T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/65 Esas
KARAR NO : 2024/304
DAVA : Marka (Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 27/02/2023
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin ... tescil numaralı “...” ibaresi ile ... tescil numaralı “...” ibareli markaların tescilli marka sahibi olduğunu, 2009 yılından beri ... alan adına bağlı web sitesi üzerinden ticari faaliyette bulunduğunu, davacı ...'un ... sayı ile ... sınıfta “...” markasını da tescil ettirdiğini, davalının ... alan adına bağlı web sitesinden satış faaliyetinde bulunduğunu, davalının “...” markasını haksız bir şekilde kullandığını ve ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi Nezdinde ... Esas no ile tescile uygun olmadığının tespiti ve işlemden kaldırılması veya hükümsüzlüğü için dava açıldığını, davanın davalı lehine sonuçlandığını, “...” markasını davalının kullanmaya devam ettiğini, davacının “...” markasını ilk defa kullanan ve onu ihdas ve istimal edip, piyasada maruf hale getiren kişinin kendisinin olduğunu, bu nedenle gerçek hak sahibinin de kendisi olduğunu, davalının “...” markasını çeşitli mecralarda gerçekleştirdiği reklam kampanyaları ile ve elektronik iletilerde defaatle kullanarak kötü niyetli bir şekilde haksız yarar sağladığını, ihtilafa konu markayı ilk defa kullanan kişinin davacı olduğunu, tescil sahibinin de davacı olduğunu, davalının davacıya ait olan “...” markasının hizmetlerin aynısında ticarette kullandığını, davacıya ait olan “...” markasının davalının kullandığı “...” ibaresi ile aynı olduğunu, bu kullanımın tüketiciler arasında iltibas ve iktibasa yol açtığını, davalının markaya tecavüzü yalnızca bir kanalda değil, SMS - digital iletim ve fiziksel kampanyalarda da kullandığını, beyan ederek tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, yasaklanmasına, neticeten davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin Hepsiburada olarak 20 senedir 32 kategoride, yaklaşık 130 milyon ürün çeşidini müşterilere sunan ve dünya teknoloji borsası ...'ta halka arz edilen ilk ve tek Türk şirketi konumunda olduğunu, davanın Asliye Ticaret Mahkemesin'de açılması gerektiğini, davacıya ait ilgili markanın hukuka aykırı bir şekilde tescil edildiğini, davacı bakımından söz konusu markaya ilişkin herhangi bir korumanın söz konusu olmadığını,... markasının davacı taraf adına tescil edilmiş olsa da şekli marka olarak nitelendirilecek ilgili ibarenin, davacı şirket bakımından herhangi bir şekilde markasal korumayı sağlamasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ..., ... sayılı ve “...”, “..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davacı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvuruda bulunduğunu ve ilgili ibarenin tescil edildiğini, ancak ...ibareli marka başvurusunun müvekkili şirkete ait ... ve ... markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, “...” markasının bir bütün olarak jenerik bir ifade niteliğinde olduğunu ve bu ibarenin verilecek hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, müvekkili şirket tarafından ilgili ibarelerin hukuka uygun bir şekilde kendisine ait markanın finali şeklinde kullanıldığını beyan ederek görevsiz bir mahkemede açılan dava bakımından mahkemenin görevsizliğine, görevsizlik kararı verilmesine ilişkin talebin kabul edilmemesi hâlinde davacının tüm taleplerinin esastan reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf aleyhine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin 01/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda "...“...” markasının bir mal veya hizmetten çok satış ve indirim günlerine atıfta bulunduğu, bu sözcüklerin zayıf tescil edilse dahi ticari hayatta diğer kullanımlara kapatılamayacak kadar tanımlayıcı olduğu, davalının da markayı bilinir hale gelmiş internet markası ile bir kompozisyon dahilin de kullandığı görüldüğünden tecavüzün olamayacağı..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
KANAAT VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Türk Patent Kurumundan marka tescil belgeleri celp edilmiş ve incelenmiştir.
Davacı kendisine ait "..." markasını davalının izinsiz ve hukuka aykırı olarak kullandığını, böylelikle marka hakkına tecavüzle birlikte haksız rekabetin şartlarının da oluştuğunu belirtilerek ayrıca manevi tazminat isteminde de bulunmuştur.
Davacının ..., davalının ise ... alan adına bağlı web sitesinden satış faaliyetinde bulundukları, davacının ... sayı ile ... Sınıfta “...” markasını da tescil ettirdiği, davalının ise “...” ile “...” sözcüklerini marka olarak tescil ettirdiği, davalının bu “...” ile “...” markalarını web sitesinin alan adı ile aynı olan “...” markası ile birlikte kullanmakta olduğu, davacıya ait “...” veya davalıya ait “...” ile “...” markalarının ...'de yılın sonuna doğru yapılan, ürünlerin indirimli satıldığı “...” satış zamanını ifade etmek için kullanılmakta olduğu, davalının web sitesine bağlı alan adının aynısı olan ... markası ile birlikte “...”nın yanında “...” markasını da kullandığı, bu ifadelerin yanında “...” ibaresi ile ürünlerin oranlarını ve indirimin geçerli olduğu sürenin yazılarak kullanılmakta olduğu, davalının, davacıya ait “...” ibaresini esas markası ... ile birlikte diğer malların markaları ile indirim oranı ve geçerlilik süresi ile kullanması sonucunda, anılan ibarenin kullanımının ortalama tüketicinin karıştırmasına etkilemeyecek kadar bütün içinde önemini kaybetttiği,bu itibarla "..." markasının zayıf marka olarak değerlendirilmesi gerektiği, anılan markanın tek başına bir mal veya hizmeti ayırt etmekte kullanılmadığı, davalı kullanımının bir bütün olarak ortama tüketicide karıştırma ihtimali yaratması mümkün olamayacağı, “...” markasının bir mal veya hizmetten çok satış ve indirim günlerine atıfta bulunduğu, bu sözcüklerin ticari hayatta diğer kullanımlara kapatılamayacak kadar tanımlayıcı olduğu, markası bilinir hale gelmiş davalının,anılan ibareyi internet markası ile bir kompozisyon dahilinde kullandığı ve davacının markasının tanınmışlığından yararlanma kastından bahsedilemeyeceği, dolayısı ile marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla tazminat talebi yönünden de davanın tümden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın tümden REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, daha önce ödenen 8.538,75 TL harcın düşümü ile artan 8.111,15 TL 'nin davacıya iadesine,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen;
a-)Marka hakkına tecavüz davası bakımından 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
b-)Haksız rekabet davası bakımından 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
c-)Manevi tazminat davası bakımından 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk sırasında suç üstü ödeneğinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır