T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/100
KARAR NO: 2020/260
DAVA: FSEK- Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ: 28/02/2006
KARAR TARİHİ: 11/09/2020
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK- Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacıların dava konusu bina da dahil olmak üzere Deri Organize Sanayi Bölgesinde (OSB) yüzden fazla binanın ve projenin müellifi olduğunu, davalı mal sahiplerinin davacıların muvafakatini almaksızın davacı mimarın projesini değiştirmek suretiyle başka bir mimar adına yapı kullanma izni ve yapı ruhsatı tanzim ettirdiğini ve bu belgelerin düzenlenmesine de ... Ruhsat Bürosu ve ... idaresi tarafından kasten göz yumulduğunu, FSEK'e aykırı olarak belgelerin başka bir mimar adına düzenlendiğini, dava konusu taşınmazın o günkü maliki olan ...'in talebi üzerine davacı mimar ... tarafından ..., parsel no.L-l/1, 238 EH 4C pafta, 5925 ada, 39 sayılı parsele inşa edilecek tesisin mevzuata uygun olarak mimari projesinin hazırlanmış olduğunu, yapı ruhsatı almak üzere ... Belediye Başkanlığına başvurulduğunu, harç ve hizmet bedellerinin tamamının ödendiğini ancak bölgenin tapu işlemlerinin tamamlanmaması sebebiyle tasdik edilen proje ile yapı ruhsatının alınamadığını, bölgede yapılanma şartlarının değişmesi üzerine mimari projede değişikliğe gidildiğini onay için mimar ile malik arasında 07/01/1998 tarihli sözleşmenin imzalandığını değişen projeye ek olarak ... tarafından diğer mühendislik projelerinin hazırlandığını ve bunun üzerine bir kez daha ... Belediyesi'ne başvurulduğunu Fen İşleri Müdürlüğü'nün onay yazısının alındığını, ancak tapu işlemlerinin parsele ilişkin işlemlerin kısmen tamamlanması sebebiyle tasdik edilen mimari proje ile yapı ruhsatı alınamadığını, projeye dayalı olarak meydana getirilen binanın 1999 yılında tamamlandığını bu arada ruhsat verme yetkisinin Tuzla Belediyesinden ... İdaresine geçtiğini ve ilgili idarenin ... Belediyesinden farklı olarak yapının bodrum kat seviyesinde bahçe mesafesinde taşmaları kabul etmediğini ve ruhsata esas olan mimari projelerden bu kısımların çıkarılmasını istediğini, ayrıca 1999 yılında gerçekleşen deprem sebebiyle binanın hasar gördüğünü ve bu sebeplerden ötürü malikin talebi ile diğer davacı ... tarafından onarımlar ve mimari proje tadilatı yapıldığını ve ilgili idarenin yapılanma şartlarına uygun olarak inşaat değişikliklerinin işlenmesi sonucu ...'ın hazırladığı mimarî projenin ... sayı ile onanarak 01/08/2001 tarihinde ... İdaresinden yapı ruhsatı alındığını, dava konusu taşınmazın bugün itibariyle eski maliki olan davalı şirket ve yetkililerinin mülkiyeti kendilerine ait olan yapıyı satmak amacıyla yapı kullanma izni alma mecburiyetlerinin olduğunu, yapı kullanma izni ile ilave yapı ruhsatının malikin talebi üzerine davacıların çizeceği bir tadilat projesine uygun olarak alınması mümkün iken davacılardan herhangi bir izin veya muvafakat alınmaksızın habersizce bir başka mimara tadilat projesi yaptırıldığını bu durumun davacıların müelliflik haklarını ihlal ettiğini, tadilat projesini davacıların izni olmaksızın çizen mimar ...'ın başka mimarın eserini kendi eseri gibi gösterdiği ve bu nedenle tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, ... Ruhsat Büro yöneticisi ...'in üzerinde tasarruf yetkisi bulunmadığını bildiği mali hakkı ve ruhsatı başkasına devrettiğini bu sebeple FSEK'e aykırı davrandığını ayrıca tadilat projesi yapılmasına muvafakat verilmediğini bildiren ... 1.Noterliğinin ... tarihli ihtarnamesine rağmen idarenin ve ...'in projelere onay vermesinin davacıların haklarına tecavüz ettiğini, davacıların müellifi olduğu proje eser ve proje eserin işlenmesi ile meydana gelen diğer eserin davacıların izni olmaksızın değiştirilerek başka bir mimar adına ruhsat ve iskan tanzim edildiğini ileri sürerek, her bir davacı için 10.000'er TL'den 20.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... Deri Organize San. Bölgesi ve K.Esen vekilleri ve davalı ... vekillerince cevap dilekçelerinde özetle, dava konusu parselle ilgili olarak hiçbir zaman tadilat ruhsatı düzenlenmediğini ve yapıda tadilat yapılmadığını, parselle ilgili davalı bölgeyi hiçbir tadilat ruhsatı başvurusu olmadığı gibi tadilat ruhsatı da verilmediğini belirterek davanın reddini istemiş ve Yargıtay bozması öncesi mahkememizce verilen karar bu davalılar yönünden kesinleşmiştir.
Davalılar ..., ..., ... ve ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı şirketin 19/12/2005 tarihli son genel kurul toplantısı ile tasfiye edildiğini, şirket tüzel kişiliğinin ortadan kalktığını, şirket hakkında açılan davanın reddi gerektiğini diğer davalılara husumet yöneltilemeyeceğini davacılar tarafından yapıldığı iddia edilen tüm çalışmaların ...AŞ adına yapıldığını, davalıların davacılarla herhangi bir proje anlaşması bulunmadığını, davacıların fikri mülkiyetine herhangi bir tecavüzün söz konusu olmadığını, davalılar tarafından dava konusu yapıda hiçbir zaman esaslı tadilat yapılmadığını, parsel üzerinde 1995 - 96 yıllarında yapılan yapının ruhsatsız inşa edildiğini hali hazırda ruhsat alınabilmesi için binanın rölevesi çıkartılarak ruhsat başvurusunda bulunulduğunu ruhsat ve iskan alındığını hiçbir zaman esaslı tadilat yapılmadığı gibi tadilat ruhsatı da alınmadığını, iskan belgesinin alınması akabinde söz konusu parselin şirket tarafından 2004 yılında 3. şahsa satıldığını, davalılar tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayette takipsizlik kararı verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Yargılama esnasında davalı ... AŞ hakkındaki dava takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına karar verilerek kesinleşmiştir.
Davacılar vekili ıslah dilekçesinde, davacılar vekili alınan bilirkişi raporları sonrasında maddi tazminat talebine ilişkin mahkememize verdiği harçlandırılmış 09/04/2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini arttırarak 20.000 TL olan maddi tazminat talebini 5.535,55 TL arttırarak 25.535,55 TL'ye çıkartıp haksız fiil tarihi olan 03/06/2004 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiştir.
YARGITAY BOZMA İLAMLARI:
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda verilen 03/09/2013 tarihli, 2006/88 esas, 2013/152 sayılı karar, davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Yargıtay 11.HD'nin 19/09/2014 tarih 2014/6507 esas, 2014/14163 sayılı kararı ile "...Davacılar vekili, mümeyyiz davalıların davalı şirketin ortak ve yetkilileri oldukları iddiası ile eldeki davayı açmış, davalılar vekili tarafından, müvekkillerine husumet düşmesinin mümkün olmadığı, müvekkillerinin şirket ortağı olmak dışında bir sıfatlarının bulunmadığı yönünde savunma yapılmış, buna karşın mahkemece adı geçen davalıların ne sebeple sorumlu oldukları, hangi iş veya işlemler nedeniyle davacılarca tanzim edilen mimari projeye aykırı şekilde tadilat projesi hazırlattıkları açıklanıp değerlendirilmiş değildir. Bu durumda mahkemece, değinilen hususlar üzerinde durularak, davalılara ne sebeple husumet düştüğü tartışıldıktan sonra işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmuş, bozma sonrası 2015/7 esasa kaydolunarak yargılamaya devam olunmuş, mahkememizce Yargıtay 11.HD'nin usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti oluşturularak rapor alınmış yargılama yapılarak dosya bitirilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda verilen 11/05/2017 tarihli 2015/7 esas, 2017/107 sayılı karar yine davalılar tarafından temyiz edilmiş olup, Yargıtay 11. HD'nin 11/11/2019 tarihli, 2019/4057 esas, 2019/7060 karar sayılı ilamıyla, "Somut olayda, mahkeme gerekçesinde davalılar ... ve ...'ın diğer davalı şirketin temsilcisi olmaları, davalı ... 'ın ise mezkur şirketin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle haksız fiil kaynaklı oluşan zarardan sorumlu oldukları belirtilmesine rağmen hüküm kısmında davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verildiği ve bu suretle hükümle gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmakla kararın re’sen bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkememize iade edilen dosya iş bu esasa kaydolunmuş, 18/06/2020 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Dava, davacıların müellifi olduğu mimari projenin izin ve muvafakatları alınmaksızın tadilat projesi çizilerek başka bir mimarın eseri gibi gösterilerek ilave Yapı Ruhsatı ile Yapı Kullanma izni tanzim edilerek davacıların mali ve manevi haklarına tecavüz iddiası ile FSEK 68. maddesi gereğince açılmış maddi tazminat ile manevi hak ihlali nedeniyle talep edilen manevi tazminat davasına ilişkindir.
Taraflar arasındaki ihtilaf davaya konu projenin FSEK kapsamında eser olup olmadığı, değişiklik projesinin zorunlu olup olmadığı ve davacı isminin belirtilmesinin zorunlu olup olmadığı, mahkemenin görevi, zamanaşımının bulunup bulunmadığı, fikri hak ihlalinin bulunup bulunmadığı, tazminatın gerekip gerekmediği ve varsa miktarı hususundadır.
Uyuşmazlık konusu somut olayda davacılar, müellifi oldukları projenin muvafakatleri olmaksızın başka bir mimara tadilat projesi çizdirilmek suretiyle, bir başkasına aitmiş gibi gösterildiğini iddia etmektedir. Bu bakımdan dava konusu, temel anlamda bir fikri hak ihlalidir. Fikri mülkiyete dayalı olarak gerçekleşen ihlaller esas itibariyle haksız fiil teşkil eder.
Davacılar izinleri olmaksızın davalı mimar tarafından davaya konu eser projenin değiştirilerek tadilat projesi yapılması ve davalı ... ruhsat bürosu tarafından ruhsat verildiği belirtilmektedir.
Tarafların iddia ve savunmaları bakımından ... vekili 17/11/2006, 27/08/2007, davalı ... Org. San. Böl. vekili 02/11/2007, 12/05/2008, 29/07/2008 tarihli dilekçelerde iddia ve savunmalarını tekrarlayarak delil listelerini sunmuşlardır.
Davacı ...'nın yargılama esnasında ölümü sonucu dosyaya veraset ilamı sunularak mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir.
FSEK 76. maddesi gereği dava fikri hak ihlalinden kaynaklandığından görev itirazı yerinde görülmemiş, yine olayın haksız fiil oluşu ve 1 yıllık yasal süresinde açılmış olması nedeniyle zamanaşımı defi de yerinde görülmemiştir.
Mahkememize sunulan 06/07/2009 tarihli bilirkişi heyeti raporunda projedeki yapılan değişiklikler ayrıntılı şekilde belirtilmiştir.
Davacılar ile davalı ... arasında imzalanan "Protokol ve İbra" başlıklı belge ve ekli 13/05/2008 tarihli feragat dilekçesi ile ile davacılar davalı ... hakkındaki davadan feragat etmiş davalı da vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmemiştir.
... Ticaret Sicil Memurluğunun 16/10/2006 tarihli yazısında ... Dış. Tic. AŞ'nin 21/12/2005 tarihinde tescil 27/12/2005 tarih 6461 sayılı ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğinden kaydının kapatıldığı bildirilmiş yargılama esnasında davacılar tarafından bu davalı hakkındaki dava takip edilmemiştir.
Mahkememizce alınan raporlarda hak ihlalinin bulunduğu tespit olunmuş ve bilirkişilerce tazminat hesaplaması yapılmıştır.
Yapılan değerlendirmelerde " ... imzalı ... mahallesi 39. parselde 4 katlı imalathane olarak tanımlanan projede 1-5/m olup ... ruhsat bürosu onaylı projede mimar ...'ın imzasının bulunduğu yine L-l/1 parsel 5 katlı imalathane ve idare binası olarak tanımlanan projede mimar ... imzasının bulunduğu, basman katların her üç projede alan açısından birbirine yakın olduğu, ek 2 b'de asma kat büyütülerek normal kat olarak çizildiği, ikinci ruhsatta ...'ın adının yazıldığı imza yerinin boş bırakıldığı, ... imzalı proje ile mevcut binaya ruhsat ve iskan alınamadığından ilave tadilat proje niteliğinde mimar ... tarafından imzalanan ... Ruhsat Bürosunca onaylanmış proje bulunduğu, projedeki değişiklik eser sahibinin iznine tabi olmasına rağmen izin alınmayarak eser sahiplerinin haklarına tecavüz edildiği" tespit olunmuştur.
Yapı sahibi ve yapı müteahhidi olarak ... yerine ... A.Ş gösterilmiştir, zaten dava konusu binanın projesi de şirket için çizilmiştir ve söz konusu projeye ilişkin sözleşmenin doğrudan gerçek kişi olan ... ile yapıldığını gösteren bir belge dosyada yer almamaktadır. Ayrıca muris ...'ın ölümünden sonra mirasçılar tarafından gerçekleştirilen ve davacıların fikri hak ihlali olarak nitelendirdikleri eylemler de davalı ..., ... ve ... tarafından değil bu kişilerden şirketi temsile yetkili olanlar aracılığıyla ... A.Ş adına yapılmıştır.
Muris ile davacıların anlaşması doğrultusunda akdedilmiş olan sözleşmenin...ile mi yoksa onun aracılığıyla ... A.Ş ile mi yapıldığı, uyuşmazlığın çözümü bakımından önemli değildir. Önemli olan burada akdedilen sözleşme sonucunda FSEK anlamında bir eserin meydana gelip gelmediği daha sonrasında ise bu esere ilişkin bir ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
Sözleşme sonucunda bir eser meydana getirilmişse bu esere ilişkin fikri hak ihlalinin yapılmaması için davalıların sözleşmenin tarafı olmaları gerekmez. Davacıların eserden doğan fikri hakları onlara bir kişisel hak değil mutlak hak bahşeder ve bu hakkın ihlal edilebilmesi için de davalıların sözleşmenin tarafı olup olmaması, murisin hak ve borçlarının onlara intikal edip etmemesi önem taşımaz. Haksız fiil niteliğinde olan ihlal doğrudan üçüncü kişiler yani davalılar tarafından da yapılabilir.
Bilindiği üzere anonim şirketlerde sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir ve bu kapsamda şirketin borçlarından dolayı doğrudan ortaklara veya şirket yöneticilerine başvurulabilmesi mümkün değildir. Ortaklık malvarlığının sahibi olan tüzel kişi aklif ve pasif dava ehliyetine de sahiptir. Tüzel kişilere ilişkin haklarda, davalı sıfatı tüzel kişiliğe aittir; tüzel kişinin ortakları (veya üyeleri) veya idarecisi olan gerçek kişilere karşı dava açılamaz. Fakat bu açıklamalar şirketin bir sözleşme ilişkisinin tarafı olduğu durumlar için geçerlidir. Haksız fiile ilişkin durumlarda bu fiili gerçekleştiren kişiler doğrudan, şahsi olarak sorumludur.
Bu minvalde TK md. 371 f. 5 hükmünde anonim şirketi temsile ve yönetime yetkili olan kişilerin işledikleri haksız fiillerden şirketin sorumlu olacağının belirtilmesi sorumluluğun yalnızca şirkette olacağı yönünde anlaşılmamalıdır. Kanun burada haksız fiili işleyen kişilerin yanında şirketin sorumluluğunu ek olarak düzenlemek amacı gütmüştür. Haksız fiili işleyen kişiler zaten şahsi olarak sorumlu olacaklarından ötürü bu hususa TK'da yer verilmeye gerek duyulmamıştır. Bu durum Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerince amirdir. Türk Medeni Kanunu md. 50 f. 2, 3 uyarınca tüzel kişiler; organlarının dış ilişkide yetkileri içinde olan görevlerini organ olarak yerine getirirken gerçekleştirdikleri eylemlerden sorumlu oldukları gibi, eylemi yapan kişiler de, tüzel kişiyle birlikle (müteselsilen) şahsen sorumludurlar. Bu hüküm gereği haksız fiil mağduru, anonim şirket yanında haksız fiili ika eden organa yani yönetim kurulu üyelerine de başvurabilir. Kısacası haksız fiilden şirket ve organ müteselsil olarak sorumludurlar.
Şirketin tasfiye edilmek suretiyle sicilden silinmiş olması da şirketi temsil ederken haksız fiil işleyen kimselerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Şirket faaliyetine devam ederken şahsi olarak sorumlu olan temsilci ve yöneticiler tasfiyeden sonra da haksız fiile ilişkin zamanaşımı süresi içinde sorumlu olmaya devam edeceklerdir. Bu bakımdan somut olayda ... A.Ş'nin tasfiye edilerek sicilden silinmiş olması, şirket temsilci ve yöneticilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.
Anonim şirketlerde şirket temsilcileriyle birlikte yönetim kurulu üyelerinin de haksız fiilden dolayı şirketle birlikte sorumlu tutulması gerekir. İhlal teşkil eden söz konusu haksız fiilin yapılması da bu kimseler aracılığıyla gerçekleştirilmiştir.
Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlık bazında haksız fiil teşkil eden ihlalin kim tarafından yapıldığının tespit edilmesi gerekir. Bahsedildiği üzere ihlal tadilat projesi yapılması amacıyla mimar ... ile bir sözleşmenin yapılması sonucunda gerçekleşmiştir. Bu bakımdan sözleşme, şirketi temsilen kim tarafından yapılmışsa fikri hak ihlalinin de bu kimselerce yapıldığı sonucuna varılacak ve bu kimselere husumet yöneltilmesi mümkün olacaktır.
Bozma ilamı doğrultusunda çelişkinin giderilmesi amacıyla Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalı ... A.Ş. Nin kuruluşundan tasfiyesine kadar ortak ve yöneticilerine ilişkin bilgi ve belgeler celp olunmuş, incelendiklerinde davalılar ... ve ...'ın diğer davalı şirketin temsile yetkili kişiler oldukları, davalı ... 'ın davaya konu haksız fiil tarihinde yönetim kurulu üyesi olduğu TMK 50 gereği davalı şirketin haksız fiilinden şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Toplanan deliller ve Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda haksız fiil tarihi itibarı ile (dosya içerisinde yer alan 31/12/2004 tarihli iş bitirme tutanağı - HER NE KADAR RUHSAT TARİHİ 03/06/2004 GÖZÜKMEKTE İSE DE PROJE VE RUHSATLANDIRMA İŞLEMLERİNİN 31/12/2004 TARİHİNE KADAR SÜRDÜĞÜ ANLAŞILMIŞTIR. - dikkate alınmıştır, 07/09/2004 tarihli 6130 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yer alan 19/08/2004 tarihli GKK na istinaden tecavüzün sürdüğü dönemde davalı ... yönetim kurulu üyesi ) davalılardan ... ve ...'ın şirketin temsilcisi olarak diğer davalı ... 'ın şirket yönetim kurulu üyesi olarak meydana gelen haksız fiilden sorumlu oldukları anlaşılmakla eser sahibinden izinsiz olarak projede yapılan değişiklik nedeniyle bilirkişilerce hesaplanan ve ıslahla talep edilen 25.535,55 TL'nin haksız fiil tarihinden (ruhsat verilme tarihinden) itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte kararı temyiz eden davalılar ile mahkememizin önceki kararını temyiz etmeyerek hakkında kararın kesinleşen ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekmiş bozma dışında kalan hususlara dokunulmaksızın ve kararı temyiz etmeyen ... yönünden yargılama giderleri ayrıca değerlendirilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davacılar ... ve ... varisleri tarafından bir kısım davalılar hakkında açılan maddi tazminat davasının KABULÜ ile,
25.535,55 TL maddi tazminatın davalılar ..., ..., ... (...) ve mahkememiz kararını temyiz etmeyen ...'den 03/06/2004 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
2-Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, her bir davacı ... ve ... varisleri için 10.000'er TL'nin dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ... (...) ve mahkememiz kararını temyiz etmeyen ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ve ... varislerine verilmesine, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine,
3-Davalılar ... İdaresi, ..., ... Ltd.Şti hakkında açılan davanın Yargıtay 11 HD'nin 2014/6507 esas 2014/14163 sayılı kararı ile kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 2.427,43 TL karar harcından peşin yatırılan 810,00 TL ve ıslah harcı olan 94,55 TL'nin mahsubu ile kalan 1.522,88 TL bakiye karar harcının davalılar ..., ..., ... (...) ve mahkememiz kararını temyiz etmeyen ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maddi tazminat talebine ilişkin hesap olunan 4.910,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ...(...) ve mahkememiz kararını temyiz etmeyen ...'den (...'in bozma öncesi hükmolunan 3.058,91 TL'siyle sınırlı olarak, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine,
b)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat talebine ilişkin hesap olunan 4.910,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ... (...) ve mahkememiz kararını temyiz etmeyen ...'den (...'in bozma öncesi hükmolunan 2.400,00 TL'siyle sınırlı olarak, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ret edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesap olunan 4.910,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar ..., ... ve ... (...) a verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan: 6.750,00 TL bilirkişi ücreti, 628,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 7.378,00 TL'nin -ret ve kabule göre hesaplanan- 5.757,72 TL'si ve 916,75 TL harç (peşin+başvuru+ıslah) olmak üzere toplam 6.674,47 TL yargılama giderinin davalılar ..., ..., ... (...) ve mahkememiz kararını temyiz etmeyen ...'den (...'in bozma öncesi hükmolunan 4.553,56,00 TL'siyle sınırlı olarak, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine, kalan giderin davacılar üzerinde bırakılmasına,
7-Davalılar ... ve ... tarafından yapılan; 297,80 TL'nin -ret ve kabule göre hesaplanan- 65,39 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak bu davalılara verilmesine, kalan giderin davalılar üzerinde bırakılmasına,
8-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere açıkça okundu, usülen anlatıldı. 11/09/2020
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır