T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/187 Esas
KARAR NO : 2025/77
DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 16/09/2022
KARAR TARİHİ : 17/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili şirket adına tescilli "..." ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ve müvekkili şirket marka tescil kapsamında bulunan aynı ve benzer mal ve hizmetler için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davalı şirket adına tescilli ..., ..., ..., ..., ..., ...sayılı markalarının tescilli olduğunu, davalı şirketin yukarıda yer alan adresinde ve tespit edilecek diğer adreslerde "..." ibaresinin kullanıldığını, bu doğrultuda tüm ürünlere el konulması ile toplanmasını ve tabela, levha, dış camlar üzerinden markaların silinmesini, her türlü basılı kağıt, faturalar üzerinde kullanmasının önlenmesini ve "..." ibareli ürünlerin imalinin, satışının ve dağıtımının, ithalinin ve ihracatının yurt içinde ve yurt dışında satışa sunulmasının dava neticesine kadar önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı tarafın haksız surette müvekkiline ait markanın ayırt edilemeyecek kadar aynısını veya benzerini kullanması nedeniyle
... ,...,...= sitelerinin ve tespit edilecek diğer internet sitelerinde"Tarihi ..." ve "..." ibaresinin yer aldığı tüm sayfalara erişimin engellenmesini ve dava neticesine kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı şirketin eylemlerinin müvekkili şirketin 6769 Sayılı Kanun ve TTK’nın Haksız Rekabete ilişkin hükümleri uyarınca da korunan marka hakkına 6769 Sayılı Kanun’un 29. Maddesi ve TTK’nin 55 vd. maddeleri uyarınca tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve bu suretle tecavüzün giderilmesinin, davalı şirketin müvekkili şirketine tescilli marka hakkına karşı haksız eylemlerinden ve tecavüzlerinden dolayı 6769 Sayılı Kanunu’nun 151/2-b maddesinde belirtilen “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” a göre hesaplama yapılarak davalı yanca -belirsiz alacak davası olarak- şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminat ile müvekkilinin yıpranması sebebiyle 15.000,00-TL manevi tazminatın dava açıldığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davalı Tarihi ... olarak yıllar önce ...’ta başladığı serüvenine günümüzde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... şubeleri ile devam etmekte olduğunu, davalının ...’un en işlek caddelerinde yer alan şubeleri ve lezzetli menüleri ile tüketiciler
tarafından oldukça tercih edilmekte olduğunu, davalının yıllardan beri süregelen lezzetli menüsü nedeni ile popülerleşmesi çeşitli programlarda ve haberlerde yer almasına da vesile olduğunu, Öncelikle şu hususu belirtmek isteriz ki HMK hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir talep edebilmenin belirli şartları mevcuttur: HMK m.389/1: Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir olduğunu, HMK m.390/3: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu, davacının markasal hakka tecavüzü ve marka hükümsüzlüğü iddialarına mesnet gösterdiği markası hakkında kullanmama definin mevcut olduğunu, davacı tarafın mesnet gösterdiği markasını kullandığını kanıtlaması gerekmekte olduğunu, aynı zamanda da davacının mesnet gösterdiği markası ile davalının markaları, hizmet gösterdiği alan farklı olduğunu, sınıfsal farklılık bulunmakta olduğunu, davacı somut olayda haklılığını yaklaşık olarak ispat edememiş olduğunu, böyle bir tedbirin kabulü de uyuşmazlığın esasını halleder mahiyette olacağı için hukuk düzenince de cevaz verilmemesi gerektiğini, davacının davaya mesnet gösterdiği ... numaralı markası SMK m.25/7 ve SMK m.29/2 şartlarını taşıdığından ötürü kullanmama defii ileri sürmekteyiz. Markasının ilgili mal ve hizmetlerde ciddi ve yoğun kullandığını ispat etmesi gerekmekte olduğunu, davacı taraf “...” üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ve ... numaralı markası nedeni ile Davalının;..., ..., ..., ..., ..., ... Numaralı markalarının hükümsüzlüğü talep edilmiş olduğunu, davalının ..., ... numaralı markalarının hükümsüzlüğüne yönelik olarak sessiz kalma yolu ile hak kaybı oluşmuş olduğunu, bu sebeple davacı işbu markaların hükümsüzlüğünü talep edemeyeceğini, davalıya ait diğer markalar ise farklı tertip tarzı ve de mal/hizmetlerde tescilli olduğunu, bu sebeple de markalar arasında benzerliğin mevcut olduğundan bahsedilemez olduğunu, gerçek hak sahipliğinde ise davacının sunduğu deliller yalnızca linksiz ve tarihsiz haberler olduğunu, gerçek hak sahipliği iddiasında ilgili sektör bakımından marka yaratacak derecede kullanımın mevcut olduğunun kanıtlanması gerekmekte olduğunu, ve işbu kullanımın da hükümsüzlüğü talep edilen davalı markalarının kapsadığı tüm mal ve hizmetler kapsamında olmalı olduğunu, nitekim davalının 2016 yılından beri markasını korumak amacı ile gerekli işlemleri yapmakta, resmi marka bülteninde yayımlanan markalara yönelik yayıma itirazlar gerçekleştirmekte, ihtarnameler iletmekte olduğunu, gerçek hak sahipliği iddiası bakımından sunulan evraklar yetersiz olduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen ...,... markaları bakımından sessiz kalma yolu ile hak kaybı oluşmuş olduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen ...,
..., ..., ... markaları ile davacının mesnet gösterdiği marka arasında gerek işaretsel gerek ise sınıfsal benzerlik mevcut olmadığından ötürü Hükümsüzlük şartları mevcut olmadığını, davacı taraf davalının kullanımlarının ... numaralı markasal hakka tecavüz teşkil ettiğini iddia etmiş olduğunu, öncelikle belirtmemiz gerekir ki davacının markası yalnızca ...sınıfta tescillidir; ... ve ....sınıflarda tescilli olmadığını, bu sebeple davalının kullanımlarına yönelik olarak tecavüz iddiasında bulunulamaz olduğunu, yiyecek içecek sektöründe mekanın konsepti, tabelanın rengi gibi hususlarda da marka ismi ile bütünleşmekte olduğunu, nihayetinde dilekçemizde üst başlıkta da ifade ettiğimiz üzere davalının markaları ve doğal olarak kullanımları davacının markasından oldukça farklı olduğunu, mekansal olarak da davalının farklı konumlar tercih etmiş olduğunu, bu sebeple de davalının kullanımları markasal hakka tecavüz teşkil eder mahiyette olmadığını,
davacı akrabasının 2016 yılında davalı şirket bünyesinde çalıştığını ifade ettiğini, davalının ...’da pek çok şube açtığını, TV kanallarına çıkmış iken davacının 6 yıl sonra marka tecavüzü iddiasında bulunması hakkın kötüye kullanılması olduğunu, davalının yoluna “ ...” olarak başladığı ve böyle devam etmekte iken davalı taraf “ ...” olarak anılmakta olduğunu, davalının menüsü, sunum şekilleri, mekan konsepti hep aynı çizgide devam etmekte olduğunu, 6 YIL BOYUNCA tüketiciler tarafından karıştırılma durumu yaşanmadığını beyan etmiştir.
Mahkememizce alınan 10/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacı firma ...'IN yazı köşesinde 26 Mart 2009 tarihli nüshasında ilk olarak tüm Türkiye'yedeki en iyi pilavcı olarak duyurulmuş olduğunu, bunun yanında ülke çapında çeşitli gazete, dergi ve internet sitesi haberleriyle 2009 tarihinden itibaren günümüze kadar marka değeri yayılmış ve "..." ve " ..." olarak tüm Tüm Türkiye'de bilinir hale gelmiş olduğunu” beyan ederek dosyada sunulan belgeler / linkler incelenmiş olup bahsi geçen haberlerin “2009” yılından buna yayınlanan haberlerden oluştuğu, haberlerin genel olarak “...” ve “ ...” ibareli başlık veya içeriklerinden oluştuğu ve detayları bilişim değerlendirme kısmında detaylıca sunulduğu,
davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 31.08.2016 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “ ...” adıyla ve Logosu ile tanıtımların yapıldığı, davalı tarafa ait olduğu belirtilen davaya konu “@...” isimli ... sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası “...” ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “ ...” olarak, web sitesi adresinin “...” olarak belirtildiği ve ilgili hesaptan yapılan ilk paylaşımın “10 Ağustos 2016” tarihinde olduğu tespit edildiği, davalı dilekçelerinde “Davalının yıllardan beri süregelen lezzetli menüsü nedeni ile
popülerleşmesi çeşitli programlarda ve haberlerde yer almasına da vesile olduğunu” beyan ederek dosyada sunulan belgeler / linkler incelenmiş olup bahsi geçen haberlerin “2017” yılından buna yayınlanan haberlerden oluştuğu, haberlerin genel olarak “ ...” ibareli başlık veya içeriklerinden oluştuğu ve detayları bilişim değerlendirme kısmında detaylıca sunulduğu, brüt satışlardan, satışların maliyeti ve vergi düşüldükten sonra kalan brüt kar üzerinden yapılan
hesaplamaya göre davalının ürünün satışından elde ettiği karın 1.518,862,34 TL, genel yönetim ve faaliyet giderleri düşüldükten sonra elde edilen net kar ise 1.108.430,35 TL yapmaktadır. sayın Mahkemenizce, “kullanmama definin değerlendirilmesi yönünden” Davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi yetkisi” verilmemiş olduğundan ve aynı zamanda herhangi bir şekilde itiraza sebebiyet vermemek adına inceleme, tespit ve değerlendirme yapılamadığı,
sayın Mahkemenizce, “kullanmama defi kapsamda yapılacak olan görevlendirme sonrasında” inceleme, tespit ve değerlendirmelerimiz hazırlanarak arz edilebileceği, hükümsüzlük açısından; SMK m.6/1 kapsamında; işaretsel benzerliğin ve sınıfsal benzerliğin söz konusu olduğu; karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu değerlendirilmekte olup takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, davalı savunması kapsamında kullanmama def’i değerlendirildiğinde; dosya kapsamında yukarıda yer alan mevcut evraklar özelinde değerlendirme yapılacak olursa; kullanım ispatı Davacı taraf üzerinde olup, sunulan mevcut evraklardaki kullanımın SMK m. 9/2 ve m.9/3 hükümlerinde öngörülen kapsamda kullanımın gerçekleştiğini kabul edecek boyutta olmadığı ve kullanmama define ilişkin şartların mevcut olacağı tespit, sonuç ve kanaatine varılmış olup, işbu tespite dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Sayın Mahkemenizce, kullanmama defi açısından davacı ticari defter ve faturaları üzerinde mali inceleme yapılmasına karar verilmesi durumunda, ulaşılacak olan sonuçlarla bağlantılı olarak hükümsüzlük ve tecavüz değerlendirmelerinin tekrar gözden geçirilmesi durumunun söz konusu olabileceği,
davalı savunması kapsamında sessiz kalma yoluyla hak kaybı değerlendirildiğinde; SMK m.25/6 dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında zamanaşımı açısından...ve... tescil no.lu markaların tescil tarihleri nazara alındığında, dava tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olacağı ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmiş olacağı, ..., ..., ..., ... sayılı markaların tescil tarihleri nazara alındığında, dava tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmediği, Sayın Mahkemenizce davalı tescilinin kötüniyetli kabul edilmesi durumunda, Sessiz kalma
yoluyla hak kaybının söz konusu olmayacağı, tespit edilmekte olup, işbu tespit neticesi gerek SMK gerekse de TMK m.2 kapsamında “sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıp uğranmadığı” noktasında nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, SMK m.6/3 kapsamında; Taraflarca sunulan delillerin Mahkemece değerlendirilmeye alınması ve yukarıda belirtildiği üzere sayın mahkemece smk m.6/1 kapsamında ulaşılan sonuca itibar edilmesi
durumunda; davacının kullanımının, davalının marka tescili için başvuru tarihi olan 22/03/2016 tarihinden daha eskiye dayalı markasal nitelikte bir kullanım olduğu, gerçek (eskiye dayalı) ve öncelikli hak sahibinin davacı olduğu tespit edilmekle birlikte, işbu tespite dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, davacının ... Sınıf içinde “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde” markayı kullandığı ve bu kullanıma bağlı olarak ilgili sınıfta hak elde edildiği, Hükümsüzlüğü istenen davalı markalarından ..., ..., ..., ..., ... no.lu markaların tescil kapsamının da aynı şekilde .... sınıf olduğu, dolayısıyla, Dava konusu ..., ..., ..., ..., ... tescil no.lu markaların ... Sınıf içinde yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde” SMK m.6/3 ve 25/1 uyarınca kısmi hükümsüzlük şartının mevcut olacağı, davalı savunması kapsamında sessiz kalma yoluyla hak kaybı değerlendirildiğinde; SMK m.25/6 dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında zamanaşımı açısından ... ve ... tescil no.lu markaların tescil tarihleri nazara alındığında, dava tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olacağı ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmiş olacağı, ..., ..., ..., ... sayılı markaların tescil tarihleri nazara alındığında, dava tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmediği, Sayın Mahkemenizce davalı tescilinin kötüniyetli kabul edilmesi durumunda, sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmayacağı, tespit edilmekte olup, işbu tespit neticesi gerek SMK gerekse de TMK m.2 kapsamında “sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıp uğranmadığı” noktasında nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, SMK m.6/9 kapsamında; davalı markalarının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek SMK m.6/9 kapsamında hükümsüzlük kararının ve kapsamının takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu markaya tecavüz talepleri açısından; davalı tarafın kullanımı açısından, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüze ilişkin şartların mevcut olduğu tespit edilmiş olmakla, nihai hukuki değerlendirme ve Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu davalı savunması kapsamında sessiz kalma yoluyla hak kaybı
değerlendirildiğinde; Sayın Mahkemece, davalı tarafça sunulan ve yukarıda detayları belirtilen delil ve beyanlara itibar edilmesi ve “davacının bu durumu bildiği veya bilebilecek halde olduğunun” kabulü durumunda, davacı taraf açısından SMK m.25/6 kapsamında Sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin şartların mevcut olacağı ve SMK kapsamında markaya tecavüzün gerçekleşmeyeceği aksi durumda markaya tecavüzün mevcut olacağı tespit sonuç ve kanaatine varılmış olup, nihai hukuki değerlendirme ve Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu davalı savunması kapsamında kullanmama def’i değerlendirildiğinde; dosya kapsamında yukarıda yer alan mevcut evraklar özelinde değerlendirme yapılacak
olursa; kullanım ispatı davacı taraf üzerinde olup, sunulan mevcut evraklardaki kullanımın SMK m. 9/2 ve m.9/3 hükümlerinde öngörülen kapsamda kullanımın gerçekleştiğini kabul edecek boyutta olmadığı ve kullanmama define ilişkin şartların mevcut olacağı tespit, sonuç ve kanaatine varılmış olup, işbu tespite dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, kullanmama defi açısından davacı ticari defter ve faturaları üzerinde mali inceleme yapılmasına karar verilmesi durumunda, ulaşılacak olan sonuçlarla bağlantılı olarak hükümsüzlük ve tecavüz değerlendirmelerinin tekrar gözden geçirilmesi durumunun söz konusu olabileceği, şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiştir.
Davacı vekili 04/12/2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile, 1000 TL olarak talep ettiği maddi tazminat talebini, ...nden dava açıldığı tarihten itibaren en yüksek reeskont faizi işleyecek şekilde, 1.108.430 TL tahsil edilmesi şeklinde arttırdığını beyan etmiştir.
Dava, 6769 sayılı SMK hükümlerine göre açılan marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, kaldırılması ve maddi-manevi tazminat talepleri ile haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, erişim engeli, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemlerine ilişkindir.
Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde" ..." ibareli markanın ... sınıfta Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 22.03.2010 tarihli ...nolu başvurusuyla davacı adına tescilli olduğu, davalı ... adına ise "..." ibaresine haiz ;
Tescil tarihi: 01.09.2016, Sınıf: .., Dosya No: ...,
Tescil Tarihi: 23.05.2018, Sınıf: ..., Dosya No: ...,
Tescil Tarihi: 02.08.2017, Sınıf: ..., Dosya No: ...,
Tescil Tarihi: 09.09.2019, Sınıf: ..., Dosya No: ...,
Tescil Tarihi: 14.02.2020, Sınıf: ..., Dosya No: ...,
Tescil Tarihi: 20.03.2022, Sınıf: ..., Dosya No: ...,
marka tescillerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Taraf markaları incelendiğinde her iki tarafın markasında “...” ibaresi ortak olarak yer almaktadır. Davacıya ait işletme ile davalıya ait işletmenin pilav üretimi ve satışı yapan lokanta olarak faaliyet gösterdikleri, pilav ürününün herkesçe bilinen ve yenilen bir yiyecek olması dolayısıyla günlük tüketim malzemesi olarak değerlendirileceği de göz önüne alınarak markaların ortalama tüketiciye hitap ettikleri, dolayısıyla, ortalama tüketici nezdinde markaları karıştırma ihtimalini doğurabileceği anlaşılmıştır. Ancak SMK m.25/6 dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında... ve ... tescil no.lu markaların tescil tarihleri nazara alındığında, dava tarihi 16/09/2022 tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmiş olduğu ve anılan markaların hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, ..., ..., ..., ... sayılı markalar yönünden ise tescil tarihleri nazara alındığında, dava tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği, açıklanan hususlar doğrultusunda ... sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden hükümsüzlük şartlarının oluştuğu kanaatine varılmış, taraflarca hazırlama ilkesine tabi davada dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davalı tarafın kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı taraf aynı zamanda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet isteminde de bulunmuş ise de,yüksek yargı kararlarında da belirtildiği üzere, tecavüz eyleminin başladığı tarihten itibaren sessiz kalma yoluyla hak kaybı süresinin başlayacağı, mütecaviz kullanım iddiasına ilişkin davacı tarafından sunulan dosya kapsamındaki fotoğraflarda herhangi bir tarih bilgisinin bulunmadığı, tecavüz eylemine dair başkaca herhangi bir tarihin de bulunmadığı, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre dava tarihi olan 16/09/2022 tarihi itibari ile davalı eyleminin öğrenildiği varsayıldığında davalı tarafın markasal kullanımının dava tarihinden geriye doğru yaklaşık 6 yıl önceki süreye tekabül ettiği, böylelikle sessiz kalma yoluyla hak kaybının yaşandığı, zira 2016 yılı itibarı ile davalı tarafça marka tescil başvurusunun yapıldığı, ayrıca yine 2017 yılında bir takım haber ve TV programlarında davalının yer aldığı, dava dilekçesi içeriğine göre davacının akrabasının 2016 yılında davalı iş yerinde çalıştığının anlaşıldığı, tarafların iştigal alanları itibarı ile davacının tüm bu durumları bilebilecek halde olduğu, gelinen aşamada 6 yıllık süre sonrası dava açılmasının TMK m. 2 kapsamında dürüstlük kuralına uygun olmadığı, böylelikle davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmakla bu yönden ve bağlı talepler açısından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı şirket adına tescilli ..., ..., ..., ... sayılı markalarının tescilli olduğu ... sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ... ve ... sayılı marka tescillerine yönelik açılan hükümsüzlük davalarının SMK md. 25/6 doğrultusunda REDDİNE,
2-Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davası ile bağlı tüm taleplerin REDDİNE,
3-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 273,24 TL peşin harç ile 19.000,00 TL ıslah harcının düşümü ile kalan 18.657,84 TL'nin karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan 14.665,00 TL yargılama giderinin (bilirkişi, posta, tebligat vb.) kısmen kabul - kısmen red oranına göre takdiren 3.666,25 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Kabul edilen hükümsüzlük davası yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
6-Reddedilen ;
a-Hükümsüzlük davası yönünden davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 40.0000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
b-Marka hakkına tecavüz davası yönünden davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 40.0000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
c-Haksız rekabet davası yönünden davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 40.0000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
d-Maddi tazminat davası yönünden davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 40.0000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
e-Manevi tazminat davası yönünden davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 15.0000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.17/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır