T.C.
İSTANBUL
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/98
KARAR NO : 2025/234
DAVA : Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Tespiti İstemli), Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/12/2004
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Tespiti İstemli), Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesi : Davacı vekilinin mahkememize ibraz ettiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin özgün bir şekilde 3 boyutlu oyuncak olarak tasarımlanarak davalı şirkete teslim edilen oyuncak bebeklerle ilgili olarak, davalı şirketin gerçeğe aykırı beyanlarla TPE'ye tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu ürünleri, davalı şirkete talep olmaksızın, mevcut logosu üzerinden 3 boyutlu olarak tasarımlayarak teslim ettiğini 3 boyutlu bu oyuncak tasarımlarının davalı şirketçe beğenilerek davalı şirketin, müvekkili lehine tescilli bulunan ... markası ile ilgili lisans anlaşması içinde olduğu dava dışı şirkete bu ürünlerin üretimini yaptırdığını, müvekkiline bu tasarımının karşılığında herhangi bir bedel ödenmediği gibi davalı şirket tarafından, gerçeğe aykırı beyanlar ile TPE'ne başvuruda bulunularak davalı şirket lehine tasarım hakkı sahibi ve diğer davalı lehine de tasanmcı olarak tescil talebinde bulunduklarını, bu tasarım müracaatında, davalı şirketin dava konusu oyuncak bebeklerin endüstriyel tasarım haklarına sahip olmadığını, aynı şekilde tescil müracaatında tasarımcı olarak gösterilen ...'ın tasarımlarla hiçbir ilgisinin olmadığını, yapılan işlemin Endüstriyel Tasarımların Korunması Hk. KHK'nin 19. maddesi uyarınca gasp teşkil ettiğini beyan ederek, 554 sy. KHK'nin 19 uncu maddesi uyarınca müvekkilinin dava konusu oyuncak bebeklerin tasarım hakkı sahibi olduğunun tespiti ile TPE'nün ... sayılı. dosyasından tescili yapılan ürünlerin tasarım hakkı sahipliğinin müvekkiline devredilmesine, vaki tecavüzler nedeniyle fazlaya dair ve sair her türlü talep ve dava haklan saklı kalmak kaydı ile davalıların 50.000 TL maddi tazminata ve 1.000.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap dilekçesi: Davalı vekilinin mahkememizce ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; oyuncak bebeklerin, davalı tarafça özgün bir şekilde tasarlandığını, sözkonusu oyuncak bebeklerin her birinin FSEK gereği bir eser niteliği taşıdığını, dava konusu oyuncak bebeklerin sahipliğinin müvekkili şirkete ait olduğunu, dava konusu sinyal bebeklerin marka tescil belgeleri ile de marka olarak tescil edildiğini, 1996 senesinden beri mevcut olan ve ilk oluşturulduğu günden itibaren müvekkil şirketin hususiyetini yansıtan sinyal bebeklerin, özgün bir şekilde hangi hususunun davacı tarafça tasarlandığının belli olmadığını, davacı tarafın bütün dilekçelerinde, müvekkili şirketin yazılı iznini almaksızın müvekkilinin hak sahibi olduğu eserleri üç boyutlu olarak işlediğini açıkça ikrar ettiğini; bu durumun eser sahibinden, yani asıl hak sahibi olan müvekkili şirketten izin alınmamış olması sebebiyle müvekkili şirketin eserden doğan hakkına tecavüz teşkil ettiğini, kaldı ki, davacının meydana getirdiğini iddia ettiği ürünün müvekkilinin eserleri, tasarımları, markaları göz önüne alındığında, davacının hiçbir hususiyetini taşımadığından, davacının izinsiz dahi olsa bir işleme eser meydana getirdiğinden söz edilemeyeceğini, davacı tarafın herhangi bir şekilde ve izinsiz üretim yapmış olmasının, kendisine Fikir ve Sanat Eserleri ve tasarım hukuku anlamında bir hak kazandırmayacağını; 5846 sy. yasanın 57. maddesi uyarınca çoğaltılmış nüshalar üzerindeki mülkiyet hakkının devrinin, aksi kararlaştırılmış olmadıkça fikri hakların devrini içermediğini; kaldı ki, sinyal bebeklerin mülkiyet hakkının dahi devredilmediğini, davalının, açılan işbu davada delil olarak gösterilmeye yönelik çalışmalar yaptığını, Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde yaptırılan tespitin yanlı ve eksik olduğunu, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat talebinin, dayanaksız, haksız ve fahiş olduğunu, beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Cevaba cevap dilekçesi: Davacı karşı davalı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İkinci cevap dilekçesi: Davalı karşı davacı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle: cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Islah dilekçesi : Davacı vekili 20.05.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını ıslah ederek dava konusu oyuncak bebeklerin tasarım hakkı sahibi olduğunun tespiti ve davalı adına tescilli tasarımların müvekkiline devri olmadığı takdirde hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, davalı firma adına tescilli 5 adet markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ve söz konusu fikri ürünlerin eser sahibinin müvekkiline ait olduğunun tespitine eserlerden doğan mali ve manevi haklarının ihlali ve haksız rekabetin tespiti ile tecavüzün durdurulması ve önlenmesine ve söz konusu kanun ve KHK'lar gereği 1.000.000,00 manevi tazminatın ve FSEK 68 nci maddesi kapsamında 50.000,00 TL maddi tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesi ayrıca elde edilen karın 68.ci madde ile talep edilecek miktardan mahsup edilerek müvekkile ödenmesi ve kararın ilanının talep etmiştir.
Birleşen Mahkememizin ... Esas ... Karar Sayılı Dosyası
Dava dilekçesi: Türk Patent Enstitüsü nezdinde davalı adına tescil edilen ..., ...,..., ...ve...numaralı markalardaki tasarımların müvekkiline ait olan ve müvekkilinin 1997-1998’li yıllardan itibaren tasarlamaya başladığı “...” ile birebir aynı olduğunu, müvekkilinin tasarımlarının bir eser olup, eser sahibinin de müvekkili olduğunun davalı tarafından Pazarlama Müdürü sıfatıyla ... imzasıyla 16.10.1998 tarihinde gönderilen yazıda açıkça kabul edildiğini, 556 sayılı KHK'nın 8/3 maddesi uyarınca dava konusu markalar üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, ayrıca dava konusu markaların tescili tarihinden itibaren beş yıllık sürenin geçtiğini ve davalı tarafından tescil tarihinden bu güne kadar hiç kullanılmamış olmasının da 14.madde uyarınca hükümsüzlük nedeni olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Cevap dilekçesi: Davalı vekilinin mahkememizce ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; hükümsüzlük davasının hak düşürücü süre içinde açılmadığını, müvekkili şirkete ait olan eser ve tasarımların haksız ve hukuka aykırı olarak davacı tarafça sahiplenilmeye çalışıldığını, dava dilekçesinde bahsedilen ... tarafından 16.10.1998 tarihinde gönderilen yazıda plastik sinyallerden bahsedildiğini, cell ailesi bebeklerine dair herhangi bir ifadenin ise kullanılmadığını, ayrıca sahiplikten değil üretimden bahsedildiğini, kaldı ki “...” isimli bayi toplantısında çekilmiş toplam yedi adet fotoğraftan da anlaşılacağı üzere, söz konusu logonun üç boyutlu halinin yine müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini ve 25-28 Eylül 1997 tarihinde kamuya sunulduğunu, davacının 556 sayılı KHK'nın 8/V.maddesine dayanması için tescilli bir fikri mülkiyet hakkının sahibi olması yani tescil belgesi sahibi olması gerektiğini, dava konusu markaların da faal bir şekilde kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleştirme kararı: Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 01/10/2019 tarihinde verilen birleştirme kararı ile dosyanın mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Birleştirme kararı üzerine yargılamaya mahkememizin 2004/1010 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur.
Mahkememizin 2004/1010 Esas sayılı dosyasında verilen karar: Bu dosyada yapılan yargılama sonucunda " Asıl dava 5846 sayılı FSEK kapsamında eser sahipliği ve 554 sayılı KHK hükümlerine dayalı tasarım hak sahipliğinin tespiti ve tecavüz nedeniyle talep edilen maddi ve manevi tazminat talepli davadır.Mahkememizin 2007/121 esas sayılı dosyası ile davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan davada; davalı tescilli markalarının 556 sayılı KHK hükümleri gereği kullanılmama nedeniyle hükümsüzlüğü talepli dava dosyalar arasındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle dosyalar 01/10/2009 tarihinde birleştirilmiş yargılamaya birlikte devam olunmuştur.
Davalı tasarım tescil belgesi ve marka tescil belgeleri TPE 'den getirtilmiştir, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle tarafların delilleri toplandıktan sonra seçilen bilirkişi heyetlerinden raporlar alınmıştır.
Davalı yan zaman aşımı definde bulunmuşsa da eylemin haksız fiil oluşu ve tecavüzün dava tarihinde de devam ettiği düşüncesiyle zaman aşımı iddiası yerinde görülmemiştir.
Dosyada dava konusu tasarımların hak sahipliği ile ilgili olarak, TPE'ye tasarım sahibi olarak bildirilen davalılardan ...'ın 25.01.2011 tarihli celsede isticvabı yapılmış olup beyanında kendisinin marka ve logo danışmanlığı yaptığını, 2001 yılında ...'in iki boyutlu logosunu gördüğünde, bir ... ailesi olsa, üyelerinin boynunda papyonu olsa, çocuğun elinde top olsa vs. türünden fikirler geliştirdiğini, bunları eskiz olarak kağıda döktüğünü ve projesini ... de çalışan ...'a ilettiğini, onun da kendisini işe aldığını ifade etmiştir.
Davacı tanığı, ..., ... de çalıştığını, davacının 2000 yılı başlarında sinyal bebeği üç boyutlu olarak tasarlayarak getirdiğini ifade etmiştir.
Dosyadaki fax mesajlarından Davacı'nın sahibi olduğu ... tarafından ...'e gönderilen 31.05.1999 tarihli mesajda ... kıyafetli ... teknik özelliklerinin bildirildiği ... farklı kıyafet ve görünümlere bürünmesi fikrinin daha 1999 yılında mevcut olup, bu tarih Davalı ...'ın belirttiği 2001 yılından çok önce olduğu, yine 16.07.1998 tarihli davacı'nın sahibi olduğu ...tarafından ..'e gönderilen faks mesajında sinyal bebekten bahsedilmiş ve "gönderilen numuneye uygun" ibaresine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki tanıtım bülteni olduğu sanılan 20.08.2001 tarihli e posta mesajında, "...'in ... de artık bir ailesi var. ... ve ailesinin hikayesini karakterlerin yaratıcısı ...'nın Başkanı ...'den dinlemek ve onları daha yakından tanımak için hepinizi 21 Ağustos Sah günü saat 17.00'de Konferans Salonuna bekliyoruz. ..." ifadeleri yer almakta, ... ailesini yaratma fikrinin ...'den geldiği ve ...ın konu üzerinde çalıştığı ve ilerlediği belirtilmektedir
Toplanan deliller kapsamında dosya ...,..., ...’ya tevdii edilerek ilk rapor alınmıştır. 15.04.2009 tarihli raporda ... ayrık rapor vermiştir.
... ve ...müşterek raporunda ; Raporda davalının marka olarak tescil ettirdiği figürlerin, "kurgusal bir karakter" olarak FSEK m. 4/1 b, 6 anlamında "grafik eser" ve FSEK m. 4/1 b. 8 anlamında "tipleme" olarak kabul edilmesi gerektiği, Dava konusu ürünlere ait sevk irsaliyelerinin en eskisinin 25.12.2001 tarihli olduğu, oysa davalının, markalarını, bu tarihten üç ay önce 27.09.2001 tarihinde tescil ettirdiği, buradan, davalı şirketin marka olarak tescil ettirdiği iki boyutlu karakterlerin üç boyutlu olarak üretimi konusunda, davacı tarafın çalıştığı şirketle anlaşmaya varmış ve üretime başlanmış olduğunu, davacı tarafından sunulan 31.08.2001 tarihli teslim tutanaktan davacı ile dava dışı ...Ltd. Şti. arasındaki lisans ilişkisi olduğu, fakat, davacı tarafın fikri ürünün ilk defa kendisince meydana getirildiği, oluşturulduğu hususunun ispat edilemediği belirtilmiştir.
Bilirkişiler davalının marka olarak tescil ettirdiği ve figürlerin, "kurgusal bir karakter" olarak FSEK m. 4/1 b. 6 anlamında "grafik eser" ve FSEK m. 4/1 b. 8 anlamında "tipleme" olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının marka olarak tescil ettirdiği iki boyutlu bu karakterlerin, davacı tarafından üretilmiş sinyal bebeklerle karşılaştırıldığında, üretilen bebeklerin marka olarak tescil edilmiş olan karakterlerle aynı olduğu, bazen yapılmış olan ufak değişikliklerin bu ayniyeti "ayniyet derecesinde benzerlik" olarak algılamaktan öte bir anlam ifade etmediği; dolayısıyla, dava konusu sinyal bebeklerin davalı tarafından marka olarak tescil edilmiş figürlerden yola çıkılarak oluşturulmuş olduğu, iki boyutlu marka olarak tescil edilmiş karakterlere üç boyutlu bir nitelik kazandırılmasının işleme değil, bir çoğaltma olduğu; dolayısıyla, davacının işlenme eserden doğan herhangi bir hakkının olmadığı, davacı tarafın dava konusu fikri ürünlerin ilk defa kendisi tarafından oluşturulduğu, meydana getirildiği hususunu ispat edemediği." kanaati bildirilmiştir.
... ise ayrık raporunda, “..Davalıya tescilli TPE ... sayılı. Endüstriyel Tasarım Tescili belgesinin 554 sayılı KHK'nın 19 uncu maddesi uyarınca tasarım hakkı sahipliğinin tespiti ve devrinin ve davalının tescil eyleminin ilgili KHK madde 48.a maddesi uyarınca tasarım hakkına tecavüz sayılıp sayılmayacağının mahkemece takdir edilmesi gerektiği , davalı marka tescil belgesinde bulunan "..." logolarının FSEK anlamında birer eser oldukları, davalıya tescilli bu eserden yola çıkılarak oluşturulan davacı tasarımı"..." bebeklerin ise işleme eser olmayıp ayrı ve bağımsız birer eser olduklarını belirtmiştir."
Bilirkişi heyetinden alınan rapora itirazlar nedeniyle mahkememizce ikinci bilirkişi heyeti seçimine gidilmiş ve 15.04.2009 tarihinde ..., ..., ...'dan oluşan heyet müşterek rapor hazırlanmıştır. Raporda; Plastik anahtar şeklinde sinyal bebekler, karşılıklı görüşülerek davalın tarafın onayı ile satışı yapıldığı ve üretime geçildiği, davacının yaptığı ürün yeni ve özgün olmadığı, ayırt edici bir orjinalliği bulunmadığını, büyük ebatta (elinde broşür tutan) olan ...karakteri, zaten daha önce tasarlandığı, logoda bulunan görsel karakter ile aynı olduğu, 2001 promosyon katalogunda yer alan davacının ürününün, eser sayılabilmesi için ortada herhangi bir özgünlük, yenilik ve ayırt edici unsur bulunamadığı, davacının herhangi bir 'tasarım hakkı' bulunmadığı, davacının rc-design (farklılaştırma) yoluyla beş adet ... karakterinin oyuncaklaştırılması sebebi ile tasarımcı olduğu, davacının tasarımlar üzerinde hak sahibi bulunduğu,tasarım üzerinde hak sahibi sayılmanın sonuçlarından davacının yararlanabileceği, heyette talep edilen miktarın uygun olup olmadığını değerlendirebilecek uzman bulunmadığı kanaati bildirilmiştir.
Alınan iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla mahkememizce üçüncü kez bilirkişi heyeti seçilerek dosya tevdi edilmiş ve müşterek rapor alınmıştır.
..., ..., ..., ...ve Grafik Tasarımcı ... müşterek raporunda; Dava konusu olan davalı ... firmasına ait ...Firmasınca Sanatçı/tasarımcı ...'in 1994 yılında tasarladığı logo incelenerek görsel algılama biçimi ve teknik yapı olarak gövdesinin alt bölümü tavşan, üst bölümü salyangoz şeklindeki bu sembol; tavşanın hızını, salyangozun ise antenleriyle iletişim kurma özelliğini simgelediği ve antenleri nedeniyle "..." olarak adlandırıldığı, renk olarak dikkat çekicilik ve güler yüzü ifade etmesi için sarı ile güven ve kurumsallık etkisi için lacivert renklerden oluştuğu ifade edilmiş, davalı ... Firmasının halen tanıtım ve pazarlamada yeni amblem tasarımı kullanmaya başladığı, kullandığı bu tasarımın algısal anlam olarak kesintisiz iletişim, teknoloji ve kaliteyi ifade ettiği, dosya ekinde bulunan, ürün numuneleri anahtarlık fonksiyonuna sahip olup davalı ... firmasına ait ... numaralı tasarımlar ile biçimsel olarak benzer olduğu, tasarımların "morfolojik" olarak yakınlık içinde oldukları fakat tasarımı oluşturan diğer öğeler açısından farklı oldukları tespit edilmiştir.
Davalı ...'e ait logonun dava dışı ...’in hakim durumdaki ortağı olduğu anlaşılan... A.Ş. tarafından tasarlandığı konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. 20.05.2004 tarihinde ... A.Ş. Arasında akdedilen Sulh Sözleşmesi ile ... logosu üzerindeki mali hakların ...'e ait olduğu, ... her türlü mecrada işleme ve değiştirme yetkisinin ...'de olduğu ve ... bugüne kadar işlenmiş ve değiştirilmiş şekillerinin tüm mali haklarının ... olduğu, yine ... üzerindeki manevi hakları kullanma yetkisinin ...'e ait olduğu, her iki yanca kabul edilmiştir. Davacı, söz konusu logodan istifade ederek "..." adı verilen promosyon ürünü tasarlamıştır. Davalı Pazarlama Müdürü ...'nın 16.09.1998 tarihli mektubunda, fikrin davacı'ya ait olduğu kabul edilmiş ve kendisine teşekkür edilmiştir. Buradaki fikir, logodan oyuncak üretilerek, promosyon malzemesi olarak kullanılmasıdır. Daha sonra, promosyon ürünlerinin pazarda talep ve beğeni görmesi neticesinde ise ...'nin meydana getirildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu promosyon ürünlerin önce davacı ile bağlantılı olan ... Ltd. Şti tarafından üretildiği, daha sonra ise üretimin Davalı ... tarafından bir başka firmaya yaptırılmaya başlandığı anlaşılmaktadır.
Davacı yan talebini gerek tasarım gerek eser sahipliği gerekse haksız rekabet hükümlerine dayandırmıştır. Tasarımlar, hem 554 sayılı KHK kapsamında, hem de FSEK. m. 4 kapsamında eser olarak korunmaktadır. 554 sayılı KHK kapsamında, korumadan yararlanılabilmesi için tasarımın, 554 S.lı Kanun'un 6. maddesi kapsamında yeni ve 7. maddesi kapsamında ayırt edici olması gerekir. Yenilik, tasarımın aynısının daha önce mevcut olmaması demektir. Bu anlamıyla, söz konusu ...'nin yeni olduğu söylenebilir. Ayırt edicilik ise, bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimin, kendisinden önce var olan bir tasarım ile belirgin bir farkının olması demektir.
Bilirkişi heyeti davalı ...'in logosu ile davacı tarafın bebek tasarımları arasında bu anlamıyla bir belirgin bir fark mevcut olmayıp, aksine benzerlik bulunduğunu, zaten bu husus işin doğası gereği ortaya çıktığı ve arzulandığını, bilgilenmiş bir kullanıcı değil, alelade bir kişinin dahi bu tasarımlar arasındaki bağlantıyı fark edebileceğini, bu durumun zaten pazarlama hakımından istenildiğini, davacı'nın promosyon olarak ürettiği ... ve ... Ailesinin, 554 sayılı KHK kapsamında Davalı Şirket logosundan "ayırt edici" olmadığını, bir an için söz konusu tasarımların 554 sayılı KHK kapsamında korunması gerektiği kabul edilse bile KHK'nın “ Hizmet sözleşmesi dışında kalan iş görme sözleşmeleri çerçevesinde yapılan tasarımlarda hak sahibi aksine bir anlaşma yoksa işi veren kişidir". şeklindeki 16. maddesi kapsamında tasarımın 554 S.lı KHK'ya tabi olduğu kabul edilse idi, üzerindeki mali hakların da iş veren davalı ...'e ait olacağının kabul edileceği, zira tasarım üzerindeki mali hakların KHK'ya göre ayrı Kanun'a göre ayrı kişilere ait olmasının düşünülemeyeceği davacı'nın, davalı ... logosunda istifade ederek oyuncak meydana getirdiği, bu kapsamda oyuncak tasarımlarının tamamen davacı'nın hususiyetini yansıtmadığı burada bir eserden değil, olsa olsa bir işlenme eserden söz edilebileceği belirtilmiştir.
...,..., ... , ... ve Grafik Tasarımcı ...’dan oluşan beş kişilik son heyet raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli görülmüştür. Bilirkişiler, dava konusu ... ve ... ailesinin, Davalı Şirket logosundan istifade edilerek meydana getirilen işlenme eserler olduğu, ... ve ... ailesinin, ... logosundan istifade edilerek meydana getirilmesi nedeniyle "ayırt edicilik" vasfı taşımadığı, bu kapsamda bağımsız bir tasarım olarak değerlendirilemeyeceğini eğer böyle kabul edilse dahi 554 Sayılı KHK. m. 16 kapsamında iş veren sıfatıyla mali hakların Davalı ... ait olması gerektiği, ... ve ... ailesi üzerindeki mali hakların, gerek taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, gerek davacı'ya işleme bakımından FSEK. m. 52'ye uygun şekilde yazılı olarak işleme hakkına dair devir yapılmamış ve ruhsat tanınmamış olması, gerekse 554 S.lı KHK'nın 16. maddesinin tasarım hakkı sahibine uygulandığı göz önüne alındığında, bir tasarımı işleyen kişiye kıyasen ve evleviyetle uygulanması gereği nedeniyle ...'e ait olduğu; bununla birlikte davacı'nın bu işlenme eserler üzerinde manevi haklarının mevcut olduğu; bu kapsamda Davalı ... tarafından Endüstriyel Tasarım Tescil Belgesi alınması için tasarımcı olarak ...'ın beyan edilmesinin davacı'nın adın belirtilmesi hakkını ihlal ettiği belirtilmiştir.
Davacı vekilinin rapora itirazında, davacı'nın, ... için üretim yapmadığı, aralarında ticari ilişki olmadığı, kök rapordaki "...alelade kişilerin dahi tasarımlar arasındaki bağlantıyı fark edebileceği, bunun istenmiş olduğu..." ifadesinin hatalı olduğu zira tasarımlar karşılaştırılırken objektif kriterlerden yararlanılması gerektiği, tarafların saikinin araştırılmayacağı, kök raporda yer alan tasarım üzerindeki malî hakların KHK'ya göre ayrı, FSEK'e göre ayrı kişiye ait olmasının düşünülemeyeceği, işleme yapılabilmesi için FSEK m. 52'ye göre yazılı izin alınması gerektiği vurgulanmışsa da, izinsiz işlenen eserlerin ...'e ait olduğunun kabul edildiği, bunun mümkün olamayacağı, davacı'nın haksız rekabet hükümlerinden yararlanamayacağı yönündeki tespitin isabetli olmadığı, davalı vekili rapora itirazlarında, davacı'nın çizimleri yaptığının hiçbir delile dayanmadığı, davacı'nın izinsiz işlediği eser üzerinde manevi hakkı bulunmadığı, endüstriyel tasarım tescil belgesinde davacının adının belirtilmemesinin hak ihlali olmadığını belirtmiştir.
Taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi ve davacı vekilinin ıslah dilekçesinde FSEK m. 70/3 kapsamında talepte bulunduğu göz önünde bulundurularak bu hususun ve yine davacının, davalı tescilli markalarının kullanılmaması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebinin değerlendirilmesi konularında ek rapor tanzimi talep edilmiştir.
Bilirkişi heyeti ek raporunda kök raporda "Söz konusu promosyon ürünlerin önce davacı ile bağlantılı olan ...Ltd. Şti tarafından üretildiği, daha sonra ise üretimin ... tarafından bir başka firmaya yaptırılmaya başlandığı anlaşılmaktadır ". denildiğini, bu konuda davacı'nın bizzat üretim yaptığı gibi bir iddianın bulunmadığını, bununla birlikte, "benzerliğin, alelade kişiler tarafından dahi anlaşılmasının istendiği" biçimindeki ifadeden anlaşılması gereken tasarımın markadan hareketle oluşturulmasının, yani esasen her ikisi arasında bilinçli bir şekilde benzerlik yaratılmasının bir reklam ve pazarlama yöntemi olduğu belirtilerek kök rapordaki görüşlerini tekrar etmişlerdir.
Davacının, dava dışı ...'in tasarladığı ihtilafsız olan ... logosundan istifade ederek "..." adı verilen promosyon ürünlerini tasarladığının en büyük kanıtı davalı Pazarlama Müdürü ...'nın kök raporda yer verilen 16.09.1998 tarihli mektubunda, fikrin davacı'ya ait olduğunu kabul etmiş ve kendisine teşekkür etmiş olmasıdır.
FSEK. m. 21 kapsamında işleme hakkı asıl eser sahibine ait olup; söz konusu hakkın bir başkası tarafından kullanılabilmesi için FSEK. m. 52 kapsamında yazılı izin alınması gereklidir. Davalı ...'in davacı ile iş ilişkisine girdiği ve kendî rızası ile eser üzerinde işleme yaptırdığı açıktır. Uygulamada birçok kez olduğu gibi taraflar yazılı bir izin alıp/vermemiş, fiili ilişkiyi ise yıllarca sürdürmüştür. Bugün, aksini iddia etmek elbette MK. m. 2'de yer alan dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına açıkça aykırılık teşkil edecektir.
Endüstriyel Tasarım tescil belgesinde, başka bir kişinin tasarımcı olarak gösterilmesi 554 S.lı KHK. m. 18 gereği davacı'nın manevi hak ihlali oluştursa da tasarımın ayırt edicilik unsuru bulunmadığından hükümsüzlüğü gerekmekte davacı adının belirtilmemesi nedeniyle manevi hakkının ilhal edildiği ve davacının bu nedenle manevi tazminata hak kazandığı anlaşılmaktadır. FSEK kapsamında mali hak sahibi olmayan Davacı'nın FSEK m.70/3 uyarınca kazanç devri talebi isabetli değildir.
Davacı yan, Türk Patent Enstitüsü nezdinde Davalı adına tescilli 2001 19650, 2001 19651, 2001 19652, 2001 19653, 2001 19654 sayılı hizmet markalarının Markaların Korunması Hakkında KHK nın 14. maddesine göre kullanılmadığı için hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tasarımlarının, davacının hükümsüzlüğü talep edilen markalarının 3 boyuttu halleri olduğu, Marka KHK m. 5(1) de ifadesini bulan "malların biçimi veya ambalajları" (KHK - Değişik m.12) ibaresi ile kastedilen malların veya ambalajlarının biçimlenin de marka olarak tescil edilebilecek "işaret"ler içine girdiğidir. Böylelikle, Türk hukukunda üç boyutlu biçim (şekil), -tasarım ile fikir ve sanat eserleri hukuku yanında marka hukukunda da korunmaktadır.
Markalar açısından tescile uygun kullanım esas olsa da, markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden gerçekleşen bîr kullanımın da 556 sayılı KHK m. 14 anlamında markanın kullanımı anlamına geleceği açıktır. Her ne kadar yukarıda ifade edildiği gibi 3 boyutlu bir markanın 2 boyutlu kullanımı "markasal kullanım" anlamına gelmeyecekse de 2 boyutlu marka açısından durumun böyle değerlendirilmemesi gerekmektedir. Öğretide 2 boyutlu bir markanın 3 boyutlu olarak kullanılması markanın kullanılması olarak kabul edilmektedir
Bu bağlamda somut olayda davalının kullanımı 2 boyutlu markanın 3 boyudu kullanımı şeklinde değerlendirilebilecektir. Söz konusu tescilli markalan tasarını olarak kullandığı yönündedir. Böyle bir kullanım marka kullanımı anlamım taşımayacaktır. Davacı yanın, Türk Patent Enstitüsü nezdinde davalı adına tescilli 2001 19650, 2001 19651, 2001 19652, 2001 19653, 2001 19654 sayılı hizmet markalarının Markaların Korunması Hakkında KHK'nın 14. maddesine göre, kullanılmadığı için hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebi konusunda; dosya içeriğindeki deliller kapsamında, davalı yanın, söz konusu tescilli markaları tasarım olarak kullandığı, böyle bir kullanımın marka kullanımı anlamım taşımayacağı belirtilmiştir
554 sayılı KHK'nın 16. maddesi kapsamında, hizmet sözleşmesi dışında kalan iş görme sözleşmeleri çerçevesinde yapılan tasarımlarda hak sahibi aksine bir anlaşma yoksa işi veren kişidir. Buna göre tasarımın asıl sahibi değil de işi veren tasarımın mali haklar bakımından sahibi sayıldığından işi verenin tasarımını işleyen kişinin de evleviyetle malî hak sahibi olması düşünülemez. Tescilli tasarımlar bakımından 554 sayılı KHK evleviyetle uygulanır. İşleme yapılabilmesi için FSEK. m. 52'ye göre yazılı izin alınması gerektiği açıktır. Ancak dava konusu olayda da taraflar yazılı bir izin alıp/vermemiş, fiili ilişkiyi ise yıllarca sürdürmüştür. Bugün aksini iddia etmek yıllarca süregeldiği sunulu delillerden anlaşılan ilişkiyi yok saymak elbette MK. m. 2'de yer alan dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına açıkça aykırılık teşkil edecektir. Davacı'nın mali haklar üzerinde hak sahibi olmaması nedeniyle maddi ödence talepte bulunması ve haksız rekabet iddiası kabul edilemez.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, özellikle, eserin korunması için düzenlenmiş bir kanundur.Davacının ıslah dilekçesi ile haksız rekabet hükümlerine de dayandığı görülmektedir. Herhangi bir fikrî ya da sınaî hakkın Marka, tasarım, eser üzerindeki hakların ihlâli de çoğu zaman haksız rekabeti bünyesinde barındırır. Fakat marka, tasarım ya da eser olarak korunmakta olan bir ürünün, aynı zamanda Ticaret Kanununun haksız rekabet hükümlerine göre de korunamaz. Tasarım hakkı mutlak bir haktır ve diğer mutlak haklar gibi herkese karşı ileri sürülebilir. Bu hak, tasarım üzerindeki ya da tasarımdan doğan tekelci yetkileri kapsar. Genel olarak tasarım bir görünüme ilişkindir. Tasarım, bir ürün ya da ürün parçası üzerindeki insan duyularıyla algılanabilen unsur ve özelliklere ilişkindir. Bazen ürün üzerindeki çizgiler ve şekillerle, bazen renklerle, bazen kullanılan malzemeyle insan duyularıyla algılanabilme sağlanır.
Hukukumuzda, tasarımının korunması için tescil zorunluluğu bulunmayıp temel olarak tescil, tasarımın 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK hükümlerine göre korunmasını sağlar. Buna karşılık tescilsiz tasarımlar genel hükümlere göre korunabilir.Bir ürünün tasarım olarak tescil edilmesi ve koruma altına alınabilmesi için yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması gerekir (KHK. m. 5). Yenilik bir taraftan tasarımın öncekilerle aynı olup olmadığı, diğer taraftan da daha önce kamuya sunulup sunulmadığı ile ilgilidir. Tasarım yeni ise ayırt edici niteliği bulunup bulunmadığı incelenir. Ayırt edici nitelik, tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim ile kıyas edilen tasarımın bir kullanıcıda bıraktığı genel izlenim arasında belirgin bir farklılık bulunması demektir (KHK, m. 7).
Tasarım hakkı sahibi, tasarımı üzerinde tasarruf yetkisine sahip olduğu gibi, diğer mutlak haklarda olduğu gibi tasarıma yapılacak müdahaleleri yasaklama ve men yetkilerine de sahiptir. Bir ürünü tasarlayan kişi, tasarımcı olarak korunmaya layıktır (KHK. m. 3). Buna karşılık hizmet ilişkilerinde, aralarındaki özel sözleşmeden veya işin niteliğinden (ya da bir kanun hükmünden) aksi anlaşılmadıkça, hizmetlilerin ve işçilerin işlerini görürken tasarladıkları tasarımların sahipleri bunları çalıştıran veya tayin edendir (KHK. m. 14). Buna karşılık hizmet sözleşmesi dışında kalan işgörme sözleşmeleri çerçevesinde yapılan tasarımlarda aksine bir anlaşma yoksa hak sahibi işi veren kişidir (KHK. m. 15).
Tasarım üzerinde herhangi bir hakkı bulunmadığı ya da tek başına hak sahibi olmadığı halde tescil başvurusunda bulunulması veya tescil işleminin gerçekleştirilmesi gasp niteliği taşır. Bu durumda tasarımcı, tasarım hakkı sahipliğinin kendisine devredilmesini talep edebilir. Gerçek hak sahibinin kendisi olduğunu ileri süren kişi, yapılan tescilin hükümsüzlüğünü de talep edebilir. Bu talep, koruma süresince veya hakkı sona ermesini izleyen beş yıl içerisinde ileri sürülebilir (KHK. m. 44). Verilecek hükümsüzlük kararı ilke olarak geriye etkili sonuç doğurur. Ayrıca tasarım hakkı sahibi zarannın tazminini de talep edebilir (KHK. m. 50 vd.).
FSEK m. 6 kapsamında, işlenme eserler, bir eserden istifade suretiyle meydana getirilen ve esere nispetle müstakil olmayan eserlerdir. FSEK. m. 21 kapsamında işleme hakkının asıl eser sahibine ait olup ve söz konusu hakkın bir başkası tarafından kullanılabilmesi için FSEK. m. 52 kapsamında yazılı izin alınması gereklidir. Davalı ...'in davacı ile iş ilişkisine girdiği ve kendi rızası ile eser üzerinde işleme yaptırdığı davacıya yazılı izin verilmemesinin ve davacı'nın da böyle bir talepte bulunmamasının işleme eserler üzerindeki mali hakların davalı ...'in olması yönündeki kabulü nedeniyle olduğu düşünülmüştür. 554 sayılı KHK'nın 16. maddesi kapsamında, hizmet sözleşmesi dışında kalan iş görme sözleşmeleri çerçevesinde yapılan tasarımlarda hak sahibi aksine bir anlaşma yoksa işiveren kişidir. Buna göre olaydaki gibi, eser (istisna) sözleşmesinin varlığı halinde tasarımın asıl sahibi değil de işveren tasarımın mali haklar bakımından sahibi sayıldığına göre, işverenin tasarımını işleyen kişinin de evleviyetle mali hak sahibi olması düşünülemez.
Fikri hukuk bakımından korunan "fikir" değil, fikrin ifade ediliş biçimidir. Bu anlamıyla Fikri Hukuk bakımından korunan, ... ve ... ailesi fikirleri değil, bunların ifade ediliş şekli ve tasarımlarıdır. Taraflar arasında bu bebeklerin davacı ve davacı'nın ortağı olduğu şirket tarafından üretildiği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu üretim için davacı'ya herhangi bir eskiz gönderildiği, tasarıma yönelik çizimler gönderildiğine dair dosyada kanaat oluşturmaya yeter bir delil mevcut değildir. Üretimin yapıldığı ise şüphesiz olduğuna göre çizimleri yapan kişi , ... ve ailesini, ... logosundan istifade ederek ve onu işleyerek ... için meydana getiren kişi davacı'dır. Gerek taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, gerek davacı'ya işleme bakımından FSEK. m. 52'ye uygun şekilde yazılı olarak işleme hakkına dair devir yapılmamış ve ruhsat tanınmamış olması gerekse 554 S.lı KHK'nın 16. maddesinin tasarım hakkı sahibine uygulandığı göz önüne alındığında, bir tasarımı işleyen kişiye kıyasen ve evleviyetle uygulanması gereği nedeniyle davacı'nın bu işleme eserler üzerinde mali hakkı mevcut olmayıp, yalnızca manevi hakları vardır.
Bu kapsamda Davalı ... tarafından, Endüstriyel Tasarım Tescil Belgesi alınması için tasarımcı olarak ...'ın beyan edilmesi davacı'nın adın belirtilmesi hakkını ihlal etmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve hüküm kurmaya elverişli ve yeterli alınan son beş kişilik uzman bilirkişi müşterek raporu ve ek rapor ışığında davalı tasarımının ayırt edicilik unsuru taşımaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu , davalı markalarının kullanılmama nedeniyle hükümsüzlüğünün ise davanın açıldığı 16.05.2007 tarihi itibariyle tescilden itibaren 5 yıllık sürenin geçmediği bu nedenle hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceği, davacının davalı logosundan esimlenerek ona bağımlı işleme eser oluşturduğu aralarındaki ilişki ve geçen süre göz önüne alınarak aralarında yazılı izin olmasa da Medeni Kanun 2 .maddesi gereğince izinsiz işleme olduğunun iddia edilemeyeceği davalının adının tasarım tescil belgesinde belirtilmemesi ve davalı ... tescil edilmesinin davacının adının belirtilmesi manevi hakkının ihlal edildiği bu nedenle manevi tazminat talep edebileceği somut olayın özelliği ihlal edilen manevi hak göz önüne alınarak takdiren 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınması gerektiği, davacının mali hak sahibi olmaması nedeniyle maddi tazminat ve elde edilen kara ilişkin ve haksız rekabete ilişkin talebi yerinde görülmemiş olmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " denilerek davanın Kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamı: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ...Karar sayılı ilamı ile " Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı ...A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacı vekilinin ise aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl dava, 554 sayılı KHK'nın 19. maddesi uyarınca davacının dava konusu oyuncak bebeklerin tasarım hakkı sahibi olduğunun tespiti ile TPE nezdinde tescili yapılan ürünlerin tasarım hakkı sahipliğinin müvekkiline devredilmesi, vaki tecavüzler nedeniyle fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL maddi tazminata ve 1.000.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi istemlerine ilişkin olup; ıslah dilekçesiyle, davacının dava konusu oyuncak bebeklerin tasarım hakkı sahibi olduğunun tespiti ve davalı adına tescilli tasarımların davacıya devri olmadığı takdirde hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, davalı firma adına tescilli 5 adet markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ve söz konusu fikri ürünlerin eser sahipliğinin davacıya ait olduğunun tespiti, eserlerden doğan mali ve manevi haklarının ihlali ve haksız rekabetin tespiti ile tecavüzün durdurulması ve önlenmesi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ve FSEK 68 nci maddesi kapsamında 50.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesi, hükmün ilanı istenmiştir. Birleşen davada ise, marka hükümsüzlüğü talep edilmiştir.
Dosya içerisindeki delillerden davacının, dava dışı ...'in tasarladığı mali ve manevi haklarının davalıya devredildiği ihtilafsız olan ... logosundan istifade ederek "..." adı verilen promosyon ürünlerini tasarladığı, davacı tarafından sunulan 31.08.2001 tarihli teslim tutanağından davacı ile dava dışı ...Şti. arasında lisans ilişkisi olduğu, davalı şirketin marka olarak tescil ettirdiği iki boyutlu karakterlerin üç boyutlu olarak üretimi konusunda, davacı tarafın çalıştığı adı geçen şirketle anlaşmaya varıldığı ve üretime başlandığı, ardından davalı tarafından marka ve tasarım tescilinde bulunularak dava konusu promosyon ... ürünlerinin bir başka firmaya ürettirildiği, böylece davalı ile ... Şti. arasındaki uyuşmazlıkların başladığı anlaşılmaktadır. Davacı yan talebini tasarım ve eser sahipliği ile haksız rekabet hükümlerine dayandırmıştır. Davalı ...'in davacı ve davacının bebek tasarımlarını teslim ettiği ve lisans verdiği şirket ile iş ilişkisine girdiği ve kendî rızası ile davacıya eser üzerinde işleme yaptırdığı belirlendiği, davalı tarafından davacıya yazılı bir izin verilmemişse de fiili ilişkinin yıllarca sürdürüldüğü anlaşıldığından aksini iddia etmenin TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil edeceği böylece işleme eser niteliğindeki davacıya ait FSEK 4/4 maddesindeki anlamda güzel sanat eseri olan sinyal bebeklerin oluşturulması hakkında davalı tarafından izin verildiğinden, dava konusu adı geçen eserler üzerinde davacının mali hakkının var olduğu kabul edilmelidir. Bu suretle, ... ve ... ailesi üzerindeki mali haklar davacıya ait olduğu halde, gerek taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, gerek FSEK madde 52'ye uygun şekilde yazılı olarak işleme hakkına dair davacıya devir yapılmamış ve ruhsat tanınmamış olması, gerekse 554 sayılı KHK'nın 16. maddesi uyarınca tasarım hakkı sahibinin davalı ... olduğu gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Davacı davada haksız rekabet hükümlerine de dayanmıştır. Mahkemece de kabul edildiği gibi herhangi bir fikrî ya da sınaî hakkın ihlâli çoğu zaman haksız rekabeti de bünyesinde barındırır. Davacıya ait işleme eser olduğu kabul edilen ve davalı tarafından ürettirilen promosyon sinyal bebeklerin davalı tarafından marka ve tasarım olarak tescilinin ardından davacının rızası bulunmaksızın bir başka firmaya ürettirilmesi sebebiyle davacının marka ve tasarım tescillerinin hükümsüzlüğüyle birlikte haksız rekabetin tespitini, tecavüzün durdurulmasını ve önlenmesini isteyebileceği kabul edilmelidir. Bu sebeple; eser olarak korunmakta olan bir ürünün, aynı zamanda Ticaret Kanununun haksız rekabet hükümlerine göre de korunamayacağı gerekçesiyle davacının haksız rekabete dayalı taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4- Davacı tarafından davada talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin faiziyle birlikte tahsili istenmesine rağmen, hükmedilen manevi tazminata faiz işletilmemesi ve bu hususta bir gerekçeye yer verilmemiş olması doğru olmamış, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA," karar verilmiştir.
Karar düzeltme ilamı: Yargıtay Bozma ilamına karşı davacı tarafça karar düzeltme talebinde bulunulduğu aynı dairece yapılan inceleme sonucunda ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği, bozma ilamı doğrultusunda dosyanın mahkememizin yukarıda esas sayılı sırasına kaydedilerek bozma ilamına uyulduğu ve yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.
Asli müdahil dilekçesi: Dava dışı ... A.Ş vekili tarafından mahkememizin ...Esas sayılı dosyasında karar verildikten sonra ve yargıtayca bozma kararı verildikten sonra 20/09/2016 tarihinde sunulan asli müdahile dilekçesi ile asli müdahil talebinde bulunan firmanın 63. Yıllık tanınmış ve saygın bir firma olduğunu, ...'in logo olarak kullanmak üzere iletişim sembolize eden tipleme yaratması için müvekkili ile görüştüğünü, dosya kapsamında dava konusu edilen eserin FSEK anlamında eser sahibinin ... firması olduğunu, bu hususun dosyada taraf olan tüm taraflarca kabul edildiğini, ayrıca dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da bu hususun kabul edildiğini, ... tarafından yapılıp 1993 yılında ...'e teslim edilen eserin ... tarafından 1996 yılında marka olarak herhangi bir mali hak devir sözleşmesi olmadan tescil edildiğini, dosya kapsamında davacı ...'a logonun promosyon oyuncak olarak yapılmasına yönelik talepte bulunduğu ve davacınında asli müdahile talebinde bulunanın eserine bakarak oyuncakları yaptığının anlaşıldığını, davacı ve davalı ... in dava konusu eserin sahibinin ... olduğunu bilmesine rağmen ... izin almadan eseri işlediğini, davacı ...'in dava konusu eserin sahibi olmadığını, ,... 2.FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyasında bu konuda ... ve davalı ... arasında dava bulunduğunu, bu davada 20/05/2004 tarihli sözleşme ile hakların...'e devredildiğini, davacının 1998 yılında yapmış olduğu eserlerin hak sahibi ... den devir aldığı hususunun kabul edilmesinin doğru olmadığını, çünkü davalı ... in 2004 yılında yapılan sözleşme ile bu hakka sahip olduğunu, bu nedenle hakka sahip olmadan devrinin söz konusu olmayacağını, belirterek asli müdahale talebinin kabulü ile davacı ... ... izni olmadan işleme eser yapmasının, işleme eser mahiyetinde olmadığı, dava konusu çizimlerin FSEK anlamında eser niteliğinde olmadığı, davacının eylemlerinin müvekkilinin şeref ve itibarına şahsi menfaatlerine zarar verdiğinin tespitini, eser sahibinin izni olmadan çoğaltma yoluyla oyuncak imalinin haksız fiil niteliğinde olduğunu, davacının eylemlerinin bu nedenle fikri mülkiyet haklarına tecavüz ile sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, asli müdahil ile davalı ... arasındaki 20/05/2004 tarihli sözleşmeden cayılması nedeniyle dava konusu eserler üzerindeki hak sahipliğinin davacı ve davalılara ait olmadığını buna ilişkin devir dahil tüm eylemlerin batıl nitelikte olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Mahkememizin 2018/273 Esas 2019/106 Karar Sayılı Dosyası
Dava dilekçesi: davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalının müvekkillerine gerek tasarım gerek marka gibi sınai haklara ve 5846 sayılı yasadan doğan haklarına tecavüzün tespiti ile FSEK 68.madddeden kaynaklı belirsiz alacak hükümlerine göre 3 katı bedelin şimdilik 5.000TL tazminatın tecavüz tarihinden itibaren işleyeceken yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsili, ayrıca FSEK 70/3.maddesi gereği davalı tarafından temin edilen karın davacıya ödenmesini, huzurdaki dava 2 FSHHM nin bozularak mahkemesine gönderilen ve yeni esas numarası ... olan dava kapsamında ek dava olarak açıldığını, her iki davanın birleştirilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep ve dava
Cevap dilekçesi: Davalı vekilinin mahkememizce ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; 2 FSHHM nin ...esas sayılı dosyasının bulunduğunu, derdestlik itirazlarında bulundukları, zaman aşımı itirazında bulundukları, esas yönünden logo üzerinde mali ve manevi hakların davalı ... e ait olduğunu, ana faktörün ... logosu olduğunu belirterek gerek usul gerek esas yönünden davanın reddini, ....2 FSHHM'nin bozulmakla ... esas numarasını alan dosyanın huzurdaki dosya yönünden bekletici mesele yapılmasını ya da birleştirme kararı verilerek her iki dosya açısından delil takdiri hususu da gözetilerek birleştirme kararı verilmesini talep etmiştir.
Islah Dilekçesi: Davacı vekili, yargılama sırasında sunduğu ıslah dilekçesiyle toplam 22.294.000,00 TL'nin tahsilini istemiştir.
Deliller:
... 2. Fikri Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında davacının ... Şirketi , davalının ... A.Ş. olduğu, ....tarih ve ... sayılı kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 'nin 14/01/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla KALDIRILMAKLA, 2021/31 Esas sayılı numarasına kaydı yapıldığı ve yargılamaya devam olunduğu anlaşılmakla ... sayılı kararı ile "Davanın KABULÜ ile; Davacının davalının 20/05/2004 tarihli sulh sözleşmesinden caymaya dair yaptığı itirazın kabulüne, Davalının sözleşmeden caymasının haklı ve geçerli olmadığının tespitine, " kararı verildiği, kararın istinaf aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Değişik iş dosyası: ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş ... Karar sayılı kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37.Hukuk Dairesi Başkanlığının ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı anlaşılmıştır.
TPMK Kayıtları: TPMK'dan Davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı tasarıma ilişkin tescil kayıtları dosya arasına getirtilmiştir. Ayrıca birleşen mahkememizin ... Esas saylı dosyasında dava konusu edilen ve .... adına tescilli ... tescil numaralı markalara ilişkin tescil kayıtları dosya arasına getirtilmiştir.
Bilirkişi Raporu: 05/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda " Yukarıda “DEĞERLENDĠRMELER” bölümünde açıkladığımız nedenlerle yapılacak hesaplamada 20.05.2004 tarihli SULH SÖZLEġMESĠ’nin esas alınamayacağı,
FESK 68. Madde kapsamında tazminatın 3 katına kadar olabilmesi konusunda nihai takdirin Yüce Mahkemenize ait olduğu, Yukarıda “DEĞERLENDĠRMELER” bölümünde 4/f/6. Maddede açıkladığımız şekliyle dava konusu “...”in sınırlı bir sayıda üretilebileceği, yıllarca, milyonlarca üretilip satılamayacağı ve
Yukarıda “DEĞERLENDĠRMELER” bölümü 3/a maddesindeki konularının dikkate alınmasının önem taşıdığı " kanaatini bildirmiştir.
Bilirkişi Raporu: 08/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda " dava konusu adı geçen eserler üzerinde davacının mali hakkının var olduğu Yargıtay 11.HD’nin ...E, ... K, 11.12.2016 tarihli bozma kararında kabul edildiği, bu nedenle eser sahipliği ve mali hakların davacıya ait olduğu söz konusu Yargıtay kararı ile de kesinleşmiş olduğundan heyetimizce hak sahipliği hususunda inceleme yapılmadığı, FSEK mad.68 yönünden dosyada emsal olarak alınabilecek uygun bir sözleşme bulunmadığı, bu kapsamda, eserin işleme oluşu, estetik görünümü ,ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta, bunun geniş halk kitlesine ulaşımı vb gibi kriterler baz alındığında rayiç bedelin 200.000 TL olabileceği, sayın Mahkemenin takdirinde en çok üç kat fazlasına hükmedilebileceği " kanaatini bildirmiştir.
Bilirkişi ek Raporu: 17/02/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda " Somut olaydaki uyuşmazlığa konu eserin işleme eser olduğu, kök raporda incelenen ve ifade edilen Yargıtay 11.HD’nin ... E,... K, 11.02.2016 tarihli kararında açıkça ifade edildiği üzere bu işleme eserin eser sahibinin davacı olduğu ve mali hakkının olduğu FSEK 68 uyarınca tazminat hesaplanmasının takdiri halinde; 20.05.2004 tarihli Sulh Sözleşmesini emsal olarak kabulü halinde 1.600.000USDx3=4.800.000USD olabileceği, 20.05.2024 tarihli Sulh Sözleşmesi üzerinden emsal belirlenmesi takdiri halinde 1.600.000USD / 5 = 320.000- USD ( 1 dava için) üç katı bedelin 320.000 x 3 = 960.000-USD olabileceği, 05.12.2016 tarihli ... sözleşmesinin emsal olarak kabulü halinde 197.500,00 –TL üç katı bedelin 197.500,00 x 3 = 592.500,00-TL olabileceği
" kanaatini bildirmiştir.
Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arasındaki dava ve uyuşmazlık; esas dava bakımından 554 sayılı KHK'nın 19. maddesi uyarınca davacının dava konusu oyuncak bebeklerin tasarım hakkı sahibi olduğunun tespiti ile TPE nezdinde tescili yapılan ürünlerin tasarım hakkı sahipliğinin müvekkiline devredilmesi, vaki tecavüzler nedeniyle fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL maddi tazminata ve 1.000.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi istemlerine ilişkin olup; ıslah dilekçesiyle, davacının dava konusu oyuncak bebeklerin tasarım hakkı sahibi olduğunun tespiti ve davalı adına tescilli tasarımların davacıya devri olmadığı takdirde hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, davalı firma adına tescilli 5 adet markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ve söz konusu fikri ürünlerin eser sahipliğinin davacıya ait olduğunun tespiti, eserlerden doğan mali ve manevi haklarının ihlali ve haksız rekabetin tespiti ile tecavüzün durdurulması ve önlenmesi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ve FSEK 68 nci maddesi kapsamında 50.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesi, hükmün ilanı istenmiştir. Birleşen ...esas sayılı davada ise, marka hükümsüzlüğü talep edilmiştir. Birleşen mahkememizin ... esas sayılı dosyasında ise mahkememizin esas dosyasında dava konusu edilen maddi tazminat talepleri bakımından ek dava niteliğindedir.
Asli müdahillik davası ise dava konusu edilen eserin FSEK anlamında eser sahibinin... firması olduğunu, bu hususun dosyada taraf olan tüm taraflarca kabul edildiğini, ayrıca dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da bu hususun kabul edildiğini, ... tarafından yapılıp 1993 yılında ...'e teslim edilen eserin ... tarafından 1996 yılında marka olarak herhangi bir mali hak devir sözleşmesi olmadan tescil edildiğini, dosya kapsamında davacı...'a logonun promosyon oyuncak olarak yapılmasına yönelik talepte bulunduğu ve davacınında asli müdahile talebinde bulunanın eserine bakarak oyuncakları yaptığının anlaşıldığını, davacı ve davalı ... in dava konusu eserin sahibinin ... olduğunu bilmesine rağmen ... izin almadan eseri işlediğini, davacı ...'in dava konusu eserin sahibi olmadığını, ,... 2.FSHHM'nin ...Esas sayılı dosyasında bu konuda ... ve davalı ... arasında dava bulunduğunu, bu davada 20/05/2004 tarihli sözleşme ile hakların ...'e devredildiğini, davacının 1998 yılında yapmış olduğu eserlerin hak sahibi ... den devir aldığı hususunun kabul edilmesinin doğru olmadığını, çünkü davalı ...in 2004 yılında yapılan sözleşme ile bu hakka sahip olduğunu, bu nedenle hakka sahip olmadan devrinin söz konusu olmayacağını, belirterek asli müdahale talebinin kabulü ile davacı ... izni olmadan işleme eser yapmasının, işleme eser mahiyetinde olmadığı, dava konusu çizimlerin FSEK anlamında eser niteliğinde olmadığı, davacının eylemlerinin müvekkilinin şeref ve itibarına şahsi menfaatlerine zarar verdiğinin tespitini, eser sahibinin izni olmadan çoğaltma yoluyla oyuncak imalinin haksız fiil niteliğinde olduğunu, davacının eylemlerinin bu nedenle fikri mülkiyet haklarına tecavüz ile sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, asli müdahil ile davalı ... arasındaki 20/05/2004 tarihli sözleşmeden cayılması nedeniyle dava konusu eserler üzerindeki hak sahipliğinin davacı ve davalılara ait olmadığını buna ilişkin devir dahil tüm eylemlerin batıl nitelikte olduğunun tespitine ilişkindir.
Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında, dosya içerisinde yer alan ve Yargıtay tarafından bozularak mahkememize gönderilen ilam da belirtilen " dava dışı ...'in tasarladığı mali ve manevi haklarının davalıya devredildiği ihtilafsız olan ... logosundan istifade ederek "..." adı verilen promosyon ürünlerini tasarladığı, davacı tarafından sunulan 31.08.2001 tarihli teslim tutanağından davacı ile dava dışı ... Şti. arasında lisans ilişkisi olduğu, davalı şirketin marka olarak tescil ettirdiği iki boyutlu karakterlerin üç boyutlu olarak üretimi konusunda, davacı tarafın çalıştığı adı geçen şirketle anlaşmaya varıldığı ve üretime başlandığı, ardından davalı tarafından marka ve tasarım tescilinde bulunularak dava konusu promosyon... ürünlerinin bir başka firmaya ürettirildiği, böylece davalı ile ...Şti. arasındaki uyuşmazlıkların başladığı anlaşılmaktadır. Davacı yan talebini tasarım ve eser sahipliği ile haksız rekabet hükümlerine dayandırmıştır. Davalı ...'in davacı ve davacının bebek tasarımlarını teslim ettiği ve lisans verdiği şirket ile iş ilişkisine girdiği ve kendî rızası ile davacıya eser üzerinde işleme yaptırdığı belirlendiği, davalı tarafından davacıya yazılı bir izin verilmemişse de fiili ilişkinin yıllarca sürdürüldüğü anlaşıldığından aksini iddia etmenin TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil edeceği böylece işleme eser niteliğindeki davacıya ait FSEK 4/4 maddesindeki anlamda güzel sanat eseri olan sinyal bebeklerin oluşturulması hakkında davalı tarafından izin verildiğinden, dava konusu adı geçen eserler üzerinde davacının mali hakkının var olduğu kabul edilmelidir." şeklindeki görüş dikkate alındığında davacı tarafça üretilen ürünlerin işleme eser niteliğinde olduğu ve bu işleme eserlere ilişkin mali hakların davacıya ait olduğu kabul edilmelidir.
Asıl dava bakımından eser sahipliği yönünden yapılan incelemede, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları, uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı da dikkate alındığında davacı tarafından dava dışı şahıs tarafından tasarlanan ürünlerin davalı ...'in izni ve rızası ile davacı tarafından meydana getirilen işlenme eser niteliğinde olduğu anlaşılmakla dava konusu ... ailesinin FSEK kapsamında davalı şirket logosundan oyuncak üretilerek promosyon malzemesi olarak kullanılan ... ailesinin işlenme eserler olduğu ve eser hak sahibinin davacı olduğuna karar vermek gerekmiştir. Ayrıca haksız rekabete ilişkin talep bakımından kümülatif koruma ilkesi gereğince talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Asıl dava yönünden dava konusu edilen endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü talebi bakımından yapılan incelemede dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları da dikkate alındığında davacının dava konusu edilen tasarımların hak sahibi olduğu, ancak tescil kayıtlarında davalı ...'ın tasarımcı olarak gösterildiği, bu haliyle davalı şirket adına tescilli tasarımın hükümsüzlüğü gerektiği kanaatine varılmıştır.
Birleşen mahkememizin 2007/121 Esas sayılı dosyasında dava konusu edilen markaların hükümsüzlüğü bakımından yapılan incelemede davanın açıldığı tarih itibari ile 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı, davacının iddiasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlük talebine ilişkin olduğu, bu haliyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla birleşen dosyada açılan hükümsüzlük davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Esas ve birleşen mahkememizin 2007/121 Esas sayılı dosyasında maddi talepler bakımından yapılan incelemede, uyulmasına karar verilen yargıtay ilamı da göz önüne alındığında davalı tarafça davacının hak sahibi olduğu ürünlerin işlemli eser niteliğinde olduğu, ve dava konusu ürünler üzerinde davacının hak sahibi olduğu, bu ürünlerin davacı tarafından kullanılmasının mali hak ihlali niteliğinde olduğu, davacının ihlal edilen hakları için maddi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Tazminatın miktarı bakımından yapılan incelemede, davacı taraf davalı ... ile asli müdahil ...arasında imzalanan 20/05/2004 tarihli sulh sözleşmesinin emsal olarak alınması gerektiğini bildirmiş ise de bu sulh sözleşmesinin sözleşme serbestisi çerçevesinde imzalandığı ve tarafların özel durumu ile ilgili olduğu, bu nedenle genel geçer bir emsal olarak kabul edilemeyeceği, dosya arasına alınan ve bilirkişi raporunda da belirtilen 05/12/2016 tarihli ... sözleşmesinin emsal olarak kabul edilmesinin dosya kapsamına daha uygun olduğu, emsal sözleşme gereğince davacının 197.500,00TL'nin 68. Madde gereğince 3 katını talep edebileceği, ... ailesinin 5 üründen oluşması nedeniyle davacının talep edebileceği tazminat miktarının 197.5000,00 X 3 X 5 olmak üzere toplam 2.962,500,00 TL olduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden maddi tazminat talebi yönünden açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bu kapsamda esas davada 50.000,00 TL, birleşen mahkememizin 2018/273 Esas sayılı dosyasında ise bakiye kalan 2.912.500,00 TL üzerinden tazminata hükmedilmiştir. Hesaplanan tazminat miktarlarına dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmıştır.
Esas davada manevi tazminat davası bakımından yapılan incelemede, davalıların davacının hak sahibi olduğu ürünlerin kullanılması ve davacının adının belirtilmemesi nedeniyle davacının manevi haklarına zarar verildiği anlaşılmakla ve manevi tazminat ile ilgili taktiren 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Asli müdahil tarafından açılan dava yönünden yapılan incelemede ise dosya kapsamında alınan ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin feshine dair caymaya itiraz davasının kabulüne karar verildiği, kararın istinaf aşamasından geçerek kesinleştiği, bu haliyle asli müdahil ile davalı ... arasındaki devir sözleşmesinin geçerli olduğunun kesinleşmiş mahkemem kararı ile tespit edildiği anlaşılmakla asli müdahilin mahkememiz dosyasında dava konusu edilen işlenme eserlere ilişkin herhangi bir hak sahipliğinin bulunmadığı anlaşılmakla asli müdahil tarafından açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Yapılan yargılama sonucundan esas dava yönünden davacının dava konusu işlenme eserlerin hak sahibi olduğu, davalıların davacının hak sahibi olduğu eserleri umuma sunması nedeniyle ve davacının ismini belirtmemesi nedeniyle davacının FSEK'den doğan maddi ve manevi haklarını ihlal ettiği, bu kapsamda davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, esas davada açılan tasarım hükümsüzlüğü davasının kabulüne, birleşen dosyada açılan markaların hükümsüzlüğü talebi bakımından davanın reddine, maddi tazminata ilişkin ek davanın kısmen kabulüne ve asli müdahilin davasının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle;
A- )Esas dava yönünden
1-Davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile dava konusu ... ailesinin davalı şirket logosundan oyuncak üretilerek promosyon malzemesi olarak kullanılan ... ailesinin işlenme eserler olduğunun tespitine,
2-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile dava konusu edilen 50.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ,
3-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 100.000,00TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine , fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine,
4-Davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... tescil nolu çoklu tasarımının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
5-Asıl davada harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 10.246,50 TL harcın daha önceden ödenen toplam 14.175,00 TL harç düşüldükten kalan 3.928,50 TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,
6- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maddi tazminat yönünden hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca manevi tazminat yönünden hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükümsüzlük davası yönünden hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
B- )Birleşen Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında açılan dava yönünden
1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile dava konusu edilen 2.912.500,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine , fazlaya ilişkin talebin reddine,
2- Birleşen davada harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 198.952,87 TL harcın peşin yatırılan 85,39 TL'nin düşümü ile kalan 198.867,48 TL karar harcının davalılardan müştekeren ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3- Birleşen davada karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maddi tazminat yönünden hesap olunan 420.625,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştekeren ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
C- )Birleşen Mahkememizin 2007/121 Esas sayılı dosyasında açılan dava yönünden
Davanın reddine,
Birleşen davada harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 615,40 TL harcın peşin yatırılan 13,10 TL'nin düşümü ile kalan 602,30 TL karar harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Birleşen davada karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükümsüzlük davası yönünden hesap olunan 40.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
D-)Esas dosyada Asli Müdahil yönünden açılan dava yönünden
Davanın reddine,
Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 615,40 TL harcın asli müdahilden tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen talepler yönünden hesap olunan 40.000,00TL vekalet ücretinin asli müdahilden alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar ... ile ...'e verilmesine,
E-) Masrafı davalılardan alınmak üzere kesinleşen karar özetinin yurt çapında yayın yapan trajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve yargıtay harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.07/10/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır