T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/672 Esas
KARAR NO: 2024/583
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARŞI DAVA: Tazminat, Cezai Şart Alacağı (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/10/2022
KARŞI DAVA TARİHİ : 27/12/2022
KARAR TARİHİ: 19/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 31/10/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yemek hizmeti satışına dair ticari ilişki kurulduğunu, cari hesap fatura alacağı tahsil edilemeyince müvekkili şirket adına .... İcra Dairesi 2022/... Esas Sayılı dosyasından 24/06/2022 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın icra takibine itiraz ettiğini, itirazın durduğunu, taraflar müteaddit defalar sözleşme ve eki belgeler düzenlediklerini, uyuşmazlığın konusu 18/10/2021 tarihli ... Üye Kuruluş Sözleşmesi olduğunu, anlaşma ve Hizmet Bilgi Formu gereği davalı tarafa verilen yemek hizmeti kapsamında müvekkili şirket nezdinde 18/10/2021-31/05/2022 tarihleri arasındaki cari hesap kayıtlarına göre yemek satışından kaynaklanan faturalar sebebiyle ticari defter ve kayıtlara işlenmiş 1.361.916,36 TL kadar müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, fatura alacaklarından kaynaklı icra takibine itirazında davalı tarafın mezkur sözleşmenin tek taraflı haksız feshi sebebiyle zarara uğradıklarını, sözleşme gereği cezai şartın lehlerine tahakkuk ettiğini savunduğunu, davalının müvekkilinin alacağını ödemekten imtina ettiğini, müvekkilinin davalı tarafa yaklaşık 6 ay boyunca kesintisiz ve anlaşmada öngörülen şekilde hizmet verildiğini, davalı taraf ile anlaşma gereği 5 kap yemek 17,21 TL+KDV fiyatla verilmesi taahhüt edildiğini, müvekkili tarafından anlaşmalarda ahde vefa prensibi kapsamında eksiksiz ve en iyi kalite ile zararına da olsa yemek hizmeti sunulduğunu ve fesih tarihi itibari ile bu durumun sürdürülmesi güncel koşullarda artık yönetilemez hale gelmiş ve devamı halinde müvekkili şirketin ekonomik olarak çöküşüne sebebiyet verecek seviyelere geldiğini, davalı tarafın fiyat artışlarını görmezden gelerek en son ocak ayında yapılan 79 kuruşluk fiyat artışının yeterli olduğunu ve Temmuz 2022 tarihine kadar bu fiyatlarla yemek hizmeti verilmesi gerektiğini savunduğunu, sözleşmenin müvekkili tarafından ....Noterliği 28/04/2022 Tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarı ile feshedilmek zorunda kalındığını, bu nedenlerden dolayı; davanın kabulü ile borca ilişkin itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağa ticari avans faizi işletilmesine, davalı borçlu aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
ASIL DAVAYA CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan 27/12/2022 tarihli asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket, müvekkili şirket ile aktettiği ... Üye Kuruluş Sözleşmesi kapsamında ..., ... ve gibi sektörde lider olarak tanınan, müvekkilin satış anlaşması olan müşteri iş yerlerine yemek hizmeti vermeyi yüklendiğini, 18.10.2021 tarihinde ... Üye Kuruluş Sözleşmesi imzalandığını, her bir işyeri için ayrıca hizmet bilgi formu düzenlendiğini, taraflar ... Üye Kuruluş Sözleşmesi uyarınca her bir iş yeri için hizmet bilgi formu düzenleyerek; hizmet verilecek iş yerini, hizmetin teslim adresini, servis saatini, menüyü, fiyatı, fiyat artış oranı ve zamanlarını, ödeme şeklini vesair diğer hizmetle ilgili unsurları tek tek belirlediklerini, taraflar arasında ayrıca ek protokollerle, çalıştırılan personele ilişkin özlük haklarıyla cezai şarta ilişkin bir takım düzenlemeler yapıldığını, sözleşme imzalanmasının arasından henüz 2,5 ay geçmiş olmasına rağmen, 2022 yılı Ocak ayında ÜFE+ TÜFE/2 oranında davacıdan alınan hizmet bedellerine zam yapıldığını, bununla da yetinilmeyerek 2022 yılı nisan ayı başı itibariyle 17.21 TL+KDV olan yemek ücreti 18 TL +KDV olarak olarak uygulanmak suretiyle ilave zam yapılarak hizmet bedelleri ödendiğini, davacı tarafın 20.04.2022 tarihli yazısıyla sözleşmeye aykırı olacak şekilde tekrar zam talebinde bulunduğunu, davacı tarafın tek taraflı feshinin haklı olmadığını, yaşanan bu fiyat artışının sözleşme süresince devam edeceği taraflarca da öngörüldüğünü, bu nedenlerden dolayı; davacının haksız davasının reddedilmesini, davacının %20 den az olmamak üzere icra inkar ve kötüniyet tazminatıyla sorumlu tutulmasını, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmişlerdir.
KARŞI DAVADA TALEP: Karşı davacı vekili tarafından sunulan 27/12/2022 tarihli karşı dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafın bir yıl süreyle hizmet vermeyi yüklenmiş olmasına rağmen, 29.04.2022 tarihi itibari ile sözleşmeyi tek taraflı ve haksız şekilde sona erdirdiğini, taraflar arasındaki üye kuruluş sözleşmesinin 1-7,1-15,1-16,1-20,1-21,1-23,1-24,2-2 ve 5. Madde hükümleri ile bilgi kayıt formlarındaki hükümlere ve ek protokollere göre davacı taraf haksız fesihten ötürü müvekkili nezdinde doğan menfi ve müspet tüm zararları karşılamakla yükümlü olduğu gibi cezai şart bedellerini de ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirket davacının haksız olarak sözleşmeyi süresinden önce tek taraflı fesh etmesi nedeniyle toplam 3.748.215,51-TL ilave bedel ödeyerek, sözleşme süresi ile sınırlı olarak davacının yüklendiği yemek edimini üçüncü şahıslardan satın almak suretiyle eksiksiz şekilde yerine getirmek zorunda kaldığını, faturaların sözleşmedeki hükümlerle mukayese edilerek değerlendirildiğinde bu zararın somut şekilde gerçekleştiği ve ibraz edilen delillerle ispat edildiği denetlenebileceğini, sözleşmenin 1-20 maddesine göre süresinden önce erken fesih halinde davacı son üç aylık cirosu üzerinden cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, cari hesap ekstresi incelendiğinde ; davacının 2022 Nisan ayındaki cirosu 1.485.785,30 TL, davacının 2022 Mart ayındaki cirosu 1.682.070,92 TL, davacının 2022 Şubat ayındaki cirosu 1.383.629,89 TL olduğunun görüleceğini, Dolayısıyla son üç ayda toplam gerçekleşen ciro miktarı 4.551.483,11 TL. olduğunu, davacı bu bedeli cezai şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu, bu konuda ... Noterliğinin 6.05.2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek davacı tarafın temerrüde düşürüldüğünü, bu nedenlerden dolayı; davacı tarafça tek taraflı ve haksız şekilde, sözleşmenin süresinden önce feshi sebebiyle, hizmetlerin aksamadan yerine getirilmesi amacıyla müvekkili şirket tarafından ilave bedel ödenerek satın alınan hizmetlerden ötürü gerçekleşen zararlarının hesaplanarak fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 TL’lik kısmının dava tarihinden itibaren birikecek ticari avans faiziyle birlikte davacı karşı davalıdan tahsil edilmesine, davacı tarafça tek taraflı ve haksız şekilde sözleşmenin süresinden önce feshi sebebiyle, sözleşmenin 1-20. maddesi uyarınca hesaplanacak cezai şart alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 TL'lik kısmının, davacının temerrüde düştüğü 06.05.2022 tarihinden itibaren birikecek ticari avans faiziyle birlikte davacı karşı davalıdan tahsil edilmesine, sözleşme hükümleri uyarınca hesaplanacak zarar ve cezai şart alacaklarının davacı karşı davalıya ait son hak ediş bedelinden mahsup edilmesine, karşı davaya ilişkin yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davacı karşı davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
KARŞI DAVAYA CEVAP: Asıl davada Davacı karşı davada davalı vekili tarafından sunulan 17/02/2023 tarihli karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı-karşı davacının, karşı dava dilekçesinde toplam 4.551.483,11 TL cezai şart tazminatı alacağı olduğunu iddia ettiğini, bu hususta müvekkiline ihtarname gönderdiğini fakat dava dilekçesinde bu alacağını 100.000 TL olarak daha sonra artırmak üzere sınırladığını, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebileceğini, Türk Borçlar Kanununun 138. maddesinde öngörülen aşırı ifa güçlüğüne ilişkin şartların gerçekleştiğini, cezai şart tazminatı koşullarının oluşmadığını, karşılıklı olmayan cezai şart tazminatına ilişkin sözleşme hükmü geçersiz olup müvekkili sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğunu, davalı-karşı davacının zararı bulunmadığını, bu nedenlerden dolayı; asıl davanın kabulüne, haksız ve hukuka aykırı ikame edilen karşı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER : .... İcra Dairesi 2022/... E. Sayılı dosyası, 18/10/2021 Tarihli Sözleşme ve Ekleri, Hizmet Bilgi Formları, Faturalar, Cari Hesap, E-posta yazışmaları, BA/BS Formları, İhtarnameler, TÜİK Verileri, Emsal Ücret cevap yazıları, tarafların ticari defter ve kayıtları, arabulucu son tutanağı, arabulucu sarf kararı, bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamı.
.... İcra Dairesi'nin 2022/... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... A.Ş. tarafından borçlu ... A.Ş. aleyhine yemek hizmeti kapsamında düzenlenen fatura alacağından kaynaklı 1.361.916,36-TL alacağa ilişkin adi takip yoluyla icra takibi başlatıldığı, borçlu davalı tarafından takibe süresinde yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, icra takibinin derdest olduğu ve itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişiler ... , ve ... tarafından sunulan 12/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN: Davacı şirketin 2021-2022 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğunun, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğunun, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğunun, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunun, davalı şirketin 2021-2022 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğunun, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğunun, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğunun, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunun, davacı şirketin sahibi lehine delili niteliğine haiz ticari defterlerine göre davalı şirketten 1.365.620,28-TL alacaklı olduğunun, davalı şirketin sahibi lehine delili niteliğine haiz ticari defterlerine göre Davacı şirkete 1.334.658,37-TL borçlu olduğunun, taraflara ait ticari defterlerden davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalıya 1.334.658,37-TL borcu olduğu noktasında bir ihtilaf bulunmayıp; ihtilaflı miktarın yalnızca 30.961,91-TL'ye ilişki olduğunun, bu farkın ise davalı/karşı davacı tarafından “giderlerin tıkanması, gider temizliği, iftar yemeği ilavesi, vidanjör bedeli, bozuk yemek verilmesi, sözleşme kapsamında hak edilen komisyon bedel ve noter masrafı” gibi nedenlerle faturalar tanzim edildiğinin, bu faturalara dayanak belgeler bilirkişi incelemesine ibraz edildiğinin ve davalının ilgili faturaları sözleşmeden kaynaklı olarak yansıtma faturası ile usulüne uygun olarak düzenlediğinin, davacı/ karşı Davalı ... Ltd Şti'nin Davalı/ Karşı Davacı ... A.Ş.'nden 1.334.658,37 TL alacaklı olduğunun, ancak davacı-karşı davalının bu alacağı, sözleşmenin haklı sebebe dayanıp dayanmadığından bağımsız olarak davacının elde etmeye hak kazandığı alacak hakkına ilişkin olduğunun, dolayısıyla Mahkemece sözleşmenin davacı-karşı davacı tarafından haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği kanaatinde olunması halinin dahi, davacının bu alacağını talep etmesine engel teşkil etmeyeceğinin,
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN: süreler haricinde fiyat farkı talep etmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla “aşırı ifa güçlüğü” başlıklı TBK m. 138 hükmünün emredici değil, tamamlayıcı hukuk kuralı niteliğini haiz olduğunun, bu nedenle de tarafların sözleşmede aksi yönde hüküm tesis edebilecekleri ve sözleşmenin 1-21. maddesi ile 2-2. maddesi ile bu yönde bir mutabakata vardıkları hususu nazara alındığında, anılan sözleşme hükmüne riayet edilmesi gerektiğinin düşünüldüğünün, bu nedenle de davacının sözleşmeyi feshinin, sözleşme hükmüne aykırılık teşkil etmesi nedeniyle haklı sebebe dayanmadığının düşünüldüğünün, buna karşın Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde davacının sözleşmeyi haklı sebebe dayalı olarak feshettiğinin ifade edilebileceğinin, Mahkemece davacının sözleşmeyi feshinin, sözleşme hükmüne aykırılık teşkil ettiği ve dolayısıyla davalı-karşı davacının, oluşan zararlarının tazminini talep edebileceği kanaatinde olunması ihtimalinde davalı-karşı davacının ilave maliyetler kapsamında 3.748.215,51 TL'lik talepte bulunabileceğinin, sözleşmede davacı-karşı davalının sözleşme ile yemek hizmeti vermeyi taahhüt ettiği müşterilere ilişkin yemek hizmetini sözleşme süresinden önce sona erdirmesi halinde, ...'in uğrayacağı her türlü zarar ve ziyanı tazmin edeceği ve ayrıca son üç ay içinde gerçekleşen ciro tutarını cezai şart olarak ...'e ödemekle yükümlü olacağının kararlaştırıldığının, bu kapsamda sözleşme ilişkisinin davacı-karşı davacı tarafından süresinden önce sona erdirilmiş olması sebebiyle davalı-karşı davacının cezai şart talebinde bulunabilmesinin mümkün olduğunun ifade edilebileceği, davacı-karşı davalının son üç aylık cirosunun ise 4.214.334,20 TL olduğunun, Mahkemece sözleşmenin haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği ve davalı-karşı davacının uğradığı menfi zarar ile cezai şartı talep edebileceği kanaatinde olunması ihtimalinde cezai şartın aşırı olup olmadığı değerlendirilirken, cezaf şartın amacının alacaklının durumunu iyileştirmenin olduğunun göz önünde bulundurulması gerektiğinin, zira aşırı olan cezaf şartın indirilmesi olanağının, zayıf durumda bulunan borçlunun sömürülmesini önlemeye yönelik kamu düzenine ilişkin bir kural olduğunun, Mahkemece sözleşmeye konu cezai şartın davalı-karşı davacı tarafından talep edilebileceği kanaatinde olunması ihtimalinde davacı-karşı davalı şirketin öz sermayesinin +7.725.622,52 TL olduğunun; bu kapsamda Mahkemece ceza koşulunun aşırı olduğunun kabulü halinde konusu ceza koşulunun tamamen kaldırılabileceği veya kısmen indirime tâbi tutabileceği, bununla birlikte Mahkemece cezai koşulun indirilmesi yolunun tercih edilmesi durumunda ise indirimin miktarı konusunda nihai takdir ve kanaatin tamamen ve münhasıran Mahkemeye ait olduğunun, ... firması fiyatları uygun tuttuğunu, sektörden ve yemek sanayicileri dernekleri federasyonundan gelen muadil fiyatlar gözlendiğinin, ... firmasının sözleşme feshinden sonra ... firması tarafından dışarıdan alınan yemek fiyatları piyasa fiyatlarına göre sektör ortalamasında yer aldığının sonuç ve kanaatine varmışlardır.
Bilirkişiler ... tarafından sunulan 25/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN: Davacı şirketin ticari defterlerinde Davalı şirketten 1.365.620,58 TL tutarında alacaklı olduğunun ancak 24.06.2022 tarihinde toplam 1.361.916,36 TL tutarında icra takibini başlattığı görüldüğünü, ancak tarafların ticari defterlerindeki uyuşmazlığın Davalı şirketin Davacı şirkete düzenlediği 30.961,91TL'lik “giderlerin tıkanması, gider temizliği, iftar yemeği ilavesi, vidanjör bedeli, bozuk yemek verilmesi, sözleşme kapsamında hak edilen komisyon bedel ve noter masrafı” gibi nedenlerle faturalartanzim edilmesinden kaynaklı olduğu kök raporda tespit edildiğini, davalı şirket bilirkişi incelemesine faturaların dayanak evraklarını sunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 1-Üye Kuruluşun Hak ve Yükümlülükleri başlığı altında "1-8 Üye Kuruluş, kendi personeli ya da taşeron firma aracılığıyla istihdam ettirdiği personel ile ilgili işbu sözleşmeyle yüklenilerek, yerine getirilen hizmetlerden kaynaklanan; her türlü hukuki, idari ve cezai yükümlülüklerden ve özellikle iş kazalarının hukuki ve cezai neticelerinden tek başına sorumlu olduğunu ve doğmuş ve/veya doğabilecek her türlü hukuki ve/veya cezai sorumluluğu için hiçbir surette ...'e rücu etmeyeceğini, ...'ten bu konuda maddi manevi herhangi bir talepte bulunmayacağını ve herhangi bir şekilde herhangi bir kimse tarafından bu konularda ...'e yöneltilen her türlü talebi hiçbir hüküm istihsaline gerek kalmaksızın derhal ve defaten ödeyeceğini, aksi takdirde; ...' in ödemek zorunda kaldığı bedelin/bedellerin varsa ... nezdinde hak edişlerinden kesilerek mahsup edileceğini, hak edişinden mahsup edildiği halde fazlaya dair tutar var ise derhal nakit olarak tazmin edeceğini, peşinen kabul, beyan ve taahhüt etmiştir.1-9 Üye Kuruluş tarafından istihdam edilen ya da ettirilen personel ve temsilcilerinin, işbu sözleşme ile yüklenilen hizmetin ifası amacıyla ...'in Müşterisine ve 3.şahıslara verecekleri her türlü zararlardan Kuruluş sorumlu olur. Şeklindeki maddeleri dikkate alındığında Davalının düzenlediği yansıtma faturalarının dayanaklarının incelenmesi sonucunda sözleşmeye uygun olarak tanzim edildiği, kök rapordaki görüşümü muhafaza ederek Davacı şirketin 1.365.620,58 TL alacağından 30.961,91 TL tutarının düşüm yapılması gerektiği ve Davacı şirketin Davalıdan 1.334.658,37 TL alacak talebinde bulunabileceği,
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN: Davacı, davalının sözleşmede üstlendiği artışları dahi yerine getirmediğini ileri sürmüş olup; bunun üzerine Sayın Mahkemece heyete taraflar arasındaki sözleşme ve hizmet bilgi formlarında belirlenen ücret artış oranlarının uygulanıp uygulanmadığının tespiti hususunda görevinin tevdi edildiği, heyetimizce yapılan incelemeler neticesinde davalının davacıya ÜFE-TÜFE fiyat artış oranınca yeterince fiyat artış yapmadığının tespit edildiği, öyle ki davalı şirket davacı şirkete sözleşme gereğince 6 ayda bir ÜFE-TÜFE oran ortalamasına göre zam yaparak sözleşmeyi devam ettirmiş olsaydı davalı şirket davacı şirketten toplam 25.294.661,56 TL tutarında yemek alımı yapmış olacaktı ancak davalı şirket 3. Kişilerden toplam 19.809.237,21 TL tutarında yemek alımı yaptığı ve davalı şirketin davacı ... şirketi yerine dava dışı 3. Kişilerden yemek almasından kaynaklı 5.485.424,35 TL tutarında kar yaptığı tespite konu diğer husus olduğu, bu yönü ile davalının sözleşme ile üstlendiği yükümlülüğe aykırı hareket ettiğinin ifade edilebileceği, Bu kabulde ise kanaat Mahkemeye ait olmak üzere davacının sözleşmeyi feshinin, davalının sözleşme hükmüne aykırı hareket etmesi nedeniyle haklı sebebe dayalı olarak feshettiğinin, buna karşın Muhterem Mahkemece aksi kanaate olunması halinde davacının sözleşmeyi haklı sebebe dayalı olarak feshetmediğinin ifade edilebileceği, Mahkemece sözleşmenin davacı tarafından haklı sebeple feshedildiğinin kabulü halinde davalının gerek zarar gerekse de cezai şart talebinde bulunamayacağı, buna karşın Mahkemece sözleşmenin davacı tarafından haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiğinin kabulü halinde davalı gerek zarar gerekse de cezai şart talebinde bulunabileceğinden bir maddede ulaşılan sonucun tersi olarak bu ihtimale binaen davalının net zararının hesaplanması yoluyla devam edildiğinde, Mahkemenizin 08.02.2024 tarihli ara kararı doğrultusunda ve taraflar arasındaki 18.10.2021 tarihinde “... Üye Kuruluş Sözleşmesi” göz önünde bulundurulduğun da fiyat oranlarını ÜFE-TÜFE artışına göre değerlendirildiği, Davalı-Karşı Davacının, Davacı-Karşı Davalıdan 18.10.2022 tarihine kadar hizmet almaya devam etseydi Üfe-Tüfe artışına göre toplam 21.309.801,21 TL tutarında hizmet alacağı, fesih nedeniyle 3. Kişilerden 18.10.2022 tarihine kadar toplam 16.234.260,52 TL tutarında hizmet aldığı , Davalı-Karşı Davacının 3.kişilerden hizmet almasından aynaklı 5.075.540,69 TL kar yaptığı, diğer bir ifade ile Davalı-Karşı Davacının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak birim fiyatlardaki zamları yapmış olsaydı 3. kişilerden erken fesih nedeniyle mal alımından dolayı bir zararının oluşmayacağının tespit edildiğinin, kök raporda hesaplanan ( Kasım 2023 / 14 Gün Dahil) Davalı- Karşı Davacının 3. Kişilerden mal alımından kaynaklı uğradığı zarar yönünden, Davalı-Karşı Davacının, Davacı-Karşı Davalının erken fesih yapmasından kaynaklı oluşan zararından, 3. kişilerden sağlanan %7 komisyon karı düşüldüğünde 3.859.577,85 TL tutarında zarar ettiğinin hesaplandığının, ancak fesih tarihi olarak taraflar arasındaki 18.10.2022 sözleşme tarihinin baz alınması durumunda, Davalı-Karşı Davacının, Davacı-Karşı Davalı yerine anlaşma yaptığı 3.kişilerden sağlanan %7 komisyon karı düşüldüğünde erken fesihten kaynaklı 2.904.934,62 TL tutarında zarar ettiğinin hesap edildiğinin, Cezai şartın hukuki niteliğinin takdirinin ise Mahkemeye ait olmakla birlikte: Mahkemece davacı tarafından sunulan uzman görüşünde belirtilen “taraflar arasındaki sözleşmenin 1-15. maddesinde yer alan yerine getirilmeyen üretim ve hizmetin üçüncü kişiler eliyle temin edilmesine dair hükmün “nama ifa” niteliğinde olduğu, Taraflar arasındaki sözleşmenin 1-20. maddesinde düzenlenen ceza koşulunun hukuken ifa yerine talep edilebilecek ceza koşulu olduğu ve hiçbir ihtimalde aynı sözleşmenin 1-15. Maddesinde düzenlenen ilave masraf zararlarıyla birlikte talep edilemeyeceği” yönündeki sonucun kabulünde davalının cezai şartla birlikte kar mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olmayacağının, Mahkemece kök raporda ifade edildiği üzere sözleşmenin 1.20. maddesi nazara alınarak davacı-karşı davalının sözleşme ile yemek hizmeti vermeyi taahhüt ettiği Müşterilere ilişkin yemek hizmetini sözleşme süresinden önce sona erdirmesi halinde, ...'in uğrayacağı her türlü zarar ve ziyanı tazmin edeceği ve ayrıca son üç ay içinde gerçekleşen ciro tutarını cezai şart olarak ...'e ödemekle yükümlü olacağı yönündeki sonucun kabulünde davalının cezai şartla birlikte kar mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olacağının sonuç ve kanaatine varmışlardır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava; asıl davacı tarafından davalı borçlu aleyhine taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin başlatılan icra takibine yönelik İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali, karşı davacı tarafından açılan sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tazminat ve cezai şart alacağı istemine ilişkindir.
Davacı taraf, taraflar arasındaki yemek hizmeti sözleşmesi kapsamında davalı şirkete verilen hizmet bedellerinin ödenmediğini, ücret artışı taleplerinin davalı tarafından olumlu karşılanmadığını, artan maliyetlerden dolayı ticari faaliyetin sürdürebilmesi için sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini, davalının sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasıyla zarara uğradıkları ve cezai şart alacağının bulunduğu gerekçesiyle cari hesap alacaklarını ödemediğini, bu nedenle aralarındaki hizmet sözleşmesi kapsamında davalıya verilen hizmet bedellerinden kaynaklı alacağa ilişkin başlattıkları icra takibine yönelik yapılan haksız itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini, sözleşmenin haklı sebeple feshedilmiş olması nedeniyle karşı davadaki taleplerin reddini talep etmiştir.
Davalı taraf ise davacı tarafın 20.04.2022 tarihli yazısıyla sözleşmeye aykırı olacak şekilde tekrar zam talebinde bulunduğunu, davacı tarafın tek taraflı feshinin haklı olmadığını, yaşanan bu fiyat artışının sözleşme süresince devam edeceğinin taraflarca da öngörüldüğünü, bu nedenlerden dolayı; davacının haksız davasının reddedilmesini, sözleşmenin haksız feshinden dolayı hizmeti başka yerden temin etmeleri nedeniyle uğradıkları zarara ilişkin tazminatın ve cezai şart alacağına yönelik karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava konusu .... İcra Dairesi'nin 2022/... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Ticaret A.Ş. tarafından borçlu ... A.Ş. aleyhine yemek hizmeti kapsamında düzenlenen fatura alacağından kaynaklı 1.361.916,36-TL alacağa ilişkin adi takip yoluyla icra takibi başlatıldığı, borçlu davalı tarafından takibe süresinde yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, icra takibinin derdest olduğu ve itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Asıl ve karşı dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup asıl davacı tarafça dosyaya sunulan 22/07/2022 tarihli ve karşı davacı tarafça dosyaya sunulan 06/07/2022 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanakları ile asıl ve karşı davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların görüşme sonrası anlaşamadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu ihtilaf itirazın iptaline ilişkin asıl dava nedeniyle taraflar arasındaki yemek tedarik hizmetine ilişkin sözleşme kapsamında davacı tarafın davalıdan cari hesap ve faturaya dayalı alacağının olup olmadığı alacaklı olup olmadığı, varsa alacak miktarı, alacak istemine ilişkin karşı dava nedeniyle taraflar arasındaki yemek tedarik hizmetine ilişkin sözleşmenin davacı tarafça haksız feshedilip edilmediği, davalı-karşı davacı tarafın davacı-karşı davalıdan cezai şart alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamında bulunan deliller üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi kök raporunda yapılan incelemeler sonucunda; asıl dava yönünden; davacı/ karşı Davalı ... Ltd Şti'nin Davalı/ Karşı Davacı ... A.Ş.'nden 1.334.658,37 TL alacaklı olduğunun, ancak davacı-karşı davalının bu alacağı, sözleşmenin haklı sebebe dayanıp dayanmadığından bağımsız olarak davacının elde etmeye hak kazandığı alacak hakkına ilişkin olduğunun, dolayısıyla Mahkemece sözleşmenin davacı-karşı davacı tarafından haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği kanaatinde olunması halinin dahi, davacının bu alacağını talep etmesine engel teşkil etmeyeceği, karşı dava yönünden; süreler haricinde fiyat farkı talep etmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla “aşırı ifa güçlüğü” başlıklı TBK m. 138 hükmünün emredici değil, tamamlayıcı hukuk kuralı niteliğini haiz olduğunun, bu nedenle de tarafların sözleşmede aksi yönde hüküm tesis edebilecekleri ve sözleşmenin 1-21. maddesi ile 2-2. maddesi ile bu yönde bir mutabakata vardıkları hususu nazara alındığında, anılan sözleşme hükmüne riayet edilmesi gerektiğinin düşünüldüğünün, bu nedenle de davacının sözleşmeyi feshinin, sözleşme hükmüne aykırılık teşkil etmesi nedeniyle haklı sebebe dayanmadığının düşünüldüğünün, buna karşın Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde davacının sözleşmeyi haklı sebebe dayalı olarak feshettiğinin ifade edilebileceğinin, Mahkemece davacının sözleşmeyi feshinin, sözleşme hükmüne aykırılık teşkil ettiği ve dolayısıyla davalı-karşı davacının, oluşan zararlarının tazminini talep edebileceği kanaatinde olunması ihtimalinde davalı-karşı davacının ilave maliyetler kapsamında 3.748.215,51 TL'lik talepte bulunabileceğinin, sözleşmede davacı-karşı davalının sözleşme ile yemek hizmeti vermeyi taahhüt ettiği müşterilere ilişkin yemek hizmetini sözleşme süresinden önce sona erdirmesi halinde, ...'in uğrayacağı her türlü zarar ve ziyanı tazmin edeceği ve ayrıca son üç ay içinde gerçekleşen ciro tutarını cezai şart olarak ...'e ödemekle yükümlü olacağının kararlaştırıldığının, bu kapsamda sözleşme ilişkisinin davacı-karşı davacı tarafından süresinden önce sona erdirilmiş olması sebebiyle davalı-karşı davacının cezai şart talebinde bulunabilmesinin mümkün olduğunun ifade edilebileceği, davacı-karşı davalının son üç aylık cirosunun ise 4.214.334,20 TL olduğunun, Mahkemece sözleşmenin haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği ve davalı-karşı davacının uğradığı menfi zarar ile cezai şartı talep edebileceği kanaatinde olunması ihtimalinde cezai şartın aşırı olup olmadığı değerlendirilirken, cezaf şartın amacının alacaklının durumunu iyileştirmenin olduğunun göz önünde bulundurulması gerektiğinin, zira aşırı olan cezaf şartın indirilmesi olanağının, zayıf durumda bulunan borçlunun sömürülmesini önlemeye yönelik kamu düzenine ilişkin bir kural olduğunun, Mahkemece sözleşmeye konu cezai şartın davalı-karşı davacı tarafından talep edilebileceği kanaatinde olunması ihtimalinde davacı-karşı davalı şirketin öz sermayesinin +7.725.622,52 TL olduğunun; bu kapsamda Mahkemece ceza koşulunun aşırı olduğunun kabulü halinde konusu ceza koşulunun tamamen kaldırılabileceği veya kısmen indirime tâbi tutabileceği, bununla birlikte Mahkemece cezai koşulun indirilmesi yolunun tercih edilmesi durumunda ise indirimin miktarı konusunda nihai takdir ve kanaatin tamamen ve münhasıran Mahkemeye ait olduğunun, ... firması fiyatları uygun tuttuğunu, sektörden ve yemek sanayicileri dernekleri federasyonundan gelen muadil fiyatlar gözlendiğinin, ... firmasının sözleşme feshinden sonra ... firması tarafından dışarıdan alınan yemek fiyatları piyasa fiyatlarına göre sektör ortalamasında yer aldığı tespit edilmiştir.
Mahkememizin 08/02/2024 tarihli celsesinde düzenlenen kök rapor karar vermeye yeterli görülmediğinden; taraf vekillerinin bilirkişi kök raporuna yönelik itiraz ve beyanları değerlendirilmek ve karşılanmak, davacı-karşı davalı vekili tarafından sunulun hukuki mütalaa da değerlendirilmek suretiyle taraflar arasındaki sözleşme ve hizmet bilgi formlarında belirlenen ücret artış oranlarının uygulanıp uygulanmadığının tespiti ile ayrıca davalı-karşı davacı ...'ın sözleşmenin feshinden kaynaklı zarar iddiasına yönelik bilirkişi kök raporunun 27. sayfasında yapılan; “Davacı-karşı davalının sözleşme ilişkisini sona erdirmesi sebebiyle hizmetin üçüncü ki gördürülmesi kapsamında ödenen bedel” ile “sözleşme ilişkisi devam etseydi davalı-karşı dava davacı-karşı davalıya ödeyeceği bedel” arasındaki farka ilişkindir. Dolayısıyla bu noktada davacının üçüncü kişilere ödediği ve somut olay ile bağlantılı olan ödemelerin, sözleşme ilişkisi devam etse idi davacı-karşı davalının elde edeceği bedelden mahsubu gerektiği" yönündeki tespit kapsamında davalı-karşı davacının uğradığı zararın tespiti için taraflar arasındaki sözleşmenin devamı halinde sözleşme koşulları kapsamında davalı-karşı davacı tarafından davacı-karşı davalıya yapılması gereken hizmet bedelinin de hesaplanarak tespiti ile davalı-karşı davacının üçüncü kişilere ödediği bedelden mahsubu sağlanarak net zarar tespiti yapılması hususunda ek rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek rapora göre; asıl dava yönünden; Davalının düzenlediği yansıtma faturalarının dayanaklarının incelenmesi sonucunda sözleşmeye uygun olarak tanzim edildiği, kök rapordaki görüşümü muhafaza ederek Davacı şirketin 1.365.620,58 TL alacağından 30.961,91 TL tutarının düşüm yapılması gerektiği ve Davacı şirketin Davalıdan 1.334.658,37 TL alacak talebinde bulunabileceği, karşı dava yönünden; Davacı, davalının sözleşmede üstlendiği artışları dahi yerine getirmediğini ileri sürmüş olup; bunun üzerine Sayın Mahkemece heyete taraflar arasındaki sözleşme ve hizmet bilgi formlarında belirlenen ücret artış oranlarının uygulanıp uygulanmadığının tespiti hususunda görevinin tevdi edildiği, heyetimizce yapılan incelemeler neticesinde davalının davacıya ÜFE-TÜFE fiyat artış oranınca yeterince fiyat artış yapmadığının tespit edildiği, öyle ki davalı şirket davacı şirkete sözleşme gereğince 6 ayda bir ÜFE-TÜFE oran ortalamasına göre zam yaparak sözleşmeyi devam ettirmiş olsaydı davalı şirket davacı şirketten toplam 25.294.661,56 TL tutarında yemek alımı yapmış olacaktı ancak davalı şirket 3. Kişilerden toplam 19.809.237,21 TL tutarında yemek alımı yaptığı ve davalı şirketin davacı ... şirketi yerine dava dışı 3. Kişilerden yemek almasından kaynaklı 5.485.424,35 TL tutarında kar yaptığı tespite konu diğer husus olduğu, bu yönü ile davalının sözleşme ile üstlendiği yükümlülüğe aykırı hareket ettiğinin ifade edilebileceği, Bu kabulde ise kanaat Mahkemeye ait olmak üzere davacının sözleşmeyi feshinin, davalının sözleşme hükmüne aykırı hareket etmesi nedeniyle haklı sebebe dayalı olarak feshettiğinin, buna karşın Muhterem Mahkemece aksi kanaate olunması halinde davacının sözleşmeyi haklı sebebe dayalı olarak feshetmediğinin ifade edilebileceği, Mahkemece sözleşmenin davacı tarafından haklı sebeple feshedildiğinin kabulü halinde davalının gerek zarar gerekse de cezai şart talebinde bulunamayacağı, buna karşın Mahkemece sözleşmenin davacı tarafından haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiğinin kabulü halinde davalı gerek zarar gerekse de cezai şart talebinde bulunabileceğinden bir maddede ulaşılan sonucun tersi olarak bu ihtimale binaen davalının net zararının hesaplanması yoluyla devam edildiğinde, Mahkemenizin 08.02.2024 tarihli ara kararı doğrultusunda ve taraflar arasındaki 18.10.2021 tarihinde “... Üye Kuruluş Sözleşmesi” göz önünde bulundurulduğun da fiyat oranlarını ÜFE-TÜFE artışına göre değerlendirildiği, Davalı-Karşı Davacının, Davacı-Karşı Davalıdan 18.10.2022 tarihine kadar hizmet almaya devam etseydi Üfe-Tüfe artışına göre toplam 21.309.801,21 TL tutarında hizmet alacağı, fesih nedeniyle 3. Kişilerden 18.10.2022 tarihine kadar toplam 16.234.260,52 TL tutarında hizmet aldığı , Davalı-Karşı Davacının 3.kişilerden hizmet almasından aynaklı 5.075.540,69 TL kar yaptığı, diğer bir ifade ile Davalı-Karşı Davacının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak birim fiyatlardaki zamları yapmış olsaydı 3. kişilerden erken fesih nedeniyle mal alımından dolayı bir zararının oluşmayacağının tespit edildiğinin, kök raporda hesaplanan ( Kasım 2023 / 14 Gün Dahil) Davalı- Karşı Davacının 3. Kişilerden mal alımından kaynaklı uğradığı zarar yönünden, Davalı-Karşı Davacının, Davacı-Karşı Davalının erken fesih yapmasından kaynaklı oluşan zararından, 3. kişilerden sağlanan %7 komisyon karı düşüldüğünde 3.859.577,85 TL tutarında zarar ettiğinin hesaplandığının, ancak fesih tarihi olarak taraflar arasındaki 18.10.2022 sözleşme tarihinin baz alınması durumunda, Davalı-Karşı Davacının, Davacı-Karşı Davalı yerine anlaşma yaptığı 3.kişilerden sağlanan %7 komisyon karı düşüldüğünde erken fesihten kaynaklı 2.904.934,62 TL tutarında zarar ettiğinin hesap edildiğinin, Cezai şartın hukuki niteliğinin takdirinin ise Mahkemeye ait olmakla birlikte: Mahkemece davacı tarafından sunulan uzman görüşünde belirtilen “taraflar arasındaki sözleşmenin 1-15. maddesinde yer alan yerine getirilmeyen üretim ve hizmetin üçüncü kişiler eliyle temin edilmesine dair hükmün “nama ifa” niteliğinde olduğu, Taraflar arasındaki sözleşmenin 1-20. maddesinde düzenlenen ceza koşulunun hukuken ifa yerine talep edilebilecek ceza koşulu olduğu ve hiçbir ihtimalde aynı sözleşmenin 1-15. Maddesinde düzenlenen ilave masraf zararlarıyla birlikte talep edilemeyeceği” yönündeki sonucun kabulünde davalının cezai şartla birlikte kar mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olmayacağının, Mahkemece kök raporda ifade edildiği üzere sözleşmenin 1.20. maddesi nazara alınarak davacı-karşı davalının sözleşme ile yemek hizmeti vermeyi taahhüt ettiği Müşterilere ilişkin yemek hizmetini sözleşme süresinden önce sona erdirmesi halinde, ...'in uğrayacağı her türlü zarar ve ziyanı tazmin edeceği ve ayrıca son üç ay içinde gerçekleşen ciro tutarını cezai şart olarak ...'e ödemekle yükümlü olacağı yönündeki sonucun kabulünde davalının cezai şartla birlikte kar mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olacağının sonuç ve kanaatine varmışlardır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı ile arasındaki yemek hizmeti sözleşmesi kapsamında davalıya verilen hizmet bedellerinin ödenmemesi nedeniyle hizmet bedellerinden kaynaklı alacağa ilişkin başlatılan icra takibine yapılan haksız itirazın iptali talep edilmiş, davalı taraf ise davacının haksız fiyat artış talebinde bulunduğunu, sözleşme gereği gerekli artışların yapıldığını buna rağmen davacının sözleşmeyi tek taraflı haksız feshettiğini, bu nedenle hizmeti farklı firmadan tedarik etmelerinden dolayı zararlarının doğduğunu ve sözleşme gereği cezai şart alacağının bulunduğunu bu nedenle asıl davanın reddi karşı davanın kabulü gerektiğini savunmuş olup, taraflar arasında akdedilen 18/10/2021 tarihli yemek tedarik hizmetine ilişkin ... üye kuruluş sözleşmesi ve üye işyerleriyle ilgili hizmet bilgi formlarının düzenlendiği, bu sözleşme ve bilgi formları ile verilecek hizmetin koşulları, niteliklerinin ve yemek ücreti ile ücrete yapılacak artışların ayrıntılı şekilde belirlendiği, davacı tarafça 20.04.2022 tarihli yazıyla artan maliyetlerden dolayı hizmetin devamı için yemek ücretlerinde artış talep edildiği, davalı tarafça bu talebin olumlu karşılanmaması üzerinde davacı tarafça davalıya gönderilen .... Noterliği'nin 28/04/2022 tarih ve yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talep edilen yemek ücret artışının yapılmaması nedeniyle sözleşmenin mevcut koşullarda devam etmesi şirketin ekonomik mahvına neden olacağından TBK 138. maddesi gereğince 29/04/2022 tarihinden geçerli olmak üzere sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.2 maddesine göre; davalı ... tarafından fiyat artışlarının müşteri için düzenlenen hizmet bilgi formunda yazılı olan dönemlerde ve oranda yapılacağının belirlendiği, müşteri bazlı hizmet bilgi formlarında da fiyat artışının 6 ayda bir Üfe Tüfe ortalamasında (Ocak 2022 tarihinde üfe tüfe ortalamasında zam uygulanacaktır denildiği, düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi ek raporunda da tespit edildiği üzere davalı hizmet alan tarafından sözleşme ve hizmet bilgi formlarında belirlendiği şekilde 6 ayda üfe tüfe ortalamasında fiyat artışının sağlanmadığı, Ocak 2022 de artış yapılacağı belirlenmesine rağmen belirlendiği şekilde fiyat artışının gerçekleştirilmediği, ihtilaf konusu dönemde davacının verdiği hizmete ilişkin işçilik ve malzeme fiyatlarında ciddi artışlar olduğunun bilinen bir gerçek olduğu, davacının malzeme fiyat artışından etkilenmemek için verdiği hizmetin türü gereği hemen bozulacak türdeki malzemeyi stoklamasının ve muhafaza etmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle doğal olarak fiyat artışlarından etkilendiği, davacının fiyat artış talebinin olumlu karşılanmaması durumunda hizmet karşılığı ödenecek yemek ücretinin hizmet sağlayan davacının maliyetlerini karşılamasının mümkün olmadığı, davalı-karşı davacı taraf ek rapordaki 12 aylık üfe-tüfe ortalaması hesaplamasına itiraz ederek itiraz beyanında 6 aylık üfe-tüfe ortalaması olan %52 üzerinden artışın hesaplanması gerektiğini ileri sürmüş ise de davalı hizmet alan tarafından itirazında ileri sürdüğü %52 oranından daha az oranında yemek ücretinde artış yapıldığı açık olup, davacı tarafın artan maliyetler karşısında hizmeti sürdürmesi ekonomik olarak mümkün olmadığından, sözleşmede belirlenen ve gerekli ücret artışının yapılmaması nedeniyle davacı tarafın davalı ile arasındaki sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, ihtilafa konu sürekli edim içeren sözleşme yönünden TBK 138. maddesindeki sözleşmeden dönmeye ilişkin koşulların davacı hizmet veren şirket açısından gerçekleştiği ve davacının sözleşmeyi tek taraflı feshinin haklı nedene dayandığı sabit olduğundan, düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davacının davalıya verdiği hizmetten doğan cari hesap alacağının 1.334.658,37-TL olduğu ayrıca davalının sözleşmenin haksız feshi gerekçe göstererek zarara uğradığı ve cezai şart alacağı olduğundan bahisle cari hesap borcunu ödememesinin haksız olduğu anlaşıldığından, davacı tarafça açılan asıl davanın kısmen kabulü ile; Davacı-karşı davalı tarafın başlattığı ... İcra Dairesi'nin 2022/... Esas sayılı icra dosyasına yönelik borçlu davalı tarafından 1.334.658,37-TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin belirtilen miktar yönünden takip talebinde belirtilen koşullar üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın likit ve takibe itirazın haksız olması nedeniyle asıl alacağın (1.334.658,37-TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine ve davalı-karşı davacı tarafça sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasıyla uğranılan zarar ve cezai şart alacağına ilişkin karşı davanın sözleşmenin yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davacı tarafça haklı nedenle feshedildiği sabit olduğundan dolayı feshe kendi kusuruyla sebep olan davalı-karşı davacının zarar ve cezai şart talebinde bulunması mümkün olmadığından dolayı haksız karşı davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı-karşı davalı tarafça açılan ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜ ile;
a) Davacı-karşı davalı tarafın başlattığı .... İcra Dairesi'nin 2022/... Esas sayılı icra dosyasına yönelik borçlu davalı tarafından 1.334.658,37-TL asıl alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin belirtilen miktar yönünden takip talebinde belirtilen koşullar üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
b) Asıl alacağın (1.334.658,37-TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine,
2- Davalı-karşı davacı tarafça açılan KARŞI DAVANIN REDDİNE,
3- Davacı-karşı davalı tarafça asıl dava açılırken yatırılan peşin harcın alınması gereken 91.170,51-TL harçtan mahsubu ile bakiye 74.721,96-TL karar harcının borçlu davalı-karşı davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
4- Davalı-karşı davacı tarafça karşı dava açılırken yatırılan peşin harçtan maktu 427,60-TL karar harcının mahsubu ile fazla yatırılan 2.987,90-TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalı-karşı davacı tarafa iadesine,
5- Tarafların asıl davaya ilişkin zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca asıl davada zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin asıl davadaki haklılık durumuna göre 1.528,78-TL'sinin davalı-karşı davacıdan, 31,22-TL'sinin davacı-karşı davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
6- Tarafların karşı davaya ilişkin zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca karşı davada zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin davalı-karşı davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
7- Davacı-karşı davalı tarafından asıl dava açılırken yatırılan 80,70-TL başvurma harcı, 16.448,55-TL peşin harç olmak üzere toplam 16.529,25-TL harç giderinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalı tarafa verilmesine,
8- Davacı-karşı davalı tarafça asıl davaya ilişkin yargılamanın yürütülmesi nedeniyle yapılan 24 adet tebligat-posta gideri 710,50-TL, bilirkişi ücreti 12.000,00-TL olmak üzere toplam 12.710,50-TL yargılama giderinin asıl davanın kabul ve red durumuna göre 12.456,10-TL'sinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı-karşı davalı üzerinde bırakılmasına,
9- Davalı-karşı davacı tarafça karşı davaya ilişkin yargılamanın yürütülmesi nedeniyle yapılan bilirkişi ücretinden oluşan 8.000,00-TL yargılama giderinin davalı-karşı davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
10- Davacı-karşı davalı taraf asıl davaya ilişkin yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen nispi 176.812,42-TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalı tarafa verilmesine,
11- Davalı-karşı davacı taraf asıl davaya ilişkin yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine,
12- Davacı-karşı davalı taraf karşı davaya ilişkin yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen nispi 32.000,00-TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalı tarafa verilmesine,
13- Taraflarca yatırılan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra kullanılmayan kısmının yatıran ilgili tarafa resen iadesine,
Dair; davacı-karşı davalı vekilinin ve davalı-karşı davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/09/2024
Başkan ...
e-imza*
Üye ...
e-imza*
Üye ...
e-imza*
Katip ...
e-imza*
*Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.