T.C.
İSTANBUL
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/83 Esas
KARAR NO : 2025/266
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/04/2024
KARAR TARİHİ : 13/11/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, 2017 yılında kurulan müvekkili şirketin, kısa sürede baskı makineleri ve sarf malzemeleri alanında uzmanlaştığını, yenilikçi yaklaşımıyla sektörde önemli bir yer edindiğini, taşınabilir termal bluetooth yazıcılar başta olmak üzere “...” markası altında piyasaya sürdüğü farklı türde ticari ve ev tipi yazıcılar sayesinde tanınırlığa ulaştığını, ürettiği etiket makineleri, çeşitli kağıtlar, etiketler, bantlar vb. kırtasiye ürünleri ile de adından söz ettirdiğini, “...”nun, Birleşik Krallık, ABD, Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri gibi pek çok ülkede tescillenmiş bir marka olduğunu, müvekkilinin markası ile “...” ibareli davalı markasının aynı ve/veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzer (SMK 6/1) olup, aynı tür ve benzer malları kapsadıklarını, müvekkiline ait yurt dışında tescilli/tescil süreci devam eden bazı marka ibarelerinin ... (...sınıfta tescilli-2020, ...sınıfta tescilli-2020), (... yapılmış-2024) ve (....sınıflarda tescilli-2024) şeklinde olduğunu, dava konusu “...” markasının, müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı markasından ayırt edici herhangi bir şekil, renk unsuru vs.barındırmadığını, müvekkilinin uluslararası tescil belgeleri incelendiğinde müvekkili şirkete ait markaların ... sınıflarda tescilli olup dava konusu markaların da .... sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu marka kapsamında bulunan emtiaların müvekkilinin uzun yıllardır hizmet verdiği sektörler ve ürünlerle birebir eşleştiğini, müvekkil şirkete ait “...” markasının Paris Sözleşmesi 1. mük. 6. md. ve SMK uyarınca tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin dünya çapında birçok tescili bulunduğunu ve birçok ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini, ... arama motorunda “...” ibaresi aratıldığında yalnızca müvekkilinin markasına ait ürün ve bilgilerin çıktığını, sosyal medya platformlarında (phomemo_official) müvekkiline ait videoların milyonlarca izlenmesinin de markanın ne denli tanınır olduğunun bir göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin, “...” ibaresi üzerinde gerçek ve öncelikli hak sahibi
olduğunu (SMK 6/3), 2017 yılından bu yana sektörde yer almakla birlikte markasını Avrupa Birliği’nde, Birleşik Krallık, ABD, Avustralya, İsrail gibi ülkeler dahil olmak üzere pek çok ülkede tescil ettirdiğini, ülkemizde de 2020 yılından bu yana “...” markalı ürünlerini hem kendi web sitesi (https://....com/) üzerinden hem ... üzerinden hem de Shopify’daki mağazasından Türkiye’deki satıcılara ve nihai kullanıcılara satmakta olduğunu, ayrıca 2021 yılından itibaren Türkiye’de tanınan sosyal medya fenomenleri aracılığıyla kutu açılışı vb. video ve fotoğraflarla “...” markalı ürünlerin tanıtımını gerçekleştirdiğini, davalının, basiretli bir tacirden beklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin oldukça tanınmış olduğu ve ticari faaliyetleri göz önünde bulundurulduğunda davalı şirketin marka olarak seçmiş olduğu ibarenin tesadüfi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davalının müvekkiline ait markanın ününden ve dünya piyasasında edindiği tanınmışlıktan haksız biçimde istifade etmek maksadıyla hareket ettiğini, davalı şirketin %100 hissedarının ... olup, bu şahsın aynı zamanda ... Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin de hissedarı olduğunu, önce dava konusu markaları davalı şirket adına tescil ettirdiğini, sonra diğer şirketi üzerinden müvekkilinden “...” markalı ürünleri sipariş edip hepsiburada ve trendyol üzerinden davalı şirket adına nihai tüketiciye sunduğunu ve ayrıca davalı şirketin, pek çok yabancı üreticinin markasını da kendi adına tescil ettirmiş olup, bunun da yine davalının kötü niyetinin bir göstergesi olduğunu, zira ısrarla tanınmış markaların tescil ettirilmesinde iyi niyetin aranamayacağını ileri sürerek, davalı adına tescilli ... ve ... sayılı “...” ibareli markaların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünde teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini ve markaların kapsamında yer alan bütün mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olup, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Tarafların belirtmiş olduğu tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır.
Mahkememizin 28/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "...davacının TPMK nezdinde davalı markalarının koruma tarihlerinden önce koruma altına alınmış markası bulunmamaktadır. Davacının ... ibareli markalarını yurt dışında ... yılından itibaren tescille koruma altına aldırdığı görülmektedir. Dosyadaki delillerden, davacının markasının davalı markalarının koruma tarihi ve öncesinde tanınmış marka olduğuna dair TPMK ve WIPO’nun tanınmış marka kriterleri çerçevesinde ele alındığında- yeterli delil bulunmamaktadır. Davacı markasının yurt dışında muhtelif ülkelerde ve EUIPO nezdinde tescilli olması tek başına tanınmış marka olduğunu ispat edici bir husus değildir. Davacının “...” markalı ürünlerinin, 2021 yılından itibaren Türkiye’de sosyal medyada tanıtımının yapıldığı ve davacının, 9 Temmuz 2020 tarihinden itibaren Türkiye’deki alıcılara yaptığı ... markalı ... sınıf kapsamındaki ürünlere yönelik ... online mağaza satışları da görülmüştür. ... markasının, Türkiye’ye 2020 yılından itibaren yapılan satışlardan ve 2021 yılından itibaren olan sosyal medyadaki tanıtımlarından anlaşıldığı üzere, davalı markalarının başvuru tarihlerinden önce davacı tarafından kullanıldığı tespit edilmektedir. Kanaatimiz, söz konusu kullanımların SMK m.6/f.3 kapsamında davacıya marka üzerinde gerçek ve öncelikli-üstün hak sahipliği verdiği yönündedir. Bu itibarla, tespit edilen termal bluetooth taşınabilir-cep yazıcı ve termal yazıcı etiket kağıdı emtiasında aynı (...) ibareli önceye dayalı kullanım dolayısıyla davalıya ait ... tescil no.lu markanın 09. sınıfta aynı/benzer emtia olan “haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri” ve 16. sınıfta aynı/benzer olan “Kağıt, karton (mukavva)… Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler… kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları,
yazarkasa kağıt ruloları” emtiası yönünden kısmi hükümsüzlüğü (SMK m.6/f.3; SMK m.25/f.1) şartlarının oluştuğu değerlendirilmiştir. Sayın Mahkemenizin takdirine saygı ile arz ederiz.
Dosyada, davalı şirketin tek ortağı ...’in ortakları arasında olduğu dava dışı ... (sipariş eden) ile davacı arasındaki 19.12.2022 ve 21.12.2022 tarihli ... ürün sipariş belgeleri ve davacının ... ’ye düzenlediği dava konusu markalı ürünlere yönelik 31.03.2023 tarihli proforma fatura görülmüştür. Sipariş evrakının tarihi davalı markalarının başvuru tarihinden sonradır. Şayet önceki tarihli olsalardı, davalının davacıdan ve markasından haberdar olduğunu kesin olarak ifade etmek mümkün olurdu. Fakat kesin olarak ifade edilemese de, davacının hükümsüzlük iddiasını dayandırdığı kötü niyet iddiası (SMK m.6/f.9) somut olayın arz ettiği şartlarda irdelendiğinde, davacı markasında ... kelimesinin son derece fantezi yani bir başkasınca kolay kolay tesadüfen seçilemeyecek, ayırt ediciliği çok yüksek bir kelime olduğu öncelikle belirtilmelidir. Davalının, markalarının koruma tarihinden önce Türkiye’deki kullanıcılara da satışı yapılmış olan ve sosyal medyada da tanıtımları olan markadan haberdar olmaması hayatın olağan akışına aykırı görünmekte olup, davalı yanın işbu ibareyi davacı markasından
habersiz- tesadüfen seçtiğinden bahsedilmesinin olanaklı olmadığı değerlendirilmiştir. Kötü niyet içsel bir değerlendirmeyi gerektirmekte olup, takdiri tamamen Sayın Mahkeme’ye ait olmakla birlikte, kanaatimizin davalı markalarının tescilinde iyi niyet olduğundan bahsetmenin olanaklı görünmediği ve bu sebeple davalının iki markasının (... ve ...) da kötü niyet gerekçesiyle tüm tescil kapsamı itibarıyla hükümsüzlüğü yoluna gidilebileceği..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Markaların Hükümsüzlüğü SMK md. 25/1’ de “Hükümsüzlük Halleri ve Hükümsüzlük Talebi” başlığı altında düzenlenmiştir. SMK md 25/1 uyarınca; 5’ inci veya 6’ ıncı maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilecektir. Marka tescilinde mutlak ve nispi red sebepleri hükümsüzlük davasının yasal dayanağını oluşturmaktadır.
Kötü niyetli marka tescili 556 S. KHK'da bir hükümsüzlük nedeni olarak sayılmamış olmasına rağmen, doktrinde bir kısım yazarlar tarafından bu durum da hükümsüzlük nedeni olarak savunulmuş, nihayet SMK 6/9 maddesinde kötü niyetli tescil bir tescil engeli olarak yasal mevzuattaki yerini almıştır. Yargıtay HGK, 16.07.2008 tarih ve ...- E.,... K. Sayılı kararı ile tescilde kötü niyetliliği markanın hükümsüzlüğüne yol açacağı yönünde içtihat oluşturmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de sonradan vermiş olduğu kararlarda bu hususu dikkate almıştır.
Bir markanın kötüniyetle tescil ettirildiğinden söz edebilmek için, o markanın tescil ettirilmesinin altında başkasına ait olduğunu bildiği bir markayı haksız olarak sahiplenme, başkasına ait markanın tanınmışlığından ve itibarından haksız olarak yararlanma, başkasının markasının piyasaya girmesini engelleme, tescil ettirilen markayı gelecekte gerçek hak sahibine markadan doğan hakları kullanmakla tehdit ederek satma amacı gibi dürüstlük kuralı (MK m d. 2) ile bağdaşmayan kanıtlanabilir niyetlerin yatması gerekir.
Kötü niyetin tespitinde önceki markadan haberdar olma veya bilebilecek durumda olma ciddi bir kötü niyet göstergesi iken, tek başına belirleyici değildir. Nitekim,... kararında, önceki markayı bilmenin, kötü niyetin varlığının kabulü için tek başına yeterli olmadığı ve bunun için başvuru anındaki tüm faktörlerin göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Avrupa Adalet Divanı bu konuda, “kendisinden önce bir başkasının diğer üye bir devlette aynı veya karışıklığa yol açacak kadar benzer bir markanın tescilli olduğunu bilip bilmediği, bilmesinin gerekip gerekmediği, bu kimsenin, bir başkasına ait markanın kullanılmasına engel olma amacı taşıyıp taşımadığı ve önceki markanın sahip olduğu hukuki korumanın ölçüsünün ne olduğu, önceki markanın kullanımının ne kadar eski olduğu, tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı olup olmadığı” hususlarının ve tescil başvuru tarihi itibariyle “markanın sahip olduğu ün”ün göz önünde bulundurulmasını içtihat etmiştir.(2009 tarihli ... kararı için bkz.: ÇOLAK, S.901, dn. 2239).
Bu açıklamalar ışığında dosya içerisindeki belgelere göre, davacı markasında ... kelimesinin kolay kolay tesadüfen seçilemeyecek, ayırt ediciliği çok yüksek bir kelime olduğu, davalının, markalarının koruma tarihinden önce Türkiye’deki kullanıcılara da satışı yapılmış olan ve 2021 yılında sosyal medyada da tanıtımları olan markadan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının hükümsüzlüğe konu marka başvuru tarihlerinin 2022 yılı olduğu, davalı yanın işbu ibareyi davacı markasından habersiz- tesadüfen seçtiğinden bahsedilmesinin olanaklı olmadığı, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve kötü niyetli olarak markasını tescil ettirdiği vicdani kanaatine varılarak SMK m. 6/9 ve TMK m. 2 çerçevesinde davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile, Türk Patent nezdinde kayıtlı davalıya ait ... ve ... sayılı ..." ibareli markaların bütün mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan: 11.050,00 TL bilirkişi + posta gideri ve 855,20 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 11.905,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen hükümsüzlük talebi yönünden hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair tarafların yokluğunda, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/11/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır