T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/115 Esas
KARAR NO: 2024/214
DAVA: Tespit
DAVA TARİHİ: 19/04/2023
KARAR TARİHİ: 12/09/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin ... ve ... gibi sosyal medya platformlarında milyonlara yakın takipçiye sahip bir sosyal medya fenomeni olduğunu, müvekkilinin davalı firma yapımı olan ve ... adlı sosyal medya mecrasında yayınlanmaya başlayan ... programına yarışmacı olarak katıldığını, program çekimleri devam ederken davalı firmanın taleplerinin ve ağır baskılarının olduğunu, baskılar sonucu müvekkilinin yarışmadan ayrılmak istediğini ancak davalı yapım şirketinin müvekkili ile konuşarak bunun mümkün olmadığını söylediğini, sözleşmeler nedeniyle hiçbir şekilde yarışmadan çıkamayacaklarını ifade ederek müvekkilini üstü kapalı tehdit ettiğini, müvekkilinin psikolojik destek almak zorunda kaldığını, davalı tarafından müvekkiline hiçbir bildirim yapılmadan müvekkilinin yarışmayı terk ettiği konusunda ve gerek programda gerekse de medyada yaptırılan açıklama ve haberler ile müvekkili hakkında karalama kampanyası başlatıldığını, davalı şirket tarafından müvekkiline imzalatılan sözleşmelerin ihtarnamede belirtilen 26, 27, 28, 29 ve 30. maddelerinin hukukta, gerek doktrin gerekse de Yargıtay içtihatları gereğince kişilik haklarına ve genel ahlaka aykırılığı sebebiyle kesin hükümsüz sayıldığını, maddelerdeki hükümlerin kelepçeleme sözleşmesi kapsamında olduğunu beyan ederek bu maddelerinin hükümsüzlüğünün tespiti ve müvekkilinin mağduriyetlerinin önüne geçilebilmesi için davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin Türk televizyon tarihinin en çok izlenen programlarına imza attığını, müvekkili şirkete açılan davanın "3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit" dava türü adı altında açıldığını ancak davalının işbu dava konusu olan Sözleşme'de üçüncü kişi olmadığını, bizzat Sözleşme'nin tarafı sıfatına haiz olduğunu, kabul haline gelmemekle birlikte 3. taraf olduğu açısından incelense dahi "3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit" davasında yetkili mahkemenin İİK 89/3 gereği takibin yapıldığı ya da üçüncü kişinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk ya da Asliye Ticaret Mahkemelerinin olması gerektiğini, davanın esasına yönelik ise mağdur olan tarafın yalnızca müvekkili şirket olduğunu, müvekkili şirketin davacının programdan çıkışından sonra bir işlem başlatmadığını, program vasıtası ile tanıştığı ve tanıştıkları günden itibaren davacı ile birlikte oldukları tüm internet mecrasında bilinen ... ile yarışmadan birlikte ayrıldığını, sosyal medya üzerinden birçok canlı yayın açma suretiyle gelir sağladıklarını, ikili birlikte de işbirliği anlaşmaları yapmalarına rağmen taraflara karışılmadığını ve herhangi bir yaptırımda bulunulmadığını, dijital platform kisvesi altında geçen Youtube platformunda video paylaşıp sözleşmeye aykırı davrandığı için davacıya ihtarname gönderildiğini, davacı ile müvekkili şirket arasındaki akdedilen sözleşmelerin ve taahhütnamenin Kelepçeleme Sözleşmesi kapsamına girmediğini beyan ederek davanın reddine, aksi kanaatte bulunulması halinde işbu uyuşmalık konusu olan sözleşme maddeleri ile alakalı "uyarlama" taleplerinin değerlendirilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtları istenmiş, buna ilişkin kayıtlar ve taraf delilleri dosya arasına alınmıştır.
Dava; FSEK kapsamında yapımcı ve yarışmacı arasında düzenlenen dava konusu sözleşme maddelerinin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Yapımcı ve yarışmacı menfaatleri gözetilirken, sözleşmede öngörülen amacın değerlendirilmesi için dikkat edilmesi gereken hususlar ; sözleşmenin uzunluğu, kararlaştırılan gelir payı, yapımcının sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükleri ve bu yükümlülüklerin sanatçının sözleşme süresi ile kısıtlanan maddi kazanç ve faaliyetlerinin karşılığında sanatçıya kazandırdıklarının orantısı olarak değerlendirilebilir.
Yapımcının, yarışmacı için maddi maliyetlerde bulunması ve imkan sunması tamamen maddi risk alarak bu yatırımları yapması sonucudur. Dolayısıyla, FSEK'teki koruma yapımcının büyük yatırımları sonucu, büyük maliyetlerle tespit edilen yapımın başka kimseler tarafından haksız kullanımının önüne geçerek, her hangi bir emek veya para harcanmadan kullanılmasını engellemektir.
Bu doğrultuda ;
Öncelikle sektörel uygulamaların değerlendirilmesi ve sözleşmelerin hangi şartlarda yapıldığının teknik anlamda tespiti açısından mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ancak bilirkişi ücretinin davacı tarafça yatırılmadığı anlaşılmakla, 06/06/2024 tarihli celsedeki davacı vekilinin beyanı da gözetilmekle sözlü yargılama aşamasına geçilerek yargılama sonlandırılmıştır.
Sözleşme maddelerinin yorumlanmasında ;
Sözleşmenin 26. Maddesinde, genel itibari ile yapımın gizliliği, sırlarının açığa çıkmasının önlenmesi ve yapımın başarıya ulaşabilmesi için yapımcı tarafından öngörülen tedbirlere yönelik hükümlerin düzenlendiği, bu noktadaki hükümlere aykırı davranılması halinde davacının cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, hükmün davacının kişilik haklarına ve genel ahlaka aykırı şekilde ekonomik özgürlüğünü ve geleceğini aşırı derecede kısıtlayan bir sözleşme hükmü niteliğinde olmadığı, sözleşmenin 27. 28. 29. ve 30. maddelerinde yapımın yayında olduğu süre ve son bölümünün yayınlanmasından itibaren 3 yıllık süre içerisinde davacı yarışmacının uyması gerekli hükümlerin kararlaştırıldığı, ayrıca sosyal medya kullanımına ilişkin yükümlülüklerin belirlendiği, yukarıda da açıklandığı üzere sözleşmede öngörülen amaç bakımından bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde, gerek süre , gerek gelir paylaşımı, gerekse de cezai şartın düzenleniş şekline bakıldığında, dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, hükümlerin, asıl edimin ifasının gerçekleştirilmesi ve zararın oluşumunun önlenmesi noktasında düzenlendiğinin kabulünün gerektiği, taraflarca hazırlama ilkesine tabi davada sektörel anlamda teknik inceleme yapılamadığı, hükümsüz olduğu iddia olunan sözleşme maddeleri dikkate alındığında maddelerin aşırı orantısız olmadığı, taraflardan birinin kişilik haklarına ve genel ahlaka aykırı şekilde ekonomik özgürlüğünü ve geleceğini aşırı derecede kısıtlayan hükümler niteliğinde olmadığı, iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğinde olduğu, kelepçeleme niteliğinde bir sözleşme olmadığı, açıklanan ve dosyada mevcut bilgi ve belgeler ışığında davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, daha önce ödenen 179,90 TL peşin harçtan artan kalan 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/09/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır