T.C
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/6 Esas
KARAR NO: 2023/96
DAVA: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ: 17/01/2022
KARAR TARİHİ: 21/11/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalarındaki beyanlarında özetle; Davacının; çok tanınmış ... markası başta olmak üzere ürünlerini Amerika Birleşik Devletleri, Porto Rico, Meksika, Kanada, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Ukrayna, Macaristan ve Romanya'da bağlı şirketleri vasıtasıyla doğrudan satış modeliyle tüketicilere sunmakta olduğunu, distribütörleri vasıtasıyla aralarında Fas, Tunus, Bangladeş, Belarus, Hırvatistan'ın da bulunduğu dünya genelinde 115 ülkeye ihracat gerçekleştirmekte olduğunu, ürünleri 350 milyon nihai tüketiciye ulaşmakta olduğunu, Davacının şirketin ... markası Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... sayı ile.... Sınıflarda tescilli olarak korunmakta olduğunu, marka tescil belgesinin bir sureti dilekçe ekinde sunulmakta olduğunu, bununla birlikte davacının ... ibaresi için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... sayılı marka tescilinin de sahibi olduğunu, Davacının ... ibaresi için halihazırda 2003 yılına uzanan marka tescilinin sahibi olduğu dikkate alınması gerektiğini... sayılı ... marka tescili ile korunmak istenen asli unsurun ... ibaresi olduğu şüphesiz olduğunu, davalıların kullanımları davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmekte olduğunu, davalıların kullanımları, davacının tescilli markası ile sunulan ürünleriyle benzer olduğunu, davacının ... marka ürünü ile davalıya ait ... marka ürün bir arada değerlendirildiğinde ilk anda fark edileceği üzere ... her iki ürünün de asli unsuru olarak yer almakta olduğunu, davalılara ait ürünlerin, davacıya ait ... ile iltibasa sebep olacak derecede benzer olduğu şüphesiz olduğunu, buna ilaveten ürünlerin pazarlama kanalları ve hitap ettiği tüketici kitlesi de tamamen aynı olduğunu, Hem davacının, hem de davalı doğrudan satış sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, yine, her iki taraf; kozmetik, kişisel bakım ve temizlik ürünlerinin doğrudan satışıyla iştigal etmekte olduğunu, Doğrudan satışın niteliği gereği davacı şirketin girişimci adını verdiği ve çoğunlukla bayanlardan oluşan satıcılar ürünleri anlatarak ve/veya göstererek kendi evlerinde, bir tanıdıklarının evinde veya kafe-restoran gibi mekanlarda tanıdıklarına ürünlerin satışını gerçekleştirmekte olduğunu, bu niteliği gereği doğrudan satış herhangi bir mesleki eğitim şartının aranmadığını, genellikle ev hanımlarının bütçelerine katkı sağlamak amacıyla tercih ettiği bir sektör olduğunu, Davacı şirkete ait markanın davalı şirketler tarafından üretilen ürünlerde haksız ve hukuka aykırı şekilde kullanılması ve bu ürünlerin satışa sunulması marka hakkına tecavüz teşkil etmekte olduğunu, tescilli bir marka, sahibine münhasır hak sağlamakta olduğunu, bu hak kapsamında marka sahibi markasının 3.kişiler tarafından kullanılmasını önleme hak ve yetkisine sahip olduğunu, teminatsız olarak ihtiyatı tedbir kararı verilmesini ürünlerin toplatılmasına ve internet sitesinin erişime engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesi ve aşamalarındaki beyanlarında özetle; davalılar ...Şirketi ile ... Şirketi'ne Davalı Şirket'e tebliğ edilmiş olduğunu, davaya konu edilen ürünler ... Şirketi'ne ait olduğunu, diğer davalı ... A.Ş. Yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmeli olduğunu, Davacı, huzurdaki davayı davalılar ...A.Ş. ve ... Şirketi'ne yönetlmiş olduğunu, oysa ki dava dilekçesinde bahsedilen ... Leke Çıkarıcı ürünü davalı ... şirketine ait olduğunu, söz konusu ürünlerin satışı da yine aynı şirkete ait internet sitesi üzerinden yapılmakta olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan fatura da ... tarafından düzenlenmiş olduğunu, bu kapsamda ...Sanayi firmasının dava konusu ürünlerin üretimi, satışı ve markaların kullanımları ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını davalı ...A.Ş. yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini talep etmekte olduğunu, Davalı şirket ..., Türkiye'nin en köklü kozmetik ailelerinden ... bünyesinde ticaret hayatına ... Marketin (“doğrudan satış”) alanında devam etmekte olduğunu, doğrudan satıştaki hedef tüketici kitlesi, ortalama tüketiciye göre bilgilenmiş bir tüketi olduğunu, nitekim doğrudan satış kişisel bir tanıtım faaliyeti olup, ürünlerin katalog üzerinden özel olarak tüketiciye tanıtılması olduğunu , ürün hakkında bilgilendirilmesi söz konusu olduğunu, davalı şirket, bu sektörün en önde gelen firmaları arasında yer almakta olup Türkiye'de ve dünyanın pek çok ülkesinde ürünleri tüketiciye ulaşmakta olduğunu, Davacının davasına dayanak gösterdiği marka “...” markası olduğunu, bu markada ayırt edici unsur “...” ibaresi olduğunu, korunmak istenen asli unsurunun “...” ifadesi olduğu yönündeki beyanları tamamen asılsız olduğunu, “...” markasından daha eski tarihli olan ... numaralı “...” markası Türk Patent ve marka kurumu nezdinde tescil edilmiş olduğunu, davacı dilekçesinde, davalıya ait “...” isimli ürünün kendisine ait “...” ürünü ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik içerdiğini, her iki üründe de ... ibaresinin kullanılmasının davacı şirketin marka hakkına tecavüz içerdiğini iddia etmekte olduğunu, öncelikle ifade etmek gerekir ki davacının huzurdaki davaya dayanak gösterdiği tescilli markası “...” markası olduğunu, davalı şirkete ait hiçbir üründe bu markanın kullanımı söz konusu olmadığını, davacı dava dilekçesinde, “...” şeklinde tescil edilmiş olan markada ayırt edici unsurun, korunmak istenen ve iltibas teşkil eden kısmın “...” ibaresi olduğu belirtilmişse de bu iddia açıkça hukuka aykırı olduğunu, burada ayırt ediciliği sağlayan ifade açıkça “...” ibaresi üzerine yoğunlaşmakta olduğunu, Nitekim Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde, koruma tarihi davacı tarafın markasından daha eski olan ... numaralı ve yine ... sınıflarda tescil edilen “...” markası bulunmakta olduğunu,“...” markası daha eski tarihli bir tescil ile korunmaktayken, “...” ibaresinin tescil edilebilmesi, “...” ifadesinin davacının markasında ayırt edici unsur olmadığını açıkça göstermekte olduğunu, nitekim davacının markası tescil edilmeden önce 6769 sayılı SMK'nın 5 ve 6. maddeleri kapsamında incelemeye tabi tutulmakta olup, “...” markasına rağmen “...” markası tescil edilebilmiş olduğunu, ... numaralı ... markası davacı adına tescilli ... numaralı ... markası bununla birlikte davalıya ait ürünlerin üzerinde yer alan “...” markası da Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tescil numarasıyla, ... Sınıftaki mallar yönünden tescil edilmiş olduğunu, hal böyleyken davalının dava konusu ürün üzerindeki kullanımı tamamen meşru bir hakka dayanmakta olduğunu, “...” ifadesi temizlik sektöründe birçok ürünün isminde yer almakta olduğunu, sektörde bir teknolojiyi ve ürünlerin kimyasal içeriklerini nitelendirmek amacıyla kullanılmakta olduğunu, piyasadaki oksijen bazlı hemen hemen tüm temizlik malzemelerinin üzerinde “...” ibaresine rastlanmakta olduğunu, Oksijen bazlı temizlik malzemeleri, diğer temizlik ürünlerine kıyasla daha etkili sonuçlar vermekte ve birçok bilinir marka bu teknolojiyi kullanmakta olduğunu, etkilerinin daha fazla olması ve sıradan temizlik malzemelerine göre daha etkili olması nedeniyle bu kategoride yer alan tüm oksijen bazlı ürünlerde, oksijeni vurgulamak amacıyla “...” ifadesi açıkça ürünler üzerine sergilenmekte olduğunu, sektörün en ünlü markalarının isminde “...” ifadesini de geçiren bir ürünü piyasaya sürmüş durumda olduğunu, “...” kelimesi markayı tanımlamaktan ziyade bu teknolojiyi ve ürünün kimyasal içeriğini nitelendirmekte olduğunu, Aşağıda ürünlere ilişkin görseller mahkemenizin dikkatine sunulmuş olduğunu, Görüldüğü üzere “...” ifadesi, bir teknolojiyi ve ürünün kimyasal içeriğini nitelendirmek amacıyla kullanılmakta olduğunu, davacı tarafın tescilli ... markasının bu ifade üzerinde herhangi bir koruma sağladığı iddiasının hiçbir hukuki karşılığı bulunmamakta olduğunu, bahse konu tescil, “...” ifadesi için de herhangi bir koruma sağlamadığı, aynı isimle daha erken tarihli bir marka tescilinin bulunması da göz önünde bulundurularak işbu davanın reddi gerektiği açık olduğunu, Bilindiği üzere marka hukukuna hakim ilkelerden biri uyarınca bir markanın, sicilde tescil edildiği şekilde kullanılması zorunluluğu bulunmakta olduğunu, davacı tarafa ait, Türk Patent nezdinde ...numarasıyla tescilli “...” markası düz yazı şeklinde, aşağıda gösterildiği font ve düzende tescil edilmiş olduğunu, söz konusu markaya ilişkin davacı tarafından tescil edilmiş bir şekil markası bulunmamakta olduğunu, davacı taraf, ürünleri üzerinde söz konusu markayı tescil edildiği şeklin dışında, birtakım renk ve kompozisyonlarda kullanılmakta olduğunu, bu sebeple söz konusu marka, tescil edildiği haliyle kullanılması kaydıyla marka sahibine koruma sağlamalı olduğunu, davacı, markanın ürün üzerindeki kullanılış şekli üzerinde durmuş, her iki “...” yazısının da benzer yazı tiplerine sahip olduğunu zorlama bir şekilde iddia etmiş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için Davacı tarafın markasının bu korumaya sahip olduğunun kabulü halinde dahi, ürünler üzerindeki marka kullanımı arasında bir benzerlik bulunmadığı ilk bakışta görülmekte olduğunu, davalı Şirket'in ürünü “...” ve “...” markalarını taşımakta olup, “...” ibaresiyle üzerinde bulunan “...” ifadesi çok daha farklı bir yazı tipi ile yazılmış ve “...” ile “...”kelimeleri alt alta gelecek şekilde düzenlenmiş olduğunu, ayrıca yazıların ürün üzerindeki yerleşimi, yazılar arkasında kullanılan zemin, ürün ve etiketin renkleri de incelendiğinde her iki ürün arasında ciddi bir farklılık bulunduğu aşikar olduğunu, Kaldı ki uyuşmazlık konusu ürünlerin, hedef kitle olan bilgilenmiş kullanıcı nezdinde birbirinden ayırt edici olduğu ilk bakışta fark edilebilmekte olduğunu, ürünlerin renkleri, yazılar, diğer şekiller ve amblemlere bakıldığında açıkça ürünlerin farklı markalar olduğu belli olmakta olduğunu, davacı taraf, yalnızca düz yazıyla tescil ettirdiği “...” ifadesinin yazılış şeklinin de korumaya dahil olduğu sanrısıyla birtakım iddialarda bulunduğunu, ürünlerin tamamı karşılaştırıldığında gerek renk, gerekse ibarelerin ürün üzerindeki yerleşimi olarak birbirini andırmadığını, yalnızca üzerlerinde ortak bir ifade olarak “...” ifadesinin yer aldığı, ... ifadesinin ürünün kimyasal yapısına atıf olması ve sektörde çok kullanılan bir ifade olması ve buna ek olarak yazıların ve şekillerin birbirinden bambaşka olması nedeniyle ortada iltibas yahut tecavüze ilişkin herhangi bir durumun söz konusu olmadığı görülmekte olduğunu Davalı.... A.Ş ile davacı firma arasında ...1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi ...Esas ... Karar sayılı dosyanın görüldüğünü, yapılan yargılama neticesinde davacının, davalı şirket adına tescilli ... markasını kullanarak davalının marka hakkına tecavüz ettiği tespit edilmiş olduğunu, bu eylemleri neticesinde doğan toplamda 315.000 TL maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmiş olduğunu, Bu karar üzerinde davacı firma, tamamen intikam amacıyla ve kötüniyetli olarak davalı aleyhine haksız ve dayanaksız davalar ikame etmeye başlamış olduğunu, ilk olarak ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dava ile davalıya ait markaların hükümsüzlüğünü talep eden davacı, ardından da huzurdaki davayla gerçeğe aykırı tecavüz iddialarını öne sürdüğünü beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Tedbir kararı: Davacının dava dilekçesinde tedbir talebinde bulunduğu, mahkememizce bilirkişi raporu alındıktan sonra yaklaşık ispatın varlığı göz önüne alınarak 14/03/2023 tarihli ara karar ile tedbir kararı verildiği anlaşılmıştır.
Deliller:
TPMK kayıtları : TPMK'dan davacı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli marka, ...tescil numaralı "..." ibareli marka ile davalı adına tescilli bulunan ...tescil numaralı "..." ibareli marka ve dava dışı ... tescil numaralı " ..." ibareli markanın tescil kayıtları dosya arasına getirtilmiştir.
... 1. FSHHM ... Esas... Karar sayılı dosyası : Dosya arasına alınan dosyanın incelenmesinde ...A.Ş. Tarafından ... Şirketi'ne karşı markaya tecavüz davası açıldığı, yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
... 4.FSHHM ...Esas sayılı dosyası : Davacı ...Tic. A.Ş. Tarafından davalı ... A.Ş'ye karşı marka hakkına tecavüz davası açıldığı ve halen derdest olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu : Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda özetle; Davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “www...com.tr” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 09.02.1996 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde davaya konu “...” ibareli ürünün aktif olarak yayında olduğu ve satışının yapıldığı, Davalıya ait olduğu belirtilen internet web sitesinin “...” ... (Ana Alan Adı) URL adresine ait, alan adı altında Subdomain (Alt Alan Adı) olarak “...” oluşturulmuş bir site olduğu ve sitenin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 24.12.2010 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde davaya konu “...” ibareli ürünün aktif olarak yayında olduğu ve satışının yapıldığı, davaya konu ürünün yayınlandığı “...” internet web sitesi ile organik bağı olduğu anlaşılan “...” alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının sahibinin "... A.S." isimli firma adına kayıtlı olduğu, bu kapsamda davalının ... A.S. yönünden ileri sürdüğü husumet itirazının 6769 Sayılı SMK” nın 7/d Maddesi uyarınca yerinde olmadığı, ... numaralı * ...” ibareli kelime markasının ... tarihinde davacı ...Tic. A.Ş. Adına başvurusunun gerçekleştirildiği, markanın aşağıda yer verilen 03. Ve 05. Sınıf mal emtialarında 15.12.20121 tarihinde tescil edildiği ve markanın güncel koruma süresi içerisinde olduğu, ..." ve “...” ibareleri, markaların kullanım alanı olan TEMİZLİK sektörü için ayrı ayrı değerlendirildiğinde tanımlayıcı ibareler olarak algılanabilecek ise de, “...” kelime öbeği olarak birlikte değerlendirildiğinde temizlik ürünleri için jenerik bir ibare olduğunu söylemenin mümkün olmadığı; ...numaralı “...” ... ibareli kelime markasının davacı adına tescille 03. Sınıfta korunmak olduğu gözetildiğinde, davalının tescilsiz kullanımlarının, davacı yanın marka haklarını ihlal eder nitelikte olduğu, 6769 Sayılı SMK' nın 7/2 b ve 7/3 d madde atfı ile 6769 Sayılı SMK' nın 29. Maddesi uyarınca davacının marka hakları ihlal edilmekte olduğu yönünde görüş ve kanaate ulaştıkları anlaşılmıştır.
Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arsındaki uyuşmazlık davalıların davacı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markaya tecavüzün olup olmadığının tespiti, tecavüz var ise tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve tedbir kararı verilmesi ve hükmün ilanının gerekip gerekmediğine ilişkindir. Davacı taraf, davacı adına tescilli bulunan "..." ibareli markaya davalılara ait "..." ibareli markalı ürünlerin kullanılmasının markaya tecavüz niteliğinde olduğunu belirterek davanın kabulünü savunmuştur. Davalı taraf ise davaya konu edilen ürünlerin ...Ticaret A.Ş ünvanlı şirkete ait olduğunu, diğer davalı yönünden husumetin bulunmadığını, davacının markasında "..." ibaresinin asli ve ayırt edici unsur olduğunu, "..." ibaresinin bir çok temizlik ürününde kullanıldığını, davacının markası ile davalı kullanımlarının iltibas niteliğinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Gerekçe : Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ... tescil numaralı "..." ibareli marka, ... tescil numaralı "..." ibareli markaların davacı adına; ...tescil numaralı "..." ibareli markanın davalı adına TPMK nezdinde tescilli olduğu, ...tescil numaralı " ..." ibareli markanın ise dava dışı şahıs adına tescilli olduğu, dosya arasına alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre davacı adına tescilli markanın ürün görselleri ile ... internet sitesinde yer alan ürünlerin ayrıntılı olarak karşılaştırıldığı, ürünlerin benzer nitelikte olduğu, taraf markalarının aynı sınıflarda tescil edildiği, ürünlerin niteliği ve benzerliği göz önüne alındığında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu bu hali ile dava dışı şahıs adına tescilli bulunan markanın davalı tarafça kullanılmasının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalının davaya konu edilen ürünlerin ... A.Ş ünvanlı şirkete ait olduğunu, diğer davalı yönünden husumetin bulunmadığı iddiası yönünden yapılan incelemede; dosya arasına alınan bilirkişi raporunda davaya konu edilen ürünlerin bulunduğu ... isimli internet sitesi ile ... alan adlı internet sitesinin davalı şirketlere ait olduğu, ... isimli internet sitesine girilirken ... adresine yönlendirme yapıldığı bu hali ile her iki davalı arasında organik ve yönetimsel bağ bulunduğu anlaşılmakla davalının bu davalı yönünden husumet itirazının reddi gerekmiştir.
Markaya tecavüz iddiası bakımından yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalıların ... şeklindeki kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile;
-Davalıların ... şeklindeki kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin tespiti ile markaya tecavüz fiillerinin DURDURULMASINA VE ÖNLENMESİNE,
2-Mahkememizce yargılama sırasında verilen TEDBİR KARARININ AYNEN DEVAMINA,
3-Davalıların davacının marka hakkına tecavüz niteliğindeki ürünlerin, ürünlerin ambalaj ve yapımında, tanıtımında kullanılan vasıtaların, malzemelerin ve tanıtım evraklarının kullanımının DURDURULMASINA,
4-Davacı adına tescilli markaya tecavüz ettiği tespit edilen... ibareli ürünlerin ve ürünlerin üretiminde kullanılan kalıp, ambalaj ve malzemelere EL KONULMASINA, karar kesinleştiğinde masrafı davalılardan karşılanmak üzere imhasına,
5-Hüküm özetinin karar kesinleştiğinde masrafların davalılardan alınarak Türkiye'de yayın yapan en yüksek tirajlı 3 gazeteden birinde İLANINA,
6-Alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından 80,70 TL'nin düşümü ile kalan 189,15 TL harcın davalılardan müştereken alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
7-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harç+ 80,70 TL başvuru harcı+ 5.250,00 TL bilirkişi ücreti+ 171,50 TL posta giderleri olmak üzere toplam 5.582,90 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.21/11/2023
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır