T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/39
KARAR NO: 2019/148
DAVA: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ: 01/03/2017
KARAR TARİHİ: 18/04/2019
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin “...” adlı tescilli markanın sahibi olduğunu ve 11.05.2016 tarihinden itibaren markanın koruma altında olduğunu davalılardan ...'nin davacının markasının başına "..." ibaresini ekleyerek ve davacının kullandığı ambalajın ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanarak markayı taklit ettiğini ve "... ..." ibaresiyle çay satışı yaptığını, söz konusu taklit markalı çay üretimi ve paketlemesini diğer davalı ... Ltd. Şti.’nin yaptığını, bu durumların marka hakkının ihlalini oluşturduğunu ve 6769 Sayılı Kanun un 7 ve 29. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, ayrıca davacının ürettiği mal, iş, ürünleri ve faaliyetleriyle karıştırılmaya yol açan bu ticari eylemlerin 6102 Sayılı Kanun m. 55 uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu, markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin davalılara ... 14. Noterliği’nin ... tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle bildirildiğini, bu eylemlerin durdurulmaması ve zararların giderilmemesi durumunda hukuki ve cezai yollara başvurulacağının bildirildiğini, ancak davalıların eylemlerinin devam ettiğini, bua ilişkin olarak davalılar hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığına... soruşturma numarasıile şikâyette bulunulduğunu, davalılardan ... hakkında ayrıca ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numarasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu ve bu dosya kapsamında 07.02,2017 tarihinde taklit ürünlere el konularak yediemine teslim edildiğini, ayrıca davalılardan ... Gıda hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu'nun ... soruşturma numaralı dosyasıyla şikâyette bulunulduğundan bahisle, müvekkilinin markasına tecavüz edilerek üretilen taklit ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan vasıtalara bulundukları her yerde ve özellikle ...'nin; -... adresinde,-... adresinde,... LTD. ŞTİ.'nin;... adresinde ve resen tespit edilecek diğer işyeri, şube ve depo adreslerinde, el konulmasına ve saklanmasına, müvekkilinin uğradığı zararların tazmini için davalılardan teminat alınmasına, haksız rekabet ve markaya tecavüzün tespitine, menine, refine, dava konusu eylemlerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılması için, tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara elkonulmasına, tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınarak özellikle masraflar davalılara ait olmak üzere elkonulan ürünlerin üzerlerindeki markaların silinmesine veya müvekkilinin marka hakkına tecavüzün önlenmesi kaçınılmaz ise imhasına, uğranılan maddi zarar için 1.000,00 TL maddi tazminat, markasının itibarı zarara uğradığından 10.000,00 TL itibar tazminatı ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş ise de; davacı vekili ve davalılar vekilinin müşterek imzası bulunan "PROTOKOLDÜR" başlıklı metin ile davadan feragat ettiğini bildirdiği anlaşılmıştır.
Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; “Davalılardan ... Gıda'nın dava konusu marka ile ilgili hiçbir ilgisinin olmadığını, zaten herhangi bir tecavüz eyleminde bulunulduğuna dair delillin de bulunulmadığını, dava konusu “...” markasından ve bu markanın davacı adına tescilli olduğundan davalının ihtarname ile haberdar olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) 29/1-c uyarınca markaya tecavüzün oluşabilmesi için markanın taklit edildiğinin bilme veya bilmesi gerektiği şartının olduğunu, davalının böyle bir markadan habersiz olduğunu ve davacıya ait markanın başvurusunun 11.05.2016 tarihinde yapıldığını, dolayısıyla piyasada bilinen ve bilinmesi gereken bir marka olmadığını, davalılardan ...'nın ise “... ..." ibareli marka başvurusunu TPE’ye ... sayı ile 01.10 2016 tarihinde yaptığını ve davacının itirazı üzerine 15.02.2017'de başvurunun reddedildiğini, bu kararın davalıya 25.02.2017 tarihinde tebliğinden sonra ... Gıda’nın başvuruya konu markayla hiçbir ilişkisinin kalmadığını, ayrıca ‘... ’ markasını davacı markasının tescilinden önce kullandığını, davacının davayı kötü niyetle açtığını, itiraz üzerine başvurusu reddedilen "... " markasında esas ve ayırt edici unsurunun “..." kelimesi olduğunu ve davacı markası ile karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davacının talep etmiş olduğu tazminatların fahiş olduğunu ve dosyada zarara uğradığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, davacının markasının çok yeni olduğunu, yaygın dağılım ağı ve piyasada bilinirliğinin olmadığını bu sebeple tecavüzün olduğu varsayılsa bile tazminat tutarlarının çok yüksek olduğunu, davacının tüzel kişi olması nedeni ile manevi tazminat talebinin reddinin gerektiğinden bahisle her iki müvekkili açısından da davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, 18.04.2019 tarihli duruşmadaki beyanında ise protokol doğrultusunda feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını bildirdiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin sunduğu vekaletnamenin incelenmesinde davadan feragate yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
HMK.nun 307 ve devamı maddelerinde davadan feragat ve şekli açıkça belirtilmiştir. HMK 307. Maddesi düzenlemesine göre feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.
Feragat beyanı dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır, hüküm ifade etmesi için karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (HMK 309. madde). Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK 310. Madde).
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davanın vaki feragat nedeniyle REDDİNE karar vermek gerekmiş taraflar arasındaki protol uyarınca yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın vaki feragat nedeniyle REDDİNE
2-Peşin yatırılan 1.041,73 TL'den alınması gerekli 44,40 TL karar harcının mahsubu ile fazladan yatırıldığı anlaşılan 997,33 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı vekilinin ücreti vekalet ve yargılama gideri talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığını,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/04/2019
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır