T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/381 Esas
KARAR NO : 2024/262
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/11/2021
KARAR TARİHİ : 14/11/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından 2007 ve öncesinde ihdas edilerek kullanılan "..." ibaresiyle aynı; Türk Patent nezdinde müvekkil adına usulünce tescilli bulunan "..." ve "..." olarak tescilli bulunan seri markaların "..." ve "..." ibarelerine aynılık düzeyinde, ayırt edilemeyecek kadar benzer "..." ibaresinin davalı tarafından haksız, hukuka aykırı ve iltibas yaratır şekilde ürünleri üzerinde kullanılarak müvekkilimizin iş ürünlerinden haksız fayda sağlaması sebepleriyle, adli ve cezai başvuru ve her çeşit tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle davalı tarafa tebligat yapılmadan evvel müvekkilinin önceki kullanımları sebepleriyle gerçek hak sahibi olduğu "..." ibaresinin ve Türk Patent nezdinde tescilli... & ... & ... markalarına ait unsurların davalı tarafından ürünleri üzerinde haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz yaratır şekilde kullanıldığının, delillerin kaldırılmasına fırsat verilmeden tespit edilmesine ve davalı firma tarafından, müvekkili ...adına usulünce tescilli ... & ... & ... no'lu markalara ait "..." unsurları ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer, sanal ortamda, sosyal medya hesaplarında ve e-ticaret sitelerinde reklam ve tanıtımı yapılarak satışa sunulan genel temizlik ürünlerinin üretimi, reklam ve tanıtımının ve her türlü sanal ve fiziki ortamda satışlarının önlenmesini ve mevcutlarının, üretici davalı firmaya ait üretim tesisleri, depoları ve sevkiyat için bulundurulduğu her yerden toplanarak bir yedd-i emine teslimini, ayrıca ..., ...sosyal medya hesaplarında davaya konu edilen takdim sekli ile ve/veya bunlara yapılacak eklerle dahi olsa bu reklam ve tanıtımlarının engellenmesini ve e-Ticaret sitelerinde satısının durdurulmasını; mümkün kılacak sekilde, gerekli görülecek Teminat karşılığında bir ihtiyat-i tedbir kararının verilmesini, dava dilekçesi ve eklerinin davalı tarafa tebliği ile yapılacak yargılama sonucunda; davalının gerçek hak sahibi olduğu ve Türk Patent nezdinde tescilli "..." marka ibaresini "... ..." veya "... " şeklinde veya her ne şekilde olursa olsun, ürünleri üzerinde ve/veya iş evrakı, kartvizit, mektup, posta kartı, katalog, fiyat listeleri, internet sitesi gibi her çeşit kullanımının önlenmesi tecavüzün durdurulması, mevcut ürünlerin toplatılmasına, mevcut basılı evrakın imha edilmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı markalarının müvekkil markasıyla iltibas yaratmayacak şekilde değiştirilmesine, haksız rekabetin men'i ve markaya vaki tecavüzün durdurulmasına, müvekkilinin markasının esaslı unsuru ... ibaresini taşıyan davalı ürünlerinin adından ... veya ... ile ayırt edilemeyecek kadar benzer ibarelerin terkinine ve ürünlerinin adının değiştirilmesine, marka hakkına tecavüz eden aleyhine verilen mahkeme kararının masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak, kamuya yayın yoluyla duyurulmasına, yargılama masrafları ile giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, diğer her türlü tazminat talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin markasını 2013'te tescil ettirmeden önce 2011'den bu yana ... markası ile birlikte ... işaretini hiçbir itiraz ile karşılaşmadan nizasız ve fasılasız harcıalem herkesin kullandığı ambalajlar üzerinde kullandığını, davacının ... ibaresi üzerinde üstün hakkının olduğu bir an için kabul edilse dahi sessiz kalmakla hak kaybına uğradığını, davacının on yılı aşkın süre üzerine hak ihlali iddiasında bulunmasının kötüniyetli olduğunu, 2013 yılından bu yana davalının markasını aralıksız kullandığını, ... internet sitesinde ... markalı ürünlerin tanıtımının yapıldığını, davacının davaya dayanak markalarını tescile aykırı kullandığını, davacının markalarını ne zamandır ve ne şekilde kullandığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının kullanımının olduğunun kabulü halinde dahi on yıl suskun kaldığından dolayı hak kaybı yaşadığını, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin unsurlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliller toplanmış TPMK kayıtları getirtilmiş, bilirkişi incelemeleri yaptırılarak raporlar alınmıştır.
Mahkememizce 01/12/2021 tarihli tensip zaptının 12 nolu ara kararı doğrultusunda marka vekili ve bilgisayar mühendisinden oluşturulan heyetten aldırılan 23/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davalının markasal kullanımlarının davacının tescilli markalarına tecavüz teşkil ettiği, davacının tescilli markaları yönünden haksız rekabete sebep olduğu kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 23/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacının “...” ibaresi üzerindeki gerçek hak sahipliğini ispatlayamadığı, “...” ibaresinin kimseye hak bahsetmeyecek, jenerik bir ibare olduğu, davalının tescilli markasının davacının tescilli markası ile SMK m.6/1 uyarınca karıştırılma ihtimaline yol açmadığı, davalının tescil kapsamı dışında kalan “fili kullanımlarının” davacının “tescilli markası” veya “davacının tescil dışı fiili kullanımları” ile karıştırılmaya yol açmadığı ve SMK m.7/1 uyarınca marka hakkına tecavüz mahiyeti taşımadığı, aksi yönde bir kabulle tecavüz fiilinin söz konusu olduğu kanaatine ulaşılsa dahi davalının marka tescili ve fiili kullanımlarından dava tarihine kadar geçen 7 yılda davacının susma yoluyla hak kaybına uğramasının mümkün görüldüğü, SMK m.5/1/c uyarınca tanımlayıcı ve SMK m.5/1/d uyarınca ilgili pazarda ortaklaşa kullanılan bir vasıf taşıyan “...” ibaresi üzerinde tarafların herhangi bir tekel hakkı kazanmalarının söz konusu olamayacağı, TTK m.55/1(a)-4 uyarınca davalının “...” ibaresine yönelik kullanımlarının haksız rekabete yol açmadığı, davacı tarafından haksız rekabete dayalı olarak ileri sürülen taleplerinin reddinin gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Rapora karşı itirazların değerlendirilmesi için dosya kapsamında ek rapor alınmıştır.
Mahkememizce aldırılan 22/04/2024 tarihli ek raporda, ... ibaresinin deterjan emtiası bakımından jenerik bir ibare olduğundan hareketle davacının gerçek hak sahipliğinin ortaya konulamadığı, davalı markasının kötüniyetle tescil edilip edilmediği hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Dava markaya tecavüzün tespiti, durdurulması ve haksız rekabetin tespiti ile davalı ürünlerinin adından iltibas yaratan ibarelerin terkini ve ürünlerin adlarının değiştirilmesi taleplerine ilişkindir.
Dosya kapsamında mevcut TPMK kayıtlarının incelenmesinde... nolu "..." ...nolu "..." ve ... nolu "..." ibareli markalarının davacı adına kayıtlı olduğu, ... nolu "..." ibareli markanın ise davalı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda her ne kadar davacı taraf ... ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu ve davalının kötü niyetli olarak bu ibarenin farklı yazılı versiyonlarını haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz yaratır şekilde kullandığını iddia etmiş ise de, ... ibaresinin jenerik bir ibare olduğu ve deterjan ürünü haline gelerek piyasadaki bir çok firma tarafından kullanıldığı, davacının bu kelime üzerinde münhasır yetki kazanamayacağı, ... ibaresinin davacı tarafından tescil edildiği emtia ve hizmet gruplarında bilinir hale getirildiğine ilişkin bir delilin bulunmadığı, davalı kullanımlarının davacı kullanımlarından ve markasından yararlanmaya yönelik ve iltibasa neden olacak düzeyde olmadığı, davalının kullanımlarında kötü niyetli olarak kabul edilemeyeceği, davacının markalarındaki esas unsurların “ ..., ..., ...” olduğu, davalının fiili kullanımının ise “...” şeklinde olduğu, ... ibaresinin de ayrışmaya olanak sağladığı, davalının marka tescilinde ise ... ibaresinin; ... ibaresinin başında "..." ve sonunda "..." şeklinde parçalanarak yer aldığı, her ne kadar markalar arasında kısmı düzeyde işitsel benzerlik bulunsa da bu benzerliğin karıştırılmaya ya da işletmeler arasında bağlantı kurmaya yol açmayacağının bilirkişilerce de tespit olunduğu, bu noktada da davalının kötü niyetinden bahsedilemeyeceği, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalının 2014 yılından dava tarihine kadar yaklaşık 7 yıllık sürede ... ibaresine yönelik kullanımlarının bulunduğu ve bu süreçte davalı kullanımlarına yönelik davacı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, yine her ne kadar 23/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete yol açtığı görüşüne yer verilmişse de anılan bilirkişi raporunda ... ibaresinin harcıalem nitelikte olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılamadığının belirtildiği, buna ilişkin değerlendirmenin ise mahkememizin hükme esas alınan 23/08/2023 ve 22/04/2024 tarihli bilirkişi raporu ile karşılandığı, bu doğrultuda raporlar arasında çelişkiden bahsedilemeyeceği, eksik incelemelere dayanan ve ön inceleme aşamasında önce alınan 23/12/2021 tarihli raporun hüküm vermeye elverişsiz olduğu, dosya kapsamına uygun 23/08/2023 ve 22/04/2024 tarihli bilirkişi raporlarının hükme esas alınması gerektiği anlaşılmakla davacının gerçek hak sahipliğini ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın tümden REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 368,30 TL eksik harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini avukatla temsil ettirdiğinden;
-Marka hakkına tecavüzün tespiti davası yönünden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' ye göre hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Haksız rekabet davası yönünden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' ye göre hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.14/11/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır