T.C.
İSTANBUL
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/121 Esas
KARAR NO : 2025/300
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 02/05/2023
KARAR TARİHİ : 04/12/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin, sağladığı tüm geliri fakirlere, evsizlere, hastalara ve ihtiyaç sahiplerine yardım için çalışmalarını sürdüren ...’ne tahsis etmekte olan bir iktisadi işletme olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 24.03.2009 tarihinde ... sınıfta tescil edilmiş ve korunmakta olan ... tescil numaralı “...” isimli ve şekilli markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin müvekkilinden izin almadığını ve buna rağmen, müvekkiline ait marka ile iltibas yaratacak şekilde, müvekkili adına tescili markayı kullandığını, müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiğini, davalı tarafın bu suretle müvekkiline ciddi şekilde zarar verdiğini ve haksız yarar elde ettiğini, davalı şirkete ait restoranın tabelasında büyük karakterle “...” küçük karakterlerle “...” isminin kullanıldığını, restoranda kullanılan servis ürünleri ve ambalaj paketlerinde de aynı şekilde “...” ifadesinin vurgulanarak kullanıldığını, bununla beraber davalı şirketin 07.09.2022 tarihinden beri çeşitli sosyal medya hesaplarında, kanuna ve hukuka aykırı olarak, bazen yalnızca “...”, bazen de “... ” ifadelerini kullanarak içerik ve görseller yayınladığını ve müvekkilinin markasını kullanarak iltibas yarattığını beyan ederek davalının tecavüz fiillerini gerçekleştirmekte olduğu restoranında, sosyal medya ve internet araçlarında “..., “... ” ibaresinin yer aldığı yayınları ve müvekkilinin tescilli markasına tecavüz teşkil eden her türlü ifade, işaret ve ibarenin kaldırılmasına, davalının işyerinin içinde asılı başkaca tabelalarının kaldırılmasına ve reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının müvekkili adına tescilli markaya tecavüz teşkil eden fiillerinin tespitine, davalının müvekkili adına tescilli markaya tecavüz teşkil eden fillerinin durdurulmasına, kaldırılmasına, davalının işletme adının kullanılmasının yasaklanmasına, davalının müvekkili adına tescilli markaya tecavüz suretiyle sebep olduğu zararlar kapsamında, daha sonra artırılmak üzere 1.000,00 TL maddi, 3.000,00 TL itibari ve 7.000,00 TL manevi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile aksi halde dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, huzurdaki davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı yanın markası ile davalı müvekkilinin markası arasında iddia edildiği gibi bir benzerlik bulunmadığını, davacının markasında yer alan “...” sözcüğü ... anlamında olup; dijital platformda yayınlanan “... ” dizinden sonra Türkiye’de ve hatta tüm dünyada oldukça sıkça kullanılan bir sözcük haline geldiğini, diğer yandan davacı yanca yemek hizmetinde “... kurallarına uygun” (helal kurallarına uygun) olarak hareket edildiği ve bu konuda da Türkiye ... tarafından denetlendiğinin anlaşılmakta olduğunu, oysaki müvekkiline ait restoranın herhangi bir dini gruba bağlı olmadığının açık olduğunu, davacı yanın tüketiciyi kandırarak marka hakkının ve itibarının zedelenmesine sebebiyet verildiği yönündeki iddialarının abesle iştigal olduğunu, davalı müvekkilinin davacın yanın markasını ihlal etmediğinden, müvekkilinin kullandığı marka ile davacı yana ait marka arasında benzerlik veya iltibas söz konusu olmadığını ve davacı yanın maddi/manevi zararının söz konusu olmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların bildirdikleri tüm deliller toplanmış, TPMK kayıtları getirtilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılarak raporlar ile ek rapor alınmıştır.
Mahkememizin 07/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "... tescil nolu “...“ şekil” markasının ... sınıfta davacı adına tescil edilmiş olduğu, davalının yiyecek-içecek hizmet sektöründe “... ” markasını tescilsiz olarak kullandığı, taraf markalarının esas unsuru “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresi daha önceki bir tarihte (2007 yılından itibaren tescilli olarak korunmaktadır) “yiyecek ve içecek hizmetleri” için davacı adına tescil edilmiş olmakla, davalının “...” ibaresini aynı hizmet sektöründe markasal etki yaratacak şekilde kullanmasının ortalama tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimaline sebebiyet verebileceğinden marka hakkına tecavüz şartlarının olduğu kabul edilebileceği, Sayın Mahkemeniz nezdinde, davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği yönünde kanaat oluşması durumunda, huzurdaki davada tazminata hükmedilebilmesi için aranan kusur şartının gerçekleştiğinin kabul olunabileceği, davalının yiyecek ve içecek hizmeti alanında “...” ibaresini kötü veya uygun olmayan şekilde kullanmak suretiyle davacının marka itibarını zedelediği iddiasını ispat eder deliller dosyada bulunmadığından ve heyetimizde bu konuda değerlendirme yapabilecek sektör bilirkişisi bulunmadığından bu yönde bir değerlendirme yapılamadığı, mali yönden yapılan incelemede ...nin 2021, 2022 ve 2023 yılları kanuni defterleri noter-berat tasdik işlemleri, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak ve süresinde yaptırıldığı, Sayın Mahkemenin, Davacı şirket lehine karar vermesi halinde; davalı ve davacı tarafın Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151/2-b (Sınai Mülkiye Hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç) maddesine göre 01.01.2021-31.12.2023 tarihleri arasında elde etmiş olabileceği net kazancı - 168.236,63 TL.sı olabileceği..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 17/11/2024 tarihli bilirkişi 1. ek raporunda; "...davalı vekilinin beyanları kök raporumuzun tanzimi sırasında incelenmiş olup marka hakkına tecavüz yönünden kök raporda vardığımız sonuçlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelik taşımadığı; davacı ve davalılar vekilinin, kök raporumuzdaki mali açıklamalara karşı beyan ve itirazları değerlendirilmiş olup, rapor içeriği verilerin şirketin tüm faaliyetlerini kapsadığı için toplam kazancı yansıttığı, Şube geliri hesaplaması için istenen evrak ve bilgi/belgelerin heyetimize sunulmadığı için detaylı inceleme yapılamadığı, Sayın Mahkemenin, Davacı şirket lehine karar vermesi halinde; davalı ve davacı tarafın Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151/2-b (Sınai Mülkiye Hakkına Tecavüz Edenin Elde Ettiği Net Kazanç) maddesine göre 10.06.2022 - 02.05.2023 tarihleri arasında elde etmiş olabileceği net kazancı bulunmadığı..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 13/06/2025 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda; "...davalı ...'nin, 01.01.2021-31.12.2023 tarihleri arasında elde etmiş olabileceği net kazancı 168.236,63 TL.sı olabileceği kanaati ile hesap ve tespit edilmiştir, SMK 151/2 c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisan: hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli ile hesaplama yapılması istenmektedir. ... Ticaret Odasının yazısında “davaya konu olan firma eğer birden fazla marka ile cirosunu elde etmiş ise tecavüze konu markadan elde ettiği ciro toplam ciroda belirlenerek, tecavüze konu olan markadan elde ettiği cironun %10'unun lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı yönünde görüş oluşturulmuştur” Davalı yan kendisinden istenen şube geliri hesaplanması için istenen evrak bilgi ve belgeler toplam net kazanç üzerinden hesaplamanın dikkate alınıp alınmaması Yüce Mahkemenizin takdirindedir..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 24/09/2025 tarihli bilirkişi 3. ek raporunda;"..
davalının10.06.2022-02.05.2023 tarihleri arasında elde etmiş olabileceği net kazancının 58.939,87 TL olabileceği, kök raporda ve sonrasında düzenlenen 2 ayrı ek raporda belirtildiği üzere davalı taraf denetime uygun rapor düzenlenebilmesi için gerekli muhasebe kayıtlarını “muhasebede restoran ile gelirlerin ayrı muhasebeleştirmediği” açıklaması ile bilirkişi heyetine sunmadığından şube geliri yönünden hesap yapılma imkanı bulunmamaktadır..." yönünde görüş ve kanaate varıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde yer alan 1.000,00 TL maddi tazminat taleplerini 57.939,87 TL arttırarak 58.939,87 TL olarak neticelendirmiştir.
Dava marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması, maddi, itibar ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Davacı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 24.03.2009 tarihinde ... sınıfta tescil edilmiş ve korunmakta olan 2007 / 33141 tescil numaralı “...” isimli ve şekilli markanın sahibidir.
Davacının...tescil no.lu “... ” markasının ... sınıfta “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri” için tescilli olduğu, davalının da aynı hizmet sektöründe “... ” markasını kullandığı, davacının “... ” markasının kelime ve şekil unsurlarından oluştuğu, davacı markasındaki “...” ibaresinin Türkçede “yemek servisi” anlamına geldiği ve markanın tescil edildiği “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” için ayırt edici olmadığı, markadaki “...” ibaresinin ise davacı şirket unvanının çekirdek unsuru olduğu ve davacı markasında “...” ibaresi ile birlikte daha küçük yazı boyutuyla markanın alt kısmında yer aldığı, davacı markasına bir bütün olarak bakıldığında “...” ibaresinin markada daha büyük yazı boyutuyla markanın merkezinde konumlandırılarak vurgulandığı, markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalının kullandığı “... ” markasında “...” ibaresinin markanın kullanıldığı “yiyecek ve içecek hizmetleri” için ayırt edici olmadığı, markadaki esas unsurun “...” ibaresi olduğu, .... ibaresi Türkçede “...” anlamına gelmekte ise de “yiyecek ve içecek hizmetleri” alanında ayırt edici bir ibare olduğu, markanın kullanıldığı hizmet alanında ayırt edici gücü yüksek olan “...” ibaresi daha önceki bir tarihte (2007 yılından itibaren tescilli olarak korunmaktadır) “yiyecek ve içecek hizmetleri” için davacı adına tescil edilmiş olmakla, davalının “...” ibaresini aynı hizmet sektöründe markasal etki yaratacak şekilde kullanmasının ortalama tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimaline sebebiyet vereceği, davalı tarafın reklamının yapıldığı ..., ..., ... hesaplarında yapılan incelemelerde markasal kullanımların tespit edildiği, yapılan incelemeler sonucunda, davacı ve davalı marka kullanımlarının benzer olduğu, davalı faaliyetlerinin davacının tescilli markasının kapsamında olduğu, bu haliyle markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu, nihai hizmet alıcıları nezdinde gerek hizmetlerin gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği, hizmet alıcılarının sonraki markayı, önceki markanın yeni bir varyasyonu veya önceki markanın yenilenmiş bir hali olarak algılayacağı ve hizmetlerin aynı işletmeden verildiği yönünde çağrışım yapabileceği veya hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanabilecekleri, bunun da karıştırılma ihtimali yaratacağı, böylelikle davalı tarafından gerçekleştirilen marka kullanımlarının davacı taraf markası ile iltibas oluşturacağı anlaşılmakla marka hakkına tecavüz davasının kabulüne ve ... ibaresinin davalı tarafından işletme ünvanında kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmiştir.
Maddi, Manevi tazminat istemleri ile İtibar Tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede ise; yukarıda da açıklandığı üzere davalının davacı markasını hukuka aykırı olarak kullandığı, kullanımında kusurlu olan davalının iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, maddi tazminat açısından dosyadaki bilgi ve belgelere göre 24/09/2025 tarihli bilirkişi ek raporundaki tespitlerin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılarak davacının maddi tazminat istemine konu miktarın yerinde olduğu anlaşılmış, tecavüz eyleminin işleniş şekli, kusurun ağırlığı, tarafların birbirlerine göre konumları ve hakkaniyet gereği manevi tazminat miktarı takdiren belirlenmiş, davalı tarafça kötü üretimin ve kötü kullanımın gerçekleştirildiği ya da davacının ticari itibarının zedelendiği hususunun ispat edilemediği anlaşılmakla itibar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı sunulan deliller ve davaya dayanak kullanımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının markaya tecavüze yönelik açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;
Davanın kısmen kabulü ile,
1-Davalının eylemlerinin davacı adına tescilli markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüz fillerinin durdurulmasına, kaldırılmasına, ... ibaresinin davalı tarafından işletme adında kullanılmasının yasaklanmasına,
2-7.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-58.939,87 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İtibar tazminat talebinin reddine,
5-Masrafı davalıdan karşılanmak üzere kararın tirajı en üç yüksek gazetede kamuya yayın yolu ile duyurulmasına,
6-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 4.504,35 TL harcın daha önceden ödenen 1.177,86 TL peşin ve ıslah harcı toplamı düşüldükten sonra eksik kalan 3.326,9 TL harcın davalıdan tahsiline,
7-Davacı tarafından sarfedilen 1.177,86 TL peşin ve ıslah harcı ile 179,90 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 14.472,00 TL (bilirkişi, posta, tebligat gideri) yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre takdiren 10.854,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yapılan 497,50 TL (posta, tebligat gideri) yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre takdiren 124,37 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, arta kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden;
a)Marka hakkına tecavüz davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen; 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Maddi tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)Manevi tazminatı davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 7.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen; itibar tazminatı davası bakımından 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12-Arabuluculuk sırasında suçüstü ödeneğinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davadaki haklılık oranına göre 780,00 TL'sinin davacıdan, 2.340,00 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
13-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸