T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/121 Esas
KARAR NO : 2025/63
DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ : 27/10/2020
KARAR TARİHİ : 06/03/2025
Mahkememizden verilen 03/02/2022 tarihli ... E. - ... K. sayılı karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 16. Hukuk Dairesi'nin ... Esas -... Karar sayılı ilamı ile kaldırılmış olup, mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında; müvekkilinin teknoloji sektöründe tanınmış, ulusal ve uluslararası alanda faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, hizmet kalitesi haklı bir üne kavuşmuş, bilinen ve aranan bir marka haline geldiğini, müvekkilinin 18.06.2018 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvurarak "..." ibaresini ve "..." ismini marka olarak ...numara ile 18.08.2018 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle 30.11.2018 tarihinde tescil ettirdiğini, müvekkilinin bu markayı iş yerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında ve tüm dijital ve sosyal mecralarda kullandığını, müvekkilinin ticari iş ve ilişki içinde olduğu firmalar ve genel olarak müşteri çevresinden gelen
bilgiler doğrultusunda yapılan araştırma sonucu, davalı şirketin müvekkili ile benzer alanda faaliyet yaptığı, ibaresinde yer alan "..." şeklini marka olarak tabelalarında kullandığını, basılı evraklarında, kataloglarında, internet sitelerinde ve benzeri mecralarda logo ve işaret olarak kullandığını, davalının "..." logosu için 15.05.2019 tarihinde başvuru yapıp, 31.10.2019 tarihinde tescil ettirdiğinin tespit edildiğini, müvekkili adına tescil ettirmiş olduğu logo ile davalının kullanmış olduğu logo ile benzerliğinin, iki markanın da ortak yönü olarak "..." harfinin aynı karakter şekil ve renkte kullanılmasından kaynaklandığını, dolayısıyla markalara ait logoların iltibası söz konusu olup, önce tescil edilmiş olan "..." markasının logosu ile benzerlik yaratılarak tüketicilerin markaları karıştırmasına yol açtığını, müvekkilinin tescilli ibaresinde yer alan "..." şeklinin, davalı tarafça ticari pazarlama ve satışta kullanmasının müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, bu suretle de haksız rekabete yol açtığını, davalının müvekkilinin izni olmaksızın müvekkilinin tescilli markasına son derecede benzeyen tescilli marka ile neredeyse aynı olan ibaresini bilerek ve isteyerek iltibas yaratmak amacıyla kullandığını, bu hususun TTK 57/5. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, davalıya söz konusu tecavüze son vermesi için ... 7. Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamenin 31.12.2019 tarihinde işyerinde daimi çalışana tebliğ edildiğini, aradan geçen süre içinde davalı tarafça haksız eylemlere son verilmediğini belirterek, davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesine ve menine, tecavüzün menine, davalının
müvekkilinin tescilli markasını kullandığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, internet ve sosyal medya hesaplarından "..." ibaresinin kaldırılmasına, ibarenin bulunduğu her türlü yazılı belgenin ve materyalin (broşür, katalog, ilan, kart vb.) kaldırılmasına ve imha edilmesine, masrafı davalıdan alınarak, hükmün tirajı en yüksek 5 gazeteden biri ile ilanına, 100,00 TL maddi tazminatın ticari faiziyle davalıdan tahsiline, 100,00 TL manevi tazminatın ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hukuki fayda yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, ülkemizde ve Dünyada oldukça tanınan bir firma olan müvekkilinin bir finans şirketi olduğunu ve son derece spesifik bir alanda çalıştığını, ticari bir ekosistem (...) kurarak müvekkilinin bu sisteme üye olan işyerlerine avantajlı ticari hizmetler sunduğunu, örneğin üye işyerlerine, çalışanları için yemek kartı (... yemek kartı) ya da akaryakıt kartı (...) gibi hizmetler sunarak, üye işyerlerinin çalışanlarının bu kartlar ile nakit ödeme yapmaksızın yemek yiyebildiğini ya da araçlarına yakıt alabildiğini, ilgili kanunlar uyarınca kredi kartı niteliğini haiz olan işbu kartları kullanan üye işyerlerinin de, harcadıkları meblağları aylık olarak müvekkil firmaya ödediklerini, davacı firmanın ne iş yaptığının anlaşılamadığını, benzer alanlarda ticari faaliyette bulunulduğu iddia edilmişse de, bu alanın hangi alan olduğunun da belirtilmediğini, müvekkili ile davacının çok farklı alanlarda faaliyet gösterdiklerini, dolayısıyla müşteri kitlelerinin de birbirinden farklı olduğunu, huzurdaki davanın açılmasında davacı açısından herhangi bir hukuki fayda bulunmadığını, haksız rekabetin sözkonusu olamayacağının izahtan vareste olduğunu, müvekkili ile davacının farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, yani tarafların sektörel rakip konumunda olmadıklarını, haksız rekabetin haksız fiilin özel bir türü olduğunu, yani haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için ortada önce haksız bir fiilin mevcut olması gerektiğini, müvekkilinin kendi tescilli logosunu kullandığını, davaya konu logonun 15/05/2019 tarihinden beri tescilli olduğunu, bu logoyu kullanmanın müvekkilinin yasal hakkı olduğunu, yani ortada
mevzuata aykırı bir kullanım mevcut olmadığı gibi, aldatıcı veyahut dürüstlük kurallarına aykırı haksız rekabet teşkil eden bir kullanımın da mevcut olmadığını, benzerlik iddiasının varit olmadığını, davacının ticari unvanının "... A.Ş."
iken tescilli markasının "...", müvekkilinin ticari unvanının ise "...A.Ş." olup, markasının "..." olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin logo olarak "..." harfini kullanmasının gayet doğal olduğunu, logo ve markanın farklı kavramlar olduğunu, meselenin iltibas olduğunu, yani müşteriler nezdinde karışıklığa veya yanılgıya sebebiyet verebilecek bir benzerliğin mevcut olup olmadığını, her iki tarafın farklı açılara sahip "..." logosunu markası ile birlikte kullandığını, müvekkilinin kullandığı "..." harfinin altında "..." markası yazarken, davacının kullandığı "..." harfinin altında "..." markasının yazdığını, tarafların faaliyet alanlarının birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin son derece spesifik bir alanda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin müşterilerce tercih edilmesinin sebebinin logosu olmadığını, verdiği spesifik hizmet olduğunu, müvekkilinin müşterileri, çalışanları için yemek kartı ya da petrol kartı edinmek isteyen işletmeler olduğunu, "..." markasının faaliyet alanı ile
alakalı oldukça kuvvetli bir tanınırlığa ve bilinirliğe sahip olduğunu, ayırt edicilik logoda değil işletmenin kendisinde olduğunu, tarafların müşterilerin nezdinde karıştırılma olanağı bulunmadığını, hukuki anlamda logolar arasında iltibas (benzerlik) olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, huzurdaki davanın art niyetle ikame edildiğini, davacının logonun bilerek ve isteyerek iltibas yaratma amacıyla müvekkil firma tarafından kullanıldığını iddia ettiğini, ancak müvekkili firmanın böyle bir iltibasa ihtiyacı olmadığını, davacının ne iş yaptığının bile bilinmediğini, sektörler ve müşteri kitlelerinin de birbirinden farklı olduğunu, davacının logosu ile yaratılacak iltibasın müvekkiline ne gibi bir katkısının olabileceğinin anlaşılamadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizin 03/02/2022 tarihli ...E. -... K. sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı sunulan rapor içerikleri izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; her ne kadar açılan dava yönünden davalının SMK 155 maddesi kapsamında tescilli marka savunması dinlenilmeyecek ise de davacı tanınmış marka iddiasını sunulan deliller izahı yapılan kriterler kapsamında, ispatlayamadığı, davacı markasının tanınmış marka olarak kabulünün mümkün olmadığı, taraf markalarında kullanılan "..." logosu rapordaki tespitlerin aksine benzer olarak algılanabilecek nitelikte ise de davalı kullanımlarının iltibasa sebebiyet verecek şekilde görsel, fonetik ve anlamasal olarak benzerlik oluşturmadığı, ... ve ... ibareleri ile markarda yeterli ayrışmanın oluştuğu, taraf markalarının tescil sınıflarının ve faaliyet gösterdikleri alanların farklı olduğu (davacının tanınmış marka iddiasını ispata yarar delil sunmadığı dikkate alındığında) dikkate alındığında ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verecek nitelikte olmadığı, mevzuat kapsamında markaya tecavüz ve haksız rekabet şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davacının sübut bulmayan markaya tecavüz ve haksız rekabete yönelik davasının ve buna dayalı açılan maddi manevi tazminat davalarının reddine" karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 16. Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile kaldırılmış, kaldırma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde;... tescil numaralı "..." markasının 35. sınıfta davacı şirket adına tescilli olduğu, ...tescil maralı "..." markasının tüm sınıflarda,... tescil numaralı "..." markasının ... sınıflarda,
... tescil numaralı "..." markasının... sınıflarda, ... tescil numaralı "..." markasının .... Sınıflarda davalı şirket adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ticaret sicil kaydı incelendiğinde; davacı şirketin bilgi, iletişim ve medya konusunda faaliyet gösterdiği, 17/05/2018 tarihinde ticaret sicile tescil edildiği tespit edilmiştir.
Davalı vekili tarafından dosaya sunulan ticaret sicil kaydı incelendiğinde; davalı şirketin restoran ve yiyecek ve içecek hizmetleri konusunda faaliyet gösterdiği, 29/09/1999 tarihinde ticaret sicile tescil edildiği tespit edilmiştir.
İstinaf ilamı öncesinde mahkememizce alınan 13/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda; "...davacı yana ait ... adresli internet sitesinin incelendiğini, ... alan adına sahip davacı yana ait internet sitesinin tek sayfadan ibaret olduğu, ana sayfada yazısı etrafında saat şeklinde sürekli hareket eden bir obje olduğunu, davaya konu logosunun ... adresli internet sitesinde görüntülenmediği, ... arama sayfasında “...” araması yapıldığında; ... logosu olarak yapılan arama sonucunda internet kullanıcısına sunulan birbirinden farklı logoların olduğu, her iki markada yer alan “...” ibaresi ortak görünse de; yapılan incelemede davacının tescilli “...” markası ile davalının tescilli “...”, ”...”, “...”, ”...” ibareli markalarının ve davalının
... ... , ..., ..., ..., ... ibareli fiili kullanımlarının markaların bütünü itibariyle bıraktıkları etki incelendiğinde; ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek şekilde görsel, fonetik ve anlamasal olarak benzerlik oluşturmadığı kanaatine
ulaşıldığı, davacının “...” markası .... Sınıfta tescilli olmakla, davalının “...” markasının ... Sınıflarda tescilli olduğu, davacının ... internet sayfasında marka kullanımı tespit edilemediği, davacının teknoloji sektöründe tanınmış bir firma olduğunu beyan edilmişse de gerek dosya kapsamı gerekse internet sayfası incelemesinden davacının faaliyet alanı tespit edilemediğini, davalının finans alanında faaliyet gösterdiği, davalının ... markası ... Sınıf dahil her sınıfta tescilli olsa da ağırlıklı olarak ... Sınıflarda kullanıldığı, davacı markası ile davalının “...” marka kullanımının aynı sınıflarda olmaması sebebiyle ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dava konusu olayda davalının fiili kullanımının iltibas, haksız rekabet oluşturmadığı, davalı tarafa ait ... adresli internet sitesinde davaya konu logonun aktif olarak kullanılmakta olduğu; davalı taraf internet sitesinde verilen hizmetlerin türüne göre davaya konu logonun farklı renklerde tasarlanmış örneklerinin de aktif olarak kullanıldığı, davacı tarafa ait ... alan adlı internet sitesinde logosunun kullanılmadığından dolayı tespit edilemediği, davalı tarafa ait ... adresli internet sitesinde davalının ..., ..., ..., ..., ..., ... markalarının fiili kullanımlarının, aynı sınıflarda kullanılmadığı tespitleriyle davacının “...” markası ile benzer olmadığı, iltibas yaratmadığı ve haksız rekabet teşkil etmediği, davalının tescilli “...”, ”...”, “...”, ”...” ibareli markalarının davacının tescilli “...”
markası ile benzer olmadığı, marka ihlalinin bulunmadığı" kanaatine varıldığı tespit edilmiştir.
Kaldırma ilamı sonrası mahkememizce aldırılan 04/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda;
"...Davalı tarafa ait ... adresli internet sitesinde davaya konu logonun aktif olarak kullanılmakta olduğu; Davalı taraf internet sitesinde verilen hizmetlerin türüne göre davaya konu logonun farklı renklerde tasarlanmış örneklerinin de aktif olarak kullanıldığı; Davacı tarafa ait ... alan adlı internet sitesinde logosunun kullanılmadığından dolayı tespit edilmemiş olduğu; Davalının markasını ... Sınıfta “finansal ve parasal hizmetler” de kullandığı, bağlantılı mal ve hizmetler kapsamında değerlendirdiğimiz .... Sınıfta “...” davalı tarafından üretimi yapılmadığı, davalı tarafa ait ... adresli internet sitesinde Davalının ..., ..., ..., ..., ..., ... markalarının fiili kullanımlarının, aynı sınıflarda kullanılmadığı tespitimizle davacının “...” markası ile benzer olmadığı, iltibas yaratmadığı ve haksız rekabet teşkil etmediği, Davalının tescilli “...”, ”...”, ...”, ”...” ibareli markalarının Davacının tescilli “...” markası ile benzer olmadığı, marka ihlalinin bulunmadığı..." yönünde görüş ve kanaate varıldığı anlaşılmıştır.
Dava; markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması önlenmesi, ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat davasıdır.
İstinaf kaldırma ilamı ile, davalı kullanımlarının davacının tescilli markasının kapsamında kalan mal ve hizmetlerle benzer veya bağlantılı mal ve hizmetlerde kullanılıp kullanılmadığının tespiti için önceki bilirkişi heyetinden ek rapor alınması gerektiği işaret olunmuş, bu doğrultuda alınan 04/02/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda davalı kullanımının davacının tescilli markasının kapsamında kalan mal ve hizmetlerle benzer veya bağlantılı mal ve hizmetlerde kullanılmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Gelinen aşamada tüm dosya kapsamı, İstinaf kaldırma ilamı ve 04/02/2025 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacı markasının tanınmış marka olarak kabulünün mümkün olmadığı, markaların aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılmadıkları, halkın bu markalar arasında bağlantı kurmasının mümkün olmadığı anlaşılarak yasal şartları oluşmayan davanın tümden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın tümden reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan, daha önce ödenen 54,40 TL harcın düşümü ile kalan 561 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen;
a-)Marka hakkına tecavüz davası bakımından 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
b-)Haksız rekabet davası bakımından 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
c-)Maddi tazminat davası bakımından 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
d-)Manevi tazminat davası bakımından 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.06/03/2025
Katip
¸
Hakim
¸