T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/259 Esas
KARAR NO : 2025/140
DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/12/2022
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili ile Davalı Şirket ("Yayıncı") arasında 24.07.2017 tarihinde "... (...)" adlı İngilizce dilinde basılı eserin Türkçe diline çevrilmesi ve söz konusu işleme eserin (“Çeviri”) mali hakları ile bu mali haklara ilişkin kullanma ruhsatının (lisans) 5846 sayılı Kanun uyarınca Yayıncı olarak Davalı Şirkete devredilmesine ilişkin sözleşme imzalandığını, Müvekkil bahse konu sözleşme uyarınca "..." kitabının çevirisini yaptığını, çevirinin ilk tamamlanmış versiyonununin 7 Temmuz 2019 tarihinde, son okumasının yapıldığını ve gözden geçirilmiş nihai halini ise 4 Ağustos 2019 tarihinde Davalı Şirkete e-posta yoluyla teslim ettiğini, Davalı Şirket tarafından 5 Ağustos 2019 tarihinde yine e-posta yoluyla söz konusu eserin teslim alındığının teyit edildiğini, Sonraki süreçte, müvekkilinin Davalı Şirketten aldığı e-postalarda kitabın okuması için editör atadıkları, editörün tahsislerinin işlendiği, kitabın çevirisinin uygun bulunduğu, baskıya hazır olduğu, tüm hazırlıkların bittiği, kapak tasarımının bile verildiği, hatta matbaaya teslim edilip basımının gerçekleştirileceğinin defaten belirtildiğini, Ancak aradan yaklaşık 3,5 yılın üzerinde bir zaman geçmesine rağmen kitabın hala basılmadığını, Müvekkilinin buna dair e-postalarına cevap verilmediğini, Müvekkiline sürecin başından beri herhangi bir ödeme de yapılmadığını, Nitekim, Müvekkil tarafından 02.04.2021 tarihinde Davalı Şirkete e-posta yoluyla sözleşmenin 6.2 maddesi uyarınca teslim tarihinden itibaren kitabın basılması için yayınevine tanınan 18 aylık sürenin dolduğunun hatırlatılarak sözleşmede kendisine tanınan kitabın basılmasını talep etme hakkını kullandığını ve kitabın basılmasına dair ihtarda bulunduğunu, Hatta Davalı Şirket'in yayın editörü olan ...'nun Müvekkiline telefonla ulaşarak kitabın en geç 2021 Haziran ayında basılacağını ifade ettiğini, Yine Müvekkilin söz konusu ihtarı sonrasında gerek telefonla gerekse e-posta yoluyla defaten yaptığı hatırlatmalara rağmen kitabın basılmadığnı, kendisine de makul bir açıklama yapılmadığını, Akabinde Davalı Şirketin kitabı basmayacağının ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğinin anlaşılması üzerine Müvekkilinin 13.10.2021 tarihinde gerek iadeli taahhütlü posta yoluyla gerekse e-posta yoluyla Davalı Şirketten kitabın çevirisi için sunduğu çeviri hizmetinin parasal karşılığını talep ettiğini, Ancak davalı şirketin, daha önce defaten eserin yayıma hazır olduğunu belirttiği halde, 03.11.2021 tarihli cevabi ihtarnamesinde ise kötü niyetli olarak Müvekkiline eseri sözleşmede belirtilen sürede teslim etmediğinden bahisle eserin basım tarihinin değiştiğini, bu konudaki tüm kusurun Müvekkilinde olduğunu belirterek talebini kabul etmediklerini bildirdiğini, konuyla ilgili olarak zorunlu arabuluculuk sürecinin başlatıldığını ancak "anlaşamama" şeklinde sona erdiğini, açıklana nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin uğramış olduğu zarar ve haksızlığın giderimi amacıyla davalı şirkete sunulan çeviri hizmetine ilişkin mahkemece bilirkişi marifetiyle takdir edilecek rayiç çeviri bedelinden oluşacak tazminata karşılık şimdilik 1.000 TL tutarında maddi tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının tüm iddia, beyan ve taleplerinin hiç birini kabul etmediklerini, taraflar arasında “...” isimli eserin İngilizce dilinden Türkçe diline çevirisi için 24.07.2017 tarihli “Telif Hakkı Devir Sözleşmesi” akdedildiğini, İş bu sözleşme gereği davaya konu çevirinin müvekkili şirkete süresinde teslim edilmediğini, aksine çok uzun bir süre geçtikten sonra teslim edildiğini, başka bir anlatımla sözleşmenin 4.1 maddesinde de açıkça belirlendiği üzere çeviri eserin müvekkili şirkete 25.01.2018 tarihinde teslim edilmesi gerekmekteyken kabul anlamında olmamak üzere davacı tarafın kendi beyanına göre çeviri eserin müvekkili şirkete 04.08.2019 tarihinde mail yoluyla teslim edildiğinin iddia edildiğini, Kabul anlamında olmamak üzere davacı tarafın kendi beyanına göre çeviri eserin müvekkili şirkete 04.08.2019 tarihinde mail yoluyla teslim edildiği bir an için kabul edilse dahi sözleşmeye göre 25.01.2018 tarihinde teslim edilmesi gereken çeviri eserin 18 ay sonra yani 04.08.2019 tarihinde müvekkili şirkete teslim edildiğinin iddia edildiğini, öncelikle bu durumun dahi başlı başına davacı tarafın haksız, kusurlu olduğunu ortaya koymakta olduğunu, davaya konu çeviri eserin müvekkili şirkete sözleşmede belirtilen 25.01.2018 tarihinde değil , davacı tarafın beyan ettiği 04.08.2019 tarihinde değil 25.01.2018 tarihinden 20 ay sonra 25.09.2019 tarihinde teslim edildiğini, Ayrıca davacı tarafın “… davalı şirket tarafından 5 Ağustos 2019 tarihinde yine e posta yoluyla söz konusu eserin teslim alındığı teyit edilmiştir…..” iddiasının aksine çeviri eser 04.08.2019 tarihinde teslim alınmadığı gibi teyit amaçlı böyle bir e posta da mevcut olmadığını, Davacı tarafın; “… 02.04.2021 tarihinde davalı şirkete e posta yoluyla sözleşmenin 6.2 maddesi uyarınca teslim tarihinden itibaren kitabın basılması için yayınevine tanınan 18 aylık sürenin dolduğu hatırlatılarak …. Kitabın basılmasına dair ihtarda bulunmuştur…” iddiasının aksine böyle bir e postanın da mevcut olmadığını, Davacı tarafın müvekkili şirkete posta yoluyla ilettiği 13.10.2021 tarihli ihtarnameyi keşide ettiğini, İş bu ihtarnamede özetle aynen ; “… çeviri hizmet bedeli olarak piyasa rayiç bedeli olan 45.000 TL nin (KDV hariç) en geç 3 işgünü içerisinde …” denildiğini, Müvekkili tarafça cevabi olarak 03.11.2021 tarihli ihtarname keşide edildiğini, davacı tarafın çeviri eserini sözleşmede belirtilen süreden çok sonra müvekkili şirkete teslim ettiğini, bu durumun müvekkili şirketin yayın akışını değiştirdiğini, pandemi nedeniyle uzun bir süre çalışma olmadığı gibi nedenlerle çeviri eserin basım tarihinin davacı taraftan kaynaklanan nedenlerle değiştiğini, bu konudaki tüm kusurun davacı tarafa ait olduğunu, eserin geç teslim edilmesi nedeniyle müvekkili şirketin zarar da gördüğünü, müvekkili şirketin sözleşmede belirtilen hükümlere uygun davrandığını ve üzerine düşen tüm yükümlülükleri aynen yerine getirdiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce alınan 17/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacının taraflar arasında imzalanan telif hakkı devir sözleşmesi kapsamında düzenlenen çeviri edimini yerine getirdiği, davalının sözleşmede belirlenen sürede kitabın basımını gerçekleştirmediği ve davacıya ödeme yapılmadığı, sözleşme kapsamında kendi çeviri edimini yerine getiren davacının, bu çerçevede yapmış olduğu işin karşılığı telif ücretini alamamış olduğu ve yapılan işin karşılığı ücret taleplerini ileri sürebileceği, Sayın mahkemece, tazminata hükmedilmesi halinde; 2.000 adet baskı için stopaj sonrası %8 telif ücretinin 11.952 TL olabileceği" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce alınan 13/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; "Mali ve hukuki yönden kök raporumuza ilave edilebilecek bir husus bulunmadığı ve kanaatin korunduğu, Sözleşmede yer alan telif ödemesi baskıya alınmadığı durumda sayfa başı ödeme yapılması için ilgili hesaplama önerisinin alternatifli olarak yukarıda belirtildiği, Heyetimizce dava ve ihtar tarihi göz önüne alındığında 200 TL üzerinden yapılan hesaplamanın ve 60.600 TL çeviri ücretinin hakkaniyete uygun olabileceği, " sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin 14/04/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 60.600 TL olarak neticelendirdiği anlaşılmıştır.
Dava, davacı tarafından davalıya sunulduğu belirtilen çeviri hizmetine dayalı -FSEK kapsamında- maddi tazminat davasına ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı yukarıda özetlenen bilirkişi raporları ile birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında 24.07.2017 tarihli “Telif Hakkı Devir Sözleşmesi” imzalanmış olduğu, sözleşme konusunun ; “... (orijinal eserin adı: ...)” isimli eserin Türkçe çevirisinin, mali haklarının ve bu haklara ilişkin kullanma ruhsatının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun hükümleri ve bu sözleşmenin şartları çerçevesinde çevirmen tarafından sözleşme süresince Yayıncı’ya devredilmesine ilişkin olduğu, yayın evinin ise bu kapsamda davacı çevirmene telif ücreti ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, dosya içerisinde mevcut deliller ve taraflar arası yazışmalara göre davacı tarafça sunulan çevirinin taraflar arasında müzakere edilerek süresinde davalıya teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, kitabın baskı sürecine de davalı tarafça geçildiği, davalının sözleşmenin 6.2. maddesi uyarınca 18 ay içinde kitabı piyasaya sunma yükümlülüğüne uymadığı, bu hususun dosyada mevcut taraflar arası yazışmalardan anlaşıldığı, sözleşmenin 4.2 maddesi çerçevesinde tayin edilen 6 aylık sürede davalı tarafça çevirinin sözleşmeye uygun olmadığına dair davacıya herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, davalı tarafça davacıya bu noktada yapıldığı belirtilen bildirimin ise süresinde olmadığı, böylelikle davacının taraflar arasında imzalanan telif hakkı devir sözleşmesi kapsamında düzenlenen çeviri edimini yerine getirdiği, davalının sözleşmede belirlenen sürede kitabın basımını gerçekleştirmediği ve davalı tarafça davacıya ödeme yapılmadığı, sözleşme kapsamında kendi çeviri edimini yerine getiren davacının, bu çerçevede yapmış olduğu işin karşılığı telif ücretini alamamış olduğu ve yapılan işin karşılığı ücret taleplerini ileri sürebileceği, bilirkişi heyetince tespit edilen rayiç bedelin dosya kapsamına ve teamüllere uygun olduğu, sayfa başına ortalama 200 TL ile yapılan hesaplama doğrultusunda 303 sayfa çeviri bedeli olarak davacının 60.600 TL maddi tazminata hak kazandığı anlaşılarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere,
1-Davanın kabulüne, 60.600 TL maddi tazminatın (1.000,00 TL'sine 03.11.2021 tarihinden, 59.600,00 TL'sine 15.04.2025 tarihinden itibaren işleyecek) ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 4.139,58 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına kabul edilen miktar üzerinden hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 878 TL posta ve tebligat masrafı, 15.000 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 15.878,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davalı tarafça sarf edilen yarılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır