T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/124
KARAR NO : 2025/313
DAVA : Marka (Tanınmış Marka Olduğunun Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ : 19/04/2017
KARAR TARİHİ : 16/12/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tanınmış Marka Olduğunun Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava Dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin şirketin uzun yıllardır kendi alanında faaliyet gösterdiğini, iç ve dış piyasada bilinirlik ve güven sahibi olduğunu, müvekkilinin şirketinin 11/09/1992 tarihinde... başvuru numarası ile "..." ibaresini marka olarak kullanmak üzere başvurduğunu ve ... tarihinde bu başvurusunun kabul görerek ... yılında ... numaralı gazetede yayımlanma ve ... tescil numarası ile bu markayı tescil ettirdiğini, müvekkilinin bu markayı işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, hizmet kalitesi nedeniyle haklı bir üne kavuştuğunu ve bilinen, aranan bir marka haline geldiğini, müvekkilinin bu marka ile halen hem üretim ve hem de pazarlama faaliyetlerine devam ettiğini, kendisine iç ve dış piyasa da iyi bir pazar payı oluşturduğunu, aleyhine tespit istenen şirket tespit istenen adreste aynı sektörde faaliyet göstermekte ve dilekçe ekinde sunulan delillerde de görüleceği üzere "..." ibaresini tescilli markaymış gibi internet ve sair ortamlarda pazarladığı ve sattığı ürünlerinde kullandığını, aleyhine tespit istenen şirketin "..." ibaresini ürünlerinde kullanmasının müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, bu suretle de haksız rekabete yol açtığını, aleyhine tespit istenen şirketin, müvekkilinin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanda faaliyet gösterdiğini, tescilli marka ile tamamıyla aynı ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullandığını, aleyhine tespit istenen şirketin, müvekkilinin tescilli markasının aynısı olan ..." ibaresini bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kullandığını, bu hususun TTK 57/5.m.ne aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin dilekçe ekinde sunulan tescilli markasının 556 s. KHK hükümleri gereğince korunmaya değer olup, müvekkilinin izni olmaksızın başka bir şahsın ticari unvan ve işletme adı olarak kullanmasının mümkün olmadığını, aksi durumun haksız rekabet nedeniyle markaya tecavüz oluşturacağını, aleyhine tespit istenen firmayı kendi şirket telefonlarından arayıp bu tecavüze son vermelerini talep ederek ihtar ettiklerini ancak markanın kullanımının devam ettiğini, bu nedenlerle; aleyhine tespit istenenin ürünlerinde kullandığı "..." ibaresini kullanmakta olduğunun, aleyhine tespit istenenin kullandığı "..." ibaresinin müvekkilinin tescilli markasına iltibas meydana getirecek şekilde benzediğinden bu durumun haksız rekabet nedeniyle müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine, marka tescil talebinin iptaline, ihtiyati tedbir yolu ile aleyhine tespit istenenin müvekkilinin tescilli markasını
kullandığı internet ve sair her türlü reklam ortamında kullanmasının yahut tanıtmasının engellenmesine ürünlerin toplatılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Cevap Dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin şirketin 18.03.2016 tarihinde Türkiye Patent ve Marka Kurumu'na "..." adının ... sınıflarda tescili için marka başvurusunu yaptığını,... numaralı başvurunun davacı şirket ve dava dışı ...Tic.A.Ş. tarafından yapılan itirazlar sonucunda, başvurunun ... sınıfın bazı mal ve hizmetleri bakımından çıkarılmasına, kalan mal ve hizmetler için tescil işlemlerinin devamına dair marka tescil taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiğini, ... markasının 11.07.2017 tarihinde müvekkili şirket adına tescilinin kesinleştiğini, müvekkilinin tescilli markasının verdiği haklar doğrultusunda kullanım yaptığını, davacının iddia ettiği gibi bir marka tecavüzü yahut haksız rekabet durumu söz konusu olmadığını, davacı şirket şirket ile müvekkil şirketin marka şekilleri ve amblemleri arasında benzerlik bulunmadığını, tüketici ve piyasadaki alıcılar nezdinde ki ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, iltibasa, haksız
rekabete yol açmadığını, davacının haksız rekabet edildiği ve markaya tecavüz edildiği iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı şirketin "..." markası ile ilgili olarak eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet yönünden TPE'ye itiraz
ettiğini ve tüm bu itirazlarında haksız bulunduğunu, ... markasının davacı şirketin tanınmış markası olmadığının Türkiye Patent Enstitüsü Markalar Daire Başkanlığı ... tarihli kısmi kabul kararında belirtildiğini, davacı şirket ile müvekkili şirketin farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini ve farklı müşteri çevrelerine hitap ettiklerini, müvekkili şirketin ... ibaresini kullandığı bir ürünün bulunmadığını, müvekkili tarafından hiçbir mal üretimi yapılmadığını ve bu marka ile sattığı herhangi bir ürünün de olmadığını, ... ibaresinin ticaret unvanı olarak kullanıldığını, davacı şirketin dişli malzemeleri, makina imalatı yaptığını ve kendi ürünlerini piyasaya sattığını, müvekkili şirketin ise; ağırlık olarak... satışı yaptığını, makine imalatı ve satışı yapmadığını, davacı şirket ile müvekkili şirketin farklı müşteri çevrelerine hitap ettiklerini bu nedenle de marka tecavüzü yahut haksız rekabetin söz konusu olmadığını beyanla davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller:
-Dosyada tarafların bildirdikleri tüm deliller toplanmış, TPMK kayıtları getirtilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır.
Bilirkişi Raporu:16.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 02.06.2000 tarihinin kayıt olunduğu ve ulaşım adresi olarak “..." olarak internet sitesinin iletişim sayfasında açıkça belirtildiği, davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen "..." alan adının aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 20.10.2011 tarihinin kayıt olunduğu ve ulaşım adresi olarak "...” olarak internet sitesinin iletişim sayfasında açıkça belirtildiği, davalı tarafın internet ve reklam ortamındaki kullanımının, taraflar arasında karışıklık/iltibasa yer vermediği, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı" sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce verilen ilk karar: Mahkememiz 04/11/2020 karar tarihli ...Esas- ...Karar sayılı kararı ile "Davanın Reddine dair" karar verildiği anlaşılmıştır.
İstinaf ilamı:Mahkememizin 2018/447 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen hükmün taraflarca istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesinin ...esas, ... karar sayılı ilamı ile; "İlk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varıldığı" denilerek hükmün kaldırıldığı ve mahkememizin 2024/124 Esas Sayılı dosyasında yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.
İstinaf sonrası yapılan işlemler:
- Dava konusu ... başvuru numaralı marka ve ... başvuru numaralı marka tescil kayıtlarının alt markaları ile birlikte kayıtlarının celbinin istendiği, yazılan müzekkereye cevap verildiği, yazı cevabının dosyamız arasına alındığı anlaşılmıştır.
- Dosyanın daha önce rapor sunan bilirkişi heyetinden farklı bir heyete tevdii ile yeni bir bilirkişi raporu alınmıştır.
Bilirkişi Raporu: 21/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Teknik bilirkişi tarafından yapılan değerlendirme dikkate alındığında davacının tescilli olduğu sınıflar ve alt grupları ile davalı markasının tescilli olduğu sınıflar ve alt grupları incelendiğinde tescil sınıfları ve alt grupları arasında benzerlik bulunmadığı,
Davalıya ait web sitesinde yer alan çalışma – faaliyet alanı dikkate alınarak teknik bilirkişi tarafından yapılan “davalı ... firmasının ise sadece dişli grupları ve kesici takımlar alanında faaliyet gösterdiği” tespiti dikkate alındığında, davacı markası tescil sınıfları ile davalı markasının fiili kullanımda mal ve hizmet alanı, “Mal ve hizmetlerin doğasının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanım amaçları ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin hitap ettiği çevrenin benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin aynı kaynaktan gelmelerinden kaynaklanan benzerlik” gibi özellikler dikkate alındığında, davalı markasının fiili kullanımda mal ve hizmet sınıfının, davacı tescil sınıfları ile benzer olduğu,
Yukarıda yer verilmiş olduğu üzere taraf markaları ve kullanımlarında “...” ibaresi her iki markada da baskın ve ana unsur olarak yer almaktadır. Taraf marka kullanımları renk, marka şekli ve grafik tasarım önünden farklılıklar taşımakta ise
de bu farklılıklar taraf markalarındaki “...” ana unsuru ortaklığının yarattığı benzerliği ortadan kaldırmamaktadır. Somut olayda ortak mal ve hizmetin hitap ettiği tüketici kesimi "İyi bilgilenmiş, makul derecede gözlem yapan ve makul
derecede dikkatli, makul derecede tecrübeli ve ihtiyatlı kimse" olarak tanımlanan ortalama tüketici kesimi olup fiili kullanımda davalı marka kullanımının, davacı markası ile aynı ve benzer sınıflarda kullanılıyor olması sonucunda, bu kullanımın hitap ettiği ortalama seviyedeki tüketiciler nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali yaratacağı sonucu ile davalı fiili marka kullanımlarının davacı tescilli markasına tecavüz oluşturduğu" na dair kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişi Ek Raporu: 26/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "21.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen kanaatimizi aynen tekrar ettiğimizi, taraf markaları ve kullanımlarında “...” ibaresi her iki markada da baskın ve ana unsur olarak yer almakta olup taraf marka kullanımları renk, marka şekli ve grafik tasarım önünden farklılıklar taşımakta ise de bu farklılıklar taraf markalarındaki “...” ana unsuru ortaklığının yarattığı benzerliği ortadan kaldırmamaktadır. Somut olayda ortak mal ve hizmetin hitap ettiği tüketici kesimi "İyi bilgilenmiş, makul derecede gözlem yapan ve makul derecede dikkatli, makul derecede tecrübeli ve ihtiyatlı kimse" olarak tanımlanan ortalama tüketici kesimi olup fiili kullanımda davalı marka kullanımının, davacı markası ile aynı ve benzer sınıflarda kullanılıyor olması sonucunda, bu kullanımın hitap ettiği ortalama seviyedeki tüketiciler nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma htimali yaratacağı sonucu ile davalı fiili marka kullanımlarının davacı tescilli markasına tecavüz oluşturduğu sonucunu tekrar ettiğimizi, Markaya tecavüz teşkil eden fiiller hukuki nitelikleri bakımından aynı zamanda birer haksız fiil olup bunların da önemli bir bölümü haksız fiilin nitelikli bir hali olan haksız rekabet teşkil eder. Bu sebeple tescilli bir markanın, marka tecavüzü oluşturacak şekilde kullanılması halinde SMK hükümlerinin sağladığı korumanın yanı sıra haksız fiil ile haksız rekabet hükümleri uyarınca da kümülatif olarak korunması mümkündür. Bu kapsamda yukarıda yer verilen davacı markasına tecavüz haline ilişkin fiiller aynı zamanda Haksız Rekabet teşkil etmekte olduğunu,
Davalı tarafça marka iptali yönünden talepte bulunulduğu belirtilmiş ise de bu hususta hangi İptal sebebine dayanıldığı belirtilmediğinden bu yönü ile değerlendirmede bulunulamadığı"na dair kanaatlerini bildirmişlerdir.
Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arasındaki dava ve uyuşmazlık; davacı dava dilekçesinde marka hakkına tecavüzün tespiti ile markanın iptali (hükümsüzlük talebinde bulunduğu) yargılama sırasında tecavüzün tespiti ile maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından açılan davanın atiye bırakıldığını beyan ettiği, istinaf ilamı doğrultusunda davacının talebinin açıklattırıldığı ve davacının açılan davanın markanın iptali davası olduğunu belirttiği, bu hususun yazılı ve duruşma sırasında alınan beyanı ile sabit olduğu anlaşılmakla markanın iptali talebi bakımından inceleme yapılmıştır.
Gerekçe: tüm dosya kapsamı bir bütün olarak ele alındığında; TPMK nezdinde ... ibareli markanın davacı adına ... tescil numarası ile ... Sınıflarda tescil edildiği, davalı adına ise ... tescil numaralı ... ibareli ... Sınıflarda tescilli markanın davalı ... adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacının talebinin markanın iptaline ilişkin olduğu, dava konusu markanın davalı adına 18/03/2016 tarihinde tescil edildiği, eldeki davanın 19/04/2017 tarihinde açıldığı, davacının talebinin iptal olması nedeniyle SMK gereğince iptal yönünden yapılan incelemede markanın iptali için tescil edilen markanın tescil edildiği tarihten itibaren 5 yıl boyunca ciddi kullanımının bulunmaması gerektiği , marka tescil tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında 5 yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 31,40 TL'nin düşümü ile kalan 584,00 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.16/12/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır