamdi Yasaman/Anlam Altay/Tolga Ayoğlu/Fülurya Yusufoğlu/Sinan Yüksel, Marka Hukuku, 556 Sayılı KHK Şerhi, C.I, İstanbul 2004, s. 161). Bu sistemde, yapılan tescil işlemi kurucu etkiye sahiptir. Ancak, bu tescil, hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlamaktadır (Sami Karahan, Marka Hukukunda Hükümsüzlük Davalan, Konya 2002, s.l 13). öyle ki, gerçek hak sahibi tarafından tescilli markaya karşı dava açılıp marka onun adına tescil edilene kadar önceki tescil kurucu etkiye sahiptir.
(İlk) kullanma sisteminde ise durum farklıdır. Aşağıdaki Yargıtay kararında da vurgulandığı üzere, bu sistemde marka hakkı sahibi, markayı ilk kullanan, buna ayırt edicilik nitelik ve piyasada bilinirlik kazandıran kişidir. Burada bahsedilen kullanım, ticaret sırasındaki kullanmadır. Yani marka hukukuna özgü kullanma kastedilmektedir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 4.Baskı, İstanbul 2005, prg.25, no.56). Diğer bir deyişle, bu sistemde markanın tescili bildirici niteliktedir ve tescil yoluyla oluşan hak sahipliği karinesi, markayı ilk kullanan tarafından çürütülebilir (Sabih Arkan, Cilt I, s. 128). Ticaret sırasında kullanma, markanın tescili için yapılan başvuru veya başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce gerçekleşmiş olmalıdır.
Marka KHK m.8'de gerçek hak sahipliğini; “Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine, tescili istenen marka, aşağıdaki hallerde tescil edilmez.
A) Markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmişse,
B) Belirtilen işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa..." şeklinde açıklanmıştır. Böylece KHK, marka korumasının tescil yoluyla elde edileceğini kabul etmekle birlikte, tescil sistemini bir ölçüde yumuşatmış ve istisnai olarak, marka hakkının tescile dayanmadan ilk kullanım yolu ile de elde edilebilmesini ve korunabilmesini kabul etmiştir.
Yargıtay, Dolce Vita karannda gerçek hak sahipliğini şöyle vurgulamıştır: “İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzerindeki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeye dayanır. Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna ‘gerçek hak sahibi ’ denilir ve bu tescil açıklayıcı etkiye sahiptir. Buna mukabil bir markayı ihdas ve istimal etmeksizin seçip tescil ettiren kimsenin bu tescili kurucu etkiye sahiptir. Ancak, bu tescil sadece hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilir. Gerçek hak sahibinin dava açıp bu markayı tescil ettireceği tarihe kadar kurucu etkiye sahipliği devam eder. Çünkü, hakiki, gerçek hak sahipliği ikinci bir bağımsız ve münferit mülkiyete hak vermez. Markanın hakiki hak sahibi markasının aynısını veya tefrik edilemeyecek benzerini, her nasılsa marka olarak tescil ettiren kimsenin, sonradan tescil edilmiş markasının terkinini isteyebileceği kabul edilmektedir" (11. HD., 6/7/1998 t. ve 734/5146 sayılı karar).
MarkaKHK m.8/III düzenlemesi, uzun süredir kullanılmakla ayırt edici güç kazandınlan işaretin, sonradan aynı işareti tescil ettiren aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğinin veya iltibasa mahal verdiğinin kabul edilemeyeceğine dayanır. Eskiye dayalı kullanım var ise, bunun, bir başkasımn tescilli markası karşısında iltibasa sebep olmaması öncelikle dürüstlük kuralının bir gereğidir. Nitekim, HGK’nm 7/2/1968 tarih ve E. 1966/1445, K. 1968/67 sayılı karannda; “...Tescil dışı kullanmadaki öncelik kazanılmış bir hak meydana getirir. Davacının markasından önce yıldız yazısını kullanmaya başlayan davalı, ...iyi niyetli sayılması gerekir." şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
Son olarak; MarkaKHK m.8/3’te aranan “bilinirlik”, markanın üzerine konulduğu emtianın/ilgili olduğu hizmetin hitap ettiği kitle tarafından tanınmaya başlanmış olması, belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinmesi anlamındadır. Bu durumda belirli bir bölge veya çevre ile sınırlı bir bilinirlik veya tanınmıştık söz konusudur, yoksa tanınmış markada (KHK m. 7/1-1 ve 8/4) söz konusu olan “sınır aşan” tanınmıştık burada aranmamaktadır.
Davacı taraf gerçek hak sahipliği iddialarını ispatlamak amacıyla dosyaya gerçekleştirdikleri kullanımlara ilişkin iş ve tanıtım evrakı sunmuştur. (Davacı ... ... 3. Noterliğinin ... yevmiye no’lu ... tarihli noter senedi ile ...’den devir almıştır.)
Tanıtım amaçlı hazırlanan kataloglarda, gazete ve diğer basılı evraklarda ... ibaresinin eğitim öğretim hizmetlerinde kullanıldığı görülmektedir. Dilekçeler teatisi ve dosyada mübrez kanıtlar doğrultusunda davacı ve davalı arasında daha önceye ait ticari ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır, öncelikli olarak ... ibaresi üzerinde durmak gerekmektedir. ... ibaresi 41. Smıf kapsamında “eğitim öğretim hizmetleri” emtialarında tanımlayıcı ifade içeren unsurdur.
556 sayılı KHK Md.7/c “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar” tescil edilemez, şeklindedir. Bunun yanında tanımlayıcı işaretler, tescili talep edilen mal ya da hizmetleri doğrudan tanımlayan, mal ya da hizmetin cins, çeşit, vasıf gibi özelliklerine ya da kalitesine doğrudan atıfla bulunan işaretlerdir. Bir işaretin tanımlayıcı nitelikte kabul edilebilmesi için işaretin mal ya da hizmetin mutlaka çok vazgeçilmez önemde bir özelliğini belirtiyor olmasına gerek yoktur. Bu hükmün temel amacı, ilgili sektörde faaliyet gösteren herkesin kullanımına açık olması gereken tanımlayıcı işaretlerin tek kişinin tekeline verilmesinin önüne geçerek kamu yararını gözetmektir. Yani, mal ve hizmetlerin karakteristik özelliklerini belirten işaretlerin ilgili herkes tarafından serbestçe kullanımını temin etmektir. Böylece tanımlayıcı bir işaretin tek bir kişinin tekeline verilmek suretiyle diğer işletmelere ve rakiplerine karşı haksız bir avantaj sağlamasını engellemektir.
Bu bakımdan her iki tarafın markalarındaki "..." ibaresinin ilişkili bulunduğu 16 ve 41 sınıflarda , yani eğitim öğretim ile ilgili mal ve hizmetlerde, matematiği de kapsayan fizik, kimya, biyoloji bilimlerini işaret ettiğine şüphe yoktur. Bu alanlarla uğraşan herkesin bu ifadeleri kullanmak zorunda olduğu bir gerçektir. Nitekim sözlük anlamıyla kullanılan bir ifadenin anlamını bir kimse veya işletmeye tahsis etmek sonucunu verecek şekilde bir sahiplenme, mülkiyet tanınamaz. O halde "..." ibaresini tescil ettiren, başkalarınca bu işaretin kullanılmasına katlanmak durumundadır. Ancak bu ibareyi ek veya ayırt edici şekilde karakter ile birlikte tescil ettirip kullanabilir. Olayımızda ayırt edici olabilecek ekler şahıs adları olan ... ve ...'dur, şekiller olarak da tarihte yer etmiş ünlü bilim insanlarının görüntülerinin seçilme ve kurgulanış şekilleri ile 'tik' işareti olabilir.
Davacı tarafin markasal kullanımları ve tescilli markalan incelendiğinde ... ibaresi ile birlikte bir bütün oluşturacak şekilde “...” ibaresiyle “...” görselini kullandığı görülmüştür.
Davalı tarafin markasal kullanımlan ve tescilli markalan incelendiğinde ... ibaresi ile birlikte bir bütün oluşturacak şekilde “...” ibaresiyle “...” görselini kullandığı görülmüştür.
Davacı ve davalı markalarında kullanılan ortak unsur “...” görselidir. Davacı taraf “...” görselini ilk defa 16.06.2016 tarihinde başvurarak ... dosya numarasıyla tescil ettirmiştir. Davalı taraf ise “...” görselini ilk defa 24.06.2016 tarihinde başvurarak ... dosya numarasıyla tescil ettirmiştir. Bu bağlamda öncelik başvurusu davacı taraf olduğu için “...” görseli üzerindeki hak sahibi de davacı taraftır. Bunun yanında dosyada mübrez delil incelendiğinde davacı tarafin bu görseli tescil başvurusu tarihinden önce de kullandığı görüldüğünden bu görsel üzerindeki gerçek hak sahibi de davacı taraftır. Fakat önemle belirtilmesi gereken şudur ki , tarihsel olarak öne çıkmış ve insanlığın bilim tarihini oluşturmuş bu kişilerin görüntüleri de kimsenin tekelinde olamaz, ancak ve ancak bu görünüşlerin, illüstrasyonların düzenleniş, kompozisyon ve sıralanışı belli bir ayırt edicilikle ortaya konulup somutlaştırılıyorsa, bütünsel olarak şeklin korunması söz konusu olabilir. Bu çerçevede ,davacının bilim adamları görselli markası ile davalının bilim adamlı görselli markasının karşılaştırılması yapıldığında, yaklaşık olarak bir üçgen form içine yerleştirilmiş beş ünlü bilim insanının illüstrasyonlarının bulunduğu, önde bakana göre sola doğru yüzünü çevirmiş ..., ..., ..., ..., ...'nin illüstrasyonlarının bulunduğu görülmüştür. Davalının bilim insanları görselli markasında ise yaklaşık olarak bir üçgen form içerisine yerleştirilmiş beş ünlü bilim insanının bulunduğu, önde bakana göre sağa doğru yüzünü çevirmiş ..., ..., ..., ..., ...'ın illüstrasyonlarının bulunduğu görülmüştür. Davacının markasında ek olarak '...' işareti varken davalının markasında '...' ibaresi vardır. '...' ifadesi ise her iki markada da temeldedir. Tüketicilerin bir markayı, üçüncü bir kişiye ait bir marka serisinin veya marka ailesinin devamı niteliğinde bir marka zannederek, malların veya hizmetlerin kaynağı konusunda yanılgıya düşmesinden kaynaklanacak karıştırılma veya çağrıştırma ihtimali göz önünde tutulduğunda iltibas tehlikesinin bulunduğu açıktır. Bir markanın diğer bir marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali bu malın/hizmetin hitap ettiği ilgili halk (tüketici-kullamcı) nazara alınarak, bunların iki markayı karıştırıp, karıştırmayacakları değerlendirilecektir. Mal ve hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyor veya tercih ediliyorsa doğrudan karıştırma söz konusudur.Tüm bu gözlem ve izlenimlere göre davalının...tescil numaralı markasının, davacının ... markasından hareketle oluşturulduğu, açık ve kesin olarak ilgili tüketici çevresinde ortalama alıcılar üzerinde iltibasa meydan vereceği, davalının ... tescil numaralı markasının 556 sy. KHK m.7/c ve m.8/1-b gereği hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan hükümsüzlüğü ve iptali istenen ... nolu “ ...” ibareli marka için 10.05.2007 tarihinde davalı adına başvuru yapılmış ve 21.04.2008 tarihinde tescile bağlanmıştır. Şu halde davacı ve davalının aynı sektörde faaliyet gösterse ve eskiden kısa süreliğine ticari ilişkisinin de varlığı olsa dahi davalının herkesçe kullanıma açık olan '...' ibaresine kendi soyadını ve merkezi ifadesini ekleyip tescil ettirmesi, markanın geçerliliğini etkileyemeyeceği, hükümsüzlüğünü de gerektirmeyeceği gibi eğitim öğretim yerindeki standartlara göre yapılmış olan ve diğer eğitim kurumlarınınkine benzer şekilde tabela ve kullanımların da olması gereken kullanım sınırlarını aşmayacağı sonucuna varılmak gerekmektedir.
Gerek davacı ve gerekse davalının web sayfalarındaki markasal kullanımlarında cins tür belirten “...” ibaresine ayırt edicilik kazandırmaya gayret ederek kullandıkları görülmüştür. Cins /tür belirten ibarelerin tek başma ayırt edicilik kazanması imkansız olmamakla beraber mevcut markasal kullanımlar açısından bu ayırt ediciliğin kazanıldığım söylemek güçtür. Ancak davalının yukarıda bahsedilen bilim insanlarına ait görselleri, tıpkı davacının yaptığı biçim ve kompozisyonla kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve bu kısımların davalının internet sitesinden çıkarılmasıyla ihlalin giderilebileceği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan tüm sebeplerle asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Asıl dava yönünden , davanın KISMEN KABULÜNE,
a)Davalının ... tescil no’lu markasında ... görseli ve ... şekil ve ibareleri içeren kullanımının , davacının davacının bilim adamları görselli ve önceki koruma tarihli markasına tecavüz oluşturduğunun ve haksız rekabet yarattığının tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin men’ine, ref’ine
b)Davalının, ... alan adlı internet sitesinde kullandığı bilim adamları görselinin ve kullanmış olduğu tik işaretinin, davacının bilim adamları görselli ve tik işareti taşıyan daha önceki koruma tarihli markalarına tecavüz oluşturduğunun ve haksız rekabet yarattığının tespitine, davalının söz konusu tecavüz oluşturan kullanımlarının siteden çıkarılmasına ve bu şekilde kullanımının yasaklanmasına, alan adının bizatihi tecavüz yaratmadığı anlaşıldığından terkini talebinin reddine
c)Davalının ... tescil no’lu markasının iptali koşulları gerçekleşmediğinden ,iptal talebinin reddine
d)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 54,40 TL karar harcından peşin yatırılan 29,20TL'nin mahsubu ile kalan 25,20 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiline,
e)Kabul edilen tecavüzle ilgili talapler yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 4.910,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine,
f)Reddedilen internet sitesinin terkini ve markanın iptali ile ilgili talepler yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili yararına hesap olunan 4.910,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
g)Davacılar tarafından yapılan: 2.100 TL bilirkişi ücreti,782,80 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.882,80 TL ve 58,40TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 2.941,20 TL yargılama giderinden asıl dava ve birleşen dava kabul/red oranına göre takdiren 3/4'ü olan 2.205,90 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
h)Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
ı)Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
k) Yatırılan teminatın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine
2-Birleşen dava yönünden, DAVANIN KABULÜNE
a-Davalının ... tescil nolu markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 54,40 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile kalan 23,00 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiline,
c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 4.910,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine,
d-Davacılar tarafından yapılan 62,80 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 62,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.15/01/2020
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır