T.C.
İSTANBUL
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/228
KARAR NO: 2025/293
DAVA: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/11/2024
KARAR TARİHİ: 03/12/2025
Mahkememizin 2024/240 Esas sayılı dosyası ile birleşen Mahkememizin 2025/73 Esas sayılı dosyasının, mahkememizin 2024/240 Esas sayılı dosyasından tefrik edilmesine karar verilmiş, mahkememizin yukarıda belirtilen 2025/228 Esas sırasına kaydolunan tazminat (Fikir ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesi: Davacı vekili, müvekkili ...’ın icracı sanatçı ve başrol olduğu birçok yapımın ve bu yapımlardan elde edilen kesitlerin, komşu haklara dair yasal düzenlemenin vazedilmesinden sonra çeşitli internet veya televizyon mecraları başta olmak üzere, ... gibi formatlarda çoğaltım sureti dahil olmak üzere yayınlandığını, çoğaltıldığını, satıldığını, umuma arz edildiğini, erişime açıldığı ve davalı yanca bu doğrultuda çok ciddi gelirler elde edildiğini, müvekkilinin bu eylemlerden kaynaklı olarak maddi ve manevi zarara uğradığını, davalı aleyhine ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... esas sayılı dava ile aynı konu ile ilgili tedbir talepli bir dava açıldığını ve dosyanın halen derdest olması nedeniyle aralarında fiili ve hukuki bağ bulunan ve tarafları da aynı olan ilgili dosya ile birleştirilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 2024/240 Esas sayılı dosyası ile birleşen Mahkememizin 2025/73 Esas sayılı dosyasının, mahkememizin 03/12/2025 tarihli kararı ile dosyanın mahkememizin 2024/240 Esas sayılı dosyasından tefrikine karar verilmiş ve dosya yukarıdaki esasa kaydolunmuştur.
Davanın, davacının mali ve manevi haklarına sahip olduğunu iddia ettiği dizinin izinsiz olarak kullanımı nedeniyle hak ihlalinden doğan telif hakkı tazminatı ve manevi tazminat talepli olduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK m.4 uyarınca;
"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a)Bu Kanunda,
b)Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c)11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
Davalının tüzel kişi tacir niteliği ticari işletmesini ilgilendirdiğinden, somut davanın ticari dava niteliğinde olduğu ve istisna kapsamına girmediği anlaşılmıştır.
TTK'nın 5/A maddesindeki düzenlemeye göre, "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir."
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesinde "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü düzenlenmiştir.
Açıklanan hükümler karşısında davacının, arabuluculuğa tabi olan bu davayı açtığı tarih itibariyle arabuluculuğa başvurmadığı ve nitekim arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmasını dava tarihi itibariyle imkansız hale getirdiği ortaya çıkmıştır. Mahkememizde görülen dava öncesi bu tutanak mevcut olmadığından dava şartı eksikliğinin bu aşamada giderimi mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinde de belirtilmiş olduğu üzere belirtilen eksiklik, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın herhangi bir işlem yapılmaksızın usulden reddini gerektirmektedir.
6102 Sayılı TTK 5/A maddesi uyarınca , Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (Değişik ibare: 7445 - 28.3.2023 / m.31 / Yürürlük / m.43/1-a) “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6325 Sayılı Kanunun 18/A.2 maddesinde ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda bir işlem yapılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir düzenlemesi bulunmaktadır.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 10/07/2025 tarih, ... Esas, ...Karar sayılı)
6325 sayılı Kanunun m.18/A.2 maddesindeki açık hükmü karşısında zorunlu arabuluculukta arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı davadan önce gerçekleştirilmek zorunda olduğuna yönelik Yargıtay 6.HD ... E., ... K.; Yargıtay 6.HD ... E., ... K.; Yargıtay 9.HD ... E., ... K.; Yargıtay 22.HD ...E., ...K.; Ankara BAM 6.HD...E., ...K.; İstanbul BAM 44.HD... E., ... K., ; Samsun BAM 3.HD ...E., ...K.; Antalya BAM 3.HD ... E., ... K., sayılı ilamları uyarınca zorunlu arabuluculukta arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı davadan önce gerçekleştirilmek zorunda olup; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda düzenlenen ticari nitelikteki davalar için zorunlu arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmadığından yasal düzenleme çerçevesinde davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, yukarıdaki kanuni düzenlemeler doğrultusunda davalı yönünden 7155 sayılı Kanuna eklenen 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi hükmü uyarınca eldeki davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında olması ve 6325 sayılı HUAK 18/A maddesi hükmü gereğince “arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini” dava dilekçesinin ekinde sunulmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;
1-6102 sayılı TTK m.5/A, 6325 sayılı HUAK m.18/A-f.2, HMK m.114/f.2, HMK m.115/f.2 hükümleri karşısında davanın dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince 615,40 TL harcın davacıdan tahsiline,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden;
a)Maddi tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.' ye göre belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
b)Manevi tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.' ye göre belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 03/12/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır