T.C.
İSTANBUL
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/133 Esas
KARAR NO:2025/219
DAVA:Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)
DAVA TARİHİ:27/06/2024
KARAR TARİHİ:23/09/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu '...' markasının sahibi olduğunu, dava konusu “...” markası, 28.09.2018 başvuru tarihi, 2018/... başvuru numarası, 19.03.2019 tescil tarihi ve 2018/... tescil numarası ile tescil edilmiştir müvekkili '...' markasını .... Noterliği'nin 09.04.2019 Tarih ve ... yevmiye numaralı noter devir sözleşmesi ile devraldığını, davalı taraf, müvekkiline ait ... markasını müvekkilinin izni olmaksızın kullanmakta olmadığını, müvekkilinin markası ile online ve fiziki olarak ürün satmakta olduğunu, davalının bu şekilde haksız kazanç elde ederek müvekkiline maddi olarak büyük zarar vermekte ve gelir kaybına neden olmakta olduğunu, satılan ürünlerdeki kalite ve güven sorunu sebebiyle müvekkilinin markasının itibar kaybettiğini ve müvekkilinin bu sebeple de zarara uğradığını, davalının müvekkiline ait markayı izinsiz kullanımına ilişkin tespit ...Birliği E-Tespit uygulaması üzerinden yapıldığını, davalı taraf müvekkiline ait markayı aktif olarak kendi websitesinde kullanmakta ve bu markayla ürün satışı yapmakta olduğunu, tecavüzün devamı müvekkilinin markasına zarar vermekte olup hem ticari itibar kaybına hem de maddi zarara neden olmakta olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin markası olan “...” ifadelerinin kullanıldığı internet sitesi, tabela, levha, broşür, menü, afiş, ve sair her tür yazılı-basılı materyalin toplatılması ve kaldırılması gerektiğini, davalı tarafından davacının marka hakkına yönelik tecavüzün tespiti, önlenmesi ve teminatsız şekilde durdurulmasına, hükmün infazı bakımından davalı tarafından '...' şeklinde veya '...' şeklindeki kullanımların her türlü fiziki, internet, sosyal medya hesapları ve materyallerde yasaklanmasına, davalıya ait https://.../ isimli web sitesinin kapatılmasına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu markada birden fazla hak sahibinin olduğunu ve marka hakkından doğan davalarda hak sahipleri arasında HMK m. 59, 60 uyarınca zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, davacı tarafa diğer hak sahibini davaya dahil etmesi için süre verilmesini, taraf teşkili sağlanmadığı takdirde sıfat yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Müvekkili şirketin, hali hazırda ... Organize Sanayi Bölgesi’nde halat üretim ve satışı, yüksekte çalışma ekipmanları üretim ve satışı, kurulum, danışmanlık, eğitim alanlarında faaliyet gösteren sektöründe pazar payı lideri bir şirket olduğunu, dava konusu markayı hiçbir şekilde haksız kullanımı olmayan müvekkili yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı ve markası ile müvekkili şirketin faaliyet alanlarının benzer olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkilinin faaliyet alanına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadığını, "..." markasının ... nice sınıflarında tescil edildiğinin görülmekte olduğunu, Davacının markasını hangi ürünlerde yahut ne şekilde kullandığı somutlaştırmamış olduğundan, davacının hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin de anlaşılamadığını, Faaliyet alanına yönelik nice sınıfları göz önüne alındığında ise; sektörde firmaların markalarını faaliyet alanları dışında ilgili olmayan sınıflarda da tescil ettirdiğinin bilinen bir gerçek olduğunu, davacının markasını fiilen hiçbir üründe kullanmamakta olup, müvekkili şirket ile benzer bir faaliyet alanı olarak addedilebilecek hiçbir kullanımının mevcut olmadığını, izah edildiği üzere davacının markasını fiilen hiçbir üründe kullanmamakta olup, müvekkili şirket ile benzer bir faaliyet alanı olarak addedilebilecek hiçbir kullanımının mevcut olmadığını, sırf markanın belli nice sınıflarında tescil edilmesinin de haksız yahut benzer kullanım iddiasına karine teşkil etmeyeceğini, kaldı ki markaların dahi aynı hizmet sınıfında tescil edilmesinin benzer olduklarına karine teşkil etmemekte olduğunu, müvekkili şirketin "..." ifadesini ürünlerinde ihtiva ettiği manaya yönelik kullanmakta olup, davacının markası ile benzer kullanımın söz konusu olmadığı gibi karıştırılma tehlikesinin de mevcut olmadığını, davacının markasında yer alan "..." ve "..." kelimelerinin ayırt ediciliği olmayan, İngilizce kelimeler olup, ülkemizde çok yaygın bir şekilde kullanılmakta olduğunu, bu itibarla davacıya ait markanın zayıf marka olduğunun görülmekte olduğunu, davacıya ait "..." markasının zayıf marka olması itibariyle bu marka bakımından haksız kullanımın daha geniş yorumlanacağını, müvekkili şirketin ... ibaresini kullanımının markasal olarak değil, ihtiva ettiği manaya yönelik olduğu ve bu sebeple davacının markasından ayrıldığının açık olduğunu, bu itibarla markanın haksız kullanımının söz konusu olmadığının görülmekte olduğunu, tarafların müşteri çevresinin benzer olmadığını, müvekkilinin güvenlik ekipmanları üreten, satan, kurulumunu yapan, eğitimini veren bir firma olduğunu, davacının ise bu sektöre yönelik herhangi bir ürünü yahut faaliyeti bulunmadığını, bu itibarla müvekkili şirketin davacı ile ortak olarak addedilebilecek bir müşteri kesimine hitap etmediğinin açık olduğunu, davacının ticari itibarına zarar verildiği yönündeki iddialarının da gerçek dışı olup, zarar iddiasının ispat edilemediğini, açıklanan nedenlerle öncelikli olarak davanın usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın tüm talepler yönünden esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliller toplanmış, TPMK kayıtları getirtilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır.
Mahkememizce alınan 25/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı yana ait markanın asli unsurunun şekil unsurunda büyük harflerle ve birleşik biçimde yer alan “...” ibaresi olduğu, davalı yana ait olduğu iddia edilen kullanımlarının da asli unsurunun şekil unsurunda küçük harflerle ve ayrı olacak şekilde “...” olduğu, karşılaştırmaya tabi marka ve dava konusu kullanımlar; işitsel ve görsel yönlerden benzerlik arz etmekte olduğu, dayanak marka ve davalı yana ait olduğu tespit edilen kullanımlarda yer alan benzerlikler ile asli unsur olarak bulunan unsurların aynılığı marka ve dava konusu kullanımı birbirine yakınlaştırdığı, davalı yan tarafından gerçekleştirildiği tespit edilen kullanımların davacı yanın markasının tescilli olduğu bir kısım mal ve hizmetler işe benzer olduğu, bu çerçevede arz edilen gerekçeler ile davacı yanca davalı yana ait olduğu tespit edilen kullanımların davacı yana ait tescili markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği, davalının e-defter mükellefi olduğu görülmüş, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, takdir sayın mahkemeye ait olmak üzere sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davalı satışları incelendiğinde “... “ ibaresi ile kayıt yapıldığı, davacının SMK 151/2-b kapsamında talep edebileceği yoksun kalınan karın; 2019 yılı için 123.531,90-TL, 2020 yılı için 89.913,52-TL, 2021 yılı için 299.454,64-TL ve 2023 yılı için 352.282,09-TL olabileceği, hangi yıllar için tazminat tutarına hükmedileceğinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olacağı görüş ve kanaatlerine varıldığı anlaşılmıştır.
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması, maddi, manevi ve itibar tazminatı istemlerine istemine ilişkindir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde yer alan 500,00 TL maddi tazminat talebini 864.682,15 TL arttırarak 865.182,15 TL' olarak neticelendirmiştir.
Tüm dosya kapsamı yukarıda özetlenen bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait 2018/... tescil numaralı gri ve kırmızı renk detayı ile oluşturulan markanın asli unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalı yana ait kullanımların da asli unsurunun “...” olduğu ve kullanımın turuncu/gri formatta gerçekleştirildiği, karşılaştırmaya tabi marka ve dava konusu kullanımların işitsel ve görsel yönlerden benzerlik arz etmekte olduğu, davalıya ait internet sitesindeki kullanımların tespit olunduğu, dayanak marka ve davalı yana ait olduğu tespit edilen kullanımlarda yer alan benzerlikler ile asli unsur olarak bulunan unsurların aynılığının marka ve dava konusu kullanımı birbirine yakınlaştırdığı, davalı yan tarafından gerçekleştirildiği tespit edilen kullanımların davacı yanın markasının tescilli olduğu bir kısım mal ve hizmetler ile benzer olduğu, bu çerçevede davalı yana ait olduğu tespit edilen kullanımların davacı yana ait tescili markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olduğu ve marka hakkına tecavüz davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Taraflarca hazırlama ilkesine tabi davada dava dilekçesi içeriği dikkate alınmakla, davalı kullanımına ilişkin noter tespit belgesinin sunulduğu, bunun dışında herhangi bir tespit isteminin bulunmadığı, bu noktada haksız eylemin mevcut haliyle değerlendirilmesi ve bu doğrultuda maddi tazminat değerlendirmesi yapılması gerektiği, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre haksız eylemin noter tespitinden önceki süreçte var olacağı kesin olmakla birlikte bu sürenin ne kadarlık bir süre olacağının kesin olarak tespit olunamayacağı, ayrıca noter tespit tarihinin de haksız eylem başlangıcı olarak kabul edilmesinin yine dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre hakkaniyete, dava niteliğine ve dosya kapsamına uygun olmayacağı ancak bu tarihe yakın bir tarih olarak değerlendirilmesi gerektiği ve zarar tespitinde bu doğrultuda değerlendirme yapılmasının uygun olacağı, zira dava malzemelerinin taraflarca hazırlandığı davada, taraflara tanınan imkanlar ışığında ispatı bulunan hususlar dışında taleplerin geniş yorumlanamayacağı, bilirkişi raporundaki hesaplamalar da gözetilmekle davalı satışlarında elde edilen kazançta davaya konu markanın ne miktarda etkili olduğu hususunun tespitinin mümkün olmadığının anlaşıldığı ve davacının tazminat talebinin TBK 50. maddesi gereği takdiren belirlenmesi gerektiği, buna göre, bilirkişi raporunda yıllara göre tespit edilen gelirlerle haksız fiil tarihine dair yukarıda açıklanan hususlar ve dava tarihinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu doğrultuda davalının kullanım durumu ile sunulan deliller gözetilerek hak ve nesafet kapsamında takdiren 30.000,00 TL maddi tazminat isteminin yerinde olacağı ve fazlaya dair istemin reddinin gerekeceği vicdani kanaatine ulaşılmıştır. Marka hakkına tecavüzden dolayı davacının şeref ve saygınlığının da ihlal edildiği, ayrıca davacının ticari itibarının da zedelendiği anlaşılmış, tecavüz eyleminin işleniş şekli, kusurun ağırlığı, tarafların birbirlerine göre konumları ve hakkaniyet gereği manevi ve itibar tazminat miktarı takdiren belirlenmiş, haksız fiil tarihi tespit edilememekle birlikte en geç noter tespit tarihi olarak kabul olunabileceği anlaşılmakla faizin bu tarihten itibaren işletilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Her ne kadar yargılama sürecinde yeni bir heyetten rapor alınması talepleri bulunuyor ise de, yukarıda açıklanan ulaşılan kanaat çerçevesinde yeniden bilirkişi raporu alınmasının gereksiz zaman kaybına ve yargılama giderine yol açacağı, ayrıca usul ekonomisine, makul sürede yargılanma ve yargıda hedef süre kriterlerine de aykırı olacağı, yukarıda da bahsedildiği üzere taraflara tanınan sınırlar içerisinde usulünce ve süresinde sunulan deliller üzerinde yapılan inceleme sonucu dosyanın niteliği gereği yeni bir bilirkişi raporunun dosyaya yenilik katmayacağı kanaatine varılmış, açıklanan tüm hususlar çerçevesinde davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:
Davanın kısmen kabulü ile,
1-Davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüz eylemlerinin önlenmesine ve durdurulmasına, davalı tarafından '...' şeklinde veya '...' şeklindeki kullanımların her türlü fiziki, internet, sosyal medya hesapları ve materyallerde yasaklanmasına, davalıya ait https://.../ isimli web sitesinde bu yöndeki içeriklerin kaldırılmasına,
2-30.000,00 TL maddi tazminatın 18/03/2024 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine,
3-500,00 TL itibar tazminatın 18/03/2024 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline,
4-500,00 TL manevi tazminatın 18/03/2024 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline,
5-SMK m. 149/3 kapsamında hükmün Türkiye çapında yayın yapan bir gazetede ilanına ve ilan masraflarının davalıya yükletilmesine,
6-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 2.177,61 TL harcın daha önceden ödenen 15.427,60 TL peşin ve tamamlama harcı toplamı düşüldükten sonra artan 13.249,99 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,
7-Davacı tarafından sarfedilen 2.177,61 TL peşin harç ve 427,60 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-21.317,00 TL (bilirkişi, posta, tebligat gideri) yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre takdiren 15.987,75 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden;
a)Marka hakkına tecavüz davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen; 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Maddi tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)İtibar tazminatı davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
ç)Manevi tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen; maddi tazminat davası bakımından 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23/09/2025
Katip ...
Hakim ...