T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/283 Esas
KARAR NO : 2025/64
DAVA : Marka (Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 06/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili ...’ın şirketin tek sahibi olduğunu ve 2005 yılından beri kesintisiz fikri ve sınai mülkiyet hakları alanında hizmet verdiğini, müvekkilinin toplam 59 adet markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin markalarda kullanılan logoları da tasarım tescili yoluyla korumaya çalıştığını, markaların her biri için ayrı ayrı web sayfası ve sosyal medya hesabının bulunduğunu, davalının yine kendisinin işlettiği "..." sayfasında "..." markasını birebir aynı şekilde kullandığını,
yine "..." markası ile ayniyet derecesinde benzer "....", "..." web sayfaları hem de bu sayfaların içerik veya kaynak kodlarında "... ", "..." vb. anahtar kelimeler kullanılarak arama motorlarında listelendiğini ve marka tecavüzünün gerçekleştiğini, "..." markası ve bu markaya ait "..." web sayfasının ayniyet derecesinde benzer ve alıcıların çoğunlukla "patent" ve" marka tescil" yerine kullandığı ve birbirlerinin yerine ikame edilen kelimeleri kullanarak tek bir alan adı değil, aynı alan adından 2 adet kullanmasının davalının kötüniyetini ortaya koyduğunu,...” adresinde "..." markasının ...şirketine ait olduğu ve/veya ekonomik veya idari bir bağlantı olduğu şeklinde algı yaratıldığını,
müvekkili lehine hem maddi hem de manevi tazminata hükmedilmesinin gerektiğini, maddi tazminat bakımından SMK m.151/2(b) uyarınca gerekli hesaplamaların yapılmasını, "..." "..." ve "... web sayfasındaki haksız kullanımlarına son verilmesi ve internet sitesine ve web sitesindeki tecavüz niteliğindeki tüm linklerin erişime engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalılar eylemlerinin müvekkili aleyhine yarattığı marka tecavüzü ve haksız rekabet durumunun internet kullanımları da dâhil olmak üzere tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, davalılarda bulunan ve müvekkiline ait markayla iltibas tehlikesi oluşturan ibareyi taşıyan tüm linklerin erişme kapatılmasının yanı sıra arama motorları indekslerinden kaldırılmasını, tecavüze aracılık eden "..." "..." ve "... alan adı internet sitelerine erişim engeli konulmasını, kapatılmasını ve terkini ile her türlü sosyal medya hesabının kapatılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, huzurdaki davanın yalnızca sınai mülkiyet sahibi olan davacı gerçek kişi tarafından açılabileceğini, davacı olarak gösterilen şirketin aktif husumet ehliyetine açık biçimde itiraz ettiklerini, davanın öncelikle usulden reddini,
müvekkili şirketin adresinin ve dava konusu sözde yetki alanının ... olduğunu, üstelik açılan davanın süresinde açılmadığını, yetkisizlik kararı verilip davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, ... Şirketinin 2003 yılında ...’da kurulduğunu, web tasarım ve marka tescili alanlarında ...’da hizmet verdiğini ve 2009 yılı itibariyle ... marka tescili ile faaliyetlerine devam eden bir firma olduğunu, davacılardan ... firmasının 2005 yılında kurulduğunu ve sözde markalarını 2014 yılında tescil ettirdiğini, müvekkilinin "..." ve "..." gibi terimleri, davacı şirket daha kurulmadan dahi önce kullanılmaya başladığını, müvekkilinin faaliyet konusunun, 2003 yılından beri Web Tasarım ve Marka Patent işlemleri olduğunu, müvekkilinin bulunduğu şehirdeki müşteri portföyüne hangi işle uğraştığını anlatabilmek amacıyla, cümle içerisinde "..." ve "..." kelimelerini kullanmış olduğunu, ancak bu tabirleri markalaştırmanın ya da haksız bir menfaat elde etmenin burada söz konusu olmadığını,müvekkilinin bu ibareleri nasıl kullandığını iyi irdelenmesi gerektiğini, burada ...’daki bir web tasarım firması olunmasından başka anlatılan bir hususun söz konusu olmadığını, davacıların sözde markalarıyla en ufak bir bağlantı, bir karışıklık, bir benzerlik söz konusu olmadığını, ...’da web tasarım firması olarak çalışıldığını anlatmanın başka yolu olmadığını, aynı soruyu marka tescili için de kullanabileceğini, tüm internet sayfasında etkin ve bariz olarak şirketin zaten tescilli olan "..." markasının ön planda olduğunu, davacıların sözde markalarına ilişkin en ufak bir yararlanmaya yol açacak tek bir vurgunun dahi bulunmadığını, davacının gerek faaliyette bulunduğu gerekse de faaliyette bulunmadığı alanlarda, markasını koruma amaçlı değil; mevcut yasal boşluklar üzerinde ilerleyerek ve Türk Patent Enstitüsü ile Türk Mahkemelerini adeta kullanarak, ithamda bulunduğu şekilde saldırgan ve kötüniyetli olarak adeta haksız kazanç elde etme çabası içerisinde olduğunu gösterdiğini, haksız ve kötüniyetli açılan davanın reddinin gerektiğini talep ve beyan etmiştir.
Dosya kapsamında tarafların bildirmiş oldukları deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları dosya arasına alınmıştır.
Mahkememizin 19/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda;
"...Davalı yanın tespit edilen kullanımlarının davacı yana ait tescilli markalardan kaynaklanan haklara tecavüz teşkil eder mahiyette olmadığı, her ne kadar davacı markalarına tecavüz teşkil etmediği değerlendirilen davalı kullanımlarının aynı zamanda davacı yan ile haksız rekabet de teşkil etmediği kanısı heyette hakim ise de; işbu nedenle içtihat değişikliği göz önüne alınarak davalı yanın eylemlerinin, TTK 54. ve 55 maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu,davacı tarafından sunulan 2021, 2022, 2023, 2024 yılları yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış tasdikinin süresi içerisinde yapıldığı HMK 222. maddeye göre usulüne uygun tutulduğu sahibi lehine delil teşkile edeceği, davacı tarafın tazminat taleplerine ilişkin olarak inceleme ve değerlendirmelerin ise ancak mahkemenin takdirine göre davalı taraf defter ve belge incelmesinden sonra yapılabileceğinden heyetçe bu aşamada ilgili hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 19/07/2024 tarihli ara kararı doğrultusunda dosyanın mali inceleme ve yerinde inceleme yapılabilmesi yönünden bilirkişi raporu alınması için talimat vasıtası ile ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiştir.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Talimat dosyası üzerinden alınan 30/01/2025 tarihli talimat bilirkişi raporunda; "... Şirketi ... Defterdarlığı ... Vergi Dairesi'nin ... vergi kimlik numaralı kurumlar vergisi mükellefi olup, halen faal olarak faaliyetine devam ettiği, ... Vergi Dairesi kayıtlarına göre şirket 02/05/2003 tarihinden vergi mükellefi olduğu ve “... kodlu bilgisayar programlama faaliyetleri (sistem, veri tabanı, network, web sayfası vb. yazılımları ile müşteriye özel yazılımların kodlanması vb.)” faaliyetleri ile uğraştığı, şirketin (2018/2024) yılları yasal defterlerinin tetkikinde; defterlerin açılış ve kapanış onaylarının süresi içerisinde yaptırıldığı, defterlerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve Tek Düzen Muhasebe Sistemine uygun olarak tutulduğu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, şirketin (2018/2024) yıllarında düzenlediği hasılat faturalarının tetkikinde; faturalarda “...” ve “...” ibarelerine yer verildiği, şirketin 16/12/2011 tarih ve ... tescil numarası ile “...” marka adı (... şekil), ... tarih ve ... tescil numaralı ile “...” marka tescili yaptırmış olduğu, şirketin ... tarihi itibariyle ...'den ... wep sitesiyle yapılan araştırmalarda, ... sorgulaması sonucunda alınan belgelerde; “...”, “...” “...”, “...”, “...” ibarelere yer verilmiş olduğu..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat talepleri ile internet linklerinin erişime kapatılması, kaldırılması ve erişim engeli uygulanması istemlerine ilişkindir.
Davacı kendisine ait ... nolu "..." ve ...tarih ve ... nolu "..." ibareli markalarının davalı tarafından ilgili internet sitelerinde kullanıldığını, böylelikle davalının haksız kazanç elde ettiğini ve marka hakkına tecavüzün şartlarının oluştuğunu belirterek tespitle birlikte maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Markalar arasında ayniyet veya benzerliğin tespitinde markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınması gerekmektedir. Markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tanımlayıcı işaretlerden oluşan kısımlarının aynı yada benzer olup olmadıklarının üzerinde durulmasına gerek yoktur. (Prof. Dr. Sabih Arkan, Marka Hukuku, cilt 1, s. 99).
İltibasın, karıştırılma olasılığının belirlenmesinde iki markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenime bakılmalıdır. Markanın esas unsurunun kullanılıp kullanılmaması iltibası belirlemede önemlidir.
Marka sahibi, markası hangi sınıflarda tescil edilmişse markasının başkası tarafından kullanılmasını ve tescilini önleme yetkisi, o mal veya hizmetler ve onlarla benzer olan mal ve hizmetlerle sınırlıdır.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım veya bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” bunların karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.06.2012 tarihli ve... E....K. sayılı kararı). Başka bir deyişle karıştırılma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine tüketicilerin, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK Madde 29’da sayılmıştır. Marka hakkına tecavüz sayılan haller Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. Maddesine atıf yapılmak suretiyle 29. Maddesinde düzenlenmiştir.
6769 sayılı SMK madde 29’a göre, Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanılması ve yine madde 29/b’ye göre Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edilmesi marka hakkına tecavüz sayılmaktadır.
Marka hakkı sahibinin markasına zarar vermeye yönelik tüm fiilleri engelleme hakkı vardır. Marka hakkına tecavüz de bunların başında gelir. Marka hakkına tecavüzün varlığı için Sınai Mülkiyet Kanun’da belirtilen eylemlerden birinin gerçekleşmiş olması ve somut olayda bu eylemin hukuka uygunluk sebeplerinden birinin bulunmaması gerekir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. Maddesinde ise;
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır.
a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
6769 sayılı SMK’ nin yukarıdaki ilgili maddeleri genel olarak, marka sahibinin tescilli markası ile iltibasa neden olacak işaretlerin kullanılmasını yasaklamaktadır. Madde metninde de belirtildiği üzere; tescilli marka ile aynı veya benzer olan bir işaretin tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetlerde kullanılarak halk tarafından karıştırılma ihtimaline yol açılması marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir. Aynca işaret ile tescilli marka arasında halk nazarında “ilişkilendirme” olduğu ihtimali de “karıştırılma ihtimali” kavramına dahil sayılmıştır. Marka sahibi tescilli markası ile bağlantı kurulması ve veya karıştırılma olasılığı taşıyan markaların aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılmasını önleme yetki ve hakkına sahiptir.
Bu açıklamalar ışığında mevcut olayda ;
Davacılar vekili, davacının “...” ve “...” ibareli markalarına dayanarak davalı yanın davacının marka haklarına tecavüz ettiğini iddia ederek davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile men'ini ve buna bağlı maddi ve manevi zararın tazminini talep etmiştir.
Bilirkişiler tarafından davacı iddiaları doğrultusunda davalı kullanımları ; .../ , ..., “...” ... hesabı, ... siteleri üzerinden incelenmiştir.
Tüm dosya kapsamı sunulan deliller, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporu ve davaya dayanak kullanımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı kendisine ait ... nolu "..." ve 16.05.2014 tarih ve... nolu "..." ibareli markalarına davalının ilgili internet sitelerinde kullanımının tecavüz oluşturduğunu belirtmiş ise de, içerisinde sektör bilirkişisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan raporla tespit olunduğu üzere, tespit edilen kullanımlarda davacı marka ibareleri olan ... Patent ve ... Web Tasarım ibarelerinin aynen ihtiva edildiği, ... Marka Tescil şeklindeki kullanımların ise davacı markaları ile ortak olarak il adı olan ...'dan ibaret olduğu, kullanımlarda davacı markalarından farklı olarak Marka Tescil ibaresinin yer aldığı anlaşılmıştır. -.../, ..., ve ... sitelerinde “...", "..." ve “...” ibareli kullanımlar olduğu, ... Marka Tescil ibareli kullanımlar bakımından davacı markaları ile ortak olarak yer alan ... ibaresinin coğrafi yer adı olduğu ve dolayısı ile zayıf marka niteliğinde olduğu, davalının kullanımlarının davacının “...” ve “...” ibareli markalarından farklı “Marka Tescili” ibaresini ihtiva ettiği, bu yüzden markaların ve markasal kullanımların birbiriyle benzerlik arz eder nitelikte olmadığı, bu kullanımların davacı markalarına tecavüz teşkil eder mahiyette olmadığı, davaya konu internet sitelerinde yer alan davalı kullanımlarını gören tüketicinin söz konusu kullanımlardan davacı markalarından ziyade ...'da Patent ve Web Tasarım hizmetlerini gerçekleştiren firmadan bahsedildiğini düşüneceği ve hizmeti veren firmaya ait markanın ... Web olarak algılayacağı, davalı kullanımları ile davacı markaları arasında karıştırılma ilişkilendirme ihtimali var olduğundan bahsedilemeyeceği davalı kullanımlarının kötü niyetli olarak değerlendirilemeyeceği ve kullanımların davacı markalarına tecavüz teşkil eder nitelikte ya da haksız rekabet teşkil eder nitelikte olmadığı anlaşılmakla davanın tümden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın tümden REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan, daha önce ödenen 563,56 TL harcın düşümü ile kalan 51,84 TL 'nin davacılardan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 4.000,00 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen;
a-)Marka hakkına tecavüz davası bakımından 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
b-)Haksız rekabet davası bakımından 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
c-)Maddi tazminat davası bakımından 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
d-)Manevi tazminat davası bakımından 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, karşı tarafın yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır