T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/413 Esas
KARAR NO :2025/826
DAVA:Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ:17/01/2022
KARAR TARİHİ:24/12/2025
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... sayılı dosyasından 08/03/2022 tarihinde verilen Yetkisizlik kararı ile Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, ... ... (...) ile davalı ... ...A.Ş. (Sözleşme tarihindeki adı ... ... A.Ş.) arasındaki 22.04.2009 tarihli sözleşme ile kurulan bayiliği 2012 yılı Ekim ayında devralarak ... Mahallesi 428. Cadde ... ... .../... adresinde davalıların bayiliğini yürütmeye başladığını, davalılar ile müvekkili şirket arasında yeni bir sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşme 2015 yılında yenilenerek 19.03.2015 tarihinde müvekkili ile tüm davalılar "Bayilik Sözleşmesi" imzalandığını,01.12.2011 tarihinde ... Cad. No: 24/A .../... adresindeki mağaza da müvekkiline önerildiğini, 120.000,00 TL devir bedeli olmadan bu mağazayı ve 225.000,00 TL devir bedeli ile bitişik mağazayı devralıp birleştirerek Türkiye'nin en büyük üç mağazasından birini açtığını, ...’nın daha önce mal sahibi ile yaptığı sözleşmede kira tutarı 12.000.00 TL olup müvekkili tarafından kira bedeli 8.000.00 TL’ye düşürüldüğünü, aynı şekilde fırın olarak kirada olan mağaza da 13.000.00 TL kirada iken müvekkili tarafından 8.000.00 TL kiraya düşürülerek sadece bir mağazanın kirası 12.000.00 TL iken toplamda 16.000.00 TL olarak iki işyeri birleştirildiğini, her iki şirkette bayi sorumlusu olarak ... belirlenmek üzere ... ... olarak başlayıp müvekkili şirket üzerinden devam eden ... mağazası bayiliğinde 2014 yılında davalı şirketlerde yaşanan yönetim değişikliği sonrasında müvekkiline davalılarca verilmiş hedefler gerçeğe ve hakkaniyete aykırı şekilde çok fazla yükseltildiğini ve müvekkilinden açıkça mağazayı bırakması istendiğini, müvekkilinin çalışmaya devam edince dönemin grup müdürü ..., Bölge Müdürü ... ve müvekkilinin satış yöneticisi ... müvekkilini işyerinde ziyaret ettiğini, lokasyonu kapatmak istediklerini, bunun kendisiyle ilgili olmadığını, ... bölgesindeki bayi sayılarıyla ilgili olduğunu, mağazayı kapatması halinde kendisine "kupon" (kârlı) bir mazağa vereceklerini belirttiklerini, aksi halde sorun yaşayacağını bildirdiklerini ve müvekkili hâlihazırda önemli bir borç yükünü üstlenmiş olduğu için mecburen söz konusu mağazayı kapatmak zorunda kaldığını, ...'deki mağazasını işletmeye devam ettiğini, 2015 yılında davalı şirketlerin birleşmesi kurumsal yapılarındaki değişiklik sonrası 19.03.2015 tarihinde müvekkili ile davalılar "Bayilik Sözleşmesi" imzalandığını ve müvekkil ...'deki mağazasını işletmeye devam ettiğini, bu değişiklik sonrası "stratejik lokasyon" olarak belirlenen ve müvekkilinin mağazasını da kapsayan yerlerdeki kiralamalara bayinin müdahil olmayacağı, kiralamayı doğrudan şirketlerin yapacağı, bayinin kendisine verilen hedeflerin bu kira bedelleri de göz önüne alınarak belirleneceği ve hedefteki başarısına göre kira yardımı alacağı belirlendiğini, bu nedenle müvekkilinin işlettiği mağazanın kira sözleşmesi davalı şirketlerce yapıldığını ancak mağaza kiralanırken hakkaniyetle ve mağazanın gerçek kira değeriyle uyuşmayacak ölçüde, fahiş kira bedelleri belirlendiğini, bu nedenle hem müvekkilinin hedefleri haksız şekilde yükseltildiğini hem de borç yükü artırıldığını, borç yükü altında bulunan ve ticari hayatına devam edebilmek için davalıların tasarruflarına itiraz edemeyen müvekkiline, ...'daki mağazasını kapatırken ...'da kârlı bir mağaza önerilmiş olmasına ve müvekkilinin ısrarına rağmen 2016 yılı Haziran ayında ".../..." adresindeki mazağa verildiğini, müvekkili bu mağazayı 200.000,00 TL devir ücretiyle birlikte devraldığını ancak bu mağaza da stratejik lokasyon olduğu gerekçesiyle davalılarca kiralandığını ve yine gerçek değerinin ve rayicinin çok üzerinde bedellerle kiralama yapıldığını, çalışma süresi boyunca giderek artan şekilde haksız eylemlerle ve işlemlerle karşılaşan, ederinin çok üzerinde kira borçları altına sokulan, gerçekleştirdiği işlemler izah edileceği üzere hukuksuz şekilde iptal edilen, primleri eksik ve geç ödenen müvekkili bütün bunlara rağmen büyük bir gayretle çalışmaya devam ettiğini, başarılı bir performans gösterdiğini, çalıştığı illerde yüksek getirili üst paketlerden "kaliteli satış" olarak nitelenebilecek satışlarda en önde gelen bayilerden olduğunu, davalı şirketlere önemli kazançlar sağladığını ancak sözleşme süresince davalıların müvekkiline yönelik sözleşmeye aykırı işlem ve eylemleri, haksız eylemleri, haksız rekabet kurallarına aykırı eylemleri ve baskı ve cebirleri giderek artan şekilde devam ettiğini, taraflar arasındaki güç dengesizliği ve menfaat eşitsizliği nedeniyle müvekkiline birçok zarara uğramasına rağmen uygulamalara sessiz kalmak zorunda kaldığını, bu nedenle müvekkili 2018 yılında 200.000,00 TL bedelle devraldığını ve devraldıktan sonra 63.000,00 TL yatırım yaptığı ... mağazasını 2019 yılı Ocak ayında, 220.000,00 TL bedelle devretmek zorunda kaldığını ve ...'deki mazağasını işletmeye devam ettiğini, haksız eylemler devam ederken müvekkili sorunların çözümü için yapılan görüşmelerde müvekkiline 2020 yılında bayiliğinin sona erdirileceğini, mağazasının elinden alınacağı söylendiğini, bu aşamada, müvekkilinin davalıların talebi üzerine kendilerine vermiş bulunduğu teminat mektubunun süresi dolmak üzere iken ve ekli yazışmalar ve banka kayıtları ile teminat mektubu süresinin uzatılabileceği sabit iken, müvekkilinin davalılara hiçbir borcu bulunmamasına rağmen davalıların talebi ile müvekkilinin ... ...'tan almış olduğu teminat mektubu bozdurulduğunu, teminat mektubunun haksız olarak bozdurulmasından dolayı müvekkili aynı bankadan kredi kullanmak zorunda kaldığını, peşinen faiz yükü altına girdiğini, kredi borçlarını ödeyemeyecek hâle geldiğini, 2020 yılı Şubat ayında davalılar müvekkiline bayiliği sonlandırma protokolü gönderdiklerini, yapılan görüşmelerde açıkça bu protokolü imzalaması gerektiğini, imzalar ise alt bayi olarak çalışmaya devam edebileceğini, imzalamaz ise sistemlerinin kapatılacağını, primlerinin ödenmeyeceğini, kira bedelinin ödenmeyeceğini bozdurulan teminat mektubundan dolayı davalıların ellerinde tuttukları 200.000,00 TL'lik teminatının da kendisine iade edilmeyeceğini bildirdiklerini, müvekkili şirketin ve buna bağlı olarak şirket ortaklarının ve bayi sorumlusunun ticari hayatı bu aşamada tümüyle davalı şirketlerin tasarrufuna bağlı hâle geldiği için müvekkili gabin, baskı ve zorlama ile sonlandırma protokolünü imzalamak zorunda kaldığını, müvekkili 04.03.2020 tarihli sonlandırma protokolünden sonra ana bayi olarak 31.12.2020 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğini, davalıların kira bedeli 10.000,00 TL'ye düşmezse bayiliği sonlandıracaklarını söylemesine ve AVM yönetimi tarafından kira bedeli 10.000,00 TL'ye düşürülmesine rağmen 31.12.2020 tarihinde müvekkilinin sistemlerini kapatarak ana bayiliğine son verdiklerini, müvekkili bu nedenle mecburen dayatılan alt bayiliği kabul etmek zorunda kalarak 01.02.2021 tarihinde mağazasını tekrar açtığını, haksız uygulamaların devamı ve müvekkili nezdinde gerçekleşen zararlar dolayısıyla ticari faaliyetine devam edemeyen müvekkili, 01.02.2011 yılında 90.000,00 TL şerefiye bedeli ile boş olarak devralıp süreç içerisinde 650.000.00 TL'yi aşkın yatırım yaptığı mağazasını 2021 yılında gerçek değeri en az 1.300.000.00 TL olması gerektiği halde 36.500,00 TL bedelle devretmek zorunda kaldığını, büyük zararlara uğrayan müvekkili şirketin ticari hayatı sürdürülemez hâle geldiğini, müvekkili şirket ve davalıların sistemlerinde kayıtlı gözüken bayi sorumlusu ... büyük bir borç yükü altına girdiğini, ... bu süreçte yaşadığı sorunlar nedeniyle aile birliğini dahi kaybettiğini ve boşanmak zorunda kaldığını, şirket ve yetkili malvarlıklarını kaybettiğini, icra takipleri ve hacizlerle karşı karşıya kaldıklarını, davalılar bu tarihten sonra yalnızca ellerinde tuttukları teminattan 197.500,00 TL'yi 2021 yılı Haziran ayında müvekkiline gönderdiğini, müvekkilinin zararını gidermeye yönelik başkaca hiçbir adım atmadıklarını, bunun üzerine müvekkili tarafından 29.12.2021 tarihinde ticari davalarda zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak taraflarca anlaşmaya varılamaması üzerine arabuluculuk süreci 17.01.2022 tarihinde anlaşmama ile sona erdiğini, bu sebeplerle; davanın kabulü ile, müvekkilinin davalılardan alacakları karşılığı (bilirkişi incelemesi ile yapılacak hesaplamadan sonra dava değeri artırılmak üzere ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik) 10.000,00 TL'nin alacakların doğum tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin uğradığı müspet ve menfi zararlar karşılığı (bilirkişi incelemesi ile yapılacak hesaplamadan sonra dava değeri artırılmak üzere ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik) 90.000,00 TL maddi tazminatın ve 200.000,00 TL manevi tazminatın işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Uyuşmazlığın çözümü bakımından mahkemenin yetkisi bulunmadığını, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı ile müvekkili şirketler arasında imzalanan Bayilik Sözleşmesi, davacı ile mutabık kalınarak Sonlandırma Protokolü ile sona erdirildiğini ve davacı müvekkili şirketleri tüm tazminat taleplerinden Protokol’ün 3.4. maddesinde ibra ettiğini, müvekkili şirketler aleyhine açılan, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E numarasında kayıtlı bulunan davada 22.06.2021 tarih ve .... numarası ile verilen kararda; “tarafların uzlaşarak ve sonlandırma protokol’ü yapılarak sözleşmeyi sonlandırdığı, dolayısıyla tarafların birinin iradesiyle sözleşmenin feshedilmediği, sözleşme’nin tarafların mutabakatı ve karşılıklı olarak sonlandırması neticesinde sona erdiği, tarafların özgür iradesinin bulunduğu, aksinin dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde ispatlanamadığı, sonlandırma protokol’ünde herhangi bir itiraz kaydında bulunulmadığı dolayısıyla haksız fesih şartları oluşmadığından herhangi bir tazminat hakkının (kazanç kaybı) doğmadığı kabul edilmiştir.” ve müvekkili şirketlerden ... ...A.Ş. aleyhine açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyada 22.03.2021 tarihinde ... K. numarası ile verilen kararda; “taraflar arasında akdedilen “sonlandırma protokolü ve ibraname” ile tarafların serbest ve özgür iradeleriyle bayilik sözleşmesini sona erdirdikleri, cari hesap alacakları dışında, davalının davacıyı ibra ettiği, davacının sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak her ne sebeple olur ise olsun herhangi bir ad altında menfi ve müspet zarar, maddi ve manevi tazminat, denkleştirme tazminatı ve benzeri tazminat ve alacak talebinde bulunmayacağını, herhangi bir dava açmayacağını taahhüt ettiğinin anlaşıldığı, bu bakımdan davacının tazminat talep etme şartlarının bulunmadığı, bir an için taraflar arasında “sonlandırma protokolü ve ibraname” imzalanmadığı kabul edilse dahi somut olay bakımından denkleştirme tazminatı ve ttk mad. 123 uyarınca öngörülen rekabet yasağı tazminatı talep etme şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir.” ifadelerine yer verildiğini, davacı şirketin müvekkili şirketler ile Bayilik Sözleşmesi’nin sona erdirilmesi için Sonlandırma Protokolü imzalamış olduğundan yoksun kalınan kar talepleri ile diğer tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, somut olayda davacının ticari itibar kaybının oluştuğu hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, sunmuş oldukları dava dilekçesi de bu iddiasını desteklemekten çok uzak olduğunu, müvekkili şirketlerin yapmış olduğu herhangi bir uygulama ya da düzenleme diğer tüm satış noktalarını içeren ve standartlara dayalı bir kurallar bütünü olduğundan davacının iddia ettiği üzere müvekkili şirketlerin davacıyı ticari itibar kaybına uğratma gibi kasti bir hareketi ya da uygulaması bulunmadığını, bu sebeple huzurdaki davaya konu sözleşme, taraflarca anlaşarak ve mutabık kalınarak sona erdirildiğinden davacının manevi bir zarara uğramadığı açık olduğunu, davacının ticari itibarinin zedelenmesi yönünde bir iddiası bulunması halinde öncelikle bu yöndeki zararını ispat etmesi gerektiğini, davacının ticari hayatına devam etmediğine dair herhangi bir delil sunmamış olduğu değerlendirildiğinde ne maddi ne de manevi herhangi bir zarara uğramadığı açık olduğunu, müvekkili şirketlerin davacı bayi ile anlaşarak Bayilik Sözleşmesini sona erdirmesinin de davacının ticari itibarini zedeleyen bir eylem olmadığı açık olduğunu, bu nedenle, tamamen asılsız iddialarla ortaya atılan ticari itibar kaybı zararının ödenmesi talebinin reddi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme, davacının serbest iradesi ile imzalamış olduğu sonlandırma protokolü ve ibraname ile sona ermiş olduğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketler ile davacı arasında imzalanan Protokol ile taraflar akdettikleri sözleşmelerin sona ermesine karar verdiklerini, davacıya müvekkili şirketler tarafından herhangi bir baskı uygulanmadığını, davacı tarafın bu yöndeki iddialarını TMK madde 6’ya göre ispatla mükellef olduğunu, davacıya uygulanan cezaların, davacı bayi tarafından imzalanan ve kabulünde olan sözleşmeye, sözleşmenin eki niteliğindeki ceza sistematiğine ve ilgili diğer eklere uygun olduğunu, davacının hakkında uygulanan cezalara ilişkin faturalara itiraz ediyor olması kötü niyetli olmasının yanı sıra hukuka ve taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine tamamen aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmede teminat mektubunun hangi hallerde iade edileceği açıkça düzenlendiğini, davacı teminat mektubunu vadesinde uzatmaması nedeniyle yeni teminat mektubu sunamadığı için teminat mektubu müvekkili şirketler tarafından bozdurulduğunu, davacının manevi tazminat talebinde de herhangi bir yasal dayanak bulunmadığını, müvekkili şirketler tarafından davacı şirketin ticari itibarına verilen herhangi bir zarar söz konusu olmadığını, bu talebe ilişkin olarak da basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken ve beklenen davacının, sözleşmesel ilişkinin süresinin hüküm ve sonuçlarını bildiğini, öngördüğü ve külfetini göze aldığı gerçeği karşısında, müvekkili şirketlerin davacının çevresindeki saygınlığına halel getirecek bir haksız fiili de bulunmadığına göre, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği gibi kendisine özel bir hedef belirleme ya da prim sistemi uygulanması gibi bir sürecin yürütülmesi müvekkili şirketler bayi yönetimi politikasına uymadığını, bu sebeplerle; yetki itirazlarının kabul edilerek yetkisizlik kararı verilmesini ve davanın taraflarca yetkili kılınan İstanbul Mahkemelerine gönderilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, Kira Sözleşmesi, Protokol, ... Mobil Cari Ekstre, Bayi Devir Protokolü, Bayilik Sözleşmesi, Bayi Ceza Sistematiği, Ortak Kanal Bayi Kurumsal Kimlik Dekorasyon Projesi Prosedürü ve Kurallarına İlişkin Taahhütname, tanık beyanları, bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, taraflar arasında imzalanan Bayilik Sözleşmesi ve Protokollere davalı tarafın aykırı davranması iddiası ile meydana gelen menfi ve müspet zararlar nedeniyle 200.000,00-TL Manevi Tazminat, 10.000,00-TL Alacak ve 90.000,00-TL Maddi Tazminat bedelin davalıdan talep edilip edilemeyeceğinden ibaret Tazminat ve Alacak davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 22/04/2009 ve 19/03/2015 tarihli bayilik sözleşmesi kapsamında davalıların rayiçlerin çok üzerinde kira sözleşmeleri yaparak müvekkilini zarara uğrattığını, davalılar tarafından geriye dönük alınan kira indirimlerin müvekkile ödenmediğini, sözleşme kapsamında verilen teminat mektubunun davacının davalılara borcu olmamasına rağmen bozdurulduğunu, davalıların haksız rekabet oluşturacak uygulamalarının bulunduğunu, bu uygulamalar nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, sonunda da müvekkilinin gabin, hile ve baskı altında ibraname ve sonlandırma protokolünü imzalamak zorunda kaldığını, tüm bu sayılan sebeplerden dolayı uğranılan zararın ve sözleşmeden kaynaklı alacağın hesaplanarak davalılardan tahsil edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin sona erdiğini, sözleşmenin karşılıklı sonlandırma protokolü ve ibraname ile sona ermesinden dolayı davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, farklı bayiler ile yapılan sözleşmelerde düzenlemelerin haksız rekabet oluşturmayacağını, sözleşme kapsamında düzenlenen faturalara davacı yanın hiçbir zaman itirazda bulunmadığını, teminat mektubunun vadesi geldikten sonra davacı tarafından uzatılmaması üzerine bozdurulduğunu, ayrıca protokol gereği davacının müvekkili şirket ile imzaladığı sözleşmeler dahil her türlü hak ve alacaklarından feragat ve müvekkili şirketi gayrikabil, rücu ibra ettiğini, bu nedenle davacının talepte bulunmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı taraf davalılar ile aralarındaki Bayilik Sözleşmesi kapsamında davalılar tarafından yapılan haksız rekabete konu uygulamalar, sözleşme şartlarına uyulmaması ve davalı tarafça teminat mektubunun iade edilmemesi bozdurulması nedeniyle uğranılan maddi zarara ilişkin maddi tazminatın, ticari itibar kaybı sebebiyle uğranılan manevi zarar, sözleşmeden kaynaklı alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 17/01/2022 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların görüşme sonrası anlaşamadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce yargılama sırasında taraf delilleri toplanılmış, tanıklar dinlenilmiş, taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi heyet raporları alınmıştır.
Mahkememizin 24/05/2023 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... beyanında; "Ben Yeni ... ...'in bütün şubelerinde koordinatör olarak çalıştım, şubelerin tüm işleyişlerinden haberdarım, çalıştığım şubeler ... ... Meydanı mağaza, ... ... mağaza, ... ... mağazalarıdır, çalıştığım şubelerde kira sözleşmelerini Yeni ... ... olarak biz yapıyorduk, ancak hatırlayabildiğim kadarıyla 2015 Nisan/Mayıs aylarından sonra kira sözleşmelerine ilişkin pazarlıkları davalılar yapmaya başladılar, kira sözleşmelerine ilişkin hiçbir süreçte bizim karışmamızı istemediler, kira bedelleri ... tarafından karşılanır, ancak bizim hak edişlerimizden daha sonra kesilirdi, bu durum baştan sonra kadar bu şekilde ilerlemiştir, kira indirimini kendileri yapmışlar ve hiçbir şekilde bize yansıtmadılar, biz bunu yaklaşık 6-7 ay sonra indirimlerin yapıldığı tarihlerden sonra tesadüfen ekstrelerden farkettik, itirazlarda bulunduk, kira indiriminin 2 tanesini aldık, diğerlerini alamadık, bu bahsetmiş olduğum kira indirimi sadece ... 'deki şubeye ilişkindir, çünkü diğer şubelerde böyle bir kira indirimi yoktur, biz davacı ile bayilik ilişkisini olarak ilk olarak 19/07/2012 tarihinde ... ile başladık, en son ...'deki şube açıldıktan 6 ay sonra kapandı, tarih olarak ise yanılmıyorsam 9 Ocak 2019 kapanışıdır, davalıların bize vermiş oldukları bayiliklere yakın yine davalı tarafından verilmiş başka bayilikler yoktur, biz öyle bir sorun yaşamadık, davalılar kiralamaya ilişkin süreci kendileri devam ettirmeye başladıktan sonra biz şubeleri hangi kiradan verildiğini yaklaşık 3 ay sonra hak edişlerden yapılan kesintilerden öğrenebildik, sonra da itiraz ettik, çünkü AVM'de ki diğer kira bedellerine göre ödediğimiz kira bedeli aşırı yüksekti, diğer bayilerle ilgili kira miktarına ilişkin herhangi bir sorunumuz olmadı, ...'deki şubemizin kirasını net olarak tam hatırlayamıyorum ancak bizim yanımızda ... şubesi bizim şubenin metrekare olarak bizden büyük olmasına rağmen kira bedeli bizim ödediğimiz kiranın yaklaşık 1/3 'ü kadardı, kira bedellerimiz yüksek olduğu gibi bize davalı tarafından belirlenen hedefler de yüksekti, biz bu hedefe ulaşamadığımız için yeterli karı yapamadığımızdan kazandığımızı sadece kiraya gidiyordu, hak edişlerimizden kesiliyordu, biz ...'u talep ettiği istediği tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdik, bizim herhangi bir olumsuz usulsüz hiçbir işlemimiz olmamıştır, biz 2015 yılında 80.000,00-TL kira bedeli öderken 2019 yılının Aralık ayında KDV dahil 36.500,000-TL olmuştur, bu durum itirazlar sonucunda gerçekleşmiştir, daha sonrasında ise mağazamızı kapatacaklarını, kirayı 10.000,00-TL'ye düşürmek istediklerini, eğer 10.000,00-TL'ye düşmezse mağazayı kapatacaklarını bize söylemişlerdir, biz buna rağmen mağazayı 10.000,00-TL kiralamaya AVM'yi ikna etmemize rağmen davalılar şubeyi kapattılar, sözleşme zaten davalılar adına olduğu için şubeye girmemizi engellediler, biz de zarar etmek zorunda kaldık, ayrıca ...'de kapanan şube içerisinde bulunan dekorların ücretlerini davacı şirket vermesine rağmen davalı ile AVM arasında yapılan sözleşmede AVM'ye bırakılacağına ilişkin düzenleme olduğundan biz bu eşyaları da alamadık, ...'deki mağduriyetimizi gidermek için davalı taraf bize ...'deki şubeyi teklif etmiştir, biz ... daki ...'deki Şubeyi istememize rağmen bizi zorlayarak ...'deki şubeye vermişlerdir, ancak ...'deki şubede çalışmalarımızı yaparken en son işlem olan sisteme giriş yapamıyorduk, bu işlemleri davalı taraf kendileri yapıyordu, bu işlemler yapıldıktan sonra bu işlemlerin karşılığı olan ödemeler bize hiçbir şekilde yansıtılmıyordu, bu sisteme girişi engelleyen davalı taraftır, bu haliyle bu şubede iş yapamadığımız için şubeyi devretmek zorunda kaldık, 2019 yılının Ocak ayında bizim devrettiğimiz fiyat 230.000,00-TL'dir, bizden sonraki bir milyon küsüre devretmiştir, bizden sonraki şube yaklaşık 1 sene sonra devretmiştir, teminat mektubu bozulduğu tarihte bizim ...'a 1 lira borcumuz yoktur, bu teminat mektubu uzatılabilmesine rağmen davalılar tarafından teminat mektubu bozdurulmuştur ve bunu bize biz yapmadık, banka bozdu dediler, en son davalı taraf tam olarak hatırlayamıyorum ancak 2020 Şubat ya da 2019 Şubat olmak üzere şubemize eğer bu belgeyi imzalamazsanız tüm sistemi kapatacaklarını söylediler, sonrasında bu belge mecburen imzalanmıştır, belgenin isminin ibraname olduğunu biliyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyasının 17/01/2023 tarihli celsesinde davacı tanığı ... beyanında; "Davacı ve davalılar ile aramda herhangi bir akrabalık ortaklık veya husumetim yoktur, davacı şirket yetkilisi ve sahibi ile aynı işle iştigal etmiş olmamız yani telefon şirketlerinin bayiliğini yapmış olmamız sebebiyle tanışırım, ben ... bayiliğini yaparım, davacı ... şirketinin bayiliğini yapıyordu, bayilerin çalışma usulünü operatörler belirler, operatörler ..., ... veya ..., şirket adına işlemleri yürüten ... beyle tanışırız, ... bey şirketin sorumlusudur, davalı şirketin vermiş olduğu hedefleri yerine getiremediği için zarara uğramıştır, bayilerin çalışma usulünde kira sözleşmesinin personel giderlerini operatör hedef tutturulursa belli bir kısmını karşılar böylece bayiyi rahatlatır, hedef tutturulmazsa bu maddi külfet bayinin üzerinde kalır, bayi zarar eder, hedefler çok yüksek belirlendiği için davacı tarafın hedefleri gerçekleştiremediğini, bu nedenle zarara uğradığını biliyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyasının 17/01/2023 tarihli celsesinde davacı tanığı ... beyanında; "Taraf şirketlerle ve sahipleri ile akrabalığım ortaklığım veya husumetim yoktur, davalı ... A.Ş.'de satış yöneticisi olarak çalıştım, Türk Telekomda çalışan Genel müdürlerin değişiminden sonra bununla beraber yukarıdan aşağıya doğru genel müdür yardımcıları, satış direktörleri ve satış yöneticileri değişir, özellikle stratejik nokta olarak belirlenen bayilerin sahiplerinin el değiştirmesine yönelik işlemler yapılır, bu şubelerin farklı kişilere verilmesi istenir, 2015 yılında alınan bir karar ile bazı bayilerin kira sözleşmelerinin davalı şirket tarafından yapılması kararlaştırılır, bu şubelerin neye göre belirlendiği bize bildirilmediği, şirketin İstanbul merkezinde bulunan bir ekibi tüm bayilerin kira sözleşmelerini imzalıyordu, ancak yapılan kira sözleşmeleri normal ücretlerin daha üzerinde oluyordu, bayi yıldırma yöntemlerinden biri olarak kira sözleşmesindeki kiralar kullanılıyordu, bayi verilen hedefi tutturamadığında kira yükümlülüğü bayiye kalıyordu, normalde stratejik bayilerin kira bedellerinin bu şekilde ödenmesi iyi bir yöntem olarak görülebilir ancak hedefler şirket tarafından belirlendiğinden ve bu hedeflerin tutturulması bazen imkansız denilebilecek noktalara koyulduğundan herhangi bir bayinin bu hedefleri tutturması mümkün olmuyordu, bu durumda bayiler zaten zayıf pozisyonda olup birkaç ay bu tür zararlara uğrayıp bayiyi devretmek zorunda kalıyordu, kira sözleşmesi de bizim adımıza olduğundan bayinin çok bir seçim şansı kalmıyordu, kira sözleşmesindeki bu durum dışında bayinin yıldırılması için eksik evrakların bulunduğu, evrakların görülmediği gibi iddialarla da bayilere cezalar kesilerek bayinin devredilmesi yönünde baskı yapılıyordu, bu tür baskılar tüm bayilere değil özellikle stratejik noktada olan bu işten uzun zamandır para kazanan veya şirket toplantılarında soru sorup sert mizaçlı olduğu düşünülen bayilere karşı yapılıyordu, ...'da bulvarın bir tarafındaki bayi stratejik bayi iken diğer tarafındaki bayi stratejik bayi statüsüne alınmıyordu, davalıların davacıdan alacağına karşılık uhdesinde tuttuğu teminat mektubunun nakde çevrilmesi hususunda bildiklerime gelince, teminat mektubu bizim sektörde bayinin namusu gibidir, bunu bozduran bayi piyasada itibar kaybeder, operatörler dışında aksesuarcılar bile o bayiye uğramaz mal vermek istemezler, şirketler genelde bu teminat mektubunun nakde çevrilmesi noktasında çok aceleci olmazlar, bayiye süre verirler, ancak davacının süreci böyle işlemedi benim daha önce görmediğim şekilde teminat mektubunu almaya satış yöneticisi gönderildi, teminat mektubunu bankadan satış yöneticisinin alması demek bankaya karşı şunu demektir, sizin teminat mektubu verdiğiniz bayiye ben güvenmiyorum siz de güvenmeyin demektir, banka buna rağmen teminat mektubunu verdi, ... şubesinin kapatılmasına ilişkin birebir olayın içerisinde olduğum için biliyorum, ... Caddesinde ... beyin iyi çalışan bir şubesi vardı, burayı davacıdan almak istiyorlardı, ancak onlarda bir yönetime hesap verdikleri için bunu davacıya kupon bir bayi verme vaadiyle yaptılar, aynı sözü bir çok kişiye de vermişlerdi, davacıya da yeni açılacak bir avmdeki kupon bir yer önerildi, davacıda bunu kabul etti, böylece süreç bu noktaya geldi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyasının 27/04/2023 tarihli celsesinde davacı tanığı ... beyanında; "Ben ... de çalışmıştım. Davalı taraf verilen sözlerin hiçbirini tutmamıştır. ... da ki şubeyi kapatıp daha iyi bir yerden yer vereceklerini söylediler. Burayı kapatarak ... de bir yer verdiler. ... nin çevresinde çok fazla ... mağazası vardı. Burada biz müşterileri abone işlemlerini başlatıyorduk. Aktif olma işlemlerini ise müşterek hizmetleri vasıtasıyla ... yaptığı için yapmış olduğumuz işlem bizim kotamıza girmiyordu ve aylık kotamızı doldurmamıza engel oluyordu. ... ise bize abone olan müşteri için bize haklarımızı vereceğini söylerdi ancak herhangi bir şekilde bunun karşılığı olan ücreti vermedi. Yine ... de ikinci bir şube davacı tarafa açtırmışlardı. Davacı tarafa açtırmış oldukları mağazanın yeri ... de bulunan ... binasına yakındı yine çevresinde de yakın ... mağazaları vardı. Davacı taraf ... de bulunan mağazası için yeni bir yer kiralamıştı ve çokça masraf yapmıştı. Yapılan masraf miktarlarını şuan bedel olarak hatırlamıyorum ancak o zamanlar yüksek bir miktardı. ... de bulanan mağaza 2017 ya da 2018 yılları arasında açılmıştı. ... de bulunan mağazada 2018 yılı yaz ayında açılmıştı, ... de bulunan mağazada açıldıktan 4-5 ay sonra yeterli müşteri potansiyeli olmadığı için kapatılmıştı," şeklinde beyanda bulunmuştur.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyasının 2505/2023 tarihli celsesinde davacı tanığı ... beyanında; "Ben taraflar arasındaki ihtilafın başlangıç döneminde bende ...'daki bayilerin sahibiydim, ben ... ile ilişkimi 21 Ocak'da bıraktım, ...'daki ... mağazalarının sahibiyim, ... ana yüklenici olarak bayilerine hedef koyarak bu hedef orantısında prim veriyordu, ...'un koyduğu hedefler yüksek olduğu için davacı bu hedefi tutturamadığı için gelirleri düşüyordu, aynı zamanda bizim işimiz gereği vermiş olduğumuz daha doğrusu yapmış olduğumuz bağlantıları biz yaparız satışı biz yaparız ancak bağlantı ekibi kurar, benim bildiğim kadarıyla davalının sattığı mallar kurdurulmayıp davalının kendi ekipleri tarafından kurulduğu için ve bunlarda sayısal tablolarda hedefin ulaşılmasına engel olduğundan, davacı taraf hiçbir zaman hedefe ulaşamadı, ben ...'un tarafın sürekli bu şekilde işlemler yaptığına şahit oldum, bildiğim kadarıyla davalı taraf zarara uğramıştır, ben taraflar arasındaki genel anlaşmazlıkları bilmem dedi Benim tek bildiğim davacı tarafın davalı tarafın bayisi olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye davalı tarafın kasıtlı olarak uymadığı, özellikle taraflar arasındaki anlaşmanın en önemli kısmı olan satış hedefinin tutturulması konusunda engelleyici faaliyetlerde bulunduğuna şahitlik ederim, benim başkaca bildiğim bir şey yoktur , ayrıca ben şunu hatırladım, davalı davacıdan bayilik sözleşmesine istinaden almış olduğu teminat mektuplarını davacının herhangi bir borcu olmamasına rağmen nakte çevirerek davacının zarar görmesine neden olduğuna şahit olduk," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mali Müşavir Bilirkişi ..., Haksız Rekabet Alanında Uzman Bilirkişi ... ve ... Konusunda Uzman Bilirkişi ... tarafından 14/12/2023 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet raporuna göre; " Heyetimize tevdi edilen dosya münderecatındaki "Protokol" başlıklı ve 04.03.2020 tarihli sözleşmenin 3.4. Maddesi uyarınca davacının, davalıları maddi, manevi ve benzeri hiçbir tazminat talebi yönünden ibra ettiği, İbranın, borçlunun mevcut ve geçerli olan borcunu ifa yükümlülüğünden kısmen veya tamamen kurtulmasını ve borcun bu şekilde sona erdirilmesini amaçlayan ve alacaklı ile borçlu arasında yapılan bir sözleşme niteliği haiz olduğu hususu nazara alındığında bahse konu hüküm uyarınca davacının, cari hesap alacakları saklı kalmak suretiyle, davalıları ibra ettiği ve davalılardan herhangi bir tazminat talebinde bulunmayacağını ikrar ettiğinin, bu yönü ile nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere davacının, davalıyı ibra etmiş olması sebebiyle tazminat talebinde bulunmasının mümkün olmayacağının ifade edilebileceği, Buna karşın Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması; bir başka ifade ile davacının davalıdan tazminat talebinde bulunabilmesi kanaatinde olunması ihtimalinde davacının tazminat talebinde bulunabilmesinin mümkün olabileceği; ancak bu ihtimale binaen açıklamalarımıza davacının maddi tazminat taleplerinin incelenmesi suretiyle devam edilecekse de dosyaya mübrez belgelerden davacının, davalılar tarafından herhangi bir zarara uğrayıp uğramadığı, uğradı ise bu zararın ne miktarda olduğunu tevsik eder bir belgeye rastlanılamadığı, Taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davacı, davalıları tazminat bakımından ibra etmiş olmasına rağmen cari hesap alacakları bu ibradan istisna tutulduğu, bu yönüyle nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere davacının (varsa) davalıdan cari hesap alacağını talep edebileceğinin düşünüldüğü, Bu noktada davacının, cari hesap alacağı bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise bu alacağın hangi miktarda olduğunun tespiti yönünden yapılan incelemelerde; Davacı yan dosyaya sunduğu beyan dilekçesi ile ticari defterlerinin ibrazının mümkün olmadığını, iddialarının ispatı için dosyaya sunulan delillerin yeterli olduğunu bildirmiş olup herhangi bir ticari defter ve belge ibraz etmediğinden davacı şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, Davalı ... A.Ş.’nin 2012, 2013 yılları ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapılmadığı, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 yılları ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davalı yan tarafından dosyaya 16.10.2023 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan belgelerin tetkikinde herhangi bir cari hesap ekstresine rastlanmadığından cari hesap yönünden bir tespit ve değerlendirme yapılamadığı," şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Mali Müşavir Bilirkişi ..., Haksız Rekabet Alanında Uzman Bilirkişi ..., ... Konusunda Uzman Bilirkişi ... ve Telekomünikasyon Alanında Uzman Bilirkişi tarafından 29/04/2024 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet ek raporuna göre; "Taraflar arasında akdedilen prim ve ceza sistematiği ereği davalı tarafların davacı tarafa yansıttığı bedellerin sağlamasının geriye dönük yapılmasının çok zor olduğu, bunların takibinin bayii ve ... arasında kurulu portal üzerinden ve bu sistematik esaslarının girildiği hesap algoritmaları veya programlar ile yapılabileceği değerlendirilmiştir. Bayii iddiaları ile ilgili tanık beyanları da teknik konu olmayıp, hukuki bir konu olduğundan bu konuda değerlendirme sayın mahkemeye bırakılmıştır. Bu durumda kök raporun sonuç kısmında yapılan değerlendirmelerimiz aynen geçerlidir." şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Mali Müşavir Bilirkişi ..., Haksız Rekabet Alanında Uzman Bilirkişi ..., ... Konusunda Uzman Bilirkişi ... ve Telekomünikasyon Alanında Uzman Bilirkişi tarafından 10/02/2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet ikinci ek raporuna göre; "Tarafların önceki bilirkişi heyet raporuna beyanları incelendiğinde önceki raporda ulaşılan tespit ve değerlendirmelerimizin aynen geçerli olduğu sunucuna varılmıştır. Tekrar kısaca belirtmek gerekirse; Taraflar arasında akdedilen prim ve ceza sistematiği ereği davalı tarafların davacı tarafa yansıttığı bedellerin sağlamasının geriye dönük yapılmasının çok zor olduğu, bunların takibinin bayü ve ... arasında kurulu portal üzerinden ve bu sistematik esaslarının girildiği hesap algoritmaları veya programlar ile yapılabileceği değerlendirilmiştir. Tanık beyanları da teknik konu olmayıp, hukuki bir konu olduğundan bu konuda değerlendirme sayın mahkemeye bırakılmıştır. Mali Açıdan; Davacının maddi zarar talebine konu olan “rayiç bedellerin çok üzerinde kiralamalar yapılması, haksız şekilde yüksek hedefler belirlenmesi ve bu nedenle prim kesintileri, geriye dönük kira indirimlerinin davacıya yansıtılmaması, teminat mektubunun haksız şekilde nakde çevrilmesi, yaratılan haksız rekabet koşulları, edimler arasındaki orantısızlık” gibi konular, detaylı ve somut mali veri gerektirdiği, dosyada sunulan belgelerin çoğu, ticari ilişkinin varlığını ve taraflar arasında sözleşmelerin imzalandığını göstermektedir; ancak bu iddiaların mali boyutunu net bir şekilde ortaya koyacak (hesap ekstresi, mukayeseli bilanço, net ciro ve gider kalemleri, emsal kira değerleri, vb.) kanıt ve veri eksikliği mevcut olduğu, Bu nedenle, söz konusu iddiaların mali yönden incelenmesi ve hesaplama yapılması, var olan belge setiyle mümkün olmadığı, özellikle, kira bedellerinin piyasa değerleriyle karşılaştırılması, haksız rekabet koşullarının oluşup oluşmadığı, hedef belirleme süreçleri ve bu hedeflerin dayandığı objektif kriterler, prim kesintilerinin ne şekilde ve ne kadar yapıldığı, teminat mektubunun haksız şekilde nakde çevrilip çevrilmediği ve buna bağlı oluşan zararın ispatı hususunda, somut ve hesaplamaya elverişli ek delillerin sunulması gerekmekte olduğu, tüm bu eksiklikler nedeniyle, taraflar arasındaki ticari ilişki ve dosyadaki belgelerin incelenmesi sonucunda, maddi zarar hesaplamasına dair ayrıntılı bir rakam veya kıyaslama yapmak olanaklı olmadığı ayrıca böyle bir incelemenin yapılması kapsam ve evrak yoğunluğu sebebiyle özel denetim boyutunda yapılabileceği," şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Taraflar arasında imzası inkara uğramayan protokolünün incelenmesinde; ibranamenin altında davacı ve davalıların kaşelerinin ve imzalarının bulunduğu, bu protokolün taraflar arasındaki sözleşmelerden sonra düzenlendiği, protokol kapsamında sözleşmelerin 31/12/2020 tarihi itibariyle sona ereceği ve sözleşmelerin sona ermesine bağlı olarak her ne sebeple olursa olsun davacının ...'den herhangi bir ad altında maddi, manevi ve benzeri hiçbir tazminat talebinde bulunmayacağını, herhangi bir dava açmayacağını beyanla bu hususlarla ilgili ...'i gayrikabili rücu ve kesin olarak ibra ettiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafın 21/01/2021 tarihli sulh ve ibra protokolüne yönelik geçersiz olduğuna ilişkin iddialarının inceleme ve değerledirilmesinde ; davacı taraf söz konusu protokolün gabin baskı ve zorla imzalatıldığını ileri sürmüşlerdir. TTK 18/2. maddesinde de düzenlendiği üzere her tacir basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlüdür. Buna ilişkin kurallar dikkate alındığında davacının sulh ve ibra protokolünün imzalanmasına ilişkin ileri sürdüğü iddialar yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2011/718-2011/8017 ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/4390-2015/14074 sayılı kararları dikkate alındığında dava konusu yapılan sözleşmeden dolayı davalıların ibra edilmesi ve iradesinin fesada uğratıldığına ilişkin iddiası, basiretli tacir gibi davranması gereken davacı şirket yönünden geçerli bir savunma değildir. İbra, 6098 sayılı TBK' nın 132. maddesinde borcu sona erdiren nedenler arasında düzenlenmiştir. Bu maddeye göre borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2. maddesi gereğince de, her tacir ticari işlerine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır.
BK'nun 26.maddesi sözleşme özgürlüğünü düzenlemektedir. Buna göre taraflar bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirleyebilirler. Ancak sözleşme serbestisine hakim olan bu ilkenin bir takım istisnaları da mevcuttur. Kanunun emredici hükümlerine aykırı olan sözleşmeler batıl olduğu gibi irade bozuklukları hallerinde sözleşmenin geçerliliği etkilenmektedir. Davacı tarafta BK'nun 30 ve devamı maddelerinde düzenlenen irade bozuklukları haline dayanmaktadır. Ancak davacı tarafın ileri sürdüğü iddiaları tacir olmanın hüküm ve sonuçlarını düzenleyen maddelerden TTK'nun 18/2.maddesine göre değerlendirmek gerekmektedir. TTK 18/2.maddesi dikkate alındığında davacının feragat ve ibra protokolüne ilişkin ( ki bu taraflar arasında hüküm ve sonuç doğuran bir sözleşmedir) iddiaları BK 28 maddede düzenlenen aşırı yararlanma ve 30 ve devamı maddelerinde düzenlenen irade bozuklukları haline girdiğinden söz etmek mümkün değildir.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı taraf, davalılar ile aralarındaki Bayilik Sözleşmesi'nin uygulanması ve sonrasında sona ermesi kapsamında davalı tarafça davacının haksız rekabete sebebiyet veren uygulamaları, sözleşmenin güçlü olan tarafı olarak yapılan dayatmaları, haksız olarak teminat mektubunun bankadan bozdurulmasına ve buna benzer birçok fiilinden dolayı uğranılan maddi zarara ilişkin maddi tazminat, sözleşmeden kaynaklı alacak ve ticari itibarının zarara uğraması sebebiyle manevi tazminat isteminde bulunmuş, davalı taraf ise taraflar arasındaki sözleşmenin davacı ile karşılıklı imzalanan protokol ve ibra ile sona erdiğini, sözleşmeye aykırı hiçbir fiilinin bulunmadığını, başka bayiler ile yapılan farklı koşullardaki anlaşma ve düzenlemelerin haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, karşılıklı imzalanan protokol sebebiyle davacı tarafın herhangi bir alacak talep hakkının olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiş olup, yargılama sırasında toplanan deliller, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin ticari defterlerini ibraz etmediği bu kapsamda cari hesaba ilişkin herhangi bir tespit yapılamadığı, davalı tarafın incelenen ticari defterlerinde davacı ile herhangi bir cari hesap kaydına rastlanmadığı, yine bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede davacının maddi zarar talebine konu olan “rayiç bedellerin çok üzerinde kiralamalar yapılması, haksız şekilde yüksek hedefler belirlenmesi ve bu nedenle prim kesintileri, geriye dönük kira indirimlerinin davacıya yansıtılmaması, teminat mektubunun haksız şekilde nakde çevrilmesi, yaratılan haksız rekabet koşulları, edimler arasındaki orantısızlık” gibi konular, detaylı ve somut mali veri gerektirdiği, dosyada sunulan belgelerin çoğu, ticari ilişkinin varlığını ve taraflar arasında sözleşmelerin imzalandığını gösterdiği, dosya kapsamında sunulan belgelerin davacının maddi zarar hesaplamasına olanak sağlamadığı sabit olduğundan davacı tarafın sözleşmenin tek taraflı uygulanması iddiasına dayalı uğradığı zarar iddiasının yerinde olmadığı, taraflar arasında düzenlenen sulh ve ibra protokolünün geçerli olduğu ve davacının protokol gereğince dava konusu alacağından feragat ettiği ve protokolün taraflar açısından bağlayıcı olduğu kabul edilerek davacının maddi ve manevi tazminat istemine, sözleşmeden kaynaklı alacağa yönelik eldeki davasını ispata elverişli delillerle ispatlayamaması nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 4.507,85-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ....
e-imzalıdır