T.C.
İSTANBUL
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/199 Esas
KARAR NO : 2025/299
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüz,Maddi ve Manevi Tazminat,Hükümsüzlük)
DAVA TARİHİ : 13/10/2010
KARAR TARİHİ : 04/12/2025
Mahkememizden verilen 09/03/2021 Tarih, ...Esas ve ...sayılı karar; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/01/2023 Tarih, ...Esas ve... Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüz, Maddi ve Manevi Tazminat,Hükümsüzlük) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin yurtdışı eğitim danışmanlığı alanında faaliyet gösterdiğini, 1991 yılında vergi dairesine yaptığı bildirimle "..." ibaresini ticari unvan olarak kullanmaya başladığını, bu unvanı 1996 yılında ticaret siciline kaydettirdiğini, davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının da unvanında yer alan "..." ibaresini ticari sicile kaydettirdiğini, 2006 yılında da TPE nezdinde ... no ile "... " markasını tescil ettirdiğini, müvekkilinin 12/04/2010 tarihinde "... " markası için TPE'ye başvuruda bulunduğunu ve davalının bu başvuruya itiraz ettiğini, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, davalı markasıyla benzer olduğunu, markanın müvekkili tarafından 19 yıldır kullanıldığını, davalının asıl amacının müvekkilinin tanınmışlığından, prestijinden, emeğinden ve müşteri çevresinden yararlanmak olduğunu, davalı markasının "... " olmasına karşın müvekkilinin markası olan "... "i tanıtımlarında kullandıklarını, davalının ... şubesinde müvekkiline ait unvanı kullanarak iltibasa yol açtığını, ilgili konsoloslukların öğrenci pasaportlarını gönderirken müvekkili ile davalıyı karıştırdıklarını ve postada karışıklık doğduğunu iddia etmiş, davalı adına yapılmış olan kötüniyetli marka tescilinin hükümsüzlüğünü, 2.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, tecavüzün tespitini, haksız rekabetin tespiti ve men'ini talep ve dava ettiği, 05.05.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile 33.114,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili, müvekkilinin 1996 yılında faaliyetlerine başladığını, 18.03.1997 yılında ...'ya kayıt yaptırdığını, faaliyet alanının yurtiçi ve yurt dışı eğitim hizmetleri sağlamak olduğunu, ilk önce ...'nda faaliyete başladığını daha sonra ... şube açtığını, çeşitli eğitim kuruluşlarının üyesi olduğunu, 09/06/2006 tarihinde TPE nezdinde marka başvurusunda bulunduğunu ve "..." markasını ... sayı ile ... sınıfta tescil ettirdiğini müvekkilinin "... " ibaresini markasal olarak kullandığını, ticari sicile tescilli unvanın marka hakkına tecavüz edemeyeceğini, markanın ticari unvanda olduğu şekliyle kullanıldığı ve dışına çıkılmadığını, 1996 yılından beri kullanılan markadan davacının haberinin olduğunu, katıldıkları fuarlar ve anlaşmalı dil okulları sebebiyle davacının davalı markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, uzun süre sessiz kalındığını, bu davanın kötüniyetli olarak açıldığını, müvekkilinin kendi markasına ayırt edicilik kazandırdığını savunmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Yargıtay 11. HD'nin 02/02/2015 tarihli ...esas, ...karar sayılı ilamında "...dava konusu hükümsüzlüğü istenen ... sayılı ve sicile 09/06/2006 tarihinde tescil edilen davacıya ait ''... '' markasındaki ''...'' ibaresi, markanın asli unsuru niteliğinde bulunmaktadır. Her iki markada da asli unsur olarak yer alan söz konusu ibarenin dava konusu markanın tescilli olduğu eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesine yol açacağının kabulü gerekir. Bu durumda, hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı gözetilerek anılan ibare üzerinde markasal kullanım bakımından öncelik hakkının taraflardan hangisine ait olduğu belirlenmek suretiyle uyuşmazlığın 556 sayılı KHK'nın 8/3 ve 42/1-b maddesi çerçevesinde tartışılması isabetli olmadığı gibi, davalının markasının tescil edildiği halinden farklı olacak bir şekilde ''...'' ibaresinin kullanımına yönelik haksız rekabetin önlenmesine ilişkin talebi bakımından da inceleme ve değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında,
Mahkememizin... esas-...karar sayılı 14.07.2016 tarihli kararı ile"... davacı ... Ltd. Şti tarafından davalı şirket aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalının TPE nezdinde tescilli ...tescil nolu ... sınıftaki markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden tekinine, Davalının markasının tescilli olduğu şekilde farklı olarak kullanımı nedeniyle davacı marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitine ve menine, Davacı yanın ticaret unvanına yönelik talebinin reddine, Davalının eğitim ve öğretim alanında basın internet ve diğer kanallarda ... ibaresini kullanmak suretiyle yapılan reklamlarının durdurulmasına, 2.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizini geçmeyecek şekilde yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Takdiren belirlenen 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya dair maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, Masrafı davalıdan alınmak suretiyle kesinleşen hüküm özetinin yurt çapında yayın yapan trajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına..." dair karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin tarih ve ... esas-... karar sayılı 27.02.2020 tarihli Yargıtay İlamı ile "Mahkeme kararının gerekçesinde, davalının ... tescil no.lu "..." markasının tescil edildiği ... sınıftaki "Eğitim ve öğretim hizmetleri, eğitim ve öğretim hizmetleri; Yurtdışı eğitim danışmanlığı hizmetleri, yurtdışı eğitim kurumlarına yabancı dil eğitimi ve veya akademik eğitim, mesleki staj eğitimi maksattı gönderme hizmetleri, Au Pair öğrenci yerleştirme hizmetleri" bakımından kısmen hükümsüzlüğü şartlarının mevcut olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, hüküm kısmında dava konusu markanın hükümsüz kılınmasına denilerek, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak ve kararın infazında tereddüte sebebiyet verecek şekilde karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki içeren karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle resen bozulması..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Bozma ilamı sonrası Mahkememizden verilen 09/03/2021 Tarih, ... Esas ve ... sayılı karar; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/01/2023 Tarih, ... Esas ve ...Karar sayılı ilamıyla bozulmuş, davanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
Uyuşmazlık ve son bozma kararından sonraki yargılama süreci ;
Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınması, tescilsiz olarak markasal bir şekilde kullanılan işarete ve ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması ve maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup taraflar arasında, markasal kullanım bakımından “...” ibaresi üzerindeki öncelik hakkının kime ait olduğu, davalının adına tescilli markayı tescil edildiği şekliyle değil davacının markasal olarak kullandığı işarete yanaşacak şekilde kullanıp kullanmadığı ve belirtilen kullanımın davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği hususları uyuşmazlık konusudur.
Mahkememizce Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/01/2023 Tarih,...Esas ve ... Karar sayılı ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/01/2023 Tarih, ... Esas ve... Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda alınan Mahkememizin 21/03/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda; "...davacının “...” zayıf ibaresi üzerinde hak sahibi olmasının mümkün
görülmediği; davacı tarafından bu ibareye kullanımla ayırt edicilik, tanınmışlık kazandırıldığını, ibarenin doğrudan davacı ile işletmesel köken gösterme işlevini sağladığının söylenemeyeceği; davacının hak sahipliğinin “...” zayıf ibaresi üzerinde değil “... ” ibaresi üzerinde olabileceği; bu halde bile yeterli ayırt edicilik kazanmadığı düşünülen davacı markasının “...” ibaresinin küçük değişikliklerle dahi tesciline ve kullanımına katlanmak zorunda olacağı;
davalının ...no.lu “... ” marka tescilinin esas unsurda farklılaştığı, ek şekli unsur barındırması, yan/tali unsurlardaki benzerliğin esas unsurdaki ve şekli unsurdaki farklılaşma ile dengelendiği; yeterli ayrışmayı
sağladığı; davacının “...” ibaresi üzerinden herhangi bir hak sahipliği iddia etmesinin mümkün olmadığı gerekçeleri ile davacının gerçek hak sahibi olduğu “... Yurt Dışı Eğitim” ibaresi ile karıştırılma yaratmayacağı; Mahkeme aksi kanaatte ise tescil tarihi ile dava tarihi arasında susma yoluyla hak kaybının şartları yönünden 5 yıllık süre dolmadan dava açıldığı; dolayısıyla hükümsüzlük taleplerinin susma yoluyla hak kaybına uğramayacağının düşünüldüğü; davalının tescile aykırı kullanımlarının ise davacı tarafından 2008 yılına dayandırılmakla bu kullanımların 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığından; bu kullanımlar bakımından davalının susma yoluyla hak kaybı iddiasına itibar edilemeyeceği;
davalının unvan tescilinin ve unvana uygun kullanımlarının ihlal yaratmayacağı; eğer sayın mahkemece bu kullanımların ihlal yarattığı kanaatine varılırsa unvan tescil tarihi olan 1997 ve fiili kullanımın başlangıcı olarak tespit edebildiğimiz 1998 yılından dava tarihine kadar geçen 12-13 yılda söz konusu kullanımlardan davacının haberdar olmasının aynı sektördeki davacıdan beklenebileceği, bunun hayatın olağan akışına uygun olduğu, dolayısıyla susma yoluyla hak kaybının şartlarının gerçekleşmiş olabileceği..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizce bozma ilamı doğrultusunda alınan ve yukarıda özetlenen bilirkişi raporunun denetlenebilir ve hükme esas alınabilir olduğu, bu çerçevede davacının “...” zayıf ibaresi üzerinde hak sahibi olmasının mümkün
görülmediği, davacı tarafından bu ibareye kullanımla ayırt edicilik, tanınmışlık kazandırıldığının, ibarenin doğrudan davacı ile işletmesel köken gösterme işlevinin sağladığının söylenemeyeceği, davacının hak sahipliğinin “...” zayıf ibaresi üzerinde değil “... Yurt Dışı Eğitim” ibaresi üzerinde olduğu, davacı markasının "..." ibaresinin küçük değişikliklerle dahi tesciline ve kullanımına katlanmak zorunda olacağı, bu doğrultuda "..." ibaresi üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğunun söylenemeyeceği ve hükümsüzlük davasının reddinin gerektiği, davalının "... " ibaresini markasının tescil edildiğinden farklı olarak "..." olarak kullandığı, bu farklı kullanımın, aynı sektörde uzun yıllardır faaliyet gösteren davacı şirketin markası arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil karışıklığa sebebiyet vereceğinden marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet kapsamında değerlendirilebileceği, tüzel kişi tacir olan davalının ticari işletmesine ilişkin faaliyetlerinde basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olduğu, davalının, aynı sektörde faaliyet gösterdiği, davacı şirketin "..." ibaresini kullandığından haberdar olduğu ve somut olayda kusur şartının da gerçekleştiği, hukuka aykırı kullanım sebebiyle davacının maddi ve manevi tazminata hak kazandığı kanaatine varılmıştır.
Davacı her ne kadar maddi tazminat talebini ıslah yoluyla arttırarak 33.114,00 TL'ye yükseltmişse de dava tarihi itibariyle Yargıtay bozması sonrası ıslahın mümkün olmaması nedeniyle ıslah edilen miktara yönelik tazminat talebinin reddine karar verilmesi ve 2.000 TL maddi tazminata hükmolunması gerektiği, somut olayın özelliği değerlendirilerek, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle meydana gelen manevi zararından dolayı takdiren 10.000 TL manevi tazminatın yerinde olduğu, ticaret unvanına yönelik sessiz kalma yoluyla hak kaybı bulunduğundan unvana yönelik talebin de reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, hükümsüzlük davasının reddine,
2-Davalının markasının tescilli olduğu şekilde farklı olarak kullanımı nedeniyle davacı marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitine ve men'ine,
3-Davacı yanın ticaret unvanına yönelik talebinin reddine,
4-Davalının internet ve diğer kanallarda "..." ibaresini kullanmak suretiyle yapılan reklamlarının durdurulmasına,
5-2.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizini geçmeyecek şekilde yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
6-Takdiren belirlenen 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
7-Kesinleşen hüküm özetinin yurt çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus ilanına,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 819,72 TL karar harcından peşin alınan 17,15 TL peşin harcın ve 532,00 TL tamamlama harcının toplamı düşüldükten sonra eksik 270,57 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
9-Davacı tarafça başvuru harcı olarak yatırılan 17,15 TL, peşin yatırılan 17,15 TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 532,00 TL'nin toplamından oluşan 566,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafından sarfedilen 19.120,35 TL (bilirkişi, posta, tebligat gideri) yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre takdiren 11.472,21 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
11-Davalı tarafından sarfedilen 54,00 TL (posta, tebligat gideri) yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre takdiren 21.60 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, arta kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
12-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
13-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; maddi tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 2.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
14-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; manevi tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Reddedilen kısım yönünden;
1-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; hükümsüzlük davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
2-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; maddi tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; manevi tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır