T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/362 Esas
KARAR NO :2026/476
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:12/06/2023
KARAR TARİHİ:07/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; 01/08/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yolcu konumunda bulunan müvekkilinin ağır yaralandığını ve kalıcı maluliyete uğradığını, kazaya ilişkin ceza dosyasında alınan kusur raporunda müvekkilinin tali, karşı tarafın ise asli kusurlu bulunduğunu ancak müvekkilinin tüm kusurun davalı tarafa ait olduğunu ileri sürerek yeni bir kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, kaza sonrası müvekkilinin çeşitli hastanelerde tedavi gördüğünü, dava öncesinde davalı kuruma başvuru yapıldığını ve arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, müvekkilindeki maluliyet oranına ilişkin farklı hastanelerden alınan raporlar arasında çelişkiler bulunduğunu ve bu nedenle yeniden maluliyet raporu alınması gerektiğini, kazaya karışan aracın trafik sigortası poliçesi bulunmadığından tazminat ödemekle yükümlü olanın davalı kurum olduğunu belirterek, gerçek zarar miktarının tespiti ile sürekli/kalıcı iş gücü kaybı, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri için şimdilik toplam 250 TL maddi tazminatın başvuru tarihini takip eden 8. iş gününden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davacının dayandığı maluliyet raporunun 2 yıl süreli olarak düzenlendiğini, müvekkil kurum tarafından yapılan itiraz neticesinde alınan yeni sağlık kurulu raporuna göre davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiğini, bu nedenle davanın esastan reddinin gerektiğini, müvekkil kurumun sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli olan teminat limitleri ve araç sürücüsünün kusur oranıyla sınırlı olduğunu, davacının yolcu olarak bulunduğu traktörün çamurluğunda seyahat etmesinin trafik mevzuatına aykırı olduğunu ve bu durumun müterafik kusur teşkil ettiğini, tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosunun ve %1,8 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatlarının Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğunda olduğunu, davacının kaza tarihinde 16 yaşında olması sebebiyle gelir kaybına uğramasının mümkün olmadığını, öte yandan kaza anında hatır taşıması mevcut olduğundan tazminattan hakkaniyete uygun oranda indirim yapılması gerektiğini, usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından müvekkil kurumun temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili talep arttırım dilekçesinde özetle: Bilirkişi raporu doğrultusunda HMK madde 107 uyarınca sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatlarını kapsayacak şekilde dava değerinin 436.025,30 TL tutarına artırıldığını, artırılan tutarın KTK madde 99 gereğince davalıya müracaat tarihini takip eden 8. iş günü bitiminden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
DELİLLER: .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/... esas sayılı dosyası, ... Üniversitesi ... Hastanesinin davacı hakkında düzenlediği 08/02/2023 tarihli maluliyet raporu, ... Şehir Hastanesinin davacı hakkında düzenlediği 27/04/2023 tarihli maluliyet raporu, ... plakalı araca ait ... numaralı hasar dosyası, tedavi evrakları, SED araştırma raporu, SGK kayıtları, ATK Trafik İhtisas Dairesinin 29/11/2023 tarihli kusur raporu, ATK 2. İhtisas Kurulunun 18/12/2025 tarihli maluliyet raporu, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/08/2020 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı traktörün devrilmesi sonucunda traktörde yolcu olan davacının ağır yaralandığını ve kalıcı iş göremezliğe neden olduğunu belirterek bu nedenle belirsiz alacak davası olarak 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL geçici bakıcı gideri, 50,00 TL bakıcı ve bakım giderinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığını, poliçe teminat limitinin 410.000,00 TL olduğunu, davalının kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden dolayı sorumlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 05/06/2023 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesinde; motorlu araçların trafik sigortası yatırmalarının zorunlu olduğu, ... Hesabı Yönetmeliği'nin 9. maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için ... Hesabı'na başvurulabileceği öngörülmüştür. ... Hesabı'na başvurulabilecek hallere ilişkin olarak, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesinde "Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar" düzenlemesine yer verilmiş; Aynı mahiyetteki düzenleme, ... Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesinde de yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle ... Hesabı'na husumet yöneltilebilmesi için bedensel zarara yol açan aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu sigortasının yapılmamış olması gerekmektedir.
.... Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/... Esas sayılı dosyasının incelemesinde; ... hakkında katılan ...'ın trafik kazası nedeniyle taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan dolayı kamu davasının açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 27/09/2022 tarihli 2022/549 K. Sayılı kararı ile TCK 89/1 ve TCK 89/2-a-b-e maddeleri uyarınca neticeten 9.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 16/11/2022 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine dair kesin kararı ile kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce alınan ATK Trafik İhtisas Kurulunun 29/11/2023 tarihli raporunda sürücü ... idaresindeki traktör ile olay mahalli mevkide seyrini, aracının teknik özellikleri, mahal özellikleri ile yük durumunu dikkate alarak taşıt yolu içerisinde kalacak ve emniyetli olacak şekilde sürdürmesi gerekirken anılan bu hususa riayet etmeksizin seyrettiği sırada kendi sevk ve idare hatası ile direksiyon hakimiyetini kaybederek seyrine göre sağ taraftan yol dışı kalması sonucu meydana gelen olayda %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, düzenlenen raporun dosya kapsamına ve ceza dosyasına ve olayın oluş şekli ile uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.
Somut olayda; davacı yolcu ...'ın sürücü ... idaresindeki traktörün çamurluğunda kendi can güvenliğini tehlikeye atar vaziyette yolculuk yaptığı, zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52. maddesi gereğince Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasına karar verilmiştir.
Hatır taşımaları da bir menfaat karşılığı olmadığı hallerde bu gibi taşımalarda kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51.madde hükmü uyarınca (benzer düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesinde de mevcuttur) tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından söz edebilmek için de yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemli olduğu gibi yarar ekonomik olabileceği gibi ortak toplumsal yararları da ilgilendirilebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişinin (sürücü) bir çıkarı veya yararı bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Dava konusu trafik kazasında davacının, traktörün sürücüsü ...'ın tarlasına yonca taşımak için gittiği ve yoncaları paketledikten sonra dönüş yolunda kazanın meydana geldiği, traktör sürücüsünün ekonomik yararı olduğu anlaşılmakla hatır taşımasının bulunmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir.
ATK 2. İhtisas Kurulunun 08/10/2024 tarihli maluliyet raporuna göre ...'ın 01.08.2020 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliği, Sindirim Sistemi; Tablo 3, Sınıf 1: %10, Kas İskelet Sistem; Alt Ekstremite, Tablo 3.3 %5, Tablo 3.33 Siyatik Sinir %75 x 4/5 = %60, Baltazard Formülü (%5 + %60) = %62, Tablo 3.2 %31, Balzard Formülü (%31 + %10) = %37.9 olduğuna göre; kişinin tüm vücut engellilik oranının %38 (yüzdeotuzsekiz) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği, kişinin başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 6 (altı) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği tespit edilmiştir.
ATK 2. İhtisas Kurulunun 08/10/2024 tarihli maluliyet raporuna göre ...'ın 01.08.2020 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirilmesinde; yer almayan cetvel, şekil ve tabloların yer aldığı 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kapsamında yapılan değerlendirilmesinde; Sindirim Sistemi; Tablo 3, Sınıf 1: %10, Kas İskelet Sistem; Alt Ekstremite, Tablo 3.3 %5, Tablo 3.33 Siyatik Sinir %75 x 4/5 = %60, Baltazard Formülü (%5 + %60) = %62, Tablo 3.2 %31, Balzard Formülü (%31 + %10) = %37.9 olduğuna göre; kişinin tüm vücut engellilik oranının %38 (yüzdeotuzsekiz) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği, kişinin başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 6 (altı) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği, söz konusu engel oranı 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğinin EK-3 kısmında bulunan ...’in mevzuatla uyumu arandığında kullanılacak tablo dikkate alındığında, Hareket Gelişim Alanı: EMG: Sağda siyatik sinirin kubiler dalının diz altında total, diz üstünde parsiyel, posterior tibial dalının parsiyal aksonal dejenerasyonu ile uyumlu olduğu, küçüğün özel gereksinimi vardır" şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği,01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 17/02/2022 tarihli 2021/8548 E- 2022/2770 K sayılı ilamı) Kazanın 01/08/2020 tarihinde meydana geldiği ve ATK 2. İhtisas Kurulunun 08/10/2024 tarihli maluliyet raporunun 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri kullanılarak düzenlendiği ve düzenlenen raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır.
Dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş olup aktüer bilirkişinin 05/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ‘nin 2021/4391 E. , 2021/5518K. Sayılı ve benzer kararları da dikkate alınarak yaşam tablosu olarak TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı, dava dışı SGK tarafından davacıya rücuya tabi Geçici İş Göremezlik ödemesi yapılmadığı görülmüş olup, davacının hesaplanan Geçici İş Göremezlik zararından bu açıdan herhangi bir tenzil yapılmadığı, davacı ... ‘ın davalı tarafın %100 kusuru esas alınarak geçici bakıcı gideri zararının 21.771,90 TL, geçici iş göremezlik zararının 4.253,40 TL, vergi istisnası asgari ücrete göre sürekli iş göremezlik zararının 6.623.839,66 TL, vergi istisnası dahil asgari ücrete göre sürekli iş göremezlik zararının 6.906.943,10 TL olduğu" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Aktüerya bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın Yargıtay 17. HD' nin 2020/2598 E. 2021/34 K 14.01.2021 tarihli kararı ve T.C. Yargıtay 17. HD. 2019/3292 E. 2021/1848 K. 24.02.2021 tarihli doğrultusunda, TRH 2010 Yaşama Tablosu ve progresif rant yöntemi olarak adlandırılan hesaplama yöntemi dikkate alınarak düzenlendiği, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre zarar gören davacının asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiğini ispatlayamadığı sürece geliri; bilinen geçmiş dönem için kaza tarihi ile tazminat hesap raporunun hazırlandığı tarih arasında geçen süre boyunca değişen asgari ücretler ile gelecek aktif dönem için tazminat hesap tarihinde geçerli asgari ücret, gelecek pasif dönem için ise AGİ (vergi istisnası / İadesi) dâhil edilmemiş asgari ücret olacağından; bu nedenle pasif dönem için vergi istisnası dahil edilmemiş asgari ücretin dikkate alınması gerektiği Mahkememizce kabul edilmiş olup sürekli iş göremezlik zararı yönünden bilirkişi raporunda hesap edilen 6.623.839,66 TL, geçici iş göremezlik zararı yönünden bilirkişi raporunda hesap edilen 4.253,40 TL ve geçici bakıcı gideri yönünden bilirkişi raporunda hesap edilen 21.771,90 TL davacının zararının olduğu ve zarar miktarları üzerinden %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmıştır. Kaza tarihi itibariyle poliçe teminat limiti 410.000,00 TL olduğundan sürekli iş göremezlik zararı bakımından poliçe teminat limiti üzerinden karar verilmiştir.
İhbar olunan ... tarafından davacının ihbar olunanlar ... ve ...'a karşı açılan şahsi haklarından feragat ettiğine ilişkin Suriye Arap Cumhuriyeti tarafından onaylanan 11/02/2025 tarihli yeminli tercüme edilmiş belgeyi dosyaya sunduğu, HMK'nun 224. Maddesine göre; yabancı devlet makamlarınca hazırlanan resmi belgelerin Türkiye'de bu vasfı taşıması, belgenin verildiği devletin yetkili makamı veya ilgili Türk konsolosluk makamı tarafından onaylanmasına bağlı olduğunun düzenlendiği, Suriye'nin Lahey Apostil Sözleşmesine taraf olmamasından dolayı Suriye'de düzenlenen resmi belgeler için konsolosluk tasdik sürecinin uygulandığı ancak ihbar olunan tarafından düzenlenen resmi belgede sadece devletin yetkili makamının onayı olduğu konsolosluk tasdikinin bulunmadığı anlaşılmakla söz konusu belgenin Türkiye'de geçerli olmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacı vekili 04/05/2026 tarihli talep arttırım dilekçesi ile dava değerini 436.025,30 TL olarak dava değerini belirli hale getirdiği, tamamlama harcını yatırdığı ve talep arttırım dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Temerrüt ve faiz yönünden ise; davaya konu edilen zarar doğurucu haksız fiil, trafik kazası şeklinde gerçekleşmiş olup, haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Ancak haksız fiil faili olan sürücünün eylemi sonucu oluşan zararla ilgili, araç işleteninin sorumluluğunu teminat altına alan trafik sigortacısının, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve sigortacının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Davacı tarafın, davadan önce başvurusunun bulunmadığı durumda ise, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Davacının 12/01/2021 tarihinde davalı ... Hesabına başvuru yaptığı ve 8 iş günü sonrası 25/01/2021 tarihi olduğundan 25/01/2021 tarihinde temerrüde düştüğü ve trafik kazasına neden olan araç hususi araç olduğundan yasal faiz istenebileceği Mahkememizce kabul edilmiştir.
TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davacının müterafik kusur indirimi sonucu 410.000,00-TL sürekli iş göremezlik, 3.402,72-TL geçici iş göremezlik ve 17.417,52 TL geçici bakıcı giderinden kaynaklanan tazminatı olmak üzere toplam 430.820,24-TL tazminatın, temerrüt tarihinden 25/01/2021 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 29.429,33-TL karar harcından daha önceden yatırılan toplam 1.669,90-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 27.759,43-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 68.931,24 -TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 179,90-TL başvuru harcı, 1.490,00-TL tamamlama harcı ve 179,90-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.849,80-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 10.000,00-TL Bilirkişi, 13.195,00-TL ATK fatura bedeli, 2.507,56-TL davacının hastane masrafları ve 4.038,00-TL posta giderinden ibaret toplam 29.740,56-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, davacı vekili ve ihbar olunan ...'ın yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.07/07/2026
Katip ...
e-imzalı*
Hakim ...
e-imzalı*