T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/227 Esas
KARAR NO : 2025/66
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 03/08/2018
KARAR TARİHİ : 06/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, davacı şirketin 14 Ekim 2016 tarihinde ... Ticaret Siciline tescil edilerek faaliyetlerine başladığını, çekirdek unvanı olması sebebiyle “...” kelimesinin Türk Patent ve Marka Kurumu (“TPE”) nezdinde ... ve ... numaralı başvurular ile kendi lehine marka olarak tescilini yaptırdığını ve bu marka üzerinde münhasır kullanım hakkı olduğunu, davalı şirketin ise müvekkili şirketten sonra 3 Ocak 2017 tarihinde kurulduğunu, davalı şirketin münferit yetkili müdürü olan diğer davalının müvekkiline ait markanın unvansal kullanımının ötesinde marka olarak davacının izni olmadan davacının faaliyet alanları ile aynı faaliyet alanlarında kullanarak davacının marka hakkına tecavüz ettiğini ve bu eylemlerine devam ettiğini, davalıların, şirketin internet sitesini (...) unvansal kullanım olmaksızın sadece “...” başlığı altında açtıklarını, ayrıca şirketin internet sitesinin farklı yerlerinde ve davalının faaliyetleri esnasında davacının markası "...”ü logo olarak farklı yerlerde kullandıklarını ve bu suretle ticari kazanç elde ettiklerini, davalıların davacı ile benzer şekilde danışmanlık alanında faaliyet gösterdiklerini, davalıların “..." markasını izinsiz kullanımlarının davacının müşterileri nezdinde iltibas yarattığını ve davalıların bu surette haksız kazanç sağladıklarını,, davalıların ayrıca ".... " internet sitesi üzerinden “...”markası altında özel eğitim vererek ticari kazanç sağladıklarını, "..." markasını (dosyalar vs. gibi) promosyon malzemeleri üzerine bastırarak da kullandıklarını, sosyal medya mecralarında “...” markasını izinsiz olarak kullanarak faaliyet gösterdiklerini, davalı şirket müdürü olan diğer davalı ...'in "..." markası altında izinsiz kitaplar bastırıp satışa sunduğunu, davalıların davacı müvekkilinin markasına aynı sınıflarda izinsiz bir şekilde kullandıklarını, müvekkili şirketin kendisini davalı şirket ile karıştıran birçok müşterisine ayrıca açıklama yapma gereği duyduğunu ve ticari itibarının zarar gördüğünü, zedelenen ticari itibarını onarmak için maddi harcamalar yaptığını, ek çaba ve emek harcadığından bahisle, davalıların ticari faaliyetlerinde “...” markasını kullanmalarının yasaklanmasına karar verilmesi suretiyle tecavüzün durdurulmasına, davalıların ....- ... dahil internet sitleerine ve tüm alt internet sitelerine, ... dahil sosyal medya hesaplarına erişimin durdurulması ve davalıların "..." markası altında faaliyet gösterdikleri şeklinde yanıltıcı ifadelerin arama motorlarından kaldırılmasına karar verilmesi suretiyle tecavüzün kaldırılmasına, davalıların "..." markası altında bastırdıkları tüm promosyon materyallerine el konulmasına ve imhasına karar verilmesini, davalı ...'in “..." markası altında bastırdığı kitapların toplanması ve basılacak sonraki kitapların “...” markası altında basımının durdurulmasına, davalı şirketin ticaret unvanında "..." markasını kullanmasının yasaklanması ve ticaret unvanının sicilden terkinine, tecavüz sayılan fiiller nedeniyle davacı şirketin yoksun kaldığı kazanç dahil fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere maddi ve manevi zararlarının tazminine karar verilmesini, talep ve dava ettiği, maddi ve manevi zararlarının tazmini için 20.000 TL talep ettiği, 22.02.2021 tarihli dilekçesi ile SMK mad. 151/ıV hükmü gözününde bulundurularak dava tarihi itibariyle maddi tazminat tutarı olarak 180.000 TLnin dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile, manevi zararlar kapsamında dava tarihi itibariyle 2.000 TLnin dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili, müvekkillerinin davacının iddiasının aksine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Yasasının 29. maddesinde tanımlanan Marka Hakkına Tecavüz eylemlerinde kesinlikle bulunmadıklarını, müvekkili şirketin, "..." markasını, T.C. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan ... tarihinde,... sayılı 36 Hizmet Sınıfından ve ON YIL süre ile geçerli olmak üzere kendi adına tescil ettirdiğini ve bugüne kadar bu tescil kapsamında bu markayı kullanıp hizmet verdiğini, müvekkillerinin davacının Marka Hakkına Tecavüz etmesi söz konusu olmadığını, davacının iddialarının temelsiz olduğunu, davacının müvekkilimin marka başvurusunun Kurumca kabul edildiğinin Bültende yayınlanmasından sonra (6769 sayılı Yasanın 18. maddesinde öngörülen) İKİ AYLIK süre içerisinde herhangi bir itirazda da bulunmadığını, süresi içerisinde itiraz edilmeyen marka başvurusuna marka tecavüzü bulunulduğu iddiasını ileri sürmesinin kötü niyet olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Birleşen ... 1. FSHHM'nin... ESAS-... karar sayılı dosyasında davacı vekili, davalı şirket markasının müvekkili şirketin markasından daha sonra tescil edildiğini, davacı şirketin... sayılı "..." markasının tescil tarihinin 26 Ekim 2016 olduğunu, davalı şirketin ... sayılı "..." ibareli markasının tescil tarihinin 11 Ocak 2017 olduğunu, davalı şirket markasının müvekkili şirketin markasına ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğundan bahisle davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile kaldırılmış, İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur.
İstinaf kaldırma ilamından sonra yargılamaya devam olunurken ... 1. FSHHM'nin ...Esas sayılı dosyasının, işbu dosya ile birleştirildiği anlaşılmıştır.
..1. FSHHM'nin ...Esas sayılı dosyasında davacı vekili, davalılara karşı 03/08/2018 tarihinde ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde ... E. sayılı dosya ile karşı taraf markasının hükümsüzlüğü ve kendi "..." markasına ve ticaret unvanına tecavüz sebebiyle dava açıldığını, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 13.04.2021 tarihli ve... numaralı kararı ile, davalı tarafın davacı markasında kullanılan ibare ile aynı sayılabilecek bir ibareyi, yine davacının markasının tescilli bulunduğu hizmetler ile benzer nitelikteki hizmetler bakımından tescil ettirdiği, davalı markasının aynı ibareleri davacı gibi birleştirerek markasında kullanmasının SMK m.6/I uyarınca karıştırılma tehlikesi taşıdığı kanaatine vararak karşı tarafın ... numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne; tecavüz taleplerinin ise reddine karar verildiğini, tecavüz taleplerinin reddine ilişkin hüküm bakımından davacı; markanın hükümsüzlüğüne ilişkin hüküm bakımından davalılar istinaf başvurusunda bulunulduğunu, davalı şirket ve davalı şirketin münferit yetkili müdürü ve tek ortağı olan diğer davalı ... “...” markasını unvansal kullanımın ötesinde marka olarak, davacının izni olmaksızın, davacının faaliyet gösterdiği faaliyet alanlarında ve davacının markasının tescilli olduğu sınıflarda kullanarak davacının marka hakkına tecavüz ettiğini ve işbu dava dilekçesi itibariyle etmeye devam etmekte olduğunu, davacının ... 1. Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nden 18.09.2021 tarihinde delil tespiti talep ettiğini ve davalıların, davacı adına kayıtlı "..." markasını internet sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında izinsiz kullanmaya devam ettiği ... D. İş sayılı dosyasında alınan 01.11.2021 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, ... 2. Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nde açılmış olan markaya tecavüz ve hükümsüzlük davasında da 12.12.2019 tarihli Bilirkişi Raporu'nun Markaya Tecavüz Açısından Değerlendirme başlıklı 5.2. Bölümünde "davalının internet sitesinde, ... ve ... hesaplarında "..." şekildeki markasal kullanımlarının olduğu ve aynı şekilde internet sitesi üzerinde davalı ... tarafından yazıldığı belirtilen kitaplar üzerinde "..." ibaresinin markasal kullanım şeklinde yer aldığı, davalı kullanımının davacının herhangi bir iznine dayanmadığı, dolayısıyla davalı tarafın bu eylemlerinin, SMK'nın 7. ve 29. Maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır" kanaatine varıldığını belirterek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesini, SMK 151/2-b ve 151/IV kapsamında maddi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyada tarafların bildirdikleri tüm deliller toplanmış, TPMK kayıtları getirtilmiş özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır.
İstinaf kaldırma ilamı öncesinde alınan bilirkişi raporlarında;
Dosyaya sunulan 12.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen "..." internet web sitesinin kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 12.01.2017 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “...” davalıya ait olduğu, davalıya ait "..." internet sitesinin içeriği incelendiğinde “...” ibareli kitapların satışlarının yapıldığı, davalıya ait olduğu belirtilen internet web sitesinin "..." Alan Adı (Domain) URL adresinde açık ve faaliyette olmadığı, güncel olarak internet sitesinin bulunmadığı, davalının SMK 151/2-b maddesi hükümlerince hesaplanan maddi tazminat tutarının 156.879,96 TL olduğu, davalının eyleminin SMK m.7 ve m.29 uyarınca tescilli markaya tecavüz teşkil edeceği..." sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
23.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda; Davacının markasının tescilli olduğu hizmetler ile davalı markasının tescili olduğu hizmetlerin benzer olduğu, davacı markasının "hukuk hizmetleri" bakımından tescilli bulunduğu dikkate alındığında, mali hukuka ve vergi hukukuna ilişkin hizmetlerin davacı markasının tescil kapsamında kaldığı, davalı tarafın marka tescilinin kapsamı dışında eğitim hizmetleri alanında da faaliyette bulunduğu, ancak bu hizmetler bakımından davacının marka tescili bulunmaması sebebiyle davacının markasına tecavüz oluşturmadığı, ... ve ... kelimelerinin danışmanlık hizmeti bakımından son derece zayıf ayırt ediciliğe sahip bulunduğu, davacı ve davalı markalarının ayniyet sayılabilecek bir benzerlikte olduğu, ortalama bir kullanıcının her iki marka arasındaki farkı anlamasının mümkün olmadığı, davacı markası her ne kadar zayıf bir marka da olsa, davalı markasının aynı ibareleri davacı gibi birleştirerek markasında kullanmasının SMK m.6/I uyarınca karıştırılma tehlikesi taşıdığı, davalı tarafın Instagramda bulunan görselleri incelendiğinde ... ve ... ibarelerini eğitim faaliyetlerinde kullandığı, davalının bu kullanımlarının davacı markasının tescil edildiği hizmetler kapsamında olmadığı, kendi marka tescil kapsamında olan kullanımlar olduğu..." sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
İstinaf kaldırma ilamı sonrası alınan 16/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...Davacı 151. Maddenin (b) bendinde belirtilen usule göre davalı şirket ve diğer davalı ...’in (yayınladığı kitaplar ve verdiği özel eğitimler nedeniyle olanlar da dahil) elde ettikleri toplam net kazanca göre davacının yoksun kaldığı kazanç miktarının belirlenmesini ve hükmedilecek tazminat miktarına eklenmesini talep etmiş olmasından bahisle, mali inceleme ve hesaplama davalı şirket kuruluşuna ilişkin Ticari Tescil tarihi olan (Ticaret Sicil Gazetesi 9237 Sayı /Sayfa 506) ticari faaliyete başladığı 09.01.2017 tarihi ile birleşen dava açılış tarihi olan 30.12.2021 tarihleri kapsamında yapıldığı, SMK 151 / 2-b maddesi ve konuya ilişkin Yargıtay ilamları dikkate alınarak davalı ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin 2017-2021 faaliyet yıllarına ilişkin olarak detay tabloda görüleceği üzere; faaliyet dışında, oluşan Diğer Gelir ve Giderler ile tahakkuk eden vergiler hariç tutularak ve mevcut yıllar için davalı tarafından yapılan ... Bildirimleri dikkate alınarak Vergi Öncesi NET KAZANÇ tutarına ulaşıldığı, Net Kazanç hesabı yapılan davalı şirket kayıtları incelendiğinde, davalı şirket satışlarının dava konusu unvan altında üretilen hizmetlerin tümünü kapsadığı, başkaca herhangi bir ürün ve hizmet türü bulunmadığı için Satış ve Maliyet/Giderler arasında herhangi bir ayrıştırmaya / ürün bazında hesap yapmaya gerek duyulmadığı, Satış ve Maliyet-Gider tutarları ana hesap tutarları olarak dikkate Alındığı, Net Kazanç Hesabında, Satış Maliyetleri haricinde Faaliyet Giderleri -İşletmesel Giderlerin dikkate alınıp alınmayacağı hususunda ki taraf iddialarına dair olarak Mahkemenin hukuki ve nihai kararına göre değerlendirme yapması amacıyla iki alternatifte Net Kazanç Hesabı yapıldığı, A- Tespit edilen Net satışlardan, Satılan Hizmet Maliyeti ile Faaliyet Giderleri (Araştırma ve Geliştirme Giderleri + Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri + Genel Yönetim Giderleri) toplamı dikkate alınarak / düşülerek NET KAZANÇ hesabı yapılması durumunda; 2017-2021 Faaliyet yıllarında 1.917.701,95 TL Net Kazanç hesaplandığı, Tespit edilen Net satışlardan, Satılan Hizmet Maliyeti toplamı dikkate alınarak / düşülerek Sadece Brüt Satış Kar /Zararından hareket ile NET KAZANÇ hesabı yapılması durumunda; B1 - Davalı Şirket Muhasebe Hesap planı dahilinde kullandığı 740 ÜRETİM MALİYETLERİ alt hesapları dikkate alınarak, diğer bir ifade ile davalı şirketin bilançosunda yaptığı maliyet değerlemesi yönünde Gider dağılımına göre yapılan hesaplamaya göre 2017-2021 Faaliyet yıllarında 3.279.180,83 TL Net Kazanç hesaplandığı, "...marka hakkına tecavüz edenin tecavüz fiilinin dışında başka hiçbir ürünü satmamış olması halinde dahi genel masraflar bir bütün olarak elde edilen gelirden mahsup edilmeyecek, sadece hammadde ve satış maliyetleri gibi işin doğası gereği oluşan giderler tecavüz yoluyla elde edilen gelirden mahsup edilecektir." (Sınai Mülkiyet Kanunu ve Yargıtay Uygulamasında Marka Hukukunda Tazminat, Arş Gör. ..., ... Dergisi 2017 s.556)( Marka Hukukunda Tazminat Hesaplamasına ilişkin Makale)
B 2 - 2021 yılında önceki yıllara paralel olarak Alt Gider hesapları dahilinde Üretim Maliyet hesabı yapılması adına ve söz konusu gider kalemleri haricinde ki giderlerin Genel Yönetim Gideri olarak değerlendirilmesi kanaatiyle yapılan hesaplamaya göre, 2017-2021 Faaliyet yıllarında 3.368.357,48 TL Net Kazanç hesaplandığı, yukarıda belirtildiği üzere; Davalı Şirket faaliyetinin, dolayısıyla satışlarının dava konusu unvan altında Üretilen Hizmetlerin tümünü kapsadığı, başkaca herhangi bir ürün ve hizmet türü bulunmadığı dikkate alındığında; Davalı şirketin hesaplanan kazançlara ulaşabilmesi için yapılan Genel Yönetim Giderlerinin de yapılmasının gerekli olduğu, örneğin kira giderlerinin, taşıt ve demirbaş amortisman giderleri, bina bakım onarım giderleri, kargo giderleri v.s. giderlerin mevcut faaliyet için zorunlu olduğu, aksi durumda mevcut faaliyet ve kazancın imkan dahilinde olamayacağı hususundan hareket ile hesaplama tercihi yönünden Faaliyet Giderleri'nin (Genel Yönetim Giderleri) dikkate alınması kanaati oluşmakla birlikte; Hukuki değerlendirme ve nihai hükmün Mahkemeye ait olacağı, diğer uzmanlık alanı dahilinde, diğer hususlarda kök rapor ve kök rapora ek olarak yapılan bir önceki ek raporlarda yapılan tespit ve değerlendirmelerin koruduğu, ek değerlendirmeye gerek olmadığı..." sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
İstinaf kaldırma ilamı sonrası alınan 25/09/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda;"...Yapılan hesaplamaların detaylı olarak ve Davalı Ticari Defter-Muhasebesel Kayıtları üzerinden yapıldığı,
Faaliyet Giderleri'nin (Yönetim ve Satış Giderleri) dikkate alınmaması durumunda Zarar Rakamı dikkate alınmadığından bahisle B2 Hesap Durumunda yapılan tespitte doğal olarak oluşan zarar yer almadığı,
diğer alternatif hesaplamaların mahkemenin farklı hukuki değerlendirmeler kapsamında gerektiğinde dikkate alması amacıyla ek raporumuzda korunduğu, SMK 151/IV maddesi gereğince kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha bilirkişilerce hesaplanması hususu 11. Yargıtay Dairesi Mevcut kararları kapsamında gerektiğinde Mahkemenin değerlendirmesi amacıyla %10 - %15 - %20 oranları dahilinde kazanca eklenecek makul pay hesabı, diğer davalılar ile ilişkili şirket mali kayıtlarının da incelenmesi gerektiği hususu, söz konusu hususta önceki raporlardaki değerlendirmelerin korunduğu, davalı yönünden yapılan değerlendirme ve itirazlar yönünden yapılan inceleme sonucunda söz konusu hususlarda önceki rapor tespit ve değerlendirmelerinin korunduğu, diğer hususlarda önceki rapor tespit ve değerlendirmelerin korunduğu..." sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
İstinaf kaldırma ilamı sonrası alınan 02/01/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; "...Mahkememizin .... E. sayılı, yenilemeden önce ... E. sayılı dava dosyası bakımından:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun içtihatları kapsamında dikkate alınması kanaati sunulan B2 Hesaplama Yöntemine göre SMK 151/II/b maddesine göre 533.552,44 TL yoksun kalınan kazanç hesaplandığı, SMK 151/IV maddesi gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun payın eklenmesi talebi bakımından Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin ... E.,...K. ve ...E., ... K. sayılı mevcut kararları kapsamında %10 ilave pay oranı için 53.355,24
TL, %15 ilave pay oranı için 80.032,87 TL ve %20 ilave pay oranı için 106.710,49 TL hakkaniyete uygun ilave pay hesaplandığı, Birleşen ... 1. FSHHM’nin ... E. sayılı dava dosyası bakımından: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun içtihatları kapsamında dikkate alınması kanaati sunulan B2 Hesaplama Yöntemine göre SMK 151/II/b maddesine göre 2.834.805,04 TL yoksun kalınan kazanç hesaplandığı, SMK 151/IV maddesi gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun payın eklenmesi talebi bakımından Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin ... E.,... K. ve ... E., ... K. sayılı mevcut kararları kapsamında %10 ilave pay oranı için 283.480,50 TL, %15 ilave pay oranı için 425.220,76 TL ve %20 ilave pay oranı için 566.961,00 TL hakkaniyete uygun ilave pay hesaplandığı, diğer hususlarda önceki rapor tespit ve değerlendirmelerin korunduğu..." sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE
Asıl dava ve birleşen ... 1. FSHHM'nin ...esas sayılı dosyası 6769 Sayılı Kanun kapsamında açılmış, marka hakkına tecavüzün önlenmesi/haksız rekabet ve bundan kaynaklanan tazminat talebine ilişkin, birleşen ... 1. FSHHM'nin ... esas sayılı dosyası ise markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
Mahkememizce TPMK kayıtları celp edilmiş, kayıtların incelenmesinde; davacı adına kayıtlı ...numaralı "..." kelime markasnın ...smıfta ve .... Sınıfta yer alan; "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve malî müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Evlendirme büroları hizmetleri. Cenaze hizmetleri. Giysi kiralama hizmetleri. Yangın söndürme hizmetleri. Refakat etme hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri." bakımından 6769 Sayılı Smai Mülkiyet Kanununa göre başvuru tarihi olan 26.10.2016 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile tescilli olup, marka koruma süresi içerisinde olduğu görülmüştür.
Davalı adına kayıtlı ... numaralı "..." kelime markasının 36.sınıfta yer alan "Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri" bakımından 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa göre başvuru tarihi olan 11.01.2017 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile tescilli olup, marka koruma süresi içerisinde olduğu görülmüştür.
BİRLEŞEN İSTANBUL 1.FSHHM'NİN ...ESAS,... KARAR SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN HÜKÜMSÜZLÜK İDDİALARININ DEĞERLENDİRMESİ
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6769 sayılı SMK'nın 4/1 maddesi uyarınca marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.
6769 sayılı SMK'nın 25. Maddesine göre 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. 5. Madde "Marka tescilinde mutlak ret nedenleri " ne ilişkindir. Madde 5/1-ç de " Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler." mutlak red nedeni olarak düzenlenmiştir. 6. Madde ise "Marka tescilinde nispi ret nedenleri " ne ilişkin olup, madde 6/1 "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." yine 6/5 'e göre " Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. " yine 6/9'a göre "Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. hükmüne amirdir.
Mal ve Hizmetlerin Aynı Ya Da Benzer Olup Olmadığı Yönünden Yapılan İnceleme
Karıştırılma tehlikesinin değerlendirilmesinde malların ve hizmetlerin benzerlik derecesi arasında karşılıklı bir bağlantı mevcuttur. Buna göre örneğin markaların kullanıldığı mal ve hizmetler arasında düşük benzerlik derecesi, markalar arasındaki benzerlik derecesinin yüksek olmasıyla dengelenebilir. Bu değerlendirmede özellikle, tescilli markanın tanınmışlık derecesi arttıkça mal veya hizmetler arasındaki benzerlik derecesi az olabilir. Diğer bir ifadeyle böyle bir durumda da karıştırılma tehlikesi söz konusu olabilir
Nice sınıflandırması ve TPE tebliğine göre farklı sınıflarda yer almalarına rağmen halk nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin "benzer" olarak değedendirilmesi de mümkündür ve aynı husus öğreti de kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay da kararlarında bu yönde değrelendirme yaparken, mal ve hizmetlerin nice sınıflandırılmalsı ve TPE tebliğine göre mutlaka aynı sınıfta kullanılmasını değil, benzer mal ve hizmetler yönünden kullanılmasını esas almaktadır. Mal ve hizmetlerin benzediği veya ilişkilendirilebilir niteliği literatüre ve genel kabullere göre; "Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve olanlarının benzerliği, mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, malların fiziksel görünümünün benzerliği, mal ve hizmetlerin ticari pazar ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmalsından kaynaklanan benzerlik, mallarıln mağazalarında aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklananbenzerlik" durumlarında ortaya çıkabilir.
Firmaların hizmet verdiği kitle özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu değildir. Bu sebeple ortalama tüketicinin dikkate alınması gerekmektedir. SMK M.6/1'de belirtilen nispi red sebepleri değerlendirilirken, ilgili sektördeki ortalama tüketici algıları dikkate alınmaktadır. Bu tüketici modeli, kural olarak alışveriş sırasında çok vakit harcayan, inceden inceye araştıran karşılaştıran bir tüketii anlamına gelmemekte, ancak bilgisi olan ve malı daha önce almış, kullanmış veya bilen bir tüketici olarak kabul edilmektedir (İlhami Güneş, Uygulamada Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları/Haksız Rekabet Davaları isimli eserinde sf.145-146).
Davacı ve davalı tarafa ait tescilli markaların tescil edildiği hizmetler karşılaştırıldığında, her iki markanın da benzer nitelikteki hizmetler bakımından tescil edildiği görülmektedir. Davacı markasının tescil edildiği "İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri,., ithalat-ihracat acente hizmetleri... Hukuki hizmetler” gibi hizmetler ile davalının markasını tescil ettirdiği hizmetler, SMK m.6/I'de ifade edilen halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali kapsamında değerlendirilebilecektir. Söz konusu hizmetler benzer ticari faaliyette bulunan kişilerin yine benzer nitelikteki sorunlarının çözümüne yönelik hizmetlerdir. Bu tür hizmetleri alan ortalama kullanıcılar, aralarında benzerlik bulunan bu tür hizmetleri veren şirketler arasında bir ilişki bulunduğunu düşünebilecektir. Bu sebeple davacı markasının tescil edildiği özellikle belirtilen hizmetler dikkate alındığında davalı markasının tescil edildiği hizmetler ile benzer nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak; davalı taraf davacı markasında kullanılan ibare ile aynı sayılabilecek bir ibareyi, yine davacının markasının tescilli bulunduğu hizmetler ile benzer nitelikteki hizmetler bakımından tescil ettirmiştir.Davacı markası her ne kadar zayıf bir marka da olsa, davalı markasının aynı ibareleri davacı gibi birleştirerek markasında kullanmasının SMK m.6/I uyarınca karıştırılma tehlikesi taşıdığı kanaatine ulaşılmıştır. Davacı markası, tescil edilen hizmetler bakımından kavramsal bir anlam taşımaktadır ve tasviri niteliktedir. Bu sebeple ayırt edici gücü son derece zayıftır. Ancak davacı markasının aynı şekilde kullanıldığı ve davalı tarafından bu markaya ayırt edici hiçbir ekleme yapılmadığı dikkate alındığında SMK m.6 ve 25 uyarınca hükümsüzlük şartlarının somut olay bakımından oluştuğu sonucuna varılmıştır.
ASIL DAVA VE BİRLEŞEN ... 1. FSHHM'NİN ...ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE ;
Asıl davada davacı, davalıların ticari faaliyetlerinde “...” markasını kullanmalarının yasaklanması suretiyle markaya tecavüzün durdurulmasına, ilgili internet sitelerine ve sosyal medya hesaplarına erişimin durdurulmasına, davalıların "..." markası altında faaliyet gösterdikleri şeklinde yanıltıcı ifadelerin arama motorlarından kaldırılmasına, davalıların "..." markası altında bastırdıkları tüm promosyon materyallerine el konulmasına ve imhasına, davalı ...'in “..." markası altında bastırdığı kitapların toplanmasına ve basılacak sonraki kitapların “...” markası altında basımının durdurulmasına, davalı şirketin ticaret unvanında "..." markasını kullanmasının yasaklanmasına ve ticaret unvanının sicilden terkinine karar verilerek SMK m.151/2-b ve 151/IV kapsamında maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiş ve ayrıca manevi tazminat isteminde bulunmuş, birleşen ... 1. FSHHM'nin ...Esas sayılı dosyasında ise davalının eylemlerinin marka hakkına ve ticaret ünvanına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile tecavüzün durdurulmasını ve yine SMK m.151/2-b ve 151/IV kapsamında maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davacının 07/11/2024 tarihli tarihli bedel artırım dilekçesi sunduğu ve 21/01/2025 tarihli dilekçesi ile taleplerini neticelendirdiği anlaşılmıştır.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede "marka tescilinden doğan hakları kapsamı ve istisnaları" başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise "marka hakkına tecavüz sayılan fiiller" düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate almması gereklidir. Tecavüz, bir haksız fiildir. Tecavüzün varlığı için SMK'da belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması ve somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin mevcut bulunmaması gereklidir.
Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikrî Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491).
... 1. FSHHM'nin ... Değişik sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığı ve birleşen dosya yönünden davalı taraf kullanımlarının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce alınan 23/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının markasının tescilli olduğu hizmetler ile davalı markasının tescili olduğu hizmetlerin benzer olduğu, davacı markasının tescil edildiği, "..iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri.... ithalat-ihracat acente hizmetleri....hukuki hizmetler".. gibi hizmetler ile davalının markasını tescil ettirdiği hizmetlerin halk nezdinde karıştırılma ihtimali yaratacağı, yine davacı markasının "hukuk hizmetleri" bakımından tescilli bulunduğu dikkate alındığında, mali hukuka ve vergi hukukuna ilişkin hizmetlerin davacı markasının tescil kapsamında kaldığı görüşüne varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce alınan 12/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda, davalı eyleminin SMK m. 7 ve 29 uyarınca tescilli markaya tecavüz oluşturacağına ilişkin rapor tanzim edilmiş, İstinaf kaldırma ilamında işaret edildiği üzere tazminat konusunda yeni bir rapor alınmış, 02/01/2025 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamı ve İstinaf ilamıyla uyumlu olduğu ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda yukarıda açıklanan delillerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının markasının tescilli olduğu hizmetler ile davalı markasının tescilli olduğu hizmetlerin benzer olduğu, davacı ve davalı markalarının ayniyet sayılabilecek bir benzerlikte olduğu, ortalama bir kullanıcının her iki marka arasındaki farkı anlamasının mümkün olmadığı,davalıların İnternet sitesinde, Facebook ve Linkedin hesaplarında “...” şeklinde markasal kullanımlarının olduğu ve aynı şekilde internet sitesi üzerinde davalı ... tarafından yazıldığı belirtilen kitaplar üzerinde “...” ibaresinin markasal kullanım şeklinde yer aldığı, davalı taraf kullanımının davacının herhangi bir iznine dayanmadığı,böylelikle davalıların eylemlerinin davacının marka hakkına ve ticaret üvanına tecavüz oluşturduğu /haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmış ve bu doğrultuda tüm talepler yönünden davanın kabulüne karar verilmiş,maddi tazminat açısından, 02/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda hesap yapılan dönem ve hesaplama yönteminin dosya kapsamı ve İstinaf kaldırma ilamıyla uyumlu olduğu anlaşılmış, ayrıca tarafların faaliyet alanları gözetilmekle, bilirkişi raporlarındaki tespitlerle birlikte hizmete talebin oluşmasında markanın belirleyici etken olduğu anlaşılmakla SMK m, 151/IV kapsamında %10 hakkaniyete uygun ilave pay bedeli belirlenmiş, marka hakkı tecavüze uğradığı anlaşılan davacının manevi tazminat isteminin ve miktarının SMK m. 149 kapsamında yerinde olduğu anlaşılmış, davalı şirketin ticaret unvanının davacının markasından ve ticaret unvanından uzaklaşmasını sağlamadığı, ayırt edici ve vurgulu unsurun "..." ibaresi olduğu, davacının "..." ibareli ticaret ünvanının davalıdan daha önce tescil ettirildiği, ayrıca davalı şirketin ticaret unvanını “...” ibaresini ön plana çıkararak markasal olarak kullandığı ve internet alan adındaki kullanımın da markasal etki doğuracak şekilde olduğu, ticaret unvanını daha sonradan tescil ettirmiş olan davalı şirketin davacı firma ile benzer hizmetler bakımından faaliyet gösterdiği, kaldı ki fiili faaliyet alanları farklı olsa bile ticaret unvanında kullanılan "..." ibaresinin davacı şirketin tescilli markası ve unvanı ile karışıklığa sebep olabilecek nitelikte olduğu, bu durumda davacı şirketin müşteri portföyünden haksız yararlanmanın söz konusu olacağı anlaşılmakla ticaret ünvanının terkini talebi yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş, SMK m. 151/IV kapsamında belirlenen hakkaniyete uygun pay yönünden, talebin niteliği ve belirlenebilir olmadığı gözetilerek hakkaniyet gereği ve takdiren davalılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemiş, yine bu yönden davalılar aleyhine harç tahsili yapılmamış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
A-Mahkememizin 2023/227 Esas sayılı dava dosyası bakımından:
1-Davanın kabulü ile davalıların ticari faaliyetlerinde “...” markasını kullanmalarının yasaklanması suretiyle markaya tecavüzün durdurulmasına, davalıların ...- ... dahil internet sitelerine ve tüm alt internet sitelerine, ... ve ... dahil sosyal medya hesaplarına erişimin durdurulmasına, davalıların "..." markası altında faaliyet gösterdikleri şeklinde yanıltıcı ifadelerin arama motorlarından kaldırılmasına, davalıların "..." markası altında bastırdıkları tüm promosyon materyallerine el konulmasına ve imhasına, davalı ...'in “..." markası altında bastırdığı kitapların toplanmasına ve basılacak sonraki kitapların “...” markası altında basımının durdurulmasına, davalı şirketin ticaret unvanında "..." markasını kullanmasının yasaklanmasına ve ticaret unvanının sicilden terkinine,
2)SMK m. 151/2-b kapsamında, davanın açılış tarihi olan 03.08.2018 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte, 533.552,44 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
3)SMK'nın 151/IV. Maddesi uyarınca takdiren 53.355,24 TL ilave payın yoksun kalınan kazanca eklenmesine,
4)Manevi tazminat davasının kabulü ile davanın açılış tarihi olan 03.08.2018 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte, 2.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 36.583,59 TL karar harcının peşin (tamamlama harcı olarak) yatırılan toplam 9.145,89 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 27.437,70 TL'nin karar kesinleştiğinde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6)Davacı tarafından yatırılan toplam 9.145,89 TL (peşin, tamamlama) harcın ve 35.90 TL başvuru harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca;
a) Marka hakkına tecavüz davası yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
b)Maddi tazminat davası yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 84.032,87 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
c)Manevi tazminat davası yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
8)Davacı tarafından (posta, tebligat, bilirkişi ücreti v.b olarak) sarf edilen toplam 12.011,00 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9)Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
B-Birleşen ... 1. FSHHM’nin ... E. sayılı dava dosyası bakımından:
-Davalının eylemlerinin davacının marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile;
1-SMK m. 151/2-b kapsamında, birleşen davanın açılış tarihi olan 30.12.2021 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte, 2.834.805,04 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-SMK'nın 151/IV. Maddesi uyarınca takdiren 283.480,50 TL ilave payın yoksun kalınan kazanca eklenmesine,
3-Davalıların ticari faaliyetlerinde “...” ve “...” markasını kullanmalarının yasaklanması suretiyle tecavüzün durdurulmasına,
4-Sair bağlı talepler hakkında esas davada karar verildiğinden, karar verilmesine yer olmadığına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 193.645,53 TL karar harcının peşin (ve tamamlama harcı olarak) yatırılan 49.233,24 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 144.412,29 TL'nin karar kesinleştiğinde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan toplam 49.233,24 TL (peşin, tamamlama) harcın ve 59.30 TL başvuru harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından (posta, tebligat, bilirkişi ücreti v.b olarak) sarf edilen toplam 450,00 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca;
a)Marka hakkına tecavüz davası yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
b)Haksız rekabet davası yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
c)Maddi tazminat davası yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 370.784,40 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
9)Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
C-Birleşen ... 1. FSHHM’nin ... E. sayılı dava dosyası bakımından:
1-Davanın kabulü ile davalı şirket lehine tescil edilmiş ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 44,40 TL'nin mahsubu ile kalan 571,00 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL peşin harç ve 44,40 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından (posta, tebligat, bilirkişi ücreti v.b olarak) sarf edilen toplam 224,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.06/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır