T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/143 Esas
KARAR NO : 2025/61
DAVA : Marka (Resmi Makamlarca Açılan Hükümsüzlük İstemli), Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 08/07/2022
KARAR TARİHİ : 06/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka ( Hükümsüzlük İstemli), Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili firmanın 1970 yılından bu yana seramik ve porselen sektörlerinde ticari faaliyetlerde bulunduğunu, hâlihazırda nezdinde onlarca marka ve tasarım tesciline sahip basiretli bir tacir olduğunu, 1990’lı yıllarda başlayan atılımı ile bugün 52 ülkede ürünleri tüketicilere erişmekte olan firmanın; Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra, ABD, Kanada, Japonya gibi dev pazarlara ürün sunduğunu, “...” ibareli markaların Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davalı firma adına tescilli olduğunu, davalının müvekkil firmanın işbu markaları haksız olarak kullandığı iddiası ile marka hakkına tecavüzün tespiti, meni ve refi talepli olarak ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyasını ikame ettiğini, yine davalının haksız ve mesnetsiz aynı iddialar ile .... Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu ...Soruşturma sayılı dosya kapsamında suç duyurusunda bulunduğunu, İngilizce bir kelime
grubu olan “...” kelimesinin “..” anlamına geldiğini, davalının işbu ibareyi yer döşemelerinde, spesifik olarak da parke emtiası bakımından tescil ettirdiğini, işbu ibarenin anlamı nazara alındığında tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt edicilik vasfını taşımadığını, 6769 sayılı kanunun 4 ve 5. maddeleri kapsamında tescilinin mümkün olmadığını, hal böyle iken, davalı yan adına tescilli olan ...,..., ..., ..., ... kod numaraları ile tescilli bulunan markaların tescil edilmesinin
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25., 5. maddelerine açıkça aykırı olduğunu, Yüksek Mahkemenin düzenli olarak vermiş olduğu kararları ile oluşmuş olan içtihatlarından da görülebileceği üzere davalı yanın “...” ibaresi ibaresi genel ibare olup, davalı yanın dava konusu markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, zayıf ve özgün niteliği düşük olan markaların koruma alanının özgün nitelikteki markalara göre daha dar olduğunu, orijinal niteliği az olan ve bu nedenle ayırım gücü zayıf olan markalarla ilgili olarak iltibas tehlikesinin önlenebilmesi için tescili istenen yeni markada ufak bazı değişikliklerin yapılmış olmasının yeterli olduğunu, marka olarak zayıf bir ibareyi seçen girişimcilerin bunun artılarından yararlandıkları gibi, bu ibarenin baştan itibaren zayıf bir marka olduğunu da kabullenmek durumunda olduklarını beyan ederek ileri sürerek, davalının TPMK nezdinde tescilli bulunan ..., ..., ..., ..., ... numaralı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ... A.Ş.’nin 2004 yılında dünya yapı sektörüne modern mimarinin ihtiyacı olan ürün ve uygulama yöntemlerini sunan ... A.Ş. tarafından kurulduğunu,... A.Ş.’nin kurulduğu günden bugüne lamine parke üretimindeki makine parkuru ve Ar-Ge yatırımları ile kaliteyi esas alan üretim ve ürün kalitesiyle sektörün dünya çapında önde gelen firmalarından biri haline geldiğini, müvekkili şirketin günümüzde yıllık 1 Milyon m² lamine parke üretim kapasitesi ve
her an kullanıma hazır 190.000 m² ürün ve 320.000 m² ‘lük hammadde stoku ile bir dünya markası olup Türkiye genelinde ..., ..., ..., ... ve ... Bölge müdürlükleri ve dünya çapında yüzden fazla bayisi ile birçok bölgede hizmet verdiğini,
kuruluşundan bu yana lamine parke sektöründe, kalite standartlarına uygun ürünleri en doğal hali ile yaşam alanlarına sağlayacağı yüksek konforu tüketicilere uygun fiyat ile sunmayı misyonu; hizmet ve ürün kalitesi ile çevreye, ekolojik dengelere duyarlı ve etik kurallara uygun, ileri teknolojiyi kullanarak üretim yapan, uluslararası düzeyde tanınan ve tercih edilen lider lamine parke üreticisi olmak ve sürekliliğini sağlamayı ise vizyonu olarak benimsediğini, müvekkili şirketin referansları incelendiğinde verdiği hizmet bakımında ne denli ileri olduğu ve markasının her daim güvenilir bir imaj verdiğinin anlaşılacağını, bugüne kadar Yargıtay, ..., ... gibi pek çok prestijli yapıya imza atmış ve “...” markasını en iyi şekilde temsil etmiş ve günden güne bir değer oluşturarak her geçen gün daha çok tercih edilen bir marka olduğunu, müvekkilinin TPMK nezdinde ..., ...,..., ..., ... başvuru numaralı ...’ isimli markası ile ‘...’, ‘...’ markalarını tescil ettirdiğini, müvekkilinin 18 yıldır parke sektöründe iştigal etmekte olup markasını da hukuki olarak güvence altına alarak 17 yıldır, Türk Patent Kurumu (TPMK) nezdinde tescilli ..., ..., ..., ..., ... başvuru numaralı ‘...’ markaları ile ‘...’, ‘...’ markalarını kullandığını, müvekkilinin davaya konu edilmiş markalarının hem tüketici nezdinde hem de tescil kapsamındaki mal ve hizmetler nezdinde tescile layık olacak ölçüde ayırt edici olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5. maddesinin ilk fıkrasındaki (b), (c) ve (d) bentleri ile tanımlanmış olan ayırt edicilik vasfına haiz olmayan mal ve hizmetlere ilişkin 25. madde uyarınca hükümsüzlük talebinde bulunulabileceğine işaret edilmişse de, müvekkiline ait tescilli markaların ayırt edicilik vasfına haiz olduğunu, davacı tarafın iddialarının aksine ‘...’ markasının ayırt edicilik taşıdığının açık olup tüketici nezdinde davacının bahsettiği gibi herhangi bir ... türüyle karıştırılmasının mümkün olmadığını, ... kelimesi yabancı kökenli olup Türkçe bilen tüketiciler dikkate alındığı takdirde ayırt edicilik içerdiği bariz iken aksi yöndeki iddiaların haksız ve asılsız olduğunu, ... ibaresi davacı tarafın iddialarının aksine, İngilizce dilinde genel bir ibare olmayıp bahsedildiği gibi doğrudan ... anlamını taşımadığını, kelime anlamına ilişkin yapılan araştırmalar neticesinde ... kelimesinin uzun yıllar yaşayabilen bir bitkinin adı olduğu, dolayısıyla tam olarak ve doğrudan ... anlamına gelmediği ve ... ibaresinin ardına gelen eklerle ve kelimelerle farklı türlerde bitki türlerinin nitelendirildiğinin anlaşıldığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen ... 4. FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili, müvekkili şirket ...A.Ş.'nin Türk Patent Enstitüsünün, ..., ...,... ve ... tescil no.lu marka tescil belgeleri ile ... markasının Türkiye'de ve uluslararası alanda marka ve hak sahibi olduğunu, davalı şirket ...A.Ş. nin, müvekkili şirketin üreticisi, dağıtıcısı, marka hak sahibi olduğu “...” marka ismini izinsiz kullanarak, müvekkili şirketin faaliyet alanı olan ahşap görüntüsünü seramik/porselen yer döşemesinde uyguladığını, ... adresli kendi web sitesinde haksız ve hukuka aykırı olarak yayınlamak sureti ile satışa sunduğunun tespit edildiğini, bu durumun davalı yana .... 30. Noterliğinin ... tarih ve ... no lu ihtarnamesi ile bildirilerek, izinsiz kullanıma son verilmesi ve hukuka aykırılığın derhal durdurulması ihtar olunduğunu, davalı yanın ihtarnameye cevaben, ... 16. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile “...” markasının müvekkili şirket adına tescilli olduğunu ihtarname ile öğrendiklerini, davalı şirket tarafından 2013 yılından bu yana aralıksız ve etkin şekilde tescili olan emtialardan farklı emtialarda kullanıldığını, benzer olmadığını “...” ibaresinin karşılığının ... olduğunu, markanın zayıf nitelikte olduğunu, davalının tescilsiz kullanımında iltibas tehlikesinin bulunmadığını beyan ve iddia ile müvekkili şirketin taleplerinin kabul edilmediğini yazılı olarak bildirdiğini, davalı yanın müvekkili adına tescilli “...” ibaresinin 2013 yılından beri aralıksız ve etkin şekilde kullandığını beyan ettiğini, bu haksız ve hukuka aykırı kullanımını ilgili ihtarnamesi içeriği ile ikrar ettiğini, davalı yanın ... markasını ilk kez ihtarname ile öğrendiğini iddia etmiş olsa da davacı şirketin ... Şirketi, 15 yılı aşkın bir süredir ...üretim ve satışında sektörün önde gelen şirketlerinden olduğunu, davalı yanca haksız ve izinsiz olarak web sitesinde kullanılan “...” ibaresinin müvekkilinin ... markası ile karıştırılma ihtimaline neden olacak derecede aynı olduğunu, davaya konu davalı şirketin haksız kullanımının müvekkili şirketin marka ismi ile aynı olduğunu, davaya konu haksız kullanıma dair ürün ve hizmet müvekkilinin markalarının faaliyet kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı veya benzer nitelikte olduğunu, emtia aynı olmasa da, mal ve hizmetin benzer olduğunu, müvekkili şirketin 2005 yılından beri sahip olduğu ... markasının davalının web sitesinde davacının faaliyet konusu ... görüntüsünün yine müvekkilin faaliyet alanı olan yer döşemesine dair kullanılması nedeni ile tüketicinin gözünde bunlar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun son derece açık ve net olduğunu, ... markasının ayırt ediciliği yüksek bir marka olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının ana unsurunu aynen içeren, davaya konu davalı şirket web sitesinde “...” ibaresinin kullanılmasının hukuken mümkün olmadığını, davalı yanın işbu haksız ve kötü niyetli davranışı sebebiyle müvekkil Şirketin müşteri portföyüne yanlış bilgi sunulduğunu, davalı yanın kanuna aykırı eyleminin müvekkili şirket ve davalı yan şirketin ticari faaliyet alanı benzer olduğundan, her iki şirketin müşteri portföyünün davacı ve davalı şirket arasında bağlantı olduğunu, davacı ürünlerin davalı yanca satışı yapıldığı gibi bir şüpheye düşmesine sebebiyet verebileceğini beyan ettiğini, müvekkilinin markasının kullanıldığı ürünlerin, reklam malzemelerinin (katalog, stand v.s.) ve numunelerinin derhal toplatılarak imha edilmesini, böylelikle açıklanan markaya tecavüz ve hukuka aykırı fiillerin durdurulmasına, önlemesine, menine, kaldırılmasına, davalı yanın haksız, kanuna aykırı eylemi sebebi ile davalı yanın Sınai Mülkiyet Kanunu gereği 3.000,00-TL Manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 06.08.2020 tarihinde itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün tirajı en yüksek gazetelerinden biri ile yayınlatılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen ... 4. FSHHM'nin ...Esas sayılı dosyasında davalı vekili, davacı tarafından aynı iddia ve beyanlar ile müvekkili firmaya ... 30. Noterliğinin... tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini, hukuki dayanaktan yoksun beyan ve talepler bakımından ... 16. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini, müvekkili firmanın basiretli bir tacir olmanın gereği olarak ... Şirketi ticaret unvanı ile faaliyet gösterdiğini, ayrıca bu kapsamda Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde marka tescili/tescilleri de bulunduğunu, müvekkili firmanın üretmiş olduğu ürünleri “...” markası adı altında satışa sunduğunu, davacının iddiasının aksine davacı markalarıyla iltibas veyahut tecavüze sebebiyet vereceği şekilde kullanmadığını, bu ibarenin müvekkili firmanın asli unsurundan sonra gelmek kaydıyla kullanılması hasebiyle davacının markası ile iltibas veyahut tecavüze vücut vermediğini, bu ibarenin müvekkili firmanın “...” ibareli markası açısından kod niteliğine haiz bir ibare olduğunu, marka hukuku itibari ile alt marka niteliğinde olduğunu, davacı tarafça ayırt edici niteliğe haiz bulunmayan tanımlayıcı bir ibare tescil edilmiş olduğunu, bu kapsamda dolayısıyla koruma kapsamının da dar olacağını, davacı yanın markası olduğunu bildirdiği ... ibaresinin “...” anlamına geldiği ibarenin ilgili emtia ve hizmetlerde ayırt edici olduğu yönündeki beyanlarının ise anlaşılmasının mümkün, bir tür yer döşemesi olan parke üretim/satışı yaptığını bildiren tarafın “...” anlamına gelen olmadığını, marka olarak zayıf bir ibareyi seçen girişimcilerin, bunun artılarından yararlandıkları gibi, bu ibarenin baştan itibaren zayıf bir marka olduğunu da kabullenmek durumunda olduklarını, davacının “...” ibaresinin kendi tekelinde olduğu iddiasının ispata muhtaç soyut bir iddiadan öteye gidemediğini, müvekkili tarafından “...” ibaresi seramik ürünlerde desen/ doku tarifi amacı ile kullanıldığını, taraflar arasında keşide edilen ihtarnameler nazara alındığında; davacının iddia ettiği sınıflar nezdinde müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunun aşikar olduğunu, bu kapsamda ortalama tüketicilerce davacı markaları müvekkilinin kullanımları nazara alındığında ilişkilendirme/iltibas hususu mevcut olmayacağından iş bu dava kapsamında tecavüz iddiasının da gerçekleşmeyeceğini, müvekkili firma tarafından dava konusu ibare 2013 senesinden bu yana kullanıldığını, müvekkil firma tarafından ilgili ibare hukuka uygun olarak 2013 senesinden beri kullanılmakta iken 7 sene sonra Müvekkile yöneltilen iddia ve taleplere hukuken itibar edilmesinin mümkün olmadığını, Müvekkili firma tarafından ... anlamına gelen “...” ibaresi ... andıran desenli seramiklerde ürün kodu olarak kullanıldığını, bu kullanımın davacının iddia ettiği şekilde markaya tecavüz teşkil etmeyeceğini, Müvekkilinin yaklaşık 7 senedir satmakta olduğu bir ürün bakımından ihtarname gönderildikten 5 ay sonra dava ikame eden tarafın “gecikmesinde sakınca bulunan haller” sebebi ile düzenlenmiş bir kurumdan faydalanmak sureti ile, müvekkiline ait internet sitesi içeriğinin kaldırılmasına ilişkin sunduğu tedbir talebinin hukuki dayanaktan yoksun bir talep olduğunu beyan ederek; davanın reddine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların bildirmiş oldukları deliller toplanmış, bilirkişi raporları alınmıştır.
Birleşen ... 4. FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden alınan 14/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "...Davalıya ait internet sitesi üzerinde yapılan incelemede; Davalının ürünleri içerisinde "..." ibaresi ile isimlendirilmiş ... ürününün mevcut olduğu, aradaki mal ve hizmet benzerliği ile kullanılan ibarenin aynı olması nedeniyle son tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılma nedeniyle SMK 29/1 MADDESİ GEREĞİNCE “MARKA HAKKINA TECAVÜZ” OLUŞTURABİLECEĞİ, marka hakkına tecavüz bulunduğu kanaati oluşması halinde davacı tarafın SMK 149/1 maddesindeki talepleri ileri isteyebileceği..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Birleşen ... 4. FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden alınan 14/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "...Davalı taraf itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varmaları nedeniyle önceki kök rapordaki tespitlerin aynen geçerliliğini koruduğu..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Dosyada tarafların bildirmiş oldukları tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporları alınmıştır.
Mahkememizin işbu sayılı dosyası üzerinden alınan 14/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...Esas Dava Yönünden:
Davalının markalarının kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandığı,
SMK 25/I-4 uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği,
Birleşen Dava Yönünden:
Davalının aynı ibareyi benzer mallarda kullandığı, karıştırılma ihtimalinin olduğu..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin işbu sayılı dosyası üzerinden alınan 10/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "... Kök raporda varılan sonuçlarda değişiklik yapılmasına gerek görülmediği..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Dava; asıl dosyada markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemlerine, mahkememiz dosyası ile birleşen ... 4. FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyasında ise davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediğinin tespiti, etmesi halinde bunun durdurulması, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, manevi tazminat ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
Asıl dosya yönünden yapılan değerlendirmede;
Her ne kadar davacı, davalının TPMK nezdinde tescilli bulunan ..., ..., ..., ..., ... numaralı '...' markaları ile '...', '...', '... şekil markalarının zayıf bir marka olarak kabul edilmesi gerektiğini, herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını belirterek anılan marka tescillerinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş ise de, davalının “...” ibareli markalarını 19 yıldır tescilli olarak kullandığı, “...” kelimesinin İngilizcede ... anlamına geldiği, ülkenin geneline hakim olan dil, eğitim, kültür ve sosyo-ekonomik durum ve markaların davalı tarafından uzun yıllardır kullanılması hususları dikkate alındığında davalıya ait markaların ayırt edicilik unsurunu taşıdığının kabul edilmesinin gerektiği, markaların sektörde tanındığı ve ayırt edicilik kazandığı, bu hususun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile de tespit edildiği anlaşılmakla dava konusu markaların hükümsüzlüğüne dair açılan davanın tümden reddine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen ... 4. FSHHM'nin...esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede ;
Davacının, ... numaralı “..." ibaresini...Sınıflarda,... numaralı “..." ibarelerini ... sınıflarda, ...numaralı “..." ibaresini ... sınıflarda, ... numaralı “...” ibarelerini ... Sınıfta tescil ettirdiği,her ne kadar davalı kendi markası adı altında... ibaresini kullandığını ve bu birlikte kullanımdan ötürü karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirtmiş ise de, davalının “...” ibaresini yer döşemesinde kullandığı, davacı markalarının sektörde tanındığı, ulusal ve uluslarası alanda uzun yıllar yoğun olarak kullanıldığı ve markaların kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandığı, davalının aynı ibareyi benzer mallarda kullanması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin olduğu anlaşılmakla davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ettiği anlaşılmış, marka hakkına tecavüz nedeniyle kişilik hakları ihlal edildiği anlaşılan davacının manevi tazminat isteminde SMK m. 149/ç kapsamında haklı olduğu anlaşılmış, talep olunan manevi tazminat miktarının eylemin ağırlığı ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Mahkememiz asıl dosyası yönünden;
1-Davanın tümden REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen; 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Birleşen ... 4. FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyası yönünden;
1-Davanın KABULÜ ile davacı adına tescilli olan "..." markasının davalı tarafından web sitesinde izinsiz kullanılmasından dolayı bu kullanımdan kaynaklı davacının marka hakkına tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, men'ine, kaldırılmasına, davacının markasının kullanıldığı ürünlerin, reklam malzemelerinin ve numunelerin toplatılarak imha edilmesine,
2-Manevi tazminat davasının KABULÜ ile 3.000,00 TL manevi tazminatın 06/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 561,TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 54,40 TL Başvuru Harcı, 54,40 TL Peşin/Nisbi Harcı, Tebligat Posta ve diğer masraflar ile 3.450,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.558,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden;
a)Marka hakkına tecavüz davası yönünden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T'ye göre hesaplanan 40.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T'ye göre hesaplanan 3.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
7-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir kez ilanına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/03/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır