T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/269 Esas
KARAR NO : 2024/285
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 03/04/2014
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1987 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, kurulduğu günden bu yana aralıksız olarak ... markasmı kullandığını ve ... ibareli büyük bir marka serisi yarattığını, uzun yıllardan beri aralıksız olarak ve geniş bir coğrafyada yürütülen faaliyetler sonucunda ... markasının yüksek bir tanınmıştık düzeyine ulaştığını ve ... Ticaret Odası nezdinde ... tarihinden bu yana ticaret unvanında tescilli markası olan ... ibaresini kullanmakta olduğunu, müvekkili şirketin, ... kalite standartlarına göre üretim yaptığını, ... (...) 16. Dünya Kongresi üyesi olduğunu, çeşitli ödüller aldığını, ... ili ve tüm Türkiye 'de bilininen AVM'ler, oteller, hastanaler, üniversiteler vs gibi çeşitli projelerde yer aldığını, ... markasının tanınmış olduğunun TPE 'nin yanı sıra, mahkeme kararlarıyla da tevsik edildiğini, ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 'nin ... E. ... K. ve 15/09/2010 tarihli karan ile " ..." 'nun sektörde tanınmış bir marka olduğunu, ... markasının tanınmış bir marka olduğundan tespitle, anılan davava konu .... markasının hükümsüzlüğüne ye marka sicilinden terkinine karar verildiğini, İlk derece mahkemesinin kararının Yargıtay tarafından onanmış ve kesinleşmiş olduğunu, ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 'nin ... E. sayılı dosyasında davalı "..." ibaresi sahibi firma aleyhine açılan davada mahkemenin; "dava konusu ... nolu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden çıkarılması ile, davalının internet sitesinde ... markasıyla benzerlik oluşturan kullanımların durdurulmasına, önlenmesine ve görsellerin kaldırılmasına" ilişkin karar verdiğini; müvekkili şirketin TPE nezdinde, ... nolu "...", ... nolu "... ", ... nolu ’...", ... nolu "... şekil" ve ... nolu "... şekil" marka tescillerine sahip olduğunu, müvekkili şirketin "..." markasının yanında "..." ibaresinden türetilmiş bir dizi markayı ürünleri ve alt ürünleri üzerinde kullandığını, ... ve ... ibaresinden türetilmiş seri markaları itibariyle "...” ibaresinin müvekkili şirket ile özdeşleştiğini, Türk Patent Enstitüsünün, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu kabul ettiğini ve itiraz edilen markaların mevcudiyetinin karışıklığa sebebiyet verebileceğini belirttiğini, TPE tarafından ... markasına daha az benzerlikte olan .... sayıh ve "..." ibareli, ...sayılı ve "..." İbareli, ... sayılı ve "... ibareli ve ...sayılı ve ".. şekil" İbareli markaların tüm emtia ve/veya kısmen reddedildiğini, Müvekkili şirketi markaları için yapılan inceleme ve araştırmalar sırasında, müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve müvekkili markasıyla ayniyete varacak derecede benzer olan ... ibaresi için davalının TPE nezdinde ... markasına ilişkin ...numara ile tescil talebi olduğunu, 14/11/2011 tarihinde anılan tescil talebine itiraz edildiğini, TPE'nin 25/06/2012 tarihli karan ile markaların benzer olduğunu kabul ettiğini, davalının marka başvurusunun "maden ve maden çıkarma hizmetleri" dışında ..., ve .... sınıflarda diğer geriye kalan ürünlerde davalı markası ... şekil ibaresi için tescil başvurusunu reddettiğini, anılan karar ile TPE 'nln müvekkil şirket markası ... ile ... ibaresinin benzerliğini .. ve ... sınıflar kabul ettiğini, 27/03/2014 tarihli tespitle, ... arama motorunun bir reklam uygulaması olan ...'da müvekkil şirket markasının ... olarak boşluk bırakılarak ayrı ayrı yazılması suretiyle, davalının ... internet sitesine erişim sağlandığını, bu uygulama ile ... firmasına ait arama motoruna müvekkiline ait markanın bir anahtar sözcük olarak tanımlandığını, ve ...ibaresini yazan bir kişinin ... ibareli firmaya da yönlendirildiğini, bu durumun gerek 556 sayılı KHK 9. maddesi ve gerekse Yargıtay kararları uyarınca marka tecavüzü oluşturduğunu, Müvekkili şirketin davalının marka başvurusuna itiraz ettikten sonra yapılan araştırmalarda davalının ... ibaresini ticaret unvanının esaslı unsuru olarak tescil ettirdiğini, davalı şirketin, müvekkil şirket İle aynı sektörde faaliyet göstermekte olduğunu ve bu durumun davalının müvekkil şirket markası ... haberdar olduğunun bir göstergesi olduğunu, davalı şirketin ... markasını alan adlarında ve site içeriklerinde kullanmaya devam etmekte olduğunu, ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 'nîn müvekkili şirketin tespit talebi karşısında 10/03/2014 tarihinde verdiği karar İle 17/03/2014 tarihinde bilirkişi raporu hazırlandığını, söz konusu bilirkişi raporuyla davalının: "..." unvanım ... ibareli markayı ve www.fiberton.com.tr ibareli alan adını müvekkil şirkete ait ... markasından yola çıkarak ve ... markasına referans yapacak şekilde oluşturmuş olduğunu iddia ederek, davacıya ait ... markasıyla iltibas oluşturan "..." ibaresinin ürün, hizmet ve her türlü tanıtım vasıtası üzerinde kullanılmasının; davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu itibarla kullanımlarm durdurulmasına ve önlenmesine, tecavüz ve haksız rekabet sonuçlarının ortadan kaldırılarak eski hale iadesine, 3.000,00 TL maddi (belirsiz alacak) ve 15.000,00 TL manevi tazminatın karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 9 senedir "..." markasını ve ticari unvanını kullandığını, markasını tanınır ve bilinir hale getirilmesinde ciddi çalışmalar ve yoğun reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bulunduğunu, ... ve ... şubeleri ile çalışmalarını geniş bir coğrafyaya yayılarak, sektörde tanınan ve bilinen bir firma olarak yer edindiğini, Müvekkili şirketin, kurulduğu günden bu yana faaliyetlerini sürdürdüğü yapı teknolojileri ve ekipmanları sektöründe hatırı sayılır bir yer edinmiş olup faaliyet gösterdiğini, ulusal ve uluslararası piyasada Öncü bir konuma ulaştığını, tüm dünyada ...olan ... üyesi olduğunu,... Kalite Yönetim Sistemi, ...Yönetim Sistemi, ...ve ... markalama belgelerine sahip olduğunu, ... kalite standartlarına uygun üretim yaptığını, davacı tarafın müvekkili şirket ile aynı faaliyet alanında iştigal olduğunu, her iki taraf firmanın fiber (cam elyaf) takviyeli beton üretimi yaptığını, davacının üye olduğu ... Birliği olan ... 'ya müvekkili şirketin de üye olduğunu, müvekkili şirket ile aynı faaliyet alanında iştigal eden ve aynı birliklere üye olan ve aynı fuarların aynı holünde stand açan davacının müvekkili şirketin ... ticari unvanından ve markasından haberdar olduğunu, 9 yıl boyunca müvekkil şirketin kullanımına herhangi bir itirazı olmadığını, bu durumda davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığını, davacının uzun süre sessiz kalarak müvekkile ait markanın kendi markaları ile iltibas oluşturduğundan bahisle, marka tecavüzüne ve ticaret unvanın terkinine ilişkin talep haklarından vazgeçmiş sayıldığının kabulünün gerektiğini, ... ve ... ibarelerinin elyaf ve lif anlamlarında olduğunu, ... ve ... 'un taraf şirketlerinin iştigal alanı olan elyaf takviyeli beton üretiminin genel adı olduğunu, dolayısıyla ... ve ... ibarelerinin hiç bir şirketin tekeline bırakılmaması gerektiğini, tek başına marka olarak kullanılmasının 556 sayılı KHK 'nin 7. maddesinin c. bendi uyarınca mümkün olmadığını, davacı adına TPE bünyesinde tescil edilen ... ibareli markaların cins ve çeşit bildirdiğini 556 sayılı KHK'nin 7.maddesinin e bendi uyarınca tescillerinin dahi mümkün olmadığını, davacının dava konusu ettiği markasında kullandığı "..." (...) ibaresinin Türkçe karşılığının "yün, elyaf, olduğunu, devamındaki "..." ibaresinin bilinen betonu kastettiğini, ... fun ise elyaf takviyeli bir beton çeşidi olduğunu, inşaat ve yapı ekipmanları alanında iştigal eden birçok firmanın "elyaf takviyeli" "... ve ... takviyeli" beton üretimi yaptığını söz konusu beton türu için kullanılan "..." ve "..." İbarelerinin betonların elyaf takviyeli olduğunu belirttiğini, söz konusu ibarelerin betonun çeşit ve cinsini bildiren genel ifadeler olduğunu, hem "..." hem de "beton” kelimelerinin cins ve vasıf bildirmekte olduğunu, her iki kelimenin birleşmesinden oluşan markanın direk elyaf takviyeli beton çeşidini akla getirdiğini, bu nedenle dava konusu ibarenin tek başına marka olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, markaya ayırt edicilik kazandırarak "..." şekli ile yıllardır kullanılarak ayırt edicilik kazandırdığını, "..." kelimesinin müvekkili şirket de dahil hiçbir şirketin tekeline bırakılacak bir kelime olmadığını, davacının tanınmış marka olduğunu iddia ettiği "...” ve "..." İbaresinin sıradan ve herhangi bîr ayırt ediciliği bulunmayan zayıf markalar olduğunu, zayıf markaların 3. kişiler tarafından kullanımının engellenmesinin mümkün olmadığını, TPE sicili içerisinde fiber ibaresini barındıran, davacı firmanın tescil ettirilmiş olduğu sınıflarda yüzlerce marka tescili bulunduğunu belirterek davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca açılmış Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi talepli davadır.
Mahkememizin 2017/177 Esas ve 2021/12 Karar sayılı 14/01/2021 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından İstinaf kanun yoluna taşınmış, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile mahkememizin kararı kaldırılmış, kaldırma kararı sonrası ... 4. FSHHM'nin ... esas numarasına kaydolan dava dosyasında verilen 12/12/2023 tarihli gönderme kararı sonrası dosya mahkememizin yukarıdaki esas sayısına kaydolunmuş, mahkememizce İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunarak yargılama sonlandırılmıştır.
İstinaf kaldırma ilamı sonrası kaldırma kararı çerçevesinde taraflarca bildirilen tüm deliller toplanmış, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle çelişkileri giderici bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Kaldırma kararı öncesi alınan ;
11/04/2014 tarihli bilirkişi raporunda, davacıya ait alan adının (...) tescil tarihi olan (10/10/2002), davalıya ait alan adının (...) tescil tarihi (14/10/2005) olarak tespit edildiği, ... arama motorunda "..." anahtar kelimesi ile yapılan arama sonuçlarının tespit edildiği, ... Reklam uygulamasına verilen ilan sonucu ilk sırada çıkan sonuca ait linkin davalıya ait www.fiberton.com.tr sitesine yönlendirildiği belirtilmiştir.
31/03/2015 tarihli bilirkişi raporunda, 11/04/2014 tarihli bilirkişi raporunda davalı markasının google adwords reklam sisteminde anahtar kelime olarak kullanılıp kullanılmadığının net olarak anlaşılamadığı, şu an adwords reklam sistemi kapsamında bir kullanımın olmadığı, markaların hitap ettiği ortalama tüketici algısı ve markaların tasviri işaretlerin dikkate alındığında, davalının davacı markası olan ... ibaresini anahtar kelime olarak belirlemesi halinde, davalının ... şeklindeki kullanımının karışıklığa sebep olmadığı, davacı tarafın uğradığı zarar veya davalının haksız rekabet sonucu elde ettiği kara ilişkin hesaplama yapılamadığı bildirilmişitr.
15/02/2017 tarihli bilirkişi raporunda, taraf markalarının benzer olduğu ve uyuşmazlık konusu bütün mallar yönünden KHK m.8/1-b maddesi anlamında iltibas oluştuğu, davacı şirketin markaların dış cephe sistemleri şeklinde tanınmış olduğu, ancak dava konusu marka başvurusuna konu işaretin tescil kapsamında bulunan ürünler davacı markaların koruma kapsamındaki emtialara aynı türden olduğundan KHK m.8/4'ün somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
04/12/2017 tarihli bilirkişi ek raporunda, davalının ... şeklindeki markasal kullanımının gerçekleştiği ticaret alanının, kendisi adına tescilli ... numaralı ...markasının tescili kapsamında olmadığı, davalı kullanımının sadece tescilsiz bir marka kullanımı niteliğinde mi olduğunun, yoksa tescilli ... ve ... şkeil markalarına uygun bir kullanım mı olduğunun mahkeme takdirinde olduğu, davacının ... markalarının tanınmış marka kriterlerini taşıdığı, tanınmış markanın ayırt ediciliğe hatta yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu, davalının fiili olarak kullandığı ... ibareli markanın, en azından işletme düzeyinde taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimaline, ekonomik vb yönden taraflar arasında organik bağ bulunduğu izlenimine sebep olacak bir benzerlik arz ettiği, davacının 2005 yılında tescil edilmiş olan ve tüm Türkiye'de korunan davalı tacirin unvanının terkinini talep etmekte uzun süre sessiz kaldığı ve tespit edilen mali bilgiler ışığında, davacının fiber takviyeli beton emtiası yönünden marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiasını ileri sürmekte sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığı mahkememiz kanaatinde olduğu bildirilmiştir.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığı ile Mahkememize sunulan 02/12/2015 tarihli talimat bilirkişi raporunda, davalının merkez adresinde şirketin kuruluş yılından itibaren dava tarihine kadar sunulan ticari defterler ve Kurumlar Beyannameleri ekinde bulunan mali tablolar ile satış faturaları üzerinde yapılan incelemede davalı şirketin "..." unvanı/markası kullanımı ile ürettiği Mamullerin net satış tutarları toplamının 8.277,092,05 TL olduğu, ayrıca şirketin diğer faaliyet konuları içerisindeki boya ve inşaat malzemesi net satış tutarının ise 17.916.081,32 TL olduğu, aynı heyetten alınan 11/02/2016 tarihli bilirkişi ek raporunda ise, kök rapordaki satışlara göre davaya konu prekast satışlarından elde edilen kar hesaplaması için davalı şirketin kurumlar vergisi beyannameleri, mali tabloların incelemesi sonucu 2005-2014 yılları arasında toplamda 314.005,10 TL zarar ettiği tespit edildiği bildirilmiştir.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan 02/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalının "..." ibareli markasal satışlardan kaynaklı olarak 2005 - 2014 yılları arası dönemde de elde etmiş olduğu net kazancın 426.258,28 TL olduğu bildirilmiştir.
Davacı vekili 11/03/2020 havale tarihli dilekçesi ile, Maddi tazminat taleplerini 342.000,00 TL artırarak 345.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
İstinaf kaldırma ilamında, 31.03.2015 tarihli bilirkişi raporu ile 15.02.2017 tarihli bilirkişi raporu arasındaki iltibasa yönelik çelişkilerin giderilmesi gerektiği, davalı tarafça sunulan 15/03/2018 tarihli uzman görüşünün mahkemece alınan 31.03.2015 tarihli bilirkişi raporu ile aynı yönde görüş beyan ettiği ve bu hususun da değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca maddi tazminat yönünden yapılan hesapta 2011 yılındaki zararın kazanç miktarından düşülmediği ve dava tarihinden sonraki süreye ilişkin de kazanç kaybına hükmedildiği belirtilmiş, bu çerçevede ... 4. FSHHM'nin ...Esas sayılı (mahkememize devredilen) dosyasında aldırılan 01.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı markası olan "..." ile davalının "..." markasının karıştırılma ihtimallerinin yüksek olduğu, müşterilerin iki işletme arasında bağlantı bulunulduğu yanılgısına düşme ihtimallerinin bulunduğu, davalı tarafça sunulan 15/03/2018 tarihli uzman görüşünün değerlendirildiği, bu konuda da uyuşmazlık konusu markanın tanınmış olmasının karıştırılma ihtimalini güçlendirdiği, davalının dava konusu mamule ilişkin 2011-2014 yıllarına ait toplamda 9.982,95 TL net kar elde ettiği görüş ve kanaatine varıldığı anlaşılmış, itirazlar üzerinde alınan 11/07/2023 tarihli ek raporda ise kök raporda varılan kanaatte bir değişiklik olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık 556 Sayılı KHK kapsamında davalıya ait ... ibareli marka kullanımlarının , davacıya ait ... ibareli marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının tespiti ile oluşturması halinde bunun önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile birlikte bu tutara makul bir payın eklenmesi ve google adwords sisteminden kaynaklı tecavüzün önlenmesi, buna bağlı tazminat ile alan adının terkini ve ticaret ünvanının terkini istemlerine ilişkindir.
Türk Patent Kurumundan marka tescil belgeleri celp edilmiş ve incelenmiştir.
Taraflar arasında işbu davaya konu uyuşmazlık öncesinde görülen benzer nitelikli davalarda;
a) ... 2. FSHHM'nin 05.10.2016 tarihli, ... E. ve... K. sayılı kararı: Davacının ... sayılı ... ibareli marka başvurusunun, davalı ŞİRKETİN ... ibareli markalarına dayanılarak 19/1-748; 37/1,7,9; 42/1-3. Sınıf mal ve hizmetler için reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemi ile açılan dava ... 2. FSHHM'nin 05.10.2016 tarihli, ...E. ve ... K. sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu da ... BAM 20. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2016 tarihli, ...E. ve ... K. sayılı kararı ile reddedilmiştir.
b) ... 3. FSHHM'nin 29.12.2016 tarihli,...E. ve... K. sayılı kararı: İş bu karar ile dava dışı şahsa ait ... ibareli marka başvurusu ile huzurdaki davanın davalısı şirketin ... ibareli markalarının benzer olduğuna ve ... ile ..., Sınıflar itibariyle Iltibas oluştuğuna hükmedilmiş ve aksi yöndeki YİDK kararı iptal edilmiştir. Kararda ayrıca, ... markasının. “dış cephe sistemleri” ile sınırlı olarak sektörel tanınmışlığının bulunduğu belirtilmişitir. Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu da ... BAM 20. Hukuk Dairesi'nin 11.05.2017 tarihli, ... E. ve ... K. sayılı kararı ile reddedilmiştir.
c) ... FSHHM'nin 15.09.2010 tarihli, ... E. ve ... K. sayılı kararı: İş bu karar ile dava dışı şirkete ait ... ibareli marka ile huzurdaki davanın davalısı şirketin ... ibareli markalarının benzer olduğuna ve ...Sınıflar itibariyle iltibas oluştuğuna ve ... markasının hükümsüzlüğüne hükmedilmiştir. Kararda ayrıca, ... markasının sektörel tanınmışlığının bulunduğu belirtilmişitir. Bu karar Yargıtay 11. HD'nin 25.04.2012 tarihli, ... E, ve... K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
D)... 1. FSHHM'nin 10.11.2020 tarihli, ... Esas, ... Kararı: İşbu karar ile davalı şirkete ait "...","...", "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tevacüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir.
Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabet Bakımından Yapılan İncelemede
Tüm dosya kapsamı yukarıda belirtilen İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda değerlendirildiğinde, İstinaf kaldırma ilamı sonrası alınan 01/03/2023 tarihli bilirkişi heyeti tarafından yapılan tespitlerin dosya kapsamında incelenen farklı mahkemelerdeki hükme esas alınan raporlar ile de uyumlu olduğu, davalının markasını tescil ettirdiği ve faaliyette bulunduğu ürün ve hizmetlerin davacı ile ilişkili ve aynı hizmet alanında bulunduğu, bu ürün ve hizmetlerin aynı dağıtım kanallarından geçme, birbirleri yerine ikame edilme ve rekabet etme olanaklarının bulunduğu, bir kısım alıcıların iki farklı marka olduğunu anlasa dahi marka ve işaretin birbirleri ile idari ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde algılama içerisinde yer alabileceklerinin kaçınılmaz olduğu, zira dava konusu işaretin davacının markasının yeni düzenlenmiş bir versiyonu gibi algılama yaratabileceği,taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, yukarıda yer verilen 01/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı markasının tanınmış marka olduğu,bu hususun daha önce karara çıkmış olan mahkeme ilamları ile de anlaşıldığı, markanın tanınmış olmasının karıştırma ihtimalini güçlendirdiği, bu noktada 15/03/2018 tarihli uzman görüşüne itibar edilemeyeceği, tescil önceliğinin markasal olarak davacıda bulunduğu, tüm bu nedenlerle davalı kullanımlarının markanın bütünün itibari ile bıraktığı etki dikkate alındığında 556 Sayılı KHK md. 8/1-b kapsamında iltibas meydana getirdiği, davalının ...şeklindeki markasal kullanımının gerçekleştiği ticaret alanının kendisi adına tescilli ... No'lu ...markasının tescili kapsamında olmadığı, bu nedenlerle davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
Haksız rekabet ise, genel anlamda, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 56. maddesinde “aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suiistimalidir” şeklinde tanımlanmıştır. Yasanın 57. maddede ise, haksız rekabet halleri sınırlı örnekler ile sayılmıştır. Maddenin 5. bendine göre, “başkalarının emtiası, iş mahsulleri…hususi ile başkasının haklı olarak kullandığı ad, ünvan, marka, işaret gibi tanıtım vasıtaları ile iltibasa meydan verebilecek surette ad, ünvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak” haksız rekabet teşkil etmektedir. Eylem bu hallerden birini oluşturmadığı takdirde 56. madde uyarınca genel anlamda haksız rekabet koşullarının var olup olmadığına bakılmalıdır. TTK’nun 56 ncı maddesine göre haksız rekabetin gerçekleşmesi iki koşula tabidir. Bunlar iktisadi rekabet çerçevesi içinde bir eylemin meydana gelmesi ve bu eylemin aldatıcı olması veya dürüstlük kurallarını ihlal etmesidir.
Somut olaya dönüldüğünde; daha önce davalıya ait ... markası ile davacıya ait ... markası arasında bir bütün olarak yapılan incelemede benzer oldukları, davacı markasının sektörel tanınmış marka olduğu ve davalı kullanımlarının iltibasa sebebiyet vereceği açıklanmış idi, yapılan bu tespit ve değerlendirmeler karşısında davalı kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabete de neden olacağı da izahtan varestedir.
... Kullanımlarına ilişkin Yapılan İncelemede
Bilindiği üzere; ...: Reklam vermek suretiyle hedeflenen sitelerin doğal aramaların üzerinde ayrı bir bölümde gösterilmesi şeklinde daha hızlı bir yöntemdir. Dünyada bu şekilde verilen reklamlarda lider durumdaki sistemin dava konusu ...olduğu bilinmektedir. ...reklam sistemi “Tıklama-başı-maliyete dayanan ücretlendirme ile- hizmete sunulan bir reklam yayınlama altyapısıdır. Burada reklam veren tarafından belirlenen anahtar kelime ve kelime gruplarının arama motorunda aranması halinde, sonuçların gösterildiği ekranın üst kısmında gösterilmesi suretiyle gerçekleşen reklamcılık modelidir. Reklam verene ait bu tanıtımlar, Türkçe “...”, ... “...”, ... “...” üst başlığı altında bulunan arama sonuçlarından ayrı olarak üst kısımda, arama yapan kullanıcının karşısına çıkmaktadır. Sitelerde ... olarak etiket kullanma ile Adwords üzerinde kullanma arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Sitelerin metatagları siteye ait tasarım ve yazılımın bir parçası olup, site kaynak kodları incelenerek kolaylıkla tespit edilebilmektedir. ... reklamları ise ... internet sitesi üzerinde ticari bir hesap açılıp, çeşitli reklam kampanyaları oluşturulması, daha sonra bu kampanyalarda hedeflenen anahtar sözcüklerin belirlenmesi ve son olarak sistemin belirttiği tıklama bedelleri gözetilerek kampanyalara para yatırmak şeklinde yapılmaktadır. Adwords üzerinde sitelerin sayılan özelliklerinden bağımsız olarak arama sonuçlarında özel reklam alanında çıkmasını sağlamaktadır. Bu şekilde sitelerin ziyaret sayıları artmakta ve bir süre sonra doğal yollarla çıkması hedeflenmektedir. ... site üzerinden ücretsiz yapılmakta iken, ...reklamları ön ödemeli bir hizmet satışıdır.
Dosyada davacının iddialarından birisi de davalının ... sisteminde davacının markasını ve markası ile benzer ifadelerini “anahtar kelime” olarak kullanarak aramalarda öne çıkması bu durumunda marka hakkına tecavüz ve tazminat talebi gerektireceğine ilişkindir. ... arama motorunda üst sıralarda görüntülenmeyi sağlayan ... reklamları da marka hakkının ihlali kapsamında değerlendirilmektedir. Yine bilindiği üzere Adwords reklam uygulamalarında reklam verenin herkesin kullanabileceği genel geçer bir kavramı veya kendi işiyle ilgili bir kavramı kullanmasının engellenmesi mümkün değildir. Bu yönde yani adworks uygulaması ile davalının markasal kullanımda bulunduğu yönünde bir delil mevcut değildir. Davalı iş yerindeki bilişim sistemi ve ağ yapısı teknik bilirkişilerce incelenmiş olup, davalı firmanın ...Hesabına erişim sağlanamadığından geçmişe yönelik kullanılan anahtar kelimelerin depolanıp, depolanmadığı hangi kelimelerle kampanya oluşturdukları ve ne kadar süre yayında kaldığı bilgileri tespit edilememiş, ispatlanamayan bu kullanımlara ilişkin tecavüz olgusu saptanamadığından bu hususa ilişkin taleplerin reddi gerekmiştir.
Davalının Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı İddiasının İncelenmesi
Davalı vekili, davalı ... firmasının, ‘...’ ibareli ticaret unvanının 24.08.2005 tarihi itibariyle ... Ticaret Odasına tescil edilmesinden bahisle sessiz kalmanın davacı yönünden hak kaybına neden olduğunu ileri sürmektedir. Ancak bilindiği üzere ticaret unvanının tescili ve kullanımı ile markasal kullanım netice itibarıyla farklı hukuki sonuçlar doğuran olgular olup, davalı firma 2005 yılından beri ... Ticaret Odası‘na kayıtlı olduğunu ileri sürmekte olup, davacı yanca sunulan deliller kapsamına göre . Davalının “...” (...) ürettiğine dair tanıtımları 2010 yılından sonra başladığı, Davalı firmanın ... başvuru sayılı ... ibareli marka başvurusunu 04.03.2011 yılında yaptığı, davalı firmanın her ne kadar ... ibaresini 2005 yılından beri kullandığını belirtmiş olsa da, internet sitesi, davalının reklam ve tanıtımlarının geçmişinin 21.06.2010 yılından önceye ait olduğu yönünde delil bulunmadığı, davacının davalı ile olan birçok davaya konu derdest ve sonuçlanmış kesinleşmiş davalarının da bulunduğu, 2005 yılında ... Ticaret Odasına yapılan davalı unvan kaydından davacının farklı ilde faaliyet nedeniyle bu tarihte haberdar olduğunun düşünülemeyeceği, şayet davacının haberdar olduğu yönünde bir delil varsa bunu sessiz kalmayı ileri süren davalı yanca delillendirilmesi gerektiği, davalının ... ibareli marka tescil başvurusu yaptığı ve bu başvurudan itibaren davacı yanca sunulu delillere göre tarafların devamlı surette ihtilaf içinde bulundukları, Davalının iltibas yaratan çok benzer marka başvurularında bulunduğu, davacı yanca kurum nezdinde bu marka başvurularına itiraz edildiği, buna ilişkin delillerin dosyaya sunulduğu,... 2. FSHHM’nin ... Esas sayılı kararında Davalı firmaya ait ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna TÜRKPATENT nezdinde yapmış olduğu itirazın davacının tescilli markalarla bağlantılı mal/hizmetler kapsamında kabul edildiği, Davalı firma tarafından kararının iptali için ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde 26.10.2015 tarihinde ...E. sayılı dava açtığı, davanın red edildiği, Yargıtay tarafından BAM kararının onanmasına karar verildiği, ... 2.FSHHM’nin ... Esas sayılı dosyasında Davalı firmaya ait ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna kurum nezdinde davacının yapmış olduğu itirazın davacı şirkete ait tescilli markalarla bağlantılı mal/hizmetler kapsamında kabul edildiği, Davalı firma tarafından kurum kararının iptali için açılan davanın 10.05.2017 tarihinde reddedildiği, Yargıtay tarafından BAM kararının onanmasına karar verildiği ve dosyanın 18.11.2019 tarihinde kesinleştiği, .Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleşen ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ...Esas sayılı kararında; Davalı firmaya ait ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna kurum nezdinde davacı yanca yapılan itirazın davacı şirkete ait tescilli markalarla bağlantılı mal/hizmetler kapsamında kabul edildiği, davalı yanca kararın iptali için açılan davada dava dosyasına alınan bilirkişi raporunda davacı şirkete ait ... markasının inşaat sektöründe tanınmış marka olduğu ve tanınmışlığın iltibas ihtimalini arttırdığı yönünde rapor düzenlendiği, 26.11.2019 tarihli duruşma esnasında davanın reddine karar verildiği ilamın henüz kesinleşmediği, yine benzer ... 1 FSHHM'nin ...Esas, ...Kararı sayılı dosyasında davalı şirkete ait "..","...", "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tevacüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile maddi ve manevi tazminata karar verildiği, incelenen ilam içerikleri, kurum kararları dikkate alındığında davacının sessiz kalmasının söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır.
Kötü Niyet Bakımından Yapılan İnceleme
Kötü niyetten söz edebilmek için, İşaretin sağladığı ticari potansiyelden yararlanma amacıyla işaretler arasında iltibasa yol açıcı karışıklık yaratılarak müşteriyi yanıltma çaba ve niyetiyle yapıldığının kanıtlanmış olması gerekir. Nitekim Avrupa uyum direktifi nedeniyle marka kanunları bizimkiyle çok benzer Fransa ve Almanya ve diğer ülkelerde salt marka haklarına tecavüz tek başına haksız rekabet kabul edilmemekte, ancak yukarıda açıklanan hileli davranışların eşlik etmesi durumu daha çok tanınmış markanın kullanılması veya ambalajında benzetilmesi durumlarıyla sınırlı durumlar için haksız rekabetin var olduğu kabul edilmektedir. Kötü niyetin diğer tipik bir örneği lisans alanın veya distribütörün markayı marka sahibinin bilgisi dışında kendi adına tescil ettirmesi olgusudur.
Öte yandan 556 sayılı kararnamenin alındığı 1988 tarihli uyum direktifini uygulayan tüm ülkelerde ve ayrıca Yargıtay ve Genel Kurul içtihatlarına göre daha eski bir işarettten alınan bilgi kötü niyetin kabulü için yeterli değildir. Yani davalının bu işareti kullanırken davacının da bunu kullandığını bilmesinden hareketle davalının salt bu nedenle kötü niyetli olduğu kabul edilemez kötü niyet için önceki işaretin ayırt ediciliğinin sağladığı avantajlardan yararlanılma kastıyla işaretin seçildiği ve bu amaçla kullanıldığının kanıtlanması gerekir.
Dolayısıyla da tescilli veya tescilsiz bir markanın 3.şahıslarca aynen kullanımı mülkiyet haklarına tecavüz nedeniyle (kusur aranmaksızın) marka haklarına tecavüz oluşturur ise de özellikle iltibas oluşturarak onun müşterisini çekmek için seçildiği kanıtlamamışsa kötü niyet olarak kabul edilmez.
Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, elyaf-yün katkılı anlamına gelen ... kelimesinden ve beton kelimesinin "..." hecesinin birleştirilmiş halinden oluşan davalı markasının ... kelimesini içeren çok sayıda markanın mevcut olması, kelimenin cam elyaf katkılı beton ürünü bakımından ayırt ediciliğinin olmaması nedeni ile davalının davacı markasının tanınmışlığından istifade etme amacında olmadığı ve davalının kötü niyetinin kanıtlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Ticaret Ünvanının Terkinini Bakımından Yapılan İnceleme
TTK’nun 20 ve 40 ncı maddeleri uyarınca her tacir, bütün ticari işlemlerini bir ticaret unvanı altında yapmaya, imzaladığı evrakı bu unvanı kullanarak imzalamaya mecburdur. Tacirin ticaret unvanı kullanma ve tescil ettirme zorunluluğu bulunmaktadır. İşletme adı,işletmeyi benzeri işletmelerden ayırmaya yarayan ve işletmeyi tanıtma amacı güden bir isimdir. İşletme adının kullanılma zorunluluğu yoktur. Ancak,işletme adı kullanılıyor ise,tescil ettirme zorunluluğu bulunmaktadır. Hizmet markası ise,bir işletmenin hizmetini diğer bir işletmenin hizmetlerinden ayıran işarettir.
Ticaret unvanı, işletme adı ile hizmet markası, tacirin maddi olmayan mal varlıklarıdır. Seçilmeleri, tescilleri, korunmaları, kullanılmaları ve kullanım amaçları farklıdır. Birbirleri ile karışıklığa neden olacak şekilde kullanılmaları halinde sahibinin bu durumu önleme hakkı bulunmaktadır. Karışıklığa neden olan kullanım şayet tescile dayalı bir kullanım ise, bu halde unvanın, işletme adının veya markanın sicilden terkini veya hükümsüzlüğü talep edilebilmektedir.
Ancak bu talebin makul bir süre içinde talep edilmesi gereklidir.
Hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde, bir ticaret unvanının kullanıldığı bilindiği halde, uzun süredir bu duruma ses çıkarmayan gerçek hak sahibinin ticaret unvanının kullanmasına engel olamayacağı öğreti ve yüksek mahkeme içtihatları ile istikrar kazanmıştır. Hakkın kötüye kullanılma yasağının hukuki temelini dürüstlük kuralı oluşturmaktadır. Hak, o hakkın tanınmasındaki amaca aykırı olarak kullanırsa ve bu kullanmada kullanan bakımından menfaat yoksa veya çok küçük bir menfaat varsa, bu takdirde o hakkın kullanılmasından değil, hakkın kötüye kullanılmasından bahsedilir ( AKYOL, Şener, Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılma Yasağı, İstanbul, 2006, s.24; UYAR, Tahir, "Yargıtay Kararlarında Dürüstlük (Objektif iyiniyet) Kuralı(MK.2/l) ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (MK.2/II)", Prof. Dr. Seyfullah Edis'e Armağan, İzmir, 2000, s.442.).
Şöyle ki, marka sahibi tarafından, ticaret unvanının kullanma sessiz kalınarak, karşı tarafta hakkın kullanılmayacağı yönünde bir güven uyandırılmıştır; hatta bu durum dürüstlük kuralı gereğince örtülü bir feragat sayılabilir (AKYOL, yaptığı ayırımda; önceki davranışı ile çelişen kişi, hakkını kullanırken objektif dürüstlük kuralına aykırı davrandı ise MK 2/1. Md ihlal edilmiştir. Eğer karşı tarafta uyandırdığı güveni ihlal etmiş ise davranışı hakkın kötüye kullanılmasıdır. AKYOL, Dürüstlük Kuralı, s. 63.).
Sessiz kalınarak karşı tarafta güven uyandırdıktan sonra, tamamen farklı bir davranışta bulunarak, karşı tarafı hukuken elverişsiz duruma sokmayı hukuk düzeni korumayacaktır (Bu kurala "çelişkili davranma yasağı (venirecontrafactumproprium)" denir.
Önceki davranış ile sonraki davranış arasında çelişki varsa ve karşı tarafın korunmaya değer bir güveni oluştu ise, güvenin temeli hak sahibinin davranışı ise hak sahibinin davranışı korunmayacaktır (AKYOL, Dürüstlük Kuralı, s.57 vd.)
89/104 Sayılı Avrupa Topluluk Yönergesinin "Sükut Sonucu Sınırlandırma" başlığını taşıyan 9/1. Fıkrası ve 40/94 Sayılı Avrupa Topluluk Markası Tüzüğü 53/1. Fıkrası gereğince, aralıksız 5 yıl süreyle markasının ya da benzerinin kullanıldığını bilmesine rağmen buna sessiz kalan marka sahibinin, sonraki markanın hükümsüzlüğünü talep edemeyeceği gibi kullanmasını da engelleyemeyeceği düzenlemektedir. 556 sayılı KHK döneminde yasal düzenlemede marka hükümsüzlüğü yönünden bir süre öngörülmemişken , 6769 Sayılı SMK md. 25 f. 6 uyarınca hükümsüzlük davaları bakımından sessiz kalma süresi 5 yıl olarak kabul edilmiştir. Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığım bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." düzenlemesi mevcuttur.
Somut olayda da unvan terkini yönünden tıpkı marka hükümsüzlüğü davalarında olduğu gibi mahkemece dava hakkının makul süre kullanılıp kullanılmadığı mahkemece davalı ileri sürmese dahi res’en gözetilmesi gerekli bir husustur.
Sessiz kalmanın kaç yıl sonra hak kaybına yol açacağı ile ilgili kesin bir süre vermek mümkün değildir. Bir başka deyişle ne kadar süre sessiz kalmanın o hakkın artık ileri sürülememesine yol açacağı ile ilgili olarak kesin bir süre vermek mümkün değildir.
Nitekim, bazı durumlarda sürenin kısa olarak belirlenmesi gerekir (örneğin, İlk marka sahibinin tacir olması, ikinci marka sahibinin korunmaya değer malvarlığının oluşması gibi, aynı sektörde faaliyet gösterme); bazı durumlarda ise sürenin uzun olarak belirlenmesi hakkaniyete daha uygun olacaktır (örneğin, İkinci marka sahibinin tacir olması, farklı sektörlerde faaliyet göstermeleri, farklı tanıtma işaretleri bakımından uyuşmazlık çıkması gibi). Bir olayda Yargıtay, somut olayın özelliğine bağlı olarak on aylık sessiz kalma süresini yeterli bularak tecavüz davasını reddetmiştir. Bkz. Yargıtay 11 HD, 21.11.2000, ... E., ... K. (Suluk Cahit/ Karasu Rauf/ Nal Temel, Fikri Mülkiyet Hukuku, Güncellenmiş 2. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2018, sy.19)
Sonuç olarak, yasal düzenlemelerde sessiz kalma süresi marka hükümsüzlüğü davalarında 5 yıl olarak belirlenmiştir. Kıyasen aynı durum unvan terkini davalarında da baz alınabilir. Somut olay bakımından yapılan incelemede, davalı şirket ana sözleşmesinin ticaret siciline 2005 yılında tescil ettirmiştir. Tüzel kişi tacir davalının ticaret ünvanı tüm Türkiyede korunmaktadır. Ticaret Sicilinin aleniliği ilkesi sonucu ticaret siciline tescil ve ilanı gerekli konular tescil ve ilan edilmişlerse artık üçüncü kişiler bu konuları bilmediklerini ileri süremezler ( tescilin olumlu etkisi) Bu neenle davanın açıldığı tarih (2014) göz önüne alındığında tüm Türkiyede korunan davalı tacirin ünvanının terkinini talep etmekte davacının uzun süre sessiz kaldığı, ticaret unvanının tescili ve kullanımı ile markasal kullanım netice itibarıyla farklı hukuki sonuçlar doğuran olgular olduğu dikkate alındığında ünvan terkini isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Tazminat İstemlerinin İncelenmesi
Davacı tazminat istemini 66/2-b kapsamında marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre hesaplanmasını talep etmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere davalı davacının tanınmış olduğu inşaat sektöründe davacı markası ile iltibas yaratacak şekilde kullanımda bulunduğundan kusurludur.
Davalının davacının tanınmış markasını kullandığı hususu ihtilafsız olup, inşaat sektöründeki karlılık oranlarının diğer sektörlere göre daha yüksek olduğu da bilenen bir olgudur. Davalının dava konusu markayı kullanarak 2011-2014 yılları arasında 244.934,05 TL kar elde ettiği 02.01.2020 tarihli talimat raporundan anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan 01/03/2023 tarihli raporda 2011 yılına ait 177.610,67 TL zarar ve KKEG tutarları hesaplamaya dahil edilmiş, ancak yapılan hesaplamada 2014 yılı için dava tarihi olan 03/04/2014 tarihi sonrasının da yine hesaplamaya dahil edildiği ve dosya kapsamına göre 01/01/2014 tarihi ile 03/04/2014 tarihi arasındaki kar zarar hesabının yapılamayacağının bildirildiği anlaşılmıştır. 01/01/2011 ile 31/12/2014 tarihleri arasına göre yapılan hesaplamada davalının 9.982,95 TL net dönem karının bulunduğu bildirilmiş, bu doğrultuda dava tarihi gözetilerek mahkememizce TBK m. 50 kapsamında hakkaniyete göre 2.000,00 TL maddi tazminat miktarı belirlenmiştir.
Açıklanan tüm bu hususlar çerçevesinde, İstinaf kaldırma ilamı sonrası alınan 01/03/2023 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu, dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderdiği ve raporda uzman görüşündeki değerlendirmelerin de tartışıldığı, davalı markasının davacı markası ile iltibas yarattığı, davacı markasının sektörde tanınmış marka olduğu, davalı eylemlerinin tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, bu kullanımdan dolayı yukarıda da açıklandığı üzere 556 Sayılı KHK'nin 66/2-b maddesi kapsamında TBK m. 50 çerçevesinde davalının elde ettiği kazancın takdiren 2.000,00 TL olarak belirlendiği, davalının inşaat ürünleri ve hizmetleri kapsamında davacı markasını kullanarak satış yaptığı hususu gözetilerek 556 sayılı KHK'nın 67. maddesine göre davacı markasının tanınmışlığının satışlara etkisi de kaçınılmaz olduğundan, tarafların mali kayıtları da dikkate alınarak takdiren 1.000,00 -TL maddi tazminatın makul pay olarak yoksun kalınan kazanca eklenmesi gerektiği, davacı tüzel kişiliğinin davalı eylemleri nedeniyle olumsuz etkilenmesi, davalı eylemlerinin tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu tespiti bir arada değerlendirildiğinde 15.000 TL manevi tazminatın somut olaya uygun olduğu, hüküm fıkrasında ve gerekçede açıklanan sair taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;
1-Davalının "..." ibareli marka kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, bu kapsamda .... alan isminin iptali ile terkinine, yine ... adresli internet sitesinin Türkiye'de erişimin engellenmesine, karar kesinleştiğinde bu hususlarda Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına,
2-Davalının (2011-2014) dava tarihine kadar olan dönemde, davacının markasına tecavüz teşkil edecek şekilde kullanımlarından dolayı TBK m. 50 gereği belirlenen 2.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,
3-Davalının inşaat ürünleri ve hizmetleri kapsamında davacı markasını kullanarak satış yaptığı gözetilerek 556 sayılı KHK'nın 67. maddesi kapsamında davacı markasının tanınmışlığının satışlara etkisi de gözetilerek takdiren 1.000,00 TL maddi tazminatın makul pay olarak yoksun kalınan kazanca eklenmesine,
4-Manevi tazminat yönünden talebin kabulü ile, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalının ticari evraklara el konulması isteminin, ticari hayattaki güven ilkesi gereği, üçüncü kişilerin haklarının korunması adına reddine,
6-Davalının ... uygulamasındaki davacıya ait ... markasının izinsiz kullanması nedenine dayalı tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesine dair talebinin reddine,
7-... kullanımlarına ilişkin davacı yanın tazminat isteminin reddine,
8-Davacının, davalıya ait ticaret unvanından ... ibaresinin çıkarılması suretiyle terkine ilişkin talebinin, ticaret unvanın ilanı sebebiyle bilmek durumunda olduğu ve bu hususa karşı uzun süre sessiz kalındığı, ticaret unvanının kullanımı ile markasal kullanımın netice itibariyle farklı hukuki sonuçlar doğuracağı gerekçeleri ile reddine,
9-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalıya ait olmak üzere birer hafta ara ile iki kez ilanına,
10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 1.229,60 TL karar harcından peşin yatırılan 307,40 TL ve 5.840,50 TL ıslah harcı toplamı 6.147,90 TL'nin mahsubu ile kalan 4.918,29 TL bakiye miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
11-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
12-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 3.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
13-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
14-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen el koyma, izinsiz kullanım ve tecavüz talepleri yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
15-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3 maddesi uyarınca, reddedilen maddi tazminat talepleri yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
16-Davacı tarafından yapılan, 9.174,40 TL (bilirkişi ücreti, posta-tebligat gideri) yargılama giderinden kabul-ret oranına göre ve dosya kapsamına göre takdiren belirlenen 4.587,20 TL masraf ile, 1.254,80 TL harç ödemesinin (karar+başvuru) (toplam 5.842,00 TL'nin) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
17-Davalı tarafından yapılan 6.189,15 TL yargılama giderinin (bilirkişi-posta tebligat masrafları) kabul-ret oranına göre ve dosya kapsamına göre takdiren belirlenen 3.094,57 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
18-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2024
Yazı İşleri Müdürü ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır