T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/232
KARAR NO: 2019/152
DAVA: Marka Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkin
DAVA TARİHİ: 29/12/2014
KARAR TARİHİ: 18/04/2019
Mahkememizde görülmekte bulunan marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dosyada bulunan dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin Avrupa'da birçok ülkede ... markası altında sıcak haddelenmiş yivli bar ürettiğini, ankraj milini geliştirdiğini, ... markası altında inşaat sektörüne yönelik ürünler üreterek pazarlamasını yaptıklarını, ... markasının WIPO nezdinde tescil ettirdiklerini, müvekkilinin markasını ciddi şekilde kullandıklarını, ürünlerin ... internet sitesinde pazarladığını ve ürünlerinin Türkiye'de büyük firmalarca tercih edilen ürünler olduğunu, müvekkilinin markasını TPE nezdinde 37. ve 40. sınıflarda tescil edildiğini, davalı adına ... tescil numarası ile tescilli ... markasının 6. sınıfın tamamında tescilli olduğunu, bu mal ve hizmetlerin müvekkili markasının kullanımındaki mal ve hizmetler ile benzer olduğunu, davalının ... markasını kullanmadığını, ürünlerini başka markalar altında pazarladığını, müvekkilinin markayı 6. sınıftaki ürünler için kullanmak istediğinde davalının fahiş bir lisans bedeli istediğini, bu sebeple işbu davayı açmak orunda kaldıklarım ileri sürmek suretiyle, davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... markasının tescil edildiği tüm sınıflarda iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dosyada bulunan cevap dilekçesinde özetle, davacının müvekkilinin 6. sınıf dışında olan diğer sınıflarda markasını kullanmaması halinde hükümsüzlüğünü talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, talebin şarta bağlanamayacağını, davacının müvekkili markasının 11. ve 20. sınıflarda iptali talebi için bir hukuki yararının bulunmadığını, bilirkişiler tarafından ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak inceleme neticesinde müvekkilinin markayı kullandığının anlaşılacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dava, 556 sayılı KHK nın 14. Maddesi uyarınca açılmış, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdikleri tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile dava konusu markanın tüm sınıflar yönünden iptaline karar verilmiş olup, mahkememiz kararı davalı taraf vekilince temyiz edilmiş ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/01/2018 tarihli ve ... e..., 2018/79 sayılı kararı ile "Dava, kullanmama nedenine dayalı markanın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde 556 sayılı KHK’nin 14. maddesi gereğince markanın kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiştir. Ancak, karar tarihinden sonra 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.12.2016 tarihli 2016/148 e... ve 2016/189 karar sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nin 14. maddesinin iptaline karar verilmiştir. Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmuş, mahkememize iade edilen dosyada bozmaya uyularak yeniden yargılama yapılmış ve bitirilmiştir.
Dava açıldıktan sonra Anayasa Mahkemesinin 2016/148 e... ve 2016/189 karar sayılı 14/12/2016 tarihli 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin Anayasanın 91. maddesinin birinci fıkrasına aykırı olması sebebiyle iptaline dair kararın 06/01/2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı görülmektedir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararları 153. maddesinin 6. bendinde belirtildiği üzere, geriye yürümez ise de; Hukuk Genel Kurulunun 31/03/2004 tarihli ve 156/194 sayılı kararında benimsenen görüşe göre de, iptal kararının kesinleşen işlem ve kararlara etkili olmayacağı, görülmekte olan davalarda ise, geriye yürümeme kuralının uygulanmayacağı, dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin iptal kararının derdest dosyalar ve kesinleşmemiş karar dosyalarında uygulanacağı sonucuna varıldığından, somut olayımızda dava dosyasının henüz derdest olması sebebiyle 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin iptalinden dolayı davanın yasal dayanağı kalmamış bulunmaktadır.
Ülkemizin taraf olduğu TRİPS'in (Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması) hükümleri üye ülkeler tarafından uygulanacağı birinci maddede açıkça belirtilmiştir. Sözleşmede hüküm altına alınan maddeler üye ülkelerde belirtilen uyuşmazlıklarda oluşan yasal boşluklarda uygulanabilecek ve boşluğu doldurabilecek nitelikte ve Anayasanın 90. maddesi çerçevesinde Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde hükümler Mahkememizce de uyuşmazlıklara uygulanabilir ise de, Paris Sözleşmesinde belirtilen kullanmamaya ilişkin iptal sebebinin yasal boşluğu doldurur nitelikte olmadığı gibi, TRİPS'in markayı kullanma koşulu başlıklı 19. maddesinin 1. bendinde "Tescilin idame ettirilmesi için markanın kullanılması gerekli ise, tescil sahibi tarafından markanın kullanılmasını önleyen engellerin varlığına dayalı olarak geçerli nedenler ileri sürülmedikçe, tescil ancak markanın kullanılmadığı kesintisiz en az üç yıllık bir süre geçtikten sonra iptal edilebilir. Marka ile korunan mal veya hizmetlere uygulanan ithalat kısıtlamaları veya hükümetçe uygulanan başka koşullar gibi markanın kullanılmasına engel oluşturan ve marka sahibinin iradesinden bağımsız olarak doğan koşullar, markanın kullanılmaması için geçerli nedenler olarak kabul edilecektir" şeklinde markanın iptali için yapılacak değerlendirmenin ve incelemenin sınırları ve şekli belirtilmiş, sürenin asgarisi ifade edilmiş olup, bu halde de belirtilen madde mahkemelerce doğrudan uygulanması gereken hüküm niteliğinde olmayıp, iptalle ilgili oluşturulacak ulusal yasalarda yapılması gereken uygulamaya ilişkin belirlemeyi yapar, sonuç olarak da tavsiye niteliğinde olduğundan, TRİP 19. maddenin de uygulanma koşulları mevcut değildir.
6100 sayılı HMK'nın "E...tan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331. Maddesi -" Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın e...ı hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. .." hükmüne içermektedir.
Tüm bu hususlar nazara alındığında, her ne kadar dava 556 sayılı KHK'nın 14. kapsamında açılmış ve davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya temyiz aşamasında iken 06/01/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesinin iptali sebebiyle davanın yasal dayanağı kalmamış olmakla, davanın niteliği itibariyle de yasal boşluğun Medeni Kanunun 1. maddesi kapsamında doldurulamaması, karar tarihinde yasal dayanağı bulunmayan davanın konusuz kalması nedeniyle e... hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş, mahkememizce verilen önceki tarihli hüküm (kabul yönünde) ve dosya kapsamına göre tarafların haklılık durumları dikkate alınarak yargılama harç ve giderleri HMK 331 maddesi göz önünde bulundurularak davalı üzerinde bırakılmış ve davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunarak aşağıdaki şekillde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın 556 sayılı KHK'nın 14.maddesinin Anayasa Mahkemesinin 2016/148 E... sayılı kararı ile iptaline karar verildiği anlaşılmakla DAVA KONUSUZ KALDIĞINDAN E... HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 44,40 TL karar harcından peşin yatırılan 25,20 TL'nin mahsubu ile kalan 19,20 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 3.931,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan,1.700,00 TL bilirkişi ücreti, 275,00 TL posta ücreti olmak üzere toplam 1.975,00 TL ve 50,40 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 2.025,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/04/2019
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır