T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/92 Esas
KARAR NO: 2022/65
DAVA: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/02/2020
KARAR TARİHİ: 24/03/2022
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacı şirket ...'ın, kişisel bakım ve sağlık konularında lider ve küresel bir şirket olduğunu, ülkemizde dahil olmak üzere, 80'den fazla ülkede faaliyet gösterdiğini, davacı şirketin dünya genelinde faaliyet gösterdiği ülkeleri gösterir, davacı şirkete ait ... isimli internet sitesinden elde edilen sayfaların sunulduğunu, müvekkili ... ülkemizde de bir hayli tanınmış hale gelmiş ..., ..., ..., ... gibi markaların sahibi olduğunu, yurt dışında mukim müvekkili şirketin ve gruplarının Türkiye'deki faaliyetleri "... Tic. A.Ş.” tarafından yürütüldüğünü, müvekkili şirkete ait ... seri markaları Türk Patent ve Marka Kurumu (“TÜRKPATENT”) nezdinde tescilli olduğu en eskisi 1999 yılından beri tescilli olan markalara ilişkin belgelerin de dilekçe ekinde sunulduğunu, müvekkili şirketin huzurdaki davayı açmadan evvel, davalı ... adına kayıtlı ...başvuru numaralı ve ... ile ... Sınıflarda tescilli ... markasından haberdar olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete ait marka tescilinden haberdar olmakla birlikte yapmış olduğu araştırmalar neticesinde, firmanın ortaklarından ...'ın “...” markasını alan adı olarak tescil ettirdiğini, başta www ... isimli internet sitesi olmak üzere pek çok e-ticaret internet sitesi vasıtasıyla pazarladığını ve müşterilerine satışa sunduğunun tespit edildiğini, taraflarından konunun sulhen sonuçlanması amacıyla davalılara 09.08.2019 tarihinde ... 38. Noterliği aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, ne var ki davalı vekili tarafından ... 49. Noterliği aracılığıyla gönderilen ... tarihli ihtarname cevabı ile markaların benzer olmadığı gerekçesiyle müvekkil şirketin talebinin reddedildiğini, huzurdaki davaya konu ... tescil numaralı ... markasının müvekkilinin ... sayı ile tescilli markası olan ... ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, huzurdaki davaya konu ... tescil numaralı ... markasının müvekkiline ait ve diğer ... seri markalarının kapsamındaki mallar ile aynı, benzer ve bağlantılı mal ve hizmetlerini kapsadığını, müvekkili markasının ..., ..., ..., ... Sınıflarda tescilli tanınmış marka statüsünde olduğunu, ... markasının WIPO nezdinde de tescilli olduğunu, davalının kullanımlarının haksız rekabet ve tecavüz eylemi teşkil ettiğini, davalının sahibi olduğu ... isimli internet sitesi başta olmak üzere birçok internet sitesi vasıtasıyla ürünlerini sergilediğini ve satışa sunduğunu açıklanan nedenlerle davalılara ait sunulan adreslerde daha sonra gösterilecek adreslere gidilerek, müvekkiline ait marka hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil eden ... markasının yer aldığı ürünlerin üretilip üretilmediğinin, davalı işyerinde bu ürünlerden bulunup bulunmadığının tespitini, bulunuyor ise bahsi geçen ürünlerin dosyaya atanacak marka vekili bilirkişi marifetiyle tespitini, ürünlerin fotoğrafının çekilmesini ve birer ürün örneğinin satın alınarak mahkeme dosyasına alınmasını, davalılara ait ... isimli internet sitesi içeriğinde ve alan adında müvekkiline ait marka hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil eden ... markalarını içeren ürünlerin sergilenip sergilenmediğinin, satışa sunulup sunulmadığının, bilişim uzmanı bilirkişi marifetiyle incelemesi suretiyle tespitini ve tespit sonucunda elde edilecek sonuçların mahkeme dosyasına konmasını, tespit taleplerinin kabul edilmesi halinde, bilirkişi marifetiyle yapılacak inceleme neticesinde elde edilecek delillere göre davalıların ihlal, tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin durdurulması için ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin olarak; ihtiyati tedbir istemlerinin öncelikle ve ivedilikle incelenip sonuçlandırılarak, müvekkili şirketin önceki tarihli marka haklarını ihlal ve bu haklara tecavüz teşkil eden davalılara ait tüm ürünlerin üretiminin, satışının ve dağıtımının her türlü tanıtım vasıtasında, materyallerinde, web-sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, işyerinde kullanılmasının durdurulması için tedbir kararı verilmesini ve bu konuda verilecek ihtiyati tedbir kararının infazı için ilgili İcra Müdürltükleri'ne ve Gümrük Müdürlükleri'ne müzekkere yazılmasını, müvekkil şirketin önceki tarihli haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan, davalılara ait ürünlere, ambalajlarına ve bu ürünün üretilmesinde kullanılan ürün ve kalıplara tedbiren el konulmasını, davalı şirket adına ... sayı ile tescilli markasının 3. kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bu amaçla Türk Patent ve Marka Kurumu'na müzekkere yazılmasını, davalıların faaliyet göstermekte olduğu ... internet sitesinin 3. kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bu amaçla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na müzekkere yazılmasını, davalıların, müvekkili şirketin önceki tarihli marka haklarını ihlal ve bu haklara karşı tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespitini, durdurulmasını ve önlenmesini, davalı şirket adına ... sayı ile tescilli "..." marka tescilinin hükümsüzlüğü ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinini, davalıya ait ... alan adının iptaline ve karar kesinleştiğinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na müzekkere yazılmasını, müvekkil şirketin önceki tarihli marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını; müvekkili şirkete ait hakları ihlal eden davalılara ait tüm ürünlere, reklam vasıtalarına, materyallere el koyularak muhafaza altına alınmasını, imhasını ve internet üzerindeki tüm kullanımlarını durdurulmasını, yargılama gideri vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememiz 24/02/2020 tarihli Tensip Zaptının 14. Maddesi gereğince "...Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi açısından, bilirkişi olarak marka uzmanı..., bilişim uzmanı ..., kişisel bakım/sağlık sektör bilirkişisi Bahar Ünalp'in seçilmesine, davalıların kullanımları üzerinden talep doğrultusunda adreslerde gerekli incelemelerin yapılarak rapor alınmasına..." karar verilerek Mahkememiz dosyası Bilirkişi Heyetine tevdi edilmiş olup alınan 23/03/2020 tarihli raporda özetle; bahsi geçen “... ” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 11.11.2017 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “...” isimli şahıs ve “...Tic, Ltd. Sti.” isimli firma adına kayıtlı olduğuna dair bilgilerin gözüktüğü, Merkez ofis ulaşım adresi olarak “...” olarak internet sitesinin iletişim sayfasında açıkça belirtildiği, tespiti için bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, web sitesi içerisinde güncel olarak dava konusu "..." ibareli “15" adet ürün bulunduğu, ilgili ürünlerin tanıtımı yapıldığı, fakat internet sitesi üzerinden satışının yapılmadığı, tespite konu karşı tarafın “...” ibareli ürünlerin “...” isimli şahıs tarafından “...'” isimli internet sitesinden satışının yapıldığı, internet sitesindeki ürünlerin “..." mağaza linkinde yayınlandığı, tespite konu “www,..." internet sitesindeki whois sahip bilgileri incelendiğinde alan adı sahibi ile aynı olduğu bahsi geçen “...” mağaza hesabı ile “...” intemet sitesinin sahibinin aynı kişi/kişiler olduğu kanaatine varıldığını, raporda açıklandığı üzere davacı markasının "...” ile davalı markası “...” ... sınıfta örtüştüğü marka şekillerinin bütünsel olarak benzerlik gösterdiği, bu iki markanın aynı sektörde faaliyette bulundukları 16. sınıf kapsamında benzer olmaları dolayısı ile halk nezdinde de karıştırılma veya markalar arası bağlantı kurulması ihtimali bulunduğu görüş ve kanaatinde oldukları belirtilmiştir.
Mahkememiz 24/02/2020 tarihli Tensip Zaptının 15. Maddesi gereğince "...Davalılardan ...Tic. Ltd. Şti.adına tescilli bulunan ... tescil nolu "..." şekil ibareli markanın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi talebinin teminatsız olarak kabulü ile, üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, bu hususta TPMK Markalar Dairesi Başkanlığı'na müzekkere yazılmasına..." karar verilmiş olup ayrıca Mahkememiz 14/07/2020 tarihli Ara Kararında "ters teminatla tedbir talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalılar vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davanın haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu, dava dilekçesi müvekkili şirkete tebliğ olmadan, müvekkili şirketin savunması dahi alınmadan, haksız ve hukuka aykırı şekilde ihtiyati tedbire ilişkin karar verilmesi hususunda dosyanın bilirkişilere tevdi edildiğini, davacı yanın sunmuş olduğu delillerin ihtiyati tedbir için gereken yaklaşık ispat şartlarını sağlamadığını, müvekkilinin markasını kendi adına tescilli sınıf ve emtialar bakımından kullandığını, müvekkili şirketin tescilli markasını kullanımının engellenmesinin hak ve hukuk ihlali olacağını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Bakırköy mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin ticaretin sorumluluk ve özveri isteyen bir iş olduğu bilinciyle 2000 yılından itibaren faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin 18/09/2000 tarihinde İstanbul'da her çeşit temizlik ürünleri, sabun, sıvı sabun, arapsabunu, sıvı ve toz deterjan gibi ürünleri almak, satmak, imalat ve ithalatını, yurt içi ve yurt dışı satışını, ticaretini yapmak üzere kurulduğunu, faaliyet gösterdiği sektörde emtialarının kalitesiyle tanınan ve bilinen bir kuruluş olduğunu, sektöründe adına tescilli ... ibareli markasıyla tanınmış hale geldiğini, müvekkili şirketin tescil başvurusunun TPMK tarafından kabul edildiğini ve davacının bu aşamada hiçbir itiraz yöneltmediğini, davacının tescilden sonra bu davayı açmasının kötü niyetli olduğunu, davacının markalarının müvekkili şirketin markaları ile herhangi bir şekil ve surette benzerlik göstermediğini, markalar arasında görsel, sesçil ve dizayn açılarından herhangi bir benzerlik bulunmadığını, yazı stili, grafik düzeni, renklendirme gibi pek çok açıdan farklılık bulunduğunu, izah edilen farklılıkların da tüketiciler nezdinde iltibas yaratacak düzeyde olmadığını, davacı yanın ilk üç harfinin aynı olduğu iddiasına yönelik olarak markaların bir bütün olduğunu, bütün haliyle değerlendirildiğini, hecelere, kelimelere veya şekillere bölünerek ve genel bütünlük gözardı edilerek benzerlik yaratılamayacağını, davacının iddialarının gerçek dışı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin doğduğu memleketindeki torte yaylasından esinlenerek markayı yarattıklarını ve markaya tüketiciler nezdinde ayırt edici nitelik kazandırdıklarını, davacının haksız ve hukuka aykırı taleplerle açtığı davada ihtiyati tedbir şartlarının hiçbirini yaklaşık olarak ispatlayamadığını belirterek, ihtiyati tedbir talebinin reddini aksi halde müvekkilinin ileri telafisi mümkün olmayan mağduriyetine ve zararına sebep olacağını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin huzurdaki davaya dayanak “...” markasının TÜRKPATENT nezdinde kayıtlı vekili “...” olduğu, işyeri adresinin ... olduğu bu nedenle İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, davalının müvekkili şirketin kötü niyetli olduğuna dair iddialarını kabul etmediklerini, müvekkili şirket tarafından huzurdaki dava ikame edilmeden evvel konunun sulhen çözümlenmesi amacıyla iyi niyetle davalı tarafa Noter kanalıyla ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye olumsuz yanıt alındığını, davalı şirkete ait tescilli ... markasının müvekkili şirkete ait ... markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gibi aynı mal ve hizmetler üzerinde kullanıldığını, bu hususun bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, taraflara ait markaların hangi sınıflar üzerinde tescilli olduğunu gösterir karşılaştırmalı tabloyu dava dilekçelerinde de sunduklarını, davalının fiili kullanımlarının müvekkiline ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ve tecavüz iddialarının bilirkişi heyeti raporu ile desteklendiğini, dava dilekçesindeki talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; genel yetkili mahkemenin HMK madde 6'ya göre davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, davalıların yerleşim yerinin ... olduğunu, bu nedenle mahkememizce yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, yetkili mahkemenin Bakırköy mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin 28.08.2017 tarih ve ... no'lu ... ve ... sınıflarda tescilli ... ibareli markasının tescilinden sonra davacı tarafın işbu davayı ikame etmesinin kötü niyetli olduğunu, markaların birbirine benzemediğini, markaların ilk üç harfinin aynı olduğu, her iki markanın tek heceden oluştuğu ve sert bir ünsüz harf ile bittiği iddiaları hukuka aykırı ve doğru da olmadığını, kaldı ki müvekkili şirketin markası iddia edildiğinin aksine tek heceden değil iki heceden oluştuğunu, sesli harf ile bittiğini, davacı yanın markaları hecelere bölerek birbirine benzediğini ileri sürmesinin hukuka ve yerleşik yargıtay içtihatlarına aykırılık teşkil ettiğini, müvekkil şirketin Türkpatent nezdinde 28.08.2017 tarih ve ...no ile .... ve .... sınıflarda tescilli ... ibareli markası ile davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun suretteki iltibas iddiasına mesnet gösterdiği ... bareli markası arasında şekil, renk, telaffuz, desen gibi özellikler yönünden herhangi bir benzerlik bulunmadığını, ... kelimesinin ise bir anlamı olmadan müvekkili şirketin ortaklarından olan ve aynı zamanda diğer davalı müvekkili ...'ın doğum yeri ve memleketi olan ...'da bulunan "..." yaylasından esinlendiğini, huzurdaki davada ihtiyati tedbir şartları oluşmadığından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati tedbire ilişkin mahkememizce verilen 14.07.2020 tarihli ara kararın işbu itirazları neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle dava şartı noksanlığı nedeniyle yetkisiz mahkemede açılan davanın usul yönünden reddini, usul yönünden reddedilmemesi halinde ise açıklanan sebepler ile öncelikle haksız ve hukuka aykırılık teşkil eden ihtiyati tedbir kararının kaldırımasını ve neticede davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilince sunulan 08/05/2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde özetle; markaların birbirine benzemediğini, markaların ilk üç harfinin aynı olduğu, her iki markanın tek heceden oluştuğu ve sert bir ünsüz harf ile bittiği iddiaları hukuka aykırı ve doğru da olmadığını, kaldı ki müvekkili şirketin markası iddia edildiğinin aksine tek heceden değil iki heceden oluştuğunu, sesli harf ile bittiğini, davacı yanın markaları hecelere bölerek birbirine benzediğini ileri sürmesinin hukuka ve yerleşik yargıtay içtihatlarına aykırılık teşkil ettiğini, müvekkil şirketin Türkpatent nezdinde ... tarih ve ... no ile ... ve ... sınıflarda tescilli ... ibareli markası ile davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun suretteki iltibas iddiasına mesnet gösterdiği ... ibareli markası arasında şekil, renk, telaffuz, desen gibi özellikler yönünden herhangi bir benzerlik bulunmadığını, ... kelimesinin ise bir anlamı olmadan müvekkili şirketin ortaklarından olan ve aynı zamanda diğer davalı müvekkili ...'ın doğum yeri ve memleketi olan ...'da bulunan "..." yaylasından esinlendiğini, huzurdaki davada ihtiyati tedbir şartları oluşmadığından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati tedbire ilişkin mahkememizce verilen 14.07.2020 tarihli ara kararın işbu itirazları neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini haksız ve hukuka aykırılık teşkil eden ihtiyati tedbir kararının kaldırımasını ve neticede davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilince 28/04/2021 tarihli beyan dilekçesinde davada haklılıklarını sübut bulduğunu gösterir ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı üyesi ...ve Marka ve Patent Vekili... tarafından düzenlenen 15.04.2021 tarihli uzman mütalaasını dava dosyasına sunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olup, dosyaya sunulan mütalaa da özetle; Davacıya ait ... markası ile davalıya ait ... markasının bütünü itibariyle bıraktıkları etki incelendiğinde ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek şekilde benzerlik oluşturmadığı; görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadıklarını, tescil edilen emtianın benzerliği değerlendirildiğinde, ayniyet göstermeyen bu emtianın farklı markalar altında tescilli olmasının karışıklığa sebep olmayacağı, Marka olarak tescil ettirilen ... ve ... kelimelerinin görsel, işitsel ve anlamsal farklılıkları ile birlikte, markaların tescil edildiği emtiaların da farklı olduğu birlikte düşünüldüğünde, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı markasının ülkemizde ulaştığı tanınmışlığa ilişkin delillerin farklı ülke tescilleri, alınan ödüller ve ciro bilgisi ile sınırlı olduğu, ... markasının hangi ürünler bakımından tanınmış olduğu ve davalının bu tanınmışlıktan hangi ürünleri pazarlamak için markasını tescil ettirdiği hususunun net olmadığı, davacı markasının ülkemizde de kullanımı olan, anlamı toplum tarafından bilinen yabancı kökenli bir kelime olduğu, davalı markası ise ülkemizde yaygın bir kullanımı olmayan, ancak yabancı dilde anlamı olan farklı bir kelime olduğu, dava konusu markalar arasında anlamsal bir bağ bulunmadığı gibi, işitsel ve görsel olarak da karışıklığa sebep olabilecek bir benzerlik bulunmadığı, davalının marka olarak seçtiği davacı markasına bu kadar uzak olması ve pekâlâ tesadüfen seçilebileceği dikkate alındığında, bu kelimenin seçilmesinin kötü niyetli olarak değerlendirmeyeceği, aralarında karıştırılma ihtimali bulunmayan bir markanın kullanılması durumunda başkasının marka hakkını ihlalden söz edilemeyeceği, bu kapsamda davalının kendi tescilli markasını internet alan adı olarak kullanması da marka hakkı kapsamında bulunan hukuka uygun bir kullanım olduğu, davalının bu kullanımı, davacının marka hakkını ihlal etmediği gibi haksız rekabete de sebebiyet vermediği, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunmayan iki farklı markanın farklı platformlarda kullanımının ticari hayat içerisinde bir karışıklığa sebep olmayacağı için marka hakkı ihlali ve haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği sonuç ve kanaatini belirtmiştir.
Taraf delilleri toplanmış TPMK kayıtları dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememiz 26/11/2020 tarihli duruşmasında "...Ara kararlar yerine getirildiğinde ve talep halinde dosyanın Mahkememizce resen seçilecek üç akademisyen marka vekili bilirkişi ile bir temizlik ürünleri sektör bilirkişiye tevdiine, tarafları arasındaki uyuşmazlık konusunun tespiti yönünden özellikle tespit raporundaki kullanıma ilişkin tespitler dikkate alınarak SMK hükümleri kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı, tecavüze ilişkin olarak tarafların iddia ve savunmaları ve SMK 155.maddesi dikkate alınmak suretiyle, tarafların tespit raporuna yönelik itirazları irdelenerek farklı kanaatlere ulaşılması halinde ise gerekçelendirilmek suretiyle ayrıntılı ve gerekçeli rapor tanziminin istenilmesine..." karar verilmiş olup alınan 14/07/2021 tarihli raporda özetle;
a) Davacıya ait ... başvuru nolu “...” markasının ..., ... ve .... Sınıflarda; ... başvuru no.lu “...” markasının ...., ... Sınıflarda; ... başvuru no.lu “...” markasının ..., .... sınıflarda; ... başvuru no.lu “... + Şekil” markasının ..., ...., ...., ... sınıflarda tescilli olduğu;
b)Davalının ... başvuru nolu “...” markasının ... ve ... sınıflarda tescilli olduğu;
c)Davacının markalarının davalı markasına kıyasen öncelik hakkına sahip olduğu; davacı markalarının “...” asli unsurunu içeren seri markalar ailesi yarattığı;
d)Davacı markaları ile davalı markaları arasında işaretsel yönden ve ilgili ürün sınıfları açısından ayniyetin/benzerliğin bulunduğu;
e)Davacının “...” asli unsurlu markaları ile davalının “...” markası arasındaki sınıfsal ayniyet ve örtüşmenin ... sınıftaki “Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlana ve sarma malzemeleri, karton kutuları kağıttar yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peceteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlarına ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar, Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. "ı kapsadığı, taraf markalarının tescilli olduğu ... Sınıftaki bu ürünlerin tümünde ayniyet/benzerlik bulunduğu,
Ayrıca davalının ... Sınıftaki " Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlana ve sarma malzemeleri, karton kutuları kağıttar yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peceteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlarına ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar, Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. Malların bir araya getirilmesi hizmeti" olarak tanımlanan perakendecilik hizmetleri açısından da davacı markalarının tescilli olduğu sınıflar ile davalının 35. Sınıftaki bu hizmetleri arasında benzerliğin bulunduğu;
somut olay açısından markaların kullanıldığı emtia arasında ayniyetin/benzerliğin olması; davacı markalarının işletmesel kökeni gösterme ve ayırt edicilik sağlama gücünün yüksek olması; davacı markalarının bilinirliği; “..." ibaresinin coğrafi açıdan tanınmış bir yer olmaması; davacı markalarının öncelik hakkına sahip olması; davalının markasının, davacının önceden tescil ettirdiği marka serisinin bir parçası olma izlenimi/algısı yaratma potansiyeli taşıması olguları sebebiyle davalının markasının ilgili ürünün ortalama tüketicisi algısında bağlantı ihtimalini kapsayacak biçimde karıştırılma ihtimaline yol açabileceği; Taraf markaları ve bu markaların tescilli oldukları ürün sınıfları açısından artaya çıkan bu benzerliğin SMK m.6/f.1 uyarınca karıştırılma ihtimaline yol açabileceği; Markalar ve ilgili ürün sınıflarında ortaya çıkan bu benzerliğin davalının ... başvuru nolu “...” markasının ... ve ... Sınıflardaki yukarıda belirtilen emtia ve hizmetler açısından hükümsüzlüğüne yol açabileceği;Davalının ... başvuru no.lu “...” markasına yönelik kullanımlarının (başta ... olmak üzere) SMK m.7 anlamında davacının “...” asli unsurlu markaları üzerindeki hakka tecavüz teşkil edebileceği ve davacının öncelik hakkı karşısında davalının SMK m.155 hükmü gereği sonraki tescilde dayalı savunmada bulunamayacağı görüş ve kanaatinde oldukları belirtilmiştir.
Davalılar vekili rapora beyan dilekçesinde özetle; tedbir taleplerinin haksız olduğunu, müvekkili şirketin markası tescilli durumda olduğunu ve müvekkil şirketin devletin kendisine verdiği yetkiye ve tescile dayanarak markasını kullandığını, bu sebeple müvekkil şirketin ticari hayatını bitirecek şekilde ya da asıl talebi sonuçlandırır şekilde tedbir kararı verilemeyeceğini, müvekkil şirketin sektöründe adına tescilli "..." markasıyla tanınmış hale geldiğini, TPMK nezdinde 28.08.2017 tarihinde .. ve .... sınıflarda ... no'lu > ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, mezkur başvurusunun tescil edildiğini ve usulüne uygun şekilde yayınlandığını, marka tesciline hiçbir itiraz yöneltilmediğini, 28.08.2017 tarih ve ... no'lu ... ve ... sınıflarda tescilli > ibareli markanın tescilinden yıllar sonra ilgili markanın piyasada önemli bir yer edindikten sonra davacı tarafın işbu davayı ikame etmesinin kötüniyetli olduğunu, tescile dayalı kullanımın tecavüz teşkil etmeyeceğini belirtmiş aşamalardaki beyanlarını tekrarla davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar vekili mahkememize sunmuş olduğu 12/11/2021 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; işbu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin Bakırköy mahkemeleri olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın usulden reddine karar verilmesini, müvekkil şirketin sektöründe adına tescilli "..." markasıyla tanınmış hale geldiğini, davacının markasının tescilinden yıllar sonra ve müvekkil şirket, ilgili markası ile piyasada önemli bir yer edindikten sonra davacı tarafın işbu davayı ikame etmesi tamamen kötüniyetli olduğunu, davacı yanın mezkur markalarının müvekkili şirketin markaları ile hiçbir şekil ve surette benzerlik göstermediğini, huzurdaki işbu uyuşmazlığa konu markalar görsel, sesçil ve anlamsal açılardan herhangi bir benzerlik arz etmediğini, markaların kelime bazında birbirlerinden tamamen farklı, bağımsız ve alakasız iki farklı sözcük olduğunu, bunun haricinde, markalar arasında yazı stili, grafik düzeni, renklendirme gibi pek çok açıdan farklılık bulunduğunu, dolayısıyla arz ve izah edilen farklılıklardan ötürü markaların tüketiciler nezdinde iltibas yaratması söz konusu olmadığını, telaffuz edilirken işitsel olarak da herhangi bir benzerliğin olmadığının açık olduğunu, bu hususun 15.04.2021 tarihli uzman mütalaasında açıklandığını, ...'Un kelime anlamı; "..., ... ya da dönme ..., bir kuvvetin nesnenin ekseninde, dayanak noktasında ya da çevresinde dönme eğilimidir." şeklinde iken ''...'' İbareli markadaki ''...'' kelimesi ise "turta" anlamına gelen Almanca bir kelime olduğunu, Türkçe'de birebir kullanımı olmamakla birlikte "..." kelimesi ile olan anlamsal bağ ve harf benzerlikleri kelimeye ilişkin turta çağrışım yapabileceğini, dolayısıyla sonuç olarak iki kelime arasında herhangi bir anlamsal bağdan söz edilmesi mümkün olmadığını, haksız ve hukuka uygun düşmeyen 23.03.2020 ve 14.07.2021 tarihli bilirkişi raporlarında; her iki markanın da ilk üç harfinin aynı olduğunu belirterek benzerlik bulunduğu tespitinde bulunulmuşsa da; markalar bir bütün olup; bütün haliyle değerlendirilmesi gerektiği, markalar hecelere, kelimelere veya şekillere bölünerek ve genel bütünlük gözardı edilerek benzerlik yaratılamayacağını, bilirkişi raporunda; markaların, harflere, hecelere bölerek kötüniyetli bir şekilde benzerlik iddiasında bulunması açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davalı markasının figüratif dizaynı ile bir bütün olup, bütün haliyle değerlendirilmesi gerektiğini, ‘’...’ ibareli markasının genel bütünlük göz önüne alınarak değerlendirildiğinde markalar arasında hiçbir benzerlik olmadığı ve markaları kelimelere ayırarak benzerlik yaratılamayacağının açıkça görüldüğünü, davaya konu markaların şekil unsuru yönünden cins, çeşit ve vasıf bildiren tuvalet kağıdının açılımına benzeyen şekli aldığı, şekil unsurunun cins, çeşit ve vasıf bildirdiği açık olduğundan marka tescilinde mutlak ret nedenleri başlıklı SMK.m.5/c ''ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.'' hükmü uyarınca cins, çeşit ve vasıf bildiren tuvalet kağıdının açılımına benzeyen şekil yalnızca davacının markasına özgülenemeyeceğini, zira SMK.m.5/c'de mutlak ret nedenleri sayılırken cins, çeşit ve vasıf bildiren unsurların değerlendirmesinin sadece kelime unsuru yönünden inceleneceğine ilişkin bir husus yer almadığını buna ilişkin inceleme yapılırken şekil unsuru yönünden de inceleme yapılması gerektiğinin açık olduğunu, tuvalet kağıdının açılımı şeklinde herhangi bir ayırt edicilik niteliğini haiz olmayan cins ve vasıf bildiren şeklin / tuvalet kağıdının açılmış şeklinin yalnızca davacının markasına özgülenemeyeceği aksi takdirde davacının tekelleşmesinin önünün açılacağı marka hukukunun temel ilkeleri ile bağdaşmadığını, bunun yanında her ki markada bulunan şekil unsurlarının da ayrıca birbirinden farklı olduğunu, teknik nedenlerden ötürü tuvalet kağıtlarının birbirinden farklılaştırılması pek mümkün olmadığından tuvalet kağıdı şekillerine çok yakın tuvalet kağıdı şekilleri marka tescili ile sadece bir kişi ya da kurumun tekeline verilemeyeceğini, bu durumun hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, zira mutlak ret nedenleri başlıklı SMK.m.5/c gereği cins, çeşit, vasıf bildiren unsurların kişi veya kurumun tekeline verilemeyeceğini, görsel yönden kelime unsuruna kıyasla şekli unsurun ayırt edici gücü zayıfsa, şekil orijinal ve özgün bir şekil değilse, şekil marka örneğinde dikkat çekmeyen yardımcı bir unsur olarak yer alıyorsa ya da smk.m.5/c uyarınca şekil unsuru, cins, çeşit, vasıf bildiriyorsa bu durumda şekil unsuru marka karşılaştırmasında dikkate alınamaz. bu nitelikteki zayıf görseller ya da cins, çeşit, vasıf bildiren görseller ana unsurmuş gibi dikkate de alınamayacağını, dolayısıyla esas unsur gibi değerlendirilemeyen bu görsellerin, markaları birbirine benzeştirdiği de söylenemeyeceğini, nitekim olayımızda söz konusu markalardaki şekil unsurları da birbirine benzemediğini, müvekkillerin > ibareli tescilli markası iki heceden oluşmakta olup ince ünlü ''-e'' harfi ile bitmekte davacının > ibareli markası tek heceden oluşmakta ve sert ünsüz ''-k'' harfi ile bittiğini, tüketici nezdinde görsel algı önce dışta bulunan harfleri ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla daha büyük etkiye sahip olacak ve müvekkil şirketin markası diğer markalardan ayırt edilebilir nitelik kazanacağını, görsel açıdan öncelikli olarak algılanan kelime unsurlarının (konum,boyut, renk gibi nedenlerle) markanın baskın yani ayırt edici unsuru olarak değerlendirilmesi esas alındığını, davaya konu markanın hem şekil hem kelime unsurundan oluşmakta olup işbu bileşke markada cins ve vasıf bildiren, tuvalet kağıdının açılımını betimleyen şekil unsuru ayırt edici nitelik sıfatını haiz olmadığından kelime unsurunun esas unsur olarak değerlendirilmesinin zaruri olduğunu, nitekim kelime unsurunun tüketici açısından markanın baskın unsuru olarak algılanacağının aşikar olduğunu, dolayısyla görsel değerlendirme yapılırken tescil edildiği emtianın kendi özgün ve doğal yapısından ortaya çıkan şekil unsuru ayırt edici nitelikte olmadığını ve esas unsur olarak kabul edilemeyeceğini, 14.07.2021 tarihli usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporunda "..." ibaresinin coğrafi açıdan tanınmamış bir yer olduğu yönündeki tespitleri usul ve yasaya aykırı ve gerçek dışı olmanın yanı sıra huzurdaki davanın konusuyla da alakalı olmadığını, "..." ibaresinin sözde coğrafi açıdan tanınmamış bir yer olduğu hususu, ne davacı tarafından ileri sürülmüştür, ne de davayı aydınlatma niteliğinde olduğunu, coğrafi yer adlarının tescili için tanınmışlık şartı gibi bir kanuni düzenleme de bulunmadığını, ayrıca müvekkiline ait marka yaratılırken, ürünlere ilişkin bir coğrafi kaynak belirtme amacı da bulunmadığından, "..." ibaresinin tescilinde herhangi bir engel görülmediğini, ayrıca ''...'' ibaresi de almanca dilinde turta anlamına geldiğini kavramsal olarak da ''...'' ibareli markadan tamamen farklı olduğunu, müvekkillerinin markayı yaratıp markaya tüketiciler nezdinde ayırt edici nitelik kazandırdıklarını, tescilli markalarına ilişkin internet sitesi açmaları ve tescilli markasına ilişkin ürünlerinin internet sitelerinden satışını yapmaları da marka haklarını kullanma niteliğinde olduğunu, davalı şirketin markasının açık bej dikdörtgen bir çerçeve içine alınmış beyaz arka fon üzerine yeşil ve düz harflerle >yazılmak suretiyle oluşturulduğunu, ayrıca müvekkil şirketin tescilli markasında birden fazla yaprağın birleşiminden oluşan çiçek motifi şekil yer aldığını, ki bu husus müvekkil şirketin tescilli markasının görsel, işitsel ve kavramsal yönden davacının markasından tamamıyla farklılık arz ettiğini kanıtlar nitelikte olduğunu, işbu sebeple davacının iddialarının haksızlığının tespiti için yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirtmiş cevap dilekçesindeki iddialarını tekrarla davanın usulden aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili dosyaya sunmuş olduğu 03/12/2021 tarihli beyan dilekçesinde özetle; Davalı yan tarafından kötü niyetle yapılan ıslaha istinaden HMK 182 kapsamında gereği dikkate alınmaması gerektiğini, davalı yan tarafından sunulan ıslah dilekçesinde ıslaha konu olabilecek yeni bir hususun ileri sürülmediği açıkça görülmekle birlikte ıslah dilekçenin davayı uzatmak amacıyla sunulduğu ve mahkeme'den kötü niyetle süre istendiğinin açık olduğunu, yetki itirazının daha önce defalarca ileri sürüldüğünü, mahkeme tarafından yetki itirazının reddedildiğini, dolayısıyla yetki itirazının ıslah dilekçesinde ileri sürülmesindeki amacın yargılamayı uzatmak olduğunu, Islahın amacı, yargılama sürecinde şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarım ortadan kaldırmak olup ıslah, tahkikat aşamasında yapılmış olan hatalı bazı taraf usul işlemlerini bir defaya mahsus olmak üzere düzeltme hakkı veren hukukî bir çare olduğunu, ıslah yoluna başvuran taraf, diğer hukuki imkânlara nazaran daha kısa sürede ve daha az masrafla gerçekte istediği sonuca ulaştığını, ıslah, bir davada taraflara bir defaya mahsus olmak üzere tanınmış istisnai bir hak ise de yargılama süreci boyunca yapılan her usul işleminin ıslahla değiştirilmesi ya da düzeltilmesinin mümkün olmadığını, kanun koyucu, ıslah hakkının kullanılabilmesini bazı şartların gerçekleşmesine bağladığını, bunların da en önemlisi ıslaha elverişli bir usul işleminin bulunması olduğunu, davalının dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçeler ıslaha elverişli bir usul işlemi olmadığını, zira davanın başında, davalının cevap verdiği sırada ileri sürülmesi unutulmuş ya da gözden kaçmış bir husus davalının dilekçesinde mevcut olmadığını, esasa ilişkin itirazları altında; taraf markalarının benzer olmadığı ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığına ilişkin beyanlarda bulunmaktadır ki bu husus da daha önce defalarca davalı yan tarafından ileri sürüldüğünü, davalı yan tarafından ıslah dilekçesinde yer verilen uzman mütalaası, emsal kararlar dahi olmak üzere tüm beyanlar ve deliller dava dosyasında yer aldığını, ıslah kapsamında yeniden ileri sürülmesi tamamen yargılamayı uzatmak amacı taşıdığını, davalı yan vekili tarafından ıslah dilekçesinde, davalı yanca dava tarihinden sonra yapılan ... ibareli yeni marka başvurularından bahsedildiğini, davalı yanca yapılan yeni marka başvuruları, huzurdaki davanın açılış tarihinden sonraki bir tarihte dosyalandığı için ıslaha konu edilemeyeceğini, huzurdaki dava müvekkil tarafından 17.02.2020 tarihinde ikame edilmiş olup, davalı yan tarafından ıslah dilekçesinde yer verilen yeni marka başvurularının dava tarihinden sonra olduğunu ve yapılan yeni marka başvuruları huzurdaki davanın konusu olmadığı gibi ıslah konusu da edilemeyeceğini, zira bu başvurular ne dava tarihinde ne de davalının cevabı sunduğu tarihte mevcut olmadığını, mevcut olamayan bir durumun unutulması da mümkün olmadığına göre ıslaha uygun bir işlemden söz edilemeyeceğini, ıslahın amacına aykırı şekilde talepte bulunulduğunu, nitekim huzurdaki davanın konusu davalıya ait ... numaralı ... ibareli markanın hükümsüz kılınmasına ilişkinken ve dava dosyasına alınan bilirkişi raporları ile haklılığımız ispat edilmişken davalı yan tarafından 3 adet yeni ... ibareli marka başvurusunda bulunulması davalının kötü niyetini açıkça gösterdiğini, bir markanın hükümsüz kılınması talebiyle açılmış olan dava devam etmekteyken, dava tarihinden sonra aynı markaya ilişkin başvuruda bulunulmasının kötü niyetli olduğuna ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin 01.11.2021 tarihli 2020/219 Esas. 2021/1256 Karar sayılı kararının sunulduğunu, 01.11.2021 tarihli kararına konu ihtilafın, huzurdaki davaya birebir emsal teşkil etmektedir ve bu nedenle davalı firmanın dava tarihinden sonra yeni marka başvurularında bulunması itibariyle kötü niyetli olarak kabul edilmesi gerektiğini, ıslahın davayı uzatmak amacıyla kötü niyetle yapıldığı sabit olduğundan davalı hakkında HMK 182 maddesi kapsamında gereğinin yapılmasını ve tahkikatın bitirilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalılar vekili 15/12/2021 tarihli dilekçesinde özetle; yapılan ıslah HMK'nın 181. maddesi gereği kanunun tanıdığı yetkiye dayanarak yapılmış olup, ıslah dilekçemiz usul ve yasaya uygun şekilde sunulduğunu, davalı yan ıslah dilekçesindeki yeni savunmaları göz ardı ederek mahkemenizi yanıltmaya çalıştığını, sunulan ıslah dilekçesinde önceki dilekçelerde sunulan bazı hususların yeni belirtilmesi gerektiğini, ancak bunun da haricinde cevap dilekçemizde ve daha önceki dilekçelerimizde yer almayan hususlara da yer verildiğini, daha önce savunma olarak ileri sürülmemiş olan bazı savunmalara yer verildiğini, davalı yan ise kötü niyetle, ıslah dilekçemiz ile ileri sürülen yeni hususları göz ardı ederek sayın mahkemenizi yanıltmak amacıyla kötü niyetli bazı iddialarda bulunduğunu, Islah müessesesinin amacı bir defaya mahsus olmak üzere taraflara iddia ve savunmalarını genişletmeye ve değiştirmeye imkan tanımak olduğundan tarafımızca sunulan ıslah dilekçesinde davacının > ibareli markası ile müvekkil şirket adına TPMK nezdinde tescilli olan 28.08.2017 tarihli ve ... no'lu > ibareli markası arasındaki benzerlik karşılaştırması yapılmış, her iki markanın da şekil unsuru yönünden cins, çeşit ve vasıf bildiren tuvalet kağıdının açılımına benzeyen şekli almış olduğu bu sebeple markadaki şekil unsurunun esas unsur gibi kabul edilemeyeceği ve bu durumun markaların benzerliği sonucuna yol açmayacağının belirtildiğini, davacı tarafından ıslahın amacının yalnızca şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kaybını ortadan kaldırmak olduğu ileri sürülmüşse de ıslah müessesesinin kapsamının bu denli daraltılmasının mümkün olmadığını, nitekim taraflar dava açıldıktan sonra iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına tabi olup dilekçeler teatisi aşamasından sonra iddia ve savunmanın genişletilmesine imkan tanıyan istisnai hallerden biri de ıslah olduğunu ve kanunen bu hak taraflara tanındığını, davacı tarafından sunulan ıslaha ilişkin itirazları içeren 03.12.2021 tarihli dilekçede davanın hiçbir aşamasında ileri sürülmeyen ve yalnızca ıslah dilekçemizde yer alan hususlara hiçbir şekilde değinilmemiş, her iki markanın da şekil unsurunun cins, çeşit ve vasıf bildiren tuvalet kağıdının açılımına benzeyen şekli aldığına ilişkin beyanlarımıza yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacının tarafımızca ıslah dilekçesinde yeni bir beyanda bulunarak yaptığı bu savunmaya rağmen, önceki dilekçedeki benzer diğer beyanları alıntılayarak hiçbir yeni iddia ve savunmada bulunmadığımızı ve bu sebeple ıslahın kötü niyetli olduğunu iddia etmesi asıl kötü niyetli kişinin kendisi yani davacı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, ancak davacının cins, çeşit ve vasıf bildiren şekil unsurunu SMK'da açıkça mutlak ret başlığı altında düzenlenmiş olmasına rağmen kendi adına tescil ettirip, sonrasında şekil unsuru üzerinde hak iddiasında bulunması usul ve yasaya aykırı olduğunu, dolayısıyla mutlak ret nedeni teşkil eden şekil unsuru her ne suretle olursa olsun tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanmayacağını, müvekkil şirket adına tpmk nezdinde tescilli şekil ve kelime unsurlarının birleşiminden oluşan ''torte'' ibareli markası ile davacı adına tescilli ''...'' ibareli markaların şekil unsuru yönünden cins, çeşit ve vasıf bildiren tuvalet kağıdının açılımına benzeyen şekli aldığı, şekil unsurunun cins, çeşit ve vasıf bildirdiğinin açık olduğunu, ayrıca her iki markada kullanılan görsel markaların kullanıldığı emtia olan tuvalet kağıdını sembolize etmekte olup, faaliyet alanı bakımından da ayırt ediciliği oldukça düşük ve herkesin kullanımına açık bir görsel olduğunu, ayırt ediciliğinin bulunmadığı tuvalet kağıdı görselinin davacı markası ile müvekkil markasını benzeştirdiği iddia edilemeyeceğini, aksi bir durum, tuvalet kağıdı emtiası için herkesin kullanımına açık olması gereken ve cins, çeşit, vasıf bildirren bu görselin yalnızca davacı tekeline verilmesine usul ve yasaya aykırı bir şekilde davacıının tekeleşmesine sebep olacağı izahtan vareste olduğunu, nitekim kanunun lafzına ve ruhuna bakıldığında kanun koyucunun marka tesciline yönelik unsurlara ilişkin sınırlama ve düzenlemeleri kişi veya kurumların tekelleşmesinin önüne geçmek için yaptığının sarih olduğunu, davacı şirket de ıslaha ilişkin itirazlarını içeren 03.12.2021 tarihli dilekçesinde bu hususa yönelik herhangi bir itirazda bulunamadığını, Bilirkişi Raporlarında da markaların benzerlik değerlendirmesinde yalnızca görseller ve şekil unsurları yönünden aleyhe değerlendirmelerde bulunulduğunu, hatta 23.03.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda, işitsel benzerlik değerlendirmesinin, görsel ve kavramsal benzerlikle değerlendirildiği takdirde tüketici nezdinde karıştırma ve iltibas durumunun değerlendirilebileceğinin beyan edildiğini, bilirkişi raporundaki bu değerlendirme, işitsel benzerlik karşılaştırması neticesinde markalar arasında doğrudan bir iltibas ya da karıştırılma ihtmali doğmadığını açıkça gösterdiğini, davacı taraf hem kötü niyetli hem de tekel oluşturma amacında olduğunu, zira müvekkil davacı şirketin markasına türk patent aşamasında itiraz etmemiş ve müvekkil şirketin markasının tesciline uzun yıllar ses çıkarmamış, sessiz kalmıştır. ardından müvekkil şirket markasını tescil ettirmesinin güvencesiyle markası için yoğun yatırımlar yaptıktan sonra, ilgili faaliyet alanında tekel olma çabasıyla ve kötü niyetle işbu davayı ikame ettiğini, müvekkilinin yapmış olduğu marka başvuruları görsel olarak da davacının markasından tamamen farklılaştırılarak yapıldığını, bu durum da müvekkilin iyi niyetini gösterdiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının somut olaydan tamamıyla farklı olup ayrıca henüz kesinleşmemiş bir karar olduğunu, Islah dilekçemizde de belirttiğimiz üzere kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkiller tarafından dava konusu markaya ilişkin herhangi bir kullanım bulunmadığını belirtmiş davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar vekili sunmuş olduğu 23/03/2022 tarihli beyan dilekçesinde özetle; iş bu davadaki haklılıklarının dilekçe ekinde yer alan ek mütalaa ile bir kez daha sübut bulduğunu, dosya kapsamında ıslah yapıldığını, işbu ıslah dilekçemiz ile yeni iddia ve savunmalarının mahkemeye sunulduğunu, buna göre, tarafların markalarının şekil unsuru, tescilli oldukları tuvalet kağıdını temsilen, tuvalet kağıdının açılmış şekline ilişkin olup, görsel olarak smk 5/1-c kapsamında cins, çeşit, vasıf bildirdiğinden ve herkesin kullanımına açık bir şekil unsuru olup tuvalet kağıdı emtiası için kimsenin tekeline bırakılamayacağından, markanın esas unsuru niteliğinde olmadığını, bu sebeple dosya kapsamındaki marka benzerlik karşılaştırmasında işbu şekil unsuru dikkate alınamaz nitelikte olduğunu, bu hususta tarafımızca 12.04.2021 tarihli uzman mütalaasına ek nitelikte, "ek uzman mütalaası" alındığını, davacı yanın mezkur markaları müvekkil şirketin markaları ile hiçbir şekil ve surette benzerlik göstermediğini, her iki markada yer alan şekil unsuru tuvalet kağıdının açılmış halinin görseli olduğunu belirtmiş dava ve ıslah dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar vekili tarafından sunulan ek mütalaada özetle; 12.04.2021 tarihli mütalaadaki kanaatler baki kalmak kaydıyla; davacının ... numaralı markası ve davalının ... numaralı markasında yer alan görsellerin tuvalet kağıdının açılmış şekline ilişkin olduğu, bu yönüyle tuvalet kağıdı emtiasında tescilli olan bu markaların görsellerinin SMK Md.5/1- c anlamında cins, çeşit bildirmesi sebebiyle esas unsur kabul edilemeyeceği, esas unsur olmayan ibareler ve şekiller üzerinde ve ayırt ediciliği bulunmayan ibareler üzerinde marka benzerlik karşılaştırması yapılamayacağı, bu yönüyle davacının markası ile davalının...numaralı markasının benzerlik karşılaştırmasında şekil unsurunun ayırt edicilik vasfı bulunmaması sebebiyle dikkate alınmaması gerektiği, davacıya ait ... markası ile davalının "..." esas unsurlu markalarının bütünü itibariyle bıraktıkları etki incelendiğinde ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek şekilde benzerlik oluşturmadığı; görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadıkları, tescil edilen emtianın benzerliği değerlendirildiğinde, ayniyet göstermeyen emtiaların aynı ya da farklı markalar altında tescilli olmasının karışıklığa sebep olmayacağı, marka olarak tescil ettirilen ... ve ... kelimelerinin görsel, işitsel ve anlamsal farklılıkları ile birlikte, markaların tescil edildiği emtianın da farklı olduğu birlikte düşünüldüğünde, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı markası ülkemizde de kullanımı olan, anlamı toplum tarafından bilinen yabancı kökenli bir kelime olduğu, davalı markası ise ülkemizde yaygın bir kullanımı olmayan, ancak yabancı dilde anlamı olan farklı bir kelime olduğu, aralarında karıştırılma ihtimali bulunmayan bir markanın kullanılması durumunda başkasının marka hakkını ihlalden söz edilemeyeceği, bu kapsamda davalının kendi tescilli markasını internet alan adı olarak kullanması da marka hakkı kapsamında bulunan hukuka uygun bir kullanım olduğu, davalının bu kullanımı, davacının marka hakkını ihlal etmediği gibi haksız rekabete de sebebiyet vermediği, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunmayan iki farklı markanın farklı platformlarda kullanımının ticari hayat içerisinde bir karışıklığa sebep olmayacağı için marka hakkı ihlali ve haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
İş bu dava markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti durdurulması önlenmesi ve marka hükümsüzlük taleplerine ilişkindir.
Davalılar vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesiyle savunmalarını ıslah etmiş olup esasen cevap dilekçesinde yer alan savunmalarına ek olarak SMK Md.5/1- c kapsamındaki iddia ve savunmalarına ıslah dilekçesinde yer vermiştir.
Yetki itirazı yönünden ;
Her ne kadar davalı taraf gerek cevap dilekçesi gerek ıslah dilekçesinde mahkemenin yetkisiz olduğu yasal mevzuat gereği adres itibarı ile BAkırköy Mahkemelerinin yetkili olduğu iddiasında bulmuş ise de tecavüz ve haksız rekabete yönelik dava yönünden internet kullanımlarının da bulunduğu dikkate alındığında mahkememizin yetkisine yönelik itirazların yerinde olmadığı, hükümsüzlük davası yönünden marka tescil sahibine karşı 3. Kişiler tarafından açılan davalarda davalı adresi belirleyici ise de son dönemde BAM kararları ile kabul gördüğü üzere kendi tesciline dayalı olarak açılan hükümsüzlük talepleri yönünden tescil sahibi davacının adresinde dava açılabileceği sonucuna ulaşılmış olup izahı yapılan değerlendirmeler kapsamında mahkememizin yetkisine yönelik yapılan itirazların reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalının tanınmış marka iddiası;
6769 sayılı SMK'da ve taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus Özel Dairenin bozma kararında belirtildiği üzere konu mahkeme içtihatları ve öğretiye bırakılmıştır. Nitekim Özel Daire 13/03/1998 tarih ve 5647/1704 s. bir kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" biçiminde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ilişkin olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tespiti cihetine gidilmektedir.
Doktrinde konuyla ilgili yapılan bir başka tanıma göre ise; "Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunma markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen, Paris Sözleşmesine üye devletlerden birinin yurttaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar" tanınmış markalardır (Bkz. Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 411).
SMK m.6/5'te yer alan "Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi" ibaresine temel teşkil eden düzenleme Paris Konvansiyonunun 1. mükerrer 6. maddesi hükmüdür. Bu hükümde tanınmış marka kavramına yönelik olarak verilen kriter "herkesçe bilindiği mütalaa edilen" kavramıdır. Antlaşmanın Fransızca metninde markayı ifade etmek "notoirement connue(s)" ifadesi, Almanca metninde ise Türk doktrininde de sıklıkla kullanılan "notorisch bekannte" ifadesi kullanılmaktadır. Yine Konvansiyon'un 29/1-(c) hükmünde muhtelif yorumlarda itirazlar olması halinde Fransızca metin kabul edilir denmek suretiyle, Fransızca (ve takiben Almanca) metnin esas alınmasının yanlış olmadığı söylenebilir. Hukukumuzdaki düzenlemeye de temel teşkil eden anılı hükümde yer alan ifadeler ise herkesçe bilindiği gibi anlamına gelmekte olup, tanınırlık kriteri olarak ilgili/ilgisiz herkesi yeni toplumu esas almaktadır. Bu kabulün ise tanınmış markanın bilinirlik eşiğini çok yukarı koyduğu ve maddenin uygulama alanını daralttığı muhakkaktır. Bir diğer uluslararası antlaşma olan Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Antlaşması (TRIPs) ise 16. maddesinde yer alan düzenleme ile tanınmışlık düzeyi (yüksek) marka kavramını gündeme getirmiştir. Bu düzenleme sebebiyle doktrinde ve yargı makamlarında farklı özelliklerine göre ve tanınmıştık derecelerine göre, farklı koruma düzeylerine sahip tanınmış marka çeşitlerinin olduğu öngörüsü egemendir. Ancak tanınmış marka huhuken farklı alt türlere ayrılmamakta, TRİPs Paris Konvansiyonu'ndan bağımsız, ayrı bir tanınmış marka kavramı ile ondan ayrı bir düzen getirmemekte, aksine hükmü tamamlamakta, tanınmış marka kavramının uygulama alanını genişletmektedir. Paris Konvansiyonu ve TRIPs bağlamında tanınmış marka tektir. TRIPs düzenlemesiyle tanınmış markanın herkesçe bilinirlik ölçütünü tüm toplum olmaktan çıkarmıştır. Bu bağlamda markanın ticarete konu yapıldığı ilgili sektörde bilinir olması tanınmış marka olarak kabul görmesinde yeterli olacaktır. İlgili sektörün tespitinde ise markanın kapsadığı ürünlerin hitap ettiği müşteriler yanında, rakip ürün müşterileri, alıcıları, satıcıları ve sektör içindeki ilgili kişiler nezdindeki bilinirlik dikkate alınacaktır. (Bkz. Paslı, 433- 440).
Tanınmış marka kavramının ne olduğu ortaya koyulduktan sonra, bunun tespitinin nasıl yapılacağı sorusuna cevap vermek gerekecektir.
Markanın tanınmış olup olmadığının tespitinde 1997 tarihli WIPO kriterlerinden faydalanılır. TP'de -bağlayıcı olmamakla birlikte- WIPO tarafndan ortaya konulan bu kriterleri ayrıntılandırmak suretiyle şu kriterleri getirmiştir. (Paslı, Uluslararıs Antlaşmalar, s.451); "1.Markanın tescilinin ve kullanımının süresi (markanın tarihçesi hakkında ayrıntılı bilgi), 2.Markanın tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alan ve kapsam. (Yurtiçi ve yurtdışı tesciller nelerdir?) 3.Markanın üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı nedir? 4.Markaya ilişkin promosyon çalışmalarının (özellikle de Türkiye'deki promosyon çalışmalarının) özellikleri nelerdir? (Promosyonun süresi, devamlılığı, yayıldığı coğrafî olan, kapsam, promosyona harcanan para, promosyonun niteliği (TV reklamı, yerel gazete ilanı, sadece çocuk sahiplerine yönelik yapılan tanıtım vs.) 5.Reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetler var mıdır? (Gazete, dergi, TV vb. medya organlarındaki yayınlar, markalı ürünlerin fuarlarda teşhiri vb.) 6.Markanın tanınmışlığını gösteren bir mahkeme kararı var mıdır veya marka sahibinin markasını koruma yolundaki etkin çabaları nelerdir? (Tanınmışlık kararı dışında, verilmiş mahkeme kararları, hâlen devam etmekte olan marka, haksiz rekabet davaları, itiraz sayıları vb.) 7.Marka ne derece orijinaldir, markanın ayırt edicilik niteliği nedir? 8.Markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmaları varsa bunların sonuçları. 9.Markanın sahibi firmaya ilişkin özellikler (firmanın büyüklüğü, çalışan sayısı, ödenmiş sermayesi, cirosu, kârı, yurt çapında ve yurtdışında sahip olduğu dağıtım kanalları; şubeleri, bayilikleri, servis ağı, ödediği vergi, ihraç miktarları, piyasasına hâkimiyeti vs.), 10.Marka üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle özdeşleşiyor mu? Marka kelime veya şekil olarak görüldüğü anda refleks olarak belli bir ürünü çağrıştırıyor mu? Marka üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle ilgili olarak belli bir kaliteye veya statüye işaret ediyor mu? 11.Markayı taşıyan ürüne veya marka sahibi firmaya ilişkin olarak alınmış belgeler, ödüller (TSE, TSEK, ISO vb.kalite belgeleri, kalite ödülü, çevre ödülü, mavi bayrak vs.) var mı? 12.Markayı taşıyan ürünlerin dağıtım kanalları ( marka sahibi firmanın kendine ait dağıtım kanallarının dışında) ve söz konusu ürünlerin ithalat ve ihracat olanakları nelerdir? 13.Eğer marka bir satışa konu olmuşsa, marka üzerinde kıymet takdiri yapılmışsa markanın parasal değeri nedir? Markanın parasal değeri, marka sahibinin yıllık bilançosunda gösterilmiş midir? 14.Marka tescillerinin kapsadığı mal ve/veya hizmet portföyünün genişliği nedir? (Ömek: sedece "gazozlar" için tescilli bir marka ile, tüm elektronik eşyaları iine alan bir tescil.), 15.Marka halk nezdinde tanınan bir marka ise bu tanınmışlık düzeyini ne kadar süredir korumaktadır? 16.Markanın tanınmışlığından ötürü, bu niteliğine yönelik tecavüz fiilleri var mıdır? Marka üçüncü kişilerce taklit ediliyor mu? (Markaya benzer başvuruların yoğunluğu, markanın piyasada haksız yere üçüncü kişilerce kullanılıp kullanılmadığı vs.). Marka üçüncü kişilerce kullanılmakta ise bu kullanım, şekil ve üzerinde yayıldığı coğrafi ve ticari olan itibariyle tanınmış marka sahibine zarar veriyor mu? 17.Marka, üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetin niteliği itibariyle (Örnek: araba markası ile çiklet markası) veya potansiyel ve fiili kullanıcı kitlesinin niteliği itibariyle (doktorlara yönelik bir ürün ile çocuklara yönelik bir ürün markası) tecavüze açık mı, değil mi? 18.Yukarıda sayılanların ispatına yönelik olan veya bir markanın tanınmış olduğunun ispatına yönelik her türlü belge."
Tanınmışlığın tespitinde, marka sahibi tarafından yaptırılan promosyon ve tanıtım malzemeleri yanında ulusal basında veya gazetelerde markanın tanınmışlığını ortaya koyan reklam ve haberler de dikkate alınır. Bunun yanında yaygın kullanım alanı, toplum nazarındaki tanınmışlıkta dikkate alınır. Bir markanın tanınmış marka olarak belirlenmesinde, markanın toplumun ilgili kesiminde sahip olduğu yüksek bilinirlik düzeyi dikkate alınması gereken kriterlerden biridir.
Somut olaya dönüldüğünde;her ne kadar davalı davaya konu markasının tanınmış marka olduğunu iddialarında bulunmuş ise de sunulan deliller kapsamında sektörel bilinirlik seviyesine ulaştığı anlaşılan davacı markaları karşısında tanınırlığının ispatına yarar delil sunmadığı gibi izahı yapılan kriterler karşısında sunulan deliller kapsamında davalı markasının tanınmış marka olarak kabulünü gerektirir bir durumun bulunmadığı, bu husus yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasını gerektirir durumun bulunmadığı, tanınmış marka korumasından faydalanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Marka hükümsüzlük iddiası yönünden;
Dava tarihi itibariyle yürürlükte dan 6769 sayılı SMK'nın 4/1 maddesi uyarınca Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Hükümsüzlük Hâlleri Ve Hükümsüzlük Talebi Başlıklı 25. Maddesi; "1)5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.2)Menfaati olanlar. Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. 3)Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. 4)Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. 5)Hükümsüzlük halleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez. 6)Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. 7)6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. ” hükümlerine amirdir.
Bu madde metninde atıf yapılan 5. ve 6. maddeler, marka tescilinde mutlak ve nispi red nedenleri başlıkları altında toplanmaktadır.
Kanunun “Marka tescilinde mutlak ret nedenleri” başlıklı 5. Maddesine göre mutlak red nedeni olarak tescili yasaklanmış işaretlerin ayırt etme gücüne sahip olmamaları veya herkesin kullanımına açık olmaları sebebiyle kamu menfaati gözetilerek tescil edilmeleri mümkün değildir.
Kanunun “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. Maddesine göre; "1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. 2)Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. 3)Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. 4)Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. 5)Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükümlerine amirdir.
Kötü niyetli tescil iddiasının değerlendirmesi:
Kötü niyetli marka tescili 556 S. KHK'da bir hükümsüzlük nedeni olarak sayılmamış olmasına rağmen, doktrinde bir kısım yazarlar tarafından bu durum da hükümsüzlük nedeni olarak savunulmuş, nihayet SMK 6/9 maddesinde kötü niyetli tescil bir tescil engeli olarak yasal mevzuattaki yerini almıştır. Yargıtay HGK, 16.07.2008 tarih ve 2008/11-501- E., 2008/507 K. Sayılı kararı ile tescilde kötü niyetliliği markanın hükümsüzlüğüne yol açacağı yönünde içtihat oluşturmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de sonradan vermiş olduğu kararlarda bu hususu dikkate almıştır.
Bir markanın kötüniyetle tescil ettirildiğinden söz edebilmek için, o markanın tescil ettirilmesinin altında başkasına ait olduğunu bildiği bir markayı haksız olarak sahiplenme, başkasına ait markanın tanınmışlığından ve itibarından haksız olarak yararlanma, başkasının markasının piyasaya girmesini engelleme, tescil ettirilen markayı gelecekte gerçek hak sahibine markadan doğan hakları kullanmakla tehdit ederek satma amacı gibi dürüstlük kuralı (MK m d. 2) ile bağdaşmayan kanıtlanabilir niyetlerin yatması gerekir.
Yine bu konuda Yargıtay HGK 2013/1831 E., 2015/1198 K sayılı 15.04.2015 tarihli emsal kararlarında, “...556 sayılı KHK'nın 35/l.maddesi uyarınca tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK'nın amacına uygundur. Çünkü, KHK'nîn 35/1. Ve 42/l-(a) maddelerindeki düzenlemelerde, esasen MK'nun 2.maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. Bu bakımdan her somut olayın özellikleri gözönüne alınarak açıkça kütü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilebilmelidir. Bu husus 556 sayılı KHK'nın 42.maddesinde başlı başına bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmemiş olsa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK'nun 2.maddesi uyarınca kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından dolayı aynı sonuca ulaşılması KHK'nın ruhuna da uygundur. ... marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil nedeniyle sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli tescil olarak kabul edilmektedir.
Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişinin iyi niyet iddiasında bulunamayacağına da şüphe yoktur (TMK. m. 2).
6769 sayılı SMK'nın 25. Maddesine göre 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.
Karıştırılma ihtimali yönünden;
SMK'daki deyimiyle “halk tarafından ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali” incelenirken gerek Yargıtay içtihatlarında gerek öğretide kabul edildiği üzere markaların bir bütün olarak bıraktıkları intiba dikkate alınmalı ve inceleme buna göre yapılmalıdır. Zira benzerlik göreceli bir kavram olduğundan bu olgunun objektif bir esasa bağlanması gereklidir.Objektif esas ise markanın bütünü dikkate alındığında ilk bakışta kolayca ayırt edilemeyecek şekilde bir benzerliğin olmasıdır.
Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun söz konusu içtihadında belirtildiği üzere, karıştırma ihtimalinin belirlenmesinde asıl olanın ortalama tüketicinin algılaması olduğu, tüketicinin her iki markayı her zaman aynı anda görüp detaylarını karşılaştırabileceğinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, markada yer alan yardımcı unsurların ve ayrım gücü az olan ifadelerin her zaman hatırda tutulamayacağının, tüketicinin daha önce gördüğü, yararlandığı, satın aldığı ve denediği bir malın yahut hizmetin göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadar hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer ve hizmetlere ilişkin alışverişlerinde de aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü satın al almak yahut hizmetten yararlanmak isteyeceği, bu şekilde genel olarak ürünün önemine göre tanıdığı, beğendiği, bilinirliği ve güvenirliği kanıtlanmış bir markayı seçerek zaman kısıtlılığının yarattığı olumsuzluklardan kurtulmaya çalışacağı, markanın sağladığı garanti fonksiyonundan yararlanmayı düşüneceği dikkate alınmalıdır.
Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka bir mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil alıcıların mal ve hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan ve yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali bulunmaktadır. İki işaret arasındaki benzerlik, telaffuzdan, biçim ve anlam benzerliğinden, genel görünümden ve çağrışımdan doğabilir.
Markanın işlevlerinden biri de, söz konusu malların kaynağını/menşeini garanti etme işlevidir. Markalar bilindiği gibi tek ibareden oluşmuyor ise “esas unsur” ve “yardımcı unsur”lardan oluşabilir. Bu durumda inceleme markanın bütünü dikkate alınarak ayrıca markalarda yer alan esas unsurlar karşılaştırılması suretiyle gerçekleştirilecektir.
Mal ve hizmetlerin aynı ya da benzer olup olmadığı yönünden; karıştırılma tehlikesinin değerlendirilmesinde malların ve hizmetlerin benzerlik derecesi ile markaların benzerlik derecesi arasında karşılıklı bir bağlantı mevcuttur. Buna göre örneğin markaların kullanıldığı mal ve hizmetler arasında düşük benzerlik derecesi, markalar arasındaki benzerlik derecesinin yüksek olmasıyla dengelenebilir. (Sevilay Uzunallı, Markanın Korunmasının Kapsamı ve Tazminat Talebi, Ankara 2012, s.83 vd.). Mal ve hizmetlerin aynılığı veya benzerliği değerlendirilirken yalnızca tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış mal ve hizmetler dikkate alınmalıdır; listede yer almayan, ancak fiilen kullanıldığı veya kullanılma niyeti olduğu belirtilen mal ve hizmetler değerlendirmede dikkate alınmayacaktır (Uzunallı, s.90).
Mal ve hizmetlerin aynılığı ile kast edilen durum açıktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, aynı mal ve hizmetin birden fazla isme sahip olması veya piyasada anıldığı isimle teknik, bilimsel, literatüre geçmiş isminin farklı olması veya yabancı dildeki isminin Türkçeye de geçmiş olması durumlarında da mal ve hizmetler farklı şekilde ifade edilmiş olsalar da aynı olarak kabul edilecektir.
Nice sınıflandırması ve Türk Patent tebliğine göre farklı sınıflarda yer almalarına rağmen halk nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin ‘benzer’ olarak değerlendirilmesi de mümkündür ve aynı husus öğreti de kabul edilmektedir (Yasaman Hamdi, Marka Hukuku, Cilt II sh.779). Nitekim Yargıtay’da kararlarında bu yönde değerlendirme yaparken, mal ve hizmetlerin nice sınıflandırması ve TPE tebliğine göre mutlaka aynı sınıfta kullanılmasını değil, benzer mal ve hizmetler yönünden kullanılmasını esas almaktadır (Yargıtay kararları için bkz; Uzunallı, s.41 vd; Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul 2012, s. 253 vd.).
Davacı ile Davalının markasının karşılaştırması;
Marka ve işaretin özdeşliğinin ya da benzerliğinin tespiti için fonetik açıdan, görsel açıdan ve anlam açısından değerlendirilmesi gerekir.
Önceki marka ile sonraki markanın aynı olmasından kasıt her iki markanın sözcük, şekil, rakam, renk gibi tüm unsurlarının özdeş olmasıdır. İki marka her bakımdan özdeş ise ayniyet kabul edilmelidir. Marka ve işaretin özdeşliğin ya da benzerliğin tespiti için, fonetik açıdan, görsel açıdan ve anlam açısından değerlendirilmesi gerekir.
Markaların tüm unsurlarının aynı olmasına rağmen yazı ,rakam şekil gibi unsurlarının boyutunun hepsi birden ve bir bütün olarak küçük ya da büyük olması ayniyeti ortadan kaldırmayacaktır.
Rapordaki tespitlerde; Davacıya ait ... başvuru nolu “...” markasının ..., .... ve ... Sınıflarda;... başvuru no.lu “...” markasının ..., ... Sınıflarda; ... başvuru no.lu “...” markasının ..., .... sınıflarda; ... başvuru no.lu “... + Şekil” markasının ..., ..., ..., .... sınıflarda tescilli olduğu; Davalının ... başvuru nolu “...” markasının .... ve ... sınıflarda tescilli olduğu; Davacının markalarının davalı markasına kıyasen öncelik hakkına sahip olduğu; davacı markalarının “...” asli unsurunu içeren seri markalar ailesi yarattığı tespit ve değerlendirmelerinde bulunulmuş olup aksi yöndeki mütala değerlendirmelerinin zorlama nitelikte yorum içerdiği, görsel manada kullanılan şeklin ve kelime unsurları göz önünde bulundurulduğunda sektörel bilinirliğe ulaşmış davacı seri markalarına yaklaşma amacı güttüğü, fiili kullanımlarda renk ve şekil kombinasyonun davacı ile aynı olduğu, davalının kendisiyle aynı alanda uzun yıllardır faaliyet gösteren davacı markalarını TTK 18 gereği basiretli tacir olarak bildiği ya da bilmesinin gerektiği bu noktada tescil başvurularının kötü niyetli olduğu, yine davalının Torte yaylasından esinlendiği ve ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü tuvalet kağıdına ilişkin şekil iddialarının somut marka tescillerindeki benzerlik dikkate alındığında itibar edilebilecek savunmalar olmadığı gibi, aksi kabulün dosya kapsamı ile uyuşmayacağının izaha muhtaç olmadığı sonucuna ulaşılmış, iltibas ve kötü niyetli tescile dayalı hükümsüzlük şartlarının oluştuğuna kanaat getirilmiştir.
Davalının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü SMK 5 maddesine dayalı savunmaların davacı markasının salt şekilde ibaret olmadığı her ne kadar şekil unsuru yönünden SMK 5 maddesi tartışılabilir ise de markayı şekil ve kelime olarak ayırmaksızın bütün olarak ele alınması gerektiği dikkate alınarak bu iddia ve savunmaların yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yine rapordaki; davacı markaları ile davalı markaları arasında işaretsel yönden ;Davacının “...” asli unsurlu markaları ile davalının “...” markası arasındaki sınıfsal ayniyet ve örtüşmenin ... sınıftaki “Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlana ve sarma malzemeleri, karton kutuları kağıttar yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peceteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlarına ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar, Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. "ı kapsadığı, taraf markalarının tescilli olduğu 16. Sınıftaki bu ürünlerin tümünde ayniyet/benzerlik bulunduğu,
Ayrıca davalının ... Sınıftaki " Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlana ve sarma malzemeleri, karton kutuları kağıttar yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peceteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlarına ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar, Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. Malların bir araya getirilmesi hizmeti" olarak tanımlanan perakendecilik hizmetleri açısından da davacı markalarının tescilli olduğu sınıflar ile davalının 35. Sınıftaki bu hizmetleri arasında benzerliğin bulunduğu; somut olay açısından markaların kullanıldığı emtia arasında ayniyetin/benzerliğin olması; davacı markalarının işletmesel kökeni gösterme ve ayırt edicilik sağlama gücünün yüksek olması; davacı markalarının bilinirliği; “..." ibaresinin coğrafi açıdan tanınmış bir yer olmaması; davacı markalarının öncelik hakkına sahip olması; davalının markasının, davacının önceden tescil ettirdiği marka serisinin bir parçası olma izlenimi/algısı yaratma potansiyeli taşıması olguları sebebiyle davalının markasının ilgili ürünün ortalama tüketicisi algısında bağlantı ihtimalini kapsayacak biçimde karıştırılma ihtimaline yol açabileceği tespit ve değerlendirmeleri dikkate alınarak tespit olunan mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlük talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Markaya Tecavüz iddiası yönünden;
6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.
İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.
Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde tutulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımın tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde alıcıların karıştırılmasına sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.
Yine 6769 sayılı SMK'nın "Önceki tarihli hakların etkisi" başlıklı 155. Maddesine göre "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez." hükümlerine amirdir.
Haksız rekabet iddiası yönünden;
6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür.
Somut olaya dönüldüğünde; davacı ve davalı markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak ayniyet derecesinde benzer olması, aynı sektörde iş yapmaları, benzer birbirini tamamlayan hizmetlerde markaların kullanıldığı göz önüne alındığında davalının markayı internet sitesinde, ve piyasaya sunmuş olduğu ürünlerde davacı markalarına yaklaştırmak suretiyle kullanması, her ne kadar tescilli marka kullanımına yönelik savunmalarda bulunulmuş ise de SMK 155 maddesi dikkate alındığında tescil korumasından yararlanamayacağı, kaldı ki marka tescilinde kötü niyetli olduğu dikkate alındığında davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna ulaşılmış buna dayalı taleplerin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Tüm dosya kapsamı sunulan rapor içerikleri izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; davalının davacıya ait seri marka niteliğindeki markalarına yaklaşmak suretiyle ve fiilen davacı ürünleriyle iltibasa sebebiyet verecek nitelikte kullandığı ve basiretli tacir ilkesi gereği davacı markasını bildiği ya da bilmesi gerekmesine rağmen adına ... no ile tescilli "... + ŞEKİL" markasını tescil ettirmekte kötü niyetli olduğu, tescile dayalı olsa bile bu kullanımlar yönünden tescil savunmasında bulunamayacağı, izahı yapılan mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlük şartları oluştuğu gibi davacı markalarına yaklaşmak suretiyle yapmış olduğu kullanımların markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna ulaşılmış davacının marka hükümsüzlük davasının kısmen, sübut bulan haksız rekabet ve markaya tecavüze yönelik davalarının ise tümden kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın hükümsüzlüğüne yönelik açılan davanın KISMEN KABULÜ ile; davaya konuTPMK nezdinde davalı adına ... no ile tescilli "... + ŞEKİL" ibareli markanın tescilli olduğu .. Sınıfın (“Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Başılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazar kasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar) tamamı ve ... Sınıfın (''Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazar kasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. Mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri''mal ve hizmetleri yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Tecavüz ve haksız rekabet yönünden açılan davanın kabulü ile davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına,
-Bu kapsamda ... isimli alan adının terkinine,
-Davacıya ait "..." ibareli markanın ya da bilirkişi raporunda benzer oldukları değerlendirilen davalılara ait tüm ürünlerin üretiminin, yurt dışı da dahil olmak üzere satışının ve dağıtımının, her türlü tanıtım vasıtasında, metaryallerinde, ... adlı web sitesinde, sosyal medya hesaplarında, iş yerinde davalı kullanımlarının durdurulmasına,
-İltibasa sebebiyet veren davalılara ait ürünlere, ambalajlarına ve bu ürünün üretilmesinde kullanılan ürün ve kalıplara -diğer üretim araçlarının kallanımını önlememek ve münhasıran davaya konu ürünlerin üretiminde kullanılmak ve başkaca üretimde fayda sağlamamak kaydıyla- " el konularak yeddi emine tevdiine, karar kesinleştiğinde masrafı davalılara ait olmak üzere imhasına,
-KARARIN İNFAZINDA 14/07/2021 TARİHLİ BİLİRKİŞİ HEYET RAPORUNUN DİKKATE ALINMASINA, DAVAYA KONU MARKA VE ÜRÜNLERLE SINIRLI OLARAK KARARIN UYGULANMASINA ,
3-Tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 80,70 TL karar harcından peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye kalan 26,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 319,60 TL (peşin + başvuru + vekalet) harç ile 5.468,50 TL posta + bilirkişi giderinin kabul red oranı gözetilerek takdiren belirlenen 4.101,37 TL'si olmak üzere toplam 4.420,97 TL'nin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,
6-a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen hükümsüzlük talebi yönünden hesaplanan 7.375,00 TL vekalet ücretinin davalı ... den alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
b)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen markaya tecavüz haksız rekabet talebi yönünden hesaplanan 7.375,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca red edilen hükümsüzlük talebi yönünden hesaplanan 7.375,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ... e verilmesine,
8-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/03/2022
Katip ...
¸
Hakim ...
¸