T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/46
KARAR NO: 2025/123
DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/08/2016
KARAR TARİHİ: 15/04/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesi : Davacı vekilinin mahkememize ibraz ettiği dava dilekçesinde özetle; davalının ...'üncü sınıfta ... sayılı “...” ve ... sayılı “...” markalarını tescil ettirdiğini, ayrıca ... alan adının sahibi olduğunu, ayrıca şirket yöneticisi ve genel müdürü olan ... adına ... ibareli alan adı tescili olduğunu, bu alan adının da davalı şirket tarafından kullanıldığını, bu kullanımın müvekkilinin dünyaca tanınmış ... markalarından kaynaklı haklarını ihlal ettiğini, müvekkilinin markasının Dünya'nın pek çok ülkesinde ve OHIM nezdinde tescilli olduğunu, markanın otelcilik alanında etkin ve bilinen bir marka olduğunu, 48 farklı ülkede 2350 otelden oluşan oteller zincirinin markası olduğunu, müvekkilinin ... isimli internet sitesine farklı ülkelerden ve Türkiye'den 2008 ve 2014 yılları arasındaki erişim sayısını gösteren kayıtların dilekçe ekinde sunulduğunu, dava konusu markaları müvekkilinin markası ile benzer olduğunu ve aynı hizmetlerde kullanılmak üzere tescil edildiğini, ... numaralı “...” markasının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, müvekkilinin markasının sonunda yer alan "..." harfinin çıkarıldığını ve sonuna “...” ibaresinin eklendiğini ve eklemenin markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmadığını, ... nolu “...” markasında da aynı amacın güdüldüğünü, dava konusu markalar ile müvekkilinin tanınmış ... oteller zincirinin ...şubesiymiş imajının yaratılmaya çalışıldığını ve bu durumun iltibas ihtimalini güçlendirdiğini, ... markasını ihdas eden ve ilk kullanan kişinin müvekkili şirket olduğunu, ... markasının aynı zamanda tanınmış marka olduğunu, Dünya çapında yaygın olarak kullanılan ve birçok ülkede tescilli bulunan tanınmış markaların benzerlerinin reddedilmesi gerektiğini, bu konuda çok sayıda Yargıtay Kararı olduğunu, dava dilekçesi ekinde müvekkilinin tanınmışlığını ortaya koyan belgelere yer verdiklerini, müvekkilinin KHK m. 8/3 anlamında ayrıca markanın gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin ... markasının gerçek ve ilk sahibi olduğunun davalı tarafa karşı açılan ... 1. FSHHM'nin...Esas ve ... 3. FSHHM'nin... Esas nolu davalarında verilen bilirkişi raporları ile de kabul edildiğini, davalı tarafın müvekkilinin markasından haberdar olmasına rağmen markanın aynısı için tescil başvurusunda bulunmak suretiyle kötüniyetli olarak hareket ettiğini, bu nedenle markanın kötü niyetli tescil ilkesi gereğince de reddedilmesi gerektiğini, davaya konu markalardan önce ... nolu ... ve ... nolu ... markalarını ... üncü sınıfta tescil ettirdiğini ve iş bu markaların hükümsüz kılınması için açılan davaların ...'daki mahkemelerde devam ettiğini, davalının...nolu “... ” markasının Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından kötüniyetli tescil ilkesi uyarınca reddedildiğini, müvekkilinin otelcilik alanında kullandığı ... markasının Türkiye'de de bilindiğini, dava konusu markaların başvuru tarihinden önce müvekkilinin ... isimli internet sitesine 2013 yılında 22.148 kişi tarafından girildiğini ve bunun 13.752 sinin İstanbul'dan olduğunu, bu nedenle markanın davalı tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle dava konusu ... sayılı “...” ve ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, 3. Kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap dilekçesi: Davalı vekilinin mahkememize ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davasını ihdas ederken hakkın tescilini yapmış olan TPE’yi de dava dosyasına ilgili olarak eklemesi gerekirken eklemediğini, işbu nedenle davacı’nın TPE’yi davaya davalı olarak dahil etmesi gerektiğini, davacının hükümsüzlük davası açmakta kötü niyetli olduğunu, zira davacının YİDK kararına karşı iptal davası açmadığını, davacı tarafın TPE nezdinde müvekkilinin marka başvurularına istisnasız olarak itirazda bulunduğunu ancak markanın itirazlara rağmen tescil edildiğini, davacı tarafın Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan bir tüzel kişilik olduğunu, HMK m. 84 uyarınca uygun bir teminat göstermek zorunda olduğunu, HMK uyarınca ihtiyati tedbir verilmesi için gereken yaklaşık ispat şartı dosyadaki delillerle sağlanamadığını, ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise 500.000 TL den az olmayacak şekilde teminat yatırılmasına karar verilmesi gerektiğini, Anayasa mahkemesine başvurulmasını, davanın bekletici mesele yapılmasını, müvekkili şirketin ... numaralı, "... ..." ve ... numaralı "... " ibaresiyle ... sınıfta yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil), Hayvan bakım evleri" hizmetleri için marka tescil başvurusu yaptığını ve bu başvuru neticesinde markanın tescil edildiğini ve Resmi Markalar Bülteni’nde ilan edildiğini, davacının değil Türkiye' de tanınmış olmak, Türkiye çapında faaliyeti dahi bulunmadığını, hiç bir marka tescil/başvurusu dahi bulunmadığını, müvekkil şirketin 3-4 yıldan beri ...'da otelcilik sektöründe çalışmakta olup her hangi bir yurt dışı yatırımları yahut iş gezileri, piyasa araştırması gibi yatırımları mevcut olmadığını, Otelcilik sektöründe yeni olduğundan ve ilgili markayla hizmet veren otel de ilk otelleri olduğundan dolayı davacı tarafın markasından haberdar olacak kadar araştırma yapması ve bilgi sahibi olması da namümkün olduğunu, bu sebepten davacı tarafın yurt dışında kullandığı euro stars markasının kullanıldığı oteller hakkında da bilgi sahibi olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin müracaatta bulunduğu markanın ... ibaresinden oluştuğunu, bu ibarenin ... ve ... kelimelerinin yan yana yazılışından oluştuğunu, ... ve ... kelimelerinin günlük hayatta tüm alanlarda sıkça kullanılan ve ayırt ediciliği düşük kelimeler olduğunu, bu nedenle bu kelimelerin tesadüfen seçilmesinin gayet mümkün olduğunu, Enstitü kayıtlarına bakıldığında ... ibaresini içeren çeşitli sınıflarda 57 adet marka başvurusu olduğu görüldüğünü, üstelik bu markaların çoğunun tescilli olduğunu, nitekim davacının da ... ibaresini OHIM’de tek başına tescil ettiremediğini, bu nedenle VIENNA ibaresi ile birlikte başvuru yaptığını, davacının markası gibi tasviri unsurları içeren markaların zayıf markalar olduğunu ve bu şekilde zayıf bir marka tercih eden de sonuçlarına katlanmak, normalde iltibas yaratan benzerlerinin kullanımına tahammül etmek durumunda olduğunu belirterek her türlü fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, arabuluculuk tebliği çerçevesinde arabulucu huzurunda uyuşmazlığı çözümü için davalı tarafa talebin bildirilmesine, işbu talep çerçevesinde cevaplarını iletmesi için davacı tarafa süre verilmesine, davacı tarafın haksız ve mesnetsiz davasına karşı ileri sürülen cevapların ve delillerin kabulüne, davacı tarafın yatırması gereken teminatların yatırılıp yatırılmadığının tespitine, davanın bekletici mesele yapılarak somut norm denetimi yolu ile mar. Khk M. 8/1/b, M. 42/b, M. 53. Hükümlerinin Türkiye cumhuriyeti 1982 anayasasının Madde 2, 11, 13, 35, 37, 91. Hükümlerine aykırılık gerekçesi ile uyuşmazlığın anayasa mahkemesine gönderilmesine, davacının markasının tanınmışlığının olmadığının tespitine, davacının markasının Türkiye'de korunan marka olmadığının tespitine, davacı tarafın tedbir talebinin tümüyle reddine, bu talep kabul edilmediği takdirde müvekkilinin olası zararlarının karşılanabilmesi için 500.000-TL den az olmayacak şekilde teminatın davacı tarafça yatırılmasına ve mahkemece verilen tedbir kararının yeniden değerlendirilmesine ve kaldırılmasına, davaya konu olan marka ile alakalı müvekkillerinin meşru hak sahipleri olduğunun tespitine, kötü niyetli, haksız ve mesnetsiz iddialara dayalı, ispatlanamayan davanın tüm taleplerle beraber reddine, davacı tarafın kötü niyetli olduğunun tespitine, davaya konu olan marka değerinin %40’ından az olmamak koşulu ile kötü niyet tazminatına, dava harç ve giderlerinin karşı tarafa ücreti vekalet ile birlikte yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Cevaba cevap: Davacı vekilinin mahkememize ibraz ettiği cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davalının Anayasa aykırılık, teminat yatırılması ve tedbir kararı bakımından yaptığı itirazların reddine, davalının “arabuluculuk” teklifine ilişkin görüşmelerin, müvekkilinin ikametinin İspanya’da olması sebebiyle (2) haftalık cevap süresinde tamamlanamadığından bu konudaki haklarını saklı tutarak, dava konusu ... numaralı “...” ibareli ve ... numaralı “... ” ibareli markaların hükümsüzlüğü ile resmi marka sicilinden terkinine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İkinci cevap: Davalı vekilinin mahkememize ibraz ettiği ikinci cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davacının haksız davası karşısındaki itirazları ve cevaplarının kabulüne, davacının dava dilekçesinde talep ettiği tedbir kararının reddine, bu yönde verilmiş tedbir kararının gözden geçirilerek kaldırılmasına, HMK 84 ve MÖHUK 48. Maddeleri uyarınca davacıya teminat yatırması için kesin mehil verilmesine, kesin mehile uyulmadığı takdirde davanın HMK m.114 uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davacının tedbir talebinin tümüyle reddine, kötü niyetli, haksız ve mesnetsiz iddialara dayalı, ispatlanamayan davanın tüm taleplerle beraber reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İhtiyati tedbir kararı : Davacı vekili dava dilekçesi ile; davanın uzamasını önlemek amacıyla, dava konusu ... numaralı “...” ibareli ve ... numaralı “... " ibareli markaların 3. şahıslara devrinin önlenmesi içiri ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz 27/09/2016 tarihli tensip zaptının 14 nolu ara kararı ile "İhtiyati tedbir talebinin takdiren teminatsız olarak kabulü ile ... numaralı, "..." ve ... numaralı "... " ibareli markanın dava sonuçlanıncaya kadar 3.kişilere devrinin ihtiyati tedbiren önlenmesine" karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen ilk karar : Mahkememizin 2016/188 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
İstinaf ilamı : Mahkememizin 2016/188 esas sayılı dosyasında verilen hükmün davalının istinaf başvurusunun üzerine İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin... Esas ... Karar sayılı ilamı ile "Dava, davalıya ait markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkindir. Davacı taraf, davalıya ait dava konusu markaların müvekkilinin markalarıyla ayniyet derecesinde benzer olduğu, davacı markasının tanınmış olduğu ve marka üzerinden davacının öncelikli hak sahibi olduğu hususlarıyla davalının tescilinde kötüniyetli olduğunu iddia etmiştir. Davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi oluşturacak şekilde benzerlik bulunduğu, davacının Eurostar ibaresinin geçici konaklama hizmetleri bakımından ayırt edicili nitelik kazandıracak etki ve yoğunlukta kullandığı, davalının tescilinde kötüniyetli olduğu gerekçeleriyle hükümsüzlük kararı verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir. Mahkemece, ... 1 ve 3.FSHHM'lerin kararlarının da gerekçe yapıldığı anlaşılmakta ise de, karar tarihi itibariyle söz konusu mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmediği dosya içeriğinden anlaşılamamıştır. Gerçi ... 1.FSHHM'nin... esas sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay 11.HD'nin... esas, ... karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği yolunda dairemize dilekçe sunulmuş ise de, heyetimizce UYAP ortamında yapılan incelemede ... 3.FSHHM'nin ... esas sayılı dosyasında verilen kararın ise kesinleşmediği, söz konusu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nce bozulduğu anlaşılmaktadır. Bahse konu dava dosyalarında da davalıya ait Eurostar ibaresini içeren 2012 yılında tescil edilmiş başkaca markaların hükümsüzlüğünün talep edildiği görülmüş olup tarafların aynı olması nedeniyle öncelikle bu davaların sonucunun beklenerek değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca mahkemece hükme esas alınan 30/03/2018 tarihli bilirkişi raporunun çoğunluk görüşünde davacıya ait internet sitesine Türkiye'den kişilerin erişim yaptıkları ve davacıya ait otelde konaklama yaptıkları, dolayısıyla bu ticari hareketliliğin markanın kullanımını ortaya koyduğu yolunda görüş belirtilmiş ise de, bu görüş dairemizce yerinde görülmemiştir. Zira ülkesellik prensibi gereğince Türkiye'de tescilli olmayan davacı markasının davalının tescilli markalarından daha önce Türkiye'de fiilen kullanımı gerekir. Türkiye'den bir kısım insanların davacıya ait internet sitesine giriş yapmaları ve davacının dünyanın birçok ülkesinde bulunan otellerinde konaklaması davacı markasının Türkiye'de kullanıldığı anlamına gelmez. Açıklanan bu hususlar gözetildiğinde, özellikle bahse konu ... 1 ve 3 FSHHM'lerde görülen davaların akıbetinin araştırılıp tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. " denilerek hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, karar üzerine dosyanın yukarıda esas numarası yazılı sıraya kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce verilen ikinci karar : Mahkememizin 2021/222 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
İstinaf ilamı : Mahkememizin... esas sayılı dosyasında verilen hükmün davalının istinaf başvurusunun üzerine İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile " İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin usule ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davalı vekilinin mazeret bildirmesi nedeniyle katılmadığı 19/10/2023 tarihli duruşmada tahkikat aşamasının tamamlandığına ve sözlü yargılama aşamasına geçilmesine karar verildiği, taraflar duruşmaya gelmedikleri takdirde yokluklarında karar verileceğine dair ihtarı da içeren duruşma tutanağının davalı vekiline ihtarlı olarak tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin sözlü yargılama duruşma gününde başka bir duruşmada oldukları gerekçesiyle duruşmanın bekletilmesi ve yokluklarında işlem yapılmamasını talep ettiği, davalı vekilinin mazereti mahkemece kabul edilmesine rağmen davalı vekilinin yokluğunda karar verilmesi HMK‘nun 186. maddesine aykırı olmuştur. (Yargıtay 19. HD’nin 29/06/2018 tarihli, ... Esas,...Karar sayılı kararı) Bu nedenle; taraf vekillerinin esasa ilişkin diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, denilerek hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, karar üzerine dosyanın yukarıda esas numarası yazılı sıraya kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.
Deliller:
Celp edilen dosyalar: ... 1. FSHHM 'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen karar ve ... 3. FSHHM'nin ... E. Sayılı dosyasında verilen karar UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.
Bilirkişi Raporu: 17/10/2017 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacı tarafın"...” markasının gerçek hak sahibi olabilmesi için ülkesellik ilkesi uyarınca markasını davalı taraftan önce “geçici konaklama hizmetleri” bağlamında Türkiye'de kullanması gerektiği, davacı taraf markası yurtdışında kullanılmaktaysa da işbu markanın ülke sınırları içerisinde kullanıldığını gösterir bir delilin bulunmadığı, bu doğrultuda davacı tarafın gerçek hak sahipliği iddialarını ispatlayamadığı, davacı tarafa ait “...” markasının tanınmış marka niteliğini haiz bulunduğunun ispat edilemediği, kötü niyetli tescilin ülkesellik ilkesinin istisnası niteliğinde olduğu, bu doğrultuda davacı tarafa ait marka her ne kadar TPE nezdinde tescilli değilse ve Türkiye'de mevzuatın öngördüğü şekilde kullanıldığı ispat edilememişse de kötü niyetli tescile karşı korunabileceği, davacı tarafa ait “...” markası ile davalı tarafa ait tescilli “...”, ve “...” ibareli markaların ortak olarak “geçici konaklama hizmetleri”ne ve bağlantılı hizmetlere yönelik olduğu, markaları oluşturan işaretlerin karıştırılma tehlikesi yaratacak ölçüde benzer olduğu, davalı tarafın “...”, ve “....” ibareli marka başvurularını kötü niyetli olarak yapıp yapmadığı konusundaki nihai takdirin mahkemeye ait olduğu" kanaatini bildirmiştir.
30/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacının, davalı tarafın marka tescil başvuru tarihi olan 10.02.2014 tarihinden önce ... markasını geçici konaklama hizmetleri bakımından, ibareye ayırt edici nitelik kazandıracak etki ve yoğunlukta kullandığı, bu kullanımlar sonucu MarkaKHK m.8/IlI uyarınca geçici konaklama hizmetleri bakımından ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, davacının gerçek hak sahibi marka ile benzer ibarelerin markalarda kullanılması ve bu markaların davacının gerçek hak sahibi olduğu geçici konaklama hizmetleri ile aynı/benzer hizmetler bakımından tescil edilmesi sebebiyle MarkaKHK m.42 uyarınca davalı markalarının tescil edildikleri bütün hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün ileri sürülebileceği, davacının tanınmış marka iddiasının ispatlanamadığı, davacının ilgili sektörde bilindiği dikkate alındığında davalı tescillerinin kötü niyetli olarak değerlendirilebileceği" kanaatini bildirmiştir.
İstinaf ilamı sonrasında yapılan işlemler: İstinaf ilamı doğrultusunda ... 1. FSHHM 'nin ...Esas sayılı dosyası ile ... 3. FSHHM'nin ...Esas sayılı dosyası dosya arasına alınmıştır. ... 1. FSHHM'nin ...esas sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; yapılan yargılama sonucunda "1-TPE YİDK 'nın... tarih ...sayılı kararının davacının itirazının reddi ile ilgili kısım yönünden iptaline (Kötü niyet nedeniyle), 2-Davalı adına tescilli ...sayılı ... ibareli markasının tescilli olduğu ... sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine (Kötü niyet nedeniyle)" şeklinde karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. ... 3. FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyasında yapılan incelemede ise; yapılan yargılama sonucunda " 1-Davanın KABULÜNE, 2-TÜRKPATENT YİDK'nun ... sayılı kararının iptaline, 3- -...sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, " karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı markasının tanınmış olup olmadığı, öncelikli ve gerçek hak sahibi olup olmadığı, kötü niyetin bulunup bulunmadığı, hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." marka ile ... tescil numaralı "... " ibareli markaların bulunduğu, davacının ise“... ” markasını tescil ettirmek üzere 11/07/2016 tarihinde başvurduğu, davalının markaları ile davacının tescil için başvurduğu markanın aynı hizmet sınıfı içinde yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf “...” markasının gerçek hak sahibi olduğu iddiasında bulunmaktadır. Kural olarak tescil ile marka hakkı doğar; ancak söz konusu işaret ilk tescilden önce kullanılmak suretiyle piyasada maruf hale getirilmişse, marka hakkı sahibi, işareti tescilden önce kullanarak piyasada maruf hale getirendir. Bu kişiye “gerçek hak sahibi” denilir.
Taraflar arasında görülen ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas, ...Karar sayılı dosyası ilamında özetle; Davacı ... davalı ... A.Ş. arasında görülen marka ile ilgili kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü konula davada 13.12.2016 tarihinde verilen kararda özetle; “dava konusu ... ibareli marka başvurusu ile davacının ... markalarının benzer oldukları, davalının marka başvurusunun kapsadığı hizmet sınıfları ile davacı markalarının hizmet sınıflarının “hayvan bakım hizmetleri” hariç olmak üzere aynı/benzer oldukları, bu nedenle söz konusu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan “hayvan bakım hizmetleri” dışındaki hizmetler açısından KHK m. 8/1-b anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davacının ... markası üzerinde KHK 8/3 anlamında öncelik hakkına sahip bulunduğu, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olarak yapıldığından davanın kabulü ile, davalı adına tescilli ... sayılı ... markasının tescilli olduğu 43 üncü sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas, ...Karar sayılı ilamında Davacı .... davalı ...A.Ş. arasında görülen marka ile ilgili kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü konula davada 08.11.2016 tarihinde verilen kararda özetle; “dava konusu ... ibareli marka başvurusu ile davacının ... markalarının benzer oldukları, dosya kapsamında yer alan delillerden davacının KHK 8/3 anlamında hakkının bulunduğu, bu hakkının dava konusu markanın başvuru tarihi olan 31.07.2012 tarihinden daha önceye dayandığı, davalının sektörde bilinen markayı hemen hemen aynen almak istemesinin, kötüniyetli olarak değerlendirilebileceği ve tüm hizmetler bakımından hükümsüzlük sebebinin oluştuğunun kabul edilebileceği gerekçesiyle öncelikli hak sahipliği ve kötüniyetli tescil sebebiyle davanın kabulü ile markasının tescilli olduğu 43 üncü sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine” karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Somut olayda davacı taraf ... markasının tanınmış marka olduğu iddiasında bulunmaktadır. Tanınmış marka, bir kişi ya da teşebbüse sıkı şekilde bağlı; garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren; müşteri ve diğer sübjektif ilgi ve ilişkiler ayrımı yapılmaksızın coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir yüksek çağrışımdır. Tanınmışlık kavramının unsurları markanın tanınmışlık düzeyi toplumun ilgili kesiminde markanın tanınmış olması markanın koruma kapsamı ilgili coğrafi alan ve markanın tanınmışlık zamanı gibi hususlardır. Markanın tanınmış olup olmadığının tespitinde 1997 tarihli WIPO kriterlerinden faydalanılır. Tanınmışlığın tespitinde, marka sahibi tarafından yaptırılan promosyon ve tanıtım malzemeleri yanında ulusal basında veya gazetelerde markanın tanınmışlığını ortaya koyan reklam ve haberler de dikkate alınır. Belgelerin içeriği incelendiğinde ... markasına ilişkin markanın tanınmış marka olarak kabulü için aranan kriterleri sağladığını ispat edemediği görülmüştür.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacı tarafin Türkiye’de tescilli olmayan fakat farklı ülkelerde çok sayıda tescil belgesine sahip olan markasının “...” esas unsurlu marka olduğu, ... üncü sınıfta yer alan “geçici konaklama hizmetlerinde” tescil edildiği, davalı tarafin marka tescil belgeleri ile TPMK dosya durumları incelendiğinde marka görsellerinin oldukça küçük olduğu ve zor okunduğu, marka adlarına bakıldığında “ ... sayılı “...” ve ... sayılı “...” markalarının ... üncü sınıfta yer alan hizmetlerde tescil edildiği, markalar arasındaki benzerlik incelemesinde markanın bütününün bıraktığı etki dikkate alındığı, markayı oluşturan unsurlardan birisinin diğerlerine göre görsel veya işitsel olarak daha baskın unsur konumunda olması veya tüketici algısının markadaki unsurlardan birisi üzerinde yoğunlaşması ihtimalinin bulunması veya ayırt edici gücü veya bilinirlik düzeyi yüksek önceki markayla başvurudaki unsurlardan birisinin benzerliğinin bulunması hallerinde, benzerlik incelemesi markalardaki benzer unsur ön plana çıkartılarak yapılabileceği gözetildiğinde “...” ibaresinin ayırt edicilik kazandırmadığı, aksine şube izlenimi yarattığı, somut olayda “...” ve “...” kelimelerinin markalarda ortak olarak kullanıldığı, davalı taraf markalarında “...” ve “...” kelimelerinin de kullanıldığı, markalarda yer alan şekil unsuru farklı olsa da, kelime unsurlarının oldukça benzer olduğu,... ve ...ibarelerinin turizm alanında sıkça kullanılan “...”, “eski kasaba” anlamına gelen kelimeler olduğu ve markaya ayırt edicilik kazandırmadığı, bu nedenle incelemenin esaslı unsur olan “...” ve “...” ibareleri üzerinde yoğunlaşması gerektiği, bu ibarelerin ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, aradaki tek farkın “...” ibaresinin sonuna eklenen “...” harfi olduğu, davalı vekili ... ibaresinin zayıf marka olduğunu bu nedenle müvekkilinin bu markayı tesadüfen bulmuş olabileceğini ifade etmişse de, davacı taraf markası ... ya da ... değil ikisinin birleşimi sonucu oluşturulmuş olan ... ibaresi olduğu, tek başına ayırt ediciliği düşük kelimeler bir araya getirilerek ayırt ediciliği olan bir marka yaratıldığı ve işbu markanın da korumadan yararlanabileceği, görülmüş, davalı ve davacı tarafından kelime markası olarak tescil edilen markaların görsel ve işitsel açıdan bakıldığında davalı tarafından tescil edilen markalar ile davacı markasının ön plana çıkan esas unsurun ... ve ... ibareleri olduğu, taraflara ait markaların benzer olduğu tespit edilmiştir.
Somut olayda davalı markalarının tescilli oldukları sınıflar incelendiğinde ... sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetlerinde tescilli olduğu, davacının yurt dışı tescilleri incelendiğinde tüm markaların ... üncü sınıfta yer alan “geçici konaklama hizmetlerinde” kullanılmakta olduğu anlaşılmaktadır. Gerek davalı gerek davacı taraf markalarının “geçici konaklama hizmetlerine ilişkin olduğu; hizmetlerin kullanım amaçlarının, kullanıcılarının, ticari pazara ulaşmalarında kullanılan satış noktalarının ve hitap ettiği kullanıcı grubunun aynı olması nedeniyle markaların “geçici konaklama hizmetleri' açısından aynı mal ve hizmete ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Geçici konaklama hizmeti dışındaki hizmetlerin de bununla yukarıda anılan kriterler bağlamında bağlantılı olması sebebiyle ürün/hizmet benzerliğinin var olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Davalı taraf marka başvurusunu 10.02.2014 tarihinde gerçekleşmiştir. Davacı tarafin 10.02.2014 tarihinden öncesine dair sunmuş olduğu belgeler incelendiğinde Türkiye’den davacının internet sitesine önemli sayıda erişim olduğu, kendi sektöründe ... markasının bilindiği tespit edilmiştir. Davacının “...” markasının uzun yıllardır ... sınıfta yer alan “geçici konaklama hizmetlerinde" kullanıldığı ve sektörde bilindiği, bu durumda davalının da davacı markasını bu sektörde faaliyet gösteren biri olarak bildiği ya da bilmesi gerektiği görülmüştür. Davacı tarafin“...” markasının gerçek hak sahibi olabilmesi için ülkesellik ilkesi uyarınca markasını davalı taraftan önce “geçici konaklama hizmetleri” bağlamında Türkiye’de kullanması gerektiği, davacı taraf markası yurtdışında kullanılmaktaysa da işbu markanın ülke sınırları içerisinde kullanıldığını gösterir bir delilin bulunmadığı, bu doğrultuda davacı tarafin gerçek hak sahipliği iddialarını ispatlayamadığı, davacı tarafa ait “...” markasının tanınmış marka niteliğini haiz bulunduğunun ispat edilemediği, kötü niyetli tescilin ülkesellik ilkesinin istisnası niteliğinde olduğu, bu doğrultuda davacı tarafa ait marka her ne kadar TPE nezdinde tescilli değilse ve Türkiye’de mevzuatın öngördüğü şekilde kullanıldığı ispat edilememişse de kötü niyetli tescile karşı korunabileceği, davacı tarafa ait “...” markası ile davalı tarafa ait tescilli “...”, ve “...” ibareli markaların ortak olarak “geçici konaklama hizmetleri ”ne ve bağlantılı hizmetlere yönelik olduğu, markalan oluşturan işaretlerin karıştırılma tehlikesi yaratacak ölçüde benzer olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle;
1-Davanın kabulü ile; davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." marka ile ... tescil numaralı "... " markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,
2- Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
3-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan peşin harcın mahsubu ile hazineye irat kaydına, eksik kalan 586,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 3600 TL bilirkişi ücreti+ 435,20 TL posta giderleri+ 29,20 TL başvuru harcı+ 29,20 TL peşin harç olmak üzere toplam 4.093,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya iadesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 40.000,00TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra iadesine,
7-Davalı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/04/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır