T.C.
İSTANBUL
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/257
KARAR NO: 2024/389
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/07/2020
NUMARASI: 2018/1369 E. - 2020/321 K.
DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ....Ltd.Şti.ile yine dava dışı ... AŞ.ve ... AŞ.arasında genel faktroring sözleşmeleri imzalandığını, bu sözleşmelerin yanı sıra dava dışı ... Ltd.Şti.ile ... AŞ.arasında da genel kredi sözleşmesi imzalandığını, her üç sözleşmeden doğan borçların ödenmediğini, sözleşmenin tarafı olan faktoring şirketleri ile bankanın bu şirketten olan alacaklarını temlik aldıklarını, davalının her üç sözleşmede de müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine icra takipleri başlatıldığını ve takiplerin kesinleştiğini, davalının takiplerin kesinleşmesinden sonra İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde açtığı davalarla takiplere karşı zaman aşımı itirazını ileri sürerek takiplerin durmasına neden olduğunu, icra takibine ve bu davaya konu çek ve senetlerin kambiyo vasfını yitirdiğini belirterek toplam 431.810,41 TL.asıl alacağa temlik tarihinden itibaren akdi temerrüt faizi uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik ve yetki itirazında bulunarak davaya bakmaya yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin sözleşmelerde kefil sıfatı ile yer aldığını, asıl borçlunun ne kadar borcu olduğunun bilinmediğini, müvekkiline herhangi bir hesap kat ihtarnamesi tebliğ edilmediğini, talep edilen faize ilişkin faiz başlangıç tarihlerinin yasaya aykırı olduğunu, faiz başlangıcının dava tarihi olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile davacının temlik sözleşmeleri uyarınca devraldığı alacakların dayanağını teşkil eden faktoring sözleşmeleri ve banka genel kredi sözleşmesinde davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı davacının temlik aldığı alacakların tahsili için kefil durumundaki davalı aleyhine dava açtığı, bilirkişi raporuyla davacının davalıdan talep edebileceği miktarların dava dışı temlik eden şirketlerin kayıtları incelenerek belirlendiği, raporun gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olması nedeniyle hükme esas alınabileceği, buna göre davacının davasında haklı olduğu, davacı tarafça temlik sözleşmesi tarihlerinden itibaren sözleşmelerde mevcut akdi faiz oranının uygulanması talep edilmiş ise de sözleşmelerde böyle bir faiz oranı bulunmadığının bilirkişi tarafından tespit edildiği bu durumda davacının temlik aldığı alacak kalemlerine dava tarihinden itibaren (açıkça avans faizi talep edilmemiş olduğundan)yasal faiz yürütülmesinin uygun olduğu kabul" gerekçeleriyle-DAVANIN KABULÜNE, 431.810,41 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının açtığı davaya karşı derdestlik, yetki, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, mahkemece cevaplarının süresinde olmadığı gerekçesiyle itirazlarının reddedildiğini, yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, mahkemece dava dilekçesindeki adrese tebligat çıkarıldığını, tebligatta adreste bulunan Hamit isimli şahıs muhatabın adresten taşındığını beyan ettiğini, adres araştırılmadan 35'e göre tebligat çıkarıldığını, yapılan tebligatların usulsüz ve geçersiz olduğunu, davayı uyaptan öğrendikleri tarihin tebliğ tarihi olduğunu, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, mahkemece cevabın süresinde olmadığı yönündeki kararın kaldırılması gerektiğini, davacı ... esasına kayıtlı dava dosyası ile tarafları ve konusu aynı olan davayı 12.11.2018 tarihinde davayı açtığını, mahkeme bu davayı derdestlik nedeni ile reddetmesi gerekirken 2018/1340 numaralı dosyayı tevzide problem olması ve bu dosyanın mahkemesinden tevzi bürosuna iade gelip tekrar tevzi olması nedeniyle reddettiğini, mahkeme ... sayılı bu davayı reddedecekken, ... numaralı dosyayı reddettiğini, pandemi nedeni ile kararname ile mahkemelerden verilen süreler 30.06.2020 tarihine kadar uzatıldığını, bu döneme denk gelen ara kararların geçersiz olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmelerin asıl borçlusu olan şirketlerin ticari defterlerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, sadece davacı tarafın şirketlerinin ticari defter belge ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırıldığını, kredi sözleşmelerinin asıl borçlularının ve davacı şirketlerin ticari defterlerinde inceleme yapılmadığını, müvekkilinin sözleşmelerde kefil olduğunu, şirketlerin borcunu bilemeyeceğini, bu yüzden bilirkişi raporunun eksik olduğunu, müvekkilinin kefil olduğu şirketlere HMK nın 222. maddesi uyarınca ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere ihtaratlı tebligat yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bilirkişi raporu alınması gerektiğini, mahkemece bu hususların gözetilmediğini, kat ihtarı olmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine, istinaf talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, alacak davasıdır. Davalı tarafından cevap dilekçesinde ilk itirazları ileri sürülmüş ise de davalı adına dava dilekçesinin 23/01/2019 tarihinde TK. 21/2 ye göre mernis adresi olduğu belirtilmek suretiyle tebliğ edildiği, cevap dilekçesini 2 haftalık süre geçtikten sonra 21/02/2019 tarihinde ibraz edildiği, ilk itirazların süresi içinde yapılmadığı, davalı her ne kadar istinaf dilekçesinde tebligatın usulsüzlüğünden bahsetmiş ise de cevap dilekçesinde usulsüz tebliğe ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı, ıttıla tarihinden itibaren 7 gün içinde ilk itiraz bulunmadığından ilk itirazlar yönünden yapmış olduğu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Derdestlik yönünden yapılan incelemede mahkemece ilk celsede yapılan tespit ile davacı tarafça İstanbul Anadolu Nöbetçi ATM'ye hitaben düzenlenen dava dilekçesi ile ihtiyati haciz talepli olarak davalı aleyhine alacak davası açıldığı, ancak ön büro tarafından talep ihtiyati haciz olarak kayda alınıp 2018/8392 D.iş dosyası olarak İstanbul Anadolu 7. ATM'ye tevzi edildiği, dava kayıt tarihinin 12/11/2018 tarih 14:45 olduğu, Mahkemenin 16/11/2018 tarihli kararı ile değişik iş esasını kapatarak esastan tevzi için dosyayı tevzi bürosuna gönderdiği, dosyanın bu kez 2018/1369 esas numarası ile Mahkemeye tevzi edildiğinin görüldüğünün belirtildiği, mahkemenin de gerekçesinde açıklandığı üzere tevziden kaynaklanan bir sıkıntının olduğu anlaşıldığından mahkemece derdestlik itirazının yerinde görülmemesine ilişkin değerlendirmesi hukuken yerindedir. Banka bilirkişine ait 20/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı yanın sorumluluğunun sözleşmelerdeki kefalete dayandığını, dosya içeriğine göre davalı/kefilin sorumlu olduğu kredi borçlarının ödenmesi için cari hesapların kesilip kat edildiğine ilişkin bir ihtarnameye rastlanılamadığını, kambiyo senetlerine dayalı olarak bir kısım icra takipleri açılmış ise de, bahse konu takiplerdeki sorumluluk, kambiyo senetlerindeki ciranta sorumluluğuna dayandığını, davanın somut dayanağı Genel Kredi Sözleşmeleri üzerindeki kefalete dayandığını, davalı/kefilin özellikle TTK'nun 7 m. Uyarınca (...kefil ve kefillere, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez) borcun ödenmediği usulüne uygun bir ihtarname ile bildirilip temerrüte düşürülmeden temerrüt faizi uygulanamayacağının düşünüldüğünü, davalı/kefilin huzurda görülmekte olan dava öncesinde temerrüte düşürüldüğüne ilişkin somut bir vesika/delil bulunmadığına göre temlik tarihi ile dava tarihi aralığında geçen süre yönünden işlemiş faiz hesabı yapılamadığını, sonuç itibarı ile dava dışı faktoring şirketleri ve banka ile dava dışı asıl kredi borçlusu/kredi lehtarı ... Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiğini, işbu sözleşmeleri davalı kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, anılan sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemesi nedeniyle, davacı temlik alacaklısı şirketin davalı/kefil hakkında dava hakkının bulunduğunu, davalı kefilin kefalet limiti toplamının 1.550.000,00 TL (....1.000.000,00 TL; ..... 300.000,00 TL ve ... 250.000,00 TL) olduğunu, dava tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacak toplamının 431.810,41 TL olduğunu, hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle davalı kefilin dava tarihi itibariyle oluşan temerrütü ve bunun sonuçlarından sorumlu oldukları nazara alınarak, borcun tamamından müteselsilen sorumlu olduklarını, belirtilen alacak kalemleri toplamı 431.810,41 TL'nın dava tarihinden itibaren, 3095 sayılı K'nun 2/2 m. hükmü uyarınca değişen oranlarda basit usulde işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı/kefilden istenilebileceğini belirtmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, ... A.Ş., ... (...) A.Ş. ve ... A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, davalı ile yapılan sözleşmelerde davacı ... Şirketinin ticari defter ve kayıtlarının delil olarak esas alınacağına dair münhasır delil sözleşmesi bulunduğu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olduğu, rapora göre, Faktoring Sözleşmesi ile temlik alınan alacakların 6361 Sayılı Yasa 9/2 maddesi gereğince faturaya dayalı alacak olduğu, belge ile tevsik edildiğinin tespit edildiği, davacı şirketin ... Ltd. Şti.'den olan alacakları temlik aldığı, bilirkişi raporuyla davacının temlik sözleşmesi ile devraldığı alacakların dayanağını teşkil eden Banka Genel Kredi Sözleşmesi, Faktoring sözleşmesinde davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, davacı şirketin ... Şirketinden temlik alınan alacak nedeniyle 70.000 TL, ... A.Ş.'den temlik alınan alacak nedeniyle 227.800 TL, ... A.Ş.'den 134.010,41 TL olmak üzere toplam 431.810,41 TL olduğu, müşterek ve müteselsil kefil davalıdan tahsilinin talep edilebileceğinin tespit edildiği anlaşıldığından, davacı alacağının tahsiline ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu, yeniden rapor alınmasına gerek bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 6102 sayılı TTK 7.maddesinde; iki veya daha fazla kişi içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliğe haiz bir iş dolayısı ile diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse kanunda veya sözleşmede aksi ön görülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar. Ancak kefil ve kefillere taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihtar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. Ticari borçlara kefalet halinde hem asıl borçlu ile kefil hemde kefiller arasındaki ilişkilerde de birinci fıkra hükmü geçerli olur, düzenlemesi yer almaktadır.TTK 7. maddesinde belirtildiği üzere kefil ve kefillere taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihtar edilmeden temerrüt faizi yürütülemeyeceğinden, somut olayda da davalı kefile hesap kat ihtarının tebliğ edilmediği anlaşıldığından, mahkemece davacı alacağına dava tarihinden itibaren faiz işletilmiş, davalı vekilinin kat ihtarının tebliğ edilmemesi nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2020 tarih ve 2018/1369 E., 2020/321 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 29.496,96 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 7.375,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.121,96 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/02/2024