T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/136
KARAR NO : 2025/26
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/06/2022
KARAR TARİHİ : 28/01/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesi : Davacı vekilinin mahkememize ibraz ettiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ''...'' ibaresini hem markası hem de ticaret unvanı olarak uzun yıllardır kullandığı,
Davalı ...’ın ise şirkette 1/4 pay sahibi olup, şirketin kuruluşundan (10.02.2015 tarihinden) 06.11.2019 (TTSG ilan tarihine) kadar münferiden yönetim yetkisi ile şirketin müdürlüğünü gerçekleştirdiği, 17.09.2019 tarihinde (daha yönetim yetkisi bulunmakta iken), davalı yan, müvekkilinin kullandığı ''...'' markasını kendi adına tescil etmek amacıyla, diğer ortaklardan gizli şekilde ve temsil yetkisini de kötüye kullanarak Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvuruda bulunduğunu ve 22.08.2021 tarihinde davalının gerçekleştirdiği marka başvurusunun TPMK nezdinde kabul edildiği, Halihazırda, davaya konu ''...'' markasının müvekkili tarafından kurulduğu yıldan bu yana kullanılmakta iken kurum nezdinde davalıya tescilli gözüktüğü, Diğer yandan, davalı yanın müvekkili şirketi yönetirken güveni kötüye kullanması, banka kartlarının kötüye kullanılması sebebiyle ... 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile kovuşturma yürütüldüğü, Davalı yanın, müvekkiline ait markayı müvekkili adına tescil etmesi gerekirken hiçbir hak sahipliği bulunmamasına rağmen kendi adına başvurduğu ve vekillik görevini kötüye kullandığı, Dolayısıyla müvekkiline karşı hem bir haksız fiil hem de kötü niyetli davranışta bulunduğu, müvekkilinin maliki bulunduğu fikri hakkı hukuka aykırı yollarla edindiği, bu bağlamda başvurunun da kötü niyetli olduğu açık olup, SMK m. 6/9 hükmü uyarınca nispi hükümsüzlük nedeni bulunduğu, Davalının, davacı şirketi münferiden temsile ve ilzama yetkili temsilcisi olarak bir tür özel vekalet ilişkisi içerisinde bulunduğu gözetildiğinde, SMK m.10 hükmünün somut uyuşmazlığa birebir uygulanabilir nitelikte olduğu, bu bakımdan, ''...'' markasının müvekkili olan şirkete devredilmesi gerektiği, alan adı sahipliğinin marka hakkı kazanılmasında etkili olmayacağı hususlarını talep, beyan ve dava etmiştir.
talep ve dava etmiştir.
Cevap dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 26.01.2015 tarihinde kurulmuş olup şirket hissesinin %25’inin ...'a ait olduğu, Şirketin bütün iş, işlem ve faaliyet yükünün ...'ın üzerinde olmasından kaynaklı rahatsızlığın şirketin diğer ortaklarına iletilmesi üzerine ortaklar arasında ihtilafın ortaya çıktığı ve nihayetinde ... tarihli Genel Kurul Kararı ile müvekkili ...'ın müdürlük görevine son verildiği, ... firmasının kuruluş yılı 2015 olmasına rağmen ... isminin 2009 yılında müvekkil ... tarafından bulunarak kullanılmaya başlandığı, uluslararası alan adlarının kaydını tutan veri tabanlarından yapılacak sorgudan görüldüğü üzere ilgili alan adının 17.08.2009 yılında ... tarafından kaydettirildiği ve kullanıldığı, Müvekkilinin Davacı tarafa iyi niyetli olarak marka kullanımına izin verdiği, aynı şekilde ... logosunun da müvekkili ... tarafından tasarlandığı, bu adın kullanılmasıyla ve haklarıyla ilgili ... ile herhangi bir anlaşma veya sözleşme yapılmadığı, bu kullanım için müvekkiline bugüne kadar herhangi bir ödeme de yapılmadığı, ancak davacı tarafın bu iyi niyeti suistimal ederek bugüne kadar bu markayı şirket adında kullanması yetmiyormuş gibi bir de marka iptal talebinde bulunarak hukuksuz taleplerini sürdürmeye devam ettiği, Davacı tarafın eksik beyanları ile sanki bu isim ve buna bağlı tüm işlemlerin davacı şirketin kurulması ile başlamış izlenimi yaratmaya çalıştığı, oysa ki alan adı sorgulaması ve sair yazışma ve evraklarla açık bir şekilde anlaşılacağı üzere ... isminin / markasının kullanıma geçmesinin 2009 yılında ... tarafından sağlandığı ve davacı şirketin de bu tarihte henüz kurulmamış olduğunun görüldüğü, davacı şirketin 2015 yılında kurulduğu, 2009 yılında müvekkilinin ilgili davacı şirketin ortaklarını dahi tanımadığı, Davacının iddialarının hukuki bir dayanağının bulunmadığı, Davacı şirketin kuruluşundan çok önce 2009 yılından beri müvekkilinin adına tescilli olan dava konusu marka ile ilgili olarak davacı tarafın herhangi bir hakkının bulunmadığı, müvekkilinin uluslararası alan adlarının kaydedildiği sistemde 2009 yılından beri kayıtlı olan alan adının davacı şirket tarafından kullanımına bugüne kadar izin verdiği, bu durumun davacı şirketi dava konusu marka sahibi yapmadığından haksız taleplerinin tamamın reddine karar verilmesi gerektiği hususlarını talep ve beyan etmiştir.
Cevaba cevap dilekçesi: davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle;dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İkinci cevap dilekçesi: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde tekrarla; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller:
... 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası celp edilmiştir.
... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası celp edilmiştir.
TPMK Kayıtları:
Dava konusu markaya ilişkin tasdikli suretler celp edilmiştir.
Bilirkişi Raporu: bilirkişi raporunda " Markanın Devri Talepleri Bakımından; SMK m.10 bağlamında markanın devri talebi bulunabilmek bakımından aranan ilk şart davacının dava konusu markanın sahibi olması olmakla birlikte, somut olay bakımından dosya münderecatında yer alan bilgi/belgeler nispetinde davacı yanın dava konusu marka üzerinde gerçek hak sahipliği tespit olunamadığından SMK m.10 bağlamında markanın devri koşullarının oluşmadığı, SMK m.6/2 Hükmü Bakımından; SMK m.6/2 bakımından hükümsüzlük taleplerinde bulunabilmek bakımından ön koşul, marka sahipliğidir. Ancak raporumuz kapsamında yer alan SMK m.10 ve m.6/3 bakımından arz edilmiş değerlendirmelerimiz ile de ortaya konulduğu üzere söz konusu “...” ibaresi üzerinde davacı yanın gerçek hak sahipliği tespit olunamadığından, bununla birlikte davacı yanın sahipliğini gösterir herhangi bir marka tescili de bulunmadığından davalı yana ait... kod numaralı “...” ibareli marka bakımından SMK m.6/2 bağlamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı SMK m.6/3 Hükmü Bakımından; Davacı yanca kullanıldığı iddia edilen ve WHOIS incelemesi neticesinde davacı yan adına tahsisli olduğu tespit olunan domain adresinin kuruluş tarihinin davalı yana ait markanın başvuru tarihi olan 17.09.2019’dan sonra olması hasebiyle ilgili alan adı üzerinde gerçek hak sahipliğini gösterir kullanımlar tespit edilse dahi ilgili kullanımların gerçek hak sahipliğini ortaya koymaya elverişli olmadığı,Davacı yanca dosyaya sunulan bir kısım fatura incelendiğinde; mübrez faturaların düzenlenme tarihlerinin davalı yanın marka tescilinden sonraki tarihli olduğu tespit edilmekle birlikte ilgili evrakın gerçek hak sahipliğini ortaya koymaya elverişli olmadığı, Davacı yanca dosyaya sunulan çeşitli ürün görselleri ve ürün katalogları incelendiğinde; ilgili dokümanların herhangi bir ihtiva etmiyor oluşu sebebiyle ilgili evrakın gerçek hak sahipliğini ortaya koymaya elverişli olmadığı, Yine davacı yanca sunulmuş olan kira sözleşmesi ve tahakkuk fişleri incelendiğinde; “...” ibaresine ilişkin markasal kullanım ihtiva etmediğinden, sunulan evrak üzerinde yer alan “GAMATOM” ibaresinin davacı yan ticaret unvanından ibaret olduğu
değerlendirildiğinden ilgili evrakın gerçek hak sahipliğini ortaya koymaya elverişli olmadığı, Arz edildiği üzere davacı yanca gerçek hak sahipliğini ortaya koyabilmek maksadıyla dosyaya ibraz edilen evrak, SMK m.6/3 bağlamında gerçek hak sahipliğini ortaya koymaya elverişli görülmediğinden dava konusu marka bakımından SMK m.6/3 bağlamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, SMK 6/6 Hükmü Bakımından; Davacı yan ticaret unvanının asli unsuru ile benzer olan davalı yan markasının davacı yanın faaliyet alanı kapsamında bulunduğu değerlendirilen; 09. sınıfta, “Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler, ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar; taşıt göstergeleri” emtialarında; 42. sınıfta, “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri” hizmetlerinde SMK m.6/6 bağlamında kısmen hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, SMK 6/9 Kötü Niyetli Tescil İddiaları Bakımından; Davacı yanın kötü niyet ile ilgili iddialarını davalı yanın marka başvurusunu gerçekleştirdiği dönemde şirketin hak sahibi olduğu ve ticaret unvanın asli unsuru da olan ibareyi marka olarak tescil ettirdiği iddiasına dayandırdığı,
Davalı yanın beyanlarında markayı davacı yanın izni ile tescil ettirdiğine ilişkin bir iddiasının olmadığının anlaşıldığı, aksine davalı yanın önceki tarihli alan adı tahsisinin bulunduğunu iddia etmekte olduğu, ancak tespit edildiği üzere davalı yanca hak sahipliği iddia olunan alan adı halihazırda dava dışı üçüncü bir firma adına kayıtlı olup, davalı yanca marka tescil başvurusuna konu edilmiş olan ibare müdürlük görevini üstlendiği şirketin ticaret unvanın ayırt edici unsuru olduğu, Hal böyle iken davalı yanın kötü niyetli olup olmadığının takdiri Sayın Mahkemenize ait olup davalı yanın kötü niyetli olduğunun kabul edilmesi halinde davalı adına tescilli dava konusu markanın SMK m.6/9 kapsamında hükümsüz kılınabileceği yönünde" kanaatini bildirmiştir.
Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arasındaki dava TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın davacı adına tescili olmadığı takdirde ise hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir. Davacı taraf dava konusu edilen markanın davacı tarafça ticaret unvanında 10/02/2015 tarihinden beri kullanılageldiğini, davacının bu ibareyi ticari mal ve hizmetlerde markasal olarak kullanıldığını belirterek davanın kabulünü savunmuştur. Davalı ise davanın reddini savunmuştur.
Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın bulunduğu, marka için tescil başvurusunun 17/09/2019 tarihinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacının dava konusu edilen markanın devrine ilişkin ilk talebi bakımından yapılan incelemede; maddede belirtilen şartların oluşmadığı anlaşılmakla bu talep yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. (emsal nitelikte Yargıtay... esas ... karar sayılı ilamı)
Terditli olarak açılan hükümsüzlük davası bakımından ise; SMK'nın 6/9 maddesi bakımından yapılan incelemede davalının marka başvurusu sırasında davacı şirketin ticaret unvanında ve ticari hizmet alım satımında dava konusu markanın kullanıldığı, davacı kullanımlarının markasal nitelikte olduğu, davalının davacı şirkette yönetici yaptığı sırada dava konusu markanın tescil başvurusunda bulunduğu bu hali ile tescil edilen markanın davacı şirket tarafından unvanda ve markasal olarak kullanıldığının tescil tarihinde davalı tarafça bilindiği hususları göz önüne alındığında dava konusu markanın davalı tarafça kötü niyetli olarak tescil edildiği anlaşılmakla SMK 6/9 gereğince markanın hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar diğer hükümsüzlük talepleri bakımından da inceleme yapılmış, rapor alınmış ise de davalının kötü niyetli olduğu hususu gözetilerek davanın hükümsüzlük yönünden tümden kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle;
1-Terditli açılan davanın KABULÜ ile TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan: 8.316,75 TL posta gideri ve 161,40 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 8.478,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
7- Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır