T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/192
KARAR NO: 2019/480
DAVA: Marka İptali ve Sicilden Terkin
DAVA TARİHİ: 03/04/2018
KARAR TARİHİ: 21/11/2019
Mahkememizde görülmekte bulunan marka iptali ve sicilden terkin davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin 12.04.2018 tarihli dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkil şirketin bir aile şirketi olduğunu, tüm dünya çapında tekstil sektörünün önde gelen firmalarından biri olup, uzun yıllardır Türkiye’de de faaliyetlerini sürdürdüğünü, faaliyet alanında kullandığı "...” ibareli markasını ... işlem numarası ile Avrupa Birliği’nde topluluk markası olarak ve ..., ..., ... ve ... tescil numaralan ile de ... Protokolü aracılığı ile WIPO nezdinde tescil koruması altında bulundurduğunu, ayrıca Türkiye’de de tescili bulunan ...."..." markasının da sahibi olduğunu, tüm tüketiciler tarafından oldukça yaygın olarak bilinen ... markasının uzun yıllardır müvekkil şirket tarafından kullanıldığını, müvekkili ile bütünleşerek tanınmış hale geldiğini, dava konusu ... nolu davalı adma TPMK nezdinde tescilli bulunan ... markası için 2012 yılında başvuru yapıldığını, müvekkilinin ise ... markası için ilk başvuruyu 1996 yılında yaptığını ve ilk tescilini 1998 yılında aldığını Marka hukukuna göre ... markası yönünden öncelikli olan ve gerçek hak sahibi olan tarafın davalı değil müvekkili olduğunu, müvekkilinin ... adresindeki internet sayfası incelendiğinde ... markasının hem işbu internet sayfasının alan adında geçtiği, hem de iş bu internet sayfasmda son derece baskın , yoğun ve yaygın bir biçimde kullanıldığının anlaşılacağını, ... ibaresi internette aratıldığmda, ilk çıkan sonuçların müvekkilinin internet sayfası olduğunu, bunun sonrasında çıkan sonuçların ise müvekkiline ve ürünlerine ilişkin sonuçlar olduğunu tüm bunların müvekkilinin ... markası yönünden gerçek hak sahibi olduğunu ve ayrıca müvekkil markasının son derece tanınmış olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, müvekkili şirketin diğer sınıflara ek olarak 25 ve 35. Sınıflardaki mal ve hizmetler bakımından ... ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğunu, marka üzerindeki hakkının tescilden önce ve bağımsız bir şekilde doğduğunu, eskiye dayalı kullanımı nedeni ile iş bu markaya yönelik olarak gerçek hak sahibi sıfatına haiz olduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu ... markasının azami düzeyde özgün, ayni edici ve orijinal olduğunu, davalının bu markanın müvekkil tarafından kullanıldığını bilmeksizin tesadüfen aynı alanda kullanmasının mümkün olmadığını tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir kimsenin dünyadaki gelişmeleri ve fâaliyet alanı ile ilgili marka tescillerini takip etmesinin, basiretli bir tacir olmanın zaruri sonuçlarından biri olduğunu, davalının dava konusu markayı tescil etmekteki niyetinin müvekkil markasının dünya çapındaki tanınmışlığmdan haksız yarar sağlamak olduğunu, dava konusu marka nedeni ile müvekkilinin ... ibareli markalarını esas iştigal konusu olan 25. Sınıf altındaki mallar ve iş bu mallara yönelik olarak 35. Sınıf altındaki satış ve bir araya getirme hizmetleri yönünden Türkiye’de kullanamadığını ve tescil edemediğini, tescil etmek için yaptığı ... nolu başvurunun, ... nolu marka nedeni ile kısmi şekilde yayınlanıp ve tescil edildiğini, müvekkilinin ürünlerinin Türk Pazarına girmesine haksız ve kötü niyetli bir biçimde engel olduğunu, davalının dava konusu markaya ek olarak ... nolu ..., ... nolu ..., ... nolu ..., ... nolu ..., ... nolu ...., ... nolu ... , ... nolu ..., ... nolu ..., ... nolu ..., ... nolu ... markalar içinde başvuru yaptığını; iş bu markaların tamamının, müvekkille aynı şekilde tekstil ve konfeksiyon alanında faaliyet gösteren ve markalarını iş bu alana ilişkin sınıflar olan 25 ve 35. Sınıflar nezdinde tescil etmiş olan ..., ..., ..., ..., ... ve ... vb dünyaca ünlü markaların taklitleri niteliğinde olduğunu, davalının ... nolu ... markası için 24/02/2012 tarihinde 25 ile 35. Sınıflar bakımından başvuru yapıldığını, 14.03.2013 tarihinde tescil edildiğini, 6769 sayılı SMK nın 9. Maddesinde belirtilen 5 yıllık sürenin 14.03.2018 tarihinde sona erdiğini, dava konusu markanın davalı tarafça 5 yıllık süre içerisinde tescil edildiği 25 ve 35. Sınıf kapsamındaki mal ve hizmetler yönünde kullanmadığını ve ... markası ile iş bu sınıflar altındaki emtiaları satmayıp, hizmetleri vermediğini, bu marka ile tescil edilen sınıfa ilişkin ciddi bir kullanımının bulunmadığını, bu yönden de davalı markasının 6769 sayılı SMK nın 9. Maddesi uyarınca ... nolu ... markası kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden tamamen iptalinin gerektiğini, davacının kullanmama definin kullanmayacağını belirtmiş dava konusu ... nolu davalı adma TPMK nezdinde tescilli bulunan ... markası iptali ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; 06.01.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 14.12.2016 tarih 2016/148 esas ve 2016/189 karar syılı karan ile 556 sayılı KHK’nın 14. Maddesinin iptaline karar verildiğini bu karardan sonra 10.01.2017 tarihinde'yürürlüğe giren SMK’da 9. Madde de benzer düzenleme bulunduğunu, fakat uygulamada söz konu maddenin hangi tarihte hüküm doğuracağı noktasında henüz netlik ve içtihat bulunmadığını hukuk mantığı icabı henüz yeni yürürlüğe giren bir yasal zorunluluğun, geçmişi de bağlayarak mülkiyet sahibini yükümlü tutmasının başta anayasa olmak üzere tüm evrensel hukuk kurallarına aykırı olduğunu, yeni Smai Mülkiyet Kanununda gerek Türk Paten Kurumunda yapılan gerekse Mahkemelerde yapılan itiraz ve davalarda davalı tarafın karşı tarafın dayanak yaptığı markayı fiilen kullanıp kullanmadığı hususunda ....’i Savunması yapmasma imkan tanındığını, öncelikle davacı tarafın dayanak yaptığı ... markasını 25/35 sınıflarında kullanıp kullanmadığını ispatlaması gerektiğini, tescil olunmayan ve fiilen kullanılmayan alanlarda hükümsüzlük ve iptal talep etmenin Yeni Mülkiyet Kanunu kapsamında hukuka aykırı olduğunu, davacının varsa yurtdışı kullanımının sadece 25. Sınıf kapsamında olabileceğini, fakat davacının 35. Sınıfta (Reklamcılık, Halkla ilişkiler, Eksperlik, Mağaza) alanlarında kullanımının katiyen bulunmadığını, söz konusu talebin kötü niyet taşımasının yanında Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca davalının defi olarak kullanmamayı ileri sürme hakkı olduğunu, müvekkili şirketin 1995 yılında kurulduğunu ve ITO Kayıtlarında da belirtildiği üzere ana faaliyet alanının giyim eşyaları, iç çamaşırlar, dış giysiler, kumaş, .... olduğunu, müvekkilinin ürettiği ürünlerde adına tescilli tüm markaları fiilen kullandığını, ... ibareli markanın bizzat davalı ve izin verdiği firmalar tarafından 25/35. Sınıflarda kullanıldığını, markanın ticari olarak kullanılmış sayılmasının SMK'nın 9. Maddesinde düzenlendiğini dava konusu ... markasının bizzat Tescil sahibi davalı tarafından ayrıca tescil sahibinin sahibi olduğu ve/veya izin verdiği firmalar tarafından da kullanıldığını, dava tarihinden geriye doğru olarak 5 yıl içinde 2013-2014-2015-2016-2017-2018 yıllan içinde gerçekleşen kullanımlarımıza ait ticari kayıtlar, faturalar, sözleşmeler, lisans sözleşmeleri, üretim sözleşmeleri, sipariş formlan,üretim formlan, kataloglar, numuneler...vs davalı müvekkilinin şirket merkezinde yapılacak yerinde inceleme ile tespit edileceğini belirtmiş açılan davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraf delilleri toplanmış bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
TPMK kayıtları incelendiğinde; Davaya konu ... başvuru nolu "..." tescilli markasının 24.02.2012 tarihinde başvurusunun yapıldığı; 14.03.2013 tarihinde 25. Sınıfta (Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler,çoraplar. Ayak giysileri. Baş giysileri.) ve 35. Sınıfta (Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. Is yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat-ihracat acente hizmetleri dahil). Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için her türlü malzemeden yapılmış 1ç-dıs giysiler, çoraplar. bebek giysileri,ayak giysileri ,ayakkabılar,bas giysileri,çantalar, dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. ev tekstili ürünlerinin bir araya getirilerek sunulması hizmetleri -belirtilen hizmetler perakende, toptan satis mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Davacının TPMK nezdinde tescilli ... başvuru nolu "..." ibareli markasının 24.02.2016 tarihinde başvurusunun yapıldığı, 03.11.2016 tarihinde tescil edildiği, Uluslar arası Tescil No sunun ... olduğu 03.sınıfta (Perfumery; essential oils; cosmetics; hair lotions. [Parfümeri; uçucu yağlar; makyaj malzemeleri; saç losyonları]) 09. Sınıfta (Spectacles; sunglasses; spectacle frames; spectacle glasses (terms too vague in the opinion of the International Bureau - Rule 13(2)(b) of the Common Regulations); spectacle cases; bags for laptops. [Gözlük; Güneş gözlüğü; Gözlük Çerçeveleri; Gözlük camları (Ortak Büroların Uluslar arası Bürosu- Kural 13 (2)(b)’ye göre terimleri çok belirsizdir); gözlük kılıflan; dizüstü bilgisayarlar için çantalar.]) 14.sınıfta (Precious metals and their alloys; jewellery; precious stones; horological and chronometric instruments. [Değerli metaler ve alaşımları; mücevher; değerli taşlar; horolojik ve kronometrik aletler])18 sınıfta (Bags, inciuding briefcases. [Çantalar, evrak çantaları dahil ]),35. Sınıfta (Retail services of a department store or mail order company with the following goods: leather and imitations of leather, precious metals and their alloys, jewelry, precious stones, horological and chronometric instruments, spectacles, sunglasses, spectacle frames, spectacle glasses, spectacle cases, perfumery, essential oils, cosmetics, hair lotions. [Bir mağaza veya mail order şirketinin aşağıdaki ürünlerle perakende satış hizmetleri; deri ve deri, kıymetli metal ve alaşımlarının deri ve taklitleri, mücevher, değerli taşlar, horolojik ve kronometrik aletler ; gözlükler, güneş gözlükleri, gözlük çerçeveleri, gözlük camlan, gözlük kutulan, parfümeri, uçucu yağlar .kozmetikler, saç losyonlan.]) Emtia sınıflan için tescilinin yapılmış olduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan 15/04/2019 tarihli heyet raporunda ; "yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda davalı tarafın ... numara ile tescilli "..." markasını 25 ve 35. Sınıfta yer alan mal ve hizmetler bakımından ciddi olarak kullanmadığı, SMK m.9 ve 26/I-a uyarınca davalı markasının tescil edildiği bütün mal ve hizmetler bakımından iptalinin sözkonusu olabileceği," yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
İş bu dava SMK 9 ve 25 maddeleri kapsamında açılmış kullanmamaya dayalı marka iptal ve terkin talebine ilişkindir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)'nın 9/1.maddesinde yer alan "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir 2-Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fikra anlamında markayı kullanma kabul edilir: a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması. b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması. 3-Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir." şeklindeki düzenleme ile kanun koyucunun Markalar Sicilini kullanılmayan markalardan arındırma amacını güttüğü anlaşılmaktadır.
Aynı şekilde SMK m.26/I-a) hükmü de SMK m.9/I'de belirtilen hallerin bir iptal sebebi olduğunu ortaya koymaktadır.
Davalının kullanmama define yönelik 19. Maddeye dayalı itirazlarının incelenmesi yönünden de mevzuatın değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre;
Aynı yasanın "Yayıma itirazın incelenmesi" başlıklı MADDE 19- "...(2) 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir..." hükmüne amirdir.
Yine aynı yasanın 26/7 maddesine göre; ".. 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında (MADDE 6- (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. "
Şu hale göre davacının dayanağı SMK 6/1 maddesi olmadığı dikkate alındığında davalının ileri sürdüğü definin dinlenilme ihtimalinin olmadığı bu noktada davacının ciddi kullanıma ilişkin herhangi bir ispat yükü altında olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Marka üzerindeki hakkın kazanılması için sicile tescil edilmesi yeterli olsa da kanun koyucu tescil edilmiş marka ile marka hakkı sahibine sağlanan korumanın devam edebilmesini bazı şartlara bağlamıştır. Bunun arkasında; tescil edilen bir markanın haksız yere sahibinin tekelinde kalmasının engellenmesi, marka sicilinin kullanılmayan markalarla dolu bir 'çöplük' haline gelmesini önlemek veya kullanılmayan bir markadan onu kullanmak ve bir değer yaratmak isteyen bir başka kişinin yararlanmasının önünü açmak gibi pek çok ekonomik ve toplumsal nedenler yatmaktadır. Zira marka hakkı sahibine inhisari bir yetki veren ve herkese karşı ileri sürülebilir nitelikte olduğundan kanun koyucu, bu geniş hakkın yanı sıra marka sahibine hakkaniyet ölçüsünde birtakım sorumluluklar da yüklemiştir. Markanın usulünce kullanılması zorunluluğu da bunlardan bir tanesidir.
SMK madde 9'da marka kullanılmama sebebiyle iptali edilebilmesi için haklı bir sebep olmaksızın tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından tescil tarihinden itibaren 5 yıl boyunca Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmamış veya kullanımına beş yıl ara verilmiş olması gerektiği düzenlenmiştir. Ciddi biçimde kullanımdan bahsedebilmek için en öncelikli kriter markanın kullanım yoğunluğu ve markadan elde edilen ekonomik yarardır. Markanın sadece birkaç defa ambalajlara basılması veya az sayıda bastırılan broşürlerde kullanılması gibi kullanım süresi ve etkisi sınırlı, hatta göstermelik denebilecek kullanımlar SMK md.9 anlamında ciddi kullanım teşkil etmez. Markanın ciddi kullanımı belirlenirken markanın kullanım şekli, kapsamı, süresi gibi objektif kriterlerden hareket edilmelidir. Marka sahibi markasını aynı mal veya hizmeti üreten teşebbüslerin oluşturduğu piyasada farklı bir yer edinmek veya yeni bir mal veya hizmet piyasası oluşturmak biçimde kullanmışsa ciddi bir kullanımdan söz edilebilir.
Dosya içeriği dikkate alındığında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)'nın 9 ile getirilen marka iptaline ilişkin düzenleme ile, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 42/1-c ve 14.maddesinin AYM'nin iptal kararı ile oluşan boşluğun ne şekilde doldurulması gerektiği üzerinde durulması gerekmektedir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)'nın 9 kullanmamaya dayalı marka iptaline ilişkin olup anılan yasal düzenlemeden önce, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 42/1-c ve 14.maddesinde de en az beş yıldır kullanılmayan markaların, hükümsüzlük/iptal davaları ile sona erdirilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. Mülga 556 sayılı Marka KHK henüz yürürlükte iken, 42/1-c maddesinin AYM’nin 09.04.2014 ve 2013/147-2014/75 sayılı, 14.maddesinin ise 14.12.2016 tarih ve 2016/148–189 sayılı kararıyla iptal edildiği, ikincisinin Resmi Gazete’de yayın tarihinin 06.01.2017 olduğu ve bu tarih itibariyle kullanmama nedeniyle hükümsüzlük/iptal davalarına ilişkin mülga KHK’da yer alan yasal dayanak ortadan kalkmış ise de markanın son beş yıllık süre içerisinde kullanılmaması bu tarihten önce TBMM tarafından kabul edilen 22.12.2016 tarihli 6769 sayılı SMK’nın 9, 19, 25, 26 ve 27.maddelerinde, iptal ve def’i sebebi olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.
Kural olarak kanunlar geriye yürümez ve ileriye etkili olarak sonuç doğurur ise de, TBMM’nin geçmişe etkili olacak şekilde kanun çıkarmasına da bir engel bulunmamaktadır. Her ne kadar 6769 sayılı SMK’da kullanmama nedeniyle iptal ve def’i haklarını düzenleyen Kanun maddelerinin yürürlük tarihi konusunda özel bir düzenleme yapılmadığı için Resmi Gazetede yayını tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği anlaşılmakta ise de, Kanunun Resmi Gazetede yayın tarihinin 10.01.2017, kabul tarihinin ise 22.12.2016 olduğu dikkate alındığında, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 14.maddesinin iptaline dair AYM kararının 06.01.2017 tarihinde R.G.’de yayınlanması ve bu tarihte yürürlüğe girmesi nedeniyle, 14.maddenin bu tarihe kadar hukuki varlığını sürdürüyor olması karşısında, SMK’nin kabul tarihi konusunda kanun koyucunun iradesi 22.16.2016 tarihinde ortaya çıktığından, Kanun Koyucunun asıl amacının geçmişe etkili olacak şekilde kullanmama sebebiyle markanın iptalini öngördüğünün kabulünün gerektiği, Kanunun kabulünden sonra ve henüz yürürlüğe girmesinden önce, yürürlük konusunda öngörülemeyen AYM kararı ile ortaya çıkan kanun boşluğunun bu şekilde doldurulması gerektiği (Numan Sabit SÖNMEZ,” 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa Göre Markanın Kullanılmaması Neticesinde Ortaya Çıkan Sonuçlar” İHFM,S.76(1), s.283 vd., erişim: https://dergipark.org.tr/download/article-file/545172), sonuç olarak 6769 sayılı SMK’nın yürürlük tarihinden önceki dönemi de kapsayacak şekilde kullanmamaya dayalı iptal şartlarının değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14/06/2019 T. 2019/1765 E. 2019/4421 K sayılı kararı)
Markanın kullanılmadığı gerekçesiyle açılan iptal davalarında ispat yükü davalı üzerindedir.
Dosyaya ibraz edilen deliller ve bilirkişi tespitleri ele alındığında; davalıya ait iş yerindeki incelemelerde herhangi bir şekilde ... markasının görünür bir alanda olmadığının tespit edildiği, mağazada sonradan monte edilmiş görünümünde ... markasının tabelasının olduğu, inceleme esnasında firma yetkililerince, ana markalarının ... markası olduğu, ağırlıkta bu model için stoklu çalıştıkları, onun dışındaki markaların, yurt dışındaki müşterileri tarafından mağazalarında seçmiş oldukları ürün gruplarından sipariş vermeleri doğrultusunda üretim yaptıklarının beyan edildiği, müşterilerinin ağırlıkta Ortadoğu, Libya, Rusya... Ülkelerinden olduğu, bazen müşterilerinin aynı ülkenin aynı şehrinde karşılıklı mağazaları olan müşteriler olduğu, bu sebeple mağazada ürün satışlarında problem yaşamamak adına, aynı modeli müşteri isteğine göre farklı marka ile sattıklarını uurtdışı müşterilerinin bazen gelip herhangi bir markayı ürün etiketi olarak kullanıp kullanamayacaklarını sorduğu, bu noktada kendilerinin müşterinin talep etmiş olduğu markanın TPE nezdinde tescillenebilir olup olmadığım kontrol ettiği eğer tescilini alabiliyor ise müşteriye bilgi verip tescilini alıp, söz konusu yeni markayı müşteri isteği doğrultusunda ürünlerinde kullandıklarını, ... markasının da yine müşterilerinin talepleri doğrultusunda TPE nezdinde uygun olup olmadığının kontrolü ile tescilinin alındığını beyan ettikleri, ... markasının tanıtımı için herhangi bir tanıttım, sosyal medya üzerinden herhangi bir , tanıtımlarının yapılmadığı, tek sitelerinin Kartvizitlerinde de yer alan ana markalan adına açılmış olan ... adresi olduğu, bu adreslerinde bile uzun zamandan beri güncelleme yapmadıklarını beyan ettikleri, dolayısı ile reklam, tanıtım, iletişim, ile ilgili herhangi bir girişimlerinin olmadığı, müşterilerinin kendilerini mağazalarında bulup, buradan ürün beğenip, üzerine kullanmak istediği markayı belirterek sipariş verdiğini belirtikleri, bilirkişilere de gerek internetten gerekse katalog veya broşür halinde herhangi bir tanıtım aracı delil olarak sunulamadığı anlaşılmıştır.
Depo Stok hareketleri üzerinden yapılan tespitlerde; 2018'den geriye dönük 7 yıl (ve 2019 yılı inceleme günü tarihine kadar olan) ... markasının 2012 yılı 32 farklı sipariş için: 33.755 adet ürünün satışının yapıldığı; 2013 yılı 15 farklı sipariş için 21.777 adet ürünün satışının yapıldığı; 2014 yılı 16 farklı sipariş için 7.938 adet ürünün satışının yapıldığı; 424 adetinin ise satışının yapılmadığı; (toplamda 8.362 adet ürün için üretim yapıldığı) 2015 ve 2016 yılları için herhangi bir üretim ve satışlarının olmadığı, 2017 yılı 3 farklı sipariş için: 6.700 adet ürünün satışının yapıldığı, 2018-2019 yıllan 2 farklı sipariş için toplamda 1920 adet ürünün depodan çıkışının yapıldığı, 778 adet ürünün halen üretimde olduğu, ... Marka bütün geçmiş dönem yıllara ait (geçmiş 7 yıl ve 2019 üretim yılı) depo hareketlilik döküm listesinden 70.170 adet ürünün satışının yapıldığı, 2018 den geriye dönük bütün markalarına ait siparişlerindeki toplam satış miktarının 444.379 adet olduğu, ... markasının, davalının bütün markalan için üretip, satışım yapmış olduğu siparişler içerisinde adetsel bağlamda %15-16’lık bir dilimi oluşturduğu tespit olunmuştur.
Davalının yukarıdaki verilere göre dava konusu markayı 2012 ve 2013 yıllarında daha yoğun olmak üzere, sonraki yıllarda azalarak kullanıma devam ettiği, 2015 ve 2016 yılları dışında firmanın az veya çok markasını kullanarak satış yaptığı anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı, TPMK kayıtları, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bir markanın iptalinin istenebilmesi için haklı bir sebep olmadan Türkiye'de tescilden itibaren 5 yıldır ciddi bir şekilde kullanılmamış olması veya kullanımına 5 yıl süreyle ara verilmiş olması gerektiği, izahı yapılan mevzuat ve SMK hükümlerinin kanunun yayım tarihinden geriye doğru değerlendirilmesi gerektiği, bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında davalının 2015-2016 yılları için davaya konu markayı hiç kullanmadığı gibi, sipariş üzerine ürettiği ürünlere değişik markaları kullanmak suretiyle piyasaya sunduğu, yine talep doğrultusunda türkiyede tescili bulunmayan markaları tescil ettirmek suretiyle piyasaya sunduğu, amacının kendi markasını üretmekten ziyade talep doğrultusunda üretim yapmak olduğu, SMK 19 maddesine dayalı definin yukarıda izahı yapılan gerekçelerle dinlenilemeyeceği yapılan üretimin marka oluşturma amacıyla olmadığı gibi ciddi kullanım olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla davacının sübut bulan davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ ile; davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli "..." markasının İPTALİNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 44,40 TL karar harcından peşin yatırılan 35,90 TL'nin mahsubu ile kalan 8,50 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.931,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan: 2.800,00 TL bilirkişi ücreti, 177,23 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.977,23 TL ve 71,80 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 3.049,03 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/11/2019
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır