T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/222
KARAR NO : 2024/245
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 02/11/2017
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, müvekkilinin markası olan ... markası adı altında 2002 yılından bu yana başta menşe ülkesi ... olmak üzere dünyanın neredeyse tamamında kullanılan ve tanınan enerji içeceklerinin sahibi olduğunu, dünyada en çok bilinen enerji içecekleri arasında dünyada ikinci olduğunu, sadece enerji içeceklerinde değil diğer alanlarda da oldukça tanınan ve popüler bir marka olduğunu, ... markası ile özdeşleşen ve tüm dünyada tanınan pençe şeklinin de müvekkili tarafından ayırt edici hale getirildiğini ve uzun yıllardan bu yana kullanıldığını, 3 adet pençe izini andıran şeklin Türkiye'de ve dünyada tescil ettirilip koruma altına alındığını ve özellikle müvekkilinin sponsoru olduğu otomobil yarışları ve motorspor organizasyonlarında 3 adet pençe izini andıran şeklin sıklıkla kullanıldığını ve tüketicinin zihninde ... algısı yaratıldığını, davalının ise 3 adet pençe izini andıran şekli kullanarak müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı tarafın kullanımı ile müvekkilinin kullanımı ile tescilli markaları arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, bu benzerlik nedeniyle tüketici nezdinde iltibas tehlikesi yaratıldığını, her iki markanın benzer ürünler üzerinde kullanılması sebebiyle benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin arttığını, davalının söz konusu işareti iltibas yaratacak şekilde araç modifikasyonu alanında kullandığını, müvekkilinin markasının dünyada tanınmış bir marka olduğunu, 50 farklı ülkede çok sayıda mağazası olduğunu, enerji içecekleri ve diğer ürünlerde bilinen müvekkilinin dünyaca meşhur yarışçıların ve ekstrem spor organizasyonlarına sponsor olduğunu, davalı tarafın binlerce logo seçeneği varken müvekkilinin logosuna benzer bir marka seçmesinin kötü niyetli olduğunu belirterek, marka hakkına tecavüzün durdurulmasını, maddi zararın tespitini, yoksun kalınan kazancın davalının elde ettiği kazanca göre hesaplanmasını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hizmet ve ürünün satışında markanın ekonomik bakımdan önemli bir katkısının bulunduğundan, kazancın hesaplanmasında mahkemece uygun görülecek makul bir payın daha eklenmesini, marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınmasını, özellikle el koyulan ürün, tabela ve elektronik ortam dahil tüm mecralarda ve araçların üzerindeki markaların silinmesini marka hakkına tecavüz kaçınılmaz ise imhasını, davanın kabulü halinde marka hakkına tecavüz eden davalı aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları davalı tarafından karşılanmak üzere, kamuya yayın yoluyla duyurulmasını. dava masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenerek karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap dilekçesi: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğ edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı HMK gereğince davayı inkar ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememizden verilen ilk karar: Mahkememiz 10/01/2019 karar tarihli ... Esas- ... Karar sayılı kararı ile "Davacının markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, giderilmesi ve maddi ve manevi tazminata yönelik açmış olduğu davanın reddine" karar verilmiştir.
Bozma ilamı: İstanbul BAM 44. Hukuk Daire'sinin ... Esas- ...Karar sayılı ilamı ile; "Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda yapılan tespitlere ve toplanan delillere göre, davacının üç pençe şeklindeki markasının tanınmış bir marka olduğu, davacı enerji içeceği sektöründe faaliyet gösteriyor olmakla birlikte, davacının otomobil sporlarındaki bazı organizasyonlara bu markayla sponsor olduğu, davalının da otomobil modifikasyonu alanında faaliyet gösterdiği, her ne kadar bilirkişi raporunda ''davalının davacıya ait aynı markayı tek başına kullanmadığı, ... ibaresi yanında bir logo olarak kullandığı'' belirtilmiş ise de, dosyaya sunulan görseller incelendiğinde; bazı otomobillerin kaporta kısmında aynı markanın tek başına kullanıldığının da görüldüğü, kaldı ki birlikte kullanıldığının kabulü halinde dahi, tanınmış markanın, gerek tüketici kitlesi, gerekse dağıtım kanalları itibariyle toplumun zihnine yerleşmiş olan, o markaya konu ibare veya işaret zikredildiğinde veya görüldüğünde her hangi bir zihinsel faaliyet gerektirmeden derhal çağrışım yaparak akla gelen yüksek ayırt edicilik düzeyi olan işaretler olduğu, her markanın belirli düzeyde ayırt edicilik ve reklam işlevi bulunmakla birlikte bu düzeyin tanınmış markalarda daha yüksek olduğu, davacıya ait üç pençe şeklindeki marka ayırt edicilik düzeyi yüksek olan bir işaret olup, işaret zikredildiğinde veya görüldüğünde her hangi bir zihinsel faaliyet gerektirmeden ortalama tüketici nezdinde derhal çağrışım yapabilecek nitelikte olduğu, dolayısıyla davalının aynı markayı birlikte veya yalnız kullanmış olmasının marka hakkına tecavüz oluşturması bakımından sonuca etkili olmayacağı, diğer yandan davacının sticker ve çıkartmalara ilişkin markalarının da bulunduğu, davalının bilirkişi raporunda yer alan görsellerdeki sticker ve çıkartmalardan ibaret kullanımları da dikkate alındığında, davalının davacıya ait işaret markasının aynısını kullanmaktan ibaret eyleminin SMK'nın 29.maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğu, aynı kanunun 7/2.maddesi uyarınca davacının davalının fiillerinin önlenmesini ve 149.maddesi uyarınca maddi ve manevi zararının tazminin talep edebileceği gözetilmeden, eksik ve hatalı değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmuş olması kaldırmayı gerektirmiştir. Mahkemece yapılacak iş; dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi ile, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davacının tüm talepleri değerlendirilip, varılacak sonuca göre karar verilmesidir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği" kanaatine varılarak mahkememiz 10/01/2019 tarih,...Esas- ...Karar Sayılı Kararı bozularak mahkememiz yukarıda yazılı dosyasına kayıtlanmıştır.
Deliller:
TPMK Kayıtları: ... adına kayıtlı ibaresinde “...' ibaresini bulunduran ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılarla tescilli markaların tescil kayıtları dosya arasına alınmıştır.
Bilirkişi raporları: 07/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda; " Somut olayda davalı tarafın logosunu tek başına değil ... markası yanında ve birlikte kullandığı, var olan kullanımlar neticesinde davacı markası ile davalı kullanımları arasında tüketici nezdinde bir iltibas veya karıştırılma ihtimali olmadığı, davacı tarafın ... ve şekil markası tanınmış marka olsa da davalı tarafın iş bu tanınmışlıktan 6769 sayılı kanun müdde 6/5 'nin aradığı anlamda haksız bir yararın sağlaması, markanın itibarına zarar vermesi ya da markanın ayırt edici karakterini zedelemesi durumunun somut olayımız açısından gerçekleşmediği" şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
İstinaf ilamı sonrası yapılan işlemler: İstinaf ilamı doğrultusunda dosya yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor tanzim edilmesi istenmiştir.
25/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacı ..., firmasının hem ülkemizde hem de dünya genelinde ... sınıflarında tescilli markaları olduğu, firmanın tanınmışlığı olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar ilgili ... firması tanınmış bir firma da olsa güncel durumda “...” üretimini ve satışını gerçekleştirdiğinden, “...” markası ile aralarında ticari faaliyet benzerliği bulunmamaktadır. Logo incelendiğinde de benzerliğin birebir ölçüde olmadığı, ilgili iki markanın faaliyet alanları gereği karıştırılma imkanının olmayacağı, ek olarak davalı “...” marka adının “...” ibareli markalardan farklı olduğu ve BÜTÜNSELLİK ilkesi gereğince değerlendirme yapılması gereği sabittir. Buna göre bu dosyada, Sınai Mülkiyet Kanunu’na aykırılık tespit edilmemiştir." şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
23/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "Davalıya ait dosya kapsamında Mali verileri olmadığından davacının Talebi olan SMK 151/2-b bendine göre tazminatın hesaplamasının mümkün olmadığı, Tazminatın Sayın Mahkemenin Takdirinde olduğu, Davalı Markası "..." hizmet sınıflarında ...sınıf tescil edilmişse de işbu raporu hazırladığımız sırada yaptığımız incelemede 13.07.2020 tarihinde tamamlanması gereken eksiklikler tamamlanmadığı için başvurunun işlemden kaldırıldığı, marka tescilinin geçersiz olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafın şekil markası ile şekil şeklini değil ... markasını bir bütün olarak karşılaştırmak gerektiği kanaatindeyiz. Bu bağlamda değerlendirdiğimizde, Davacı ve Davalı markaları arasında herhangi bir benzerlik olmadığı kanaati hasıl olmuştur. Davalının markası içinde üç renkli zikzaklı, verev ve paralel çizgi kullanmış olmasının satışlarını artırdığı, reklam masrafını düşürdüğü, ilgili tüketici çevresinde tanınırlığının artırdığına dair herhangi bir bilgi, belge bulunmamaktadır. Özellikle tarafların hitap ettikleri tüketici kitleleri nazara alındığında, haksız yarar sağlama şartının yerine gelmediği kanaati hasıl olmuştur. Davalının ... markasının oto atölyesinde kullanılmasının şekil + ... markalı enerji içeceği markasını sıradanlaştırması ya da jenerikleştirmesi tehlikesinin olmadığı, dolayısıyla davacı markasının ayırt edici niteliğine bir zarar vermediği kanaati hasıl olmuştur. Davacı tarafın markaları ile benzerlik olmaması dolayısıyla davalı tarafından orta düzeyde tüketici nezdinde ve davacının düzenli tüketici kitlesi nezdinde şekil markasının itibarına zarar verecek bir kullanım olmadığı kanaati hasıl olmuştur. Hülasa, davalının ... markasi ile davacının şekil ibareli markalarına bir tecavüz oluşturmadığı, tanınmış marka korumasına gerektirecek bir ihlalin doğmadığı kanaati hasıl olmuştur." şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Dava ve uyuşmazlık: Taraflar arasındaki dava; davacının TPMK nezdinde tescilli markasına tecavüzün tespiti, tecavüz eylemlerinin durdurulması, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; TPMK nezdinde davacı adına tescilli bulunan üç pençe şeklindeki markaların davacı adına tescilli olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında ve TPMK kayıtlarında davacı adına tescilli markanın tanınmış marka statüsünde yer aldığı, her ne kadar istinaf ilamında davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu sabit görülerek bu hususlar dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile istinaf sonrasında alınan bilirkişi raporları irdelendiğinde davacı adına tescilli üç pençe şeklindeki markanın tanınmış marka mahiyetinde olduğu, davalı taraf adına tescilli markanın bütünsel olarak incelendiğinde yatay ve kıvrımlı şekilde üç ters slaş ve kaminaripark ibaresini kapsadığı, dosya kapsamında alınan istinaf öncesi ve istinaf sonrası bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, tarafların hitap ettikleri tüketici çevresi dikkate alındığında davalının herhangi bir haksız faydaya yol açmadığı ve davalı kullanımlarının davacı adına tescilli markaya tecavüz niteliğinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan sebeplerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Başlangıçta alınan 512,33 TL karar ve ilam harcından, alınması gereken 427,60 TL peşin harcın düşümü ile artan 84,73 TL'nin davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından varsa harcanmayan kısmın, karar kesinleştikten sonra ve talep halinde davacıya iadesine,
6-Davalı tarafından yatırılan gider avansı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dair davacı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır