T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/88
KARAR NO : 2025/182
DAVA :Marka Hükümsüzlüğü- Markaya Tecavüz- Haksız Rekabet
DAVA TARİHİ : 04/04/2024
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesi : Davacı vekilinin mahkememize ibraz ettiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1846 yılında .. tarafından, merkezi ... olan ... merkezli bir optik ve optoelektronik aletler,endüstriyel ölçümler ve tıbbi cihazlar üreticisi olduğunu, Oscar ödüllü filmlerde ve ... görevi sırasında ilk aya inişinin ikonik fotoğraflarını çekmek için kullanıldığını, Şirketin fotoğraf ve sinema ürünlerinin dünya çapında tanındığını, Müvekkiline ait... markasının 1988 yılından beri Türkiye’de tescilli olduğunu, Müvekkilinin, ... Şirketine ihtarname göndererek ... sayılı ... marka başvurusunu iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu belirterek markanın tümden geri çekilmesini talep ettiğini, bu duruma 12.12.2023 tarihli mail ile olumsuz yanıt geldiğini, Müvekkilinin markasına davalının markasının karıştırılma riski yaratması, ... markasının tanınmış bir marka olması, ... markasının aynı zamanda, ticaret unsuru olan ...’ın da unsuru olması, Davalının en başından beri haksız menfaat elde etmek için söz konusu markayı kötü niyetli kullanması, sebebiyle hükümsüzlük talep ettiğini, Uyuşmazlığa konu olan markaların görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu, Uyuşmazlığa konu markaların Türkçede bir anlamı olmamasının iltibas ve ilişkilendirme ihtimalini güçlendirdiği, Müvekkili olan şirketin markasının tıbbi teknolojiler alanında dünya çapında bir oyuncu olduğunu, ... markasının tanınmış marka olduğu, ... markalı ürünlerin Türkiye’de çok yaygın olduğunu, bu sebeple davalının bu markayı bilmemesinin imkansız olduğunu, ayriyeten davalının markasını kameralar üzerinde kullandığını gösterir görseller de yayınladığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, tüm bu açıklamalar ıçığında davalı tarafın kötüniyetli olduğunu,
Müvekkilinin ... markasından doğan haklarının öncelikli olmasından ötürü, marka hakkına tecavüz iddialarına karşı davalının SMK 155/1 hükmüne dayanamayacağını, ... markasının, müvvekili aleyhine haksız rekabet yarattığını, ... markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, davalıya ait eylemlerin davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Cevap dilekçesi: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... ibareli markanın bültende yayınlanarak usule uygun şekilde kesinleştiğini, davacının yasal süresi içinde Kuruma herhangi bir itirazda bulunmadığını, ... markasının usul ve esasa uygun şekilde kesinleştikten 8 ay sonra markaya dair ar-ge çalışması yapılırken bu davanın açılmasının kötü niyetli olduğunu, Davacının iddialarını ispatlamak için tek bir delil sunmadığını, Uyuşmazlığa konu markaların sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzer olmadığını, Uyuşmazlığa konu markaların aynı hizmet veya emtia sınıfında olmasının benzer olduklarına karine teşkil etmeyeceğini, Müvekkilinin güvenlik kamerası, güvenlik DVR kayıt cihazı mal ve hizmetlerinin yer aldığı 09 sınıfta tescil edildiğini, davacı markasının optik,mercek ve tıbbi ürünler nezdinde faaliyet gösterdiğini, Bu markaların kapsamlarının aynı olmadığını, aynı amaca yönelik bulunmadığını, benzer tüketici kitlelerine hitap etmediğini bu sebeple davanın reddi gerektiğini,talep ve beyan etmiştir.
Cevaba cevap dilekçesi: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İkinci cevap dilekçesi: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle: cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller:
TPMK Kayıtları: Dava konusu markalara ilişkin tescil kayıtları celp edilmiştir. Yapılan incelemede; davacı adına TPMK nezdinde ... tescil numaralı,... tescil numaralı, ... tescil numaralı, ... tescil numaralı, ... tescil numaralı, ... tescil numaralı "..." ibareli markaların bulunduğu bu markaların farklı farklı sınıflarda tescil edildiği, hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı "..." ibareli markanın davalı adına ... nice sınıfında tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi Raporu: 27/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda " Davalı adına tescilli olan ... başvuru numaralı “...” ibaresini ihtiva eden markanın 09.sınıfta “Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler, ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar; taşıt göstergeleri; laboratuvarlarda kullanılan malzemeler: mikroskoplar, büyüteçler, dürbünler, deney malzeme ve cihazları. Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri. Ana fonksiyonu uyarı ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Radarlar, denizaltı radarları (sonarlar), gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı aletler ve cihazlar. Dekoratif mıknatıslar. Metronomlar.” emtialarında SMK m. 6/1 bakımından kısmen hükümsüzlük koşulunun oluştuğunun değerlendirilebileceği, Davalının... başvuru numaralı “...” ibaresini ihtiva eden markasının ... sınıfta tescilli olduğu tüm emtialarda SMK m.6/5 hükmü kapsamında tümden hükümsüzlük koşullarının oluştuğnun değerlendirilebileceği, Asıl olanın iyiniyet olması ilkesi çerçevesinde dosya münderecatında aksi yönde başkaca bir verinin de bulunmaması nedenleri ile SMK 6/9 kapsamında davalı yana ait tescilli markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, ancak konu hakkındaki nihai takdirin yalnızca Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davacı markaları ve davalı yanın dava konusu markasal kullanımları ve kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olarak nitelenebileceği, davaya mesnet davacıya ait markalar ile davalı yanın kullanımları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerliğin var olduğu, ilgili markasal kullanımların davacı marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğunun değerlendirilebileceği,
İçtihat değişikliği göz önüne alınarak davalı yanın eylemlerinin, TTK 54. ve 55 Maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin takdiri " kanaatini bildirmiştir.
Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arasındaki dava TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan... tescil numaralı ... ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkininin gerekip gerekmediği, davalı kullanımlarının davacı adına tescili ile marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespiti ile tecavüz eylemlerinin durdurulması, önlenmesi ve tecavüz eyleminin sonuçlarının ortadan kaldırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Davacı taraf; davacı markalarının Türkiye'de yıllardır kullanıldığını ve tescil edildiğini, TPMK nezdinde davalı adına tescil edilen "..." ibareli markanın davacı adına tescilli "..." ibareli markalar ile iltibas oluşturduğunu, davacı markalarının Türkiye ve dünyada yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, ayrıca markanın ana unsurunun davacının ticaret unvanının içinde yer aldığını, davalının davacı markası ile benzer nitelikte olan markayı tescil ettirmesinin davacının markasından menfaat elde etmek amacıyla kötü niyetle yapıldığını, taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, bu eylemlerin aynı zamanda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunu belirterek davanın kabulünü savunmuştur.
Davalı taraf ise; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, markaların görsel, kavramsal ve fonetik açıdan birbirinden ayrıştığını, davalının güvenlik kamerası, güvenlik DVR kayıt cihazı ürettiğini bu nedenle bu hizmet ve emtiaların yer aldığı 9 sınıfta tescilin yapıldığını, davacının ise optik, mercek ve tıbbi ürünlerle ilgili olarak markasal kullanımının bulunduğunu, tarafların markasal kullanımlarının ve iştigal alanlarının aynı mal ve hizmetler ilişkin olmadığını, ayrıca davacının ilgili markaları kullanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; davacı adına TPMK nezdinde ... tescil numaralı, ... tescil numaralı, ... tescil numaralı, ... tescil numaralı, ... tescil numaralı,... tescil numaralı "..." ibareli markaların bulunduğu bu markaların farklı farklı sınıflarda tescil edildiği, hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı "..." ibareli markanın davalı adına ... nice sınıfında tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Hükümsüzlük davası yönünde SMK 6/1 gereğince yapılan incelemede 6769 Sayılı Kanun'un 6/1. Hükmü ile;" Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa...” markanın tescil edilmemesi gerekliliğini düzenlemektedir. 6769 s. Kanun'un 6/1. hükmü uyarınca markalar ve tescile konu mallar arasında halk arasında karıştırılma ihtimaline neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olup olmadığının tespit edilmesi, ardından da somut olayın şartları dikkate alınarak markaların halk tarafından karıştırılma tehlikesi olup olmadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda tarafların markaları incelendiğinde davacı adına tescilli markaların "..." davalı markasının ise "..." şeklinde olduğu, markaların ilk dört harfinin aynı olduğu, markaların kelime unsurlarında birtakım farklılıklar ihtiva etmesine karşın 6 harften oluşan davalı markası ile 5 harften oluşan davacı markalarının ilk 4 harfinin aynı sıra ile ortak olarak markalarda ihtiva edilmesi, ortak olarak ihtiva edilen kısmın kelimelerin başlangıcında olması nedeniyle kelime unsurlarındaki farklılıkların markaları birbirinden uzaklaştırmaya yetmediği, davalı markası ile davacı markası arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin var olduğundan bahsedileceği, bu hususta dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da ayrıntılı irdeleme yapıldığı ve oluşan kanaatin bu mahiyette olduğu davacı markaları ile davalı markasının birbirine benzer nitelikte olduğu ve birbirini çağrıştırdığı, davalı adına tescilli marka olan "..." markasının davacı adına tescilli "..." markasının benzer ve seri markası olarak değerlendirilebileceği anlaşılmakla davalı adına tescilli markanın hükümsüzlük oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Hükümsüzlük davası yönünde SMK 6/5 gereğince yapılan incelemede 6769 sayılı SMK'nın 6/5 madde hükmü "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir” şeklindedir.
Tanınmışlık ile değerlendirme sunulacak delillere göre nihai olarak mahkemece takdir edilecek bir olgudur.
Taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda ve mülga 556 sayılı KHK’de ve 6769 sayıyı yasada da tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus mahkeme içtihatları ve öğreti ile uygulamaya bırakılmıştır. Yargıtay birçok kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" şeklinde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ait olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tesbiti cihetine gidilebileceğini belirtmiştir. Tanınmış marka konusunda uluslararası boyuttaki çalışmalar ise Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (wipo) bünyesinde yürütülmektedir. Bu kuruluş uzmanlar komitesince benimsenen A/34-13 nolu tavsiye kararında bir markanın tanınmış olup olmadığının tesbitinde, markanın kullanım süresi, yaygınlığı, kapsamı ve coğrafi alan genişliği, ekonomik değeri, reklam, temsil, promosyon, fuarlara katılım ve fuar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, işletmenin büyüklüğü, cirosu,marka hakkının hangi etkinlikte ve verimlilikte korunduğu, tanınmışlığa yönelik mahkeme ve diğer yetkili makamların kararları gibi olguların göz önünde bulundurulması kararlaştırılmıştır.Yargıtay 11.HD nin 19.4.2002 tarih ve ...esas-... karar sayılı ilamında bir markanın birden çok ülkede tescilli olmasını tanınmış marka olarak kabul açısından yeterli görmekteyken son uygulamalarda bu hususun markanın tanınmışlığı açısından bir gösterge olabileceği ancak tek başına tanınmış marka olgusu için markanın birçok tescilinin olmasının yeterli olmayacağına işaret edilmiştir. ...’de ise açıkça tanınmışlığın ilgili sektörde tanınmışlık olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Yine doktrinde Trips deki düzenlemeye benzer görüş ... tarafından ileri sürülmüş ve markanın tanınmışlığından söz edebilmek için bir ülkede yaşayanların tamamı tarafından söz konusu markanın bilinmesinin zorunlu olmadığı, marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir.Markanın tacirler yada o malın alıcıları değil, bu mal ile ilgili olmayanlar tarafından da bilinmesi halinde tanınmış markadan bahsedileceği, tanımış markanın maruf marka karşısında daha kapsamlı,ekonomik yönden daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkacağı, bir markanın tanınmış olduğunu söyleyebilmek için markanın konulduğu mamülün birden bire düşünülmeden ve bir hatıranın yardımı ile hatırlanmadan,refleks halinde düşünülmesi gerektiği, genellikle tüketicinin zihninde bir fikir uyandıran markanın tanınmışlık derecesine ulaştığı da doktrinde Hamdi Yasaman tarafından ifade edilmiştir. ...ise, tanınmış markanın en önemli özelliğinin, tescilli bulundukları mal kategorisinden bağımsızlaşarak ve başlı başına birer kalite sembolü olarak, reklam aracı haline gelen ve geniş kitleler karşısında sahip oldukları etkilerini, tamamen farklı mal kategorileri üzerinde de gösterebileceği markalar olarak tanımlamıştır. .. ise tanınmış markadan bahsedebilmek için, reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş bir markanın, sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bilindiği üzere Tanınmış marka korunmasında en önemli konunun tanınmışlığın belirlenmesinde izlenilecek yöntem olduğu, her ne kadar hukuki bağlayıcılığı olmasa da WIPO Kriterlerinin baz alınarak tanınmışlık araştırılması yapılması gerektiği bir markanın koruma istenen ülke dışında yabancı ülkelerde tanınmış olmasının, koruma istenen ülkede de tanınmış olduğuna hükmedilmesi için yeterli olmayacağının açık olduğu, her davada tanınmışlık olgusunun o davanın somut özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir. Dolayısıyla her somut olayda tarafların dosyaya sunduğu belgeler, beyanlar ve ihtilafın niteliği,ürünün sunulduğu sektör ve çevre gözetilerek bahsi geçen kriterlerin Mahkemece yada atanan bilirkişice o dosyaya özgü sunulan deliller ile tartışılması gereklidir. Somut olayda da davacı bu kriterlere ve denetime uygun delil sunmamış, gerek kesinleşen ilam içeriklerinden gerek alınan raporlardan da davacı markasının tanınmış olduğu yönünde bir tespitin bulunmadığı anlaşılmış, tanınmışlık ile ilgili kurum kararı bulunmadığı keza , yerleşik içtihatların öngördüğü şekilde tanımışlık olgusu yönünden davacı markasının tanınmış olduğu iddiasının ispat edilmediği, dolayısıyla tanınmışlığa dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan Yargıtay 11.HD’nin ... esas, ... karar ve 23.11.2022 tarihli ilamlarında da işaret edildiği üzere; Bir markanın tanınmışlığının tespitinde ise, toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, marka promosyonlarının hedef aldığı alan, promosyon süresi ve yoğunluğu, markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları ve markanın ekonomik değeri gibi kriterlerin esas alınmalıdır. Davacı tarafın dosyaya sunduğu davacı markasının tanınmışlığına ilişkin deliller incelendiğinde davacı markalarının tescili ve kullanımından daha önceki zamanlardan bu yana ülke içerisinde ve dışında davacı tarafından kullanıla geldiği, "..." ibareli markanın uzun süreli ve yoğun kullanımı sonucunda ülke içinde tanınmış hale getirildiği anlaşılmakla davacı markasının tanınmış marka niteliğinde olduğu, bu hususta dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da ayrıntılı irdeleme yapıldığı ve oluşan kanaatin bu mahiyette olduğu davacı markaları ile davalı markasının birbirine benzer nitelikte olduğu ve birbirini çağrıştırdığı davacının yüksek tanınırlığı dikkate alındığında davalı adına tescilli marka olan "..." markasının davacı adına tescilli "..." markasının seri markası olarak değerlendirilebileceği anlaşılmakla davalı adına tescilli markanın hükümsüzlük oluştuğu kanatine varılmıştır.
SMK 6/9 gereğince yapılan incelemede ; Yargıtay 11.HD’nin 20.11.2018 tarihli ve ...E., ... K. sayılı ilamı, ,1.03.2021 T. ve ... E. - ... K.; 03.03.2021 T. ve ... E. - ... K. Sayılı yerleşik ilamlarına göre; daha ziyade markanın ticari faaliyetlerde ayırt edici işaret olarak kullanılması amacıyla değil, başkalarının ticaretine engel olmak, daha önce verilmiş bir mahkeme kararının etkisini azaltmak ya da veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususlar genel kötü niyet sebepleri olarak görülmektedir. Ayrıca tanınmış markanın aynısını veya benzerini tescil ettirmek dahi tek başına kötü niyetli marka tescili olarak yorumlanmamaktadır. Zira kanun koyucu, tanınmış markanın aynısı veya benzerini tescil ettirmeye mülga KHK'nın 8/4 (6769 s. SMK'nın 6/5 m) maddesinde ayrı bir sonuç bağlamıştır. Kötü niyetin tezahürü değişik şekil ve koşullarda olabilir. Bu anlamda marka tescilini kullanarak başkalarının ticaretine engel olmak, bu amaçla şantaj yapmak ve para koparmak, markayı satmayı teklif etmek gibi eylemler olabilir. Kötü niyetin varlığını ispat bunu iddia eden davacı tarafa aittir.
Dolayısıyla yerleşik uygulamada işaret edildiği üzere sırf işaretsel benzerlikten yola çıkılarak, davalı tescilinin kötü niyetle yapıldığı olgusuna ulaşmak mümkün olmadığı, ihtimaller üzerinden hareketle davalının ileride davacının ticaretine engel olabileceğinin kabulü doğru olmadığı gibi, tek başına kötü niyet emaresi olarak görülemeyeceği bilinmektedir.
6769 sayılı “SMK m.6/(9) maddesinde Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu halde gerek yasa hükmü gerek de yerleşik içtihatlar çerçevesinde kötü niyetli olarak tescil ettirilen markaların hükümsüz kılınması gerektiği noktasında herhangi bir duraksama bulunmamakla beraber, hukukumuz çerçevesinde, kural olarak asıl olanın “iyi niyet” olduğu; kötü niyetin ise iddia eden tarafından ispatlanması gerektiği de ifade edilmelidir. Zira Yargıtay aynı tarihli başka bir kararında, dayanak markanın tanınmış marka olduğu kabul edilse dahi, “asıl olan iyi niyetin varlığı olduğu için, tescilin kötü niyetli olduğunun bunu iddia edenin ispatlaması gerektiği, her ne kadar, markanın tanınmış olması ve tacirlerin aynı sektörde iştigal etmeleri ispat kolaylığı sağlamakta ise de, kötü niyetle tescil ettirildiği iddia edilen markanın tanınmış olmasının, kötü niyetin kabulü için tek başına yeterli olmadığı” kabul edilmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 02.04.2013 Tarih,... Esas, ...Karar)
CIBU, 2013 tarihli...- ... kararında, önceki markayı bilmenin, kötü niyetin varlığının kabulü için tek başına yeterli olmadığı ve bunun için başvuru anındaki tüm faktörlerin göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Avrupa Adalet Divanı bu konuda, “kendisinden önce bir başkasının diğer üye bir devlette aynı veya karışıklığa yol açacak kadar benzer bir markanın tescilli olduğunu bilip bilmediği, bilmesinin gerekip gerekmediği, bu kimsenin, bir başkasına ait markanın kullanılmasına engel olma amacı taşıyıp taşımadığı ve önceki markanın sahip olduğu hukuki korumanın ölçüsünün ne olduğu, önceki markanın kullanımının ne kadar eski olduğu, tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı olup olmadığı ” hususlarının ve tescil başvuru tarihi itibariyle “markanın sahip olduğu ün”ün göz önünde bulundurulmasını içtihat etmiştir (2009 tarihli CJBU, C-529/07 sayılı CHOCOLADEFABRIKEN LINDT& SPRÜNGLI-FRANZ HAUSWITH kararı için bkz.: ÇOLAK, S.901, dn. 2239).
Dosyada davalı yanın dava konusu marka tescil başvurularını gerçekleştirir iken kötüniyetli olduğunu gösterir herhangi bir veri yada delil bulunmadığından kötüniyetli tescile dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet davası bakımından yapılan incelemede; yukarıda hükümsüzlük davası bakımından yapılan açıklamalar ile davacı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan "..." ibareli markalar ile davalı kullanımları irdelendiğinde davacı markaları ile davalının markasal kullanımları arasında bilirkişi raporunda da ayrıntılı yapılan incelemede "..." ve "..." ibarelerinin ilk dört harfinin aynı olduğu, davacı markasının tanınırlığı, sunulan ve mal hizmetlerin farklı olduğu kanaati oluşmuş ise de davacı markasının tanınırlığı da dikkate alınarak davalı kullanımlarının davacının seri markası şeklinde algılanabileceği ve tüketici nezdinde taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olduğu anlaşılmakla davalı eylemlerinin davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda davalının0 cevap dilekçesinde kullanmama def'i ileri sürdüğü görülmüş ise de SMK 29/2 gereğince dayanak markanın dava tarihinde Türkiye'de en az 5 yıldır tescilli olması gerekmektedir. Dava tarihi 04.04.2024 olmakla birlikte davacının tecavüz taleplerine dayanak kıldığı markalardan olan ... başvuru numaralı markasının tescil tarihi 31.05.2022,... başvuru numaralı markasının tescil tarihi 11.01.2021 ve ... başvuru numaralı markasının tescil tarihi 19.07.2023 şeklindedir. Davacının bu markaları dava tarihinde 5 yıldır tescilli değildir. Hal böyle iken inceleme konusu edilecek olan ilgili markalar bakımından kullanmama def'i şartları oluşmadığınan marka hakkına tecavüz iddiası bakımından davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiştir. Haksız rekabet yönünden ise; yerleşik yargıtay içtihadları doğrultusunda kümülatif koruma ilkesi dikkate alınarak, haksız rekabete dayalı açılan davanın reddine karar verilmesine karar verilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda; tarafların markaları incelendiğinde davacı adına tescilli markaların "..." davalı markasının ise "..." şeklinde olduğu, markaların ilk dört harfinin aynı olduğu, markaların kelime unsurlarında birtakım farklılıklar ihtiva etmesine karşın 6 harften oluşan davalı markası ile 5 harften oluşan davacı markalarının ilk 4 harfinin aynı sıra ile ortak olarak markalarda ihtiva edilmesi, ortak olarak ihtiva edilen kısmın kelimelerin başlangıcında olması nedeniyle kelime unsurlarındaki farklılıkların markaları birbirinden uzaklaştırmaya yetmediği, davalı markası ile davacı markası arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin var olduğundan bahsedileceği, davacı markaları ile davalı markasının birbirine benzer nitelikte olduğu ve birbirini çağrıştırdığı davacının yüksek tanınırlığı dikkate alındığında davalı adına tescilli marka olan "..." markasının davacı adına tescilli "..." markasının seri markası olarak değerlendirilebileceği anlaşılmakla hükümsüzlük ve marka hakkına tecavüz davasının kabulüne, haksız rekabete ilişkin davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile
-TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan ...tescil numaralı ... ibareli markanın tescilli olduğu... Sınıfta yer alan tüm emtialar bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,
-Davalının kullanımlarının davacı adına tescili ile marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile tecavüz eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
2- Haksız rekabete ilişkin davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL peşin harcın düşümü ile kalan 187,80 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin harç+ 427,60 TL başvuru harcı+ 15.000,00 TL bilirkişi ücreti+ 150,00 TL posta/ müzekkere giderleri olmak üzere toplam 16.005,20 TL yargılama giderlerinin takdiren 12.003,90 TL'lik kısmınında davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5- Hükümsüzlük davası bakımından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Marka hakkına tecavüz davası bakımından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından varsa harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08/07/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır