T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/45 Esas
KARAR NO :2025/325
DAVA:Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ:25/01/2021
KARAR TARİHİ:23/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan 25/01/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ve davalının maliki ve trafik poliçesini yaptırdığı ... plakalı araç sürücüsü ...'un 26/09/2015 tarihinde yapmış olduğu kazada 2,17 promil alkollü olarak araçta yolcu olarak bulunan ...'in malul kalmasına neden olduğu, meydana gelen kaza neticesi malul kalan ... için müvekkil şirket tarafından yapılan başvuru üzerine yapılan aktüer hesaplaması neticesi 290.000 TL ödeme yapıldığı, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağında 2,17 promil alkollü ve hızlı olarak tek taraflı kaza yaptığını, meydana gelen kazada alkol harici başka hiçbir etkenin bulunmadığını, kazanın salt alkol nedeniyle meydana geldiği ve sigortalı araç s sünün alkol oranının yasal sınırın üzerinde olduğunun kaçınılmaz bir nitelikte olduğunu, kaza alkol nedeniyle meydana gelmiş olup trafik poliçesi genel şartlarına göre sürücünün alkollü olmasının sigortalıya rücu sebebi olduğunu, Sigorta Poliçesi Genel Şartları ve TTK m.1301 vd. gereğince tazmin edilen zararın davalıdan tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığını ancak başlatılan ilamsız takibe kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ancak 2020/... arabuluculuk numarası ile anlaşılamadığını ifade ederek, davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptal edilerek takibin devamını, itirazında kötü niyetli olan davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan 18/03/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, söz konusu kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihindeki kayden maliki olmasına rağmen araç işleteni olmadığını, Araç işleteni, dava dışı ... olduğunu, araç, davaya konu kazaya karıştığı tarihte ...'a teslim edildiğini, dava dışı ... sevk ve idaresinde olduğunu, bu sebeple davanın, müvekkil şirket açısından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile dava dışı ... arasında 10.10.2011 tarihinde akdedilmiş bulunan ... nolu "Yerel Temsilcilik Sözleşmesi" hükümleri gereğince dava dışı ... müvekkili şirketin maliki olduğu araçları müvekkili şirketten uzun dönem kiralama sözleşmesi ile kiralayarak Artvin ili bölgesinde bu araçları kendi nam ve hesabına üçüncü kişilerle akdedeceği kiralama sözleşmelerine konu ettiğini, dava konusu kazaya karışan ... plakalı araç da yukarıda izah edilen ticari ilişki çerçevesinde 10.10.2011 tarihinde ... nolu "Yerel Temsilcilik Sözleşmesi"nin ayrılmaz bir parçası olarak akdedilen "Araç Kiralama Sözleşmesi" ile dava dışı ...'a uzun dönem için kiralandığını ve zilyetliği devredildiğini, anılan araç kiralama sözleşmesine konu edilen ... plakalı araç 13.06.2015 tarihinde dava dışı ...'a teslim edildiğini dava dışı ... dava konusu kazanın gerçekleşmiş olduğu 26.09.2015'ı da kapsar şekilde 6 ay süre ile kullanmak üzere araç işleteni haline geldiğini, taraflar arasında akdedilmiş uzun dönem araç kiralama sözleşmesi konusu araçların Haziran 2015 ile Kasım 2015 arasındaki aylara ilişkin kiralama bedelleri bakımından ... adına kesilmiş faturalar ekinde yer alan listeler ile bu hususlar açıkça ortada olduğunu, davacı sigorta şirketinin, dava konusu kazanın sırf alkolün etkisiyle meydana geldiğini ispatlaması gerektiğini, huzurdaki davanın müvekkili şirket açısından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Husumet itarazları yerinde görülmemesi halinde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, davanın çarşı mahallesi cumhuriyet cad. no: 36/a merkez/artvin adresinde faaliyet göstermekte olan ...'a ihbarına ve yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER :
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası, bilirkişi raporları, ATK raporu, araç kiralama sözleşmesi, fatura, sigorta poliçesi, araç tescil bilgileri, SGK kaydı, tedavi evrakları ve tüm dosya kapsamı.
.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 290.000,00TL asıl alacak ve 8.437,81TL işlemiş faiz alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ(18.02.2020) edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (21/02/2020 ) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 24/02/2020 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İkinci İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan ATK raporunda; "...Mevcut belgelere göre; Kurulumuzun 31.03.2023 tarih ve 5315 karar nolu müzekkeresinde; kişinin en yakın Eğitim Araştırma veya Üniversite Hastanesine sevki ile son durum muayenelerinin gönderilmesinin istendiği, ancak mahkemece belirtildiği üzere kişinin hastaneye sevki için bir çok kez müzekkere ve kolluğa zorla getirtme için müzekkere yazılmasına rağmen olumlu sonuç alınamadığı, dosyadaki delil durumuna göre rapor hazırlanması istenmişse de, olaya bağlı gelişen sağ pariteal kemikte, temporal kemikte kırık, sol pariyetal subaraknoid kanama ve diffüz aksonal hasara neden olan yaralanmasına bağlı değerlendirme yapabilmek için son durum muayenesi gerektiği, dosya içerisindeki muayene bulgularının yeterli olmadığı, 25.03.2016 tarihinde Kurulumuzda muayene edildiği, ancak iyileşme süreci tamamlanmadığı için tekrar muayenesi gerektiği, kişinin muayene olmak üzere gönderilmesi halinde dosyanın yeniden değerlendirilebileceği, Maluliyet/Özürlülük oranları, kişinin dava konusu kazada meydana gelen yaralanmalarının tedavi süreçleri ile fizyolojik iyileşme süresi tamamlandıktan sonra yapılan son durumu muayenesinde tespit edilen fonksiyonel ve anatomik eksikliklerin hesaplanması ile yapıldığı cihetle dosyada mevcut tıbbi belgelere göre, 1.... ve ... oğlu, 01/01/1987 doğumlu, ...’in 26.09.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliği kapsamında özürlülük oranı hakkında görüş bildirilemeyeceği..." görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişi ... ve bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; "...1Davacı tarafa sigortalı otomobil sürücüsü dava dışı ...'un %100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Yolcu ...'in olayın oluşumunda ve kendi yaralanmasında kusursuz olduğu, Olayın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği Davacı sigorta şirketinin Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi Genel Şartları B.4/ c geregince, sigorta sözleşmesinin akidi davalı sigortalısına Sür alkollü olması nedeni ile rucü edebileceği, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı kazada malül kalan ...'e, aktüer hesaplaması yaptırılmak sureti ile 290.000,00 TL maluliyet tazminatı ödemesi yapıldığı, Davalı sigortalı firmanın, 290.000,00 TL asıl alacak ile takip tarihine kadar işleyen 8.437,81 TL yasal faizi ile birlikte ve ayrıca takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacı şirkete karşı sorumlu olduğu..." görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişi ...tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; "...İşbu Bilirkişi Raporu 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun 3.maddesinin 2.fıkrası doğrultusunda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile bağlı yönetmelikler ve genelgelerin ilgili maddelerine atıfta bulunularak hukuki gerekçeli ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli olarak hazırlanmıştır. Tüm delillerin hukuki münakaşası, her türlü hukuki tavsif, tarafların, masraf, vekâlet ücreti ve benzeri diğer istemleri ile İİK Md. 67/2 kapsamına giren talepleri: i ve nihai kararı tamamıyla Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; ... “e yapılan ödemeye dair rücu talebinin yerindeliğinin tespiti açısından ödeme tarihi esas alınarak yapılacak hesaplamada; poliçe başlangıç tarihinin 01.06.2015 yani o dönemki genel şartların yürürlüğe girdiği 01.06.2015 “den SONRA ve ödeme tarihinin de 07.10.2019 yani Anayasa Mahkemesi “nin 17.07.2020 Tarihli kararından ÖNCE gerçekleştiği, ödemenin yapıldığı tarihte 01.06.2015 yürürlük tarihli ZMMS Genel Şartlarının Anayasa Mahkemesi tarafından zarar hesabı ile ilgili maddelerinin henüz iptal edilmemiş olduğu dikkate alınarak TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak 961,8 Teknik F: Aktüeryal Yönteme göre hesaplama yapılığı, Ödeme tarihi itibariyle yapılan hesaplamada dava dışı kazazede ... “in hesaplanan Sürekli İş Göremezlik zararının; %44 maluliyet esas alınarak 316.035,49 TL olduğu, %42 maluliyet esas alınarak 301.670,24 TL olduğu, Yapılan ödemeler içindeki vekâlet ücreti vb ferilerin tespiti ve işleyecek faizlerin hesabının uzmanlık alanımız dışında olduğu, anapara sonrası ferilerinin hesaplanması hususunda “BORÇLAR MEVZUATINDAN KAYNAKLI NİTELİKLİ HESAPLAMALAR / AVUKATLIK VEKÂLET ÜCRETİ ALACAĞINDAN KAYNAKLI NİTELİKLİ HESAPLAMALAR” alanlarında uzman bilirkişiden rapor alınmasının Sayın Mahkeme “nin takdirinde olduğu..." görüş ve kanaatini bildirmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır.
İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
Davacı alacaklı sigorta, sigortalı sürücünün alkollü araç kullanması sebebi ile yapılan ödemenin rücusu için icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Uyuşmazlık, 26.09.2015 tarihinde meydana gelen kazada davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı araç sürücüsünün alkollü olup olmadığı, kazanın münhasıran alkol etkisi altında meydana gelip gelmediği ve davacı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemeyi davalıdan talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dava konusunu oluşturan trafik sigortasında davacı sigortacının rücu hakkı "Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller" başlıklı KTK m. 95/2 hükmünde genel olarak düzenlemeye tabi tutulmuş bulunmaktadır. Söz konusu hükme göre anılan maddenin ilk fıkrasında belirtilen ve sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller, sigortacı tarafından üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Anılan düzenleme; sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirene karşı def’i hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi âkidine dönmesini sağlamaktadır.
KTK hükümlerinde hangi hallerin sigortacının tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya tazminat miktarının azaltılması sonucunu doğuran durumlar olduğu sayılmış değildir. Bu husus sözleşme hükümlerine bırakılmış bulunmaktadır.
Nitekim, ZMSS Poliçesi Genel Şartlarının B.4 maddesinde bu husus “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının İşletene Rücu Hakkı” başlığı altında ayrı bir düzenlemeye tabi tutulmuştur. Söz konusu ZMMS Poliçesi Genel Şartları m. B.4.d hükmü uyarınca "Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay, yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa" sigortacı, sigortacısına (işletene) karşı dönme (rücu) hakkını kullanabilecektir. Genel şartlardaki bu düzenleme tarzı, maddenin yazımından da açıkça anlaşıldığı üzere, sınırlayıcı değil, sayıcı nitelikte bir açıklama hükmü olarak getirilmiştir.
KTK m. 48 hükmünde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı m. 97 hükmünde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “Alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı” kenar başlığı altında; Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0,50 promilin üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Konuya ilişkin Karayolları Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik Sigortası) Genel Şartlarının m. B.4.d hükmünde ise tazminatı gerektiren olayın, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa ödemede bulunan sigortacının sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılması veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceği açıklanmıştır.
Gerek KTK m. 48 hükmünde ve gerekse taraflar arasındaki akdi ilişkinin koşullarını belirleyen ZMMS Poliçesi Genel Şartlarında, alkollü araç kullanma halinde alınan alkolün güvenli araç sürme yeteneğini engellemesi halinde, sigortacıya kendi âkidine rücu hakkı tanınmıştır.
ZMSS Poliçesi Genel Şartlarına göre riziko, işleten veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş olmalarından ileri gelmiş ise, olaydan zarar görenlerin zararları limit çerçevesinde sigortacı tarafından karşılandıktan sonra kendi âkidi olan sigorta ettirene rücu edebilme hakkı tanınmış bulunmaktadır.
Maddenin açık düzenlemesi karşısında alkollü araç kullanma iddiasına dayalı rücu davası sigortacı tarafından kendi âkidi aleyhine açılmalıdır. Aksi halde davanın pasif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile reddi gerekir. Poliçe Genel Şartlarının B.4 maddesinde “ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir” hükmü mevcuttur. Şu halde sigortacı davayı ancak kendisiyle sözleşme yapan kişiye karşı açabilecektir.
Yukarıdaki açıklanan düzenlemelerden anlaşıldığı üzere; taraflar arasındaki akdi ilişkinin koşullarını belirleyen ZMMS Poliçesi Genel Şartlarına göre; sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez. Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. Başka bir anlatımla sürücü alkollü olsa da, olmasa da kaza meydana gelecektiyse bu durum sigortacının sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir.
Bu kapsamda alkollü araç kullanma sebebiyle oluşan bir rizikoda sigorta tazminatı ödeyen sigortacı kendi sigortalısına rücu ederken 6102 Sayılı TTK m. 1409 (6762 sayılı TTK m. 1281) hükmü uyarınca böyle bir durumun varlığını ispat ile yükümlüdür.
Dolayısıyla, sürücünün aldığı alkol oranının her zaman doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağının kabulü gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
Somut olayda mahkememizce, kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği noktasında yapılan incelemede, kazaya karışan araçta bulunan ... ifadesinde alkol aldıklarını, dönüşümlü olarak aracı kullandıklarını, kaza anında kimin kullandığını bilmediğini beyan ettiği, yapılan alkol ölçümlerinde de 2.174 promil alkollü olduğu tespit edilmiş olup kazanın sevk ve idare hatası sonrasında meydana geldiği dikkate alındığında sürücünün alkolün tesiri ile güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olduğu, olayın meydana gelmesinde alkol dışında başka unsurun bulunmadığı anlaşılmakla kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği ve oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kaldığı, davacı sigortacının kendi âkidine rücu hakkı bulunduğu anlaşılmıştır. Sigorta tarafından yapılan ödemeye dair alınan aktüerya raporuna göre sigortanın teminat limitini aşan bir zararın bulunduğu anlaşılmakla sigorta tarafından yapılan fazla bir ödeme bulunmadığı anlaşıldığından davacı sigortacının, kazanın münhasıran alkol etkisi ile meydana gelmesi sebebiyle rücu hakkı koşulları oluştuğundan yapmış olduğu ödemenin tamamını sigortalısından talep edebileceği anlaşılmakla davalının, davacıya toplamda 290.000,00TL asıl alacak ve 8.437,81TL işlemiş faiz yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporlarına göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın Kabulü ile; Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden DEVAMINA,
2- Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 58.000,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 20.386,28-TL harçtan peşin olarak alınan 5.096,58-TL harcın mahsubu ile bakiye 15.289,70-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T gereği hesaplanan 47.755,81-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan başvuru harcı, peşin harç, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 14.023,38TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana resen iadesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
23/05/2025
Katip
¸e-imzalı
Hakim
¸e-imzalı
Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.