T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/124
KARAR NO: 2024/144
DAVA: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/04/2021
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı ... A.Ş.'nin davacı müvekkili tarafından yazılan ve yönetilen “... ” filminin çekimlerinin, post prodüksiyonunun tamamlanması, vizyona girmesi ve her türlü format ve belirli mecralarda yayınlanması konusunda 4 Şubat 2011 tarihinde bir sözleşme imzaladıklarını, davacı müvekkilinin sözleşmenin bazı hükümlerinin değiştirilmesi amacıyla 9 Nisan 2012 tarihinde bir zeyilname imzaladıklarını, bu zeyilname tahtında ... filmine dair FSEK'de yer alan hakların kullanımı, gelir paylaşımı ve coğrafi sınırlarının taraflarca yeniden düzenlendiğini, Zeyilnamenin 4. Maddesine göre “Yapımcının Eserin mali hak ve komşu hak sahipleri olan yönetmen, özgün Müzik bestecisi, senaryo ve diyalog yazarı ile oyuncular ve diğer komşu hak sahiplerinden devraldığı, esere ilişkin FSEK'te sıralanan 21.maddesinde saptanmış olan İşletme Hakkını, 22.maddesinde belirtilmiş olan Çoğaltma Hakkını, 23. Maddesinde saptanan Yayma Hakkını, 24. Maddede saptanan Temsil Hakkını ve 25. Maddede saptanmış olan İşaret, Ses ve/ veya Görüntü Nakline Yarayan Araçlarla Umuma İletim Haklarını bütün unsurlarıyla kapsayacak şekilde ve bunlarla ilgili olarak yasanın kullanım haklarının devrine izin verdiği manevi haklarını, başkalarını da bu haklardan yararlanma konusunda yetkilendirme veya bu şahısları münhasıran kendisine tanınan hakları kullanmaktan men etme ve durdurma yetkisini, 3.kişi ya da kuruluşlara devir hakkı, yurtiçinde ve yurtdışında umumi mahallerde umuma arz, birden fazla gösterim, sesli- sessiz görüntülü vasıtalarla çoğaltma, ticaret mevkiine koyma ve yayım/yayını haklarını 04.02.2011 tarihli sözleşme ile sınırlanmış bölge dahilinde, süre ve muhteva sınırlaması olmaksızın şekilde münhasıran ...'ye devredecektir.” şeklinde yer aldığını, Zeyilnamede yer alan 5. Madde uyarınca sözleşme ile değiştirilemeyen hükümlerin geçerli ve bağlayıcı olduğunu, 04 Şubat 2011 tarihli Sözleşmenin Cezai Şart başlıklı 7. Maddesine göre 500.000 USD cezai şartın hükme bağlandığını, ... filminin, sadece yukarıda sayılan ve sözleşmeler tahtında yayın haklarının davalıya devredilen coğrafi bölgede değil; taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olarak ...'in faaliyette olduğu 190 ülkede yayına girdiğini, davalı ...'nin, davacıdan izin almadan, davacının hak sahibi olduğu 175 ülkede dijital ortamda umuma erişim sağlama hakkını ...'e devrederek FSEK 25. Maddesi ve taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal ettiğini, davacının FSEK 68 maddesi uyarınca rayiç bedelin 3 katını talep ettiğini, ihlal edilen manevi haklarından ötürü manevi tazminat talep ettiğini, sözleşme ile düzenlenen cezai şart bedelini (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 15.000,00USD cezai şart bedelinin davalıya 04 Kasım 2020'de tebliğ edilen ihtarname itibariyle ticari temerrüt faiziyle birlikte) talep ettiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında 04.02.2011 tarihli ortak yapımcılık sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme ile davacının, gerek eser sahibi olarak, gerek ortak yapımcı olarak müvekkili ile birlikte ... isimli eserin vücuda getirilmesi ve vizyona girmesi, daha sonra da bu sinema filminden ticari olarak her iki tarafın da kazanç sağlayabilmesinin şartlarının tespit edildiğini, bu sözleşmede, müvekkiline eser üzerinde FSEK ile tanımlanan tüm mali hakların devrinin taahhüt edildiği ve bu hakların kullanımından gelir elde edebileceği bölgelerin de ayrıca belirlendiğini, müvekkilinin, ilgili sinema filminin vücuda getirilmesi için bütün finansmanı sağladığını, yatırım yaptığını, para harcadığını ve eser vücuda getirildikten sonra, davacı ile müvekkili arasında 09.04.2012 tarihli ikinci bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin 4. Maddesinde açık düzenlemenin mevcut olduğunu, Madde 4 Tarafların Hak ve Yükümlülüğü maddesinde; "..., taraflar arasında 04.02.2011 tarihinde imzalanmış olan sözleşmede kendisine düşen bütün yükümlülüklerini yerine getirmiş ve tüm ödemeleri tam olarak gerçekleştirmiştir. Yapımcının ilk sözleşme tahtında ... den herhangi bir alacağı kalmadığı gibi ...'yi ilk sözleşme tahtındaki yükümlülüklerinden dolayı gayrıkabi rücu ibra eder" Maddesinde görüleceği gibi davacının, müvekkilini 04.02.2011 tarihli sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerinde ibra ettiğini, ayrıca ikinci sözleşme ile tarafların, müvekkilinin eser üzerindeki mali hakları kullanarak gelir sağlayacağı coğrafi alandaki gelir payını artırdıklarını, eser üzerindeki mali hakların müvekkiline devredildiğini, davacının Türk vatandaşı olmadığını, müvekkiline açılan dava nedeniyle müvekkilinin uğraması muhtemel zararları karşılayıp karşılamayacağını belli olmadığından sayın mahkeme tarafından takdir edilecek bir teminatın davacı tarafından mahkemeye sunulmasına karar verilmesini, davacının FSEK 68. Maddesi uyarınca rayiç bedelin 3 katını talep etme hakkı olmadığını, davacının ihlal edilen bir manevi hakkının olmadığını, davacının cezai şart talep etmesinin mümkün olmadığını, ilgili talebin zamanaşımına uğradığını, bu savunma kabul edilmez ise, tutarın sayın mahkeme tarafından hak ve nefaset ilkesi gözetilerek, davacı için sebepsiz zenginleşmeye neden olmayan bir tutar olarak tespitini, talep edilen cezai şart tutarının fazlasının reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Cevaba cevap: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu 12.10.2012 tarihli belgede, mali hakların yerel ve uluslararası devir hakkının davalıya devredildiğini iddia ettiğini, ancak söz konusu belgenin “Konu” başlıklı 2. Maddesinde hakların Türkiye bölgesi için devredildiğinin açıkça ifade edildiğini, bununla beraber söz konusu belgenin son maddesinde 09.04.2021 tarihli sözleşmeye atıfta bulunularak “Tarafların imzaladıkları 09.04.2021 tarihli sözleşme tahtındaki hakları saklı tutulmuştur.” denildiğini, davalının iddia ettiği gibi mali hakların davalıya uluslararası alanda devredilmediğini, sadece Türkiye için devredildiğini, bu hususun taraflarca imzalanan üç sözleşmesel enstrümanda da şüpheye yer vermeyecek şekilde açık düzenlendiğini, davalıya yurt içinde ve yurt dışında üçüncü kişilere devir hakkı verilmesini Türkiye'ye dair, devredilen hakları üçüncü kişiye devretmeyi kastettiğini, davacının Türk vatandaşı olduğunu, yabancılık teminatı talebinin de dayanaktan yoksun olduğunu, FSEK 68. Maddesi uyarınca rayiç bedelin üç katını talep etme hakkının doğduğunu, müvekkilinin manevi haklarının ihlal edildiğini, cezai şartın zamanaşımına uğramadığını, hem sözleşme hükümlerinin hem de müvekkilinin FSEK nezdindeki haklarının ihlal edildiğini, HMK 109 uyarınca kısmi dava açılmasının feragat anlamına gelmediğini, taraflar arasındaki zeyilnamede belirtildiği gibi cezai şart hükmünün de taraflar arasında halen geçerli ve bağlayıcı olduğunu, tacir davalının cezai şartı kendisinin belirlediğini, söz konusu meblağın davalının mahvına sebep olabilecek bir miktar olmadığını beyan ederek dava dilekçesindeki taleplerini yinelemiştir.
İkinci cevap: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacının Türk vatandaşı olduğunun ifade edildiğini, bunu tevsik eden herhangi bir belge sunulmadığını, Sayın mahkeme tarafından, davacının Türk vatandaşı olduğuna dair tespit yapılana kadar davacının yabancılık teminatı sunması gerektiğine dair itirazların baki olduğunu, davacının FSEK 68. Maddesi uyarınca rayiç bedelin 3 katını talep etme hakkı olmadığını, davacının ihlal edilen bir manevi hakkını olmadığını, davacının cezai şart talep etmesinin mümkün olmadığını, ilgili talebin zamanaşımına uğradığını beyan ederek cevap dilekçesindeki taleplerini yinelemiştir.
Islah dilekçesi : Davacının 25/03/2024 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ettiği ve dava değerini cezai şart bakımından 500.000,00 USD, FSEK 68 tazminatı olarak 160.000,00 TL'ye yükselttiği anlaşılmıştır.
Deliller
Taraflar arasında imzalanan 04/02/2011 tarihli sözleşme ile 09/04/2012 tarihli sözleşme örnekleri dosya arasına alınmıştır.
Davacı tarafça davalıya gönderilen ihtarname ile davalının ihtarnameye cevabı dosya arasına alınmıştır.
Bilirkişi raporu:
22/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "Davalı tarafından sözleşmeye aykırı davranılmasından ötürü davacının cezai şarta hak kazanabileceği, davacının dava konusu sinema eseri üzerinde FSEK kapsamında eser sahipliğinden ve bağlantılı hak sahipliğinden kaynaklanan haklara sahip olduğu, davalı tarafından sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle davacının FSEK'ten kaynaklanan haklarının ihlal edilmiş olduğu, rayiç tazminat miktarı açısından dava konusu “...” isimli sinema filmi için ... ile yapılan anlaşmadaki tüm dünya lisans bedelinin 36 aylığına 50.000 USD olduğu, 1 ay yayında kaldığı ve yayından kaldırıldığı kabul edilmiş olduğundan, işbu raporun mali inceleme kısmında detaylı sunulan hesaplamaya göre bir aylık kullanım bedeli olarak 1.388 USD, mahkemenin takdiriyle 3 katına hükmedilmesi halinde toplam 4164 USD tazminat talep edebileceği" görüş ve kanaatini bildirmiştir.
20/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda ayrıntılı ve gerekçeli değerlendirme yapılmış olup, "Taraflar arasında akdedilmiş olan 04.02.2011 tarihli ilk Sözleşmenin “Cezai Şart” başlıklı 7nci maddesi hükmüne göre. “Taraflardan herhangi birinin işbu sözleşme ile yüklenmiş bulundukları edimleri yerine getirmemeleri ya da sözleşmede yer alan taahhütlerine aykırı davranmaları halinde karşı tarafın 500.000 USD Cezai Şarta hak kazanacağını kabul, beyan ve taahhüt ederler”.
İfa Yerine İstenebilen Cezai Şart” denilen bu Cezai Şart türü, TBK. md. 179/f.1 hükmünde şu şekilde düzenlenmiştir: “Bir Sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir”.
Taraflar arasındaki Sözleşmenin 7'nci maddesinde düzenlenmiş olan Cezai Şartın, TBK. Md. 179/f.1'de düzenlenmiş olan “İfa Yerine İstenebilen Cezai Şartı” (diğer bir deyimle, “Seçimlik Cezai Şart”) niteliğinde (türünde) olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmede ifa yerine İstenebilen Cezai Şartın kararlaştırılmış olduğu hallerde, Cezai Şart Yaptırımına bağlanmış olan Asıl Borcun hiç ifa edilmemesi veya gereği gibi ifa edilmemesi (ihlal edilmesi) halinde, Cezai Şartın alacaklısı “Seçimlik Hakka” sahip olur. Bu seçimlik hakkı uyarınca, ya cezai şart yaptırımına bağlanmış olan Asıl Borcun ifasını (yerine getirilmesini) isteme, ya da Cezai Şartın ifasını isteme hakkına sahip olur. Bunlardan dilediğini seçme ve isteme hakkına sahip olur. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
Dava dosyası içeriği ve taraf beyanları incelendiğinde, davacı ile davalı arasındaki 04.02.2011 tarihinde akdedilmiş olan ve 09.04.2012 tarihinde bazı hükümlerinde değişiklik yapılmış olan Sözleşmenin (ki bu sözleşme, niteliği itibariyle “kanunda düzenlenmemiş- atipik bir sözleşme” niteliğindedir), davacı tarafından davalıya 02.11.2020 tarihli İhtarnamenin keşide edildiği tarihte hala sona ermemiş (taraflarca feshedilmemiş) olup, yürürlükte olduğu anlaşılmaktadır. Davacının işbu ihtarnamedeki beyan ve talepleri incelendiğinde; davacının hala sözleşmenin feshini talep etmediği, davalının sözleşmeden kaynaklanan borçlarının ifasını (filmin gelirlerinden davacının payına düşen kısımların ödenmesini, gerekli olan hususlarda davacının bilgilendirilmesini vb.) talep ettiği ve taraflar arasındaki sorunların Sulh yolu ile haledilmesi için davalıyı görüşmeye davet ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim davacı, Davacı Dilekçesinde (sayfa 2'de 2.3 nolu kısımda) yer alan; “..Davacı müvekkil tarafından Davalı'ya keşide edilen 2 Kasım 2020 tarihli ihtarname ile Sözleşme hükümlerinin ihlal edildiği ihtaren bildirilmiş ve taraflar arasındaki Sözleşme uyarınca uyuşmazlığın sulh yolu ile halli için Davalı görüşmeye davet edilmiştir” şeklindeki beyanından da bu husus anlaşılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
Dolayısıyla da davacının, TBK. md. 179/f.1'de kendisine tanınmış olan Seçimlik Hakkı, cezai şart yaptırımına bağlanmış olan Asıl Borcun ifasını (yerine getirilmesini) isteme yönünde kullandığı, seçimini bu yönde yaptığı anlaşılmaktadır. Davalının ise, davacıya keşide ettiği 09.11.2020 tarihli ihtarnamesinde, davacının bu talebini reddetmediği, sadece, davacının ihtarnamesinde davalıya yönelttiği ithamlara itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumlar karşısında, TBK. md. 179/f.1'de kendisine tanınmış olan Seçimlik Hakkı, cezai şart yaptırımına bağlanmış olan “Asıl Borcun İfasını İsteme” yönünde kullanmış olan (işbu
Seçimlik hakkı kullanmayı seçmiş/tercih etmiş olan) davacının, “Cezai Şartın ifasını” talep etme hakkına sahip olmadığı, kanaatine varılmaktadır." şeklinde görüş sunulmuştur.
Dava ve uyuşmazlık: Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan ve daha sonra revize edilen sözleşmeye uyulmaması iddiası ile sözleşmede belirtilen cezai şartın tahsili, sözleşmenin ihlali nedeniyle uğranılan zararın FSEK 68 madde kapsamında tazmini ile manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı taraf dava konusu edilen filmin davalı tarafça izinsiz bir şekilde sözleşmeye aykırı olarak davalının yetki alanı dışında umuma iletildiği belirterek cezai şart ve maddi ve manevi tazminat şartlarının oluştuğunu belirterek davanın kabulünü, davalı ise davanın reddini savunmuştur.
Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; taraflar arasında 04/02/2011 tarihinde dava konusu edilen "..." isimli filmin çekilmesi, umuma arz edilmesi ile ilgili olarak sözleşme imzalandığı, bu sözleşmeden sonra 04/02/2012 tarihinde sözleşmenin bazı hükümlerinin değiştirilmesine ilişkin sözleşme imzalandığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki dava bakımından çözülmesi gereken konular; davalı tarafça sözleşmenin ihlal edilip edilmediği, sözleşme ihlal edildiyse davacının cezai şarta hak kazanıp kazanamayacağı, FSEK 68 gereğince davacının maddi zarar talep edip edemeyeceği ve sözleşme ihlali var ise davacının manevi zarar talebinde bulunup bulunamayacağına ilişkindir.
Sözleşmenin ihlali bakımından yapılan değerlendirmede; taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin sözleşme hükümleri incelendiğinde; 04/02/2011 tarihli sözleşmenin 4. Maddesi gereğince davalının film üzerindeki haklarının yetki alanı olarak belirlendiği, 09/04/2012 tarihli sözleşmenin 5. Maddesi gereğince taraflar arasındaki 04/02/2011 tarihli sözleşmenin değiştirilmeyen hükümlerinin taraflar için bağlayıcı olduğu belirtildiğinden; davalının film üzerindeki haklarının belirlenen yetki alanı içerisinde olduğu, dosya kapsamı tarafların dilekçeleri ve ihtarname ve cevabi ihtarname dikkate alındığında davalı tarafça dava konusu edilen filmin yayınlanması için dava dışı ... şirketi ile sözleşme imzalandığı ve filmin davalının yetki alanı dışında yer alan ülkelerde yayınlandığı ve hususun maddi hatadan kaynaklandığı belirtilerek filmin yayınlandığı ülkelerin kısıtlandığı bu hali ile filmin davalının yetki alanı dışında yer alan ülkelerde kısa bir süre yayınlandığı anlaşılmakla sözleşmenin ihlal edildiği açıktır. Bu husus dosya kapsamında davalının davacıya göndermiş olduğu cevabi ihtarname ve cevap dilekçesinde de davalının kabulündedir. Bu hususun dosya kapsamında alınan 22/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği anlaşılmakla davalının dava konusu edilen filmi dava dışı şirket üzerinden yetki alanı içerisinde yer almayan ülkelerde yayına sokması nedeniyle sözleşmeyi ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.
Cezai şart bakımından yapılan incelemede; taraflar arasında düzenlenen 04/02/2011 tarihli sözleşmenin 7. Maddesinde tarafların sözleşmede yer alan taahhütlerine aykırı davranmaların halinde 500.000 USD cezai şart ödeneceğinin hükme bağlandığı anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu'nun 179. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir cezai şart kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir." hükmü mevcut olup, madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere sözleşme gereği hiç ya da gereği gibi yerine getirilmediği takdirde aksine kararlaştırma yoksa alacaklı ya edimin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir. İkisini birarada talep etmesi mümkün değildir. Borçlar Kanunu'nun 179. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” hükmünü taşıyan eklenen şartta ise, alacaklı akdin ifası ile birlikte cezai şartın ödenmesini de talep edebilir. Bu açıklamaların ışığı altında dava konusu olaya bakacak olursak, taraflar arasındaki Sözleşmenin 7. Maddesinde yer alan hüküm ile kararlaştırılan cezai şart, ifa yerine geçen cezai şart niteliğindedir. (Bkz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/32027 esas 2016/4546 karar sayılı ilamı )
Cezai şart istenebilmesi için hangi şartların oluşması halinde cezai şart ödeneceğinin sözleşme ile hükme bağlanması gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/18119 esas 2019/6122 karar sayılı ilamı )
Cezai şart ile yukarıda alıntılan Yargıtay kararları ile dosya kapsamında alınan 20/02/2024 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki 04/02/2011 tarihli sözleşmenin 7. Maddesinde yer alan cezai şartı belirleyen hükmün hangi şartlarda ödeneceğinin net olarak kararlaştırılmadığı, ayrıca hüküm içeriği incelendiğinde ifaya yerine geçen cezai şart niteliğinde olduğu anlaşılmakla davacının cezai şart talebine ilişkin davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
FSEK 68. Madde tazminatı bakımından yapılan değerlendirmede; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları irdelendiğinde davalı tarafça sözleşmenin ihlal edildiğinin açık olduğu ve bu kapsamda davacının maddi tazminata hak kazanacağı anlaşılmakla; bilirkişi raporunda USD olarak belirlenen tazminatın dava tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek üç katının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Manevi tazminat talebi bakımından; davacının da hak sahibi olduğu filmin davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak yetki alanında dışında yayına sunulduğu anlaşılmakla davacının manevi haklarının ihlal edildiği anlaşılmakla davacı lehine makul bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda yukarıda yapılan açıklamalar dışında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle;
1-Davanın kısmen kabulü ile davacının 68. Maddedeki tazminat talebi bakımından açılan davanın kısmen kabulü ile hesaplanan telif tazminatının 3 katı oranına tekabül eden 56.672,50 TL telif tazminatının 04/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacının cezai şart talebinin reddine,
3-Davacının manevi tazminat talebi bakımında açılan davanın kısmen kabulü ile takdiren 40.000 TL manevi tazminatın 04/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Davacı tarafından yatırılan 4.909,52 TL peşin harç+ 266.672,90 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 271.582,42 TL harçtan, alınması gereken 6.603,69 TL harcın düşümü ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, artan 264.978,73 TL 'nin davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan 6.603,69 TL karar ve ilam harcı+ 59,30 TL başvuru harcı+ 19.000,00 TL bilirkişi ücreti+ 346,10 TL posta/ tebligat giderleri olmak üzere toplam 26.036,09 TL'nin kısmen kabul kısmen red oranına göre 159,70TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Telif tazminatı davası yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Manevi tazminat davasında kabul edilen kısım yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Manevi tazminat davasında reddedilen kısım yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacının reddedilen cezai şart talebi yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 459.554,54 vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın, karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.16/05/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır