T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/312 Esas
KARAR NO: 2021/312
DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/09/2020
KARAR TARİHİ: 21/10/2021
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı-karşı davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle, 1995 yılında ...'de kurulan ve ağırlıklı olarak kuruyemiş ve kuru meyve sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirketin, ürünlerinin kalitesi, lezzeti ve temin ettiği gıda güvenliği dolayısıyla kısa sürede Türkiye'de lider firma konumuna geldiğini, kurulduğu günden bu yana dünyanın birçok ülkesine ihracat yapan ve Türkiye'nin yanı sıra ellinin üzerinde ülkede markaları tescilli olan müvekkilinin sektöründe hem ulusal, hem de uluslararası düzeyde tanınmış bir firma olduğunu, nitekim "..." markasının TPMK nezdinde ... numarası ile tanınmış marka korumasından yararlandığını, müvekkilinin ürünlerinde kullandığı tüm markaların tescil işlemlerini ürünler piyasaya sunulmadan önce gerçekleştirildiğini, buna bağlı olarak ... içerikli tüm markalarını çoğunlukla 29.ve 30.sınıflar da dahil olmak üzere tüm sınıflarda tescil ettirdiğini, davalıların müvekkili şirketi adına tescil edilen markaların benzerlik sebebiyle hükümsüzlüklerine karar verilmesine ilişkin davayı açtıklarını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması ile birlikte karşı davalıların 20 yıldan uzun süredir nizasız olarak kullanılagelen ve tanınmış marka statüsünde olan müvekkili şirket markalarına karşı dava açmakta sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradıklarını, benzerlik iddiasına dayanak gösterilen karşı davalı ... adına tescilli ... nolu "..." ibareli marka ve karşı davalı ... Tic. AŞ adına tescilli ... nolu "...", ... nolu "..." ve ... nolu "..." ibareli markalarının karşı davalılarca tescil ettirildikleri tüm sınıf ve alt sınıflarda kullanılmadığını, sadece peynir açısından kullanıldığını iddia ederek, davalılar adına tescilli markaların smk 9.maddesi uyarınca kullanılmamaları sebebiyle kullanılmadıkları tüm sınıf ve alt sınıflar bakımından iptali ile sicilden terkini ile davalılar adına tescilli markaların üçüncü şahıslara devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkil ... ve müvekkil şirketlerin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla;-müvekkillerin türk patent ve marka kurumu nezdinde tescilli ve tanınmış > ve > esas unsurlu markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar aynı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan davalı şirkete ait; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., .., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ......, ...ve "..." ve "..." esas unsurlu markaların hükümsüzlüğüne karar verilerek sicilden terkin edilmesine, -söz konusu markalar hakkında; başta müvekkil ... ve müvekkil şirketlere karşı kullanmasının ve üçüncü kişilere devrinin önlenmesinin temini zımnında öncelikle teminatsız olarak bu talebimiz uygun görülmediği takdirde markaların sadece müvekkillere karşı kullanmılmasının önlenmesi taleplerimizle ilgili olarak sayın mahkemenizce ittihaz edilecek makul teminat karşılığında işin müstaceliyetine binaen davalı yana tebligat yapılmaksızın dosya üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile verilecek ihtiyati tedbir kararının, sayın mahkemenizce verilecek karar kesinleşinceye kadar devamına; yargılama gideri ile ücreti vekaletin de davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirket markalarının hükümsüzlüğü talebi ile açılan huzurdaki dava; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerinde yer alan yetki kurallarına aykırı olarak ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde ikame edilmiştir. Kanun'un 156 / 5. maddesinde; “Üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Sınai mülkiyet hakkı başvurusu veya sınai mülkiyet hak sahibinin Türkiye'de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde, dördüncü fıkra hükmü uygulanır.” denilmektedir. İşbu hüküm uyarınca müvekkil şirket marka sahibi, davacılar ise üçüncü kişi konumunda olup, müvekkil şirketin ticari işlerinin yürütüldüğü merkez adresi ...'dir. Bu nedenle davanın Eskişehir Mahkemelerinde (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatı ile ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde) görülmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2006 / 10327, K. 2007 / 13330 sayılı kararında “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, gerektirici sebeplere, davacı adına tescilli markanın hükümsüz kılınması için 556 sayılı KHK.'nın 42. maddesine göre açılan davada, davacı vekili, her ne kadar müvekkili adına tescilli markasından dolayı aynı KHK.'nın 63 / 1. fıkrası uyarınca kendi ikametgâh mahkemesinde dava açmış ise de, söz konusu 1. fıkra hükmünün, marka hakkı sahibi tarafından üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkemenin marka hakkı sahibinin ikametgahı veya suçun veya tecavüzün etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi olarak düzenlenmesi nedeniyle, anılan fıkraya göre aleyhine dava açılacak üçüncü kişinin her halükarda mütecaviz olmasının gerekmesine, oysa, somut uyuşmazlığa konu edilen davalı markasının hükümsüzlüğü istemli davada ise, yetkili mahkemenin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca davalı marka sahibinin ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Bu husus doktrinde de ifade edilmekte olup, “Marka sahibi tarafından, Türkiye'de TPE nezdinde tescilli bir markaya dayanılarak, tescil sahibi bir başkasına karşı açılacak hükümsüzlük davalarında da yetkili mahkeme, 63 / 1. maddede yer alan suçun işlendiği veya tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü” ibareleri kullanıldığına göre, bu hükmün sadece marka hakkına tecavüz nedeniyle açılacak davalara münhasır olması gerektiği kabul edilerek, hükümsüzlüğü istenen marka sahibinin ikametgâhı mahkemesi olmalıdır.” (uğur çolak, türk marka hukuku, istanbul, 2014, sf. 812)yetki kuralları 6769 sayılı sınai mülkiyet kanunu'nda da korunmuş olduğundan, Sayın Mahkemeniz huzurdaki ihtilafın giderilmesi bakımından yetkili olmadığından davanın öncelikle esasa dahi girilmeksizin yetki itirazımız doğrultusunda reddini ve davanın talep halinde yetkili ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunarak dosyaya bakmaya yetkili mahkemenin ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirtmiş, cevap dilekçesine ek olarak süresi içerinde sunmuş olduğu karşı dava dilekçesiyle davacı karşı davalı ... adına tescilli ... numaralı ... markasının, karşı davalı doğal Tarım adına tescilli ...numaralı ..., ... numaralı ...ve ... numaralı ... numaralı markaların SMK 9 gereği kullanılmamaları sebebiyle iptali ile sicilden terkinini talep etmiştir.
İşbu dava marka hükümsüzlüğüne ilişkin asıl dava ile kullanmaya dayalı iptale dayalı karşı davaya ilişkindir.
6769 sayılı SMK'nın 156. Maddesi uyarınca bu kanunda öngörülen davalarda görevli ve yetkili mahkemenin tespitine ilişkindir. SMK 156/5 maddesi "üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibine aleyhine açılacak olan davalarda yetkili mahkeme davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir" hükmüne amirdir.
Yine 6100 sayılı HMK'nın 19/2 maddesinde "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı yasanın " KARŞI DAVADA YETKİ" başlıklı Madde 13- (1) "Kesin yetkinin söz konusu olmadığı hâllerde, asıl davaya bakan mahkeme, karşı davaya bakmaya da yetkilidir." hükümüne amirdir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalının adresinin ... olduğu, davanın marka iptaline ilişkin olduğu dikkate alındığında SMK 156/5 gereği yetkili mahkemenin davalı ikametgahı mahkemesi olduğu, davalı tarafça usulünce süresi içerisinde yetki itirazında bulunulduğu, yetkili mahkemenin Eskişehir Nöbetçi ASHM (FSHHM sıfatı ile) olduğu anlaşılmakla, davalının yetkiye yönelik itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiş, HMK 13 maddesi gözetildiğinde karşı dava yönünden de asıl davanın görüldüğü mahkemenin yetkili olduğu anlaşılmakla asıl ve karşı dava yönünden yetkisizliğe yönelik aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davalının asıl dava ( HMK 13 kapsamında karşı dava yönünden) yetki itirazının kabulü ile mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-Dosyanın talep halinde görevli ve yetkili Eskişehir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine (FSHHM Sıfatı İle) gönderilmesine,
3-HMK 20.Maddesi gereğince yetkisizlik kararının kesinleşmesini mütaekip iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili Eskişehir Nöbetçi FSHHM'ne gönderilmesine, aksi taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
4-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin yetkili mahkemece dikkate alınmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.21/10/2021
Katip
¸
Hakim
¸
Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır.