T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/11 Esas
KARAR NO: 2024/566
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 06/01/2020
KARAR TARİHİ: 13/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 06/01/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 23/02/2019 tarihinde çalışmakta olduğu işyerine gitmek için ... önündeki yaya geçidinden karşıdan karşıya geçerken yayanın geçiş üstünlüğü ve hız sınırı kurallarına aykırı olarak davalı ... tarafından kullanmakta olduğu ... plaka sayılı aracı ile yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde müvekkilinin kendinden geçtiğini ve olay yerine çağırılan ambulans ile ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldığını, çarpma sonucunda Lomber omurga ve pelvis kırıkları oluştuğunu ve bacağına ve kalçasına 2 adet platin takıldığını, 04/03/2019 tarihine kadar yani 10 gün boyunca hastanede yatarak ameliyat edildiğini, bu sürenin yaklaşık 4 gününde yoğun bakımda kaldığını, iş görmezlik raporlarına göre 17/07/2019 tarihine kadar iş göremezlik raporu verildiğini, buna göre yaklaşık 5 ay boyunca kaza sebebi ile raporlu olduğunu, hala da beden gücünün kaybı sebebi ile normal yaşantısına devam edememekte olup sakat kaldığını, müvekkilinin eşinden ayrı yaşamakta ve bir çocuğuna bakmakla mükellef olduğunu, kaza neticesi ve iyileşme döneminde çalışamadığını ve çok zor günler geçirdiğini, bu nedenle hem maddi hem de manevi olarak kelimenin tam anlamı ile çöküntü içerisine girdiğini, kirasını ödeyemediğini, tahliye tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, hayırsever insanların sadakalarına muhtaç olduğunu, dava şartı olarak 31/10/2019 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu, 19/11/2019 tarihinde yapılan ilk oturumda anlaşma sağlanamadığını, bu hususun tutanak altına alındığını beyan ederek 23/02/2019 tarihinde saat 07:30 sıralarında davalı sürücü ...'in sevk ve idaresinde bulunduğu ... plaka sayılı araç ile ...durağı önündeki yaya geçidinde davacı müvekkili ...'a çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası sonucu fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tüm davalılardan (sigorta şirketinin sorumlu olduğu limit kadarıyla) 10.000-TL maddi, davalılar İbrahim ve ...'den 50.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte alınarak müvekkiline verilmesine, kazaya karışan ...plaka sayılı araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, masraf ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalılar ... ve ... vekili tarafından sunulan 24/03/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; trafik kazasının meydana geldiği yerde yayalar için trafik lambası bulunduğunu, davacı trafik lambasının yayalar için kırmızı yandığı esnada yolun karşısına geçtiğini, geçişi esnasında yolu kontrol etmediğini, müvekkillerinden sürücü ... hız sınırlarına uygun ve kontrollü olarak seyir halindeyken davacının kusuru sebebiyle trafik kazası meydana geldiğini, davacı 2918 sayılı karayolları trafik kanunun 68. maddesinde belirlenmiş olan yayaların kara yollarında karşıdan karşıya geçiş kurallarını ihlal ettiğini ve tam kusurlu olduğu mahkemece yapılacak her türlü inceleme neticesinde ortaya çıkacağını, tarafların kusur durumu değerlendirildiğinde tam kusurlu davacının uğradığı zarardan dolayı maddi ve manevi tazminat talep etmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kaza meydana geldikten sonra olay yerinde bölgede görevli trafik ekibince hazırlanan Yaralanmalı Trafik Kaza Tespit Tutanağında kaza mahallinde 0.00 metre uzaklıkta trafik lambası bulunduğunu, havanın yağmurlu ve yol zemininin ıslak ve nemli; yolun düşey güzergahının eğimli olduğunu, yaya veya okul geçidinin bulunmadığı belirtildiğini, yaralanmalı Trafik Kaza Tespit Tutanağında da yolda lastik fren izi olduğuna yönelik bir tespit de bulunmadığını, bu da müvekkili ...'in oldukça yavaş ve kontrollü bir şekilde aracını kullandığını gösterdiğini, Düşey güzergahı eğimli, zemini ıslak ve nemli olan yolda hız sınırları dahilinde dikkatli bir şekilde aracını kullanan müvekkili sürücü ...'in yayalar için yanan kırmızı ışıkta geçen davacıya çarpmasında kusur aranmaması gerektiğini, doğa olaylarından kaynaklı mücbir sebep hem de davacının asli ve tam kusuru mevcut olduğunu, olayın meydana geliş şekli ve davacının tam kusurlu olduğu kaza mahallini gören trafik kamera görüntüleri incelenip, mahalde keşif yapıldığı takdirde ve bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını, davacının dava dilekçesinde talep ettiği maddi tazminata ilişkin istemi açık ve belli olmadığını, dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ...plakalı araç ... Sigorta A.Ş. tarafından 25.07.2018 - 25.07.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, müvekkillerine atfedilebilecek kusur ile sınırlı olmak üzere maddi tazminat sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, davacının dava dilekçesinde trafik kazası neticesinde kendinden geçtiğini, 5 ay boyunca raporlu olduğunu ve beden gücü kaybı sebebiyle normal yaşantısına devam edemediğini, kısıtlı hareket edebildiğini iddia ettiklerini, somut gerçeklikten uzak bu iddialarını kabul etmeleri mümkün olmadığını, dava dilekçe ekinde dosyaya sunmuş olduğu iş göremezlik raporlarının tamamında rapor durumu çalışır olarak belirtildiğini, müvekkillerinden sürücü ... öğrenci olduğunu ve çalışmadığını, herhangi bir geliri bulunmadığını, olayla hiçbir ilgisi olmayan ve fakat araç sahibi olması nedeniyle aleyhine dava açılan müvekkili ...'in ise aylık geliri değişken olduğunu en fazla 2000-2500 TL' olduğunu, davacı tarafından talep edilen 50.000-TL manevi tazminat müvekkillerinin gelirlerinin çok üzerinde olduğunu, bununla birlikte mahkemeye sunulan SGK verilerine göre davacı asgari ücret ile çalıştığını, talep etmiş olduğu manevi tazminat kendi gelirine kıyasla da fahişt olduğunu, davacı hem maddi hem de manevi tazminat yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi talep ettiğini, davaya konu ... plakalı araç hususi amaçla kullanılan ve ticari niteliği bulunmayan bir araç olduğunu, söz konusu aracın karıştığı kaza için avans faizi talep edilemeyeceğini, faiz başlangıç tarihi kazanın meydana geldiği tarih değil müvekkilleri açısından daha önce temerrüde düşürülmedikleri için dava tarihi olması gerektiğini, bu yönleriyle de hem faiz türü hem de faiz başlangıç tarihi kabul edilemeyeceğini reddi gerektiğini, davanın her iki müvekkili yönünden reddine, ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
CEVAP : Davalı ...Sigorta vekili tarafından sunulan 13/03/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle;... plakalı kazaya karışan araç müvekkili şirkete, 25.07.2018-25.07.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, işbu poliçeden dolayı sorumlulukları, sigortlının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda şahıs başına azami 360.000-TL ile sınırlı olduğunu, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumlulukları poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, keza masraf ve vekalet ücreti sorumlulukları da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limiti maktuen ödenecek rakam olmadığını, zorunlu trafik sigortası sorumluluk sigortası olduğunu, huzurdaki davanın, davacının müvekkili şirkete başvuru yapmadan dava yoluna gitmesi sebebi ile dava şartı yokuluğundan usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirkete başvuru yapılmaması nedeni ile sunulması zorunlu olan evrakların hiçbiri ibraz edilmediğini, bu evrakların ibraz edilmemesi nedeni ile davacının maluliyetinin hesaplanabilmesi ve kendisine ödeme yapılabilmesi durumu söz konusu olmadığını, davacının herhangi bir başvuru yapılmadan sunulması zorunlu olan evraklar sunulmadan dava yoluna gitmesi sebebiyle huzurdaki dava şartı yokluğundan reddi gerektiğinii, her ne kadar davacı dilekçesinde direk olarak geçici iş göremezlik tazminatından yana bir talebi olduğunu belirtmemişse de maddi tazminat isteminin içinde geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri yönünden bir talebi varsa eğer, meydana gelen kaza nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatından, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderinden müvekkili şirket sorumlu tutalamayağını, zira bu hususta sorumluluk sosyal güvenlik kurumuna ait olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan prim aktarımı neticesinde müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatına ve geçici bakıcı giderine ilişkin sorumluluğu sona erdiğini, müvekkili şirketin davacıya tazminat ödemesi gerektiği kanaatine varılması halinde kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat miktarının, zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası genel şartlarınca benimsenen trh-2010 kadın/erkek tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplanması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi aleyhine ikame edilen işbu davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER : Adli Tıp Raporları, poliçe, ruhsat, iş göremezlik raporu, kaza tespit tutanağı, tedavi evrakları, sosyal ekonomik araştırması, ... 11. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı.
Adli Tıp Kurumu Başkanılığı 2. İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 11/02/2022 tarihli raporunda; Mevcut belgelere göre; ... kızı 09/09/1974 doğumlu, ...’ın 23/02/2019 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının; E cetveline göre %39.0 (yüzdeotuzdokuznoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, B) 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik dikkate alındığında; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %21 (yüzdeyirmibir) olduğu,
C) İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği..."görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Adli Tıp Kurumu Başkanılığı 2. İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 07/10/2022 tarihli raporunda; "... kızı 09/09/1974 doğumlu, ...’ın 23/02/2019 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının; 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik dikkate alındığında; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %21 (yüzdeyirmibir) olduğu,
2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği..." Görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Adli Tıp Kurumu Başkanılığı Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 16/06/2023 tarihli raporunda; olayda; Davalı sürücü ...'in kusursuz olduğu, Davacı yaya ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu..." görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Adli Tıp Kurumu Başkanılığı Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 11/03/2024 tarihli raporunda; olayda; Davalı sürücü ...' in kusursuz olduğu, Davacı yaya ...' ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, oy çokluğu..." görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat (geçici/sürekli iş göremezlik,) ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkememiz görevli ve yetkilidir. İncelenen sigorta kayıtları ve tutanaklara göre tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır. Haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içerisinde davanın açılması gerekmekte olup olayımızda sürenin dolmadığı anlaşılmıştır.
Türk Borçlar Kanunun 49 maddesi gereğince; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde yasal düzenleme bulunmmaktadır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının ve güvence hesabının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir.
Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi (T.B.K. 166. md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinde (T.B.K. 166.), rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir.
Davacı vekili 05/07/2024 tarihli duruşmada maddi tazminata ilişkin davadan feragat ettiklerini, sulh sözleşmesi gereği tarafların birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan etmiştir.
Feragat, 6100 sayılı HMK m. 307 belirtildiği üzere davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davasından feragat eden davacı vekili bununla, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu, haktan kısmen veya tamamen vazgeçmektedir. Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yaptığı tek taraflı bir irade beyanı ile olur ve tamamlanır. Feragatin geçerliliği için, bunun davalı tarafından kabul edilmesine veya feragate muvafakat etmesine gerek yoktur. Feragat sözlü yapılabileceği gibi yazılı olarak da yapılabilir. Ancak feragat beyanının açık olması ve davacının beyanından onun gerçek amacının davadan feragat etmek olduğunun açıkça anlaşılması gerekir.
Feragat beyanı ile dava konusu uyuşmazlık kesin hükmün sonuçlarını (HMKm.311) doğuracak şekilde son bulur ve yargılamanın her aşamasında feragat beyanında bulunulabilir.(HMKm.310)
Madde 312- (1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.
Harçlar Kanunun 22. Maddesine göre; Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.
İncelenen vekaletnamede davacı vekilinin davadan feragat etme yetkisinin bulunduğu görülmekle geçerli feragat beyanı sonrasında maddi tazminata ilişkin davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ceza hukuku ile ilişkisinde kenar başlıklı 74.maddesi “ Hâkim zarar verenin kusurunun olup olmadığını, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumluluk ile ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararı ile de bağlı değildir. Aynı şekilde ceza hâkiminin kusurunun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk hakimi ceza mahkemesince verilen, suçun fail tarafından işlenmediği yönündeki kesin olgu saptayan beraat kararı ile bağlıdır çünkü yargısal bir kararla maddi bir olgu tespit edilmiştir. Ancak hukuk hakimi ceza mahkemesince yapılan kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini kararı ile bağlı değildir. Çünkü ceza hukukunda asıl kusur çeşidi kasttır. Taksir ancak kanunda yazılı olduğu sürece sorumluluk oluşmaktadır. Hukuk mahkemesinde ise kusurun her çeşidinde sorumluluk söz konusu olabilmektedir. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 17/04/2003 tarihli ...Esas ve ... Karar sayılı kararında "Borçlar Kanununun 53.maddesi gereğine göre hukuk hâkimi ceza dosyasında alınan kusur raporu ile bağlı olmayıp kesinleşen maddi olgularla karar vermek durumundadır. Dolayısıyla mahkememizce, yargılama için gerekli incelemeler yapılıp, raporlar alındıktan sonra sırf ceza yargılamasındaki dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi, mevcut davanın daha da uzamasına ve makul bir sürede yargılanmayı içeren adil yargılanma hakkının ihlaline neden olacaktır. Geç oluşan adalet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği pek çok kararında da yerinde görülmemekte ve devletler bu sebepten tazminata mahkum edilebilmektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı hukuk hakiminin ceza yargılamasının sonucunun, her şart ve koşulda beklenmesi zorunluluğu şeklindeki bir algının adil yargılanma hakkı ihlaline sebebiyet vereceği düşüncesiyle gerekli araştırmalar yapılıp raporlar alınmış, alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu görülmüş ve çelişkinin giderilmesi için ATK genel kurulundan rapor alınmış olup alınan raporda ihtimale dayalı olarak her ne kadar davalının kusursuz olduğu raporlanmış ise de mahkememizce yapılan değerlendirmede, havanın yağışlı ve zeminin ıslak, görüş mesafesinin düştüğü ve davalının yeşil ışık yandıktan sonra hareket ettiğini savunması dikkate alındığında davalı araç sürücüsünün hızlı bir şekilde hareket ettiği, yola gereken dikkatini vermediği, yaya kusurlu olsa bile henüz ışıktan yeni hareket eden bir aracın çok ciddi yaralanmalar olmaksızın kazayı önleyebileceği değerlendirilmiş ve davalı araç sürücüsünün aracın kontrolünü mahal şartlarına göre ayarlamaksızın yola gereken dikkat ve önemi vermemesi sebebi ile alt düzeyde tali kusurlu olduğu kabul edilmiş ve ceza dosyasında da cezalandırılmasına karar verildiği, yaşanan olayın şartlarına göre kusur oranının tespiti mahkemeye ait olduğundan mahkememizce toplanan deliler ışığında davalı araç sürücüsünün %10 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, tanık beyanları, ATK raporları, maluliyet durumu, gelen yazı cevapları ve tüm dosya kapsamına göre; davalı sürücünün (alt düzeyde tali kusurlu) %10 oranında kusurunun bulunması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluş biçimi, kazanın meydana geldiği olay tarihindeki paranın alım gücü, davalı yanın içine düşebileceği mali güçlükler, davacının kaza sebebi ile yaşadığı çöküntü ve manevi tazminatın yukarıda ifade edilen amacı da göz önünde bulundurulmak suretiyle davacı yararına 3.000,00 TL manevi tazminat takdir edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.( kabul oranı: %6 )
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Maddi tazminat talebinin Feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile; davacı yararına takdiren 3.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 23.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla ilişkin talebin REDDİNE,
3-Maddi tazminat yönünden alınması gereken harç 285,07TL olmakla peşin alınan 34,16TL harcın mahsubu ile 250,91TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Manevi tazminat yönünden alınması gereken harç 427,60TL olmakla peşin alınan 170,77TL harcın mahsubu ile 256,83TL harcın davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Maddi tazminat yönünden yapılan yargılama giderlerinin talep olmadığından taraflar üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafından manevi tazminat için peşin yatırılan 170,77TL harcın davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince manevi tazminat yönünden hesaplanan 3.000,00TL vekalet ücretinin davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat yönünden AAÜT 10/2 gereğince hesaplanan 3.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
9-Davalı ... ve ... tarafından yapılan 198,80TL yargılama giderinin ret oranına göre 11,93TL sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
10-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
11-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin 79,20TL sinin davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen, 1.240,80TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 13/09/2024
Katip
¸e-imzalı
Hakim
¸e-imzalı
Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.